"Özgür Şahiner" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Şahiner" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Özgür Şahiner

Yol ayrımı

10 Ekim 2019

Özellikle 5 ve 6. haftalar, yönetimler ve teknik adamların geleceği açısından kritik bir eşik gibi duruyor. Bu süreci en az hasarla atlatan kulüpler, yoluna mevcut teknik kadroları ile devam ederken, puan olarak geride kalmış, yıpranmış ekipler, değişim düğmesine basıp, teknik ekiplerini yeniliyor. Yönetimler üzerindeki baskı artıyor...

Geride kalan sezon, bu süreci en sancılı geçiren takım Fenerbahçe’ydi. Bu sezon aynı sancıları Beşiktaş yaşıyor. Kayserispor, zincirin koptuğu ilk zayıf halka oldu. Hem başkan hem teknik direktör istifa etti. Denizlispor teknik adamı ile yollarını ayırdı. Trabzonspor, Başakşehir, Göztepe ve Antalyaspor gibi takımlar, korku tünelinden geçtiler. Milli maç arasında, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği için çanlar çalıyor, Çaykur Rizespor da endişe içinde.

OLUMSUZ GİDİŞ UNUTULUR

Yabancı oyuncu kuralının tanıdığı hak ile kadrosunu büyük ölçüde yenileyen takımlar için ligin başındaki dönem elbette daha zorlu. Oyuncular; kenti, birbirini, ligi, rakipleri, hakemleri ve şartları tanımak için zamana ihtiyaç duyar. Oyun anlayışının rayına oturması, takımların temposunu, ritmini bulması için de süre gerekir. Bu da yaklaşık 7-8 haftayı bulur. Bugün, birçok takımın teknik adamı yaşanan bu zorluğa dikkat çekiyor.
Teknik adam değişikliğinin, işlerin iyi gitmediği takımlarda olumlu etki yaptığı doğrudur. İyi örnekler, her zaman öne çıkarıldığı ve gündeme daha çok getirildiği için, olumsuz sonuçlar nedense ya çabuk unutulur, ya da üzerinde bile durulmaz. Kulüpteki havayı değiştirmeye yönelik operasyon yapıp, teknik adam konusunda istikrarlı olamayan birçok kulüp, sonrasında daha büyük sorunlarla karşılaşmış, işin içinden çıkamamıştır.

ŞANS MI ŞANSSIZLIK MI ?

Sezon başında takım alan teknik direktörlerin; yönetim ve kulüpteki isimlerle oyuncu kadrosunu kurma, transferi beraber yapma, plan ve programı birlikte hazırlama gibi şansı vardır. İşler, 5-6 hafta sonunda iyi gitmezse, dalgalanmalar ve kırılmalar kaçınılmazdır. Bu tür krizlerin ardından gelen teknik adamlar ise hem şanslı hem de şanssızdır. Çünkü transfer dönemi kapanmıştır. Kendileri ya da yönetimce belirlenen yerlere oyuncu takviyesi, ara döneme kadar mümkün olmadığından, şanssızdırlar. Ancak, kritik eşik geçildiğinden; takımların kıvamını bulması, oyuncuların adaptasyon sürecini biraz daha geliştirmesi ve saha içi dengelerin oturmaya başlaması, şanslı yanlardır. Bu dönemde görev alacak teknik adamlar, “Takımı ben kurmadım, sezon başı hazırlıklarında ben yoktum, doğru planlama yapılmamış” gibi sözlerle, kendilerini rahatlıkla korumaya alabilir. Zor zamanlarda göreve gelecek isimlere gösterilecek sabır, daha uzun sürelidir.

BARDAĞIN HANGİ TARAFI ?

Yazının devamı...

Zaman gerek

29 Ağustos 2019

Sosyal medyadaki taraftar yorumlarında, takıma neredeyse düştü gözüyle bakılıyor. Daha iki maç geride kalmışken, böyle bir teslimiyet, ne Gençlerbirliği’nin adına ne da kültürüne yakışır. Evet, takım iki maçtır iyi oynamıyor, beklentilerin uzağında ve fikstürü de zorlu. Ancak eleştiri yaparken, kırmadan, dökmeden ve umutları erkenden tüketmeden, ortak akılla hareket etmek daha mantıklı değil mi? Önce şunu kabul etmek gerek ki Gençlerbirliği Süper Lig tecrübesine sahip bir kulüp olsa da bir yıl ara verip yeniden döndüğü kulvarda doğal olarak bazı sıkıntılar yaşıyor. Büyük oranda yenilenen kadronun, uyum sorununu çözmesi, yabancı oyuncuların; ligi, rakipleri, futbolumuzu ve hakemleri tanıyıp, ritmini bulması için biraz zamana ihtiyacı var.
Transferler eleştirilebilir, oyun anlayışına tepki gösterilebilir fakat bazı detayları da atlamamak gerekiyor. Sezonun ilk maçına çıkmaya hazırlanırken, savunmanın en önemli ismi olan Yıldırım Mert’in, (Bonservis bedeli ile ilgili tartışmalara daha sonra değineceğim) Roma’ya gitmesi, önemli bir kayıp değil mi ?

EKSİK KALMAK BÜYÜK DERT

Geçmişte, bir kişi eksilmek takımlar için çok büyük dezavantaj gibi durmuyordu ancak günümüz futbolunda bu fark kendini çok açık şekilde belli ediyor. Son şampiyon Galatasaray, o güçlü kadrosu ile çıktığı Denizli’de, 10 kişi kalınca, maçı 2-0 kaybetmedi mi? Aynı Galatasaray, 50 bine yakın taraftarı önünde öne geçtiği maçta, oyuncusu atılınca Konyaspor ile berabere kalmadı mı ? Üstelik, Seri, kırmızı kart gördüğünde, oyunun 75. dakikasıydı. Galatasaray kendi sahasında öndeydi ve maçın bitimine 15 dakika kalmıştı. Tecrübeli ve yıldızlar topluluğu takım bile eksik kalınca, kısa süreyi eritip, galibiyeti koruyamadı. Gençlerbirliği, Çaykur Rize maçını 55 dakika, bir, Gazişehir müsabakasını ise yaklaşık 65 dakika, iki oyuncu eksik oynadı. Burada, futbolcuların büyük hataları, acemilikleri ve dikkatsizlikleri, ne derseniz deyin hepsi vardı ancak hakemlerin de kartlar konusunda cömert oldukları tartışmaya çok açıktı.

Yazının devamı...

Kırmızı alarm

28 Ağustos 2019

Süper Lige bir yıl aranın ardından yeniden dönen Gençlerbirliği, ilk iki haftanın ardından hem oyun hem de skor olarak beklentilerin uzağında kalırken, oyuncularının kırmızı kart görmesi sonucu ağır bir fatura ile karşılaştı. Ligin ilk haftasında Çaykur Rizespor’a kendi evinde 1-0 yenilen Gençlerbirliği, yeni transferi Flavio Ramos’un kırmızı kartla oyun dışı kalması nedeni ile o mücadelede yaklaşık 55 dakikayı bir kişi eksik oynamak zorunda kalmıştı. Başkent ekibi, 2. haftanın kapanış müsabakasında ise ligin yeni ekibi Gazişehir Gaziantep’e deplasmanda 4-1 kaybederken yine kırmızı kartların bedelini ödedi. Gençlerbirliği’nde Ahmet Oğuz 27, Polomat da 38. dakikada kırmızı kart görüp, arkadaşlarını yalnız bıraktı. Sahada kalan oyuncular, uzatmalarla birlikte yaklaşık 70 dakika eksik mücadele edip, ayakta kalmaya çalıştı.



HAKEMİN İLK SÜPER LİG DENEYİMİ

Gazişehir ile Gençlerbirliği arasında oynanan maçı yöneten hakem Atilla Karaoğlan yönetimi ve kararları ile tepki çekti. Süper Ligde ilk kez maça çıkan Karaoğlan, kritik pozisyonları iyi süzemedi. VAR’a gidilen anlarda, kararların çok geç alınması da sahadaki hakem ile bilgisayar başındakiler arasındaki iletişimin iyi kurulamadığını gösterdi. İki haftayı sıfır puanla geçen Gençlerbirliği’nde dikkat çekici nokta, takımın eksik kaldıktan sonra verdiği reaksiyondu. Kırmızı-siyahlılar, hem Çaykur Rize hem de Gazişehir Gaziantep maçlarında, eksik oynarken çok daha etkili ve dirençli bir görüntü sergiledi. Özellikle, genç oyuncular; Arda, Berat, Rahmetullah ve Soner’in çırpınışları, yabancılara ve takımda ağabey olarak öne çıkanlara, aidiyet duygusunu göstermesi açısından örnek olacak nitelikteydi.

Yazının devamı...

Hacettepe rüzgarı

9 Ağustos 2019

Satılacak mı, kapanacak mı diye akıbeti merak edilen Hacettepe kulübü, genel kurulunu yaptı ve Nedim Yıldırım başkanlığındaki yeni yönetim, kolları sıvayıp işe koyuldu. Gençlerbirliği’nin başkanı Murat Cavcav, babası duayen başkan İlhan Cavcav’ın ikinci büyük mirasına sahip çıkarak (İlhan Cavcav, Hacettepe’yi her zaman ayrı bir yere koyar, genç oyuncuları evlatları gibi severdi) önemli ve değerli bir adım attı. Bir geleneği devam ettirip, başkanlığı döneminde tarihi bir sorumluluğu yerine getirdi. Daha önce, Hacettepe ile ilgili olumsuz bir karar alınırsa, bunun en büyük zararını Gençlerbirliği’nin göreceğini belirtmeye çalışmış, uzun vadede, kırmızı-siyahlı ekibe ağır bir fatura çıkabileceğini vurgulamıştım. 21 yaş altı liginin uygulamadan kaldırıldığı, ekonomik cendereye sıkışmış kulüplerin borç batağından kurtulmak için alt yapıya dört elle sarıldığı bu dönemde, Gençlerbirliği’nin ‘altın madeni gibi işleyen cevherden’ kendi iradesi ile vazgeçmesi, kolay izah edilecek bir durum olmazdı. Elbette, iki kulübü mali anlamda idare etmek zordur. Ancak, küçük de olsa bir gelire sahip Hacettepe’nin Beştepe’ye yüklediği maliyetin, altından kalkılamayacak kadar ağır olduğunu sanmıyorum. Daha da önemlisi, Gençlerbirliği’ne oyuncu olarak sağladığı katkının, maliyetinin çok üzerinde olduğu ortada. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Gençlerbirliği’nin şu anki kadrosunda yer alan ve yıldızı parlayan Mert Yıldırım, Berat, Rahmetullah, Taha ve Ubeyd gibi isimler, bir süre önce Hacettepe’de oynuyordu. Daha bu sezonun başında 7-8 oyuncu Hacettepe’den alınıp Gençlerbirliği’ne kaydırıldı. Son 10 yılda transfer olup, Gençlerbirliği’ne önemli bonservis bedelleri getiren bir çok futbolcu, Hacettepe’den yetişti.

YOL HARİTASI ÖNEMLİ

Hacettepe’nin yarışmacı bir takım kurma, büyük iddia taşıma gibi öncelikli bir hedefi olmamalı. O yönde bir yatırıma da ihtiyacı yok. Hacettepe, asıl görevi olan oyuncu yetiştirmeye daha fazla odaklanmalı. Futbol adımlarını Beştepe’de atmaya başlayan ya da genç yaşta farklı kentlerden transfer edilen oyuncular, burada kendilerini geliştirmeli. O isimlerin, maç tecrübesi kazanması, ligin çetin şartlarına kendilerini hazırlaması anlamında Hacettepe, bir geçiş yeri, bir basamak tahtası olmalı. Bu kulüp, bunu geçmişte çok başarılı bir şekilde yerine getirdi, bundan sonra da getirmeye devam etmeli. Bu anlayışın para ile ölçülemeyeceği gerçeği iyi değerlendirilmeli. Bugün herkes altyapı ile ilgili olarak Altınordu’yu konuşuyor ancak Türkiye Liglerindeki her kategoride ve neredeyse bütün takımlarda, Beştepe’den yetişmiş ya da yolu Beştepe ile bir şekilde kesişmiş oyuncuların görev yaptığı unutulmamalı.

HAVAYI BİLEN İSİMLER

Yazının devamı...

Hacettepe ve sorumluluk

22 Temmuz 2019

Bu aşamada, alt yapılar daha büyük önem kazanırken, yöneticiler ve teknik adamlar, bu alana farklı gözle bakıp, ağırlığı bu yöne vermeye başladı. Tam da bu dönemde, futbol federasyonunun geçmişte alınan, 21 yaş altı ligini kaldırma kararını uygulamaya koyması, açıkçası kafaları karıştırdı. Alt yapıya en büyük yatırım yapan ekiplerden Gençlerbirliği’nde de bu gelişmelerin yansımalarını görüyoruz. Beştepe’nin arka bahçesi konumundaki Hacettepe’de iç açıcı olmayan şeyler yaşanıyor. Mor-beyazlılar, genel kurulunu ertelerken, sürecin sıkıntılı ilerlediği ortada. Bir süredir, Hacettepe adının satılacağı iddia ediliyor. Daha vahimi ise kulübün kapatılacağı yönündeki söylentilerin açıktan dillendirilmesi. Kulüp içindeki kişisel çatışmaların ve fikir ayrılıklarının bu düşünceyi körüklediği ancak en önemli etkenin, kardeş kulübün yüklediği ekonomi nedeniyle, ağabey konumundaki Gençlerbirliği’nin çarkı döndürmekte zorlandığı yönünde. Hacettepe’nin yıllık 7 milyon TL civarındaki maliyeti, Süper Ligden düştükten sonra ekonomisi daralan, naklen yayın gelirinde süren belirsizlik nedeni ile mali planlamada sorun yaşayan ve kongreden borçlanma yetkisi isteyen Gençlerbirliği’ni kara kara düşündürüyor.
Hacettepe’nin, lig fikstürüne girmesi, mücadele içinde olacağı, genel kurulunu toplayamaması, yönetime talip bir başkanın çıkmaması ise futbol arenasından çekileceği şeklinde yorumlanıyor. Beştepe’de, bir grup, kulüp faaliyetlerine son verilmesini isterken, bir başka grup devam edilmesi konusunda, başkan Murat Cavcav’ı ikna çabasında. İkinci grupta olanların iddiası, kulübün maliyetinin abartıldığı şeklinde...

YILDIZLARIN YUVASI

Sonuçta kararı verecek olan Murat Cavcav ve ekibi. Adım atılırken, hesabın uzun vadede iyi yapılması, sağlıklı düşünülmesi, derinlemesine tartışılması ve sonrasında pişman olunmaması önemli. Gençlerbirliği, özellikle duayen başkan İlhan Cavcav’ın başlattığı alt yapı hamlesi ile Türk futboluna büyük yıldızlar kazandırdı. Beştepe’nin kapısından giren binlerce çocuk içinden birçoğu, orada kendini geliştirip, farklı takımlara gitti. Genç yaşta transfer edilen kimi isimsiz kahramanlar, Beştepe’de kendini gösterme fırsatı buldu. Birçok isim, futboldaki ön lisansını Hacettepe’de yapıp, yüksek lisansını tamamlamak için Gençlerbirliği’ne geçti. Oradan mezun olanlar, Türkiye’nin farklı liglerindeki kulüplerinde kendilerine yeni kapılar açtı. Bunları, göz ardı etmemek gerek. Geçen sezon Gençlerbirliği’nin şampiyon kadrosunda yer alan; Rahmetullah, Berat, Mert gibi isimler, Hacettepe’de futbolunu olgunlaştırıp, Gençlerbirliği’ne adım atarken, kırmızı-siyahlıların geleceği oldu. Temmuz’un başında, 6-7 genç oyuncu, Hacettepe’den alınıp, Gençlerbirliği’nin Erzurum’daki kampına, yeni yıldız adayları olarak götürüldü. Bu örnekler, karar aşamasında iyi değerlendirilmeli diye düşünüyorum...
Federasyon 21 yaş altı ligini kaldırmışken, büyük kulüpler kadrosunda yer veremediği gençleri oynatacak pilot takımlar ararken, Gençlerbirliği’nin kendi değerini, bir çırpıda gözden çıkarmasının, ileride olumsuz sonuçlar doğuracağı inancındayım. Kapanma gibi bir durum olursa buna ancak bindiği dalı kesmek denir. Bu tutum, adında genç olan bir kulübün, mirasını, kendi elleriyle tüketmesi, bir kültürü bitirmesi anlamına gelir. Tarihi bir sorumluk da mevcut yöneticilerin üzerinde kalır...

Yazının devamı...

Altyapı ve hayaller

17 Temmuz 2019

Teknik ekibine aldığı antrenörlerden biri, “Hocam izin verin, her gün alt yapıdan farklı bir kaleciyi idmana çıkarayım” der. Hoca kabul eder. Böylece 3 genç kaleci, değişik günlerde antrenmana çıkar. 4. günkü antrenmana yeni bir isim gelir. Teknik direktör, çift kale maçta, alt yapıdan gelen ismin, kaleyi korumasını ister. Genç çocuk, o gün çok iyi oynar. Sonra, teknik direktör yardımcı antrenörüne dönüp, “Tamam” der. “Bu çocuk bizimle kalıp idmanlara devam etsin. Bundan sonra alt yapıdan kaleci gelmesin.”
Böylece, genç kalecinin önünde yeni ufuklar açılır. Henüz 17 yaşındadır. Takımda, kendisinden tecrübeli 3 isim daha vardır.
Gençtir, ancak yeteneğine güvenmektedir. Sıranın kendisine geleceğine inandığı için sabırla ve inatla çalışmaya devam eder. Belki A takımda direk oynama şansı bulamaz ancak alt yaş gruplarında A.Gücü’nün kalesini başarıyla korur, performansı dikkatli gözlerden kaçmaz.
A.Gücü’nün, Süper Lige dönüş yolundaki kadrosunda hep vardır ama kendisini tam anlamıyla gösterme fırsatı gelmez. Bir gün tarihi fırsat önüne çıkar. Takım, artık Süper Ligdedir fakat durumu iyi değildir. Yeni gelen teknik direktör, ilk maç öncesinde, ‘Hazırlan kaleye sen geçeceksin’ der. O an ki heyecanından gözüne uyku girmez. İlk maç, hem takımı hem de kendisi adına tam bir hayal kırıklığıdır. Morali bozulur, canı sıkılır... En büyük destek, böylesi zor maçta kaleyi teslim eden hocasından gelir. “Sonuç ne olursa olsun, bizim tamımın kalesini korumaya devam edeceksin. Kendini bırakma. Ben, senin yeteneğini ve kaliteni biliyorum” diyerek, talebesine güven verir. O güvenle birlikte, sonraki süreçte başarılı maçlar çıkarır, takımını ayakta tutan isimlerden biri olur. Yükselen grafiği onu artık başka kulvarlara taşır. Türkiye’nin gündemine oturur.

O BEN DEĞİLİM

Yazının devamı...

Süre daralırken beklenti artıyor

15 Temmuz 2019

Ankaragücü’nün olağanüstü genel kurul ilk toplantısı 22 Temmuz’da yapılacak. Bu tarihte çoğunluk sağlanamayacağı için sonucun alınacağı kongre 30 Temmuz’da olacak. Sarı-lacivertlilerin birçok genel kurulu, heyecanlı, tartışmalı ve gerilimli geçtiğinden, şu anki süreçte yaşananlar, bu genel kurulun da çok konuşulacağını gösteriyor. Hem Türk futbolu hem de Ankaragücü’nün önünde zorlu bir dönem olduğundan, bu kongreden çıkacak sonuç, bundan sonrası için büyük önemde. Seçim nasıl biter bilemem ancak şifreleri iyi okumak, analizi iyi yapmak gerekiyor. Ankaragücü’nde sandığa giden yolu, geçen sezon deplasmanda oynanan ve 4-0 kaybedilen Sivasspor maçı sonrasında, teknik direktör İsmail Kartal’ın, yönetimi istifaya davet eden açıklamasının açtığı söyleniyor. Aslında, Mehmet Yiğiner ve ekibinin, o bildiriden daha önce kulüp üzerinde bazı girişimleri bildikleri kanaatindeyim. O dönem, Ankaralı tanınmış iş adamlarına, yeni oluşumda yer alıp alamayacakları önerisi götürülürken, Gençlerbirliği ile adı özdeşleşmiş bir isme de teklifte bulunulması, bu işin ciddiyetini ve evveliyatını gösteriyor.

YİĞİNER YALNIZ KALIYOR

Yiğiner ve ekibi, kulübü kapanma noktasından alıp bugünlere getirmesine, 2 kez şampiyonluk sevinci yaşatmasına ve 6 yıl aradan sonra takımı Süper Lige taşımasına rağmen, taraftar desteğini kaybetmiş durumda. 6-7 yıllık süreçte, zaman zaman çatışan, zaman zaman orta yolu bulup, uzlaşı içinde yürüyen iki taraf arasındaki bağ, yakın dönemde koptu. Taraftarın, ligde kalışın garantilendiği Sivasspor maçında takım 3-0 galipken yönetimi istifaya davet etmeleri, sonraki süreçte, yönetimin karşısındaki oluşumun yanında yer almaları ve başkan adayı Murat Ağcabağ’ın adaylık toplantısına katılmaları, Yiğiner’in bu konuda yalnız bırakıldığının işareti.


Yazının devamı...

Gençler kongreyi bekliyor

12 Haziran 2019

Gençlerbirliği’nde kongre rüzgarı etkisini göstermeye başladı. Duayen Başkanı İlhan Cavcav’ın isminin verildiği sezonda, küme düşerek büyük bir hayal kırıklığı yaşayan, bir yıl aranın ardından yeniden Süper Lige dönen Gençlerbirliği, yeni başkan ve yönetimini 16 Haziran 2019 Pazar günü yapacağı genel kurulda seçecek.
Mevcut yönetim, genel kurul sürecini sessiz sedasız bir şekilde yürütürken, yol arkadaşları ile fikir ayrılığı yaşayıp muhalif tarafa geçen isimler ise başkan Murat Cavcav ve ekibinin, mali ve idari anlamdaki politikalarının hesabını sormaya hazırlanıyor.
Ankara’da yayın yapan yerel bir gazetenin 23 Mayıs’taki sayısında genel kurul ilanını veren Gençlerbirliği yönetimi, 9 Haziran’da yapılacağı duyurulan ilk toplantıdan, 2 gün önce ajans kanalı ile bu bilgiyi paylaşıp, üyelere kongre çağrısı yaptı. Bununla ilgili yapılan değerlendirmede ise ilk toplantıda çoğunluk sağlanmasının mümkün olmadığı ileri sürülüp, kulüp delegelerinin boştan yere zamanlarını ayırmasının istenmediği belirtildi.
9 Haziran Pazar günü İlhan Cavcav Tesisleri’ndeki ilk toplantı, yeterli çoğunluk sağlanamadığı için yapılamazken, kongre 16 Haziran günü katılımcı sayısına bakılmaksızın Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Şalonu’nda gerçekleşecek.



Yazının devamı...