"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

Fikret Bila

NATO’yla YPG’nin ilişkisi nasıl olur?

27 Mayıs 2017

Karşılıklı sert açıklamaların yapıldığı süreçte, “Türkiye AB’den kopuyor mu, AB Türkiye ile ilişkiyi kesiyor mu” soruları, yerini bir yumuşama sürecine bırakmış görünüyor. Türkiye ve AB bir
yıllık yol haritası üzerinde anlaştı. Türkiye’nin tam üyelik süreci açısından bir yıl içinde karşılıklı olarak atılacak adımlar belirleyici olacak.

TÜRKİYE’NİN SAVUNDUĞU GÖRÜŞ

Brüksel’de alınan en önemli kararlardan biri de NATO’nun, DEAŞ’la mücadelede koalisyona katılmasıdır.

DEAŞ’la mücadeleye NATO’nun katılması Türkiye’nin öteden beri savunduğu bir görüştü.

Bu görüş karara dönüştü ama çok geç dönüştü.

Türkiye’nin DEAŞ’la mücadelede ve özellikle Rakka operasyonunda, PKK-PYD-YPG’nin değil, ABD ile Türkiye’nin veya NATO güçlerinin devreye sokulması gerektiği tezi kabul görmedi.

ABD, Türkiye veya diğer NATO güçleri yerine PYD-YPG’yle çalışmayı tercih etti. Şimdi, Türkiye’nin itirazına rağmen YPG’yi silahlandırmaya, ağır silahlar da vermeye devam ediyor. PKK-PYD-YPG cephesi, Suriye’de ABD askeri yerine savaşmasının bedelini ise siyasi olarak tahsil etmek istiyor. Önce Suriye’nin kuzeyinde egemenlik kurmak ve sonraki aşamalarda PKK’nın bağımsız devlet projesi için çalışmak.

Yazının devamı...

Türkiye söz değil sonuca bakacak

18 Mayıs 2017

Erdoğan’ın bu amaçla geldiğini bilen Pentagon, planlarının bozulmasını önlemek için Beyaz Saray’a “YPG ile yola devam edecekleri” kararını önceden açıklatmıştı.

Trump’ın bu kararını değiştirmesinin çok zor olduğunu bilerek Washington’a gelen Erdoğan ve beraberindeki heyet, bu konuda istediği sonucu alamadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye hareketinden önce sorularımızı yanıtlarken, “DEAŞ’la mücadeleyi ve Rakka operasyonunu birlikte yapalım” önerisini tekrarladığını ancak Trump ve yönetiminin bu öneriye yanaşmadığını “Maalesef” vurgusuyla açıkladı.

Washington, çok önceden yaptığı “PYD-YPG tercihini”, Türkiye’nin uyarı ve önerilerine rağmen değiştirmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rakka’nın çoktan kuşatıldığını da belirterek, ABD’nin kararını verdiğinin anlaşıldığını da ifade etti.

Yazının devamı...

Erdoğan ile Trump zirvesi kırılma noktası olacak

15 Mayıs 2017

Türkiye, Çin ve Rusya ile birlikte ‘Yeni İpek Yolu’nun üç hâkim faktöründen biri. Anadolu, baştan başa altyapı yatırımlarıyla modern İpek Yolu’nda yeni bir köprü olacak. Kars’tan Edirne’ye kadar demiryolu ve hızlı trenlerle 21’inci yüzyılın İpek Yolu yeniden döşenecek.

Pekin’de bir kulağımız yeni İpek Yolu’ndayken, bir kulağımız da yarın Beyaz Saray’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılacak görüşme öncesi değerlendirmelerdeydi. Nitekim dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelttiğimiz soruların çoğunluğu bu görüşmeyle ilgiliydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar bu zirvenin Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini belirleyeceğini de gösteriyordu.

 

KIRILMA NOKTASI

Erdoğan’ın yanıtlarından anlıyoruz ki, yarın Beyaz Saray’da gerçekleşecek zirveden ne karar çıkarsa çıksın, bir ‘kırılma noktası’ niteliği taşıyacak.

Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’ı, YPG’yi silahlandırma kararından vazgeçirebilirse bu, Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlenmesine yol açacak bir kırılma noktası olacak.

Aksine Trump kararından vazgeçmez ise bu kez de iki ülke açısından zaten iyi seyretmeyen ilişkilerin daha da kötü yönde kırılmasına neden olacak.

 

Yazının devamı...

'Memleket için güzel bir iş yapmanın rahatlığı içindeyim'

8 Mayıs 2017

KARIŞMAMIZ DOĞRU DEĞİL

(CHP’deki parti içi tartışmalar) Önemli değişimlerden sonra CHP’de bu hep oluyor; yeni bir durum değil. Seçimler sonrasında CHP’de mutlaka sesler yükseliyor. Bugün yaşananlar da onun tekrarından ibaret. CHP’nin iç meselelerine bizim karışmamız doğru değil. Zaten yeterince karışıklar. Bir de biz kalabalık etmeyelim.

(Astana Zirvesi’nde Türkiye-Rusya-İran arasında mutabakata varılan çatışmasızlık bölgeleri Türkiye’nin istediği bölgeler mi) Çatışmasızlık bölgesi olarak şu anda öngörülen, Hatay’ın güneyinde İdlib’i de kapsayacak şekilde belirlenen bölge esas alınıyor. Orada rejim güçleriyle diğerleri arasında sürekli ateşkes ihlal ediliyordu. Amaç bunları önlemek. Başarılı olursa diğer bölgelere yaygınlaştırılarak uygulanabilir. Başarılı olmasını ve kalıcı barışa katkıda bulunmasını umuyoruz. YPG konusundaki hassasiyetimiz belli. YPG ve benzeri unsurlara alan açacak çalışmalara müsaade etmeyiz.

(Suriye’de siyasi çözümden kastedilen nedir)  Siyasi çözümden maksat; terör grupları dışındaki grupların bir araya gelmeleri ve toprak bütünlüğü içinde bir arada yaşadıkları bir Suriye’dir.

UÇ SİYASETLER MERKEZE YANAŞACAK

(Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyareti sırasında Türkiye, Beyaz Saray’a ne önerecek)  Önereceğimiz şeyler belli. Sır değil. Biz başından beri PYD-YPG gibi örgütleri terör örgütü olarak görüyoruz. Bu örgütlerin müttefik ABD tarafından Suriye’de DAEŞ’le mücadelede kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bunu başından beri söylüyoruz. Bizim teklifimiz “Beraber yapalım” şeklindedir. Bize söyledikleri şey ise “Henüz karar vermedik” biçimindedir. Ama sahada PYD-YPG ile faaliyetleri devam ediyor. Bu ortak faaliyetler bir önceki yönetim döneminde başlamıştı. Ümit ederiz ki ABD’nin yeni yönetim döneminde sürdürülmez.

(21 Mayıs’taki AK Parti kongresine ilişkin hazırlıklar)

Yazının devamı...

S-400 arayışının altındaki mesaj

12 Mart 2017

Savaş yerine barış, ölüm yerine yaşam, silah yerine hayatı kolaylaştıracak araçlar üretmek her çağdaş insan ve ülkenin ideali olmalıdır. Ancak gerçekler maalesef ideallere uymuyor. Savunma da -yine  maalesef- hem toplumlar hem ülkeler için bir ihtiyaç olarak kendini dayatıyor. İnsanoğlu kendi niteliklerinden kaynaklı olarak henüz savunma sistemine ihtiyaç duyulmayan bir toplum, bir yaşam modeli kuramadı. Bu yöndeki çabaları felsefe kitaplarında kaldı.

Hayatın gerçeklerine dönersek, savunma ihtiyaç olmaya devam ediyor ve son dönemde bu ihtiyaç Türkiye için daha da arttı.

Türkiye’nin karşılaştığı tehditler ulusal savunma gücünü daha da geliştirmesi, güçlendirmesi gerektiğini ortaya koydu.

ULUSAL TEHDİT

Türkiye’nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik tehdit, Suriye iç savaşıyla daha da büyüdü. Ankara’nın Suriye sorununu gündeme getirirken, bunun Türkiye için bir “beka sorunu” olduğunu vurgulaması, Irak ve Suriye’nin parçalanması halinde Türkiye’nin aynı tehdide maruz kalacak olmasından kaynaklanıyor.

Türkiye’nin hem Irak hem Suriye politikasını belirleyen temel, bu kaygıdır.

Suriye politikasını değiştirip, PYD-YPG konusunda ABD’ye tavır alması ve Rusya ile işbirliğine yönelmesinin altında aynı kaygı yatıyor.

Türkiye’nin bu kaygısını arttıran ise ABD oldu. Ankara’nın ulusal tehdit olarak görüp beka sorunu olarak tanımladığı konuda, Obama yönetimi, Türkiye’nin karşısında PKK-PYD-YPG cephesinden yana tutum aldı.

Yazının devamı...

Barzani’nin sorunu

28 Şubat 2017

Kısa bir süre önce Münih’te Başbakan Binali Yıldırım’la bir araya gelen Barzani, dönüşünde Türkiye’yi ziyaret etti. İstanbul’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüştükten sonra, Ankara’da Başbakan Binali Yıldırım’la bir görüşme daha yaptı.

Barzani ABD’nin yeni yönetimiyle de temasta. Münih’te ABD Başkan Yardımcısı Pence ile de görüşmüştü. Bu görüşmede bağımsız Kürdistan konusunun ele alındığına yönelik olarak Barzani cephesinden açıklamalar da yapıldı.

Barzani’nin Münih temaslarının ardından Türkiye ziyareti de “Bağımsızlık temasları mı” sorusunu gündeme getirmişti.

Barzani’nin bir an önce bağımsızlık ilan etmek istediği bir sır değil. Ancak, bu sadece Barzani’nin gündemini meşgul eden bir konu.

Ankara’nın gündeminde böyle bir konu yok. Ankara, eskiden olduğu gibi bugün de Irak’ın parçalanmasına ve bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına karşı.

Türkiye’nin bu görüşü Suriye için de geçerli. Ankara, iki komşunun toprak bütünlüğünü öteden beri savunuyor.

İki komşusunun parçalanmasının ileride Türkiye’nin toprak bütünlüğünü de tehdit edeceğini biliyor.

BARZANİ’YE TEHDİT

Yazının devamı...

Bumerang

25 Şubat 2017

DAEŞ ise intihar saldırılarını sürdürüyor.

El Bab’dan dün böyle bir saldırı sonucu iki şehit haberi geldi. Şehitlerimize ve yaşamını yitiren masum sivillere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Fırat Kalkanı operasyonu, özellikle El Bab’da yürütülen mücadele askeri uzmanlara göre TSK için bir ilk özelliği taşıyor. TSK’nın yabancı bir ülke toprağında ilk kez verdiği asimetrik savaş niteliğinde... TSK, bu asimetrik savaştan başarıyla ve çok önemli deneyimler kazanarak sonuç almış görünüyor. Bu savaşın düzenli bir orduyla değil, yerleşim bölgesinde, ev ev, sokak sokak, intihar saldırıları, tüneller, el yapımı patlayıcılar, bombalı tuzaklarla sivil halka zarar vermemeye azami özen gösterilerek yürütüldüğünü unutmamak lazım.

Unutulmaması gereken bir diğer yön ise henüz 15 Temmuz’da çok büyük travma geçirmiş olan TSK’nın, emir-komuta düzeni, müşterek harekât güç ve yeteneğinden bir şey kaybetmediğinin otaya çıkmış olması.

Askeri uzmanlara göre, El Bab operasyonuna yöneltilen “Neden bu kadar uzun sürdü, neden bu kadar şehit verildi” yönündeki eleştiriler, Mehmetçiğin hangi koşullarda savaştığı dikkate alınmadan yapıldığı için havada kalıyor.

BABA ESAD’IN BUMERANGI

TSK, bugün Suriye topraklarında hem DAEŞ hem de PKK ile mücadele ediyor.

PKK ve kurdurduğu PYD-YPG cephesi, Suriye’nin kuzeyini Şam egemenliğinden ayırmak, ülkeyi parçalamak için var gücüyle çabalıyor.

Yazının devamı...

Kumpas ve 15 Temmuz davaları

24 Şubat 2017

Dikkat çeken bir yön, rütbeli subayların mahkemede verdikleri ifadelerin daha önceki ifadelerinden farklı olduğu.

Bir diğer özellik de 15 Temmuz’a karışanların suçu birbirlerinin üzerine atmaya çalışmaları. O kadar görüntü ortadayken, o kadar canlı yayına rağmen bir kişi dışında suçunu kabul eden olmadı.

Sanıklara bakarsanız hiçbiri darbeye karışmamış, hiçbiri bilgi sahibi değil!

Kim doğru söylüyor, kim gerçeği saklıyor, ilk anda anlamak mümkün değil. Generaller düzeyinde verilen ifadeler birbiriyle çelişiyor.

Yargıçların işi kolay değil.

Kılı kırk yararak olayı aydınlatmaları ve öyle hüküm kurmaları gerekiyor.

KUMPAS DAVALARI

Kanlı darbe girişiminin iyi anlaşılabilmesi için 15 Temmuz davalarıyla Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi kumpas davalarının bir arada değerlendirilmesinde fayda var.

Yazının devamı...