"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

Fikret Bila

Obama'nın yanılgısı

10 Şubat 2017

Başkan Obama, Bush-Rice ikilisinden gelen “Ortadoğu’da rejimlerin ve sınırların değişmesi” projesini bir felakete dönüştürdü. Bu felaketi Trump’a devrederek Beyaz Saray’dan ayrıldı.

Yol açtığı bu felaket nedeniyle, en başarısız ABD başkanlarından biri olarak tarihe geçecek olan Obama’nın temel yanılgısı ‘Arap Baharı’ sürecidir.

2010 yılının sonlarında başlayan Arap Baharı sürecini genç kuşağın liberal demokrasi talebi olarak gören; Libya’da, Mısır’da, Suriye’de otoriter rejimlerin devrilip yerlerine ABD desteğinde liberal demokrasilerin kurulacağı yanılgısına düşen Obama, devirdiği ve devirmeye çalıştığı otoriter rejimlerin yerine radikal dinci otoriter örgütlerin yürüyeceğini öngörememiştir.

Suriye devlet bakanı Beşar Esad’ı ‘kenara çekilmeye’ çağırmış, liberal demokrasi isteyen Suriye gençleri yerine karşısında, Irak’ta yarattığı örgütlü ve silahlı DAEŞ’i bulmuştur. Suriye’deki etkin muhalif grupların demokrasi değil kendi otoriter rejimlerini kurmak isteyen radikaller olduğunu hesaplayamamıştır. Buna, Esad’ı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayanarak devirmeyi düşünürken, veto yetkisine sahip Rusya ve Çin’i yok sayma hatası da eklenmiştir. (Detaylı bilgi için bkz. Henry Kissinger, Dünya Düzeni, Boyner yayınları, s. 138-146)

Yazının devamı...

Erdoğan-Trump temasından yansıyan sinyaller

9 Şubat 2017

Eski Başkan Obama’nın özellikle son döneminde gerilen Türkiye-ABD ilişkilerinin Trump döneminde nasıl seyredeceği merak konusuydu. İlk izlenim, Trump’ın Ankara’nın beklentilerine uygun mesajlar verdiği yönünde.


PYD VE FETÖ
Beklendiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a açtığı konuların başında PYD-YPG ve FETÖ geliyor. Erdoğan’ın kesin bir dille ABD’nin Suriye’de PYD-YPG’ye destek vermemesi ve Fetullah Gülen’in iade edilmesi talebini Trump’a ilettiği bilgisi yansıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu talepleri iletirken, Türkiye’nin ABD’nin talep ettiği kriminal kişileri tereddütsüz iade ettiğini de hatırlatıyor.

Trump’ın ise Erdoğan’a, ilk ziyaretini bugün Ankara’ya yapacak olan CIA Direktörü Mike Pompeo’yla bu konuların detaylı ele alınması istediğini ilettiği gelen bilgiler arasında. CIA Direktörü’nün ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması ve ajandasında bu iki konunun bulunması, Washington’un Ankara’nın beklentileri konusunda hazırlıklı olduğunu gösteriyor.

Yazının devamı...

İki farklı denetim

8 Şubat 2017

Söz konusu dev kuruluşların fona devredilmesi ve denetimiyle ilgili eleştiriler de devam ediyor.

Türkiye Varlık Fonu’nun kurulması ve içine alınacak kuruluşların saptanmasında en etkili isimlerden biri olan Maliye Bakanı Naci Ağbal, dün Ankara’da, önce CNN Türk ve ardından da Hürriyet bürosunun konuğuydu.

Bakan Ağbal’la sohbetimizin büyük bölümü, tahmin edileceği üzere fon ve denetimiyle ilgiliydi.


Yazının devamı...

Denetimin önemi

7 Şubat 2017

Devletler, tarihleri boyunca, dönemin devlet yapısına ve kültürüne göre değişik biçimlerde bu denetimi yapmıştır.

Denetim, demokratik hukuk devletlerinin ortaya çıkışından sonra daha önem kazanmış, demokrasinin gereği olarak vergilerin nasıl ve nereye harcandığı daha gelişmiş yöntemlerle denetim altına alınmıştır. Bunun nedeni, demokrasilerin halka hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleridir.

Denetim bilinci, günümüzde artık her vatandaşın politik ve ekonomik birey kimliğiyle, oyunu ve vergisini takip etme hakkı olarak tanınmaktadır. “Eleştirel politik birey ve eleştirel ekonomik birey” kimliği taşımak ve onun gereği olarak, sadece sandıktan sandığa değil her süreçte verdiği oyun ve ödediği verginin hesabını sorabilmek, demokratik gelişmişlik ölçülerinden biri haline gelmiştir.

Bu bakımdan demokratik hukuk devletlerinde vergilerin (bütçenin) ve vergi dışı gelirlerin (kamusal fonların) denetlenmesi en liberal sistemlerde bile mevcuttur.

YÖNETİM-DENETİM İLİŞKİSİ

Denetim demokratik sistemin ayrılmaz bir parçası olmasına karşın, yönetim denetimden, yöneticiler denetçilerden pek hoşlanmaz. Denetim geçirmek soğuk bir konudur.

Bazı liberal siyasetçiler ise denetimi yönetimin ayak bağı olarak görür. Nitekim rahmetli Turgut Özal böyle bir düşünceye sahip olduğu için Türkiye’nin denetim organlarını etkisiz kılan ve kamu fonlarını denetim organlarının yetki alanı dışına çıkaran bir politika izlemişti.

Oysa, denetim organları yönetime ayak bağı olan değil, yanlış uygulamaları, yolsuzlukları, istismarları ortaya çıkaran, yönetime yol gösteren ve hukuk içinde çalışmayı sağlayan organlardır. Devlet denetim organları sonuçta millet adına milletin parasının nasıl harcandığını denetleyen kurumlardır.

Yazının devamı...

Devletin parasını harcarken

4 Şubat 2017

O parada ‘tüyü bitmemiş yetimin’ hakkı vardır.

Bu nedenle, demokratik ülkelerde devlet; bu paraların harcanmasında ‘kör kuruşun’ hesabını tutmak, hesabını vermek ve hesabını sormak zorundadır.

Bütçeden yapılan harcamaların denetimi, bu anlayışla yapılır, yapılmalıdır.

Devletin parasını harcayanlar her kuruşun hesabını vereceklerini bilerek harcama yapmalıdır. Kendi paralarını harcarken gösterdikleri özenden çok daha fazlasını devlet parasını harcarken göstermek zorundadırlar.

DAYANAK VE SORUMLULUK

Devletin yaptığı her harcamanın bir yasal dayanağı vardır. Bu harcamalar denetlenirken, harcamanın yasal dayanağı araştırılır ve harcama belgeleri denetlenir.

Devletin kasasından para çıkması için bir ‘verile emri’ (ödeme emri) düzenlenir ve o belgeye harcama belgeleri eklenir. Belgeleri ‘gerçekleştirme memuru’ düzenler, denetler ve ödeme ancak ‘harcama yetkilisi’nin (ita amiri) imzasıyla yapılabilir. Harcama yetkilisi, dayanaktan yoksun harcamalar konusunda mali sorumluluk taşır.

KAMU HİZMETİ

Yazının devamı...

ABD'nin ve Avrupa'nın samimiyeti

3 Şubat 2017

Bunun temel nedeni son yıllarda ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye karşı izledikleri politikalardır.

ABD’nin ve AB ülkelerinin; ekonomik, siyasi ve askeri olarak aynı kampta yer almamıza karşın, PKK’yla mücadelede Türkiye’ye yardımcı olmadıkları bir gerçektir. Buna, FETÖ’nün 15 Temmuz’da giriştiği kanlı darbe girişimi karşısında ABD ve AB’nin takındığı ‘seyirci’ tutum da eklenince, Türkiye’de ‘Batı karşıtlığı’nın tavan yapmasına şaşmamak gerekir.

Batı’nın bu iki terör örgütüyle mücadelede, Türkiye’ye yardımcı olmasını bir kenara bırakın, aksine, terör örgütlerini kollayıp destekler bir pozisyon aldığı gün gibi ortadayken, başka bir sonuç beklemek abesle iştigal olur.


Yazının devamı...

ANKARA'YA HAKİM OLAN KUŞKU! Rusya ile ABD arasında bir gizli ajanda mı var?

2 Şubat 2017

Yunan Milli Savunma Bakanı, dün helikopterle bölgede uçtu. Adacıklar etrafında bot dalaşı yaşandı. Yunan helikopterlerine karşı Türk jetleri alçak uçuş yaptı.


İŞGAL VE SİLAHLANMA
Ege’de Türkiye için kritik olan adım Yunanistan’ın 2004 yılından bu yana aidiyeti belirsiz adacıkları egemenliği altına alma girişimleridir. Akar’ın ve kuvvet komutanlarının Kardak ziyaretinin nedenleri arasında Yunanistan’ın bu girişimlerinin bulunduğu da askeri kaynaklarca belirtiliyor.

Bu konuda, deniz hukuku ve özellikle Kıbrıs konusunda uzman olan eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Ümit Yalım, bir süredir sosyal medyada önemli bilgiler paylaşıyor ve önemli iddiaları gündeme getiriyor. Yalım, haritalar üzerinden verdiği bilgilerle, Yunanistan’ın Ege’de, Kardak kayalıklarının yakınındaki Kalolimnoz Adası’yla birlikte 18 adayı işgal ettiğini ve silahlandırdığını belirtiyor.

Yazının devamı...

Yunanistan darbeye ortak oluyor

1 Şubat 2017

Yunanistan Başbakanı Çipras da “Yunanistan’da yargının bağımsız olduğunu ve kararlarının herkesi bağladığını” ifade ederek, bir anlamda karardan duyduğu ‘memnuniyeti’ yansıtmış oldu.

Yunanistan Yüksek Mahkemesi’nin verdiği kararın hukuki değil siyasi olduğu çok açık görülüyor. Yunan yargısı olayı hukuki açıdan ele alsaydı, tereddüt etmeden, darbeci 8 subayı Türkiye’ye iade kararı verirdi. Ancak, hukuk yerine siyaseti esas alarak, iade etmemeyi tercih etti.

Türkiye ile arasındaki ‘suçluların iadesi anlaşması’nı bugüne kadar olduğu gibi bu kez de hiçe saydı; üstelik Türkiye’yi de ‘töhmet altında’ bırakır gerekçelerle, darbecilerden yana hüküm kurdu.

SUÇ ALETİ

Yunanistan’da davaya konu olan olay, suçluların ‘suç aletiyle’ birlikte yakalanmaları, teslim olmaları halidir. Türkiye’de, suç işledikleri helikopterle Yunanistan’a kaçmışlardır.

Yunanistan, 15 Temmuz günü kanlı bir darbe girişimine kalkışmış, Türkiye’de anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, hükümeti devirmeye yönelmiş, eline 241 masum insanın kanı bulaşmış darbecileri iade etmeme kararını hiçbir hukuki gerekçeyle izah edemez.

Yunanistan’ın yargılayıp iade edilmeme taleplerini yerinde gördüğü bu 8 subay kimdir ve ne yapmışlardır?

Bu kişiler, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...