"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

Fikret Bila

Bumerang

25 Şubat 2017

DAEŞ ise intihar saldırılarını sürdürüyor.

El Bab’dan dün böyle bir saldırı sonucu iki şehit haberi geldi. Şehitlerimize ve yaşamını yitiren masum sivillere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Fırat Kalkanı operasyonu, özellikle El Bab’da yürütülen mücadele askeri uzmanlara göre TSK için bir ilk özelliği taşıyor. TSK’nın yabancı bir ülke toprağında ilk kez verdiği asimetrik savaş niteliğinde... TSK, bu asimetrik savaştan başarıyla ve çok önemli deneyimler kazanarak sonuç almış görünüyor. Bu savaşın düzenli bir orduyla değil, yerleşim bölgesinde, ev ev, sokak sokak, intihar saldırıları, tüneller, el yapımı patlayıcılar, bombalı tuzaklarla sivil halka zarar vermemeye azami özen gösterilerek yürütüldüğünü unutmamak lazım.

Unutulmaması gereken bir diğer yön ise henüz 15 Temmuz’da çok büyük travma geçirmiş olan TSK’nın, emir-komuta düzeni, müşterek harekât güç ve yeteneğinden bir şey kaybetmediğinin otaya çıkmış olması.

Askeri uzmanlara göre, El Bab operasyonuna yöneltilen “Neden bu kadar uzun sürdü, neden bu kadar şehit verildi” yönündeki eleştiriler, Mehmetçiğin hangi koşullarda savaştığı dikkate alınmadan yapıldığı için havada kalıyor.

BABA ESAD’IN BUMERANGI

TSK, bugün Suriye topraklarında hem DAEŞ hem de PKK ile mücadele ediyor.

PKK ve kurdurduğu PYD-YPG cephesi, Suriye’nin kuzeyini Şam egemenliğinden ayırmak, ülkeyi parçalamak için var gücüyle çabalıyor.

Yazının devamı...

Kumpas ve 15 Temmuz davaları

24 Şubat 2017

Dikkat çeken bir yön, rütbeli subayların mahkemede verdikleri ifadelerin daha önceki ifadelerinden farklı olduğu.

Bir diğer özellik de 15 Temmuz’a karışanların suçu birbirlerinin üzerine atmaya çalışmaları. O kadar görüntü ortadayken, o kadar canlı yayına rağmen bir kişi dışında suçunu kabul eden olmadı.

Sanıklara bakarsanız hiçbiri darbeye karışmamış, hiçbiri bilgi sahibi değil!

Kim doğru söylüyor, kim gerçeği saklıyor, ilk anda anlamak mümkün değil. Generaller düzeyinde verilen ifadeler birbiriyle çelişiyor.

Yargıçların işi kolay değil.

Kılı kırk yararak olayı aydınlatmaları ve öyle hüküm kurmaları gerekiyor.

KUMPAS DAVALARI

Kanlı darbe girişiminin iyi anlaşılabilmesi için 15 Temmuz davalarıyla Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi kumpas davalarının bir arada değerlendirilmesinde fayda var.

Yazının devamı...

Kıbrıs'ta devlet ve toplum

23 Şubat 2017

Türkiye ve KKTC, ne kadar iyi niyetle yaklaşırsa yaklaşsın, Rum tarafı bir bahane bulup masadan kalkıyor.

Bunun temel nedeni, Annan Planı’na “Hayır” demesine rağmen Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak ve adanın tümünü temsilen Avrupa Birliği’ne, 2004 yılında tam üye yapılmasıdır.

Bu aşamadan sonra Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi için “Adada çözüm” demek, KKTC’nin ilhak edilmesi demektir.

Nitekim masaya getirdikleri öneriler de süreç içinde KKTC’yi yok edecek, Kıbrıs Türklerini de Rum çoğunluk içinde eritecek önerilerden öteye geçmemiştir.

Yazının devamı...

15 Temmuz'un sanıkları

22 Şubat 2017

Bu davaların sanıkları kimler?

Duruşma salonlarına getirilen sanıkların Türk Silahlı Kuvvetler’i (TSK) mensubu olmaları içler acısıdır.

15 Temmuz’un diğer sanıklarının da Türkiye Cumhuriyeti’nin en güzide sivil kurumlarının yöneticileri, en güzide meslek mensupları olması da öyle...

Düşünün ki, yıllarca Türk ordusunun, Türk emniyetinin üniformasını giymiş, bu ülke, bu ulus için şehit olmuş Mehmetçiğe, polise komuta etmiş subaylar, emniyet müdürleri...

Yazının devamı...

El Bab’dan ötesi

21 Şubat 2017

Rakka nasıl kurtarılacak?

ABD’nin bir önceki Başkanı Obama, PYD-YPG ile kurtarmayı planlıyordu. Bu amaçla YPG’yi ciddi biçimde silahlandırdı. YPG karadan Rakka’ya yürüyecek, ABD ve koalisyon ülkeleri de hava desteği verecekti. Böylece Rakka kurtarılırken, ABD askerleri sahada olmayacak ve burunları kanamayacaktı.

ABD-PKK CEPHESİ

ABD Suriye’de taşeronu bulmuştu:

PKK-PYD-YPG...

PKK ve kontrolündeki PYD-YPG’nin Rakka’yı DAEŞ’ten kurtarma gibi bir amaçları var mı? Yok.

Bu operasyona gönüllü taşeron olmaları, ABD’den Kuzey Suriye’de siyasi ve askeri destek almayı sürdürmek ve federasyonu kurup, Şam’a kabul ettirmek. Bu amaçla ABD’nin yerine YPG’nin savaşması ve ABD askeri yerine YPG’lilerin ölmesi karşılığında Suriye’nin kuzeyinde egemenlik kurmak...

Garantisi var mı? Yok.

Yazının devamı...

Tehlikeli gelişmeler... Barzani bağımsızlık ilan edebilir mi?

18 Şubat 2017

ABD’nin 2003’te Irak’ı işgali öncesinde, Türkiye’nin 1 Mart tezkeresini reddetmesinden sonra Washington, Barzani ve Talabani liderliğindeki Kürt gruplarla kuzeyden cephe açtı. Bu ittifakın siyasi ödülü Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanlığı’na, Barzani’nin de Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanlığı’na getirilmesi oldu. Ayrıca, ABD ordusuna yardımcı olan peşmergeye de önemli ölçüde askeri yardım yapıldı. Irak ordusundan kalan silahlar da verildi.

Bu durumdan yararlanan sadece Barzani ve Talabani olmadı. Aynı zamanda PKK da yararlandı. ABD, PKK’yı da hem siyasi hem askeri açıdan destekledi, bölgeye yerleşmesine ve güçlenmesine yardımcı oldu.

BARZANİ Mİ, ÖCALAN MI?

Kuzey Irak’taki bu gelişmelerden sonra Abdullah Öcalan ile Mesud Barzani arasında zaten var olan tüm Kürtlerin liderliği konusunda bir rekabet başladığı biliniyor. Öcalan, Türkiye’ye teslim edilmiş ve mahkûm edilmiş olmasına rağmen, PKK ile Barzani arasındaki bu yarış devam etti.

Bugünkü durumda ise PKK silahlı güç açısından Barzani’yi tehdit edecek boyutlara ulaştı. Siyasi olarak da varlığını güçlendiren PKK, şimdi Barzani’yi de devirip, Kuzey Irak’ta da egemen olmak istiyor.

Türkiye 2003’teki gelişmelerden sonra politika değiştirdi. Daha önce Kuzey Irak’taki Kürt grupların bağımsızlık ilan etmelerini “kırmızı çizgi” olarak gören Ankara, PKK’nın güçlenmesi karşısında politika değişikliğine gitti ve Barzani ve yönetimiyle iyi komşuluk ilişkisine girdi. Kuzey Irak’a yardımcı olmaya başladı. Özellikle ekonomik ilişkiler, yatırımlar bakımından Ankara-Erbil ilişkileri çok gelişti.

Barzani de söylem ve politika değişikliğine giderek Ankara’dan yana tavır almaya başladı. PKK ile arasına mesafe koydu ve gücü yettiği kadar Öcalan ve PKK’nın, “Komünal-Konfederal Kürdistan” projesinin dışında kaldı.

İKİ BÖLGE BİRLEŞİRSE

Yazının devamı...

PYD, PKK’dan ayrılabilir mi?

17 Şubat 2017

PYD’nin, PKK ile arasına meafe koyup, Kandil’den koparak Suriye’nin kuzeyinde bir kanton kurması halinde, Türkiye’nin bunu tolere edebileceğine yönelik fikirler tartışılıyor.

PYD’nin, Kuzey Irak’ta Mesud Barzani’nin yaptığı gibi PKK ile ilişkisini kesip, hatta ona karşı durup, Kuzey Suriye’de bir özerk bölge oluşturmasının kabul edilebileceği görüşü işleniyor.

Anlaşılıyor ki amaç, silahsız ve PKK’dan kopmuş bir PYD’nin özerk bir yönetim olarak Kuzey Irak gibi Türkiye ile iyi ilişkiler kurmasını esas alan bir model üzerinde kafa yoruluyor.

PYD-YPG NEDİR?

Böyle bir model üzerinde kafa yormadan önce PYD-YPG’nin ne olduğu ve PKK-KCK’dan ayrılıp ayrılamayacağı sorularına yanıt aramak gerekir.

PYD (Partiya Yekîtiya Demokrat-Demokratik Birlik Partisi), Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan verdiği talimatla, PKK’nın Suriye kolu olarak Ekim 2003 tarihinde kurulmuştur. Aynı yıl İran’da yine Öcalan’ın talimatı ve PKK’nın kontrolünde 2002’de kurulan, “Demokratik Birlik Hareketi”nin adı 2003 yılında PJAK (Partiya Jiyana Azad a Kürdistanê-Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) olarak değiştirilmiştir. Irak’ta ise Nisan 2002’de PÇDK (Partiye Çareseriye Demokratik Kurdistan-Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi) kurulmuştur. Bu üç örgüt de PKK’ya bağlı faaliyet yürütmüşlerdir.

PKK ile birlikte bu üç örgüt, Öcalan tarafından 2005’te kurulan KCK’ya (Koma Ciwaken Kürdistan-Kürdistan Topluluklar Birliği) bağlanmıştır. Öcalan, KCK için “Kürdistan Demokratik Topluluğu” açılımını kullanmaktadır. KCK, devlet yapısı olarak örgütlenmiştir. KCK Sözleşmesi, bu devletin anayasa metnidir. Dört ülkedeki örgütlerin bağlı oldukları, yasama, yürütme ve yargı organlarına sahiptir.

Öcalan

Yazının devamı...

Tarihi temel

16 Şubat 2017

İttifakın bir sonucu olarak hükümette ve bürokraside MHP’lilerin yer alacağına ilişkin tahminler tavan yapmış durumda.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, 7 Haziran seçimlerinden sonra da 1 Kasım seçimlerinden sonra da daha önce birlikte cumhurbaşkanı adayı çıkarmış olmalarına rağmen, CHP ile birlikte hareket etmedi. 1 Kasım seçimlerinden sonra AK Parti’yle ittifaka yöneldi.

Bu yakınlaşmada, hükümetin PKK ve Suriye konusunda değiştirdiği politikalarının MHP ile örtüşmesi, 15 Temmuz darbe kalkışması ve MHP içindeki muhalefetin genel başkan değiştirmeye yönelik kongre toplama girişimleri başlıca etkenler olarak görülüyor.


Yazının devamı...