Eylem Dilsiz, 9 Aralık 2024 gecesi polisi arayarak Güngören’deki evlerinde eşi Murat Dilsiz’in intihar ettiği ihbarında bulundu. Olay yerine gelen polis ekipleri Murat Dilsiz’i yatağında başından vurulmuş halde, yanında tabancayla buldu. Murat Dilsiz’in cenazesi eşi ve iki kızı tarafından memleketi Diyarbakır’a götürüldü.
"GİT BİR DAHA SIK"
Dilsiz’in küçük kızı E.D., kuzeni B.D’ye annesi ve ablasının kendisine silah verip babasını vurmalarını istediğini, kendisinin de eldiven giyerek babasını vurduğunu, eldivenleri tuvaletteki havalandırmaya bıraktıklarını, duş alıp kıyafetlerini yıkadığını, annesinin bezle silahı temizleyip babasının eline koyduğunu, babasının telefonunu yanından alarak yardım istemesini engellediklerini, sonra babasından tekrar ses gelmesi üzerine annesinin ‘git bir daha sık’ dediğini ancak korktuğundan dolayı sıkmadığını anlattı.
CİNAYETİ KENDİ BAŞINA İŞLEDİĞİNİ SÖYLEDİ
Durumun emniyete bildirilmesi üzerine anne ve kızları gözaltına alındı. E.D., ilk ifadesinde babasının kendilerine yıllardır işkence etmesi üzerine cinayeti işlediğini, ikinci ifadesinde ise babasının son 1 yıldır kendisini istismar ettiği ve kendilerini sürekli darp ettiğini, olay günü de istismar ettiği için cinayeti kendi başına işlediğini söyledi. Anne Eylem Dilsiz ile büyük kızı Rojin Dilsiz ise ifadelerinde silahı E.D’ye vermediklerini, cinayetle bir ilgilerinin bulunmadığını iddia etti. Tutuklanan E.D., 2025 Temmuz ayında tahliye edildi.
İKİ İDDİNAME HAZIRLANDI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü iki soruşturma sonunda iki iddianame hazırladı. E.D. hakkında hazırlanan iddianamede, olay tarihinde 13 yaşında olan kız çocuğunun parmak izi çıkmaması için eldiven takması gerektiğini, eldiveni apartman boşluğuna atması, olaydan sonra duş alıp barut artığı bulaşmış olabilecek kıyafetlerini yıkaması gerektiğini düşünebilecek erginlik düzeyinde olmadığı belirtildi.
E.D’YE 19 YIL HAPİS İSTENDİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18 yaşından küçük 68 çocuk hakkında hazırlanan iddianamede 4’ü cinayet olmak üzere 41 eylem tek tek anlatıldı. İddianamede, ‘Hamuş’ lakaplı İsmail Atız liderliğindeki Casperlar suç örgütünün, Çirkinler suç örgütüyle ortak hareket ederek Daltonlar’a karşı silahlı eylem gerçekleştirdikleri öne sürüldü.
İddianamede, örgüte çocukların dahil oluş süreçleri şöyle anlatıldı: “Lider ve yönetici kadro, online oyun sitelerini ve uygulamalarını da aktif olarak kullandılar. Çocuklara, gerçekleştirilen eylem karşılığında 10 bin TL ile 50 bin TL arasında para verileceği yönünde vaatler verildi ancak birçoğuna ya az para verildi ya da hiç verilmedi.”
İddianamede, 4’ü cinayet olmak üzere 41 eylem tek tek sırlandı. Örgüt tarafından gerçekleştirilen bazı eylemlerin detayları da iddianamede yer aldı.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43078032&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
MEKÂNI GÖSTERİNCE İNFAZ EDİLDİ
Casperlar ile Daltonlar suç örgütleri sadece 2024 içerisinde birbirlerine karşı 5 eylem gerçekleştirdi. Hâkimiyet kavgaları kan davasına dönüştü. 31 Ağustos 2024’te Daltonlar suç örgütü yöneticisi Ahmet Mustafa Timo’nun halasının oğlu olan Ercan Kaptan, Bahçelievler’de motosikletli iki saldırgan tarafından başından vurularak öldürüldü.
Kaptan’ın öldürülmeden önce yanında olan mağdur Mehmet K. ifadesinde şunları anlattı: “Diva Sahne Restoran’a gittik. Ercan telefonundan canlı yayın açtı. Ercan mekânı ve mekânın ismini gösteriyordu. Ercan’a ‘Arkandaki Diva Sahne yazısını gösterme’ dedim. Başına bir iş gelir diye söyledim. 23.00 sıralarında mekândan çıktık. Silah sesleri duydum. Kaçıp döndüğümde yerde Ercan’ı ve olay yerine gelen polisleri gördüm.”
Komisyon Başkanı Pervin Tuba Durgut, Atlas Çağlayan’ın katledilmesinin münferit bir olay olmadığını belirterek “‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Vahşet içeren, organize, dijital mecralar üzerinden planlanan ve süreklilik arz eden suçlarla korumasızlık, ihmal ya da yönlendirilme sonucu ortaya çıkan fiilleri aynı hukuki kategoride değerlendirmek ne çocuğu ne de toplumu korur. Atlas Çağlayan’ın hayatını yitirdiği bu hadise, münferit bir vaka olarak değerlendirilemez” dedi.
Komisyona sunum yapan İstanbul Ataşehir Emniyet Müdürü Abdülkadir Bilen de, “Yargılama usulünün değiştirilmesi, belli bir süre internet erişiminin engellenmesi, özellikle 18 yaşından küçüklerin kullandığı telefon numaraları ile ilgili tedbirler alınabilir” diye konuştu. Öte yandan Atlas Çağlayan’ın ailesini tehdit ettiği iddiasıyla Antalya’da gözaltına alınan 1 şüpheli tutuklandı.
22 Aralık’ta Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen duruşmada sanıkların jandarmaya saldırdığı anları, izinsiz şekilde sesli ve görüntülü kayda aldığı tespit edilen İstanbul 1 No’lu Barosu’na kayıtlı üç avukat hakkında gözaltı kararı verildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, avukatlar T.G., S.K. ve K.Y. hakkında ‘görüntülerin kayda alınması’ ve ‘örgüte bilerek yardım etme’ suçlarından işlem başlatıldı. Şüpheli avukatların konut ve bürolarında arama yapılırken, olayla ilgili inceleme sürüyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 145’i tutuklu toplam 223 şüpheli için ağırlaştırılmış müebbet ve hapis cezası talep edildi.
116 EYLEM 7 CİNAYET
Liderliğini ‘Hamuş’ lakaplı İsmail Atız’ın yaptığı örgütün, 2023-2025 yılları arasında 5 farklı ilde 116 ayrı suç eylemine karıştığı tespit edildi. İddianamede, 7 maktul ve 154 müşteki yer alırken; örgütün korkutma, sindirme ve şiddet yöntemlerini kullanarak hiyerarşik bir yapıda faaliyet gösterdiği vurgulandı.
Düzenlenen operasyonlarda uzun namlulu tüfekler, el bombaları ve çelik yelekler ele geçirilirken, şüphelilere; ‘kasten öldürme’, ‘nitelikli yağma’ ve ‘örgüt kurma’ gibi çok sayıda suçlama yöneltildi. Hazırlanan ‘çatı iddianame’ incelenmek üzere ağır ceza mahkemesine gönderildi.
Hükümlü ve tutukluların ölüm oruçlarını sona erdirme gerekçesiyle 19 Aralık 2000’de 20 cezaevinde düzenlenen ‘Hayata Dönüş’ operasyonu kapsamında, Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 mahkûm hayatını kaybetmiş, 29 kişi yaralanmıştı.
Operasyona ilişkin dava, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 15 yıl sürdü. 17 Kasım 2025’te karara bağlanan davada mahkeme, suç tarihinde yürürlükte olan ve sanıkların lehine hükümler içeren 765 sayılı TCK uyarınca, 22,5 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının 19 Haziran 2023’te dolduğunu belirleyerek, 194 sanık hakkında kamu davasının ayrı ayrı düşürülmesine oy birliğiyle karar verdi.
Davaya bakan Cumhuriyet Savcısı, sanıkların görev sınırlarını aşarak ölüm ve yaralanmalara sebep olduklarını belirterek, kararın kaldırılması için Bölge Adliye Mahkemesi’ne itiraz etti.
Durumdan şüphelenen savcı, anahtarların bulunduğu sorumlu emanet memuru Kemal D.’den kasaları açmasını istedi. Kasalar açıldığında ise içleri boştu.
İNGİLTERE’YE KAÇMIŞLAR
Başlatılan incelemede muhtelif soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ait toplam piyasa değeri yaklaşık 149 milyon TL olan 25 kg altın ile 50 kg gümüşün kayıp olduğu tespit edildi. Kamera kayıtlarından tespit edilen hizmetli Erdal T. ile memur Kemal D. hakkında gözaltı kararı verildi. Yapılan araştırmada Erdal T.’nin eşi ve çocuklarıyla 19 Kasım 2025 sabahı saat 08.22’de İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan İngiltere’ye uçakla kaçtığı tespit edildi. Bunun üzerine Erdal T. ile eşi hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
İSTANBUL Zeytinburnu’ndaki Balıklı Rum Hastanesi’nden, 2020 yılında savcılığa, hastanede yapılan şüpheli işlemlere dair suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusunda 2017-2021 yılları arasında, Balıklı Rum Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi bölümünde görevli bir doktorun öncülüğünde, hastane ve kurum Medula sistemine kayıt yapılmadan, kişisel verilerini elde ettikleri hastaları muayene etmiş gibi göstererek bir kısmı kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçlar olmak üzere, sahte reçeteler üretilmek suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) fatura edildiği iddiaları yer aldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmada ‘zincirleme şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği’, ‘kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme’ suçlarından Prof. Dr. A.E., tıbbi sekreter N.Ö., eczacı Y.E., eczacı A.H., eczane çalışanı R.Ç., ilaç mümessili C.K. ve E.Ç. isimli şahıslar hakkında dün gözaltı talimatı verildiğini bildirdi.
6’SI GÖZALTINA ALINDI
SGK’nın provizyon vermediği hastalara, özel klinikte takip edip hastaneye hiç gitmemiş olan hastalara on günlük kontrol, muayene tarihi geçen hastalara ya da hastanede başkaca branşlarda kaydı bulunan ancak kendi branşı olan çocuk psikiyatri bölümünde hiç kaydı olmayan hastalara usulsüz protokol numaraları üretilerek reçete düzenlenmesi ve ilaçların usulsüz yöntemlerle temin edilmesi suretiyle düzenlenerek reçetelerin fatura edilmesiyle SGK’nın suç tarihi itibarıyla 112 milyon TL zarara uğratıldığı belirlendi.
Ayrıca ilaçların bir kısmının kimliği belirsiz yabancı uyruklu şahıslara satıldığı öğrenildi. Şüphelilerin 6’sı gözaltına alınırken 1 şüphelinin firari olduğu belirtildi.
'BATACAKSAK HEPİMİZ BATACAĞIZ'
- ŞÜPHELİ Prof. Dr. A.E.’nin hastalara kırmızı veya yeşil reçeteyle temin edilen ilaçları fazladan yazdığı, usulsüz reçeteleri şüpheli tıbbi sekreter N.D. aracılığıyla şüpheli eczacı çalışanı R.Ç.’den temin ettiği ve birlikte hareket eden şüphelilerin ilaçları bir başkasına sattığı, reçetenin bedelini SGK’ya fatura ederek kamuyu zarara uğrattıkları tespit edildi.
Soruşturmada şüpheli R.Ç.’nin, N.D.’ye “Hepimiz aynı gemideyiz, batacaksak hepimiz birden batacağız” dediği de öğrenildi.