Seda Nur Başpınar

Artık kızlar da kodlayacak

26 Şubat 2022

Lise öğrencisi Selin Özünaldım toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yürütüyor. Birleşmiş Milletler Vakfı’nın kız çocuklarını güçlendirmeyi amaçlayarak başlattığı Girl Up hareketinin ve yine kız çocuklarına kodlamanın temel basamaklarını öğretmeyi hedefleyen Girls Who Code (Kodlayan Kızlar) hareketinin ülkemizdeki kurucusu olan Selin, “Amacım daha fazla genç kıza ulaşmak, onların sesi olabilmek” diyor.
Birleşmis Milletler Vakfı’nın ‘2021 yılına Şekil Veren Kadınlar Listesi’nde, yer alan en genç kişi olan, yürüttüğü kodlama eğitimi hareketiyle bugüne kadar Türkiye’nin farklı bölgelerinden yaklaşık 35 bin kız çocuğuyla temas kuran Selin, yola çıkışı hikayesini ve çalışmalarını şöyle anlatıyor:“EŞİTSİZLİĞİ FARKETMEME ERKEK KARDEŞİM NEDEN OLDU
Ben bilgisayar programlayıcısı bir annenin ve bilgisayar mühendisi bir babanın kızı olarak dünyaya geldim. Dolayısıyla başta kodlama olmak üzere teknoloji kendimi bildim bileli hayatımda oldu. Özellikle lisenin başından itibaren bu alanda aktif olarak projeler geliştirmeye, çeşitli yarışmalara katılmaya başladım. Fakat bundan yaklaşık 4 sene önce yaşadığım bir olay toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusundaki farkındalığımı artırdı. Erkek kardeşim 6-7 yaşlarındaydı, birgün akşam yemeğinde ailecek gelecek ve kariyer planlarımız hakkında konuşuyorduk. Kardeşim, “Abla en kötü evlenirsin kadınlar çok şanslı. Erkekler çalışmak zorunda” dedi. İşte o zaman farkına vardım cinsiyetlere dayalı rollerin nasıl normalize edildiğini ve ne kadar hayatımızın içinde olduğunu. Eşitsizliğin normal olmadığını kardeşime anlaratak işe başladım. Kendisi şu an en büyük destekçilerimden biri. Ayrıca herkesin benimle aynı imkana sahip olmadığını, birçok kız çoğunun benim sahip olduğum imkanlardan mahrum kaldığını ve kadınların kadınları desteklediği bir oluşuma ihtiyacımız olduğunu fark ettim. Bu konuda neler yapabileceğimi araştırmaya başladığımda, ilk olarak Birleşmiş Milletler’in bir kampanyası olan Girl Up hareketiyle karşılaştım ve yönetimle iletişime geçerek bu hareketin Türkiye ayağının kurulmasına öncülük ettim. Ardından bu hareketin bir parçası olarak, kız çocuklarının teknolojiyle daha fazla ilgilenmesini teşvik etmek için Girls Who Code’u kurdum. Bu girişimler aracılığıyla kadınları bu alanlara girmekt yol kat etmeyi umuyorum.

KIZLARA ALAN AÇIN
Aktif olarak saha çalışmaları yürütüyor, okullara giderek kız çocuklarıyla deneyimlerimi paylaşıyor, onlara bu alanlarda neler yapabileceklerini anlatıyorum. Benimle birlikte bu harekete dahil olan yaklaşık 40 kişi var. Pandemiden önce bu çalışmaları bizzat okullara giderek yapıyordum ancak pandemiyle birlikte çevrimiçi olarak devam ettik. Yaşıtlarımla birlikte mesajlarımızı yaymaya devam etmek ve insanları toplumsal cinsiyet rolleri konusunda eğitmek için dijital araçlardan yararlanmaya başladık. Bugüne kadar yaklaşık 35 bin kız çocuğuna ulaştık. Okullarda kimler mühendis olmak istiyor diye sorduğumda kız çocuklarının önemli kısmı olumsuz ya da çekimser yanıt veriyor. Gençlerin ve özellikle genç kızların STEM alanına dahil olması, robotik sektöründe liderlikleri ve bu noktada neleri nasıl yapabilecekleri üzerine deneyimlerimi ve önerilerimi paylaştığımda gözlerindeki ışığı gördüğüm anlarsa beni çok mutlu ediyor. Genç kızlara fikirlerini ifade etmeleri, anlamlı kararlar almaları, süreçlere aktif olarak katkıda bulunmaları, gündemi şekillendirmeleri için alan verilmesi gerekiyor. Ben de bu amaçla çalışıyorum ve çalışmaya devam edeceğim.”

GIRL UP NEDİR?
Girl Up, Birleşmiş Milletler tarafından genç kızların liderlik becerilerini geliştirebilecekleri bir fon oluşturulması amacıyla 11 sene önce kurulan bir hareket.

GIRLS WHO CODE NEDİR?

Yazının devamı...

Üniversite öğrencileri neleri dert ediyor?

23 Şubat 2022

Üniversite bünyesinden bulunan rehberlik ve danışmanlık merkezleri, öğrencilerin başta ruh sağlığının korunması, kişisel ve ailevi sorunlarının çözülmesi amacıyla öğrencilere hizmet veriyor. Öğrenciler karşılaştıkları sorunları çözebilmek adına bu merkezlerde görev yapan psikolog ve danışmanlardan yardım alıyor. Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Müge Yüksel, İstanbul Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi koordinatörü Cem Demirbaş ve Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi’nde görev yapan Dr. Ömer Özer’in gözlemlerine göre pandemiyle birlikte merkezlere yapılan danışan öğrencisi sayısı artmakla birlikte başlıca şu 8 sorun öne çıkıyor:

1- UYUM SORUNU
Pandemiden önce ağırlıklı olarak üniversiteye yeni başlayan öğrencilerde görülen üniversite hayatına uyum sorunu, uzun bir aranın ardında kampüslere dönen tüm öğrencilerde görülmeye başladı.

2- GELECEK KAYGISI
“Başarılı olabilecek miyim, iş bulabilecek miyim, kendimi geçindirebilecek miyim, bir aile kurabilecek ve onların ihtiyaçlarını karşılayabilecek miyim” soruları, özellikle pandeminin başında yaşanan belirsizlikler nedeniyle daha sık sorulmaya başlandı.

3- KAYBETME KORKUSU
Salgının başlarında üniversite öğrencileri de herkes gibi virüse yakalanmaktan korkuyordu. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte özellikle ailesiyle birlikte yaşayan öğrenciler, virüsü eve taşıyıp anne-babasına bulaştırmaktan ve onları hastalık yüzünden kaybetmekten korkmaya başladı. Ayrıca uzaktan çalışma sistemiyle birlikte bir işe dünyanın her yerinden insanın başvurabilmesi ve insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması, üniversite öğrencilerinde iş bulamama ya da bulduğu işi kısa sürede kaybetme korkusuna neden oldu.

4- DİKKAT DAĞINIKLIĞI

Yazının devamı...

12’nci sınıflar boş kaldı

22 Şubat 2022

PANDEMİNİN ilk bir buçuk yılında devam eden uzaktan eğitim sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı, devamsızlıktan sınıfta kalmayı geçici olarak kaldırmıştı. Çevrimiçi derslerin hiçbirine katılmayan öğrenciler bile sınıf tekrarına kalmıyordu. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte devamsızlıktan sınıftan kalma uygulaması geri geldi ancak bazı öğrenciler bu durumun farkında değil. Öğrenciler, “Devamsızlıktan kalma kalkmadı mı” sorusuyla sıkça müdürlerin kapısını çalıyor. Müdürler ise öğrencilerini sene sonunda sorun yaşamamaları için uyarıyor.

HAKKINIZ TOPLAM 30 GÜN

Görüştüğümüz okul yöneticileri öğrencileri sene sonunda mağdur olmamaları için sürekli olarak uyardıklarını ve durumu açıkladıklarını söylüyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre devamsızlık süresi özürsüz 10 günü, toplamda 30 günü aşan öğrenciler, ders puanları ne olursa olsun başarısız sayılıyor ve durumları yazılı olarak velilerine bildiriliyor. Ayrıca doğrudan yılsonu başarı puanıyla veya sorumlu olarak sınıf geçemeyenlerle devamsızlık nedeniyle başarısız sayılanlar, sınıf tekrarına kalıyor. Sınıf tekrarı hazırlık sınıfı hariç, orta öğrenim süresince en fazla bir defa yapılıyor. Öğrenim süresi içinde ikinci defa sınıf tekrarı durumuna düşen öğrencilerin ders yılı sonunda okulla ilişiği kesilerek kayıtları Açık Öğretim Lisesine veya Mesleki Açık Öğretim Lisesine alınıyor. Ancak salgın hala devam ettiği için karantinaya alınan öğrencilerin okula gelemediği günler devamsızlık olarak sayılmıyor.

KARANTİNA VE KRONİK RAHATSIZLIK İSTİSNASI

KORONAVİRÜS nedeniyle karantinaya alınan öğrenciler okula gelmedikleri günlerde devamsız sayılmıyor. Bunun dışında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 15 Şubat’ta illere gönderilen yazıda COVID-19 salgını devam ettiği sürece, kronik rahatsızlığını sağlık kurulu raporuyla belgelendiren öğrenciler ile özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin, velilerinin yazılı talebi dikkate alınarak okula devamsızlıkla ilgili hükümlerden muaf tutulacağı belirtildi.

Yazının devamı...

Özel okullara yeni yönetmelik

20 Şubat 2022

Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle, “tek taraflı sözleşme ile işten ayrılan eğitim personeline bir yıl herhangi bir özel öğretim kurumunda görev verilmez” maddesi kaldırıldı. Böylece özel okullardaki öğretmenler, işten ayrılmaları halinde bir yıl beklemeksizin bir başka okulda işe başlayabilecek.

Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Yönetimi Kurulu Başkanı Zafer Öztürk, yapılan değişiklikleri şöyle yorumladı:

“Çalışma izinleri uzatma onayıyla ilgili maddede yer alan ‘Haziran ayı içerisinde başvuru şartı’ yürürlükten kalkmış. Yani artık yabancı öğretmenler toplu olarak çalışma izni başvurusu yapmayacak. Ayrıca özel okulların, açılacağı binalarla ilgili maddede değişikliğe gidilmiş. Belli kapalı alan büyüklüğüne sahip ticaret, konut, turizm gibi farklı kullanım niteliğindeki yapılarda en az 500 metrekare bahçe alanı bulunması ve müstakil bir binanın kullanım hakkının okula ait olması şartıyla okul açılabilmesine izin veren fıkralar eklenmiş.”

Yazının devamı...

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişiklik

19 Şubat 2022

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde bir dizi değişiklik yapıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliklere göre, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim personeli işten ayrılması halinde bir yıl beklemeksizin bir başka okulda işe başlayabilecek. Yeni yönetmelikte “tek taraflı sözleşme ile işten ayrılan eğitim personeline bir yıl herhangi bir özel öğretim kurumunda görev verilmez” maddesi kaldırıldı. Ayrıca, özel öğretim kurumlarında görevlendirilen eğitim personelinin çalışma izinlerini uzatma onayının haziran ayı içinde toplu olarak alınması uygulamasında da değişikliğe gidildi. Uygulamanın sahada yarattığı zorluklar dikkate alınarak sözleşme süresi bitmeden yeni sözleşme yapılması zorunluluğunun kaldırılması ve İş Kanunu’na uyum sağlamak amacıyla madde yeniden düzenlendi.

İŞKUR’DA EĞİTİM PERSONELİ GÖREVLENDİRİLMEYECEK
Öte yandan İŞKUR tarafından işbaşı eğitim programı ve benzeri programlar kapsamında kurumlarda eğitim personeli görevlendirilmeyeceği, sadece diğer personelin görevlendirilebileceği de yönetmelikte düzenlendi. Buna göre, diğer personelle yapılacak sözleşmelerde görev süresi de İŞKUR programlarında belirtilen süre kadar olacak.

KARMA KULLANM ALANLARINDA ÖZEL OKUL AÇILABİLECEK
Yönetmelikte karma kullanım alanlarında okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim okulu veya özel eğitim okullarının açılmasına ilişkin şartlar da belirlendi. Düzenlemeyle, ticaret, hizmet ve konut gibi alanları birleştiren karma kullanım alanlarında da özel okul açılabilecek. Ayrıca usta öğretici ve yabancı dil alanında görevlendirilecek usta öğreticilere ilişkin tanım, iller arasındaki uygulama farklılıklarını önlemek amacıyla daha açık bir ifadeyle güncellendi.DEĞİŞİKLİKLER NE ANLAMA GELİYOR?
Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Yönetimi Kurulu Başkanı Zafer Öztürk, yapılan değişiklikleri şöyle yorumladı: 
* Özel öğretim kurumlarında görev alacak usta öğreticilerin, en az orta öğretim mezunu olmaları gerektiğine dair değişiklik yapılmış. Buna göre usta öğreticiler en az ortaöğretim mezunu olacak.

* Özel okulların, açılacağı binalarla ilgili madde de değişikliğe gidilmiş. Belli kapalı alan büyüklüğüne sahip ticaret, konut, turizm gibi farklı kullanım niteliğindeki yapılarda en az 500 metrekare bahçe alanı bulunması ve müstakil bir binanın kullanım hakkının okula ait olması şartıyla okul açılabilmesine izin veren fıkralar eklenmiş.

Yazının devamı...

Z Kuşağı ne istiyor

19 Şubat 2022

Türkiye’de 18-25 yaş grubunda olan gençlerin demografik, sosyo-ekonomik, sosyo-politik durumları; bazı değerler ve konulara verdikleri önem, bakış açıları, yorumları, değerlendirmeleriyle geleceğe yönelik beklentilerini ortaya koymayı amaçlayan araştırma toplamda 28 kentte 3 bin 243 kişiyle yapıldı.

ÖNCELİK YURTDIŞI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de 18-25 yaş grubunda yaklaşık 7 milyon kişi bulunduğu; bunların büyük çoğunluğunun yaşamlarında ilk kez oy kullanacaklarının anımsatıldığı çalışmada imkân olması durumunda yurtdışında yaşamak isteyen gençlerin oranı yüzde 73 olarak kayda geçti. Başka ülkelerde yaşama isteğinin motivasyonlarına bakıldığında ise yüzde 32.4’lük bir oran ile, ‘yaşam koşullarının Türkiye’den daha iyi olması’ gerekçesi öne çıktı. Z kuşağının yabancı ülke tercihinde etkili olan nedenler de; yüzde 19.5 ile insan haklarının daha gelişmiş olması, yüzde 17.6 ile daha fazla özgürlük olması ve yüzde 14.8 ile iş bulma ihtimalinin daha yüksek olması şeklinde sayıldı.

EN BÜYÜK SORUN İKLİM KRİZİ

Araştırmaya katılanlara, dünyayı yakın gelecekte bekleyen en önemli üç sorunun ne olduğu da soruldu. Katılımcılar birinci sırada yüzde 28.3’lük bir oranla “küresel ısınma ve iklim değişikliği, kuraklık”ı gündeme getirdi. Bunu yüzde 26.3’lük bir oranla “savaşlar, ülkelerarası anlaşmazlıklar ve çatışmalar” cevabı izledi. Ekonomik krizler de dünyanın önemli bir sorunu olarak üçüncü sırada (yüzde 23.1) yer aldı.

Yazının devamı...

“Okulum açılsın”

18 Şubat 2022

Belgeselde 1978 yılında Sazköy İlkokulu’na atanan ve 15 yıl boyunca bu okulda görev yapan Yılmaz Sarıkaya ve okulun mezunlarından Ayşe Sevim, mevcut binanın kullanılmasının çocuklar için faydalı olacağını dile getiriyor ve anılarını paylaşıyor.Yılmaz Sarıkaya

EN GÜZEL YILARIM BURADA GEÇTİ
Öğretmenlikteki en güzel yıllarının Sazköy İlkokulu’nda geçtiğini söyleyen Yılmaz Sarıkaya şöyle konuşuyor:
Buraya 1978’de geldiğimde 86 öğrencimiz vardı. Sonraki yıllarda 70-75’e düştü ama bunun altına düşmedi. Çünkü köy dışarıya göç vermedi. 2 kişi gittiyse 4 kişi yerleşti. Çocuklarımın ikisi de bu köy doğumludur. Uzun yıllar Türkçe öğretmeni olarak çalıştım. Biz burada hem müdürlük hem öğretmenlik yaptık hem de hizmetli olarak çalıştık. Girip çıkmadığım ev kalmamıştır. Kahveye gidersin, vatandaşın dilekçesi varsa öğretmen yazar. Beş yılda bir arazi ve evlilik beyannameleri verilir. Bunu kim dolduracak? Öğretmenler dolduracak. Ailelerle de her gün bir istişaremiz vardı. Bizim danıştığımız konular olurdu. Onların bize fikir edinmek için sorduğu konular olurdu. Biz buranın bir ferdiydik.Ayşe Sevim

KEŞKE BENİM YAŞADIKLARIMI YAŞAYABİLSELER
Ayşe Sevim ise “Derslerimizi hiç aksatmıyorduk. Birbirimizden de bir şeyler öğreniyorduk. Bahçede oynarken karışık oynuyorduk. Köyümüzün insanıydı, biliyorduk. Birisi mi düştü? Kaldırıp yarasını sarıyorduk. Ama şu an yok. Bir öğretmen de buralara atanıp bu okullar sağlam kalsa benim temennim öyle. Tabii büyüklerimiz ne düşünüyorlar onu bilemiyorum ama benim küçük aklım herkes kendi köyünde eğitim alsın diyor. Çünkü çocuk sayısı var. Neden servislere erken saat binip de eziyet çekiyorlar? Keşke burada okusalar yine. Keşke şu okul boyalı, badanalı olsa, el birliğiyle boyasak, badana yapsak. Yine o sistemi oturtsak. Keşke Burada yaşayan çocuklar da benim yaşadığım şeyleri yaşamış olsalardı” diyor.

Jale İncekol

HIZLA İZLENSİN, ÇOK KİŞYE ULAŞSIN

Yazının devamı...

Üç üniversite hastalıklarla mücadelede güçlerini birleştirdi

16 Şubat 2022

Türkiye’nin araştırma üniversitelerinden Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın biyoteknoloji alanındaki iş birliği ile kurulan ‘Sağlıkta Biyoteknoloji Mükemmeliyet Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (SABIOTEK) açılışı Marmara Üniversitesi Mehmet Genç Külliyesi’nde yapıldı. Merkez, YTÜ Davutpaşa Kampüsü’nde kuruldu. 3 üniversitenin bilim insanları tarafından çalışmaların yürütüleceği merkezin, önde gelen parçacık fiziği laboratuvarı CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) gibi dünyaya açılması hedefleniyor.

NELER YAPILACAK?Hedeflenen yenilikçi çalışmaların bazıları şöyle:

TÜM DÜNYAYA ETKİ EDECEKAçılış törenine katılan üniversite rektörleri şu açıklamalarda bulundu:

Prof. Dr. Tamer Yılmaz (YTÜ Rektörü): Sağlık biyoteknolojisi alanında Türkiye’nin 3 üniversitesi bir araya geldi. Bu alanda bilimsel çalışmalar, projeler ve şirketleşme buradan doğacak. Öncelikle Türkiye ekosistemini daha sonra dünya ekosistemini bu merkeze dahil etmeyi hedefliyoruz. Kaldıraç etkisiyle tüm dünyaya etki edecek bir katma değer bekliyoruz.

Prof. Dr. Nuri Aydın (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü): Genelde üniversiteler bireysel çalışmalara yönelir. Biz bu çalışmayla farklı üniversitelerin farklı altyapılarına da değerlendirerek yeni bir araştırma iklimi doğurmayı hedefledik. Bu noktada Yıldız Teknik ve Marmara Üniversitesi’yle birlikte önemli bir biyoteknoloji merkezinin kurulmasına öncülük etmiş olduk.

Prof. Dr. Mustafa Kurt (Marmara Üniversitesi Rektörü): İki değerli araştırma üniversitesiyle bir araya gelmiş olmaktan gurur duyuyorum. 3 üniversite olarak hedefimiz, ülkemizin ve dünyanın ihtiyacı olan ürünleri üreten projeler ortay koymak. 3 üniversitenin hem akademik hem laboratuvar altyapısının her imkanını kullanarak dışa bağımlılığı azaltabilecek, ürüne dönüşecek projeleri ülkemiz ve dünya için üreteceğiz.

CERN NEDİR?

Yazının devamı...
Seda Nur BAŞPINAR Kimdir?

Seda Nur BAŞPINAR