Bakan Özer: Hayatı normalleştirirsek eğitimi de normalleştiririz

Bakan Özer: Hayatı normalleştirirsek eğitimi de normalleştiririz

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Hayatı normalleştirirsek eğitimi de normalleştiririz” diyerek, kapatılan sınıf sayısının toplumda artan vakalarla doğru orantılı olduğunu belirtti. Bakan Özer, mesleki ve teknik eğitimin çok daha iyi yerlere geleceğini söyleyerek, “Mesleki eğitimi yerinde olması demek iş gücü piyasanın ihtiyaç duyduğu yetenekli insan kaynağını yetiştirmek demek değil. Aynı zamanda Türkiye’de ortaöğretim sisteminin yeniliğe katılması demek” dedi.

Haberin Devamı

İstanbul Sanayi Odası (İSO) eylül ayı olağan meclis toplantısına katılan Bakan Özer, şunları söyledi:
“Yaklaşık 13 bin mesleki eğitim öğrencisinin olduğu bir sistem içerisinde 3 bin öğrenci İstanbul’da bulunuyor ve İstanbul’un yükünü İstanbul Sanayi Odası’na verdik. Bu yetmedi yıllardan beri en çok elemana ihtiyaç duyulan kaynakçılıkla ilgili mesleki eğitimde ciddi bir atılım yaptık ve Kaynakçılık Mütevelli Heyeti’ni oluşturduk. Kısacası bu 3 yıllık süreç içerisinde mesleki eğitime verdiği destek için İSO’ya şükranlarımı sunuyorum. Daha yürüyecek çok yolumuz var. Sadece mesleki eğitimin niteliğini artırtabilmesi değil ülkemizin en büyük sorunların biri olan genç işsizliği azaltmak için yürüttüğümüz mesleki eğitim çalışmalarını nihayetlendirdik. Yeni açılımlar yapmaya devam edeceğiz. Mart ayından itibaren dünya hiç deneyimlediği bir süreçle yüz yüze kaldı. Çok farklı sektörler ayakta kalmak için yeni çözüm yolları denedi. En çok etkilen sektör eğitim oldu.

VAKALARDA PROSEDÜRLERİMİZ HAZIR
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin öğrenme kayıplarını giderebilmek için büyük çaba sarf etti. Gelinen noktada artık aşı çok kolay erişilebilir durumda. Vatandaşlarımızın aşılanma oranı giderek artmaya başladı. Göreve geldiğim ilk günden beri söylediğim gibi okullar ilk açılan ve son kapanan yerler olmak zorundadır. Eğitim sistemimiz kapasitesi inanılmaz yüksek. 20 milyonluk bir kitleden bahsediyoruz. Hayatı normalleştireceksek eğitimi normalleştirmek zorundayız. MEB olarak bu süreç il, ilçe değil sınıf bazlı bir yaklaşım geliştirdik. Herhangi bir vaka olması durumda yapılması gerekenler konusunda hazırlanan prosedürleri il, ilçe ve valilikleri gönderdik 773 bin okulumuz 850 bin dersliğimiz var. Bu yeni yaklaşımımızla sadece yakın temasın ve vakanın olduğu sınıflarda yüz yüze eğitime 14 gün ara verdik. Kurulan mekanizma oldukça iyi işliyor. Bu sayıların artması önlemlerin alınmamasından kaynaklanmıyor. Virüs okulları seçmiyor, her yeri seçiyor. Virüsün okula nereden geldiğiyle ilgili bilimsel bir veri yok. Kapatılan sınıf sayısı toplumda artan vakalarla doğru orantılı.

Haberin Devamı

İŞVERENLER ARTIK EĞİTİMİN TÜM SÜRECİNE DAHİL
Mesleki eğitimi yerinde olması demek iş gücü piyasanın ihtiyaç duyduğu yetenekli insan kaynağını yetiştirmek demek değil. Aynı zamanda Türkiye’de ortaöğretim sisteminin yeniliğe katılması demek. 1999’daki katsayı uygulaması akademik olarak başarılı öğrencilerin mesleki liseleri tercih etmemesine yol açtı. Meslek liseleri akademik olarak başarılı olmayan öğrencilerin tercih ettiği bir okul türü gibi görünmesine yol açtı. Beklenti düştükçe öğrenci sitemden kopmaya başladı. Belli bir süre sonra iş gücü piyasa aradığı elamanı bulamamaktan şikâyet etmeye başladı. 2012 yılında katsayı uygulamasının kaldırılmasından sonra her hükümet mesleki eğitimin güçlenmesi için ciddi çaba sarf etti. Özellikle son 3 yılda iş gücü piyasasıyla çok daha sistematik bütüncül bir iş birliği modeli ortaya kondu. Daha önce iş verenlerden sadece bir okul binası yaptırması istenirken yeni iş birliğinde tüm sürece dahil etmek istedik. 3 yıl içinde elde edilen başarının anahtarı iş verenin eğitimin başında itibaren tüm sürece dahil etmekten kaynaklanan bir dönüşümdür.

Haberin Devamı

FEN LİSESİNE GİDEBİLECEK ÖĞRENCİ MESLEK LİSESİNİ TERCİH EDİYOR
COVID-19 sürecinde mesleki eğitimin göstermiş olduğu performansı hatırlayalım. Maskeler, dezenfektanlar, yüz koruyucu siperlikler, solunum cihazları gibi birçok ürün üretip vatandaşımızın hizmetine sundular. Bu hareket kabiliyeti üretim kapasitesi açısından şunu gösteriyor: mesleki eğitim sadece iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu elemanı yetiştirmiyor, devletin ve milletin olağanüstü koşullarında aktif olarak harekete geçebilecek bir kapasitenin var olduğunu gösteriyor. Üretim kapasitesinin artması Türkiye’nin ekonomik kalkınma konusundaki en önemli itici güçlerden biri fikri mülkiyet oldu. Son 10 yıl içerisinde mesleki eğitim fikri mülkiyet oranı 2.9’du. Geçen seneki oran 188’e çıktı. Bu seneki hedefimiz 250. Diğer taraftan artık akademik olarak başarılı olan öğrenciler meslek liselerini tercih etmeye başladı. Fen Lisesi’ne gidebilecek öğrenci artık meslek lisesini tercih ediyor. Bu bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Birlikte hareket edildiği zaman çözülemeyecek gibi duran meselelerin çözüldüğüne dair önemli bir gösterge. Birlikte el ele verip mesleki eğitimi Türkiye’nin gündeminden çıkaracağız, çok daha iyi konumlara getireceğiz yeter ki el birliği yapalım.

Haberle ilgili daha fazlası: