Selçuk Böke

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika halklarının kara gün dostuyuz

5 Haziran 2026

 

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ile Beştepe’deki ortak basın toplantısında şunları söyledi: “Nijer bizim için derin tarihi ilişkilere sahip olduğumuz Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin başında geliyor. Stratejik önemi yüksek bu coğrafyayla 1400’lü yıllara uzanan ilişkilerimiz, bugün Sayın Tihani’nin de katkılarıyla her geçen gün gelişiyor. Aziz kardeşimin liderliğinde Nijer’in karşılaştığı tüm zorluklara rağmen farklı bir atılım içinde olduğunu görüyoruz. Biz de Afrika halklarının kara gün dostu olarak elimizdeki tüm imkânlarla Nijer’in kalkınma mücadelesini destekliyoruz. Görüşmelerimizde ortak tarihimiz ve karşılıklı saygı üzerine bina ettiğimiz münasebetlerimizi her alanda ilerletme iradesine sahip olduğumuzu teyit ettik. Nijer’deki yatırım fırsatlarını görüştük.  Savunma sanayi, güvenlik, enerji, madenler, eğitim, sağlık ve tarım alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca değerlendirdik. Nijer’deki yatırım fırsatlarını görüştük. Türkiye-Nijer Dostluk Hastanesi ve Dostluk Okulu projelerini geliştiren TİKA; sulama, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere Nijer’in altyapısının güçlendirilmesi konusunda katkılarını sürdürüyor. Türkiye Maarif Vakfımız başkent Niamey’de 12 okulla toplam 1700’ü aşkın öğrenciye eğitim veriyor. 300’ü Türkiye Bursları’yla olmak üzere 500’e yakın Nijerli öğrenci ülkemizde yükseköğretim alıyor. Türkiye mezunları gönül elçilerimiz olarak aramızdaki muhabbetin daha da güçlenmesine vesile oluyor. Nijer’le işbirliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

KAZAN-KAZAN İLKESİ VE EŞİT ORTAKLIK...

Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz. Biz bu münasebetleri sadece ticari ve ekonomi alanlarda değil; güvenlik, eğitim, kültür ve ulaşım gibi geniş vadeli bir işbirliği olarak görüyoruz. Kıtanın bilhassa Sahel bölgesinde istikrarsızlık oluşturan terör örgütleriyle mücadele noktasında dost ve kardeş ülkelerin yanındayız. Nijer güvenlik güçlerinin terörle mücadelesini de takdirle takip ediyoruz. Bu çerçevede askeri eğitim ve istihbarat alanında daha yakın işbirliği imkânlarını da değerlendirdik. Ülkemizin bu alandaki tecrübesini paylaşmaya hazır olduğunu belirttik. Ayrıca konuk heyetin önde gelen savunma sanayi firmalarımızla yapacağı görüşmelerin müspet neticelerini de yakında alacağımıza inanıyorum.”

BEŞTEPE’DE RESMİ TÖREN

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani’yi Beştepe’de resmi törenle karşıladı. Erdoğan ve Tchiani’nin tören alanındaki yerlerini almasının ardından bando iki ülke milli marşlarını çaldı.

 

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye enerjide kavşak noktası

4 Haziran 2026

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’ne katıldı, özetle şu mesajları verdi: “2025 yılı içinde tamamlanan elektrik üretim santrallerinin toplu açılışını yapacağız. Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve Enerji Bakanlığımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Türkiye, bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfının giderek güçlendiriyor. Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin (İNRES) 2.’sini düzenledik.

HÜRMÜZ’ÜN KAPANMASI...

İNRES 2026, enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye’nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin sıklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayımlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor. 28 Şubat’ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye’nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir. Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran savaşının ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik.

Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla Uluslararası Enerji Ajansı’nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı. Boğazın kapatılması, küresel petrolün yaklaşık yüzde 25’inin, sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yüzde 20’sinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına yükseldi.

MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ

Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladıkları çeşitli kısıtlamaları devreye aldı. Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi. Uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğalgaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz’ün kapanması bize şunu öğretmiştir; enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir.”

SABOTAJA İZİN YOK

Türkiye, dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın da 6’ncı büyük ekonomisi. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5.3 büyüyen bir ülkeyiz. Milli enerji ve maden politikamız ile daha çok yerli ve yenilenebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlığımızı sıfırlamaktır. Hali hazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da 5., dünyada 11. sıradayız. Türkiye ulusal enerji planı ile çok daha iyi yerlere geleceğiz. 2025 sonu ile 40 bin megavat güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzü 100 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef için 80 milyar dolar yatırım yapacağız. Yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. 5 bin megavat deniz üstü enerji alanı kurma niyetindeyiz. 2025’te toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilenebilir enerjinin payı bunun biraz üzerinde idi. Nisan sonunda 125.410 megavata yükselirken yenilenebilir enerjinin payı yüzde 62’ye çıktı. Çevreci maskelilerin engellemelerine rağmen bu potansiyeli değerlendireceğiz. 10 yıl önce 3-5 ağacın değiştirilmesini bahane ederek sokakları ateşe veren Gezici vandallara müsaade etmediysek, bugün de enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara müsaade etmeyeceğiz.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sayıştay Töreni’nde konuştu… Kamu kaynakları kimsenin babasının malı değil

3 Haziran 2026

 DEVLETİN VARLIK GAYESİ ADALETTİR

“DEVLETİN sebebi vücudu, yani varlık gayesi evvelemirde adalettir. Devamında emniyettir. Son noktada huzur ve selamettir. Bizim zihin haritamızda bu kavramların her biri, insanı ve toplumu merkeze alarak şekillenmiştir. Adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören ecdat tam da bu yüzden ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ demiştir. Buradan hareketle devletlerin kudreti hem beşeri sermayenin hem de mevcut kaynakların hikmeti de kuşatan rasyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmesine bağlıdır. Kaynaklarını etkin ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir ve müessir olması elbette mümkün değildir. Bunun için kamu maliyesinin iyi yönetilmesi büyük önem arz ediyor.

GEÇMİŞTE HAR VURUP HARMAN SAVRULDU

Türkiye olarak geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz. Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların nasıl har vurup harman savrulduğunu gayet iyi hatırlıyoruz. SSK’nın göz göre göre nasıl batırıldığını, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, devletin hazinesinin nasıl hortumlandığını, rantiyenin halkın cebinden nasıl palazlandığını hiçbirimiz unutmadık. Tamahkârlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden biri de vesayetçiler olmuştur. Geçen hafta 66’ncı yıldönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm anti-demokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye’yi geride bırakmıştır. İşte en son FETÖ’nün elebaşılığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1.5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise on milyarlarca doları bulmaktadır.

TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMİN HAKKI VAR

İster sokak olayları, ister FETÖ’vari terör örgütleri, isterse cuntacılar vasıtasıyla olsun; milli iradeyi hedef alan vesayet teşebbüslerinin ülkemize ve milletin kesesine verdiği zarar maalesef yeterince tartışılmıyor. Türkiye’nin her türlü vesayet odağına karşı mücadelesi, aynı zamanda bu yüklerden de tamamen kurtulma mücadelesidir. İnşallah bu mücadele zafere ulaşınca ülkemizin ekonomik şahlanışı daha da hızlanacak, milletin kaynakları milletin cebine daha fazla akacaktır. Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasadışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir. Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır. Garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır. Beytülmal aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir. Makamı, unvanı, mevki ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın, hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz.

SKANDALLAR ASLA MAZUR GÖRÜLEMEZ

Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. Ödediği verginin en yüksek kalitede hizmete dönüşmesini bekleyen 86 milyon vatandaşımıza karşı, unutmayın  hepimiz sorumluyuz.”

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sokakların karışmasına izin vermeyiz

2 Haziran 2026

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Bayramın neşesi gönüllerimizi sarıp sarmalarken, diğer taraftan trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır. Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır.

77 İLİMİZ DUBLE YOLLARLA BAĞLANDI: ‘Yol medeniyettir’ şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa yatırımlar yaptık. Karayollarında 206 milyar dolar, demiryollarında 80 milyar dolar, havayollarında ise 35.5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu bugün 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Sadece 6 il bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken, bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda.

İSTANBUL HAVALİMANI REKOR KIRDI: Havayolunu halkın yolu haline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk. 2002 yılında 26 havalimanımız varken, bugün 58 havalimanımızla yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel gezici vandalların ‘yapılmasın’ diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanı’mız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında gösteriliyor. Gezicilerin “Buraya uçak inmez” dedikleri havalimanımız  dün 1.730 uçak trafiğiyle rekor kırdı.

BİRİLERİ LAF ÜRETİRKEN BİZ İŞ ÜRETTİK: Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 8.170 uçak trafiğiyle 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı’nda 8.408 uçak trafiğiyle 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı’nda 2.557 uçak trafiğiyle 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı’nda ise 2.557 uçak trafiğiyle 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir. Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik. Türkiye’nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik. Ulaştırma yatırımlarımızın üretime etkisi 2 trilyon dolar. Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarında. Ekonomiye katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır.

YAPICI, KUCAKLAYICI VE BİRLEŞTİRİCİ: Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, sokak terörüne ve hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz. Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonun tamamını ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata ve güç birliğine ihtiyacı vardır. Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya ve birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye’nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz.”

‘İSTANBUL’A HİZMETE DEVAM EDECEĞİZ’

İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fethedilmiştir. Harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle, Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” dediği muhteşem bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden ezan-ı Muhammedi’nin yükseldiği Ayasofya, aynı zamanda fetih müjdesinin de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak fetih bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı, gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen Kuran’ı Kerim tilavetiyle, minarelerini süsleyen ezan-ı Muhammedi’lerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul’un duvarlarını “Zulüm 1453’te başladı” yazılarıyla kirleten Bizans artıkları hâlâ kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türktür, Müslümandır; Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır. Şunun altını çizerek bir kere daha ifade etmek isterim ki İstanbul’un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacağız. Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadro kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacağız. İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES’ten seslendi: Türk ordusu barış ve huzur ordusudur

22 Mayıs 2026

İzmir’de yapılan EFES-2026 Tatbikatı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şu mesajları verdi: “Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan EFES-2026 Tatbikatımıza kendi askerlerimizin yanı sıra 50 farklı ülkeden bin 300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personel katılıyor. Misafirlerimizin her birine Türkiye’ye hoş geldiniz diyorum. Dostlarımıza güven aşılayan, ülkemizle ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çaka Bey’in fethettiği, döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihimizde destanlar yazdığı topraklarda yapıyoruz.

2.500 YILLIK KURMAY AKIL

Yüksek teknolojili, yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin başarıyla kullanıldığı; planlamasıyla, uygulamasıyla, birliklerin uyumuyla, içeriği ve iletisiyle bütün bunların arkasındaki stratejik akılla EFES Tatbikatı, bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ediyor. Burada 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin; nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada bir milletin gözbebeği olarak, peygamber ocağı olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var.

İSTİKRARIN GÜVENCESİ

Türk ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun, o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu barışın ordusudur. Türk ordusu huzurun ordusudur. Türk ordusu istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek milli marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal’ mısrasında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş; aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş; aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir. Efes-2026 tatbikatının dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”

DOĞU’DAN BATI’YA AFRİKA’DAN AMERİKA’YA...

“Aybaşında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak; karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. EFES-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayi ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğu’yla yüzyıllara sari güçlü bağlarımızı korurken, Batı’yla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan işbirliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.

SOYKIRIM ŞEBEKELERİ...

Yazının Devamını Oku

Havada karada denizde... EFES’te gövde gösterisi

22 Mayıs 2026

50 ülkeden 10 bini aşkın personelin katıldığı tatbikatta kara, hava, deniz, amfibi ve özel kuvvet unsurları aynı senaryo altında koordineli şekilde görev yaptı. TSK’nın modern harp konsepti doğrultusunda icra edilen tatbikatta, yerli ve milli savunma sistemleri de sahada aktif rol aldı. Seçkin Gözlemci Günü’nde tatbikatı birçok ülkenin savunma bakanı, genelkurmay başkanı ve üst düzey askeri yetkilisi yerinde takip etti.SÜRÜ DRONLAR NEFES KESTİ

EFES-2026’nın en dikkat çeken bölümlerinden biri gece faaliyetleri oldu. Senaryo kapsamında kamikaze sürü dronlar kullanılarak karşıt kuvvetlerin elektronik harp sistemlerinin bulunduğu mobil muhabere merkezi etkisiz hale getirildi. Birleşik özel kuvvet timleri deniz ve havadan sızma harekâtı yaparken, SAT timleri ATAK botlarla, SAS timleri ise sürat botlarla hedef bölgeye intikal ederek radar sistemlerini imha etti.
Ardından amfibi harekât ve hava hücum operasyonları eşzamanlı olarak yürütüldü. Taarruz helikopterleri, keşif-gözetleme ve ateş destek unsurlarıyla koordineli şekilde belirlenen hedefleri vurdu. Düşmana yardım taşıdığı değerlendirilen gemiye müdahale edilirken, SAT ve SAS unsurları tarafından tespit edilen sualtı mayınları da imha edildi.

ÇIKARMA VE HAVA HÜCUM

Tatbikat kapsamında amfibi birlikler çıkarma harekâtı gerçekleştirirken, hedef mevziler topçu ve havan atışlarıyla baskı altına alındı. İnme bölgesindeki hedeflere yönelik ATAK helikopterleriyle yoğun ateş desteği sağlandı. Özel kuvvet unsurları tarafından çıkarma sahasında arama-kurtarma faaliyetleri yürütülürken, hava saldırısına maruz kalan birliklerin korunması için KORKUT hava savunma sistemi devreye girdi. Böylece tatbikatın son safhasında müşterek hava savunma konsepti de sahada test edildi.

50 ÜLKE KATILDI

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tatbikatı, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, Gürcistan Savunma Bakanı Irakli Chikovani ve Bosna Hersek Savunma Bakanı Zukan Helez, TSK Komuta Kademesi, MSB Bakan Yardımcıları ve misafir ülkelerin komutanlarıyla birlikte takip etti. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü’nü Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar da izledi.

 

Yazının Devamını Oku

Patriotlarda görev değişimi

21 Mayıs 2026

ALMANYA’DAN gönderilen Patriot hava savunma sistemlerine dair açıklamada yapan MSB kaynakları, şu bilgileri verdi: “Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir.
Söz konusu değişimin haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup, ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç, mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir.”

AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ

MSB’den NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’ne ilişkin de şu açıklama yapıldı: “NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve halihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir.

Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmekte. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir. Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacak.”

TAYFUN-2 ENVANTERE GİRDİ

Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, İzmir’de düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında “Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; TAYFUN Blok-2 Füzesi ilk kez olmak üzere, Fırtına-2 obüsü, Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) ile Millî Piyade Tüfeği (MPT-76) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alındı. Milli Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 7’ncisi de atışlı kabul testlerini başarıyla tamamlayarak MİLGEM Projesi’nin 10’uncu gemisine monte edilmek üzere teslim edildi” bilgisini verdi.

Yazının Devamını Oku

MSB'den açıklama! Türkiye'den kritik askeri akaryakıt hamlesi

20 Mayıs 2026

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin 1.2 milyar dolar maliyetli NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi teklifi konusunda projenin alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkin olduğunu ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirileceğini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır” denildi. 

TÜRKİYE’NİN NATO’YA SUNDUĞU ASKERİ AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ

MSB’den NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’ne şu açıklama yapıldı: “NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve halihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir. Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmektedir. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir.

Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır.”

PATRİOTLARIN GÖREV DEĞİŞİMİ

Almanya’dan gönderilen Patriot hava savunma sistemlerine dair açıklamada yapan MSB, “Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir. Söz konusu değişimin Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup, ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir” açıklamasını yaptı.

SON DÖNEMDE ALMANYA İLE OLUMLU İLİŞKİLER

Son dönemde Almanya ile olumlu ilişkilere de işaret eden MSB, “Türkiye; sahip olduğu güçlü ve tecrübeli ordusu, NATO içerisindeki etkin konumu, gelişen savunma sanayii altyapısı ve Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ile Orta Doğu arasında kritik öneme sahip jeopolitik konumuyla bölgesel güvenlik açısından vazgeçilmez bir müttefik konumundadır. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinin, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde ülkemizin stratejik rolünü daha güçlü şekilde değerlendirdiği; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında ilişkileri derinleştirmeye önem verdiği görülmektedir” açıklamasını yaptı.

Yazının Devamını Oku