CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Kabine Toplantısı’nın ardından özetle şu açıklamaları yaptı:
GAZZE’DEKİ BARBARLIKLARINI ÖRTMEK İÇİN İFTİRA ATANLAR
“Biz tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk, ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık. Ellerinde çoğu çocuk ve kadın, 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır, ne katliam vardır, ne zulüm, ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. Engizisyondan ve Nazi zulmünden kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır. ‘Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınanları vermem’ diyen kahraman ecdadımızın vakur duruşu vardır. Bunu da en iyi şayet tarihlerine bakarlarsa, Gazze’deki barbarlıklarını örtmek için Türkiye’ye ve Türk milletine iftira atanlar bilir.
HİÇBİR İNSANIMIZI DİĞERİNDEN AYIRMADIK
Biz, çatışma, gerilim ve kavga alanlarında değil, milletin müşterek değerleri etrafında siyaset yapan bir kadroyuz. Halkımızla aynı lisanı konuşuyor, aynı gönül diliyle iletişim kuruyor, aynı ufka bakıyoruz. Kökenimiz, mezhebimiz, meşrebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir. Ama biz 86 milyon olarak hepimiz aynı devletin vatandaşıyız, aynı milletin fertleriyiz, aynı vatanın evlatlarıyız, hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Her zaman söylüyorum, adımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren hiçbir insanımızı diğerinden ayırmadık. Bilhassa Alevi canlarımızla çok yakından ve samimiyetle ilgilendik. Cumhuriyet tarihinde daha önce hiç atılmayan, gündeme dahi gelmeyen reformları biz hayata geçirdik.
KENDİ KİMLİĞİNİ İNANCINI ÖZGÜRCE YAŞAMASININ ÖNÜNÜ AÇTIK
Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını, kendi inancını özgürce yaşamasının önünü açtık.
Yüksek Düzeyli Diyalog Mekanizmaları yeniden işletilmeye başlanırken, Türkiye uzun yılların ardından AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı’na (Gymnich) davet edildi. Avrupa Yatırım Bankası da Türkiye’deki faaliyetlerini kademeli olarak yeniden başlatırken, karşılıklı üst düzey ziyaretler sıklaştı.
Ankara ise bu ivmenin somut adımlarla desteklenmesini bekliyor. Bu bağlamda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın görüşmelerde, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerinin başlatılması, Schengen vizesinde kolaylaştırıcı uygulamaların genişletilmesi ve vize serbestisi sürecinin ilerletilmesi, Avrupa Yatırım Bankası’nın faaliyetlerinin tamamen yeniden başlaması, Tek Avrupa Ödeme Alanı’na (SEPA) katılım sürecinin hızlandırılması ve Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin yeniden işletilmesi başlıklarını gündeme getirmesi öngörülüyor.
TARİHİ nitelikteki NATO Ankara Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye, Brüksel’den üst düzey bir üçlüyü ağırlıyor. Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB Dönem Başkanlığı’ndaki son gününde Türkiye’de temaslarda bulunacak. AB kanadı, Türkiye’nin de önem verdiği ziyareti, giderek daha istikrarsız hale gelen jeopolitik ortamda karşılaşılan ortak zorlukları tartışmak ve işbirliği için yeni olanakları ele almak için bir fırsat olarak görüyor.
DÖRT BAKANLA GÖRÜŞME
Kallas, Kos ve Brunner üçlüsü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la bir araya gelecek. Ortak ziyaret yapmaları pek olağan olmayan bu üçlünün yetki alanlarına bakıldığında bu toplantı, adı konulmamış bir Yüksek Seviyeli Siyasi Diyalog Toplantısı algısı yaratıyor. Yüksek Seviyeli Siyasi Diyalog Toplantısı, GKRY blokajı nedeniyle yıllardır yapılamıyor. Kos’un, bu dörtlü görüşmenin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la görüşmesi öngörülüyor.
Ortak ziyaret yapmaları pek olağan olmayan Kallas, Kos ve Brunner üçlüsünün ziyareti, Türkiye’yle ilişkilere verilen önemin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
SOMUT ADIM BEKLENTİSİ
Ankara, Türkiye’yle ilişkilere verilen önemin göstergesi olarak değerlendirilen ziyaretin ilişkilerde belli alanlarda yakalanan ivmenin tüm alanlara yayılmasına katkı sağlamasını umuyor. AB, son dönemdeki uluslararası konjonktürün de etkisiyle birçok alanda Türkiye’yle yoğun ve derinlemesine işbirliğine yaşamsal önem atfettiğini gizlemiyor. İlişkilerdeki tıkanıklıkların aşılması gerektiği görüşünde olan Türkiye, AB’nin somut ve yapıcı adımlar atmasını istiyor.
Kaja Kallas - Marta Kos - Magnus Brunner
Toplantıda öne çıkacak bazı başlıkları şöyle özetlemek mümkün:
TRUMP: DAHA FAZLA YÜK PAYLAŞIMI
Washington’un Ankara’daki temel beklentisi, Avrupa’nın savunma yükünü daha fazla üstlenmesi olarak öne çıkıyor. ABD yönetimi, ittifak içinde Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırarak GSYH’nin yüzde 5 hedefine yaklaşması, hatta bu eşiği aşması gerektiğini savunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nde de benzer bir çizgide mesajlar vereceği tahmin ediliyor. Avrupa’nın “daha fazla ödeme yapması” gerektiğini vurgulaması beklenen Trump’ın, ABD’nin ittifak içinde orantısız şekilde yüksek askeri ve finansal yük taşıdığı eleştirilerini tekrarlaması öngörülüyor.
MELONİ: NATO İÇİNDEKİ UYUM
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi ajandasında; ittifak içi birlik, Akdeniz güvenliği ve Avrupa’nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi başlıkları öne çıkıyor. Meloni’nin en güçlü mesajlarından birinin NATO’nun geleceğinde ABD ile Avrupa arasındaki bağın korunması ve zayıflatılmaması yönünde olması öngörülüyor.
MACRON: AB’NİN STRATEJİK ÖZERKLİĞİ
Fransa, NATO’ya bağlılığını sürdürmekle birlikte Avrupa Birliği merkezli savunma ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesini stratejik öncelik olarak görüyor. Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nde temel mesajının Avrupa’nın savunma ve güvenlik alanında ABD’ye bağımlılığını azaltması ve kendi stratejik kapasitesini artırması olması bekleniyor. Ukrayna savaşı bağlamında ise güvenlik garantileri, uzun vadeli caydırıcılık ve savaş sonrası güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği konuları da Macron’un gündeminde yer alıyor.
MERZ: SAVUNMA HARCAMALARI
MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir çözüm planı hazırladığı yönündeki iddialarla ilgili açıklama yaptı. MSB’den yapılan açıklamada, özetle şöyle denildi: “Son günlerde Rum basını kaynaklı bazı medya organlarında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi tarafından Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik yeni bir plan hazırlandığı ve söz konusu planın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nezdinde istişareye açılacağı yönünde iddialar yer almaktadır.
2 DEVLETLİ ÇÖZÜM...
Ada’da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinde mümkün. Bu temel gerçek göz ardı edilerek ortaya konulacak hiçbir girişim Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtmayacağı gibi bölgede kalıcı bir istikrar da sağlayamayacaktır. Kıbrıs meselesinin çözümünde ülkemizin tutumu açık, nettir ve değişmemiştir. Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan ve Ada’daki mevcut hassas dengeyi bozmayı amaçlayan hiçbir girişim Türkiye açısından kabul edilemez.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türk halkının güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için kararlılığımız tamdır. Ülkemiz, garantör devlet sıfatıyla uluslararası anlaşmalardan ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hak ve yetkileri çerçevesinde Kıbrıs’ta barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam edecektir.”
Gölbaşı’ndaki Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’ne katılan Erdoğan, özetle şunları söyledi: “20 gün sonra tarihimizin en alçak ihanetlerinden biri olan 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yıl dönümünü idrak edeceğiz. Ruhlarını millet ve memleket düşmanlarına satan darbeci alçaklar o gece buradaki 51 vatan evladını kalleşçe şehit etmişlerdi. Şehadet şerbetini genç yaşta içen vakar ve cesaret timsali 51 şehidimize bugün bir kez daha yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Polis Akademisi bünyesindeki 30 farklı okulda eğitimleri sona eren 13 bin 610 öğrencimizin mezuniyet coşkusuna şahitlik etmenin gururunu yaşıyoruz. Polis Akademisi Eğitim Merkezi’nden 531, Polis Meslek Yüksekokulu’ndan 2 bin 402 ve Polis Meslek Eğitim Merkezi’nden 10 bin 604 kardeşimiz bugünden itibaren emniyet teşkilatımızın saflarına katılacak. Ülkemizin huzur ve emniyeti için vazife üstlenecek bu evlatlarımızı tek tek kutluyor, her birine şimdiden görevlerinde başarılar diliyorum.
11 ÜLKEDEN ÖĞRENCİ
Akademiyi dereceyle bitiren evlatlarımızı özellikle kutluyorum. Gambiya, Irak, Kamboçya, Kırgızistan, Kongo Cumhuriyeti, Maldivler, Moğolistan, Ruanda, Somali, Tacikistan ve Yemen olmak üzere 11 ülkeden gelerek burada eğitim gören 43 misafir öğrencimizi de aynı şekilde tebrik ediyorum. Sizler çok önemli bir misyonu deruhte ediyorsunuz. Organize suç örgütlerinden uyuşturucu tacirlerine, trafik magandalarından siber çetelere, tarihi eser kaçakçılarından sokak vandallarına suçun ve suçlunun her türlüsüyle en etkin şekilde mücadele edeceksiniz. Bazen en kriminal kişilerle ve yapılarla muhatap olacaksınız.
PUSULANIZ VİCDAN...
Fakat ne olursa olsun şunu asla unutmayacaksınız; pusulanız vicdan, gayeniz emniyet, hedefinizde adalet olursa yolunuzu asla şaşırmazsınız. Merhameti, ahlakı, hak ve hukuku gözetirseniz bu aziz milletin gönlünde müstesna bir yer tutarsınız. Her birinizin bu ilkeler ışığında ülkemize ve milletimize layıkıyla hizmet edeceğinden en ufak bir şüphe duymuyorum. Bizler de devlet olarak polislerimize ve güvenlik birimlerimize en güçlü desteği sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Yolunuzu da bahtınızı da inşallah hep açık eylesin diyorum.
ÇALIŞMA KOŞULLARI
Zor, hassas ve mesuliyeti fevkalade yüksek bir görevi icra eden emniyet teşkilatımızın talep ve beklentilerini asla göz ardı etmiyoruz. Bu minvalde teşkilatımızın çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla iktidarlarımız döneminde pek çok adım attık. Özlük haklarından lojistik imkanlara, teknolojik altyapıdan insan kaynağına geniş bir yelpazede reform ve düzenlemeleri hayata geçirdik. Yakın zamanda uygulamaya aldığımız görev puanına dayalı atama sistemi de bunlardan biridir. Son olarak gazi Meclisimizde kabul edilip yasalaşan teklifle emniyet teşkilatı kanununda bir takım değişiklikler yapıldı. Personel yapısından eğitim ve denetim faaliyetlerine pek çok alanda önemli yenilikler getiren düzenlemenin hayırlı olmasını diliyorum.”
Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen ‘Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması’nda şunları söyledi:
KERBELA’NIN ACISINI YÜREĞİMİZDE TAŞIYORUZ
“Hicri senemizin ilk ayı, Peygamber Efendimizin ‘Allah’ın ayı’ olarak zikrettiği Mah-ı Muharrem’i tebrik ediyorum. Muharrem ayının ülkemiz, milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mübarek ayda tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz duaların, yaptığınız hayır ve hasenatın Hak katında kabul ve karin olmasını temenni ediyorum. Hayat ve hidayet pusulamız Kuran-ı Kerim’in çağlar üstü mesajını beşeriyete müjdeleyen Peygamber Efendimize salat, onun Ehlibeyt’ine ve cümle muhibbânına selam olsun diyorum. Müslümanlar olarak yarın inşallah Aşure Günü’nü idrak edeceğiz. Şehadetlerinin 1387. sene-i devriyesinde Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimizi ve 70’i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Kerbela’nın acısını yüreğimizde hala taşıyoruz. Kerbela’nın hüznünü, burukluğunu, gam ve melalini kalbimizin derinliklerinde hala hissediyoruz. Gönüller Sultanı’nın ‘Benim dünyadaki çiçeğim’ diyerek öpüp kokladığı Hazreti Hüseyin Efendimizin ve yarenlerinin şehit edilmesinin kederini tam 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz.
EHLİBEYT’E HÜRMET BU MİLLETİN MAYASIDIR
Sevgili canlar, Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde bedenler bir bir toprağa düşse de hak ve hakikat yere düşmemiştir. Şu hakikati hepimiz çok iyi biliyoruz: Ehlibeyt’e duyulan hürmet ve bağlılık bu milletin özüdür, mayasıdır. Anadolu’nun her karışı Ehlibeyt sevdasıyla, bu aşkla canlanmıştır. Muhabbet bağımızın her gülü, Peygamber Efendimizin bizlere emaneti olan Ehlibeyt sevgisiyle açmış; bu güller, medeniyet coğrafyamızın tamamına nebevi bir rayiha yaymıştır. Rabbimizin, ‘Ey müminler! Hepiniz birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin’ emri, nifak girişimlerine karşı en güçlü kalkanımızdır. ‘Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir’ buyuran Peygamberimizin tavsiyesi, kurtuluş reçetemizdir. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ çağrısı, millet olarak ebedi kardeşliğimizin mayasıdır. Bunlara ne kadar sıkı tutunursak, Allah’ın izniyle o derece huzurlu oluruz; fitne odaklarının heveslerini kursaklarında bırakmaya devam ederiz.
HER VATANDAŞA AYNI HİSSİYATLA YAKLAŞTIK
Milletimizin teveccühüyle Türkiye’yi yönetme vazifesini devraldığımız ilk günden itibaren bu ülkenin her vatandaşına aynı hissiyatla yaklaştık. İnancından, mezhebinden, meşrebinden, dünya görüşünden ötürü kimseye farklı bir muamelede bulunmadık. Herkese Yunusça nazar kıldık. Bilhassa Alevi canlarımızı asla ihmal etmedik. Her türlü sorunlarıyla çok yakından ilgilendik. 2022’de ihdas ettiğimiz Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerimizdeki hizmetlerin kurumsal bir zeminde, etkin ve verimli bir surette yürütülmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık.”
CEMEVLERİNİN BAKIM VE ONARIMI
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Beştepe’de ortak basın toplantısında şu açıklamaları yaptı:
TİCARET HACMİ HEDEFİ 15 MİLYAR DOLAR
“Polonya’yla altı asrı aşan köklü tarihimizden aldığımız güçle; iki müttefik ve stratejik ortak olarak her alanda işbirliğini geliştiriyoruz. Görüşmelerimizde ticaretten yatırımlara, savunma sanayisinden enerjiye ve beşerî ilişkilere kadar birçok başlıkta fikir alışverişinde bulunduk. 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize erişmemizin ardından kendimize 15 milyar dolarlık yeni bir hedef belirledik. Yeni hedefimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Polonya, yaklaşık 9 milyar dolar tutarındaki projeyle müteahhitlik firmalarımızın en faal olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu projelerin sayısının daha da artmasını temenni ediyoruz.
VAZGEÇİLMEZ İKİ NATO MÜTTEFİKİ
Polonya’yla potansiyel bir diğer alanı ulaştırma teşkil ediyor. Polonya’nın da desteğiyle, stratejik ortağı olduğumuz Üç Deniz Girişimi bu konuda önemli bir platform sunuyor. Savunma sanayisi de ikili işbirliğimizin öne çıkan en önemli gündem maddelerinden biri. Bu alanda geçmişte gerek İHA’lar gerekse diğer savunma projeleri olsun çok önemli ortaklıklara imza atmıştık. Avrupa’nın güvenlik ve savunma mimarisinde vazgeçilmez bir yere sahip olan iki NATO müttefiki olarak bu işbirliğimizi daha da güçlendirmek için çalışıyoruz. Köklü ikili münasebetlerimizin eğitim ve kültürden bilim ve turizme uzanan geniş bir alanda güçlendirilmesi, dostluğumuzun geleceğine yapacağımız müşterek bir yatırımı teşkil edecektir. Görüşmelerimizde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileriyle güncel, bölgesel ve küresel meseleleri de ele aldık. Her vesileyle vurguladığımız üzere, Avrupa Birliği’yle işbirliğimizi karşılıklı fayda ve saygı temelinde ilerletme iradesine sahibiz. Bu vesileyle Polonya’nın, Avrupa Birliği üyelik sürecimize verdiği destek için teşekkür ediyor, bu desteğin artarak sürmesini diliyorum.