CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Bayramın neşesi gönüllerimizi sarıp sarmalarken, diğer taraftan trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır. Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır.
77 İLİMİZ DUBLE YOLLARLA BAĞLANDI: ‘Yol medeniyettir’ şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa yatırımlar yaptık. Karayollarında 206 milyar dolar, demiryollarında 80 milyar dolar, havayollarında ise 35.5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu bugün 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Sadece 6 il bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken, bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda.
İSTANBUL HAVALİMANI REKOR KIRDI: Havayolunu halkın yolu haline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk. 2002 yılında 26 havalimanımız varken, bugün 58 havalimanımızla yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel gezici vandalların ‘yapılmasın’ diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanı’mız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında gösteriliyor. Gezicilerin “Buraya uçak inmez” dedikleri havalimanımız dün 1.730 uçak trafiğiyle rekor kırdı.
BİRİLERİ LAF ÜRETİRKEN BİZ İŞ ÜRETTİK: Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 8.170 uçak trafiğiyle 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı’nda 8.408 uçak trafiğiyle 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı’nda 2.557 uçak trafiğiyle 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı’nda ise 2.557 uçak trafiğiyle 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir. Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik. Türkiye’nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik. Ulaştırma yatırımlarımızın üretime etkisi 2 trilyon dolar. Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarında. Ekonomiye katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır.
YAPICI, KUCAKLAYICI VE BİRLEŞTİRİCİ: Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, sokak terörüne ve hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz. Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonun tamamını ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata ve güç birliğine ihtiyacı vardır. Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya ve birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye’nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz.”
‘İSTANBUL’A HİZMETE DEVAM EDECEĞİZ’
İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fethedilmiştir. Harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle, Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” dediği muhteşem bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden ezan-ı Muhammedi’nin yükseldiği Ayasofya, aynı zamanda fetih müjdesinin de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak fetih bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı, gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen Kuran’ı Kerim tilavetiyle, minarelerini süsleyen ezan-ı Muhammedi’lerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul’un duvarlarını “Zulüm 1453’te başladı” yazılarıyla kirleten Bizans artıkları hâlâ kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türktür, Müslümandır; Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır. Şunun altını çizerek bir kere daha ifade etmek isterim ki İstanbul’un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacağız. Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadro kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacağız. İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz.
İzmir’de yapılan EFES-2026 Tatbikatı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şu mesajları verdi: “Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan EFES-2026 Tatbikatımıza kendi askerlerimizin yanı sıra 50 farklı ülkeden bin 300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personel katılıyor. Misafirlerimizin her birine Türkiye’ye hoş geldiniz diyorum. Dostlarımıza güven aşılayan, ülkemizle ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çaka Bey’in fethettiği, döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihimizde destanlar yazdığı topraklarda yapıyoruz.
2.500 YILLIK KURMAY AKIL
Yüksek teknolojili, yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin başarıyla kullanıldığı; planlamasıyla, uygulamasıyla, birliklerin uyumuyla, içeriği ve iletisiyle bütün bunların arkasındaki stratejik akılla EFES Tatbikatı, bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ediyor. Burada 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin; nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada bir milletin gözbebeği olarak, peygamber ocağı olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var.
İSTİKRARIN GÜVENCESİ
Türk ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun, o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu barışın ordusudur. Türk ordusu huzurun ordusudur. Türk ordusu istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek milli marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal’ mısrasında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş; aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş; aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir. Efes-2026 tatbikatının dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
DOĞU’DAN BATI’YA AFRİKA’DAN AMERİKA’YA...
“Aybaşında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak; karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. EFES-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayi ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğu’yla yüzyıllara sari güçlü bağlarımızı korurken, Batı’yla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan işbirliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.
SOYKIRIM ŞEBEKELERİ...
50 ülkeden 10 bini aşkın personelin katıldığı tatbikatta kara, hava, deniz, amfibi ve özel kuvvet unsurları aynı senaryo altında koordineli şekilde görev yaptı. TSK’nın modern harp konsepti doğrultusunda icra edilen tatbikatta, yerli ve milli savunma sistemleri de sahada aktif rol aldı. Seçkin Gözlemci Günü’nde tatbikatı birçok ülkenin savunma bakanı, genelkurmay başkanı ve üst düzey askeri yetkilisi yerinde takip etti.SÜRÜ DRONLAR NEFES KESTİ
EFES-2026’nın en dikkat çeken bölümlerinden biri gece faaliyetleri oldu. Senaryo kapsamında kamikaze sürü dronlar kullanılarak karşıt kuvvetlerin elektronik harp sistemlerinin bulunduğu mobil muhabere merkezi etkisiz hale getirildi. Birleşik özel kuvvet timleri deniz ve havadan sızma harekâtı yaparken, SAT timleri ATAK botlarla, SAS timleri ise sürat botlarla hedef bölgeye intikal ederek radar sistemlerini imha etti.
Ardından amfibi harekât ve hava hücum operasyonları eşzamanlı olarak yürütüldü. Taarruz helikopterleri, keşif-gözetleme ve ateş destek unsurlarıyla koordineli şekilde belirlenen hedefleri vurdu. Düşmana yardım taşıdığı değerlendirilen gemiye müdahale edilirken, SAT ve SAS unsurları tarafından tespit edilen sualtı mayınları da imha edildi.
ÇIKARMA VE HAVA HÜCUM
Tatbikat kapsamında amfibi birlikler çıkarma harekâtı gerçekleştirirken, hedef mevziler topçu ve havan atışlarıyla baskı altına alındı. İnme bölgesindeki hedeflere yönelik ATAK helikopterleriyle yoğun ateş desteği sağlandı. Özel kuvvet unsurları tarafından çıkarma sahasında arama-kurtarma faaliyetleri yürütülürken, hava saldırısına maruz kalan birliklerin korunması için KORKUT hava savunma sistemi devreye girdi. Böylece tatbikatın son safhasında müşterek hava savunma konsepti de sahada test edildi.
50 ÜLKE KATILDI
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tatbikatı, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, Gürcistan Savunma Bakanı Irakli Chikovani ve Bosna Hersek Savunma Bakanı Zukan Helez, TSK Komuta Kademesi, MSB Bakan Yardımcıları ve misafir ülkelerin komutanlarıyla birlikte takip etti. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü’nü Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar da izledi.
ALMANYA’DAN gönderilen Patriot hava savunma sistemlerine dair açıklamada yapan MSB kaynakları, şu bilgileri verdi: “Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir.
Söz konusu değişimin haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup, ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç, mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir.”
AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ
MSB’den NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’ne ilişkin de şu açıklama yapıldı: “NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve halihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir.
Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmekte. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir. Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacak.”
TAYFUN-2 ENVANTERE GİRDİ
Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, İzmir’de düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında “Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; TAYFUN Blok-2 Füzesi ilk kez olmak üzere, Fırtına-2 obüsü, Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) ile Millî Piyade Tüfeği (MPT-76) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alındı. Milli Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 7’ncisi de atışlı kabul testlerini başarıyla tamamlayarak MİLGEM Projesi’nin 10’uncu gemisine monte edilmek üzere teslim edildi” bilgisini verdi.
Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin 1.2 milyar dolar maliyetli NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi teklifi konusunda projenin alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkin olduğunu ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirileceğini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır” denildi.
TÜRKİYE’NİN NATO’YA SUNDUĞU ASKERİ AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ
MSB’den NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi’ne şu açıklama yapıldı: “NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve halihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir. Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmektedir. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması halinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir.
Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır.”
PATRİOTLARIN GÖREV DEĞİŞİMİ
Almanya’dan gönderilen Patriot hava savunma sistemlerine dair açıklamada yapan MSB, “Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir. Söz konusu değişimin Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup, ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir” açıklamasını yaptı.
SON DÖNEMDE ALMANYA İLE OLUMLU İLİŞKİLER
Son dönemde Almanya ile olumlu ilişkilere de işaret eden MSB, “Türkiye; sahip olduğu güçlü ve tecrübeli ordusu, NATO içerisindeki etkin konumu, gelişen savunma sanayii altyapısı ve Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ile Orta Doğu arasında kritik öneme sahip jeopolitik konumuyla bölgesel güvenlik açısından vazgeçilmez bir müttefik konumundadır. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinin, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde ülkemizin stratejik rolünü daha güçlü şekilde değerlendirdiği; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında ilişkileri derinleştirmeye önem verdiği görülmektedir” açıklamasını yaptı.
TÜRKİYE, 2004 İstanbul zirvesinin ardından ikinci kez bir NATO zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacak. Başkent’teki zirvenin yol haritasının büyük ölçüde şekilleneceği NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı ise 20-21 Mayıs tarihlerinde İsveç’in Helsingborg kentinde düzenlenecek. İsveç, NATO üyesi olmasının ardından ilk defa bu düzeyde bir NATO toplantısına ev sahipliği yapacak. Toplantıda, Ankara zirvesinin hazırlıkları, zirvede kullanılacak sloganlar ve verilecek mesajlar, davet edilecek liderler ile zirvenin ana gündem başlıkları masaya yatırılacak.
7 TEMMUZ’DA BAŞLAYACAK
7 Temmuz’da başlayacak Ankara zirvesinde, NATO’nun kolektif savunma ruhunu vurgulamak için kullandığı gelenekselleşen “Birlikte Güçlüyüz” sloganın yanı sıra birlik, dayanışma ve caydırıcılık ekseninde çeşitli sloganların öne çıkması bekleniyor. Türkiye’nin “Daha Kabiliyetli ve Daha Güçlü NATO”, “Güçlü ve Etkin NATO” vurgusunu öne çıkaracağı değerlendiriliyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin de zirve için “Daha Güçlü NATO İçinde Daha Güçlü Bir Avrupa” sloganına ağırlık verdiği belirtiliyor. Ankara zirvesinin temel mesajının ise “müttefikler arasında birlik ve dayanışmanın korunması” olması bekleniyor. Diplomatik çevrelerde, mevcut küresel konjonktürde zirvenin Ankara’da düzenlenmesinin NATO açısından ayrıca stratejik önem bir taşıdığı değerlendirmesi yapılıyor.
32 ÜLKEDEN DEVLET BAŞKANI
Zirveye, NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra gözlemci ve ortak ülkelerin liderlerinin de katılması bekleniyor. Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın zirveye davet edilmesinin gündemde olduğu aktarılırken, NATO’nun Asya-Pasifik ortakları Japonya ve Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderlerinin de Ankara’ya gelmesi bekleniyor. Diğer yandan bazı Ortadoğu ülkelerinin liderlerinin de zirvede yer alabileceği konuşuluyor. Davet listesine ilişkin nihai kararın ise İsveç’te yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında gündeme geleceğine işaret ediliyor. NATO’da ve İttifak üyesi başkentlerde konuşulan en kritik başlıklarından biri de ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’ya gelip gelmeyeceği. NATO’ya yönelik son dönemdeki eleştirel ve sert açıklamalarıyla dikkat çeken Trump’ın katılımının son dakikaya kadar netleşmesi beklenmiyor. Ancak diplomatik çevrelerde, zirvenin Türkiye’de düzenlenmesi nedeniyle Trump’ın katılım ihtimalinin yüksek olduğu ifade ediliyor.
SABAH KOŞUSUNU AKSATMIYOR
Ankara zirvesine katılacak liderler arasında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ziyaret ettiği ülkelerde sabah koşusu yapması dikkat çekiyor. Daha önce Kenya, Erivan ve Kahire ziyaretlerinde de sabah sporunu aksatmayan Macron’un, Ankara’da sabah koşu yapıp yapmayacağı da diplomatik çevrelerde konuşuluyor. Macron’un koşu rotası için Dikmen Vadisi, Botanik Parkı ve Eymir Gölü çevresi muhtemel güzergâhlar arasında bulunuyor.
Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki heyette yer alan Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Hürriyet’e özel röportaj verdi. Francken, Türkiye-Belçika arasındaki savunma sanayi işbirliği potansiyelinden temmuzda Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne kadar birçok konuda sorularımızı cevapladı.
ANKARA STRATEJİK ÖNEMDE
Türkiye’ye Kraliçe liderliğinde geniş kapsamlı ekonomik heyetle geldiklerini belirten Francken, Ankara’nın Belçika açısından yalnızca ekonomik değil, diplomatik ve askeri açıdan da stratejik önemde olduğunu söyledi. “Türkiye bizim en büyük komşularımızdan biri. Ekonomik bir güç merkezi, diplomatik ve askeri açıdan önemli işler yapan bir ülke” diyen Francken, 14 yıl sonra gerçekleştirilen bu ziyaretin “çok önemli ve son derece başarılı” geçtiğini ifade etti.
SAVUNMA ANLAŞMALARI
İki ülke arasında savunma sanayi işbirliği potansiyeline işaret eden Francken, Türk ana muharebe tankı projesinde Belçikalı şirketlerin yer aldığını söyledi. Fırkateynler ve çeşitli deniz platformlarında ortak çalışmalar yürütüldüğünü belirten Belçikalı Bakan, İstanbul’da Türk ve Belçikalı savunma şirketleri arasında yeni sözleşmeler imzalandığını da açıkladı. Türkiye temasları kapsamında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün ile çok sıcak temaslar kurduğunu belirten Francken “Her düzeyde işbirliğine açığız” mesajını verdi.
BİRLİKTE ÇALIŞMALIYIZ
Temmuz ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesi İttifak’ın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Belçikalı Bakan, NATO’nun karşı karşıya olduğu en büyük sorunun “birlik içinde kalmak” olduğunu söyledi. Francken, “En büyük mesele transatlantik evlilik krizimizi çözmek” dedi. Avrupa’nın savunma alanında daha fazla stratejik özerkliğe ihtiyaç duyduğunu belirten Francken, bunun ABD ile kopuş anlamına gelmediğini dile getirdi. Avrupa’nın kendi üretim zincirini ve savunma kapasitesini geliştirmesi gerektiğini söyleyen Francken, “Ama bunu Amerikalılara ya da Türkiye’ye karşı yapmıyoruz. Birlikte çalışmalıyız” dedi.
YİNE DİZ ÇÖKERİM
BELÇİKA SAVUNMA BAKANININ ZİYARETİ
Milli Savunma Bakanlığı, Belçika Savunma Bakanın Türkiye ziyaretine dair, “Küresel ve bölgesel güvenlik ortamında yaşanan son gelişmeler, dost ve müttefik ülkeler arasında savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesini her zamankinden daha önemli hâle getirmektedir. Bu çerçevede, Belçika Savunma ve Dış Ticaret Bakanı ile Sayın Bakanımızın gerçekleştirdiği görüşmede; ikili ve bölgesel güvenlik konuları görüşülmüş, savunma sanayii alanındaki iş birliği imkânları ele alınmıştır. Görüşmelerin ardından, imzalanan Niyet Mektubu ile iki ülke arasında savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik karşılıklı irade teyit edilmiştir” açıklamasını yaptı.
DENİZ YETKİ ALANLARINA İLİŞKİN KANUN ÇALIŞMASI
MSB’den yapılan açıklamada şöyle denildi:
"Deniz Yetki Alanları Kanunu çalışması, denizlerimizdeki yetki alanlarımızdaki sorumlulukları belirleyecek ve iç hukuk mevzuatımızdaki eksiklikleri giderecek çerçeve bir yasa niteliğindedir. Söz konusu kanun çalışmalarına Bakanlığımız tarafından askeri, teknik, akademik ve hukuki düzeyde katılım sağlanmış, katkılarımız ilgili kurumlara iletilmiştir. Bahse konu kanun metnine ilişkin nihai çalışmalar ülkemizin ilgili kurumları tarafından sürdürülmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerini korumaya her zaman olduğu gibi kararlılıkla devam edecektir.
TERÖRLE MÜCADELE VE HUDUT GÜVENLİĞİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Hafta boyunca kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında; Operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiş, Hudutlarımızda; 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 258 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 944 olmuş, Engellenen 1.344 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 29 bin 194’e ulaşmıştır."