ŞEKER görünümlü rengârenk deterjanlar çocukların yaşamını tehdit ediyor. Acil doktorları, CİMER’e yaptıkları başvurularda bulaşık deterjanlarının albenili görünümlerinin çocukları cezbettiğini, şeker sanarak yemeye çalıştıklarını belirterek ambalajların değişmesini istedi. “3 yaşında çocuk getirdiler, bulaşık deterjanından zehirlenmiş ve kollarımda öldü, perişan oldum” diyen bir kadın doktorun şikâyeti sonrası Hürriyet’e bilgi veren sağlık çalışanları, mevcut ambalajların yönetmeliğe aykırı olduğunu, değişmesi gerektiğini vurguladı.
DOKTORLAR İSYAN ETTİ
Ordu’da 3 yaşında bir çocuğun bulaşık deterjanı nedeniyle zehirlendiğini, kurtarılamayarak hastanede yaşamını yitirdiğini anlatan Genel Sağlık-İş Sendikası Başkanı Derya Uğur, bu durumun acil doktorunun CİMER’e yaptığı başvuruyla ortaya çıktığını söyledi. Kadın doktorun CİMER başvurusunda, “Bugün perişan oldum, 3 yaşında bir çocuğu kaybettim kollarımda. Şeker sanıp ağzına attığı bulaşık deterjanından. Lütfen müdahale edin” dediğini belirten yetkili, konunun üç ayrı bakanlığı ilgilendirmesi nedeniyle adım atılamadığını söyledi. Kurallar, uygulama ve sonuçları itibarıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikiliği, Ticaret ve Sağlık Bakanlıklarının görev alanına girdiğine dikkat çeken Uğur, deterjan ambalajlarının çocukları cezbetmeyecek forma sokulması için acil önlem alınması gerektiğini söyledi.
KIRMIZI, MAVİ, YEŞİL OLUR MU
Bakanlıkların harekete geçmek için ölüm sayısının artması ya da kamuoyuna yansıması gibi bazı kriterleri bulunduğunu belirten Uğur, “Bunlar bizim çocuklarımız, bir çocuğun bile, değil ölümü, zehirlenerek hastaneye kaldırılması harekete geçmek için yeterli olmalı. Niye mavi, yeşil, kırmızı, rengârenk? Mevzuata göre hiçbir kimyasal, çocukların ilgisini çekecek şekilde ambalajlanamaz” dedi.
YÖNETMELİK: CEZBEDEMEZ
Rengârenk, şeker görünümlü bulaşık makinesi deterjan ambalajlarının AB’ye uyum yasaları çerçevesinde kimyasalların güvenli kullanımı, doğru etiketlenmesi ve risklerin azaltılması amacıyla 2013 yılında çıkarılan SEA, Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Yönetmeliği’ne de aykırı. Yönetmeliğin ‘Ambalajlama şartları’ başlıklı 36.maddesinin 2. fıkrası şöyle: “Halka sunulan veya satılan zararlı maddeleri veya karışımları içeren ambalajlara ilişkin hükümler:
a) Çocukların merakını cezbedecek veya uyandıracak veya tüketicileri yanlış yönlendirecek şekilde ve tıbbi ürünlerde, kozmetik ürünlerde, gıda veya hayvan yemlerinde kullanılan sunuş ve tasarım özellikleriyle karışıklığa yol açarak tüketicileri yanlış yönlendirebilecek şekilde olamaz.
Özkara, Kahramanmaraş’tan başlayıp tüm Akdeniz kıyıları boyunca Çanakkale’ye kadar uzanan hatta yol kenarlarındaki otların acilen temizlenmesi gerektiğini belirterek, “40 dereceleri aşacak yaz sıcaklarına kadar yol kenarları temizlenmezse atılan bir sigara izmariti, yerleşim yerlerine uzanan, büyük felaketlere yol açabilir” uyarısında bulundu.
Başkan Özkara, son dönemde yaptığı saha incelemelerinde yol kenarlarında yeterli temizlik çalışması göremediğine dikkat çekti. El Nino ile yaz aylarında sıcaklıkların 40 dereceyi aşacağını anımsatan Özkara, büyüyen otların kısa sürede kuruyarak yangınların en önemli yakıtlarından biri haline geldiğini söyledi. Özkara, “Bu yaz çok dikkatli olmak zorundayız. Yağmurların büyüttüğü otlar temizlenmezse, küçük bir ihmal büyük felaketlere dönüşebilir. Hiç vakit kaybetmeden şu sıralar acil temizlik başlamalı” dedi. Özkara, kuru otların bulunduğu alanlarda küçük bir kıvılcımın bile dakikalar içinde büyük yangınlara dönüştüğünü ifade etti.
MALATYA’da önceki gün Yedisu Fayında meydana gelen 5.6’lık deprem yürekleri ağza getirdi. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın (KAF) doğu ucunda yer alan, Erzincan (Üzümlü ve çevresi) ile Bingöl (Yedisu ilçesi) arasında uzanan Yedisu Fay’ındaki olası bir depremin Tunceli, Erzurum, Elazığ, Muş ve Diyarbakır gibi çevre illeri de sarsması bekleniyor. İşte Jeoloji Mühendisleri Odasının (JMO), 2021 yılında ‘Fay Üzerinde Yaşayan Kentlerimiz’ rapor serisiyle Erzincan ve Bingöl’ün de içinde yer aldığı 24 kente ilişkin kritik uyarıda bulunmuştu. Bakanlıklar, valilikler, belediyeler, tüm parti ve milletvekillerine gönderilen raporlarda içinden fay geçen kentlerde can kayıplarının azaltılması için fay üzerindeki binaların boşaltılarak imara kapatılması uyarısı yapılmıştı.
‘ŞEHİRLER DİRİ FAYLARIN ÜZERİNDE’
Erzincan raporunda kentin dünyanın en önemli faylarından olan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bulunduğu, zeminin alüvyon olması nedeniyle depremi binalara iletirken büyüttüğü, geçmişte çok yıkıcı depremler yaşadığı için gelecekte de yaşamasının olası olduğu vurgulanmıştı. Raporda, “160 bin nüfuslu Erzincan merkez, binalarının altından diri fay geçen illerimizden biridir. Geçmişte 8’e yaklaşan büyüklükte depremlerden etkilendiği bilinen Erzincan, gelecekte de bundan daha düşük bir olası depremde bile yine hem depremin yaratacağı şiddetli sarsıntı hem de yüzey faylanması tehlikesi nedeniyle hasar alması beklenen bir ilimizdir” denildi.
Bingöl’ün de alüviyal zemini nedeniyle Türkiye’nin deprem riski en yüksek kentlerinden olduğu vurgulanan raporda yine büyük depremlere gebe olduğu, can kayıplarının azaltılması için fay üzerindeki yapıların boşaltılarak imara kapatılması istendi. Raporun, “1900’den günümüze kadar geçen zamanda Bingöl ilinde çok sayıda can kaybına neden olan büyük depremler yaşanmasına, kent merkezi ve Karlıova, Yedisu ilçe merkezleri ile 36 köy yerleşim birimi doğrudan fay hatları/zonları üzerine oturduğu bilinmesine rağmen kamu kurumları bu bölgede yaptıkları yeni yerleşim alanı ve konutları da yine fay zonları üzerinde yapmışlardır. Bu durum açık bir cinayete davetiye niteliğindedir” tespiti dikkat çekti.
‘AFET RİSKLERİ AZALTILMALI’
Jeoloji Mühendisleri Odası, önceki gün meydana gelen Malatya depreminin ardından yayınladığı yeni uyarısında ise şu noktalara dikkat çekti:
“Malatya, Elazığ, Adıyaman, Kahramanmaraş gibi illerimiz başta olmak üzere tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin öncelikle temel jeoloji haritalarının bir an önce güncellenmesi, çalışmaları tamamlanan Türkiye Diri Fay Haritası’nın bir an önce kamuoyu ile paylaşılması, yeni Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak Türkiye Deprem Tehlike Haritası ile Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yenilenmelidir. Ayrıca ülkemizin sahip olduğu afet risklerinin azaltılması için de TBMM bir an önce ‘Afet Risk Azaltma Kanunu’ çıkararak, ülkedeki afet risklerinin azaltılmasını sağlayacak politika ve uygulamalar bir an önce yaşama geçirilmelidir.”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın (STB) desteğiyle, Başarsoft tarafından geliştirilen uygulama, polis radarlarının yerini bilip sürücüye sesli komutla aracın yasal hız sınırına düşürülmesi uyarısı da yapacak. Ambulansın geçeceği güzergâhtaki sürücüler yol vermeleri konusunda uyarılırken, yol tarifleri yabancı uygulamaların aksine halkın anlayabileceği günlük dilde olacak. Uygulama üzerinden otopark ve elektrikli araçlar için şarj rezervasyonları daha yoldayken yapılabilecek.
Başarsoft Yönetim Kurulu Başkanı Alim Küçükpehlivan, uygulamayı diğer sistemlerden ayıran en önemli özelliğinin anlık olarak radar kontrollerinin nerede yapıldığını, hangi hızla gidilmesi gerektiğini bildirmesi ve paylaşılması olduğunu söyledi. Ocak ayında devreye girmesi planlanan uygulamayla ilgili Küçükpehlivan, “Sistem devreye aldığımız andan itibaren araç kullanıcılarının sevdiklerine güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlamak için azami gayreti sarf edeceğiz.
AFETTE KESİNTİSİZ HİZMET
Küçükpehlivan “Afet, kriz ya da ulusal güvenliği ilgilendiren durumlarda dışa bağımlı sistemler ciddi riskler barındırıyor. Navigasyon altyapısının kesintisiz çalışması hayati önemde. Yerli navigasyon bu kırılganlıkları ortadan kaldıracak” dedi.
SOSYAL medyada “İran’ın füzeleri İsrail’in yağmur hırsızlığını bitirdi. İran’ın füzeleri Tel Aviv ve Dubai’nin tepesine bindikçe Anadolu’nun yıllardır hasret kaldığı yağmurlar ülkemize serbestçe yağmaya başladı” paylaşımına Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Meteorolog Prof. Dr. Murat Türkeş, net bir yanıt verdi: “Bu tür iddialar bilimsel gerçeklikle bağdaşmıyor.”
BİLİMSEL BİR KANIT YOK
Türkeş, son yıllarda yolcu uçaklarının, jet uçaklarının izler bırakarak yağmur bulutlarımızı yok ettiği iddialarına, “İzler tamamen doğal. Egzozdan çıkan su buharının soğuk ve nemli atmosferde yoğunlaşmasıyla oluşuyor” dedi.
Bu yıl Türkiye’de etkili olan yoğun ve uzun süreli yağışların komplo teorisyenlerinin ‘bulutlar çalınıyor’ iddiasını çürüttüğünü bunun üzerine yeni bir komplo teorisine başvurulduğunu anlatan Türkeş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail-ABD-İran bölgesel çatışması nedeniyle uçuşların sınırlandırıldığı ve bu yüzden kimyasal püskürtme yapılamadığı, dolayısıyla Türkiye’ye bol yağış geldiği öne sürülmüştü. Bu iddia da tamamen yanlış. Türkiye’ye yağış getiren sistemler batıdan (Balkanlar, Kuzey Atlantik, Akdeniz üzerinden) gelir. Ortadoğu’daki bir uygulamanın Türkiye’deki yağışlar üzerinde etkisi olmaz. Türkiye’deki fazla yağışın nedeni, Kuzey Atlantik’teki ve Akdeniz’deki basınç ve rüzgar sistemlerindeki önemli değişikliklerdir, bu durum Orta Enlem Siklonlarının ve Akdeniz Siklonlarının Türkiye’ye ulaşmasını sağlamıştır.”
YAĞMUR BULUTU ÇALINIR MI
Küresel ısınma, kuraklık artışıyla ülkeler arasında meteorolojik savaşların dolayısıyla da bulut hırsızlığının mümkün olup olmadığı sorusuna Türkeş, yağış oluşumunun oldukça karmaşık atmosferik süreçlere bağlı olduğunu anımsattı. Türkeş, “Geniş ölçekli, ülkeler arası bir meteorolojik savaş ile bulutların veya yağışın kontrol edilmesi fikri mevcut bilimsel ve teknolojik imkânlarla mümkün değildir. Hava sistemleri çok dinamik ve güçlüdür” dedi.
TOHUMLAMA BİLİMSEL
Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılacak değişiklikle tüketici sadece yediği yemeğin, tatlının; içtiği içeceğin ücretini kapı girişinde, internet sitesinde, mönüde ilan edilmiş en düşük fiyattan ödeyecek. Adisyona, hesaba yemek-içecek ücreti dışında servis bedeli, kuver ücreti, masa bedeli, garsoniye gibi adlarla herhangi bir ilave ücret kalemi eklenemeyecek.
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Göksu, masa, servis ücreti uygulamalarının genellikle turistik mekânlarda olduğunu belirterek, bunun dünyanın pek çok ülkesinde yaygın olarak uygulandığını söyledi.
Göksu, “Yüzde 10 hizmet bedeli, bahşiş garson ile müşterinin isteğine kalmış bir şey. Bahşiş bizim geleneğimizde olan bir şey ama müşteriyle garson arasında; kuver ise ekmek, su, masada kullanılan ürünlerle ilgili bir kalemdi. Her yer almıyordu ama tüketiciyi rahatsız eden bir durumdu. Bakanlığın bunu kaldırmasına saygı duyarız, yapacak bir şeyimiz yok” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ankara’dan bir grup gazeteciyi kabulünde Kıbrıs sorununun çözümünde son duruma dair soruları yanıtladı. Meselenin kapsamlı çözümüne dair ‘müzakere masası’ ile metodolojinin belirlendiği ‘görüşme masası’ ekseninde, iki farklı masada ele alındığını anlatan Erhürman sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda oturduğumuz masa, görüşme masası. Bu masa çerçevesinde daha önce BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusunda şahsi temsilcisi Maria Holguin geldi. İki kez onunla görüştük. Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile görüştük. İkimizin temsilcileri alt düzeyde görüşmeye devam ediyor. Bu çerçevede 10 maddelik bir öneri paketimiz oldu. Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden ticaretin kolaylaştırılması, geçiş noktalarının rahatlatılması, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı hakkı ve bu kişilerin Güney’e geçişlerinde yaşadığı sorunların çözümüne yönelik önerilerimizi sunduk.
HELLİM DE MASADA
Hellim’i AB’ye satabilmemiz için Güney tarafın imzalaması gereken bir sözleşme var. 3 yıldır imza bekliyor. Hristodulidis, ‘31 Ocak itibarıyla bu iş bitecek’ diye BM’nin önünde söz verdi. Bir de Derinya ve Bostancı geçiş kapılarını rahatlatmayı kabul etti. Bir sonraki görüşmeden önce bunların kesinleşmesini bekliyoruz. Bu ay sonu Holguin’in tekrar gelme ihtimali var. Ama Holguin gelmeden önce bizim kendi aramızda birtakım şeyleri halletmemiz lazım. Cenevre’ye gitmeden önce sorunun Lefkoşa’da çözülmesi gerekir. Geçiş noktalarının açılması gibi konularda garantörlerin katılacağı bir toplantıya ihtiyaç olmamalı. Yani bir kapıda çözüm bulamayan iki lider gidip de Kıbrıs sorununun çözümü iddiasında bulunamaz. Şu anda BM de konuya buradan bakıyor.”
TikTok Devletlerle İlişkiler ve Kamu Politikaları Türkiye ve Levant Bölge Başkanı Fatih Kafadar, şu bilgileri verdi:
13 YAŞ ALTI OLDUĞU BELİRLENEN 25 MİLYON HESAP KALDIRILDI
“TikTok, Aile Eşlemesi (Family Pairing) uygulamasıyla ebeveynlerin kendi hesaplarını çocuklarınınkine bağlayarak, onların izlediği içerikleri filtrelemelerine, doğrudan mesajları yönetmelerine ve güvenli bir dijital alan yaratmalarına olanak sağlıyor. TikTok bu yıl 18 yaş altı kullanıcılar için günlük 60 dakika ekran süresi sınırı getirdi. Ekran Molası ve meditasyon odaklı uyarılarla da gençlerin, belirli aralıklarla ekran başından kalkması, mola vermesi veya nefes egzersizleri yapması teşvik ediliyor. Şirket verilerine göre Türkiye’de 2025 Nisan-Haziran döneminde kuralları ihlal eden 4 milyon 431 bin 182 video yayından kaldırıldı. Bu içeriklerin yüzde 99.4’ü kullanıcı bildirimi olmaksızın tespit edildi. Yüzde 97’si ilk 24 saat içinde platformdan silindi. Ayrıca topluluk kurallarına aykırı şekilde 13 yaş altında olduğu tespit edilen 25 milyondan fazla hesap platformdan kaldırıldı.”