Mert Gökhan Koç

Meclis’te savaş bilgilendirmesi

11 Mart 2026

Kapalı oturum sırasında Genel Kurul’dan milletvekilleri dışındakiler çıkarılırken, sadece yeminli stenograflar ile sağır-dilsiz kavaslar görev aldı. Toplantı yapılırken Meclis’in tüm kapıları kilitlendi.

10 YIL DEVLET SIRRI

Fidan ve Güler’in bilgi verdiği görüşmede anlatılanlar devlet sırrı sayılıyor ve tutanaklar en az 10 yıl açıklanmıyor. Kapalı oturumun tutanağı bir zarfa konularak, görevli kâtip üyelerce mumla mühürlenecek ve Meclis arşivine kaldırılacak. Toplantıda konuşulan tüm bilgiler devlet sırrı kabul ediliyor ve katılan milletvekillerinin konuyla ilgili açıklama yapması da yasaklanıyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, konuşmasının ardından Bakan Fidan ile Bakan Güler’i Genel Kurul salonuna davet etti. Kurtulmuş, milletvekilleri dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları uyarısını yaparak salonu boşalttırdı.

- İran’a saldırıların ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler dün TBMM Genel Kurul’da bilgilendirme oturumuna katıldı. Oturumu Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş yönetirken, kapalı oturum yapılmasına karar verildi. Gazeteciler dışarı çıkarıldı, basın koridorunun Genel Kurul’a yakın olan odaları kilitlendi.

 

 

Yazının Devamını Oku

Özel: İran halkının yanındayız

4 Mart 2026

Özel, partisinin dünkü Meclis grubunda özetle şunları söyledi: 

150 CİVCİV ÖLSE ÜZÜLÜRSÜN

“İran’a, bir ülkenin yönetim kademesine, toplantı sırasında, BM kararı olmaksızın... Hatta onlarla müzakere yürütürken, ülkenin yöneticilerini torunlarıyla, çocuklarıyla, kızlarıyla bombalayan bir zorbalık, bir vicdansızlık, bir haydut devlet. Yahu 150 tane civciv ölse yastır, üzülür, bakarsın. 150 kız çocuk ölmüş Amerika’nın bombardımanında. Kimsenin dönüp baktığı, bunu düşündüğü, sorguladığı yok. Dönüyorlar; Trump güzellemeleri, Trump üzerinden Netanyahu ile işbirlikleri ve bu ilk değil. Burada ne oyun kurduğu vardır, ne oyunu gördüğü, Trump ne yapacağını biliyor, Netanyahu ne yapacağını biliyor. Ama bunlar ne oyunun içinde olduklarını, bunun gelecekte nereye doğru evrildiğini bilmiyorlar.

BÜTÜN MÜDAHALELERİ REDDEDİYORUZ

Amerika ve İsrail istediği her ülkeye saldırabileceği bir yeni dünya düzeni kurmaya çalışıyor. Amerika ile İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen bütün müdahalelerini reddediyoruz. Komşumuz İran’a yapılan saldırılara karşı duruyoruz. İran halkının yanındayız. Krizin diplomasi masasına dönülerek çözülmesini savunduk. Türkiye’nin de ısrarcı olması gerektiğini ifade ediyoruz.

TANJU’YLA GURUR DUYUYORUM

Tanju Özcan Bolu’da bir vakıf kurmuş. Vakfa AK Parti’yi, MHP’yi dahil etmiş. Esnaf odalarını, şoförler odasını, bütün Bolu’yu içine koymuş. Demiş ki ‘Bolu’nun çocuklarına siyaset ayrımı yapmadan sahip çıkacağız.’ Hep birlikte dönmüşler ve Bolu’nun zenginlerine, Bolu’dan para kazanıp vergiyi İstanbul’da veren zincir marketlere, ‘Bu vakfa destek olun kardeşim’ demişler. 528 Bolulu yoksul genci üniversitede yüksek burslarla okutuyorlar. Huzurevi yapmak için de çalışıyor. Tanju eğer bununla suçlanıyorsa ben Tanju’yla gurur duyuyorum kardeşim. Öğrenci okutmak için kurulmuş vakıf, öğrenci okutuyor. Buradan suç çıkar mı? Taştan su çıkarsa, buradan da suç çıkar.

 BAYRAM İKRAMİYESİ

Yazının Devamını Oku

"Savunmada dijital egemenlik"

25 Şubat 2026

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, SANCAR SİDA Hizmete Alma, Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi Temel Atma Töreni, KAAN Teknoloji Merkezi ile Deniz Savaş Yönetim Sistemi Merkezi Ek Binası Açılış Töreni’nde özetle şunları söyledi: “Envanterimize kattığımız SANCAR SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor, güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi artırıyoruz. Simülatör üretim ve entegrasyon tesisi ile eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hale getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında simülasyon teknolojilerinde Avrupa’nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak. KAAN Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımıza yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. 

CAYDIRICILIK FAKTÖRLERİ

Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri; platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Biz, hamdolsun özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırtan bir seviyeye eriştik. Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20’ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz, havada, karada ve denizde tarihi bir başarı hikâyesiyiz.

TÜRKİYE 10 ÜLKEDEN BİRİ

Artık yalnızca kendi ordusunun değil; talep edilmesi halinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık 3T modelini (tespit, teşhis ve taarruz) yerli ve milli teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün Türkiye dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir.

HER YIL YENİ REKORLAR

Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam dikkatinizi çekerim; 2002’de yalnızca 248 milyon dolardı. Halihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. 2028’de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2025 sonu itibarıyla savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doları, proje sayımız ise 1400’ün üzerine çıktı.

Yazının Devamını Oku

Kral Şuppi sahneye dönüyor... Hatay’da kültürel miras ayağa kalktı

8 Şubat 2026

Kahramanmaraş merkezli deprem, Hatay’daki tarihi ve kültürel yapılarda da büyük yıkıma neden olmuştu. Depremde hasar gören tarihi camiler, kiliseler aslına uygun yapılıyor. Hasar gören Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki çalışmalarda da sona gelindi, müze bu yıl içerisinde yeniden açılıyor. Deprem sonrası korumaya alınan müzedeki dünyaca tanınan en önemli eser olan Kral Şuppiluliuma heykeli, Antakya Lahdi, İskelet Mozaiği, Arsuz Stelleri 3 yılın ardından yeniden görücüye çıkıyor. Korumaya alınan ağır tonajdaki yaklaşık 150 eser de yine ziyaretçilerle buluşacak. Koruma amaçlı olarak Kırşehir Müzesi’ne taşınan eserler de Hatay’a getirilerek müzede sergilenecek.

KÜLTÜREL MİRAS İÇİN ÇALIŞMA

Hatay’da deprem sonrası başlatılan inşaatlarla adeta yeni bir şehir kurulurken, kültürel mirasın korunmasına yönelik de kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Kentin tarihi, kültürü ve kimliğinin korunması için tarihi yapılarda restorasyon veya aslına uygun yeniden yapılması için çalışmalar yürütülüyor. Hasar gören kültür varlıkları ile vakıf eserleri de eşzamanlı olarak restorasyon sürecine dahil edildi. Yeniden inşa ve restorasyonda, enkazdan çıkartılarak Kültür Enkazı Döküm ve Ayrıştırma sahasında ayrıştırılıp, numaralandırılan yapılara ait eserler kullanılıyor.

CAMİLER VE KİLİSELER

Deprem, Hatay’daki tarihi ibadet yerlerini de vurdu. Farklı dinlerin buluşma noktası olan Antakya’da inanç turizminin sembolleri olan tarihi cami ve kiliseler de büyük hasar aldı. Afette yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisi Habib-i Neccar Camisi, aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Bir çok tarihi camideki restorasyon çalışmaları ise devam ediyor.

Duvarının bir bölümü ayakta kalan kentin sembollerinden biri Antakya Rum Ortodoks Kilisesi de yeniden inşa edilecek. Depremde çatısının bir bölümü ve duvarları yıkılan Samandağı’ndaki St. İlyas Rum Ortodoks Kilisesi’nde ise restorasyon çalışmaları yapılıyor. Depremde bir bölümü yıkılan Samandağı’ndaki Meryem Ana Kilisesi’nin de yeniden yapımı için çalışmalar başlatıldı. Proje kapsamında kilisede yıkılan alanlardaki enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor.

Yazının Devamını Oku

04.17’de aynı acı aynı çığlık: Sesimizi duyan var mı

7 Şubat 2026

Tarihler 06 Şubat 2023’ü, saatler 04.17’i gösterdiğinde tüm Türkiye’yi yasa boğan asrın felaketi olarak nitelendirilen depremi yaşadık. En büyük yıkım ise Hatay’da oldu. Binlerce kişi hayatını kaybetti, başta Antakya olmak üzere birçok ilçe, mahalle haritadan silindi. Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen acılar dinmedi. Yine hüzün ve gözyaşı vardı. Hatay’da binlerce kişi gece saat 02.00 gibi toplanarak, depremde hayatını kaybedenler için ‘sessiz yürüyüş’ yaptı. Depremzedeler, Atatürk Caddesi’nde toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.

3 DİLDE DUA

İlk depremin meydana geldiği saat 04.17’de afette yaşamını yitirenler için 65 saniye saygı duruşunda bulunuldu. Anma programı kapsamında, 3 semavi din ve 3 dilde dualar edildi. Hatay’da yaşayan, Hatay’ın kültürel mirası ve mozaiğini yansıtan Ortodoks Kilisesi, Katolik Kilisesi, Protestan Cemaati, Ermeni Cemaati, Musevi Cemaati, Alevi kanaat önderleri dualara eşlik etti. Ölenler için Kuran okundu. Farklı din, farklı dillerde hem ölenler için hem de Hatay için dualar edildi. “Hatay’ın tekrar aynı acıyı yaşamaması ve enkazdan tekrar doğan yeni Hatay’ın geleceğinin güzel olması” dileğinde bulunuldu. Cumhuriyet Meydanı’nda yürüyen depremzedelerin, “Sesimizi duyan var mı?” çığlığı yükseldi.

6 ŞUBAT’I UNUTMADIK

Bazı depremzedelerin taşıdığı, “6 Şubat, uyumak için ışıklarını kapattığımız evlerimizin ışıkları bir daha hiç açılmadı” ve “Unutmadık, unutmayacağız” dövizleri dikkat çekti. Bir grup avukat ise depremde hayatını kaybeden meslektaşlarının fotoğraflarının bulunduğu “Unutmayacağız” yazılı pankartla yürüdü. Bazı depremzedeler de kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıdı. Daha sonra depremde yaşamını yitirenler anısına Asi Nehri’ne kırmızı karanfil, reyhan ve hambeles bitkisinin dalları atıldı.

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Yazının Devamını Oku

Üç yıl sonra aynı yerde

6 Şubat 2026

Hatay’a 3 yıl önce depremin hemen ardından gelmiştim. İskenderun’dan Belen’e doğru çıkarken yolda yoğunluk vardı ama Hatay’daki durumun vahametine dair henüz bir iz yoktu. Zira deprem haberleri ‘Malatya/Adıyaman merkezli’ diye yayılmıştı. Hatay’a vardığımızda akşam olmuştu. Ortalık toz duman. Feryat figan her yerde. Sirenler susmuyor. Yazişlerini arayıp “Hatay sanki yok olmuş” dediğimi hatırlıyorum.

FELAKETİN MERKEZİ

Hatay’ın merkezine doğru gittikçe felaketin büyüklüğü kendini daha da gösterdi. Şükrü Kanatlı Mahallesi’nden Asi Nehri’ne paralel uzanan Atatürk Bulvarı’nın iki tarafındaki apartmanların hepsi çökmüştü. Kimi domino taşları gibi sırt sırta devrilmiş, kimi olduğu yere çöküp katlar içine geçmişti. Kaldırımların üstünde battaniyelere sarılı yan yana cenazeler vardı. Bir depremzedeyi enkazdan kurtardığı papağanıyla burada görmüştüm. Dün yine bu bulvarda yürüdüm. Binalar tamamen yenilenmiş, bulvar genişletilmiş. Üç yıl öncesinin enkazlarından maddi hiçbir iz kalmamış...

MECLİS HATIRALARI

Bulvardan aşağıya devam edince Hatay’ın eski meclis binasına varıyor yol. Orası da depremde olduğu gibi çökmüştü. Önüne yardım malzemeleri yığılmış, herkesin bildiği bir yer olduğu için dışarıdan gelenlerin de buluşma noktası olmuştu. Caddeleri, sokakları birbirine geçmiş şehrin içinde yön tayin etmek veya ortak noktada buluşmak da zordu. Orası da yenilenmiş. Eskisinden daha canlı, daha görkemli bir hali var. Ama enkazın hangi hatıraları da beraberinde götürdüğünü, belki sadece hatıraların sahipleri hatırlayacak.

KURTULUŞ KURTULUYOR

Depremin en acımasızca vurduğu yerlerden biri de tarihi Kurtuluş Caddesi’nin de bulunduğu bölgeydi. Habib’i Neccar Camii’nin kubbesi de minaresi de çökmüştü. Hatay’ın canlı tarihi olan eski dükkânlar, yılların yorgunluğuyla depreme teslim olmuşlardı. Dün orayı gezerken birbirinin içine geçmiş dükkânların enkazları gözümün önüne geldi. Hatay’a gelenler buraya  uğramadan gitmezmiş. Az ötesinde de Uzun Çarşı var. Etraftan yükselen matkap, testere sesleri içinde orası da kendine gelmeye devam ediyor. Hatay’a 6 Şubat gecesi gelip günlerce ayrılmamıştım. Her gün sanki birbirinin aynısıydı. Hatay, elbette 3 yıl önce bıraktığım gibi değildi. Yaralarını sarmaya devam ediyor. Şehir adeta dev bir şantiye halinde. Caddelerden iş makineleri eksik olmuyor. Biri gidiyor, diğeri geliyor.  Gündelik hayat da her şeye rağmen devam ediyor. Yeni evlerine taşınanların huzuru, taşınmayı bekleyenlerin umudu ve konteynerlerde hem günün ağır şartlarını hem de üç yılın birikmiş ıstırabını taşıyanların sabrı… Hatay bu hassas denge içerisinde eski günlerine dönmeye çalışıyor…

Yazının Devamını Oku

Suriye için en doğru yol bellidir

28 Ocak 2026

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen ‘Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde özetle şunları söyledi:

“Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan, yıkımlardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor. Arap’ıyla, Türkmen’iyle, Kürt’üyle, Nusayri’siyle kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Yıllardır çatışmaların bütün yükünü omuzlarında taşıyan Suriyeli çocuklar artık silah ve bomba sesi duymak istemiyor. Gelinen noktada kimsenin ne uğruna olursa olsun Suriye halkına yeni bedeller ödettirmeye hakkı yoktur.

TERÖRÜN RAF ÖMRÜ DOLDU

Terörün, şiddetin, silahın raf ömrü dolmuş, bunların devri kapanmış; bilhassa daha 14-15 yaşındaki çocukları öne sürüp çocukların arkasına saklanıp onların kanı ve canı üzerinden netice alma imkanı kalmamıştır. Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Biz bu konuda aklıselimin, hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz.

KÜRT VATANDAŞLARIM OYUNA GELMESİN

Bilhassa Kürt kardeşlerimden, Kürt vatandaşlarımdan rica ediyorum; bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin. İstismarcılara prim vermeyin. Fitneyi, fesadı, ayrışmayı, nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin. Türkiye Cumhuriyeti 86 milyon vatandaşıyla, özellikle önünü ve yönünü kendisine dönmüş 10 milyonların da en güvenli sığınağıdır, yuvasıdır, güvencesidir. Bu devlet, adını duyunca gözleri umutla parıldayan herkesin devletidir. Türkiye sadece sınırlarının ötesinde değil, dünyanın hiçbir yerinde dost ve kardeşlerinin sıkıntı çekmesine kayıtsız kalmaz, seyirci kalmaz.

SURİYE’NİN KUZEYİNE İNSANİ YARDIM

Biz tarihimiz boyunca ihtiyaç sahiplerini hiçbir ayrım yapmadan bağrına basan bir millet olduk, bugün de aynı samimiyetle hareket ediyoruz. Sınırımızın ötesinde yaşayan Kürt kardeşlerimizden gelen insani yardım taleplerini, Suriye hükümetiyle yakın işbirliği içinde karşılıyoruz. AFAD’ımızın, Kızılay’ımızın yanı sıra insani yardım kuruluşlarımız da Suriye’nin kuzeyindeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor, yardım ulaştırıyor. Suriye hükümeti de en başta Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara olmak üzere bu konuda gerçekten çok büyük bir hassasiyet sergiliyor. Yani kimsenin zarar görmemesi, kimsenin mağdur olmaması, daha fazla kan akmadan meselenin çözülmesi için son derece sağduyulu bir yol izleniyor. Türkiye olarak bunu son derece kıymetli buluyoruz.

Yazının Devamını Oku

Meclis’te tabut kavgası

24 Ocak 2026

Kanun teklifinde son konuşmacı olarak CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba kürsüye çıktı. Ağbaba’nın peşinden CHP’li vekiller, çalışırken hayatını kaybeden emeklilerin fotoğraflarının olduğu bir tabut ve ‘Emeklinin ruhuna el-Fatiha’ yazılı bir mezar taşını kürsüye taşımak istedi. Meclis Başkanvekili Celal Adan duruma itiraz ederken, AK Partili milletvekilleri de CHP’lilere engel olmaya çalıştı. Gerginlik kısa sürede kavgaya dönüşürken vekiller birbirine girdi. AK Partililer CHP’lilerden tabutu ve mezar taşını almaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Tabut ve mezar taşı CHP’li vekillerin ablukası altında CHP sıralarına geri döndü.

3 KEZ DENEDİ 

Kavga nedeniyle oturuma verilen aranın ardından Ağbaba ve CHP’liler kürsüye yeniden tabut ve mezar taşını getirmeye çalışınca kavgada ikinci raunt başladı. İki partiden vekiller tekrar Genel Kurul’da karşı karşıya gelip birbirine girdi. Gerginlik nedeniyle verilen aranın ardından Ağbaba yeniden kürsüye mezar taşı ve tabutla çıktı. Meclis Başkanvekili Adan uyarı yapınca Ağbaba bu kez tabutu stenografların önüne bıraktı. CHP’liler Ağbaba’nın yardımına koşarak tabutu ve mezar taşını CHP sıralarına taşıdıktan sonra gerginlik sonlandı.

 

Yazının Devamını Oku