Abdullah Şanlı

Eylül’ün hayallerine giden yol EBA destek merkezinden geçiyor

18 Ekim 2020

Sadece okulun öğrencilerine değil, dışardan gelen, evde bilgisayarı ya da tableti olmayan tüm öğrencilere kapısı açık EBA destek merkezlerinin. İşte o öğrencilerden bir tanesi küçük Eylül. Daha bu liselerden birine başlamasına yıllar var belki ama o daha ötesi için bile planını şimdiden yapmış. Maddi imkansızlıklardan dolayı, uzaktan eğitime katılmak için evine en yakın merkezi kullanmak için gelmiş buraya. İşte Eylül’ün umut dolu hikayesi.

Eylül Atıcı 5'inci sınıf öğrencisi. Daha 11 yaşında ve şimdiden geleceğe dair öyle güzel umutları öyle hayalleri var ki… Aslında herkese örnek olacak cinsten. İstanbul’da Göztepe mahallesinde bir apartmanın bahçe katında, apartman görevlisine tahsis edilen küçük dairede yaşıyor Eylül. Babası İsmail Atıcı oturdukları apartmanın görevlisi. 45 yaşında iki çocuk babası Atıcı, hayatın olanca yükünü omuzlarında taşıyor. Çocukları da aynı yükün altında ezilmesin diye gecesini gündüzüne katıp çalışıyor, didiniyor. Kızı Eylül, okullara ara verilip uzaktan eğitimin başlamasıyla derslerinden uzak kalmış. Çünkü çocukları için ne bilgisayar ne de akıllı telefon alacak durumu yokmuş. Geçtiğimiz yıl yani Eylül 4'üncü sınıfa giderken hiçbir derse katılamamış bu yüzden. Baba İsmail Atıcı kara kara düşünerek geçirdiği o günleri başı yere eğik anlatıyor:

'BİGİSAYAR ALACAK DURUMUM YOK'
“Bilgisayar alamadım. Bu sene yine uzaktan eğitim olunca mecbur kaldık borç harç bir akıllı telefon aldık. En azından derslerini buradan takip etsin diye almıştım ama ben kapıcıyım. O yüzden sürekli telefonum çalıyor. Böyle olunca da çocuğun dersi yarım kalıyor. Yani telefon almak da tam çözüm olmadı. Sonra haberlerde EBA destek merkezlerini duymuştuk. Çocuk telefondan onlara baktı. Eve yakın bir tane varmış meslek lisesinde. Biz de oraya gittik. Şimdi derslerine orada devam ediyor bir haftadır. Hiçbir sorun da yaşamadı şimdiye kadar.”

'UZAKTAN EĞİTİME DE UZAK KALDIM'
Eylül ise geçen seneyi geride bırakıp bu sene arayı kapatmak ve gelecekte de doktor olmak istiyor:

Yazının devamı...

Mahmut Hoca’nın öğüdü Ziya öğretmenin hayali: Çocuklarımız okullarda mutlu olmalı

15 Ekim 2020

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İstanbul’daki Sultanahmet Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi'nde gerçekleşen "Yaşayan Okullar Projesi" tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıya İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal, proje okullarının bulundukları illerin valileri, belediye başkanları ve il milli eğitim müdürleri ile projeye destek veren mimarlık ofislerinin yetkilileri katıldı.
Tanıtımı yapılan projede konuşan Bakan Selçuk şu ifadelere yer verdi:

'SONSUZ HAYALLER KURDUM'
"Bugün, benim çok ayrı bir mutluluğum var. Çünkü çok eski yıllardan beri okul mimarisi konusunda özel olarak çalışıp, sonsuz hayaller kuran bir arkadaşınızım ve hep okulların içinin nasıl olması gerektiği konusunda, çeşitli varsayımlar üzerinde, akademik çalışmalar, akademik sohbetler ve bazı projeler yapma imkânımız da oldu. Bugün yine bu hayalimizi gerçekleştirmek için tam da keşke dediğimiz şekilde bir mimari atılımın içindeyiz ve bu mimari atılımı, böyle bir binada yapıyor olmanın ayrı bir lezzeti var. Ayrı bir sevinci var. Biz biliyoruz ki, insan-mekân ilişkisi bizim psikolojimizi, antropolojimizi, sosyolojimizi kısaca mutluluğumuzu çok etkiliyor. Ve bu konuda da çocuklarımızın, öğretmenlerimizin mutluluğunu destekleyecek bir ortam oluşturmak hayati bir önem taşıyor.

OKULLARIMIZI GÜZELLEŞTİRMENİN PEŞİNDEYİZ
Yükseköğretim hariç 12-13 yılımız bu mekanlarda geçiyor. Ve böyle bir mekânda, çocukların her gün soluduğu havanın, yaşadığı atmosferin onun hayatında nasıl iz bırakmasını istiyorsak, öyle bir çaba gerekiyor ve bugün o çabanın içindeyiz. Varlık amacı öğrenciler olan okullarımızı güzelleştirmenin peşindeyiz.

OKUL DÖRT DUVAR DEĞİLDİR

Yazının devamı...

500 bin öğrencinin tablet sevinci

14 Ekim 2020

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitimin ilk günü müjdeyi vermiş, “Tabletleri dağıtmaya başlıyoruz” demişti. MEB'de vakit geçirmeden dağıtıma başladı. Öncelik ihtiyaç sahibi öğrencilerde. İl milli eğitim müdürlükleri koordinasyonunda gerçekleştirilen dağıtımda, ilk olarak öğrencinin ailesinin gelir düzeyine bakılıyor. Daha sonra eğitim çağındaki kardeş sayısı, yüz yüze eğitime devam etme durumu ve özel eğitim gereksinimi olup olmadığı sorgulanıyor. Milli Eğitim Müdürlüğü tüm kriterlerin tutması durumunda, tabletleri öğrencilere ulaştırması için okul yönetimlerine veriyor. Tabletler okul yönetimleri tarafından öğrencilerin velilerine teslim ediliyor. Bakanlık, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil inisiyatifler tarafından sunulan ayni ve nakdi bilgisayar desteklerinin de dağıtımı için aynı yolu izliyor.

BELEDİYELERDEN ASKIDA TABLET DESTEĞİTablet dağıtımı için bazı belediyeler de kolları sıvadı. İmkânı olmayan öğrenciler için askıda tablet uygulaması başlatıldı. Tablet almak isteyen veya tablet bağışı yapmak isteyenler için başvuru ekranı açıldı. Ücretsiz tablet almak isteyenlerin ilk olarak askidatablet.com adresine girerek başvuru yapmaları gerekiyor. Ekrana gelen formun eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulmasının ardından belediye görevlileri tarafından uygunluk durumuna göre, askıda olan tabletlerden bir tanesi öğrenciye ulaştırılacak.

Yazının devamı...

Okullarına kavuştular! Maskeli, mesafeli ama umutlu

13 Ekim 2020

Yüz yüze eğitimde ikinci aşamaya geçildi. Okulöncesi eğitim kurumları ve ilkokul birinci sınıfların ardından ilkokul 2, 3, 4'üncü sınıflar, ortaokul 8’inci sınıflar, lise hazırlık ve 12’inci sınıflar, köy okulları ve özel eğitim öğrencileri de yüz yüze eğitime başladı. Okulun ilk gününü İstanbul’da Bahçeşehir Koleji Etiler Kampusu ve Çamlıca Bilfen İlkokulu’nda izledik. Maske ve siperliklerle ders başı yapan öğrenciler için okul eskisinden farklıydı. Sınıfların mevcudu azalmış, ders saatleri kısalmıştı. Teneffüsler de eskisi gibi değildi. Ama yine de hem öğrenciler hem de öğretmenler okula döndükleri için mutluydu.

KADEMELİ, MESAFELİ, MUTLU
Küçük Çamlıca’daki okulun bahçesinden ilk girdiğimizde pazartesi sabahlarının ritüeli olan tören için öğrenciler sınıf öğretmenlerinin gözetiminde sıraya girmişlerdi. Hepsinin rengarenk maskeleri, üstüne bir de siperlikleri vardı. Aralarında en az bir metre mesafe olacak şekilde dizilip İstiklal Marşı'nı okudular. Sonra başta öğretmenleri arkada öğrenciler sınıflarının yolunu tuttu.

Etiler’de de benzer görüntüler vardı. Velilerin alınmadığı okul bahçesindeki törenin ardından öğrenciler sınıflarına girdi. Okula girişte öğretmenler tarafından sosyal mesafe uyarıları yapıldı. Her öğrenci sosyal mesafe kuralına göre dizilmiş, üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu sıralara oturdu. Sınıflarda da öğrencilerin maskelerini taktığı görüldü. Bazı öğrenciler sınıfa girişlerde, kapı yanlarına yerleştirilmiş el dezenfektanlarını kullandı.

TENEFFÜS ZİLİ YOK

Yazının devamı...

Üniversitelerde öğrenci özlemi: Kampüslerin tadı tuzu yok

11 Ekim 2020

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest2020’de başarı elde eden öğrencilerle üniversite bahçesinde bir araya gelen Yıldız Teknik Üniversitesi rektörü Tamer Yılmaz’ın heyecanı gözlerinden okunuyordu. Öğrencilere olan hasretini “ben rektör olarak onları özlemle bekliyorum” cümleleriyle dile getiren Yılmaz, bundan sonraki süreçte yola nasıl devam edileceğiyle ilgili açıklamalar yaptı. Hibrit eğitime başladıklarını ifade eden ve güz döneminin bu şekilde geçeceğini söyleyen Prof. Dr. Tamer Yılmaz, şöyle konuştu:

'ÜNİVERSİTEDE RANDEVU SİSTEMİ'
"Eğitim üniversitenin tamamında henüz mümkün değil ama hibrit eğitim var. Zorlamıyoruz. Atölyelerle ilgili tüm videoları çektik. Atölyede yapılacak deneyleri ve laboratuvar deneylerinin videolarını çektik. Hepsi hazır. Bütün sınıf mevcudunu alma gibi bir şansımız yok. Az sayıda öğrenciyle ilerliyoruz. Bunu da randevu sistemiyle yapıyoruz. Kalan öğrencilerin de orada yapılan deneyleri canlı izleme şansı var.

YÜZ YÜZE EĞİTİME YOĞUN TALEP
Yüz yüze eğitime geçmekle ilgili talep çok. Ama çekimser olan öğrenciler de az değil. Çoğu öğrenci okula toplu taşımayla geliyor. Yurtların da durumu malum. O yüzden de bu şekilde devam edilsin diyorlar. Yani yüz yüze eğitimi isteyenler ve istemeyenlerin oranı yarıya yarıya diyebiliriz.

KAMPÜSLERE HES KODUYLA GİRİLİYOR
Biz şu an deneme yapıyoruz. Kampüsteki nüfus, toplam nüfusun 3’te 1’ini geçmeyecek şekilde sınırlandırıldı. HES koduyla içeri girebiliyor herkes. İlerleyen dönemde bunu belki yarıya yani yüzde 50’ye çekebiliriz.

BU İŞİN BU ŞEKİLDE KEYFİ YOK

Yazının devamı...

Hem öğrenci hem ebeveyn okulu çok özledi

11 Ekim 2020

Mart ayında son ders zili çaldığında hepsi koşuşarak evlerine dönmüştü. Tekrar okula gidecekleri günü bu kadar özleyeceklerini hiçbiri düşünmemişti. Aylar süren uzaktan eğitim sürecinde onlar okula gidemese de okul onlara geldi. Eğitim evlerde devam etti ama öğrenciler sınıflarını, sıralarını, arkadaşları ve öğretmenlerini çok özledi. 12 Ekim'de okula başlayacak farklı kademelerden öğrenciler, okula yeniden başlayacak olmalarının heyecanını Hürriyet ile paylaştı.

SON SENEYİ EVDE GEÇİRMEK OLMAZDI
Tarık Türkmen (12'nci sınıf öğrencisi): Okula en son 7-8 ay önce gittim. Bu süre zarfından hep uzaktan ders gördük. Benim son senem. Artık okula veda edeceğiz ve bu yılı evde geçirmek en çok da bizi üzüyordu açıkçası. Okulu ve arkadaş ortamımı çok özledim. Çok da heyecanlıyım. Sanki birinci sınıfa başlıyormuşum gibi hissediyorum. Ayrıca bu sene sınava gireceğim. Sözel dersleri bir şekilde yapabiliyorum ama sayısal dersler için okula gitmek gerekiyor. Yapamadığım soruları telefondan soruyorum öğretmenlere. Cevabını da alıyorum ama anlayamıyorum. Çünkü yazarak anlatıyorlar haliyle ve bir matematik sorusunu bu şekilde anlamak pek mümkün olmuyor.

OKULLARIN BİR DAHA AÇILMAYACAĞINI DÜŞÜNDÜM
Ece Türkmen (8'inci sınıf öğrencisi): Evdeki süreç benim için güzel geçti. Bol bol test çözdüm. Başta çok zorlanacağımı düşünmüştüm. Bir daha okullar açılmayacak sandım. Ama derslerimiz verimli geçti. Bilgisayarım yok. Cep telefonundan bağlanarak derslere katılabildim. Ancak ders saatleriyle ilgili biraz sıkıntı yaşadım. Özellikle akşamları tam yemek saatinde ders olması beni biraz zorladı. Bir de hareketlerimiz kısıtlandı. Okulda direkt öğretmene soru sorabiliyorduk. Yanımdaki arkadaşımdan yardım alabiliyordum. Şimdi yeniden o ortama dönüyor olmak beni mutlu etti.

Yazının devamı...

Teknofest’in ‘yıldız’ları icatlarını anlattı

9 Ekim 2020

YILDIZLAR YUVAYA DÖNDÜİlki 2017 tarihinde düzenlenen Teknofest2020’ye YTÜ'den 110 takım katıldı. 361 lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrencinin yarıştığı farklı kulvarlarda 24 takım finallere kalırken, sekiz takım kürsüye çıkmayı başardı. Elektrikli araç, tarım teknolojileri ve roket takımları başta olmak üzere çok sayıda kupa kazanan öğrenciler korona döneminde zorlansalar da çok çalışarak birinciliğe ulaştıklarını ifade ettiler.

TÜRKİYE’NİN EN VERİMLİ ARACI
Yarışmaya katılacaklardı ama salgın başladı. Bir araya gelemeseler de çalışmayı bırakmadılar. Günlerce uykusuz kaldılar. Yarışmadan hemen önce bir sürü aksilikle karşılaştılar. Kapıları bozuldu. Diskalifiye olmakla burun buruna geldiler. Ancak yine de pes etmediler ve istediklerini de aldılar. 45 kişilik ekiple üretilen Türkiye’nin en verimli aracı onlara hem kupa hem de güzel bir unvan kazandırdı. 1 TL ile 250 kilometre gidebilen Lyra (yıldız) isimli araçla verimlilik rekoru kırdılar.

DAYISININ İSTEĞİ İCAT GETİRDİ
Cihan Yurtsever, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Mekatronik Bölümü son sınıf öğrencisi. Zeytinliği olan dayısı ürünleri toplayacak bir makine üzerine çalışmasını önerdi. Dayısının isteğini henüz yerine getiremedi ama tarımda kullanılacak bir makine yapma fikri hem yeni bir icadın yolunu açtı hem de Cihan ve arkadaşlarına Teknofest’te birincilik getirdi. Cihan Yurtsever tarlada sıralı ekim yapabilen robotlarını şöyle anlatıyor:
“Robotumuzun ismi Ragribot. Tarlada sıralı ekim yapabiliyor. Ülkemizde en fazla ihtiyaç duyulan ürünler sıralı ekim ürünleri. Bu iş normalde traktörle ya da elle yapılıyor. Ragribot hem işçilik hem de zamandan tasarruf sağlıyor. Biz 2 bin liraya mal ettik bu robotu. Önce toprağı kazıyor, ardından tohumu ekip can suyu veriyor sonra da üstünü kapatıyor. Yani bir dönüm arazi için onlarca insanın yaptığı işi tek başına yapabiliyor. Bu çiftçilerimizin çok istediği ve beklediği bir ürün. Şimdi hedefimiz seri üretime geçip tarımda kolaylık sağlamak.”

KOMŞUSUNUN HASTALIĞINDAN ROBOT ÇIKTI

Yazının devamı...
Abdullah ŞANLI Kimdir?

Abdullah ŞANLI