Vantilatörler bir odadaki sıcaklığı düşüremese de, sizi serinletmeye yardımcı olabilecek bir esinti yaratabilir ve birkaç nedenden dolayı daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir:
Uyku uzmanları, vantilatörlerin serinletici bir esinti ve rahatlatıcı bir beyaz gürültü sağlayabileceğini söylüyor. Ancak bu, herkese uyan tek bir yaklaşım değildir çünkü başarısı, havanın ne kadar sıcak olduğu, vantilatörün türü ve kişinin belirli sağlık koşullarına sahip olup olmadığı gibi çeşitli faktörlere bağlı olabilir.
ODALARI DEĞİL İNSANLARI SERİNLETİYOR
Washington Post’ta yer alan habere göre Enerji Bakanlığı, vantilatörlerin rüzgârın daha sıcak havanın yerini değiştirdiği ve ciltteki terin buharlaşmasına yardımcı olarak insanların daha serin hissetmesini sağlayarak “odaları değil insanları serinlettiğini söylüyor. Bu, geceleri sıcaktan bunalan insanlar için özellikle yararlı olabilir.
Bakanlık, ayrıca vantilatörün önemli olduğunu, tavan vantilatörleri de dâhil vantilatörlerin hava sirkülasyonu için iyi çalıştığını, rüzgâr soğuğu etkisi yaratmaya yardımcı olduğunu ancak bazı dezavantajları da olduğunu belirtti
Vantilatörleri nasıl kullandığı da önemli bir konu.
Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi sözcüsü John Saito, özellikle iyi havalandırılmayan odalarda karbondioksit birikebileceğini söylüyor. "Eğer serinlemenize yardımcı olması için üzerinize bir vantilatörden esindi gelmesi harika ancak havasız bir odadaysanız, fanın aslında odada biriken tüm CO2'yi dışarı üflemesini istersiniz, yani açık bir kapı veya pencereden dışarı üfleyecek şekilde açı bırakmalısınız” dedi.
Cleveland Clinic Uyku Bozuklukları Merkezi'nde davranışsal uyku tıbbı direktörü olan Michelle Drerup, kulak çınlaması gibi işitsel sorunları olanlar için beyaz gürültünün çınlamayı “daha az fark edilir ve özellikle uyumaya çalışırken göz ardı etmeyi kolaylaştırabilir” dedi.
Eyüpsultan Mithatpaşa Mahallesi'nde pazar günü yol kenarında bir valizde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın cansız bedeni bulundu.
Araştırmalarını derinleştiren polis, Tokyaz'ın son olarak eski erkek arkadaşı C.K'nin Küçükçekmece Atakent Mahallesi'ndeki evine gittiğini ve bu evde öldürülüp valize konulduğunu, daha sonra Eyüpsultan'da yol kenarına atıldığını tespit etti.
Güvenlik kamerasınca kaydedilen görüntülerin incelenmesinin ardından, aralarında eski polis memuru C.K'nin de bulunduğu 7 şüpheli gözaltına alınırken, Tokyaz'ın cenazesi, Adli Tıp Kurumu'ndaki işlemlerin tamamlanmasının ardından Hatay'da defnedilmişti.
Türkiye gündemine oturan cinayetin bugün yeni görüntüleri ortaya çıktı. Tokyaz'ın cansız bedeninin bulunduğu valizin, şüpheli C.K. tarafından evden çıkarılıp otomobilin bagajına koyulması binanın güvenlik kamerasınca da kaydedildi.
OLAY GÜNÜ KAVGALARINA ŞAHİT OLMUŞTU
Cinayetin işlendiği ve Ayşe Tokyaz’ın cansız bedeninin çıkarıldığı sitede oturan B. L. bu genç kızın katledildiği haberini izleyince şoka girdi. Ekrana gelen fotoğraftaki kadını tanımıştı ve olay günü kavgalarına şahit olmuş ve hemen güvenliği aramıştı.
Trafikte güvenli sürüş kurallarına uyulması hem sürücülerin hem de diğer yol kullanıcılarının hayatını korumak açısından hayati önem taşırken, bazı sosyal medya akımları bu kuralları hiçe sayan tehlikeli davranışları teşvik ediyor. Bu sorumsuz eğilimlerden biri de Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) gişelerinde tehlikeli hız denemeleriyle kendini gösterdi.
HGS gişelerinden hızlı geçme akımı adeta bir ölüm yarışına dönüştü ve bu tehlikeli eğilim nedeniyle ne yazık ki can kayıpları yaşandı. Kuzey Marmara Otoyolu’nun Pendik mevkii Kurnaköy Gişeleri’nde Ramazan Bayramı tatili dönüşü ve sonrasında iki feci kaza meydana geldi. 5 Nisan’da gerçekleşen kazada, gişelerde bulunan tıra arkadan hızla gelen bir otomobil çarptı; araçta bulunan 3’ü kadın, 4 kişi hayatını kaybetti.
8 Nisan’da yine aynı yerde benzer bir kaza yaşandı; bu kez bir otomobil, gişelerdeki tıra arkadan çarparak tırın altına girdi ve 1 kişi yaşamını yitirdi.
Peş peşe yaşanan bu trajik kazaların ardından, sosyal medyada HGS gişelerinden hızlı geçmeye yönelik akıma ait videolar paylaşılmaya başlandı.
İnsan vücudu gün içinde milyonlarca ölü deri hücresini doğal olarak döker. Ancak bu hücrelerin hepsinin yatağa dökülmesi yerine, bir kısmı kıyafetlere, ortama, gündelik yaşam faaliyetlerine yayılır.
Bazı popüler kaynaklar, bir kişinin yılda yaklaşık yarım kilo kadar ölü deri hücresini yatağına bırakabileceğini iddia eder. Bu rakam, genellikle temizlik veya yatak hijyeni üzerine yazılan tüketici odaklı metinlerde yer alır.
Bu tür rakamların genellikle yatak üreticileri, temizlik firmaları veya tekstil endüstrisi ile ilgili bloglarda sıkça paylaşıldığını ancak doğrudan bilimsel literatüre dayanan kesin ve yaygın kabul görmüş bir kaynak bulmanın zor olduğuna dikkat çeken Yasemin Fatih Amato, yine de, ortalama insan vücudu tarafından gece boyunca ne kadar nem ve deri hücresi kaybedildiğine dair tahmini değerlerin çeşitli güvenilir sağlık ve uyku uzmanları tarafından genel kabuller halinde belirtildiğini söyledi.
Amato, insanların uyurken vücut ısısı regülasyonu ve solunum yoluyla bir miktar nem kaybettiğini genellikle gece boyunca “yarım litre terleme” ifadesi de sıklıkla duyulduğunu, bunun ortam sıcaklığına, bireyin metabolizmasına, giydiklerine ve yatak malzemelerine göre değişkenlik göstermekle beraber literatürde ortalama bir değer olarak kabul gördüğünü söyledi ve ekledi: “Aslında gece terlemesi kişiden kişiye değişir; bazı insanlar 0,3 litre, bazıları 0,5 litre veya daha fazla nem kaybedebilir. Bu nedenle 0,5 litre ‘ortalama veya tipik bir değer’ olarak düşünülebilir."
“Her yıl yatakta yaklaşık yarım kilo ölü deri hücresi birikir” ve “Her gece yaklaşık yarım litre nem kaybederiz” ifadelerinin ortalama bir değer olarak kabul edilebileceğini söyleyen Amato, bireysel ve çevresel faktörlerin bu rakamı artırıp azaltabileceğinin de altını çizdi.
Her iki değerin de kesin bilimsel bir gerçek olarak değil, ortalama alınan veya sıkça anılan yaklaşık değerler olarak görmenin daha doğru olacağını belirten Amato, eğer bu bilgiyi tamamen bilimsel bir yayına dayandırmak istersek, dermatoloji veya uyku tıbbı alanındaki hakemli makalelerde tam olarak bu rakamlar verilmese de genel olarak insanların önemli miktarda ölü deri hücresi döktüğü ve geceleri kayda değer miktarda nem kaybettiği bilgisinin ‘doğrulanabilir’ olduğunu ifade etti.
Amerikalı oyuncu ve talk show sunucusu Jimmy Fallon, bir dergi ile yaptığı bir röportajda gece yatarken burundan nefes almak için ağzını bantlamayı deneyeceğini, ağzını bantlayıp burnundan nefes almayı zorlamak hakkında bir kitap okuduğunu, bu yüzden gözetim altında bunu deneyeceğini ifade etti.
Jimmy Fallon 50. yaş gününe yaklaşırken büyük bir parti vermek yerine sağlığına odaklanmayı ve iyi bir gece uykusu çekmeyi tercih ediyor.
10 yıldır The Tonight Show"a ev sahipliği yapan Fallon, "Sanırım çok konuşan insanlar ağızlarından nefes alıyorlar," dedi ve ağzını bantlayıp burnundan nefes almaya zorlamak hakkında bir kitap okuduğunu, bu yöntemle daha iyi bir gece uykusu çekmeyi umduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:
"Bunu gözetim altında yapmam gerekiyor. Yatağımın yanına güvenlik görevlileri koyacağım ve bunu deneyeceğim. Şaka yapmıyorum!"
Fallon, Haziran ayında Stanford Üniversitesi'nde nörobilimci Andrew Huberman ile uyku ve nefes alma hakkında konuştu. Fallon, show programında ağırladığı Huberman'a "Para yatırabilseydim, nefes almaya yatırım yapardım" dedi.
Çalışmalar burundan nefes almanın sağlığa gerçekten fayda sağlayabileceğini söylüyor. American Journal of Physiology'de yayınlanan 2023 tarihli bir araştırma, burundan nefes almanın kan basıncını düşürebileceğini ve kalp hastalığı risk faktörlerini azaltabileceğini ortaya koydu. Ayrıca, Goteborg Üniversitesi'nden bir çalışma, burundan nefes almanın horlamayı azaltabileceğini ve uyku apnesini hafifletebileceğini buldu.
TikTok'ta da pek çok kullanıcı burundan nefes almayı desteklemek için ağız bantları ile ilgili video yayınlıyor. #mouthtape etiketi altında 11.200'den fazla gönderi var ve her geçen gün sayısı artıyor. Ağız bantlamayı deneyen kullanıcılar bunun daha derin uykuya, daha iyi ağız hijyenine ve daha az horlamaya yol açtığını iddia ediyor.
Peki bu uygulama gerçekten işe yarıyor mu?
Hepimiz dönem dönem uyumadan önce açlık yaşar, yeme isteğimizi bastırmaya çalışırız. Bazen ne kadar engellemeye çalışsak da açlığa dayanamaz, ağzımıza bir şeyler atarız ama pişman olmaktan da geri kalmayız. Peki böyle bir durum yaşadığımızda sabaha kadar dayanmalı mıyız yoksa karnımız tok mu yatmalıyız?
Bugüne kadar yatmadan yaklaşık üç saat önce yemeyi bırakmanın en iyisi olduğunu duyduk, ona inandık. Çünkü uzmanlar bunun vücudumuza yediğimiz son yemeği sindirmesi için bolca zaman tanıdığını, böylece uykumuzu bozmadığını, ayrıca reflüsü olan kişilere yatmadan önce reflü semptomlarından kaçınmaları için zaman verdiğini söyledi.
KİŞİNİN DURUMUNA GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİ
Diyetisyen Gülçin Işık, her geçen gün beslenme protokollerine dair yeni yeni çalışmaların ortaya çıktığını, kimi zaman az az ve sık sık beslenmenin daha faydalı olduğunu okurken kimi zaman aralıklı oruç şeklinde beslenin vücuda daha iyi geldiğini yazan yazılar okuduğumuzu ifade etti. Işık, buradaki meselelerin çoğu zaman bireysel durumlara göre değişebildiğini, kişinin yaşının, cinsiyetinin, sağlık durumunun, spor yapıp yapmamasını günlük yaşamındaki iş yükünün, psikolojik ihtiyaçlarının vb. değerlendirilerek kişiye göre karar verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Son yıllarda en çok da aralıklı orucun faydalarının görüldüğünü, uzun açlıkların vücuttaki etki mekanizmasının insülin düzeylerini düzenlediğini, kanserli hücrelerin ölmesini sağladığını, kolesterol düzeylerini düşürerek kalp sağlığına iyi geldiğini gösteren pek çok çalışmanın olduğunu belirtti ve ekledi:
“Gerçekten de eğer ki kişi uygularken sorun yaşamıyorsa aralıklı oruç yaparak, günde 2 kez beslenerek yağ kaybı sağlayabilir, bağırsak sağlığını düzeltebilir, uyku düzenini iyileştirebilir, kan basıncını düşürebilir. Dolayısıyla da bunu da destekleyen çalışmalar ışığında baktığımızda kişiler; örneğin, 12.00 ve 20.00 saatlerinde yemek yiyip, daha sonra yemeyerek akşam atıştırmalıklarını keserek, uykuya aç bir şekilde geçiş yapabilirler.”
AÇ YATMAK DAHA HIZLI YAŞLANDIRIR MI?
Bugüne kadar yapılan pek çok mikrobiyolojik çalışmaya göre; evlerde en çok mikrop, lavabolarda ve giderlerde bulunuyor. Mutfak tezgâhı, lavabosu ve banyo giderleri ciddi anlamda bakteri barındırıyor. Yapılan çok sayıda çalışmada; mutfak lavabosunda ciddi bir bakteri yatağı olduğu doğrulandı. Uygun temizlik olmadığında E.coli, salmonella gibi bakteriler yaşam alanımıza yayılabilir. Saç, kıl, tuvalet kâğıdı gibi cisimler, gider borularını tıkayarak suyun akışını engelleyip lavaboyu tıkayabiliyor. Tıkanık giderler, bakteri ve mikropların üremesi için uygun ortam oluşturabilir. Bu nedenle mutfak, banyo ve lavaboların virüslere karşı etkili maddelerle her gün temizlenmesi gerekiyor.
Peki pis gider ve lavabolardan soluduğumuz hava bizi hasta eder mi?Temizlik esnasında kullanılan kimyasallar akciğer sağlığımızı nasıl etkiliyor?
Doğal temizlik malzemeleri ile bu bakterilerden kurtulmak mümkün mü?
Gider temizliğinde nelere dikkat etmeliyiz?
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Songül Özer ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran ile konuştuk. İşte 10 SORUDA mutfak ve banyo giderlerindeki tehlikelerin boyutu ve yapılması gerekenler…
1- Pis gider ve lavabolardan soluduğumuz hava sağlığımızı nasıl etkiliyor?
Prof. Dr. Reha Baran:
ABD'de yaşayan Daniella Hampton, doğum kontrol yöntemi olarak spiral yani rahim içi araç taktırmıştı ancak 6 hafta sonra ona spiralin düştüğü söylendi.
9 yıl boyunca yeniden çocuk sahibi olmayı denedi ancak bir türlü hamile kalamayınca spiralin vücudunda kaldığını düşünmeye başladı. 2021 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonucunda yapılan tetkiklerde, yıllar önce takılan spiralin kolonunda olduğu tespit edildi. Çekilen röntgende, spiralin kalın bağırsağının içinde olduğu ve rahmini deldiği ortaya çıktı.
Bu süre zarfında kolon ağrılarının olduğunu ama doktorların bir şey bulamadığını iddia eden kadın, onca yıl o spirali vücudunda tuttuğu ve hamile kalamadığı için çılgına dönmüştü.
Spiralin çıkarılması için operasyon geçiren ve ikinci çocuğunu doğuran Hampton, Facebook'ta bir paylaşım yaptı ve röntgenlerinin fotoğraflarını şu cümlelerle paylaştı: "Vücudunuza güvenin hanımlar. Spiralin içimde olduğunu her zaman biliyordum ama kanıtlayamıyordum."
Peki nasıl oluyor da bu rahim içi araçlar vücutta kayboluyor?
Bu durum nadir yaşanan bir komplikasyon mu?
Takılırken yapılan bir hatadan mı kaynaklanıyor?