İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan petrol çıkışını durdurduğu bir ortamda ABD’nin aklına Ukrayna yüzünden yaptırım uygulanan Rusya’nın petrolü geldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Fox Business kanalına çıkarak Rus petrol ve doğalgazına geçici olarak yaptırımların kaldırılacağını söyledi. Bessent, “Körfez bölgesinden enerji kaynaklarının dünya piyasalarına çıkışıyla ilgili oluşan krize Rusya’nın açık denizlerdeki tankerlerde bekleyen petrolü çare olabilir. Yaptırımlar altındaki milyonlarca ton Rus ham petrolü enerji krizinin aşılmasında kullanılabilir” dedi. Rusya lideri Vladimir Putin’in Batı ile ilişkilerini yeniden rayına oturtmaya çalışan Kiril Dmitriyev ise “ABD yönetimiyle Rusya üzerindeki enerji kaynakları yaptırımlarının kaldırılmasını görüşüyoruz. Yaptırımların dünya ekonomisini olumsuz etkilediğini Amerikan yönetimi de kabul ediyor” yorumunu paylaştı.
BİLGİ NOTU
İran savaşı patlak vermeden önce Brent petrol varil fiyatı 60 dolar seviyelerinde seyrederken, Rusya’nın Ural petrolü en fazla 40 dolardan alıcı bulabiliyordu. İran savaşı birinci haftası sonunda Brent petrol fiyatı 93 dolar seviyelerine yükselirken Rus petrolünün en az 70 dolardan satılacağı tahmin ediliyor. Enerji piyasası uzmanlarına göre Rusya bir ay boyunca petrol satabilirse kasasına ek olarak 55 milyar dolar girebilir.
Dün sabah saatlerinde yaşanan İran dronu krizinde Nahçivan Havalimanı ile yakınında yer alan bir okul hasar gördü. Azerbaycan yetkilileri, iki kişinin yaralandığını duyurdu.
TAHRAN: BİZ DEĞİL İSRAİL YAPTI
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de İran’ın kendilerine karşı bir terör saldırısı düzenlediğini belirterek “Ordumuza gerekli talimatlar verildi. İran makamları bir açıklama getirmeli ve Azerbaycan’dan özür dilemeli. Azerbaycan, İran’a karşı operasyonlara katılmıyor ve katılmayacak” diye konuştu. İran Genelkurmay Başkanlığı ise saldırının kendileri tarafından yapılmadığı vurgulayarak İsrail’i suçladı. Yapılan açıklamada “Siyonist rejim, Müslüman ülkeler arasındaki ilişkileri baltalamak için bu şekilde benzersiz eylemler gerçekleştiriyor. İsrail, İran’ı suçlamak için Azerbaycan’a bu saldırıyı gerçekleştirmiştir” ifadeleri kullanıldı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılarla İran’ın birçok kentinde yoğun bombardıman devam ediyor. Başkent Tahran başta olmak üzere ülke genelinde hayat neredeyse durdu. Özellikle başkentte insanların büyük çoğunluğu güvenlik endişesiyle temel ihtiyaçlarını karşılamak haricinde evden çıkmıyor. Tahran’da yaşayanlar, “Şu anda yaşananlar, geçen yıl İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın çok ötesinde” diyor.
‘HER GÜN BİR AY GİBİ’
BBC Farsça’ya konuşan ve güvenlik nedeniyle ismi değiştirilen Tahranlı Salar, “Patlamaların sayısı, yıkım, olanlar inanılmaz” diyerek saldırıların yoğunluğu nedeniyle “her günün bir ay gibi geçtiğini” söylüyor. Marangozluk yapan Reza da, “Tahran’daki durum çok gergin, insanlar korkuyor ve herkes evinde kalmaya çalışıyor. İnsanlar hava saldırılarının artmasından dolayı oldukça endişeli” diye ekliyor. Kimliğinin gizli kalması için sadece baş harflerinin kullanılmasını isteyen otuzlu yaşlardaki AJ de saldırıların gece gündüz devam ettiğini yine de umudunu yitirmediğini söylüyor: “Geleceğimiz konusunda endişeliyiz ancak yaşananlar bizim elimizde değil.”
İLK İKİ GÜNDE 100 BİN KİŞİ KAÇTI
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de (BMMYK) savaşın ilk iki gününde 100 bin kişinin Tahran’ı terk ettiğini, günde yaklaşık bin ila 2 bin aracın çoğunlukla Tahran’dan ülkenin kuzeyine doğru yola çıktığını açıkladı. Tahran’ın kuzeydoğusunda yaşayan Kaveh de mevcut saldırıların 1980’lerde yaşanan İran-Irak savaşından çok daha kötü olduğunu söylüyor. İmkânı olanların Tahran’ı terk ettiğini söyleyen Kaveh, “İnsanlar sevdikleriyle kaçıyorlar ama gidemeyecek durumda olanlar da var. Arkadaşımın büyükannesi hasta ve onu başka bir yere taşıyamıyorlar” diyor.
BM’ye göre çatışmaların ilk iki gününde 100 binden fazla kişi Tahran’ı terk etti.
GIDA FİYATLARI ARTTI
Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a telgraf gönderdi. Mesajda “Ali Hamaney ve aile üyelerinin, insan ahlakı ve uluslararası hukukun tüm normlarının acımasızca ihlal edilmesiyle işlenen suikastı nedeniyle başsağlığı dileklerimi kabul edin. Hamaney, Rusya ile İran arasında kapsamlı stratejik ortaklık kurulmasında muazzam kişisel katkıda bulunan seçkin bir devlet adamı olarak hatırlanacaktır. Lütfen en içten taziyelerimi ve desteğimi Hamaney ailesi ve dostlarına, İran hükümeti ve halkına iletin” ifadeleri kullanıldı.
ZELENSKİ’DEN ABD VE İSRAİL’E DESTEK
İRAN’a yönelik askeri harekata destek veren Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, “Ülkemize saldıran Rusya’ya yardım eden İran yönetiminin kendisi saldırıyı hak etmiştir. Adalet yerini bulmuştur” açıklamasını yaptı. Video mesajında, “Ukrayna, İran’a hiçbir kötülük yapmamış olmasına rağmen bize açılan savaş patlak verdiğinde Tahran yönetimi gönüllü olarak Rusya’ya açıkça destek vermiştir. Ukrayna halkının öldürülmesi için Rusya’ya kamikaze dron teknolojisi vermiştir. ABD ve İsrail’in İran’daki rejimi hedef alan harekâtı haklı ve adaletin yerini bulması anlamına geliyor” ifadelerini kullanan Ukraynalı lider, yayımladığı ikinci açıklamada İran halkına Farsça hitap ederek, “Şimdi önemli olan büyük sivil can kaybı yaşanmadan, savaşın yayılmasına izin vermeden bu harekâtı tamamlamak. İran halkı tarihi şansı değerlendirmeli” şeklinde konuştu.
KAANİ HER SALDIRIDAN KURTULUYOR
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarında öne çıkan bir diğer isim de ülkedeki Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani oldu. Kaani’nin İran dini lideri Ali Hamaney’in hedef alındığı saldırıdan dakikalar önce kendisini ziyaret ettiği ortaya çıktı. Kaani daha önce de Suriye’nin başkenti Şam’da Devrim Muhafızları komutanlarının öldüğü İsrail saldırısından kısa süre önce hedef alınan binadan çıkmış, Lübnan’da Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürüldüğü saldırıdan dakikalar önce vurulan binadan ayrılmıştı. Kaani ayrıca haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında İran’ın üst düzey askeri liderlerinin toplantı yaptığı bina vurulmadan önce de mekândan ayrılmış ve hayatta kalmıştı. Sosyal medyada İranlı komutanın ABD ve İsrail ile irtibatlı ajan olduğu iddia edilse de bunu destekleyen herhangi bir kanıt yok.
ABD’DE MEŞRUİYET TARTIŞMASI
ABD Başkanı Donald Trump, saldırının İran’dan kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırmak için gerekli olduğunu savunsa da uzmanlar İran’ın müzakerelerde taviz vermeye hazır olduğunu belirtirken, saldırıların meşruiyetini sorguladı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Ortadoğu Programı Direktörü Mona Yacoubian, Trump’ın açıklamalarının “yakın bir tehdit” iddiasını yeterince desteklemediğini söylerken, Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonu, Cumhuriyetçi Parti içinde yükselen savaş karşıtı MAGA kanadına rağmen geniş siyasi destek gördü. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, İran’ın “nükleer hedefleri, terör faaliyetleri ve Amerikalıların öldürülmesi” nedeniyle saldırıların haklı olduğunu söyledi. Temsilci Tom Massie, veeski Trump müttefiki Marjorie Taylor Greene gibi isimler eleştirel paylaşımlar yaptı.
‘PRENS SELMAN BASKI YAPTI’ İDDİASI
Putin, Ukrayna savaşının 4. yıldönümünde yaptığı konuşma sırasında, Ukrayna tarafının Rusya’dan Türkiye’ye doğalgaz sağlayan “Türk Akımı” ile “Mavi Akımın” boru hatlarının hedef listesine alındığını duyurdu.
Putin, “Elimizdeki istihbarata göre, Karadeniz’deki enerji alt yapımız Ukrayna tarafından hedef yapılmış durumda. Türk Akımı ve Mavi Akım olarak bilinen doğalgaz boru hatlarını patlatmak istiyorlar. Planlanan boru hatları provokasyonu barış müzakerelerini baltalama amacı taşıyor. Masada çözümden yana olmayan güçler Rusya’ya mutlaka stratejik yenilgiye uğratma fikrinden vazgeçmiyorlar” dedi.
Dördüncü yılını geride bırakan Ukrayna savaşı tüm yıkıcılığıyla devam ederken, dün Avrupalı liderler savaşın yıldönümünde Ukrayna’ya destek ziyaretindeydi. Polonya’dan trenle Kiev’e giden Avrupalı liderler arasında Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in yanı sıra İsveç, Norveç, İzlanda, Danimarka, Estonya, Hırvatistan başbakanları ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb yer aldı.
‘ÜÇ GÜNDE BİTMEDİ’
Kiev’de yapılan “Gönüllüler Koalisyonu” toplantısının yanı sıra Avrupalı liderler, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile eşi Elena Zelenskaya’nın refakatinde Kiev’deki Aya Sofya kilisesinde yapılan ayine de katıldı. Liderlerin ziyaretinde konuşan Zelenski, “Putin’in üç günde biteceğini düşündüğü savaş dördüncü yılını geride bıraktı. Halkımız bunca yıkım ve can kaybına rağmen bağımsızlık ve egemenliğini korumayı başardı. Bundan sonra da var olma hakkımızı koruyacağız” ifadelerini kullandı. Öte yandan dört yıldır dünya kamuoyunu ağırlıklı olarak askeri ve siyasi açılarıyla meşgul eden savaş, özellikle Ukrayna tarafında daha derin toplumsal sorunlara da yol açtı. Bunlardan en büyüğü ise demografik kriz.
10 MİLYON NÜFUS KAYBI
Savaş öncesinde yaklaşık 43 milyon olan ülke nüfusu, cephedeki kayıplar, kitlesel göç, Rus kontrolüne geçen bölgeler ve aşırı düşen doğum oranları nedeniyle 10 milyon insanını kaybetti. Nüfus krizinin gölgesinde Ukrayna, dul ve yetimlerin ülkesine dönüşmeye başladı. Amerikan CNN’e konuşan Ukraynalı nüfus bilimci Ella Libanova, “Hiçbir ülke insanlar olmadan var olamaz” derken yaşanan durumu “felaket” olarak nitelendiriyor. 6 milyon kadar Ukraynalı’nın savaş nedeniyle ülke dışına çıktığını belirten Libanova, çatışma uzadıkça geri dönüş ihtimalinin azaldığını ve bunun ülkenin yeniden inşası için nitelikli iş gücünde açık yaratabileceğini vurguluyor.
SAVAŞ DOĞUMLARI ETKİLEDİ
Libanova, diğer tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi savaş öncesi Ukrayna’da bile doğum oranlarının düştüğünü hatırlatırken, mevcut oranlar ise yüzde 1’in altında. Bu, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken yüzde 2.1’lik oranın çok altında. Savaş stresi Ukrayna halkının üreme sistemini de doğrudan etkiliyor. Kiev’deki Nadiya Üreme Tıbbı Kliniği’nden Dr. Alla Baranenko, genç kadınlarda erken menopoz vakalarının çoğaldığını, yumurta kalitesinin ve sayısının stres nedeniyle düştüğünü, cepheden dönen erkeklerde sperm kalitesinin de savaş öncesine kıyasla kötüleştiğini anlatıyor. Ukrayna yönetimi, doğurganlık krizini telafi etmek için alternatif yollar arayışında. Ukrayna meclisinden geçirilen bir yasa ile görevdeki kadın askerlere yumurtalıklarını, erkeklere ise spermlerini dondurma hizmeti veriliyor. Askerler hayatlarını kaybetse bile geride kalan eşlerine diledikleri takdirde 3 yıl içinde bu yolla bebek sahibi olma hakkı tanınıyor.
60 BİN YETİM VAR
Rus ordusu üç ayda ciddi can kayıpları vererek işgal ettiği Ukrayna topraklarını bir haftada geri vermek zorunda kaldı. Tekrar Ukrayna kontrolüne geçen doğudaki bölge 200 kilometrekare olarak gösteriliyor.
STARLINK’LER SUSTURULDU
Cephede önemli denge değişimi dron muharebeleri şeklinde devam eden çatışmalara ABD’li milyarder Elon Musk’ın müdahalesi neden oldu. Rus ordusu dünyanın dört bir yanından temin ettiği Starlink uydu internet terminallerini savaşta kaçak kullanarak kendi dronlarını Ukrayna mevzilerine yönlendiriyordu. Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın kaçak kullanımı ihbar etmesi üzerine Musk’ın Starlink şirketi Rusların elindeki 3 bini aşkın Starlink terminalini çalışmaz hale getirdi.
Kör ve sağır kalan Rus ordusunun durumundan istifade eden Ukrayna ordusu Zaporojye bölgesi ağırlıklı olmak üzere Donetsk ve Harkiv bölgelerinde karşı saldırıya geçti. Geri alınan 20 yerleşim biriminin toplam yüzölçümü 200 kilometre kareye yaklaştı. Ruslar Kasım ayından bu yana her gün saldırı düzenleyerek 244 kilometre kare alanı işgal edebilmişti.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin üçlü görüşmeden hemen önce adil ve kalıcı barış için Rus tarafına baskı yapılmasını isteyen paylaşımı Rus tarafını küplere bindirdi. Rusya dış politikasından sorumlu senatör Grigoriy Karasin “Zelenski anlaşma taraftarı olmadığını bir kez daha ukala çıkışıyla sergilemiş oldu. Kritik müzakere öncesi susması gerekirken yine Rusya düşmanlığı yapmayı tercih etti” açıklamasını yaptı.
Cenevre’de başlayan üçlü görüşmeden bugün herhangi bir sonuç açıklaması beklenmemesi gerektiğini dile getiren Kremlin Sözcüsü Dimtriy Peskov, “Birinci günün sonunda müzakerelerin gidişatı hakkında açıklama beklemek yersiz olur. Heyetler arasında temas 18 Şubat’ta da devam edecek. Ayrıca tüm müzakere sürecinin basın ve kamuya kapalı yapıldığını hatırlatmak isterim” dedi. Bu arada üçlü görüşmelerin üçüncüsü bugün de devam edecek. Bir önceki iki üçlü görüşme ocak ve şubat ayı başlarında Abu Dabi’de yapılmış, ancak savaşı bitirecek somut sonuç alınamamıştı.