- Hoş geldin Ceren, nasılsınız neler yapıyorsun?
Hoşbulduk, herkese her zaman söylediğim gibi koşturmaca içindeyiz. Şarkıların yapım kısmı ve görsel dünya da bizde olduğu için, zor oluyor ama onun da tadı ayrı. Yurt dışına, Paris'e gideceğiz yakın zamanda bir klip çekimi için.
- Aaa biraz bahseder misin bize detayları? Yapay zekanın bu kadar etkin olduğu bu dönemde, klip çekimi için Paris'e gitmek bile mesele...
Evet ben biraz inatçıyım da, kafamın dikine giden biriyim. Kendi doğrularına, ideallerine çok bağlı bir müzisyenim. Benim için nasıl bir müzisyensin ve nasıl bir insansın? sorusunun cevapları bence çok birbirine benziyor.
İlk defa burada söylemiş olayım. Bu zamana kadar söz müziği bana ait şarkıları seslendirmiştim. İlk defa Murat Güneş 'in bana hediye ettiği bir şarkıyı söyleyeceğim.
"Her Şey Yapaylaşmaya Başladı"
Söz ve müziği Yıldız Tilbe imzasını taşıyan "Aşksız Prens", usta müzisyen Ercan Bakalımoğlu'nun düzenlemesiyle çağdaş bir sound kazanıyor. Güçlü vokaliyle şarkıya kendi yorumunu katan Deha Bilimlier, bu özel eserle repertuvarına bir yenisini daha ekliyor.
Türkiye'nin önde gelen eğlence mekânlarında sahne performansıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Deha Bilimlier, son dönemde yayımladığı çalışmalarla dijital platformlarda "Bana Sor" ile yakaladığı başarılı çıkışın ardından; kendine özgü yorumunu bu kez "Aşksız Prens" ile sürdürüyor. Güçlü sahne enerjisini stüdyo performansına taşıyan sanatçı, yeni çalışmasıyla dinleyicilerine bir kez daha sesleniyor.
Söz ve müziği güçlü duygular taşıyan "Aşksız Prens", modern düzenlemesi ve akılda kalan melodisiyle Deha Bilimlier'in müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor.
Yapımcılığını Genius Production'ın üstlendiği "Aşksız Prens", etkileyici sözleri, güçlü melodisi ve kaliteli prodüksiyonuyla sezonun öne çıkan çalışmalarından biri olmaya aday.
Deha Bilimlier'in yeni teklisi "Aşksız Prens", 7 Ağustos Cuma tüm dijital müzik platformlarında yayında olacak.
GECENİN EN KARANLIK YERİNDE: HAKOFF’TAN BİR İÇ HESAPLAŞMA
Romantik bir hikâyeyi yalın ve samimi bir dille anlatan "Ben Daha Ölmedim", beklemekten vazgeçmeyen ve sevgisini her şeye rağmen içinde yaşatmaya devam eden bir karakterin duygularını merkezine alıyor. Akılda kalan melodisi ve sıcak atmosferiyle dikkat çeken çalışma, aşkın umut dolu yönünü ön plana çıkarıyor.
Hem hareketli yapısıyla eşlik etme isteği uyandıran hem de sözleriyle dinleyicide duygusal bir iz bırakan "Ben Daha Ölmedim", yazın enerjisini taşıyan pop melodisi ile Özgün'ün repertuvarındaki yerini alıyor.
Özgün'ün yeni single çalışması "Ben Daha Ölmedim", tüm dijital müzik platformlarında yayında.
GRİPİN'DEN YENİ ALBÜME BİR ŞARKI DAHA: HAYDİ KALK!
Türk rock müziğinin sevilen gruplarından Gripin, merakla beklenen yeni albümünün dördüncü şarkısı "haydi kalk!" ile dinleyicileriyle buluştu. Son dönemde yayımladığı "Aklıma Ziyan", "Var Bir İhtimal" ve "Kim Tutar Beni" ile beğeni toplayan grup, yeni çalışmasıyla enerjisini bir kez daha müzikseverlerle paylaşıyor.
Sözleri Murat Başdoğan ve Birol Namoğlu'na, müziği Murat Başdoğan'a ait olan "haydi kalk!"ın düzenlemesi Gripin üyelerinin imzasını taşıyor. Şarkının mix çalışması Arda İnceoğlu tarafından gerçekleştirilirken, mastering çalışması ise Tarık Ceran tarafından yapıldı.
Hareketli ritmi ve dinamik yapısıyla yazın enerjisini yansıtan "haydi kalk!", ilk notadan itibaren dinleyiciyi şarkının temposuna ortak olmaya davet ediyor. Güçlü melodisi ve pozitif atmosferiyle dikkat çeken çalışma, Gripin'in yeni albümünden yayımlanan dördüncü şarkı olarak grubun repertuvarındaki yerini alıyor.
- Hoş geldiniz sevgili Fondip, yeni şarkınız 'Dünya' hayırlı olsun. Tam bir yaz şarkısı olmuş. Geri dönüşler nasıl dinleyicilerden?
Çok teşekkür ederiz. "Dünya"yı yayınladığımız ilk günden itibaren aldığımız geri dönüşler bizi gerçekten çok mutlu etti. İnsanların şarkıyı arabada, tatilde, deniz kenarında ya da arkadaşlarıyla paylaşırken görmesi tam da hayal ettiğimiz duyguydu. Eğlenceli, enerjik ama aynı zamanda tekrar tekrar dinlenmek isteyen bir şarkı olsun istemiştik. Dinleyicilerin bunu hissetmesi bizim için en büyük mutluluk.
- Şarkının hikayesini sizden dinlemek isteriz. Yaza özel mi yapıldı? Dizilerde dinlediğimiz içimizi kıpırdatan şarkılardan aldım enerjiyi. Siz hazırlık aşamasında hangi duygulardan beslendiniz?
SAMİ ÇEBER: Aslında bu şarkı tam anlamıyla 'yaza özel' ya da sadece neşeli bir yaz enerjisiyle yazılmadı; aksine, hayatın içindeki o tezatlardan beslendi. Sound olarak dinleyicide o bahsettiğiniz iç kıpırdatan, sürükleyici enerjiyi hissettirmek benim de çok istediğim bir şeydi.
Ben hazırlık aşamasında daha çok kontrast duygulardan beslendim. Bir tarafta 'Evinin üstüne yol yapmış yalnızlık' diyen o ağır, durmuş his; diğer tarafta ise 'Lunaparkta jetonsuz gibi' kalakalan ama yine de uzaktan sevmeye, umut etmeye devam eden o çocuksu, buruk yan...
⁃ Hoş geldiniz sevgili Zeynep Mansur, şunu söylemek isterim ki: Her şeyden önce naif duruşunuz zerafetinizle yıllara meydan okuyorsunuz. Yine aynı naiflikte ama güçlü bir şarkı olmuş “Loş” Hayırlı olsun. Bize hikayesinden, çalıştığınız emek veren isimlerden bahseder misiniz?
Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim evet şarkının sözleri çok güçlü bir kadını anlatıyor ancak nakarat’a gelince de aslında kalabalıklar içinde hepimizin ne kadar yalnız olduğunun naifliğine bir dokunuşu var. Söz ve müzik Altuğ Bilsev’e ait düzenleme Levent Lodos tarafından yapıldı.
⁃ Yapımcılığı ve prodüksiyonu da size ait. Bu yönüyle de ayrıca emek verilmiş olsa gerek. Şarkıya tamamen hakim olma içgüdüsü mü yapımcılık tarafı sizce?
Çalıştığım şirketin satışı ile ilgili bir değişiklik olunca böyle bir çalışmaya yöneldik. Ancak her yaptığım iş bu detaylarla zaten her zaman ilgileniyordum farklı bir durum yaratmadı.
⁃ Afro house tarzla da dikkat çekiyorsunuz. Geri dönüşler nasıl sevenlerinizden?
Geri dönüş çok güzel çok mutluyum. Daha önce sen nasıl istersen şarkımda House müzik denemem olmuştu ancak devamı gelmemişti. Çünkü bu tarzda bir şarkı içime sinen bulamamıştım ancak bundan sonra bu tarz ve versiyonları şeklinde ilerleyeceğim.
"BİRÇOK ARKADAŞIMIN KLİPLERİNDE KENDİSİNDEN BAĞIMSIZ GÖRÜNTÜLER OLABİLİYOR"
İlk merak ettiğim, yazar, sunucu, eğitimci Yelda hangisinde kendini tamamlanmış hissediyor?
- Bu titre'lerin hepsini bir yana bırakıyorum. Ben Yelda olarak zaten o titre'leri besleyip bu noktaya getirdiğim için Yelda olarak da var olmayı seviyorum. Yelda olduğum zaman yazar, sunucu, haberci kimliğimi coşturuyorum. O yüzden mevzu kendimle alakalı.
En Yelda olduğunuz zaman hangisi peki?
- Medya kendimi iyi hissettiğim, kendim olduğum zamanda da karşı taraftan reaksiyonu çok net aldığım bir mecra. Sadece geleneksel medya değil, sosyal medya da aynı şekilde. Bazı insanlar (özellikle televizyoncular) sosyal medyadan gelen yorumlardan çok rahatız, yönetemeyenler var. Ben seviyorum. Kendi içlerinde haklı olabilirler. Ben en olumsuz yoruma bile cevap veriyorum, anlamaya çalışıyorum. Sonra, "Biz sizi eleştirdik ama kusura bakmayın" diyenler oluyor.
Linçler de geliyor mu?
- Çok ağır bir linçim olmadı. Biraz fazla temkinli hareket eden biriyim. Küçük linçler oldu tabii ki. Mesela en son yaptığım "Aramızda Kalmasın" programında, magazine emek vermiş biri olmadığım için, orada eleştiriler gelebiliyordu. Serdar Ortaç'ın magazin bağlamını nasıl soracak diye. Ben zaten yorumcu kimliğimle oradaydım. Sosyal medyada da olumsuz yorum yapanlar genelde en yakınlarınız çıkıyor.
Sizi televizyonda görmeyi özledik. Var mı yakınlarda bir proje müjdesi?
– Yeni şarkınız “Sonum Ol” hayırlı olsun. Oldukça iddialı bir söz, hazırlık süreci nasıl geçti, kimlerle çalıştınız? Bu çalışmada dinleyicilerinize Melis’in hangi yeni yönünü göstermek istediniz?
Çok teşekkür ederim. “Sonum Ol” benim için gerçekten özel bir şarkı. Hazırlık süreci de çok keyifli geçti çünkü bu şarkıyla birlikte uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi gerçekleştirdim ve ilk kez bir şarkımın gitar kayıtlarını kendim çaldım. Küçüklüğümden beri gitar çalmak isteyen biri olarak benim için çok heyecan verici ve duygusal bir deneyimdi. Prodüktör koltuğunda Arel Koray Nalbant vardı. Ekip arkadaşlarımdan Ömer Alp Karaçalı (Davul) ve Emre Can Tekinel (Bas Gitar) ise enstrümanları ile eşlik etti. Sanırım bu şarkıda dinleyicilerime biraz daha cesur, biraz daha kendine güvenen ve müziğinin her alanında daha fazla var olmak isteyen bir Melis göstermek istedim.
– Klipte aşkın en saf, en duru halini işlemişsiniz. Bende öyle bir izlenim yarattı. Klibin arka planından da bahsetmenizi istesem?
Aslında şarkı, karşılık beklemeden, hatta belki biraz da kendinden vazgeçerek seven bir kadını anlatıyor. Klipte de bu duyguyu daha saf, sade ve gerçek bir yerden anlatmak istedik. Benim için klibi özel kılan bir diğer şey de eşim Berkay’ın klipte oynaması oldu. Şarkının anlattığı ilişki bizim ilişkimizin tam tersi olsa da birlikte başka bir anı biriktirmiş olduk. O yüzden klibi izlediğimde hem şarkının hikâyesini hem de bizim için çok güzel bir dönemi görüyorum.
"BİR İNSANI ÇOK SEVMEKLE KENDİNDEN VAZGEÇMEK AYNI ŞEY DEĞİL"
– Aşk uğruna her şeyi göze alanlardan mısınız? En uç noktanız nedir, ne yapabilirsiniz mesela?
Ben sevdiğim zaman gerçekten çok seven biriyim. Ama yaş aldıkça şunu öğreniyorum sanırım: Bir insanı çok sevmekle kendinden vazgeçmek aynı şey değil. Eskiden aşk uğruna daha fazla şeyi göze alabileceğimi düşünürdüm ama bugün sınırlarımı daha iyi biliyorum. Yine de sevdiğim insan için elimden geleni yaparım. Benim en uç noktam sanırım onun mutluluğunu kendi mutluluğum kadar önemsemek olur. Ama
- Müziğe olan tutkunuzun temelleri çocukluk yıllarında nasıl atıldı?
Müzüğün içine doğdum diyebilirim. Annem piyanist, koro şefi, aynı zamanda akordeon usta derecesinde çalıyor. Rahmetli babam ise bir yandan felsefe profesörü olup, diğer yandan orkestra şefi ve birçok enstrüman çalan bir müzisyen idi. Evde piyano dahil birçok müzik enstrümanı vardı. Annem beni karnında taşırken ben onlarla birlikte provalardan konserlere dolaşıyormuşum. Ben daha birkaç aylıkken fark etmişler ki, duyduğum müziği inanılmaz dikkatle dinliyorum, çok belirgin ilgi gösteriyorum. Onun üzerine evdeki piyanoyu karyolama yaklaştırdılar ve ilk oyuncağım aslında piyano oldu. Ayaklanmaya başlar başlamaz zevkle tuşlara dokunuyormuşum, ve dikkatle sesleri dinliyormuşum...Daha sonra duygularımı piyanoya dokunarak paylaşmaya başlamıştım. Ve şimdiye kadar da aslında bunu yapmaya devam ediyorum:)
- Klasik müzik ile Doğu ezgilerini bir araya getiren tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz? Son olarak ünlü tenör Hakan Aysev ile "Üsküdar'a Giderken" i yeniden yorumladınız. Geri dönüşler nasıl? Yeni düetler, başka isimlerle ortak çalışmalar olur mu?
Batı ve Doğu müziğini aslında henüz SSCB'de iken yapmaya başlamıştım, özellikle senfonik bestelerimde hint geleneksel enstrümanları kullanarak. Türkiye'ye geldiğimde ve buradaki olağanüstü zengin ezgiler ile ve enstrümanları ile tanışınca doğal olarak onları da müzikal renk paletime almaya başladım. Erkan Oğur, Hamdi ve Mehmet Akatay, Aziz Şenol Filiz, Süleyman Erguner, İsmail Hakkı Demircioğlu, Mısırlı Ahmet...Tüm bu ve daha fazla müzisyen ile öncekli senelerde yoğun olarak hem albüm hem de konserlerde çalıştım. Son zamanlarda ise, Aforizmalar 432 albümüm ayda bir single olarak çıkmaya başlayınca yine güzel işbirliklerim oluyor. Önce Borodin'in "Uletay" eserini uyarladım ve opera sanatçısı Suren Maksutov ile kendim de vokal yaparak Rusça ve Türkçe seslendirdim (Türkçe sözleri de kendim yazdım). İkinci single bağlama üstadı Çetin Akdeniz ve billur sesli Ceren Akdeniz için Doğu Karadeniz türküsünü uyarladım "Bu Dünya Bir Pencere". Üçüncü single Hakan Aysev ile ve bu albüm için uyarladığım meşhur "Üsküdar'a Giderken"i seslendirdik. Bu tür çalışmalara "kucaklaşma" demeyi tercih ederim, sevgili Erkan Oğur'ın deyimi ile.
" 4 YAŞIMDA BESTE YAPMAYA BAŞLADIM"
- Beste yaparken ilhamınızı en çok nelerden alıyorsunuz?
İnsan olarak nelerden etkileniyorsam, besteci olarak da onu bestelerime aktarıyorum. 4 yaşımda iken besteleri yapmaya başladım, o zaman da hayatımda etkilendiklerimi müziğe aktarıyordum. Yaklaşık 7 yaşında iken anladım ki, ben bir nevi tercümanım. Benim ilgi alanıma giren şeyleri müzik diline tercüme ediyorum. Hepsi olabilir: olaylar, tablolar, edebiyat ederleri, doğa halleri, birinin gülümsemesi, bir ışık hüzmesi...