İsmail Sarı

İran’ın sessiz operasyonu! Tam 6 milyar dolar... ‘Bu hamle Tahran’ın elini güçlendirdi’

21 Temmuz 2026

Çatışmaların yeniden alevlenmesinden önce ABD’nin İran gemilerine yönelik baskıyı gevşetmesinin ardından harekete geçen Tahran’ın, kısa süre içinde Asya merkezli alıcılarla temas kurarak büyük hacimli petrol sevkiyatlarına başladığı iddia edildi.

Wall Street Journal’da yer alan habere göre, haziran ayının son günlerinden itibaren yaklaşık 20 İran petrol tankerinin, ham petrolle dolu gövdeleriyle Malezya’nın doğu kıyıları açıklarındaki uluslararası sularda bir araya gelmeye başladığı bildirildi.

Tankerlerdeki bu hareketlilik, İran’ın yaptırımlar nedeniyle biriktirdiği petrol stoklarını hızla piyasaya sürme çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Deniz trafiği kayıtlarına göre İran petrolünü taşıyan ilk tankerlerden biri Diona olurken, onu Hero II ve Sonia 1 isimli gemiler takip etti. 13 Temmuz’da ise Stream adlı tanker bölgeye ulaştı. Petrol piyasası uzmanları, bu gemilerde taşınan ham petrolün nihai adresinin büyük ölçüde Çin olduğunu belirtiyor.


Yazının Devamını Oku

ABD’nin güvenli limanı artık tehlikede: İran yeni cepheyi açtı! Ne planlanıyor? ‘Amfibi harekât bekliyorum’

21 Temmuz 2026

ABD-İran hattında tansiyon yükselirken, saldırıların yönü dikkat çekici bir noktaya çevrildi: Ürdün! Washington’un bölgedeki askerî planlarını etkileyebilecek gelişmeler yaşanırken, yeni hedefin arkasındaki hesaplar tartışılıyor. Özellikle Tahran’ın Ürdün’de konuşlu Amerikan askerî noktalarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını artırdığı bildirildi. Peki Ürdün’e yönelik saldırılarla İran ne planlıyor?

ABD KAYIP VERDİ: MUWAFFAQ SALTİ ÜSSÜ SALDIRISI

İran tarafından gerçekleştirildiği belirtilen geçtiğimiz hafta sonundaki füze saldırılarında Ürdün’de bulunan Muwaffaq Salti Hava Üssü hedef alındı. Saldırıda iki ABD askerinin hayatını kaybettiği, bir askerin ise kayıp olduğu bildirildi. Bu olay, iki taraf arasında daha önce ilan edilen ancak daha sonra geçerliliğini yitiren ateşkes sürecinden bu yana İran kaynaklı saldırılarda yaşanan ilk Amerikan askeri kayıpları olarak kayıtlara geçti.

ABD yönetimi saldırının ardından bölgedeki askerî hazırlıklarını artırırken, Pentagon yetkilileri İran’ın saldırılarının karşılıksız kalmayacağı mesajını verdi. Ancak Muwaffaq Salti Hava Üssü saldırısının İran’ın Ürdün’deki Amerikan varlığına yönelik tek girişimi olmadığı ifade edildi. Wall Street Journal’da yer alan habere göre Tahran’ın son dönemde Ürdün’deki farklı Amerikan askerî noktalarını hedef aldığı, bu saldırılarla hem ABD’ye mesaj vermeyi hem de Washington ile yakın ilişkileri bulunan Amman yönetimi üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığı ileri sürüldü.

İRAN’IN ÜRDÜN’E YÖNELİK SALDIRILARININ ARKASINDA TAM OLARAK NE VAR?

İran’ın Ürdün’e yönelik saldırılarının arkasında yalnızca ABD askerî varlığının bulunmadığı, aynı zamanda Amman yönetiminin Washington ile yürüttüğü yakın iş birliğinin de etkili olduğu değerlendiriliyor. ABD’li yetkililere göre İran, Ürdün’ü ABD politikalarının bölgedeki önemli destek noktalarından biri olarak görüyor.

Geçtiğimiz hafta İran güçlerinin ABD askerlerinin bulunduğu Kral Faysal Hava Üssü’ne saldırı düzenlediği belirtildi. Bunun yanı sıra Ürdün’deki başka bir havaalanının da hedef alındığı ve burada konuşlu bazı ABD Ordusu’na ait Black Hawk helikopterlerinin hasar gördüğü aktarıldı.

Orta Doğu’daki Amerikan askerî faaliyetlerinden sorumlu olan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise saldırıların neden olduğu hasarın boyutuyla ilgili ayrıntılı açıklama yapmadı.

Yazının Devamını Oku

ABD-İran anlaşmasındaki gizli gerilim: Bir madde kriz çıkardı! Nerede hata yapıldı? ‘Bu önemli bir hamle’

11 Temmuz 2026

Orta Doğu’da yeniden yükselen gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası deniz ticaretini de doğrudan etkiliyor. Taraflar arasında gerilimi azaltması beklenen ve daha önce varılan mutabakatın uygulanma sürecinde ortaya çıkan görüş ayrılıkları ise diplomatik zemindeki uzlaşının sahaya yansımamasına neden oldu.

Anlaşmanın tek bir maddesine ilişkin farklı yorumlar ise askerî tansiyonun yeniden yükselmesine yol açarken, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından birinde ticari faaliyetler de ciddi şekilde sekteye uğradı. Peki o madde neydi ve neden farklı şekilde yorumlandı?TARTIŞMALARIN ODAĞINDA 5. MADDE BULUNUYOR

Hatırlarsanız ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının, Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası ticarete açarak küresel enerji piyasalarındaki baskıyı azaltması hedefleniyordu. Ancak 14 maddelik anlaşmanın özellikle 5. maddesi etrafında ortaya çıkan farklı yorumlar, taraflar arasında yeni bir kriz doğurdu.

Wall Street Journal’ın analizine göre, anlaşmanın en kritik maddesi olarak görülen bu hüküm, son iki hafta içerisinde iki kez askerî gerilime dönüşen bir irade mücadelesinin merkezine yerleşti.



Yazının Devamını Oku

İran’da karar krizi! Görüntüler kafaları karıştırdı, ‘Bu İslam Cumhuriyeti tarihinde yeni bir eşik’

10 Temmuz 2026

İran’da son dönemde yaşanan gelişmeler ülke içinde farklı görüşlerin yeniden öne çıkmasına yol açtı. Tahran yönetiminde diplomasi ve daha sert politikalar arasında süren tartışmalar, ABD ile yaşanan gerilimin ardından daha belirgin hale geldi. Ateşkes süreci ve geleceğe yönelik adımlar konusunda farklı yaklaşımlar ortaya çıkarken, İran’daki siyasi atmosfer giderek daha fazla belirsizlik kazanıyor.

TAM OLARAK NELER OLUYOR? MASADA KİM KAZANACAK?

ABD’nin İran’a yönelik yeniden düzenlediği hava saldırıları ve ateşkese ilişkin belirsizlik yaratan açıklamalar, Tahran’da diplomasi yanlıları ile sertlik yanlıları arasındaki ayrışmayı belirgin hale getirmiş durumda. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da içinde bulunduğu diplomasi yanlısı kanat, Washington ile görüşmelerin sürdürülmesini savunurken, ABD’yi ateşkes şartlarını ihlal etmekle suçladı.

Pezeşkiyan, yaptığı açıklamada Washington yönetiminin “rakiplerini sindirmeye çalıştığını, engeller çıkardığını ve hile yaptığını” ifade ederek ABD’ye sert tepki gösterdi. Buna karşılık İran’daki muhafazakâr ve sertlik yanlısı çevreler ise ABD ile herhangi bir uzlaşmaya kesin olarak karşı çıkıyor. Bu gruplar, özellikle Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve müzakere heyetini hedef alan eleştirilerini son günlerde daha da artırdı. 

“SALDIRILAR DENGEYİ GÖRÜNÜRDE SERTLİK YANLILARI LEHİNE BOZDU”

“Konuya İran’daki iç tartışmalar bağlamında bakarsak Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ateşkesin bittiğini ilan etmesi ve arka arkaya iki gece süren saldırılar dengeyi görünürde sertlik yanlıları lehine bozdu” diyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “Çünkü Washington’ın imzasına ‘güvenilemeyeceği’ tezi onlara göre sahada doğrulanmış oldu” dedi ve şu yorumda bulundu:

-- Pezeşkiyan ve ekibinin diplomasinin sonuç üreteceği yönündeki temel argümanı zayıfladı. Ancak asıl sorun, fraksiyon rekabeti değil, hakemlik makamının fiilen boş olmasıdır. İran sisteminde kanatlar arasındaki dengeyi, nihai kararı veren ‘Rehber’ kurar.

Yazının Devamını Oku

Trump’ı öfkelendiren hamle! ‘Oval Ofis’te neler konuşuldu? Ateşkesi bitiren olayın perde arkası...

9 Temmuz 2026

ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasında kısa süre önce varılan ateşkes ve barış çerçevesi, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan yeni saldırılarla ciddi bir krize sürüklendi. İran’ın ticari gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları sonrasında Trump yönetimi askerî ve ekonomik karşılık verirken, taraflar arasındaki gerilim yeniden sert bir savaş ihtimalini gündeme taşımış durumda…

İLK UYARI PAZAR GÜNÜ GELMİŞTİ: “TEHLİKEDESİNİZ!”
Aslında krizin ilk işareti pazar günü yaşandı. Güney rotasını kullanmaya hazırlanan ticari gemilere İranlı operatörler tarafından telsiz üzerinden uyarı gönderildi. Wall Street Journal’da yer alan haberde paylaşılan ses kayıtlarına göre mesajda, “Bu rota güvenli değil. Tehlikedesiniz. Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız size ateş etmeye hazır” ifadeleri kullanıldı.

Kısa süre sonra İran güçleri üç ticari gemiye füze saldırısı düzenledi. Saldırıya uğrayan gemiler arasında Katar’a ait bir tankerin olduğu iddia edildi. Geminin makine dairesinde çıkan yangın nedeniyle mürettebat tahliye edildi.

Yazının Devamını Oku

Avrupa’nın 3 dev savunma projesi ortaya çıktı: Tarihi hamle! 1000-3000 kilometre menzil... Yeni askerî ittifakın perde arkası

7 Temmuz 2026

İngiltere, Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek ve NATO’nun ABD silah sistemlerine olan bağımlılığını azaltmak amacıyla yeni nesil uzun menzilli füze geliştirilmesini öngören kapsamlı bir girişime liderlik etmeye hazırlanıyor. ‘Derin Hassas Vuruş Koalisyonu’ (Deep Precision Strike Coalition) adı verilen yeni oluşumun, NATO’nun Avrupa ayağının güçlendirilmesine yönelik en önemli adımlardan biri olarak NATO Liderler Zirvesi sırasında resmen duyurulması bekleniyor.

Telegraph’ta yer alan haberde diplomatik kaynaklar ve üst düzey yetkililerin aktardığı bilgilere göre, İngiltere öncülüğünde oluşturulan yeni koalisyon, Avrupa’nın uzun menzilli saldırı kabiliyetini bağımsız şekilde geliştirmesini hedefliyor.

BU GİRİŞİMİN ORTAYA ÇIKMASINDAKİ ETKEN TRUMP’IN ALDIĞI KRİTİK SAVUNMA KARARI
Yeni girişimin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biri olarak Donald Trump yönetiminin aldığı kritik savunma kararı gösteriliyor. Trump yönetimi, Joe Biden döneminde hazırlanan ve Almanya’ya Tomahawk seyir füzeleriyle donatılmış Amerikan birliklerinin konuşlandırılmasını öngören planı iptal etti.

Yazının Devamını Oku

Genç fenomenin ani ölümü, sessiz tehlikeyi gündeme taşıdı: Bu 8 belirti varsa dikkat! ‘Sayı arttı, basit hastalıklarla karıştırılıyor’

7 Temmuz 2026

34 yaşındaki sosyal medya fenomeni Carly Douglas’ın mide kanseri nedeniyle yaşamını yitirmesi, uzmanların uzun süredir uyardığı sessiz tehlikeyi yeniden gündeme taşıdı. Son yıllarda özellikle 50 yaş altındaki bireylerde mide kanseri vakalarının artış göstermesi, hastalığın neden yeniden yükselişe geçtiği ve erken belirtilerinin neden gözden kaçtığı sorularını beraberinde getirdi.

Yaklaşık 140 bin takipçiye sahip sosyal medya fenomeni Carly Douglas, ölümünden yalnızca üç ay önce yaptığı duygusal paylaşımda mide kanseri teşhisi aldığını açıklamış ve takipçilerine, “Kanser yanlış kızı seçti” sözleriyle mücadele edeceğini söylemişti. Ancak genç fenomen, hastalığın hızla ilerlemesi sonucu yaşamını yitirdi.

Üç çocuk annesi olan Douglas, teşhisinden kısa süre öncesine kadar sosyal medya hesaplarında günlük yaşamını, ailesiyle geçirdiği anları ve spor yaptığı görüntüleri paylaşmayı sürdürüyordu. Şiddetli karın ağrısı ve karında şişkinlik şikâyetiyle hastaneye başvuran Douglas’ın kısa süre içerisinde ileri evre mide kanseri olduğu belirlenmişti.

Douglas’ın ölümü sosyal medyada takipçilerini yasa boğarken, uzmanlar bu olayın tek başına trajik bir vaka olmadığını, aksine dünya genelinde giderek büyüyen bir sağlık sorununun göstergesi olduğunu belirtiyor.

GENÇ YAŞTA MİDE KANSERİ VAKALARI ARTIYOR! TÜRKİYE’DE DE ARTIŞ GÖZLENİYOR

Uzmanlara göre mide kanseri uzun yıllar boyunca gerileme eğilimindeydi. Özellikle 1970’li yıllardan itibaren hijyen koşullarının iyileşmesi, antibiyotik kullanımının yaygınlaşması ve gıda saklama yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalık önemli ölçüde azaldı. Ancak son yıllarda tablo tersine dönmeye başladı. İngiltere ve ABD başta olmak üzere birçok ülkede özellikle 50 yaş altındaki bireylerde mide kanseri tanılarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Ülkemizde de benzer bir tablo gözleniyor.

İngiltere Mide Kanseri Derneği Direktörü Sheena Dewan, Daily Mail’e yaptığı açıklamada son 10 yılda hasta profilinin ciddi şekilde değiştiğini belirterek, geçmişte daha çok ileri yaş grubundaki hastalarla ilgilenirken artık 25 ila 50 yaş arasındaki bireylerin ağırlık kazandığını ifade etti. Dewan’a göre bazı büyük kanser merkezleri, genç hastalardaki artış nedeniyle özel mide kanseri birimleri kurmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’deki NATO Zirvesi öncesi kritik rapor: ‘Gizli filo’ Avrupa’yı karıştırdı! 15 ay fark edilmedi… Putin ne planlıyor?

3 Temmuz 2026

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies - IISS) tarafından yayımlandığı öne sürülen kapsamlı bir rapor, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren son derece ciddi iddiaları gündeme taşıdı. Telegraph’ta yer alan habere göre raporda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yaptırımlar nedeniyle ‘gizli filo’ olarak bilinen petrol tankerleri ağını kullanarak, Avrupa genelinde NATO’ya ait kritik askerî tesisler ve nükleer altyapılar üzerinde insansız hava aracı (İHA) operasyonları yürütmüş olabileceği iddia edildi. Rapordaki detaylar oldukça ilgi çekici...

İNGİLTERE’DEKİ ABD ÜSLERİ Mİ HEDEF ALINDI?

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, İngiltere’de ABD’nin kullandığı askerî üslerin hedef alındığı iddialarına yer veriyor. Suffolk bölgesinde bulunan ve nükleer silah konuşlandırmaya hazırlandığı belirtilen RAF Lakenheath üssü, insansız hava araçlarının hava sahasını ihlal ettiği merkezlerden biri olarak gösterildi.

Aynı dönemde RAF Mildenhall, RAF Fairford ve RAF Feltwell üslerinin de benzer İHA faaliyetlerine maruz kaldığı öne sürüldü. İddialara göre bu olayların yaşandığı süreçte, İngiltere’nin Hull Limanı açıklarında yaptırımlar kapsamında bulunan bir Rus tankerinin demirli olduğu ve İHA’ların bu gemiden fırlatılmış olabileceği değerlendirildi. Yetkililerin o dönem saldırıların kaynağına ilişkin kesin bir açıklama yapmaktan kaçındığı, olayların kamuoyunda ise sınırlı şekilde ele alındığı hatırlatıldı.

 AVRUPA GENELİNE YAYILAN ŞAŞIRTICI FAALİYETLER

İlginç olan ise iddiaların yalnızca İngiltere ile sınırlı olmaması… Raporda Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, İrlanda ve İskandinav ülkeleri dahil olmak üzere 13 ülkede askerî üsler, havaalanları ve kritik altyapı tesisleri üzerinde İHA hareketliliği tespit edildiği belirtiliyor.

Fransa’nın Bretanya bölgesinde yer alan ve ülkenin nükleer caydırıcılık kapasitesinin önemli bir bölümünü barındırdığı ifade edilen Île Longue (Fransız Donanmasının nükleer enerjili ve balistik füze taşıyan denizaltı filosunun (SSBN) ana konuşlanma noktası) hedef alınan noktalar arasında gösterildi.

Yazının Devamını Oku