İsmail Sarı

El Nino güçleniyor, gözler Türkiye’de: Sonbahar için kritik uyarı! Bu hafta hava nasıl olacak?

7 Eylül 2026

Dünyanın gözü, tropikal Pasifik Okyanusu’nda giderek güçlenen El Nino’ya çevrilmiş durumda. Deniz yüzeyi sıcaklıklarında yaşanan sıra dışı artış, yalnızca Pasifik çevresini değil, küresel sıcaklıkları ve atmosferik dolaşımı da etkileyebilecek bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Bu yılki El Nino’nun henüz zirvesine ulaşmadığı, sonbahar ayları boyunca güçlenmeye devam edeceği ve tipik olarak en güçlü dönemine ulaştığı aralık ayında olağanüstü seviyelere çıkabileceği belirtiliyor. Bazı tahminlere göre 2026-27 El Nino’su, kayıtların düzenli şekilde tutulduğu son 80 yılı aşkın dönemdeki en güçlü El Nino olabilir. El Nino’nun gücünü ortaya koyan en önemli göstergelerden biri ise tropikal Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıkları.

PASİFİK’TE SICAKLIKLAR OLAĞANÜSTÜ SEVİYELERE ÇIKTI

El Nino, tropikal Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun dönem ortalamasının üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan büyük ölçekli bir iklim olayı. El Nio’nun gücü, Güney Amerika kıyılarından başlayarak ekvator boyunca uzanan Pasifik’teki belirli bir bölge olan ‘Nino 3.4’ üzerinden takip ediliyor. Normal şartlarda bu bölgede deniz yüzeyi sıcaklıklarının kuzey yarımküre yazında kademeli olarak düşmesi bekleniyor. Ancak 2026’da bunun aksine sıcaklıkların yükselmeye devam ettiği görülüyor.

Ağustos ayının ikinci yarısında Nino 3.4 bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklığı yaklaşık 29,4 derece ulaştı. Bu değer, bölge açısından son derece dikkat çekici. Daha önce kaydedilen El Nino yıllarında temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıkların 29 derece üzerinde uzun süre seyretmediği belirtilirken, bu yılki değerler olayın gücüne ilişkin önemli bir sinyal veriyor.

Deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun dönem ortalamasının yaklaşık iki derece üzerine çıkması halinde olay ‘Süper El Nino’ olarak nitelendiriliyor. Mevcut tahminler, 2026-27 El Nio’sunun bu eşiği aşabileceğini ve geçmişteki güçlü El Nino olaylarının üzerine çıkabileceğini gösteriyor. Özellikle 1997, 2015 ve 2023’te başlayan güçlü El Nino olaylarıyla karşılaştırıldığında, bu yılki gelişimin çok daha dikkat çekici olması bekleniyor.

EL NİNO YALNIZCA PASİFİK’İ ETKİLEMİYOR

Yazının Devamını Oku

Bilim dünyasını heyecanlandıran haber: Kanserle mücadelede yeni umut! Yıllardır yanıtı aranan soruda ezber bozan gelişme

5 Eylül 2026

Kanser söz konusu olduğunda herkes aynı riskle karşı karşıya değil. Örneğin yıllarca sigara içen bazı kişiler kansere yakalanırken, benzer risklere maruz kalan başka kişiler hastalığa hiç yakalanmayabiliyor. Bilim insanları uzun süredir bu durumun nedenlerini araştırıyor. Yeni bir değerlendirme ise cevabın, vücudun kansere karşı verdiği bağışıklık tepkisinde olabileceğine işaret ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Cell dergisinde (biyoloji, genetik, bağışıklık sistemi, kanser ve tıp alanlarındaki önemli araştırmaları yayımlıyor) yayımlanan bir makalede, araştırmacılar, bağışıklık sisteminin ürettiği bazı antikorların insanların kansere karşı duyarlılığını ve hastalığın seyrini etkileyebileceği ihtimali üzerinde durdu.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN BİLİNMEYEN GÜCÜ KANSERE KARŞI KORUYOR OLABİLİR Mİ?

Bağışıklık sistemi, vücudu virüs ve bakteriler gibi tehditlerden korumak için antikor adı verilen proteinler üretiyor. Bu antikorlar, hastalığa neden olabilecek mikropları tanıyor ve bağışıklık sisteminin onları yok etmesine yardımcı oluyor.

Ancak bazen işler farklı gelişiyor. Bazı antikorlar yanlışlıkla kişinin kendi vücudundaki hücrelere veya proteinlere saldırabiliyor. Bu tür antikorlara ‘otoantikor’ adı veriliyor. Otoantikorlar bugüne kadar daha çok bağışıklık sisteminin sağlıklı dokulara saldırdığı hastalıklarla ilişkilendirildi. Ancak araştırmacılar, bu antikorların her zaman zararlı olmayabileceğini ve bazılarının vücudun kanser hücrelerine karşı savunmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

‘DOĞAL SAVUNMA’

Araştırmacılara göre bazı otoantikorlar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini fark etmesine ve onlara karşı harekete geçmesine yardımcı olabilir. Bu ihtimal doğrulanırsa, kansere yakalanma riski yüksek olduğu halde hastalığa yakalanmayan bazı insanların neden daha dirençli olduğu konusunda önemli bir ipucu elde edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Lise ve üniversite öğrencileri için telefon alanlar dikkat: Gözden kaçan büyük tehlike! Bu işaretler başınıza ciddi bir iş açabilir

4 Eylül 2026

İkinci el satış platformlarında akıllı telefonlara yönelik yoğun ilgi dikkat çekiyor. Özellikle ikinci el ürünler satan popüler iki uygulamada çok sayıda telefon satışa sunulurken, sıfır telefon fiyatlarının yükselmesi de tüketicileri daha uygun fiyatlı ikinci el cihazlara yöneltiyor.

OKULLAR AÇILIYOR, ÜNİVERSİTE HEYECANI BAŞLIYOR: ÖĞRENCİLERE TELEFON ALINIRKEN İKİNCİ EL SEÇENEĞİ ÖNE ÇIKIYOR

Okulların açıldığı, üniversitelerde ek kontenjanların açıklandığı bu dönemde ailelerin öğrencilerin ihtiyaçları için yaptığı alışverişler de hız kazanıyor. Akıllı telefonlar ise bu alışverişlerin başında geliyor. Sıfır telefon fiyatlarının yüksek olması nedeniyle özellikle öğrenciler için cihaz alırken daha uygun fiyatlı ikinci el seçenekler tercih edilebiliyor.

Ancak dışarıdan bakıldığında temiz, sorunsuz çalışan ve hatta sıfıra yakın görünen bir telefonun geçmişinde yeni sahibinin fark edemeyeceği bazı riskler bulunabiliyor. Daha önce kullanılan uygulamalar, kişisel dosyalar, değiştirilen parçalar ya da cihazın yazılımına ilişkin işlemler hem telefonu alan kişi hem de satan kişi açısından güvenlik sorunlarına yol açabiliyor.

Geçtiğimiz günlerde Wall Street Journal’da yayımlanan bir habere göre uzmanlar, ikinci el telefon alırken yalnızca cihazın fiyatına, görünümüne ve çalışıp çalışmadığına bakılmaması gerektiği konusunda uyardı.

Çünkü el değiştiren bir telefonun sadece fiziksel olarak değil, dijital olarak da temiz olması gerekiyor. Üstelik risk yalnızca telefonu satın alan kişiyi ilgilendirmiyor; eski telefonunu satan kişi de cihazda bıraktığı kişisel veriler nedeniyle tehlike altında. Peki ikinci el telefon alırken ve satarken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Yazının Devamını Oku

‘Ben robot değilim’ tuzağı! O kutucuğa tıklarken bir kez daha düşünün

3 Eylül 2026

Dolandırıcılar, internet kullanıcılarını kandırmak için her geçen gün daha farklı yöntemlere başvuruyor. Sahte banka mesajlarıyla başlayan, ardından kargo bildirimleri, ödül ve kampanya duyuruları ya da sahte müşteri hizmetleri üzerinden sürdürülen dolandırıcılıklara şimdi daha tanıdık bir ekran eklendi: ‘Ben robot değilim’ CAPTCHA doğrulaması!
İnternette bir web sitesine girerken karşımıza çıkan ve çoğu zaman üzerinde ‘Ben robot değilim’ yazan kutucuğu hemen herkes defalarca işaretlemiştir. Ancak siber güvenlik uzmanları, dolandırıcıların bu alışkanlığı yeni bir saldırı yöntemi için kullandığı konusunda uyarıyor. Üstelik bu yöntemde amaç yalnızca kullanıcıyı sahte bir internet sitesine yönlendirmek değil.

DOLANDIRICILIK ADIM ADIM NASIL İLERLİYOR?
ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) geçtiğimiz ay yayımladığı uyarıyla bu yeni dolandırıcılık yöntemine dikkat çekti. Kurum, kullanıcıların internette sıkça karşılaştığı CAPTCHA doğrulamalarını taklit eden sahte ekranlar üzerinden gerçekleştirilen kimlik avı saldırılarına karşı uyardı.

Gerçek CAPTCHA’larda kullanıcıdan genellikle ekrandaki harf ve rakamları yazması ya da belirli görselleri seçmesi gibi basit görevleri tamamlaması isteniyor. Ancak sahte CAPTCHA’larda durum bambaşka. Kullanıcıdan, güvenlik doğrulaması yapıldığı izlenimi verilerek bilgisayarında bazı komutları çalıştırması isteniyor. Asıl tehlike de tam bu noktada başlıyor!TEHLİKE BÜYÜYOR! SAHTE CAPTCHA SALDIRILARI YAYILIYORSon zamanlarda bu konuda oldukça ciddi örnekler olduğunu söyleyen Bilişim Uzmanı Osman Demircan, “En güncel örnek Microsoft’un 28 Ağustos’ta açıkladığı TerminalFix kampanyasında, ele geçirilmiş internet sitelerine sahte Cloudflare CAPTCHA ekranı yerleştirilmesi vakasıydı. Kullanıcılara bu kez Windows Terminal veya PowerShell açtırılarak zararlı komut çalıştırıldı. Saldırı yalnızca bilgi hırsızlığıyla da sınırlı değildi. Saldırganların kurum ağı üzerinde daha kalıcı erişim kurmasını sağlayabilecek çok aşamalı yapılar kullanıldı. Kullanılan yapılar, yakalanma olasılığını çok düşürerek hem kalıcılık sağladı hem de daha fazla bilgisayar ve telefonlar erişim sağlanmasına neden oldu” dedi.

Bir başka örneğin de yakın zamanda turizm sektöründe yaşandığını ifade eden Demircan,

Yazının Devamını Oku

Kılavuz kaptan dikkat çeken ihtimalleri sıraladı: ‘Kazanın Marmara’da olması beni şaşırttı’ | Gemiler birbirini neden fark etmedi?

3 Eylül 2026

Silivri açıklarının 18 mil güneyinde, Kocaeli’den Aliağa’ya intikal eden Türk bayraklı ALSU isimli ticari gemi ile İskenderun limanından Karadenizereğli’ye intikal eden Türk Bayraklı TUĞBERK İMAMOĞLU isimli ticari gemi çarpıştı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Öncelikle geçmiş olsun. Bu sabaha karşı 3.26’da acil çağrı aldık. Böylelikle bilgimiz oldu. Acil çağrı konumu bildiren bir sistem. Ana kurtarma merkezimiz anons geçerek gemiye ulaşmaya çalıştı. Bir geminin kaptanı dönüş yaparak gemi ile çarpıştığı bilgisini verdi. Ekipleri bölgeye yönlendirdik. Bölgeye arkadaşlarımız ulaştığında TUĞBERK İMAMOĞLU gemisinin battığı düşündüğümüzü teyit ettik. Batan gemide 10 tane vatandaşımız var. Tamamı Türk. 11 dakika gibi kısa bir sürede battığını söyleyebiliriz. Geminin bazı emareleri olduğunu gördük ama sağ olarak kimseye ulaşamadık. Arama kurtarma çalışmaları hâlâ devam ediyor."

‘KAZANIN MARMARA'DA OLMASI BENİ ŞAŞIRTTI’

Kazayla ilgili ihtimalleri İstanbul Aydın Üniversitesi Yat Kaptanlığı Program Başkanı ve Trabzon Limanı Kılavuz Kaptanı Öğr. Gör. Şenol Çalışan’a danıştığımda, “Kazanın Marmara’da olması beni şaşırttı. Marmara Denizi’nde deniz trafik hizmetleri, Çanakkale Denizi’nin girişinden İstanbul Boğazı’nın çıkışına kadar bütün geçişleri takip ediyor” dedi.

Yazının Devamını Oku

Hamburgerde sümüklü böcek iddiası: Marulların arasından çıktı! ‘Sadece iyi yıkanmamış’ demek yetmiyor

1 Eylül 2026

İstanbul Ataşehir’de bir restorandan sipariş edilen hamburgerle ilgili sosyal medyada paylaşılan görüntüler gündem oldu. Instagram ve X’te yayılan görüntülerde, hamburgerin içerisinde yer alan marulların arasında sümüklü böcek olduğu iddia edilen bir canlının bulunduğu görülüyor. 

İddiaya göre olay, Ataşehir’de bir AVM’de bulunan dünyaca ünlü bir restoran zincirinin şubesinden verilen hamburger siparişi sırasında yaşandı. Hamburgerini kontrol eden müşteri, marulların arasında hareket eden bir canlı fark etti. Söz konusu görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından olayla ilgili çok sayıda yorum yapıldı.

Yaşanan iddia, tüketime hazır olarak servis edilen yapraklı sebzelerin tedarikten hazırlamaya, yıkamadan son kontrole kadar hangi aşamalardan geçtiği sorusunu da gündeme getirdi.

Peki, marulların arasında sümüklü böcek olduğu iddia edilen bir canlının bulunması gıda güvenliği açısından ne anlama geliyor? Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, merak edilen soruları yanıtladı.

Dışarıda bir şey yemeden önce iki kere düşünün ve yediğiniz şeyi kontrol edin.

Yazının Devamını Oku

Septembre est là, mais l'été n'est pas encore fini : d'abord 30 degrés, puis de la pluie... Un expert a donné des prévisions jour après jour

1 Eylül 2026

L'Europe a été marquée par une vague de chaleur et une sécheresse qui n'ont cessé de s'intensifier tout au long de l'été. Les températures étouffantes, le manque de précipitations et les vagues de chaleur successives ont une nouvelle fois mis en évidence leurs effets sur le continent. La baisse des précipitations, conjuguée à la hausse des températures, a entraîné une grave sécheresse dans de nombreuses régions du continent.

La sécheresse et les canicules ont favorisé la propagation des incendies de forêt, en particulier dans les pays méditerranéens, et de vastes zones ont été touchées par les incendies dans de nombreux pays, notamment en Espagne, au Portugal, en France et en Grèce. En Turquie également, les températures estivales, la sécheresse et les incendies ont figuré parmi les principaux sujets d’actualité tout au long de l’été.

Alors, maintenant que la saison estivale touche à sa fin, le mois de septembre apportera-t-il un peu de fraîcheur ou l’été se prolongera-t-il d’un mois supplémentaire ? Quelle situation pourrait se présenter dans les jours à venir, notamment à Istanbul mais aussi dans tout le pays ? Nous avons examiné la question en détail.

L’EUROPE A S’EST BRÛLÉE TOUT L’ÉTÉ, TANDIS QUE LA TURQUIE A ÉTÉ MARQUÉE PAR DES VAGUES DE CHALEUR

« L’été 2026 a été exceptionnellement chaud pour l’Europe, tandis qu’en Turquie, il a été chaud mais pas aussi exceptionnel que dans l’ouest de l’Europe ; en revanche, ce fut un été marqué par des vagues de chaleur plus fréquentes et plus intenses », a déclaré le Dr Güven Özdemir, professeur à l’université Aydın d’Istanbul et spécialiste en météorologie, qui a ajouté : « Une différence de température très marquée s’est notamment manifestée entre l’Europe occidentale et la Turquie. » Le Dr Özdemir a poursuivi :

-- La caractéristique la plus marquante de l’été en Europe a été la persistance, en juin, juillet et août, des vagues de chaleur précoces qui ont commencé dès la fin du mois de mai. L’ensemble de l’Europe a connu le mois de juin le plus chaud jamais enregistré. La température moyenne s’est située à 1,78 degré au-dessus des normales de la période 1991-2020. En Europe occidentale, les températures ont dépassé les normales de 3,06 degrés, faisant de ce mois de juin le plus chaud de l’histoire de la région. Dans l’ensemble de l’Europe, les températures ont dépassé de 0,66 degré la normale. En Europe occidentale, la température moyenne pour la période juin-juillet-août a également atteint son niveau le plus élevé. La moyenne trimestrielle s’est établie à 21 degrés, soit 2,10 degrés au-dessus de la normale.

-- Ce qui a particulièrement retenu l’attention en Europe, c’est que non seulement les températures diurnes, mais aussi les températures nocturnes ont été très élevées. Dans certaines régions, on a enregistré des températures supérieures à 40 degrés. Les températures ont atteint des niveaux exceptionnels dans des régions où vivent des millions de personnes. C’est pourquoi l’été 2026 est considéré en Europe non seulement comme un « été chaud », mais aussi comme un été extrême marqué par une succession de vagues de chaleur.

Yazının Devamını Oku

Eylül geldi yaz bitmedi: Önce 30 derece sıcaklık sonra yağmur... Uzman isim gün gün açıkladı

1 Eylül 2026

Avrupa, yaz boyunca etkisini artıran aşırı sıcakların ve kuraklığın gölgesinde kaldı. Bunaltan sıcaklıklar, yetersiz yağış ve art arda yaşanan sıcak hava dalgaları kıta üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Artan sıcaklıklarla birlikte yağışların azalması, kıtanın birçok bölgesinde ciddi bir kuraklık tablosu oluşturdu.

Kuraklık ve aşırı sıcaklar, özellikle Akdeniz ülkelerinde orman yangınlarının büyümesini kolaylaştırırken, İspanya, Portekiz, Fransa ve Yunanistan başta olmak üzere çok sayıda ülkede geniş alanlar yangınlardan etkilendi. Türkiye’de de yaz boyunca sıcaklıklar, kuraklık ve yangınlarla ilgili gelişmeler gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.

Peki, yaz sezonu artık geride kalırken eylül ayı, serinlemeyi beraberinde getirecek mi yoksa yaz bir ay daha uzayacak mı? Önümüzdeki günlerde İstanbul başta olmak ülke genelinde nasıl bir tablo ortaya çıkabilir? Tüm detaylarıyla mercek altına aldık.

YAZ BOYUNCA AVRUPA KAVRULDU, TÜRKİYE’DE SICAK HAVA DALGALARI ÖNE ÇIKTI

“2026 yazı Avrupa için olağanüstü sıcak, Türkiye için ise sıcak ama Avrupa’nın batısındaki kadar sıra dışı olmayan; buna karşılık sıcak hava dalgalarının daha sık ve keskin yaşandığı bir yaz oldu” diyen İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi, Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir, “Özellikle Batı Avrupa ile Türkiye arasında çok belirgin bir sıcaklık farkı ortaya çıktı” dedi. Özdemir, şöyle devam etti:

-- Avrupa’da yazın en dikkat çekici özelliği, mayıs sonundan itibaren başlayan erken sıcak hava dalgalarının haziran, temmuz ve ağustos aylarında da devam etmesi oldu. Avrupa genelinde en sıcak haziran ayı yaşandı. Hava sıcaklığı ortalaması, 1991-2020 dönemi normallerinin 1,78 derece üzerinde gerçekleşti. Batı Avrupa’da ise sıcaklıklar normallerin 3,06 derece üzerinde gerçekleşerek bölge tarihinin en sıcak haziran ayı oldu. Avrupa genelinde sıcaklıklar normalin 0,66 derece üzerinde gerçekleşti. Batı Avrupa’da haziran-temmuz-ağustos dönemi ortalama sıcaklığı da en yüksek seviyeye ulaştı. Üç aylık ortalama 21 derece olurken, bu değer normalin 2,10 derece üzerinde gerçekleşti.

-- Avrupa’daki asıl dikkat çekici nokta, sadece gündüz sıcaklıklarının değil, gece sıcaklıklarının da çok yüksek olmasıydı. Bazı bölgelerde 40 derecenin üzerinde sıcaklıklar görüldü. Milyonlarca insanın yaşadığı bölgelerde sıcaklıklar olağanüstü seviyelere ulaştı. Bu nedenle 2026 yazı, Avrupa’da sadece ‘sıcak bir yaz’ değil, sıcak hava dalgalarının arka arkaya geldiği ekstrem bir yaz olarak da değerlendiriliyor.

Yazının Devamını Oku