TÜRKSAT 3A’daki televizyon yayınlarının TÜRKSAT 4A’ya taşınması, bazı izleyicilerin ekranını karartırken televizyon servislerine yeni bir iş kapısı açtı. Yeni frekanslara otomatik geçiş yapamayan televizyonlarda dün itibarıyla yayın kesildi. Özellikle teknolojiyle arası iyi olmayan ve belli bir yaşın üzerindeki kullanıcılar, kanalları yeniden bulabilmek için servisleri aramaya başladı. Televizyon servislerinin yalnızca evlere gelip frekans ayarı yapmak için talep ettiği ücret ise 1.000 TL’ye kadar çıkıyor.
18 YILLIK UYDU DEVRE DIŞI
Örneğin, İstanbul’da aradığımız birçok TV servisi, 1.000 TL ayarlama ücreti talep ediyor. Büyükşehirlerin dışında ise rakamlar 500-750 TL arasında değişiyor. Türkiye’deki milyonlarca kullanıcı düşünüldüğünde, basit bir frekans ayarının bile servisler açısından anidan ciddi bir pazara dönüştüğü görülüyor. Sonuçta 18 yıllık uydunun devreden çıkması, ekran başındaki kullanıcı için yeni frekans arayışına, servisler için ise yoğun bir mesaiye dönüştü.
YAYINLARDA YENİ DÖNEM
Televizyon ve radyo yayınlarında yeni dönem. Türksat 3A uydusu teknolojik ömrünü tamamladı, 573 TV ve 215 radyo kanalı bir gecede, yeni nesil uydulara taşındı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) aldığı kararla taksici esnafının kullanabileceği otomobillerde yaş sınırları yeniden düzenlendi. Buna göre, yüzde 50’nin üzerinde yerlilik oranına sahip otomobillerde daha önce 0-2 yaş olarak uygulanan araç yaşı şartı 0-5 yaşa çıkarıldı. İthal otomobillerde uygulanan ‘0 kilometre’ şartı da esnetildi. Yeni düzenlemeyle taksici esnafı 0-3 yaş aralığındaki ithal otomobilleri satın alarak taksiye dönüştürebilecek. Taksilerin azami kullanım yaşı ise 9 olarak belirlendi.
Kararla birlikte taksici esnafının satın alabileceği yerli üretim otomobil seçenekleri de genişledi. Yüzde 50’nin üzerinde yerlilik oranını karşılayan Fiat Egea Sedan, Renault Megane Sedan ve 1.5 litre benzinli motora sahip Toyota Corolla, taksi olarak kullanılabilecek modeller arasında yer aldı.
ELEKTRİKLİ ARAÇ İÇİN ÇALIŞILIYOR
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı İsmet Bilgi, özellikle Tofaş’ın Fiat Egea üretimini sonlandırmasının ardından araç seçeneklerinin azalması ve son yıllarda hızla artan otomobil fiyatlarının taksici esnafının yeni araca erişimini zorlaştırdığını kaydetti. Yaş sınırının genişletilmesiyle birlikte daha uygun fiyatlı ikinci el otomobillerin de taksiye dönüştürülebilmesinin önü açıldı. Alınan kararın esnafın üzerindeki maliyet baskısını bir miktar azaltacağını söyleyen Bilgi, İstanbul’daki taksilerin elektrikli otomobillere dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini de belirtti.
Gelişen teknoloji ve yapay zekâ dil bilme sorununu çok yakında ortadan kaldıracak gibi gözüküyor. Anlık çeviri yapabilen gözlükler, mobil uygulamalar ve özel cihazların yanı sıra şimdi kullandığımız tüm kulaklıklarda da bu deneyim mümkün hale geliyor. Son olarak Google, ‘Translate’ uygulamasıyla sunduğu kulaklık üzerinden anlık çeviri özelliğini Apple cihazlarında da kullanıma açtı.
HERKESE AÇIK OLACAK
Yeni özellikle birlikte kullanıcılar herhangi bir kablosuz kulaklıkla, karşısındaki kişinin konuşmasını anında kendi dilinde duyabiliyor. Sistem, konuşmayı algılıyor, bulut üzerinden işliyor ve neredeyse gecikmesiz şekilde çeviriyi kullanıcıya iletiyor. Böylece özellikle seyahat, iş görüşmeleri ve uluslararası iletişimde dil bariyerinin önemli ölçüde ortadan kalkması hedefleniyor.
Özelliğin en dikkat çekici tarafı ise belirli bir donanıma bağlı olmaması. Daha önce benzer deneyimler yalnızca belirli kulaklık modelleriyle sınırlıyken, Google’ın bu hamlesiyle birlikte standart Bluetooth kulaklıklar da bu ekosistemin parçası haline geliyor. Bu da teknolojinin çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasının önünü açıyor.
Yeni özellik şu anda başta ABD olmak üzere sınırlı sayıda ülkede aktif olarak kullanılabiliyor. Avrupa ve Asya’daki bazı pazarlarda da erişim açılırken, küresel ölçekte henüz tam bir yaygınlığa ulaşılmış değil. Google’ın bu tür hizmetleri kademeli olarak devreye alma stratejisi dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde daha fazla ülkede erişime açılması bekleniyor.
YAKINDA TÜRKİYE’DE
Özellik Türkiye’de henüz aktif değil. Ancak kısa vadede Türkiye’nin de desteklenen ülkeler arasına dahil edilmesi bekleniyor. Türkçe dil desteğinin uzun süredir Google Translate altyapısında yer alması, bu geçişin teknik açıdan önünde büyük bir engel bulunmadığını gösteriyor.
Yapay zekâ destekli bu tür çözümlerle birlikte teknoloji şirketleri, sadece metin çevirisi değil, gerçek zamanlı ve doğal iletişimi mümkün kılan yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Uzmanlara göre bu gelişmeler, önümüzdeki yıllarda ‘yabancı dil bilme’ gerekliliğini tamamen ortadan kaldırmasa da ciddi ölçüde dönüştürecek.
OTOMOTİV sektöründe uzun yıllardır organizasyon yapıları, birleşme süreçleri ve dönüşüm projeleri üzerinde çalışan Ayça Furth, kariyerinde yeni bir döneme giriyor. Stellantis MEA Türkiye Ofisi Genel Müdürü olarak yürüttüğü görevinden ocak ayı itibarıyla ayrılmaya hazırlanan Furth, Silikon Vadisi’nde kuracağı yeni girişimle iş dünyasında giderek daha görünür hale gelen bir soruna odaklanmayı planlıyor.
ÇALIŞMA MATEMATİĞİ YERİNDE SAYIYOR
Furth, kurumsal hayattan ayrılma kararını ‘kariyerin iyi ya da kötü olması’ üzerinden değil, mevcut işgücü modellerinin değişen dünyaya artık karşılık verememesi üzerinden değerlendiriyor. Bu tercihini de, “Artık bana hizmet etmeyen bir kimliği geride bırakma ihtiyacı” olarak tanımlıyor.
Furth’a göre ticaret biçimleri, para birimleri, müşteri beklentileri ve satılan ürünler hızla değişirken, iş hayatında uygulanan çalışma düzeni hâlâ onlarca yıl önce tanımlanmış bir matematiğe dayanıyor. Bu uyumsuzluğun hem çalışanlar hem de kurumlar açısından ciddi bir sıkışma yarattığını belirten Furth, tabloyu şöyle özetliyor: “Çalışan mutsuz, kurumlar çaresiz. Ne yapılırsa yapılsın sorun çözülemiyor; çünkü sistemin kendisi değişmeden iyileşme bekleniyor.”
SEKTÖRLER ARASI SINIRLAR SİLİNİYOR
Artık şirketlerin sadece kendi ana faaliyet alanlarına odaklanmasının yeterli olmadığını vurgulayan Furth, otomotivden örnek vererek, şöyle devam ediyor: “Bugün otomotiv şirketlerinin; enerji, karbon ticareti, fintek ve mikro mobilite gibi çok farklı alanlarda bilgiye ihtiyacı var. Bu uzmanlığın klasik ‘tam zamanlı istihdam’ modeliyle sürdürülebilir biçimde içeride tutulması giderek zorlaşıyor. Yanlış işe alımlar ve sürdürülemeyen kadrolar kurumlar için ciddi bir verim ve kaynak kaybına dönüşüyor.”
YENİ MODEL: MELEZ İŞGÜCÜ
Silikon Vadisi’nde hayata geçireceği yeni girişim, Furth’un çizdiği bu tabloya alternatif bir model sunmayı hedefliyor. Modelin merkezinde, şirketlere özel tasarlanan yapay zekâ ajanları ile belirli sürelerle devreye giren yüksek uzmanlık yer alıyor. Furth bu yaklaşımı, ‘insan ve teknolojinin melezlendiği bir işgücü modeli’ olarak tanımlıyor. Buna göre, alanında üst düzey uzmanlar, sınırlı süreyle kuruma dahil olarak strateji ve altyapıyı kuruyor; operasyonel süreçlerin önemli bir kısmı ise bu bilgiyle eğitilmiş yapay zekâ ajanları üzerinden yürütülebiliyor.
DİJİTALLEŞME ve eğlence ekonomisinin büyümesi, oyun sektörünü yalnızca bir hobi alanı olmaktan çıkarıp ciddi bir istihdam sahasına dönüştürdü. Mobil oyunlardan konsol ve PC oyunlarına kadar uzanan bu ekosistemde, bir oyunun başarısı artık sadece grafik ya da hikâyeye değil, hatasız ve dengeli çalışmasına da bağlı. İşte bu noktada oyun test uzmanları devreye giriyor.
Oyun test uzmanları, piyasaya çıkması planlanan oyunları saatlerce oynayarak yazılım hatalarını, performans sorunlarını, oynanış dengesizliklerini ve kullanıcı deneyimini raporluyor. Amaç yalnızca ‘oynamak’ değil; sistemli şekilde test etmek, tekrar etmek ve geliştirici ekiplere geri bildirim sunmak. Küçük bir hata, milyonlarca indirme alan bir oyunun kaderini değiştirebildiği için bu meslek hata kabul etmeyen bir uzmanlık alanı haline geliyor.
NASIL ÖĞRENİLİYOR
Oyun test uzmanlığı, sanıldığı gibi yalnızca oyun oynamayı sevmekle öğrenilmiyor. Bu alanda çalışanlar, süreci ‘oyunculuk ile yazılım arasında bir ara meslek’ olarak tanımlıyor. Test senaryosu hazırlama, hata raporlama, temel yazılım mantığı ve kullanıcı deneyimi bilgisi gerekiyor.
Türkiye’de ve yurtdışında bu alana yönelik özel eğitimler bulunuyor. Temel oyun test eğitimleri için 10 bin TL civarında bütçe yeterli olurken, ileri seviye QA (Quality Assurance) ve uluslararası sertifika programlarında maliyet 50-60 bin TL seviyelerine çıkabiliyor. İngilizce bilgisi ise gerek yabancı gerekse yerli firmalarla çalışmak isteyenler için şart.
45 BİN TL’DEN BAŞLAR
Hürriyet İK’nın ‘meslek ekonomisi’ köşesinde bu hafta hızla büyüyen oyun test uzmanlığını mercek altına aldık. Türkiye’de faaliyet gösteren oyun stüdyoları ve freelance çalışan test uzmanlarıyla yaptığımız görüşmelere göre, sektörde ciddi bir nitelikli eleman açığı bulunuyor.
BİR dönem iyi maaş, terfi fırsatı ve yan haklar çalışanın en büyük motivasyon kaynağıydı. Ancak tablo artık değişti. 35 ülkeden 26 bin çalışanın katıldığı Randstad Workmonitor 2025 araştırması, çalışanların yüzde 83’ünün maaştan çok ‘iş-yaşam’ dengesine öncelik verdiğini ortaya koydu. Katılımcıların yarısından fazlası, ‘esnek çalışma imkânı sunmayan’ bir işte uzun süre kalmak istemediğini belirtti. Özellikle genç kuşak için iş, artık geçim kaynağı olmanın ötesinde bir yaşam tercihi haline geliyor.
5 ÇALIŞDAN 1’İ İSTEKLİ
Gallup’un yayımladığı State of the Global Workplace 2025 raporu da bu eğilimi destekliyor. Rapora göre dünya genelinde çalışan bağlılığı oranı son bir yılda yüzde 21’e geriledi. Yani her beş çalışandan yalnızca biri yaptığı işe gerçekten bağlı hissediyor. Gallup, bu düşüşün küresel ölçekte 4.3 trilyon dolarlık verimlilik kaybına yol açtığını hesapladı. Kısacası mutsuz çalışan yalnızca kişisel bir sorun değil, ekonomik bir maliyet haline geldi.
PANDEMİ TETİKLEDİ
Araştırmanın sonuçlarına göre, bu tabloyu sadece ‘Z kuşağı sabırsızlığı’ olarak okumak eksik olur. Çünkü değişim nesil değil, çağ temelli. Pandemiyle birlikte evden çalışma düzenine alışan milyonlarca kişi, hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını fark etti. Şirketler hâlâ ofislere dönmeye zorlarken, çalışanlar ‘Neden?’ diye sormaya başladı.
“İK dünyasında artık yeni bir denge aranıyor” denilen araştırmada şu ifadelere yer verildi: “Şirketin verimlilik hedefleri ile bireyin huzur arayışı arasındaki çizgi yeniden çiziliyor. İşin özünde, pandemi sonrası dönemde çalışmanın anlamı yeniden tanımlanıyor. Bugünün profesyonelleri için en değerli yan hak; zam, prim ya da ofis manzarası değil, zamanın kendisi.”
TÜRKİYE İÇİN DE EĞİLİM BENZER
TÜRKİYE’DE de benzer bir eğilim gözleniyor. Özellikle beyaz yakalılar, uzaktan veya hibrit modellerin kalıcı hale gelmesini istiyor. Büyük şirketler artık sadece maaşla değil; esnek çalışma saatleri, psikolojik destek, kişisel gelişim bütçeleri gibi yeni yan haklarıyla yetenek çekmeye çalışıyor. Çünkü çalışan beklentisi artık açık: “Bana iyi bir maaş ver ama hayatımı da benden alma.” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü’nün de üyesi olduğu Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in araştırmasına göre hibrit çalışma, pandemiden sonra da iş seçimlerine yön veriyor. Araştırmaya göre, genç profesyonellerin yüzde 61’i hibrit çalışmanın kariyerleri üzerinde olumlu bir etkisi olacağını düşünüyor. Genç profesyoneller hibrit çalışmanın faydaları arasında şunları gösteriyor: “Masrafların azalıp seyahat fırsatlarının artması, esneklik ve kendilerine değer verildiğini hissetmek.”
İNSAN Kaynakları (İK), son yıllarda sadece işe alım ve bordro gibi operasyonel işlerle sınırlı kalmıyor; şirketlerin stratejik hedeflerine katkıda bulunan önemli bir birim haline geliyor. Global araştırmalar, stratejik İK uygulamalarının doğrudan şirket performansı, verimlilik ve çalışan bağlılığı ile ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
SOMUT KATKI BEKLENTİSİ
McLean & Company’nin 2025 HR Trends raporuna göre, HR organizasyonlarının yüzde 48’i artık resmi bir İK stratejisine sahip. Ancak araştırma, “stratejik İK iş ortağı” rolünün büyümesinin 2025’te durakladığını gösteriyor. Şirketler, İK’dan liderlik geliştirme, çalışanları elde tutma, işgücü maliyetlerini kontrol etme, çalışan deneyimi ve işe alım alanlarında somut katkı bekliyor. The Hackett Group’un “Digital World Class HR” çalışması ise yüksek performanslı İK organizasyonlarının, operasyonel verimlilik ile iş değerini birleştirebildiğini ortaya koyuyor. Bu departmanlar maliyetleri düşürürken, şirketin stratejik hedeflerini destekleyen daha geniş kapsamlı uygulamalara odaklanıyor.
YAPAY ZEKÂ ETKİSİ
McKinsey HR Monitor 2025 raporu, İK birimleri ile şirketlerden gelen beklentiler arasındaki boşluğun hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Yapay zekâ ve otomasyon gibi teknolojiler stratejik katkıyı artırabilecek olsa da çoğu kurumda hâlâ sınırlı kullanılıyor. Gen AI, özellikle yetenek yönetimi, performans ölçümü ve çalışan deneyimi alanlarında potansiyel vaat ediyor.
KRİTİK ROLLERE ADAY BULMAK ZOR
DDI HR Insights 2025 raporuna göre ise, şirketlerin kritik iş liderliği rollerine uygun aday bulmada zorlandığı görülüyor. Bu durum, İK’nın sadece operasyonel değil, aynı zamanda stratejik bir yetenek yönetimi ortağı olarak rol almasını gerekli kılıyor. Öğrenme-geliştirme (L&D) yatırımları, İK’nın şirket içi lider yetenek havuzlarını hazırlama rolünü güçlendiriyor.
SON 10 yılın en hızlı yükselen mesleklerinden biri olan sosyal medya içerik üreticiliği, günümüzde artık sadece hobi olmaktan çıktı. YouTube, Instagram, TikTok, X ve yeni nesil platformlarda içerik üreten kişiler hem gençler arasında rol model haline geliyor hem de markalar için ciddi bir reklam yüzü oluyor. Pazarlama ve iletişim sektörünün dijitalleşmesiyle içerik üreticiliği, Türkiye’de de en gözde meslek gruplarından biri haline gelmiş durumda. Ancak bu meslekte başarı elde etmek için disiplinli çalışmak, sürekli üretmek ve trendleri takip etmek gerekiyor.
İSTİKRAR ŞART
Hürriyet İK’nın bu ayki “meslek ekonomisi” köşesinde bu kez içerik üreticiliğini ele aldık. Alanın içinde olan ajans yöneticileri ve sosyal medya uzmanlarının aktardığına göre, bu meslek ilk bakışta kolay görünse de aslında arka planda ciddi bir ekip çalışması ve yoğun emek barındırıyor. Kamera, kurgu, montaj, içerik planlama, marka görüşmeleri derken süreç bir tam zamanlı işe dönüşüyor. İstikrar göstermeyen ve yalnızca “ünlü olmak” için bu işe girenlerin ise kısa sürede kaybolduğunu söylemek mümkün.
Uzun yıllardır içerik üreticileriyle markaları buluşturan sosyal medya uzmanı ve Kalem Ajans çalışanı Taner Erkılıç, “Her ne kadar ekipman önemli olsa da aslında sosyal medya her zaman üretilen içeriği yarattığı faydaya bakıyor. Bu fayda bazen eğlence oluyor bazen bilgi oluyor bazen de arzu edilen ama ulaşılamayan nesneler oluyor. Buradaki yolculuğu tamamen kullanıcılar belirliyor. Bazen sadece 5-10 yıllık bir akıllı telefonla başlamak bile yeterli. İşin en önemli tarafı ise karşı tarafa, yani izleyicilere kendini kabul ettirebilecek samimiyeti kurmak. İşte o zaman çok hızlı bir şekilde işinde büyümek mümkün” diyor.
GELİR MODELLERİ ÇOK ÇEŞİTLİ
Mesleğe yeni başlayan bir içerik üreticisi, ilk aşamada birkaç bin liralık küçük marka iş birlikleriyle sürece adım atıyor. ‘Mikro’ yani küçük çaplı içerik üreticilerinin aylık kazancı 10-20 bin TL arasında değişiyor. Ancak takipçi kitlesi büyüyen, doğru içerik stratejileri geliştiren ve markalara güven veren içerik üreticilerinin aylık gelirleri 200 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Özellikle YouTube gibi reklam gelirine dayalı platformlarda, istikrarlı içerik üreten kanalların kazancı daha da artıyor.
Bir başka önemli nokta da yurtdışı işbirlikleri. İngilizce içerik üretebilen, küresel markalarla ortak projeler geliştiren içerik üreticilerinin kazançları Türkiye ortalamasının çok üzerinde.
DÜZENLİ ÜRETİM ŞART