Kızı Mina’yı 2018’de Dubai’de bekarlığa veda partisi dönüşü özel jetin düşmesi sonucu kaybeden Başaran, savcılığa giderek Haluk Levent’in kendisinin 60 milyon dolar değerindeki gayrimenkullerini kimsesiz kız çocukları için yurt ve diğer sosyal projelerde kullanma vaadiyle aldığını ve ödeme de yapmayarak dolandırdığını iddia ederek şikâyetçi olmuştu. Bu suçlama üzerinden soruşturma başlatan savcılık, yaptığı araştırmalarda başka şüpheli durumlar da tespit edince Haluk Levent ve Ahbap Derneği hakkındaki soruşturmayı genişletti ve Levent ile ekibindeki birçok kişi gözaltına alındı.
TESADÜFEN
Hürriyet, şikâyetiyle soruşturmayı başlatan iş insanı Hüseyin Başaran ile konuştu. Detaylara girmek istemediğini belirten Başaran, şunları söyledi:
“Ben bir işinsanıyım. Çok farklı alanlarda faaliyetlerimiz var. Haluk Levent ile tesadüfen tanıştık. Göktürk‘te bir balıkçıdaydım. O da oradaydı. Selamlaştık, tanıştık. Sonradan bu konular gündeme geldi. ‘Kimsesiz kız çocukları için bir şeyler yapıyoruz, acil ihtiyaç var. Sonra yurtdışı fonlar ile ödeyeceğiz’ dedi.
Biz Haluk Levent’i tanımayız, bilmeyiz. Deprem zamanındaki şöhretine aldandık, kandırıldık. Bu konularda çok duygusal konuştu. Duygu sömürüsü de yaptı diyebilirim. Zaten ben 62 yaşındayım, kızını kaybetmiş bir adamım. Ayrıca tekrar kızımın adının gündeme gelmesi iyice moralimi bozdu. Soruşturma gizli, avukatlarımın bu konuda uyarıları var. Savcılığa her şeyi anlattık. Aldatıldık, mağduruz.”
O SORUYA YANIT YOK
- Hüseyin Başaran’a “Tecrübeli bir işadamı olarak neyi eksik bıraktınız da dolandırıldınız, aldatıldınız? Ticaretin ve alışverişin belli kuralları var, bunlardan hangisini atladınız?” diye sorduk. Başaran, bu soruya yanıt vermek istemediğini söyledi.
Hürriyet ‘60 milyon dolarlık alışverişi’ manşetine taşımıştı.
MASAK raporuna göre, Güner’in, derneğin organizasyon sorumlusu Zafer Yay’ın hesabına da 10 milyon 254 bin TL, AHBAP Derneği üyesi olduğu dönem Emrah Gödeliner’in hesabına da 47 milyon 904 milyon TL gönderdiği tespit edildi. Gödeliner’den, Ece Güner’e ise 63 milyon 980 bin TL gönderildiği belirlendi.
Güner gözaltına alınmadan önce sosyal medya hesabından şunları paylaşmıştı: “Ahbap Derneği’nin veya Haluk Levent’in hiçbir zaman avukatı olmadım. Yıllardır on binlerce vatandaş gibi AHBAP’a onlarca bağış yaptım. Haluk Levent; herhalde büyük bağışlar yaptığımı görünce; geçici olarak bir kişisel borç istedi. 1 ay içinde geri ödeyeceğini söyledi. Yaklaşık 1 yıl uğraştıktan sonra verdiğim borcu zar zor geri alabildim. Suçlu mu suçsuz mu bilmiyorum ama o olaydan sonra bir daha asla ne Haluk Levent’e ne Ahbap’a bağış yapmadım.”
Toplam gözaltı sayısının 22’e yükseldiği soruşturmayla ilgili incelemenin sürdüğü bildirildi.
SAVCILIK ‘SOĞUK CÜZDAN’ PEŞİNDE
HÜRRİYET’in ulaştığı bilgilere göre soruşturmaya konu olan milyonlarca liranın önemli bir kısmı Haluk Levent ve ekibi tarafından kripto varlıklara yatırıldı. Henüz tam miktarı belirlenemedi ancak savcılık kripto varlıkların gizlendiği ‘soğuk cüzdan’ peşinde. Haluk Levent gözaltına alındığında yanında dört telefon ve dizüstü bilgisayar vardı. Levent bu telefon ve bilgisayarın şifresini vermeyi henüz kabul etmedi. Haluk Levent’in bazı isimlerle yaptığı ve suçlamalarla irtibatlı olduğu değerlendirilen WhatsApp yazışmaları da dosyaya girdi.
22 GAYRİMENKULÜN SADECE 1’İNİ ÖDEDİLER
Suç duyurusunda, Haluk Levent ve asistanı Yeliz Kaya’nın, 3 Şubat 2026’da Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın ofisine giderek üniversitede okuyan kimsesiz kız çocuklarına yurt yaptırmak amacıyla Hüseyin Başaran’dan 60 milyon dolarlık 22 gayrimenkulü dernek adına satın almak istediklerini söylediği belirtildi. Dilekçede, Hüseyin Başaran’ın, geçmişte çok sevdiği kızını elim bir uçak kazasında kaybetmiş olmanın verdiği derin manevi bir hassasiyetle ve kimsesiz kız çocuklarının hayata atılmasını desteklemek gibi ulvi bir amaçla kabul ettiği, Levent ve Kaya’nın ödemeyi senetle yapmak istedikleri ancak Başaran’ın bunu kabul etmediği anlatıldı.
Dilekçede, Haluk Levent ve Yeliz Kaya’nın taşınmaz bedellerinin ABD ve Avrupa Birliği’nden temin edilecek yardım fonları ile ödeneceğini ve bu fonların Yeliz Kaya’nın hesabına aktarılacağını, sözde fon yetkililerinin parayı gönderebilmesi için öncelikle taşınmazların Kaya’ya devredilmesi gerektiğini öne sürdükleri anlatıldı. 1 tapu için bedelinin çok altında bir miktar ödedikleri, 21 taşınmaz için hiçbir ödeme yapılmadan Yeliz Kaya’ya devredildiği ileri sürüldü.
Suça konu olan ve hileli yollarla şüpheliler adına tescil edilen tüm taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla ivedilikle ihtiyati tedbir / satılamaz / devredilemez şerhi konulması talep edildi.
‘BAŞTAN SONA DOLANDIRICILIK’
Suç duyurusu dilekçesinde özetle, “Yaklaşık 60 milyon doları bulan malvarlığını haksız ve hileli yollarla ele geçirmek amacıyla son derece planlı, sistematik ve organize bir suç örgütü mantığıyla hareket etmişlerdir. Ortada baştan sona kurgulanmış, aktörleri belli, kamuoyu güveninin silah olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık suçu bulunmaktadır” denildi.
MÜTEAHHİTTEN DE SUÇ DUYURUSU
İstanbul'da müteahhitlik yapan Bayram Doğan da Haluk Levent aracılığıyla AHBAP Derneği ile değeri 233 milyon TL olan 11 dairenin satışı için sözleşme imzaladığını iddia etti. Levent'in yönlendirdiği iki kişiye 4 adet daireyi devrettiğini ileri süren Doğan, alacağını tahsil edemeyince kalan 7 dairenin satışını iptal etti. Doğan, avukatı aracılığıyla Haluk Levent hakkında suç duyurusunda bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şarkıcı Haluk Levent’in başkanı olduğu AHBAP Derneği’ne yönelik ‘nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Levent önceki gün Bursa’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi.
AHBAP Derneği adına toplanan bağışların, şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin soruşturmada hazırlanan MASAK raporu ortaya çıktı.
MİLYARLARCA LİRA PARA GİRİŞİ ÇIKTI
Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporunun konusu, AHBAP Derneği’nin kurucularından Alper Çelik, bir dönem İdari ve Mali İşler Müdürü olan dernek üyesi Emrah Gödeliner ve organizasyon sorumlusu Zafer Yay’ın mali hesap hareketlerinin incelenmesi oldu. Rapora göre, sosyal güvenlik kayıtlarında ‘müzisyen’ olarak görünen ve son bildirilen aylık gelirinin yaklaşık 20 bin TL olduğu belirtilen Alper Çelik’in hesaplarında 2020-2024 arasında 779 milyon 267 bin TL para girişi, 671 milyon 623 bin TL para çıkışı tespit edildi. ‘Organizasyon sorumlusu’ olarak kayıtlı Zafer Yay’ın hesaplarında aynı dönemde 1 milyar 469 milyon TL giriş, 1 milyar 537 milyon TL çıkış gerçekleştiği belirlendi.
MASAK uzmanları, söz konusu para hareketlerinin şahısların mali profilleriyle uyumlu olmadığını ve bu artışın 2020’nin ilk çeyreğinden itibaren ‘hayatın olağan akışına aykırı’ şekilde gerçekleştiğini değerlendirdi.
BORÇ ADI ALTINDA PARA GÖNDERİLMİŞ
MASAK raporunda, Alper Çelik’in bir şans oyunları şirketi üzerinden 190 milyon 270 bin TL tutarında kupon oynadığı ve bu tutarı kaybettiğine yer verildi. Para transferleri işlem açıklamalarında ‘AHBAP faaliyetleri için borç’, ‘Haluk için borç’, ‘Ahbap borç’ ifadelerinin yer aldığı ifade edildi. Haluk Levent’in, Alper Çelik’e 210 bin TL gönderdiği görüldü.
Humeyni’nin 1963’te Kum şehrinden başlattığı ‘Kıyam’ hareketi hapis ve sürgünlerin ardından 1979’da Şah’ı devirecek güce ulaşmıştı. Yoğun protestolar ve şiddetin artmasıyla Şah Muhammed Rıza Pehlevi İran’ı terk etti. Humeyni, 15 yıllık sürgünün ardından Paris’ten 1 Şubat 1979’da döndü. Şah rejimi devrildi ve ‘İran İslam Devrimi’ yönetimi devraldı. Çalkantılar devam etse de Humeyni hâkimiyetini sağlamlaştırdı.
AJAX’I UNUTMADILAR
Pehlevi ise 16 Ocak 1979’da eşi Farah Diba ile İran’ı terk ettikten sonra sırasıyla Mısır, Fas, Bahamalar’a gitti. Kanser hastasıydı. Tedavi olmak için de 22 Ekim 1979’da ABD’ye geçti. Ancak bu İran’daki devrimcilerin hiç hoşuna gitmedi. Çünkü Şah’ın tahtı 1953’te ilk kez tehlikeye girdiğinde ABD, CIA’in ‘AJAX’ adlı operasyonuyla dönemin Şah karşıtı başbakanı Musaddık’ı devirmiş, Şah’ın yerini kuvvetlendirmişti. Bunun tekrarından korkuyorlardı. Şah ne olursa olsun İran’a teslim edilmeli ya da ABD’yi terk etmeliydi.
TARİHE GEÇEN 444 GÜN
Harekete geçmeleri uzun sürmedi. Hedeflerinde ABD’nin büyükelçiliği vardı. Humeyni’nin de sert açıklamalarıyla üniversite öğrencileri daha da keskinleşti. Demir kapılar, zırhlı muhafazalar kâr etmedi. Öğrenciler, 4 Kasım 1979’da elçiliği bastı. Elçilikteki 66 diplomat ve personel gözaltına alındı. Kadın, çocuk ve hastalardan oluşan 14 kişi kısa süre sonra serbest bırakıldı. 52 kişiyi ise siyasi tarihe geçecek 444 günlük ‘Rehine Krizi’ bekliyordu. Bu kriz, ABD-İran ilişkilerinin de kaderini tayin edecekti.
Le cortège organisé hier à Téhéran en l'honneur de l'ayatollah Ali Khamenei était bien plus grandiose que les cérémonies précédentes. Les dépouilles de Khamenei et de ses proches ont été retirées de la mosquée de l'imam Khomeini et ont pris la direction de la place Azadi. Les cercueils se trouvaient dans un véhicule spécial et, tout au long des rues qu’il empruntait, la foule se pressait de part et d’autre de la chaussée. En larmes, les gens entonnaient des chants funèbres et jetaient des pétales de rose sur les cercueils. Aucun incident n’a été signalé, mais le cortège funèbre n’a pu avancer que très lentement en raison de la foule dense. À son arrivée sur la place Azadi, l’effervescence et l’émotion ont atteint leur paroxysme.
TRANSMISSION DE LA MÉMOIRE
Lors du cortège d’hier, comme lors des cérémonies précédentes, il y avait des enfants de tous âges. La présence des enfants dans ce genre de contexte est importante, car l’Iran est une société qui vit de sa mémoire collective. En effet, cette mémoire collective fait même de l’événement de Karbala, survenu il y a des centaines d’années, le fondement de l’identité religieuse et nationale. Avec l’assassinat de Khamenei, cette mémoire s’est en quelque sorte renouvelée et a pris une nouvelle dimension. Des centaines d’élégies relatant cet événement sont déjà sur les lèvres des conteurs. Par conséquent, la transmission de cette mémoire aux enfants revêt une importance particulière pour le pouvoir en place.
Musa Kesler, directeur des informations spéciales du journal Hürriyet, suit les funérailles de Khamenei sur place.
LES MANIFESTATIONS RÉVOLUTIONNAIRES ONT ÉGALEMENT EU LIEU SUR CETTE PLACE
La place et la tour avaient été construites en 1971 afin de célébrer la tradition monarchique iranienne vieille de 2 500 ans. Elles symbolisaient également la puissance, la grandeur et l’avenir du shah Reza Pahlavi. Elle s’appelait alors « Shah-yad » (Mémoire du Shah). C’est ici qu’ont eu lieu les plus grandes manifestations qui ont renversé le Shah en 1979, et c’est d’ici qu’il a été destitué. La place a alors été rebaptisée « Azadi » (Liberté). C’est depuis cette place, où il avait mené les manifestations qui avaient renversé le Shah 47 ans plus tôt, que Khamenei a été conduit, lors d’une cérémonie grandiose, à Qom, où il avait rencontré Khomeini pour la première fois, suivi ses enseignements pendant six ans et élaboré les plans de la révolution.
La foule avait déjà commencé à attendre depuis la nuit pour les funérailles de l’ayatollah Ali Khamenei. Juste avant la prière du matin, la cour de la mosquée de l’imam Khomeini était complètement bondée. Les prières avaient commencé avant la prière. Les rangées composées de dizaines de milliers de personnes s’étendaient même à l’extérieur de la mosquée. Dans la tradition chiite, la prière funéraire ne dure que quelques minutes. Il s’agit en effet d’un rite court, composé de cinq takbirs, sans ruku ni prosternation. Cependant, la prière funéraire de Khamenei a duré bien plus longtemps que d’habitude. Des versets et des sourates ont été récités à un rythme lent. De longues invocations ont été prononcées. Une prière funéraire très longue, comportant également des messages politiques, a été récitée. En effet, la signification symbolique conférée à cette prière était très importante pour l’Iran. Montrer le niveau de soutien du peuple au régime faisait également partie de cette signification.
UNE ATMOSPHÈRE DE KARBALA
Le mois de Muharram est déjà un mois de deuil pour les chiites. Le fait que les funérailles coïncident avec ce mois, ou qu’elles y aient été organisées, a ajouté une intensité émotionnelle particulière à l’événement. Une véritable atmosphère de Karbala régnait dans la mosquée et ses environs. L’histoire, la religion et la politique se côtoyaient en rangs serrés. D’ailleurs, chaque détail de la cérémonie transmettait le message que l’Iran ne faisait pas seulement ses adieux à un homme de religion, mais à l’un des symboles les plus puissants de la révolution. Le régime avait déjà conféré à ces cérémonies une dimension de démonstration de force. La prière funéraire a constitué l’un des moments les plus marquants de cette intention. L’obligation religieuse et la cérémonie d’État s’étaient entremêlées. L’assemblée présente dans la mosquée ne s’est pas dispersée après la prière. En larmes, elle a continué à faire ses adieux à Khamenei au son des complaintes et des élégies des meddahs.
Meysam Khamenei - Mesud Khamenei - Mustafa Khamenei
LA LEÇON DE KHOMEINI
Les Iraniens ont également montré qu’ils avaient tiré les leçons de la bousculade survenue lors des funérailles de Khomeini. Après la prière funéraire de Khomeini, le cordon de sécurité s’était effondré sous la pression de la foule qui cherchait à atteindre le cercueil pour en prélever un morceau de l’emballage funéraire, et la dépouille de Khomeini était tombée du cercueil. La dépouille avait été retirée avec difficulté de la foule et, après avoir été transportée par hélicoptère jusqu’au cimetière, elle n’avait pu être inhumée que sous haute sécurité. La dépouille de Khamenei, quant à elle, a été placée sur un catafalque surélevé, protégé par des barrières de sécurité inaccessibles à la foule qui remplissait les rangs, et l’organisation a été telle que seuls des agents spécialisés ont porté les cercueils.
MUJTABA N’EST PAS VENU
Des dizaines de milliers d’Iraniens ont assisté à la cérémonie qui a débuté à 6 h du matin, heure locale. Les cercueils de Khamenei et de ses quatre proches, enveloppés dans des drapeaux iraniens, ont été placés sur un haut « musalla » recouvert de tissu noir, installé au centre de la cour de la mosquée. La foule s’est efforcée de s’approcher le plus possible de cet endroit. Mais il était impossible de toucher les cercueils ou de s’en approcher de trop près. Ils étaient toutefois placés à un endroit où tout le monde pouvait les voir. Des vitrines en verre avaient également été installées au-dessus des cercueils. Cela ressemblait en quelque sorte à un « catafalque ».
À LA FOIS CONDOLÉANCES ET DÉMONSTRATION DE FORCE
La cour de la mosquée, surmontée d’un vaste dôme, était ornée de draps de deuil noirs, de grands portraits de Khamenei, de versets du Coran et de slogans révolutionnaires. Les symboles religieux et les symboles d’État de l’Iran étaient utilisés côte à côte dans le même espace ; la cérémonie funéraire n’était pas seulement un adieu, mais s’était transformée en une véritable mise en scène soulignant la puissance et la pérennité du régime.
La bannière rouge placée à côté des cercueils symbolise la « vengeance qui n’a pas encore été exercée ». Portant l’inscription « Pour la vengeance du sang de Husayn ! », elle transmet également le message « Le sang du martyr ne restera pas sur le sol », en référence à Karbala.
DRAPEAUX ROUGES
La cour de la mosquée était bondée. Les personnes présentes dans la cour ont déployé des drapeaux rouges, qui symbolisent la « vengeance ». Les lamentations, les élégies et les slogans, accompagnés de larmes, n’ont pas cessé un seul instant. Les participants n’ont pas non plus oublié les 168 élèves tués lors de l’attaque de Minab. Leur colère transparaissait également dans les slogans et sur les drapeaux. Comme à leur habitude, les conteurs ont enflammé la foule. Leurs élégies comportaient des références à Ali et à Hussein, ainsi que des thèmes les reliant à Khamenei.