"Ramazan Başan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ramazan Başan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ramazan Başan

Durdurun dünyayı inecek var

Haftalardır Çinlilerin yedikleri ve bu yediklerinden ortaya çıkan bir virüs belasının tüm dünyayı nasıl etkilediğini konuşuyoruz. Ne, Birinci Dünya Savaşı bir Sırp milliyetçisinin Avusturya Macaristan veliahtını öldürmesi ile ne de ikinci dünya savaşı Nazilerin Polanya’yı işgal etmesi ile başlamıştır.

Wuhan kentinde bir Çinli’nin yediği yarasa da, yaşadığımız koronavirüs salgınının tek sebebi değildir elbette. Sebeplerini ve sonuçlarını bilim insanları tartışa dursun, yeni dünya düzeninde yemek alışkanlıklarımızın yeniden yazılacağını, kökünden değişeceğine tanıklık edeceğiz. Yeni dünya düzeninde yemek alışkanlığımız ile birlikte hayat tarzımız yavaşlayacak, fast foodun yerini slow food, hızlı ve baş döndüren şehirlerin yerini de yavaş şehirler (cittaslow) alacaktır. Geçtiğimiz günlerde Mudanya’nın Trilye İlçesi’nin Unesco’ya Cittaslow (yavaş şehir) tescili için başvuru yaptığını öğrenince bir Bursalı olarak çok sevindim. Sık sık gittiğimiz, gittiğimizde bu yoğun ve karmaşık hayattan biraz olsun nefes aldığımız Trilye bunu fazlasıyla hakkediyor. Umarım Trilye de Unesco’nun Cittaslow kentleri arasına girmeyi başarır. 1999’da Paolo Saturni’nin vizyonuyla ortaya çıkan cittaslow (İtalyanca şehir İngilizce yavaş kelimelerinin birleşmesi) fikri, günümüzde tüm dünyaya yayılmış durumda. Bir şehrin bu şekilde adlandırılabilmesi için, yetmiş iki ayrı kriteri sağlaması gerekiyor. Bu kriterler; çevre, altyapı, kentsel yaşam, turizm politikaları gibi farklı alanlarda yoğunlaşıyor. Bunların yanında; sanat, sosyal uyum, misafirperverlik gibi politikalar da esas alınıyor. Yavaş şehir unvanı almak isteyen kent, başvurusunda bu hususlara uygunluğunu belgeliyor. Eğer bu belgeleme olmazsa unvanı alamıyor. Belirlenmiş olan kriterler; bir şehirde sürdürülebilir, sakin bir hayatı hedefliyor. Cittaslowun 4 temel özelliği var:

YAVAŞ YAŞAM

Yavaş yaşamak, hayattan zevk alabilmek, sevdiklerimize ve kendimize zaman ayırabilmek, hız için dünyaya zarar vermemektir. Arkadaşlarımızla yürürken kahve içmek yerine oturmak ve onlara zaman ayırmaktır. Hayatın hızlı gidersek erken varacağımız bir varış noktası yoktur, önemli olan hayatımızı nasıl yaşadığımızdır, her geçen anın değerini bilmemizdir.

KENT RUHU

Her kentin geçmişinden gelen, kentin tarihi, yerel özellikleri gibi unsurlarından oluşan bir ruhu vardır. Kent ruhu bir anda oluşturabilecek bir şey değildir ancak yanlış politikalar sonucu bu ruhunu kaybetmesi oldukça kolaydır. O topraklarda yaşayan uygarlıkların, üretilen ürünlerin, söylenen şarkıların, yazılan şiirlerin, dostlukların, yaşananların birikimi olan bu ruh bir kenti diğerlerinden ayırır. Cittaslow, kent ruhunun korunarak kalkınmasıdır.

YAVAŞ YEMEK

Yemek yemek kalori alımına yönelik mekanik bir eylem değil sosyal bir tercihtir. Yemek yeme tercihimiz tohumu, tarlada çalışan işçileri, mutfak endüstrisini, doğaya verilen veya verilmeyen zararı, mutfak çalışanlarını ve daha birçok unsuru etkilemektedir. Yavaş yemek iyi, temiz ve adil gıdayı tercih etmektir.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Küçük kentlerde istihdam ve sosyal olanakların eksikliği nedeniyle özellikle gençler büyük şehirlere göç etmektedir. Ekonomik gücü olmayan kentler zamanla ölmektedir. Kentin kendi kimliğine sahip çıkarak kalkınması mümkündür. Kentin doğasına, esnafına, kültürüne, tarihine, yemeklerine, ürünlerine saygı duyarak sahip çıkarak geliştirmesi sosyal ve ekonomik hayatın canlanması kentin ayakta kalması için şarttır.

YAVAŞ ŞEHİR OLMANIN FAYDALARI NELERDİR?

Yavaş kentler kendilerine has özellikleri ile turistler için alternatif bir rota oluşturuyor. Turistler bu şehirleri yakından tanımak ve sakin birkaç gün geçirebilmek istiyor. Bu durum,  şehrin ekonomisine katkı sağlarken, aynı zamanda yerel değerler ve lezzetler de böylelikle korunmuş oluyor. Bu şehirlerdeki yaşam sürdürülebilir olmasıyla da öne çıkıyor. Hava, trafik, gürültü kirliliğinden uzak bu kentlerde, alternatif enerji, ulaşım kaynakları kullanılıyor. Ayrıca bu şehirlerde çevre bilinci ve duyarlılığının da arttığı gözlemleniyor.
Türkiye’deki yavaş şehirler hangileridir?
Dünyada otuz farklı ülkeden 264 farklı şehir “Yavaş Şehir” unvanıyla anılıyor. Türkiye’de ise on sekiz yavaş kent bulunuyor. Ege, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz’de birden fazla şehir bu isimle anılıyor. Bunların yanı sıra, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bögeleri’nde de bu tarz kentler bulunuyor. Türkiye’nin ilk yavaş şehir unvanını alan kent ise Seferihisar. Eğirdir, Gerze, Akyaka, Gökçeada, Halfeti, Perşembe, Şavşat, Taraklı, Vize de listede sıralanıyor. Yalvaç ve Yenipazar da yavaş kent olarak anılıyor. Türkiye’nin en son yavaş şehrini ise Erzurum’un Uzundere ilçesi oluşturuyor. Bolu’nun Göynük ilçesi ise bu tip şehirlerden olmak için sıraya girmiş bulunuyor. 

X