"Ramazan Başan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ramazan Başan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ramazan Başan

Festival aşkı

19 Ağustos 2019

Eskinin panayırları ve şenlikleri yerini festival ve karnavallara bıraktı. Renkli görüntülere, eğlencelere sahne olan festivaller yeni nesil iletişim biçimidir. Şehirlerin yerel değerlerini, kültürlerini, önemli yemek ve lezzetlerin tanıtmaya, şehirde ciddi bir turizm hareketinin oluşmasına destek sağlamaktadır.

İspanya’nın Valencia bölgesindeki Bunol Köyü’nde Domates Festivali ‘La Tomatina’, İtalya’daki Venedik Festivali ilk akla gelen başarılı örneklerden biridir.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın rakamlarına göre Türkiye’de her yıl 400 dolayında festival (şenlik)düzenlenmektedir. İzmir 53 etkinlikle ilk sırada yer alırken, bunu 38 etkinlikle Antalya, 32 etkinlikle Ankara ve 29 etkinlikle İstanbul izlemektedir.

*

58 yıldır aralıksız düzenlenen Bursa Festivali, 33 yıldır düzenlenen Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması, 23 yıldır düzenlenen Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali Bursa’nın, İstanbul Caz Festivali, Uluslararası Ankara Müzik Festivali, Antalya Altın Portakal Müzik Festivali, Manisa Mesir Macunu Festivali, Rock’n Coke, Zeytinli Rock Festivali Türkiye’nin önemli festivallerindendir.

Nilüfer Belediye’sinin Müzik Festivali ulusalda markalaşarak 100 bine yakın kişiyi toplarken, Biber Festivali, İncir Festivali Şeftali Festivali, Böğürtlen Festivali gibi adlarla bulunduğu yörenin ürettiği meyve ve sebzeyi öne çıkaran bölgesel festivaller ise markalaşamadığı gibi, turistik bir çekim merkezi oluşturamamaktadır. Buna ayrılan kaynaklar yöre insanını eğlendirmekten, motive etmekten öteye gidemeden ‘eğlence’ olarak kalmaktadır.

*

Bursa’nın bu yöndeki ihtiyacı, başkentliğini yaptığı imparatorluğun Saray Mutfağı’ndan, Göçmen Mutfağı’ndan başlayıp, en çok ürettiği meyve sebzeleri ve endüstriyel mutfağı da içine alacak kadar geniş bir Gastronomi Festivali’ni gerçekleştirmektir. Gastro Antep, Adana Lezzet Festivali, Hatay Gastronomi Festivali hatta Kastamonu Gastronomi Festivali örnekleri gibi şehrin turizmine etki edecek bir Bursa Gastronomi Festivali gerçekleştirmelidir.

Yazının devamı...

Tembel Yemekleri

12 Ağustos 2019

Dergi Bursa’nın yaratıcısı Engin Çakır, yılda bir kez bile olsa hamakta sallana sallana keyifli vakit geçirip dinleneceklere altın tepside bir festival sundu. Gündüz dinlenip akşam konserlerde eğlenecekleri bu harika festivali Bursa’ya kazandırdı. Çakır, “Hamak Festivali’nin ilkinden bir şey anlamadık, ikincisi kaşığın ucundaki bal gibiydi tadına doyamadık, üçüncüsünde Bursa tamamen benimsedi” dedi.
Coşkusuyla, kalabalığıyla, etkinlikleriyle, lezzetli yemek stantlarıyla Bursa’da keyifli bir festival nasıl olur bunu ispatladı.

TEMBELLİK HAKKIMIZI KULLANDIK

Tembellik anayasası der ki, tembellik bir haktır geri alınamaz. Tembellik hakkınızı kullanmak istediğinizde, Mandıra Filozofu’nun yaratıcısı, Tembellik Anayasa Profesörü Müfit Can Saçıntı’nın dediği gibi “Ben çalışmaya karşıyım” da diyebilirsiniz.
Tembelliği hafife almayın. Tembellik aylaklık, başıboş gezmek değildir. Tembellik yapmadan oturup düşünmeye vakit bulamazsın. Tembel düşünce olmasa insanlık bir adım bile ileri gidemezdi. Arabanın icadından televizyon kumandasına, hazır yiyeceklerden bulaşık makinesine kadar hiçbir icat gerçekleşemezdi. Bir nevi muasır medeniyeti tembel düşünceye borçluyuz.
Hamak Festivali’nde biz de ‘gastronomi’ hakkında konuşacaksak ‘Tembel Yemeklerini‘ konuşmalıydık. Bursa’nın deneyimli ve yetenekli Excutive Chef’lerinden olan Haluk Dedeoğlu ile keyifli bir söyleşi yaptık. Tembel Yemekleri’nin En İyi 10 listesini yaparak, bizi dinleyenlerle bolca sohbet ettik.

TEMBEL YEMEKLERİ EN İYİ 10 LİSTESİ

En tembel yemek internetten eve söylenen yemek siparişidir. Hiç uğraşmıyorsun telefonuna dokunduğunda tek tıkla yemek geliyor.

Yazının devamı...

Napolyon Bursalı mı?

5 Ağustos 2019

Merak ettim.
Napolyon’un Bursa’da yetişen kirazla nasıl bir akrabalığı var ki? Tohumundan mı? Fransa ile bir ilişkisi mi var konunun?
Hiçbirisi değil...
Napolyon Kiraz adı, diğer ismi Ulubat Gölü olan Apolyont Gölü’nden gelmektedir. Apolyont Gölü bir tarafıyla kirazıyla meşhur Mustafakemalpaşa’nın köyleri, diğer tarafıyla Nilüfer ilçesinin Fadıllı, Ayvaköy gibi köyleriyle çevrilidir. Etrafındaki köylerin kirazları çok meşhur olduğu, duble duble olduğu için APOLYONT KİRAZI diyerek anılmıştır ilk başlarda... Sonrasında biraz pazarcı esnafının cinlikleriyle, biraz da her işte olduğu gibi elimizdeki varlıklara sahip çıkmama alışkanlığıyla
Apolyont Kirazı bir bakmışız Napolyon Kirazı oluvermiş.
Kendi şehrimizi markalaştıracağız, kendi köyümüzü, beldemizi markalaştıracağız, dünyaya duyaracağız derken elin Napolyon’unu reklam yapmışız kendi ağzımızla.
*

Yazının devamı...

Mihaliç mi? Karacabey mi?

30 Temmuz 2019

Karacabey’in tarihteki adı Mihaliç’tir. Karacabey Osmanlı’ya geçene kadar Mihaliç vilayeti adını taşırdı. Mustafa Kemal Paşa’nın eski adı olan Kirmastı Bizanslı Kirmastorya’nın elinde olup Mihaliç adındaki erkek kardeşi de Mihaliç vilayetine hakim idi.
1337 yılında Osmanlı’nın eline geçen Mihaliç vilayeti bugün Mihaliç peyniri ile akıllarda kalmaktadır.
Mihaliç peyniri tadıyla kokusuyla çok özel bir peynirdir. Genellikle tam yağlı ve o yörelerde bulunan kıvırcık koyun sütünden elde edilir. Mihaliç peyniri 2-3 mm kabuğa sahiptir. 3-4 mm çapında yuvarlak gözenekler içerir, çatlaksız ve yarıksız sert ve tuzlu bir peynir türüdür.

TARİHİ BİR PEYNİR

Mihaliç peynirinin üretim başlangıcı 250 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu yörede Osmanlı döneminde hayvancılık yapan göçmen Arnavutların girişimleriyle üretilmeye başlanmıştır.
Türkiye peynir atlasına girmeyi başarmış olan Mihaliç peyniri, dünya peynir yarışmalarında neden olmaz?
İtalya’nın parmesanı ile meşhur peynir şehri Parma’yı neden kendisine hedef olarak koymaz?

Yazının devamı...

Bursa Bey Sarayı’nı geri istiyor

23 Temmuz 2019

Az zaman değildir, tamı tamına yirmi beş yıl başkentlik yapmıştır. İlk başkenttir. İstanbul ve Edirne diğer başkent olmuş şehirlerdir. İstanbul’da Topkapı Sarayı, Edirne’de Edirne Sarayı ( Savaşlar ve depremlerle tahrip olmuş tekrar aslına uygun yapılmaya başlandı) vardır.
Turist Bursa’ya geldiğinde Saray’ı soruyor, Hani başkenttiniz, Osmanlı hükümdarları kurucuları nerde, hangi evde kaldı? Yirmi beş yıl çadırda yaşamadı ya?

Saray Mutfağı Hep Vardı

Bursa’nın kültürel referansları, Saray Mutfağı, Bursa gastronomisi adına önemlidir. Bursa Saray Mutfağı ile ilgili Bursa’mızın medarı iftiharı sevgili dostum Ömür Akkor’un yazdığı ‘Bursa Mutfağı’ kitabında çok değerli bilgiler var. Kitapta Bursa Saray yemeklerine yer verilirken Bursa’nın kasaba ve köylerinden derlenen 140 tarif yer alıyor. Ömür Akkor bu titiz araştırmasıyla Bursa Saray Mutfağı’nın zengin hamur işlerinden, mevsimlik yetişen sebzelerden, yabani ot ve bitkilerden, çeşitli et türlerinden ve sayısı hayli fazla olan tatlılardan oluştuğunu yöresel tariflerle ortaya koyuyor. Ömür Akor, Bursa Mutfağı adlı kitabıyla dünyanın en prestijli yemek kitabı yarışması ‘Gourmand Worl Cookbook Avards’ta Yerel Mutfak kategorisinde 2009’un en iyi kitabı seçildi.
Bursa’nın bir gastronomi şehri olduğunu ve Saray Mutfağı’nın ilk temellerinin atıldığı şehir olduğunu artık biliyoruz. Bu konuda elimizde çok önemli kaynaklar mevcut. Yapılacak şey bunu ortaya çıkararak yerli ve yabancı turistlere sunmak, Türk gastronomisine kazandırmaktır.

Bursa sarayı var mıydı?

Yazının devamı...

Kemalpaşa Tatlısı ve Kestane Şekeri’nin Geleceği

15 Temmuz 2019

Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan boyoz 1492’den sonra İspanya’dan tahliye edilen Yahudilerin büyük gruplar halinde Osmanlı şehirlerine, özellikle de İzmir’e yerleşmeye başlamasıyla, İzmir kent kültürüne katılmış.

HAMURU ÖZEL

Avram Usta’nın yıllar önce lezzetli tarifiyle İzmir’de başlayan boyozun hikayesi, İzmir halkı için yeri değiştirilemez bir tat olmuş. Türkiye’de pek çok yerde boyoz üretilmesine rağmen boyozun orijinal tarifine göre üretimi sadece İzmir’de yapılmaktadır. Resmi olmasa da coğrafi işaretli ürün haline gelmiş bile.
Boyoz, lezzetini özel yoğurulan hamurundan alıyor. Hamurunda beyaz un, mevsime göre ayarlanan tuz, ayçiçek yağı ve tahin kullanılıyor. Hamurunda tahin kullanılması ürünün besleyici değerini arttırdığı gibi hamurun yapraklara ayrılmasını sağlıyor ve mideyi rahatlatıyor. Kokusu ise vazgeçilmez bir birleştiricidir.
Gastronomi Turizmi Derneği’mizin de değerli üyesi Musa Turan, boyozu İzmir’in eski adı SMRNA markasıyla çıkarıyor. Geçenlerde Boğaz’da Feriye’yi kapatıp tüm basına boyoz markasını tanıttı. Şimdi tüm Türkiye’ye satışını yaptığı boyozu, Amerika’da ve Arap Yarımadası’nda bayilik verip satmaya başladı.
*
Benim saydığım tam 20 çeşit boyoz yapmış Musa. Sade, zeytinli, peynirli, ıspanaklı, enginarlı, labneli, antep fıstık kremalı, çikolatalı, tahinli, bitterli, incirli, hindistan cevizli, elmalı, tarçınlı, franbuazlı, incirli, karamelli, yeşil limonlu, zahterli, patlıcanlı. Bu önemli başarısını Türk Gastronomisi’nin çeşitliliği ve yurt dışına açılması yönünden çok önemli buluyorum.

Yazının devamı...

Karaoklar mucizesi

13 Temmuz 2019

Manisa’nın Demirci ilçesinin kaderi, Bursa’nın bir Keles bir Harmancık ilçesinden farklı değil. Üçü de şehre kilometrelerce uzak, üçünde de, şehre göç nedeniyle çalışacak bir tutam insan kalmış durumda.
Kaderine terkedilmiş bu uzak ilçeler ya kendi mucizelerini gerçekleştirecek ya da kölesi oldukları sistemin girdaplarında boğuşacak. Bir şey yapmazlarsa isimleri dillerden dile dolaşan türküdeki gibi “Orada uzakta bir köy var gitmesek de, gelmesek de o köy bizim köyümüzdür” sözlerinin içinde saklı kalacak.
Bir deli geliyor Demirci’ye, badem çiftliği kuracağım diyor. 300 dönüm üzerine bir çiftlik kuracağım, bölge insanına model olacağım diyor. Parasını betona yatırıp iş merkezi, AVM yapacağına Kara Oklar Ekolojik Hayat Çiftliği’ni kuruyor. Ülke olarak tükettiğimiz bademin yüzde 70’ini dışarıdan dövizle satın alıyoruz. Ülkemizde 26 milyon dönüm tarım arazisi boş duruyor, öte yandan işsizlik, verimsiz ve pahalı tarım nedeniyle çocuklarımız tarım yapmak istemiyor.

*

Hafta sonu Ahmet Şerif İzgören’in Manisa Demirci’deki badem çiftliğindeydik. Çocukluk anılarından gelen Karaoklar Çetesi, haylaz çocukların eğlendikleri bir çete iken, şimdilerde köylülere model olan, sofralarımıza bir gram kimyasal olmadan gelen badem, ceviz, salça, reçel, bal, kiraz ağaçlarıyla dolu bir çiftliğe dönüşmüş.
Kendi ağzından dinlediğimizde etkilenmemek mümkün değil.
‘’Aslında her şey 90’lı yıllarda köylere adım atan takım elbiseli, eğitimli satışçıların ‘bakın bu sizin yetiştirdiğiniz meyve, bu da bizim ilaçlarımızı kullanırsanız elde edeceğiniz meyve’ diyerek, devasa hormonlu ürünlerini çiftçilere göstermeleriyle başladı. Bir süre sonra yabancı firmalara bağımlı hale gelen köylü kimyasalsız ve genetiği bozulmuş tohumlar olmadan üretemez duruma düştü. Kanser vakaları inanılmaz arttı. Biz önce, çocuklarımız ekolojik ve temiz gıda yesinler diye Karaoklar Çiftliği’ni kurduk; sonra çevremiz gerçek yumurta, meyve, salçanın lezzetini görüp talep edince çiftliği adım adım büyüttük”

*

Yazının devamı...

Yükselen yeni trend: Gastronomi

1 Temmuz 2019

Üniversite sınavlarına giren ilk 3 bin kişiden biriyseniz ancak, iyi bir gastronomi fakültesine girebiliyorsunuz. Gençler meslek tercihlerini yaparken keyif aldıkları işleri yapmak istiyor. Artık dünyaca ünlü bir şef olma fırsatı ellerinde. Ülkemizde 4 yıllık fakülte ve meslek yüksekokulları ile birlikte 100’e yakın gastronomi ve mutfak sanatları bölümlerinin olduğunu görüyoruz. Neden olmasın? Mühendis, bankacı iş bulamıyorken, şef aşçı maaşları 10 bin liradan başlıyor.
İş çıkışlarında takım elbisenin üzerine mutfak önlüğünü takarak birbirinden güzel tatlıları ve yemekleri yaptığımız, ayrıca kısa ve uzun süreli mutfak eğitimlerinin verildiği mekanlar da şu sıralar çok popüler. İçimizdeki mutfak hevesinin ortaya çıkmasına yardımcı olan bu özel kurumlara inanılmaz bir ilgi ve talebin olduğunu görüyoruz. Kimi ikinci kariyer için, kimi içindeki hüneri ve beceriyi ortaya çıkarmak için bu özel kurumların kapısını aşındırıyor.
Ülkemizde sabahtan akşama kadar durmadan yemek programı yayınlayan 3-4 tane televizyon kanalı var artık. Diğer normal kanallarda ise durum farklı değil. Sabah yemek programıyla başlıyor, öğleden sonra ise, diyetisyenlere danışılıyor.
*
Gastronomi kelimesinin Google Trends’te son 10- 15 yıl aranma grafiğine baktığınızda yukarıya çıkan merdiven gibi bir şey göreceksiniz, sakın şaşırmayın. Sayısına baktığımızda ortalaması nerdeyse haftada bire gelen gastronomi festivalleri, bağ gezileri, gastronomi turlarına hiç girmiyorum.
Alışveriş ve tüketim pazarı online pazara kaydıkça, milyon dolarlık AVM’ler yerlerini, içinde ağırlıklı olarak yeme içme ve eğlence mekanlarının olduğu ‘Gastronomi AVM’lere bırakmaya başladı. Bursa’da Podyumpark, Eker Avm’den sonra Parkora da gastronomi konseptiyle açılan üçüncü AVM oldu.
*

Yazının devamı...