GeriDilek Avşar Tatil sonrası detoks
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tatil sonrası detoks

Covid-19 pandemisi nedeniyle hayatın her alanında olduğu gibi bayram alışkanlıklarımızda da değişiklikler oldu. Bayram sonrası yeme alışkanlığının değişmesi nedeniyle 1-2 kiloluk artış tartıda kendini gösterebilir. Bayramda alınan kilonun hemen verilmesi için de harika bir hafta...

Vücutta yağlanma nasıl oluşur?

Kilo alma birçok kişi için son derece kolay ve ne yazık ki istenmeyen bir durumdur. Kiloyu alırken vücuttaki yağ hücrelerinin hacmi büyür. Yağ hücrelerindeki hacim artışı vücutta kendini yağlanma olarak gösterir. Yağ hücrelerinin dağılımındaki yoğunluğa göre bel, karın, gıdı gibi vücudun değişik yerlerinde yağlanma ortaya çıkar.

Yağlanma sırasında cilt altındaki yağ hücrelerinin çapı artarken ciltte yumuşama başlar çünkü cilt hacmi genişleyerek alınan kilo ile birlikte hareket eder. Genişleyen ciltte, kilo verme söz konusu olduğunda yumuşaklığın etkisiyle sarkmalar yaşanabilir. O yüzden cildi diri tutmak ve yaşlanmasını yavaşlatmak için kişiler kilolarını sabit tutmaya çalışır.

Sarkmalar nasıl önlenir?

Alınan birkaç kilonun verilmesi planlandığında nasıl vücudu harekete geçirecek makinelerden yardım alıyorsak özellikle hızlı kilo vermenin planlandığı dönemde de mutlaka cilde destek olmak gerekir.
Kilo verme sonrası özellikle yüzde oluşacak boşluklara dolgu planlayan kişilere öncesinde mutlaka cilde destek verilmesi gerektiği anlatılmalıdır.
“Scarlet” gibi radyofrekans tedaviler cilt gözeneklerinin sıkılaşmasına yardımcı olur. Scarlet radyofrekans etkisiyle, hydropell mekanik travma etkisiyle, lazer uygulamalar ise lazer ışınlarının etkisiyle bazen de ultrasonik ses dalgalarından faydalanılarak cilde hareket kazandırılır.
Cilt altı dokusu, bu hareketle sıkılaşmaya başlar ve sarkmanın önüne geçilebilir.
Bu tür işlemlerden sonra ya da işlem yapılmadan uygulanan mezoterapi ürünleri de cildin sıkılaştırılmasına ve gergin görünmesine yardımcı olur.
Cilt detoksu sadece yüze yapılmaz. İhtiyaç halinde kol içi, bacak içi, göbek altı, gıdı gibi vücudun zayıflama ile sarkma ihtimali olan tüm bölgelerine rahatlıkla uygulanabilir.
Cilt altı yağ dokusu azalırken cilt üzerindeki gözeneklerin de sıkı kalması gergin bir cilt için çok önemlidir.

Ödemden kurtulmanın yolu

Tatilde özellikle mayalı gıdaların ve karbonhidrat tüketiminin fazla olması cilt altında su tutulmasına ve ödem artışına neden olur. Bu ödemin atılması ve cildin rahatlaması için özellikle tatil sonrasında yüz dahil tüm vücuda lenf drenajı sağlayan uygulamaların yapılması çok faydalıdır.
Lenf drenajını soğuk su püskürterek yapan vücut bakım ürünleri ciltte çok iyi nemlenme ve alttaki kolajeni tetikleyerek yapılanma sağlar. Kısa sürede hızlıca alınan kilo verilirken veya ödem atılırken cilt sıkılaştırıcı işlemlerin uygulanması çok kritiktir.
Vücut detoksu yapılırken mutlaka cilt detoksu da yapılmalı, cildin sıkılaştırılması ve ödemin giderilmesi sağlanmalıdır. Cilt detoksu yapmayı planladığınız günlerde cildin iyi temizlenmesi, güneşten korunması ve makyajla örtülmemesi ideal olacaktır. Cilt detoksu sırasında genel vücut detoksunu sağlayan sıvı gıdaların tüketilmesi cilt kalitesinin artırılmasında önemlidir. Koyu yeşil yapraklı sebze suları ve bol su tüketimi cilt kalitesini artırır.
Cilt ve vücut bakımı tedavileri bir bütün olarak planlanıp uygulanmalıdır. Cildin yaşlanmasının hızını azaltmak ve iyi yaş almayı sağlamak için sağlığınızı korurken vücudun en büyük organı olan cilt sağlığına dikkat etmek ve ona destek olmak gerekir.

 

 

X

A’dan z’ye kimyasal peeling

“Tam zamanı” diyebileceğimiz bazı uygulamalar vardır. Cilt yenileme ve gençleştirme uygulamaları için de kış mevsimi doğru bir zaman. Kışın yaptırabileceğiniz uygulamalardan biri de kimyasal peeling. Bugünkü yazımda kimyasal peeling’ler hakkında a’dan z’ye bilinmesi gerekenleri kaleme aldım.

Kimyasal peeling nedir?” sorusuna en yalın haliyle cevap vermek gerekirse; içeriğinde kimyasal soyucu elementler bulunan solüsyonlar ile cilt yüzeyine yapılan medikal estetik müdahaledir. Kimyasal peeling uygulamasının muhakkak uzman bir doktor tarafından yapılması gerekir.

Bu uygulamada içerik ve protokol, cildin durumuna göre belirlenir. Kimyasal peeling genellikle kırışıklıkların iyileştirilmesi, cilt tonunun homojen hale getirilmesi ve akne-yara izlerinin silinmesinde tercih edilir. Sonuçlarıyla memnuniyet yaratan bir uygulamadır.

Kimyasal peeling’de kullanılacak formül ve asit çeşidi, ciltte alınmak istenen sonuca göre değişir. Bu doğrultuda hafif, orta ve daha alt katmanlara etki edecek formüller tercih edilir. 

AMELİYATSIZ CİLT GENÇLEŞTİRME UYGULAMASI

Kimyasal peeling’lerin kullanım alanlarını; yüz genelinde özellikle ağız ve göz çevresinde oluşan ince kırışıklıklar, yaş alma ile birlikte oluşan lekeler, çiller, güneşlenmeden kaynaklanan cilt deformasyonları ve lekelenmeleri, akne, yara izleri; yaş alma, ilaç kullanımı ile ciltte oluşan renk düzensizlikleri olarak ele alabiliriz.

Yine özellikle yaş alma ile birlikte 28 günlük döngüde kendini yenileyen cildin parlaklığı azalır ve cilt yüzeyinde ölü hücreler birikmeye başlar.

Kimyasal peeling, ölü hücrelerin birikmesi sonucu ortaya çıkan mat, donuk görünümün ortadan kaldırılmasında etkin sonuç aldığımız bir ameliyatsız cilt gençleştirme uygulamasıdır.

UYGULANAN BAŞLICA ASİT ÇEŞİTLERİ

Yazının Devamını Oku

Altın oranda çene estetiği

Sizlerle daha önce altın oran hakkında bilgiler paylaşmıştım. Altın oranı en kısa tanımıyla bir bütünün parçalarının birbiriyle ve bütünle olan oranı şeklinde ifade edebiliriz. Bugüne kadar birçok konuda sizlere yazı yazdım, ancak altın oranda önemli bir unsur olan çene özelinde yapılan uygulamaları yazmadım. Bu hafta biraz konuyu derinleştirip özellikle çene bölgesine altın oranı kazandırmak için yapılan uygulamaları ele almak istedim.

Çene, yüzün şeklini doğrudan belirler

Herkes yüz deyince gözlere, dudaklara odaklanır. Badem gözler, dolgun dudaklar yüzde her zaman en dikkat çeken bölgeler arasında yer alır. Oysa çenenin şekli, formu altın oranda es geçilmemesi gereken yüz bölgesi olarak bilinir. Genetik faktörler nedeniyle daha yuvarlak, köşeli olabilir ve özellikle yaş alma ile birlikte çenenin formunda küntleşme meydana gelebilir, çene ucu hattı keskinliğini kaybedebilir. Kolajen kaybı ile yaşanan doku kaybı çenenin görünümünün de bozulmasına neden olabilir.

Çene uygulamaları hangi durumlarda yapılır?

Çenenin geride ya da öne doğru çıkık olduğu, uzun veya sivriliğini kaybettiği durumlarda ve cilt sarkmalarında çene bölgesine medikal estetik müdahalelerde bulunulabilir.
Hangi uygulamalar yapılır?
Çene denince ilk akla gelen uygulama her zaman dolgu oluyor.
Oysa çenenin görüntüsünü yüzün geneline oranlamak için yağ enjeksiyonu, botoks, radyofrekans gibi medikal estetik uygulamalar ile özellikle çenenin küçük olduğu durumlarda çene implantı ameliyatı yapılır. Ancak çene implantı son seçenek olarak değerlendirilir, dolgu ile çenenin küçük görüntüsü iyileştirilir.

Çeneye yapılan uygulamaların starı: Dolgu (JawlIne)

Yazının Devamını Oku

Meme operasyonlarını mercek altına alalım

Bu ara tüm yazılarımda belirttiğim gibi kış mevsimi, tam ameliyatlı müdahalelerin zamanı. Bu zamanları sağlığımız açısından gerekli ya da sadece fiziksel görünümde değişiklikler yapmak için değerlendirebilir, havalar ısınmadan istediğiniz görünüme kavuşabilir, sağlığınız için gerekli operasyonları yaptırabilirsiniz. Bugün de size kimi zaman estetik kaygılarla kimi zaman da sağlık zorunluluklarından yaptığımız meme operasyonlarını anlatmak istiyorum.

Antik çağdan Yunan’a, Anadolu medeniyetlerinden günümüze kadın memesi hep bolluğun, bereketin ve doğurganlığın sembolü olarak kabul edilip kutsal sayılmıştır.

Bugün de her çağda, her medeniyette kutsallığı kabul edilmiş kadın memesi ile ilgili yeni gelişen teknolojiler ışığında uygulanan operasyonlardan bahsedeceğim. Meme; büyüklüğü, şekli ve yapısı ile kişiye özeldir. Bu sebeple de meme operasyonları kişiye özel tasarlanır.

Büyütme ya da küçültme operasyonu öncesinde kişinin boyu, kilosu, omuz genişliği ve hastanın isteğine göre operasyonun planlaması yapılır. Meme operasyonu dendiğinde akla ilk büyütme operasyonları gelse de küçültme, dikleştirme, meme asimetrisi düzeltme ve meme ucu estetiği operasyonları da yapılmaktadır.

MEME BÜYÜTME

Meme büyütme operasyonlarında amaç; formundan ve büyüklüğünden hoşnut olunmayan durumlarda meme protezi ile memenin istenen büyüklüğe getirilmesidir. Bu operasyonda meme protezi koltuk altından, meme ucu ve meme altından yerleştirilebilir.

 Kas dokusu altına yerleştirilen meme protezlerinin ömrü daha uzun olur. Bu operasyonda kullanılan protezlerin yüzeyi düz ya da pürtüklüdür, şekilleri ise yuvarlak ya da damla görünümlüdür.

Meme büyütme operasyonları 1 saat kadar sürer ve bir gece hastanede kalınır. Yeni nesil meme büyütme operasyonları süt vermeye engel değildir ve rutin meme taramalarında sıkıntı yaratmaz. Operasyon sonrası 3-4 gün içinde de işe dönülebilecek kadar hızlı iyileşme olur.

MEME KÜÇÜLTME

Yazının Devamını Oku

Cildinizi soğuklardan korumak için ne yapıyorsunuz?

Yılın en soğuk zamanları... Doğanın uyuduğu, bitkilerin tekrar canlanmak için kar tabakasının altında baharı beklediği soğuk, kuru, yağışlı ve karlı günlerdeyiz. Bu günlerde cildimiz de tıpkı doğa gibi kuruyor, çatlıyor. Özellikle de kuru ciltler soğuk günlerden daha fazla etkileniyor.

Kimi kışlar daha ılık geçer ama bu durum kesinlikle bu kış için geçerli değil. Aralık ayı ile birlikte soğuklar kendini iyice göstermeye başladı. Ağaçların üzerinde kalan son yapraklar da kuvvetli rüzgârlarla yollara savruldu ve doğa derin uykusunda kendini soğuklardan koruyarak bahara gün saymaya başladı.
Kış aylarını sevenler hariç sanırım büyük bir kısmımız da tıpkı doğa gibi karakışın geçmesi için gün saymaya başladık. Ancak şimdi yapılması gerekenler var. Yüzümüzü, cildimizi, ellerimizi ve hatta tüm vücut derimizi soğuk, kuru havadan korumalı, su tüketimini azaltmadan, cilt bariyerini güçlendirerek en az hasarla bu günleri geçirmeliyiz.

NE YAPMALIYIZ?
Cilt bakımı bir bütündür. Klinikte uzmanlarımızın bakımları, biz hekimlerin gerekli gördüğümüz işlemlerle desteklediğimiz medikal uygulamalar ve sizlerin günlük olarak evde yaptığınız devam bakımları... Bu üçlü her zaman çok önemli ama kışın daha da önem kazanıyor. Bu bütünü doktorunuzla birlikte programlayıp, cildinizin ihtiyacını uygun reçetelerle destekleyerek kışı en az hasarla geçirebilirsiniz.
Kışın cilt bakım ürünlerinizi nem maskeleriyle takviye edin.
Özellikle kuru ciltlerde tonik seçimi çok önemli. Tonik seçerken içeriğinde alkol olmamasına dikkat edin. Ev bakımınızda kuruyan cildi tahriş etmeden temizlemek için belirli bir rutinde peeling uygulayın. Yine haftada 1 ya da 10 günde bir nem maskesi yaparak cildinizi derinden nemlendirmelisiniz. Göz çevresi ve dudaklarınızı da dışarı çıkarken koruma altına alın.

Yazının Devamını Oku

Yenilenme zamanı

Motivasyonumuzu ve enerjimizi yükseltmek için yılın bu günlerini “yenilenme zamanı” ilan ederek, yepyeni bir yıla ışıltılı girelim. Yazımda da hem kendi alanımda hem de genel yaşantınızda yenilenmek için neler yapabileceğinizden bahsedeceğim.

Yıl sonu geldiğinde herkes kendiyle muhasebe yapar. 365 günün artıları, eksileri, gerçekleşenleri, değişmesi istenip değişemeyenleri terazinin kefelerine konur. Umarım bu yıl dilediğiniz gibi geçmiştir ve 2021’e girerken aldığınız kararları, hedefleri tutturarak istediğiniz gibi bir yıl geçirmişsinizdir.

Yazılarımı takip ediyorsanız benim için güzelliğin içten dışa, ruh ve beden aynı dili konuştuğunda bir manası olduğunu bilirsiniz. Bu yüzden 2022’de de öncelikle yine iyi insan olabilmeyi, iyilikleri paylaşabilmeyi ve çoğaltabilmeyi tüm insanlık için diliyorum. Dünyanın ve insanlığın güzel enerjilerine çok ihtiyacı var. Bununla beraber yine çok okuyup öğreneceğimiz, kendimizi geliştireceğimiz, bir insana, bir çocuğa dokunabileceğimiz, dünya kaynaklarını dikkatli kullanıp dünyanın geleceği için sorumluluk bilincini yaymakta öncülük edeceğimiz bir yıl olsun.

Tüm bunları da yenilenmenin bir parçası olarak görüyorum. Buraya kadar yazdıklarım ruhumuza iyi gelecek. Bunları yaparken bedenen de yenilenmek, zamanın, yılların bizden götürdüklerini yerine koymak ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürmek için de radikal kararları almanın tam zamanı.

Kendinize iyi davranın

Bazen hayatın telaşı içinde bazı şeyleri pas geçip, sürekli erteliyoruz. Mesela rutin sağlık kontrollerini, sigarayı bırakmayı ya da şeker kullanmamayı... 2022’ye girerken size iyi gelmediğini bildiğiniz alışkanlıklarınızla vedalaşıp, ertelediğiniz kontrolleriniz için randevularınızı alın.

Bunlar için 1 Ocak 2022 bir milat olsun. Ertelediklerinizin ve ötelediklerinizin yükü ile yeni yıla girmeyin. Kendinize ve yediklerinize dikkat ederek, alışkanlıklarınızdan kurtularak, daha fazla hareket edip, sporu, yürüyüşü hayatınıza katarak “kendinize iyi davranın”. Bunları yaptıktan sonra bedeninizde ya da yüzünüzde değişmesini istedikleriniz için harekete geçin.

Kendinize hediye verin

Hayat bize sunulan en büyük armağan, o armağanı iyi yaşamak bizim görevimiz. Yaşanan bir günü geri getirmek hiçbirimizin elinde değil. Hayatınızı kendinize armağanlar vererek, istediklerinizi yaparak güzellikler katın.

Yazının Devamını Oku

Kış kilolarına dikkat

Mevsim döngüleri hepimizi etkiliyor. Havaların soğuması, gecelerin uzaması, gün aydınlanmadan güne başlamak yaz rutinlerimizin ve alışkanlıklarımızın dışına çıkmamıza neden oluyor. Kışın kendini hissettirmesiyle karbonhidrat ağırlıklı beslenip, daha az hareket etmeye başlıyoruz. Ancak kışı kilo almadan geçirmek için dikkat etmeliyiz.

Yaz mevsiminin insanda ayrı bir motivasyonu olduğu aşikâr. Sıcak hava, tatil hayali ve beraberinde getirdiklerinin bize kattığı enerji, bizi daha zinde ve sağlıklı olmak için harekete geçiriyor.
Kış mevsiminin motivasyonu, yazın tam 180 derece zıddı. Soğuyan havaların yarattığı karbonhidrat ihtiyacı, “2 dakika daha battaniye altında yatayım” derken ihmal edilen egzersizler ve sabah yürüyüşleri ister istemez kışın bizleri daha hareketsiz ve kalorili bir döngüye itiyor.
Soğuklar henüz kendini yeni hissettirmeye başlamışken siz de kıştan etkilenmeye hazırsanız, bu yazım özellikle sizin için...


BU GİDİŞATA DUR
DEMENİN TAM ZAMANI

Yazının Devamını Oku

Önyargılarınızı yıkın

Estetik operasyon dendiğinde hâlâ büyük bir kesimin önyargı ile yaklaştığı, cümlelerine “ama” ile başladığı, eğer operasyonel bir estetik müdahaleye karar vermiş ise hasta adayına “emin misin?” sorusunun muhakkak sorulduğu mutlak bir gerçeklik. Oysa bazı durumlarda estetik operasyonlar şarttır. Sporun, diyetin, ameliyatsız gençleştirme-yenilemelerin ve cihazlı uygulamaların çare olmadığı durumlarda biz hekimler hastalarımıza estetik operasyon öneririz. İşte bu işlemlerden biri de sıkça uyguladığımız “karın germe” operasyonlarıdır.

Estetik operasyonlara önyargı ile yaklaşılmasının birçok sebebi var. Hasta kafasında sorularıyla birlikte bizlere gelir. Çünkü medyada gördüğü haberler, çevresinden gelen fikrini değiştirmeye yönelik eleştirel yaklaşımlar hastanın kafasında soru işaretlerine sebep olur.

Biz doktorların birinci görevi gelen hastayı, operasyondan önce mental olarak ameliyata ikna etmek ve hazır olmasını sağlamak. Bunu da ancak hastamızı doğru bilgilendirerek ve ameliyat sonrası uyması gerekenleri anlatarak yapabiliriz.

 İşte bu noktada bugün tam mevsimi olduğu için karın germe ameliyatı olmayı düşünüp de hâlâ kafasında soru işaretleri olanlar için “karın germe” operasyonu hakkında bilgi vermek istedim.

Karın germe operasyonları hangi durumlarda yapılır?

Hamilelik, hızlı kilo alıp verme, yanlış beslenmeden dolayı kaynaklanan yağlanmalar, egzersiz ve cihazlı uygulamalarla toparlanamayan sarkmalarda karın germe operasyonlarını hastalarımıza öneriyorum. 

Özellikle çoklu hamilelikler ve sezaryen doğum sonrasında deformasyonların giderilmesinde karın germe yapılır. Karın germe, vücut şekillendirme operasyonlarının en temel ameliyatlarından biridir.

Genel anestezi ile yapılan karın germede amaç, karın kaslarını onarmak ve karın bölgesindeki fazla yağı ve sarkan cildi dışarıya almaktır.

Yazının Devamını Oku

Okuma çağrısı

Başlığı okuyunca “Dilek Hoca da artık hiç alanı olmayan konularda yazılar yazmaya başladı” diyebilirsiniz. Oysa bedenimiz bir bütün. Kendimizi geliştirmek için yaptığımız aktivitelerin genel beden sağlığımıza olumlu etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Ben de bu yüzden bugün okumanın sadece zihnimizi geliştirmeye değil, bize kattığı birçok faydasını yazmak istedim. Keyifli okumalar dilerim.

Yurtdışına yaptığım seyahatlerde daha havaalanına iner inmez dergi, gazete kiokslarındaki zenginlik gözüme çarpar. Çeşitliliği gördükçe hem çok keyiflenir hem de kendi ülkem adına üzülürüm.

Çünkü basılan dergi, kitap, gazete sayısı okuryazarlık oranı ile paraleldir. Okuma alışkanlığının kişiyi bireysel olarak geliştirmesinin yanı sıra yaşadığı çevreyi pozitif etkilediği ise tartışmasız bir gerçek.

Yapılan araştırmalara göz gezdirdiğimde ülkemizin genel sıralamalarda çok altta olduğunu görmek beni çok mutsuz etti.

Aslında bu gerçek hepimizin bildiği ancak göz ardı ettiği bir toplumsal gerçeklik. Geçmiş yıllarda kitap okuma alışkanlığının kazandırılması için kurumların başlattığı kampanyalar vardı. Belki yine el birliği ile kampanyalar başlatabilir, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanması için çalışabiliriz.

Özellikle sosyal medya kullanımın artması ile günde 5-6 saat mavi ışığa maruz kalan genç zihinlerin, okuma alışkanlığı kazanmalarını bu noktada çok önemsiyorum.

Dijitalleşmenin faydaları olduğu kadar fiziken ve zihnen olumsuzluklarının zaman geçtikçe ortaya çıkacağını hepimiz yaşayarak tanık olacağız. Dolayısıyla bu hafta yazımda bir çağrı olması adına “okumanın, hatta çok okumanın” pozitif etkileri ile ilgili bir hatırlatma yazısı yazdım.

BİZE NE KAZANDIRIR

◊ Stresle baş etmeyi kolaylaştırır

Yazının Devamını Oku

Teknolojinin geldiği nokta

Medikal estetik teknolojilerinin geldiği noktada “estetik operasyonlar” artık son seçenek olarak tercih ediliyor. Estetik trendleri, birden fazla soruna çözüm bulabildiğimiz ve sonuçları çok etkin olan cihazlı uygulamalar ile güzellik ve estetik anlayışına yeni bir boyut kazandırıyor.

Bugünkü yazımın konusu; hastalarıma önerirken sonuçlarıyla onları mutlu edeceğini bildiğim fraksiyonel radyofrekans enerjisiyle çalışan bir cihazlı uygulama.
Yeni nesil bakım seçenekleri sayesinde “minimal non invaziv” olarak tanımladığımız bu cihazlı ve benzeri uygulamalar, uzun iyileşme süreçleri gerektiren estetik ameliyatları ikinci planda bırakıyor.
Ayrıca acısız ve hızlı dokunuşlarla güzelleşmek daha konforlu hale geliyor.
Artık sizlerin de bildiği gibi genç görünen bir cildin sırrı kolajen üretiminin tetiklenmesiyle mümkün oluyor.
Parlak, sıkı, pürüzsüz, akne skarlarından arınmış, gözenekleri, renk düzensizliği olmayan bir cilt istisnasız herkesin isteği...
Biz doktorların bunu yapabilmesinde en büyük destekçimiz ise elimizdeki cihazlar ve iyileştirmede uygulanan işlemler.
Yeni nesil iyileştirme uygulamalarıyla epidermal yenilenme sağlayarak ve cilt yağ dokusunu yeniden şekillendirerek özellikle ileri yaş hastalarda bile daha sıkı, daha pürüzsüz, canlı bir cilt elde edebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Boyun estetiği

Estetik, bütüncül bir yaklaşımla yapılmalıdır. Bunu hastalarıma söylediğim gibi yazılarımda da altını çizerek belirtiyorum. Özellikle yüz bölgesine yapılan müdahaleler ve uygulamalarda boyun ile dekolte bölgesi de işleme dahil edilmelidir. Yüz ve dekolteye yapılan müdahalelerden yazılarımda birçok defa bahsettim. Bu hafta da siz değerli okuyucularıma boyun bölgesine hangi müdahaleleri ve uygulamaları sıkça yaptığımızı anlatmak istedim.

Yaş almanın izleri, yüz bölgesine paralel olarak vücudumuzun genelinde kendini gösterir. Ancak güneşin doğrudan değdiği bölgelerde bu izlerin belirtileri daha derin olur.
Yine duruş bozuklukları, sürekli öne eğilerek durmak, özellikle telefonlar hayatımıza girdikten sonra bu bölgede yaşanan deformasyonların arttığını söylemek mümkün.
Gününün büyük bir bölümünü ekrana bakarak geçirenlerde; duruş bozuklukları, kaslarda kısalmalar, kırışıklık ve cilt sarkmalarının yanı sıra daha genç yaşlarda bile boyun bölgesinde deformasyonlar görüyoruz.
Bunun üzerine yaş almanın getirdiği dezavantajları da ekleyin. Dolayısıyla kaliteli yaş almak istiyorsanız boyun bölgenizi asla ihmal etmemeniz gerekir.
Boyun bölgesine yapılan işlemler, ilk etapta ameliyatsız gençleştirme ve iyileştirme uygulamalarıdır.
Yüz, dekolte bölgelerine de uygulanan botoks, mezoterapi, PRP, ultrason ve lazer teknolojileri ile yapılan cihazlı işlemlerdir. Daha ileri safhada ameliyatlı uygulamalar da tercih edilebilir.

Altın uygulama

Yazının Devamını Oku

Kadın sanat ve estetik

Çok değerli okuyucularım, bu hafta size geçen hafta katılmış olduğum “Kadın ve Sanat” panelinden bahsetmek istiyorum. Contemporary İstanbul Vakfı’nın Fişekhane’de bulunan sanat alanı Cocoon’da gerçekleştirilen panele Artkolik Güncel Sanat Platformu’nun kurucusu çok değerli Nazlı Keçili ile konuşmacı olarak davet edilmiştik. Konuşmacı olarak yer almaktan mutluluk duyduğum panelden satır başlarını yazımda bulacaksınız, keyifli okumalar dilerim.

Genelde panellere ve sempozyumlara uzmanlık alanım olan plastik ve rekonstrüktif cerrahi, kadın-estetik trendler konusunda davet edilirim. Bu sefer farklı bir konuda davet edilince çok heyecanlanarak daveti kabul ettim.
Ekim ayı sizlerin de bildiği tüm dünya çapında “Meme Kanseri Farkındalık Ayı”dır ve bu kapsamda global, yerel markalar ile kuruluşlar bu konuya dikkat çekmek için çalışmalar yapar.
Meme kanserine karşı farkındalık yaratmak için de Contemporary İstanbul Vakfı bir panel organize etmişti ve çok sevgili Nazlı Keçili ile konuşmacı olarak bizi ağırlamak istediklerini ilettiler, bizler de kabul ettik. İşte bu yazımda da siz değerli okuyucularım, takipçilerimle bugünden anekdotları paylaşmak isterim.
Bizi dinlemeye gelen ve sosyal medya üzerinden bizi takip eden tüm kadınlara 40 yaşından sonra mamografi çektirmeleri gerektiğini söyleyip, artık hepimizin bildiği meme kanseri faktörlerine değindikten sonra “kadın ve sanat” ile ilgili paylaşımlarımızı, sohbetimizi gerçekleştirdik.
STRES HASTALIKLARIN GİZLİ SEBEBİ
Sevgili Nazlı Keçili bize sanatın stresi yönetmedeki pozitif etkisinden, iyileştirici gücünden bahsetti.
Bahçeşehir Üniversitesi ile pandemi döneminde yaptıkları çevrim içi eğitimleri anlatan Keçili, “Sanat iletişimin en güçlü yoludur ve sanat çok erken yaşta hayatımıza girmelidir. Artkolik’le biz bunu insanların hayatında tesis etmeye çalışıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Estetik sizce nedir?

Estetik ihtiyaç mıdır? Neden estetik müdahalelere gerek duyulur? Estetikten beklenti nedir? Bu soruları size yöneltsem cevabınız ne olurdu? Bugünkü yazımda biraz uygulamalardan ve önerilerden uzaklaşıp “Neden estetik yaptırırız?” sorusuna cevap vererek işin temeline inmek istedim. Keyifli okumalar dilerim...

Bizim yetişme dönemimizde sadece göz önünde olan ünlüler yaptırdıkları estetik operasyonlarla televizyon ve gazetelerin gündeminde olurdu. O nedenle estetik operasyonlar lüks ve ulaşılmaz gibi görünürdü. Ancak son yıllarda hem ameliyatlı hem de ameliyatsız müdahalelere olan ilginin arttığını söylemek mümkün.
Fizyolojik gereklilikleri bir tarafa bıraktığımızda, sosyal medya kullanımının hayatın merkezinde yer almasıyla birlikte, çevresel faktörlerin dayattığı güzellik normlarının insanları estetik olmaya yönelttiğini görüyoruz.
Estetik dayatmalar, daha zayıf olma, daha fit görünme, daha belirgin yüz hatlarına ve kusursuz bir cilde sahip olma isteğini ortaya koyarken; beğenilme arzusu, daha iyi görünme ya da ünlülere benzeme isteği yaş ve cinsiyet fark etmeden insanları arayışa sevk ediyor.
Oysa biz doktorlar için “yerinde ve olması gerektiği kadar müdahaleler” en makul olanı. Tabii burada gereklilikleri bir tarafa koyuyoruz.


HERKESİN KENDİ

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesinde alternatif tedavi yöntemleri

Kadın ve erkek için saç çok önemli bir aksesuar. Hatta bu çok önemli aksesuarın kaybı her iki cins için kimi zaman travmatik sonuçları olabilen bir sorun. Bugünkü yazımda saçların tekrar çıkması için hangi medikal estetik uygulamaları yaptığımızdan bahsettim...

Farklı sebeplerin sonucu olarak ortaya çıkan saç dökülmelerinin en yaygın sebepleri arasında kadınlarda menopoz ve doğum sonrasında yaşanan hormonal iniş çıkışlar, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, metabolik hastalıklar öne çıkıyor. Saç dökülmelerinin bir başka sebebi de genetik yatkınlıklar.

Ancak artık saç dökülmelerini bir sorun olarak görmüyoruz.

Çünkü uyguladığımız işlemlerle saç köklerini güçlendirerek, dökülmeleri durdurup, hatta yeni saç çıkışını da vitamin destekleriyle sağlayabiliyoruz.

Yani saç ekiminde başarılı uygulamalarla artık dökülme süreci gerçekleşmeden durdurabiliyoruz.

Genel cilt iyileştirmede kullandığımız mezoterapi, PRP, dermapen gibi yöntemleri saçlı deriye uyguluyor ve sonuç alıyoruz.

Bu yazımda bu uygulamalardan ziyade son dönemde daha popüler olan saç dökülmesine karşı uyguladığımız yöntemlerden bahsedeceğim.

Son yıllarda saç dökülmelerinde uygulanan en etkin tedavilerden biri kök hücre tedavisi

Birçok hastalığın tedavisinde kök hücre tedavilerini uyguluyoruz.

Yazının Devamını Oku

Meme kanseri kronik bir hastalık

“Meme Kanseri Farkındalık Ayı” vesilesiyle Prof. Dr. Cihan Uras’la meme kanserini konuştuk.

İçinde bulunduğumuz ekim ayı; Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından bu yana meme kanserinde erken teşhisin önemi ve meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak belirlenmiştir.
Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen kanser türleri arasında birinci sırada yer alıyor. Meme kanseri aslında erken tanı aldığı zaman “tam kür” dediğimiz tam iyileşme imkânı olan hastalıklardan biri. Özellikle kadınların yoğun iş temposu, geç anne olması veya doğum sayısının az olması, az emzirmeleri gibi nedenler meme kanseri riskini artırıyor.
Sigara kullanımı ve stresli yaşam, kanser hastalığı nedenlerinin başında geliyor. Ancak erken teşhis edildiği takdirde, tedavi yüz güldürücü sonuçlar verebiliyor. Ülkemizde meme cerrahisi konusunda alanında uzman birçok cerrah bulunuyor. Türkiye’nin en iyi cerrahlarından biri de Prof. Dr. Cihan Uras. Hocamız Cihan Uras’la sizler için meme kanseri hakkında küçük bir röportaj gerçekleştirdik.


Memede kitle hissederseniz

Yazının Devamını Oku

Sonbahar maskesi: 10 saatlik maske

Yaz sonu, sonbahar. Cildi toparlama, iyileştirme zamanı... Bugüne kadar size pek çok uygulama ve operasyon hakkında yazılar yazdım. Ancak etkin sonuç aldığımız özel bir maske hakkında çok bilgi vermediğimi fark ettim. Bu haftaki yazımda “10 saatlik maske” olarak da bilinen çok özel bir maskeden bahsetmek istiyorum.

Yazımın içinde ürün adı geçiremediğim için genel adıyla bilinen ve özellikle kullanım alanı nedeniyle geçiş mevsimlerinde rahatça uygulanabilen bilinen adıyla 10 saatlik maskeyi size anlatacağım.

Ciltte kalış süresinden dolayı 10 saatlik maske olarak bilinen maske, leke oluşumu sürecini baskıladığı için genel olarak cilt lekelerinin görünümünün iyileştirilmesi, melazma, hamilelik sonrası oluşan lekeler, akne izleri ve yaşlılık lekelerinde oldukça etkilidir. 

Ciltte leke oluşumuna sebep veren melanin miktarının azalmasını sağlar. Belirtmek isterim ki maskenin hedefi cilt lekelerinin iyileştirilmesi olsa da cildin sıkılaşmasına, yüz ovalinin toparlanmasına da etki eder.

İçeriğindeki etkin maddelerden dolayı lekelerin giderilmesinde ve daha homojen bir cilt tonu elde edilmesinde etkili bir medikal maske olduğundan kesinlikle uzman doktor gözetiminde yapılmalıdır. Bu tür uygulamalarda hep yazdığım gibi merdiven altı olarak nitelendirdiğimiz salonlarda lütfen işlem yaptırmayınız.

10 saatlik maske kimlere uygulanabilir?

Kadın–erkek gözetmeksizin her cilt tipine çok rahat uygulanabilir.

Nasıl uygulanır?

Adından da anlaşıldığı üzere 10 saatlik maske ciltte yaklaşık 10 saat tutulduğu için adını buradan alır. Ancak ciltte kalış süresine, lekelerin yoğunluğuna göre karar verilir.

Yazının Devamını Oku

Dekolte bakımı

Dekolte bakımını ne yazık ki hep ikinci plana atıyoruz. Oysa yüz ve cilt bakımıyla birlikte yapılmalı ve asla ihmal edilmemeli. Çünkü yaş almanın izlerini en çok gösteren bölgelerin başında dekolte bölgesi gelir. Bu haftaki yazımda siz değerli okuyucularıma kusursuz bir dekolte bölgesi için yapılabilecek bakım ve uygulamaları anlatmak istedim.

Aynaya baktığımızda ilk olarak yüzümüz ve cildimiz gözümüze takılır. Bunlar öncelikli bölgelerimizdir. Bize gelen hastalarımız da önce yüz ya da ciltleriyle ilgili memnuniyetsizliklerine dile getirerek çözüm önerileri ister. Biz uzmanlar ise güzellik bir bütün olduğundan dekolte ve boyun bölgelerinin de yüz için yapılacak iyileştirme, gençleştirme uygulamalarına dahil edilmesini öneririz.


DEKOLTE BÖLGESİNDE
EN SIK GÖRÜLEN
SORUNLAR
Yaş almayla birlikte ince çizgiler, doku kaybı; yanlış yatış pozisyonundan kaynaklı oluşan dikey çizgilenmeler, duruş bozuklukları ve tabii güneşlenme ile birlikte görülen lekeler, çiller... Dekolte bölgesinde önce bu sorunlarla karşılaştığımızı söyleyebilirim.

Yazının Devamını Oku

Burun dolgusu hakkında merak edilenler

Herkesin en az bir kez burnunun şeklini, biçimini değiştirmek aklından geçmiştir.

Sağlık açısından yapılacak operasyonları bir tarafa bırakırsak, daha kalkık, daha küçük ya da daha kısa olması için burun estetiği olmak isteyenlerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de estetik operasyonlar arasında burun ameliyatları birinci sırada yer alıyor. Ancak bugün yazımda burunda minik dokunuşlarla, dolgu ile yapılabilen bir uygulamadan siz değerli okuyucularıma bahsetmek istiyorum.

Yazımın girişinde de bahsettiğim gibi estetik operasyon arasında burna yapılan müdahaleler birinci sırada yer alıyor. Özellikle gençler burun estetiğine ilgi duyuyor. Bu yaşlarda yapılan operasyonlarda da oldukça iyi sonuç alıyoruz diyebilirim.

Sizlerin de bildiği gibi artık mikro cerrahi ile yapılan endoskopik burun ameliyatları, burun estetiği operasyonlarında kesinin küçük olmasının birçok avantajı oluyor. Mikro cerrahi aletleri ile yapılmasından dolayı operasyon sonrasında da kısa sürede iyileşip, sosyal hayata dönmeye olanak sağlıyor. Bugün ise size burun estetiği operasyonuna gerek kalmadan ufak dokunuşlarla gerçekleştirdiğimiz, burnun şeklini değiştirmenin mümkün olduğu burun dolgusu hakkında bilgi vereceğim.

Burun dolgusu; ameliyatsız olarak nitelendirdiğimiz medikal estetik bir uygulama olup, bazı hastalarımızda burun şeklini hyalüronik asit, kristal bazlı dolgular ya da kişinin kendi yağının enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir.

Dolgu ile yapılan ufak dokunuşlar; var olan, hastayı mutsuz eden şekilsel bozuklukları gidermek için yapılır.  

Burun dolgusunu kimler yaptırabilir?

Burun dolgusu ile yüz genelini ve görünümü etkileyebilecek sonuçlar elde edebiliyoruz. Dolayısıyla ameliyata gerek olmayan durumlarda her yaş grubunda kadın ve erkek hastaya dolgu ile burun müdahalesi gerçekleştirmek mümkün. Burada belirtmek istediğim en önemli noktalardan biri, görünümde bütünlük sağlamak için burun dolgusu ile birlikte alt yüze yapılacak müdahaleleri de hastalarıma tavsiye ediyorum.

Tabii buna bir hastanın tanısı sırasında karar vererek, hastanın kendi rızası ile müdahale ediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Toparlanma rehberi

Takvim yaprakları sonbahara girdiğimizi göstermeye başladı. Peki, siz bu yeni mevsim için hazırlıklarınızı yaptınız mı? Cildiniz, bedeniniz sonbahara hazır mı? Bu yazımda hem cildimizin hem de bedenimizin toparlanmasını sağlayacak bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Doğa ile cildimiz ve bedenimiz benzerlik gösterir. Doğa sonbaharda yapraklarını döker ve dağlar, tepeler kahverenginin en güzel tonlarına bürünür.

Cildimiz ve bedenimiz de tıpkı doğa gibi havalar soğudukça, sert rüzgârlar estikçe kurur ve daha çok korumaya, korunmaya ihtiyaç duyar.

Sıcaklıkların hızla düştüğü ve nemin de azaldığı bu dönemde bütün cilt tipleri hassaslaşır ve kızarıklık, kaşıntı, kuruluk gibi belirtiler göstermeye başlar.

Tüm bunların önüne geçmek, medikal estetik teknolojilerinin bize sunduğu ürünler ve uygulamalarla mümkün.

Özellikle kışa henüz girmemişken cildimiz ve bedenimiz için gereken özeni gösterip, bakımla destekleyebilirsek kışı da en az hasarla atlatabiliriz.

Sizler için önerilere geçmeden önce çok önemli iki noktaya değinmek istiyorum.

Sonbaharda havaların serinlemesi ile birlikte su tüketiminde ani bir azalma olduğunu, suyun bedenimiz için bir ihtiyaç olduğunu unuttuğumuzu artık hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sonbahar, lazer için en uygun zaman

Bugün 6 Eylül, uzunca bir süreden sonra çocuklarımız yüz yüze eğitime döndüler. Umarım ki yaklaşık iki yıldır mücadele ettiğimiz virüs bu sefer çocuklarımızın yüz yüze eğitimine ara vermeden kontrol altına alınır. Eğitimin okulda alınması gerektiğine inanan biri olarak bu haftaki yazıma böyle bir dilekle başladım. Bu hafta sizlere okul dönüşünün sonbaharı çağrıştırmasından dolayı tam da zamanı gelen lazer tedavileri ve uygulamalarından bahsetmek istiyorum.

Eylül ayının zihinlerde yarattığı algı; okul için şehre dönüş, geceleri uyurken artık camların kapanmaya başlaması, aslında yaklaşmakta olan sonbaharın habercileridir. Takvim yapraklarında yaşanacak sarı yazlar, pastırma sıcakları olsa da kuzey yarım küre için çok yakında resmi olarak sonbahar başlayacak. Sonbaharı her yazımda neredeyse belirttiğim gibi cildimiz için bir toparlanma, yapılanma dönemi olarak değerlendirebiliriz. Ancak bu yazımda spesifik olarak sonbahar ve kış aylarında rahatça uygulanabilecek lazer tedavileri ve uygulamaları hakkında bilgiler aktaracağım.

◊ Neden sonbaharda başlanmalı?

- Öncelikle belirtmek isterim ki lazerle cilt iyileştirme işlemleri doktor tarafından yapılmalıdır. Merdiven altı işletmelerde, sağlıksız koşullarda asla uygulanmamalıdır. Her ne kadar güzellik amaçlı gibi algılansa da lazer tedavileri dikkatle yapılması gereken tıbbi prosedürlerdir ve güneşin ışınlarının dünyaya dik gelmediği, daha az ısıttığı dönemlerde, yaz bronzluğu geçmiş ciltlere uygulanmalıdır. Günümüzde artık bronz ciltte etki eden cihazlar olsa da mutlaka tedaviyi uygulayacak uzmana, cihazın özelliklerini sormayı unutmayın.

◊ Lazer uygulamasından sonra neden güneşe çıkılmaz?

- Lazer tedavileri, özellikle ciltte eksfoliye yani soyma etkisi yaratan fraksiyonel lazer uygulamalardır. Cilt yenileme amaçlı yapılan bu işlemler cildi güneş hasarına karşı hassaslaştıracaktır. Dolayısıyla bu uygulamalardan sonra güneşe çıkmak ciltte oluşabilecek tahribatı artırabilir.

Yine lazerle istenmeyen tüyler için uygulanan seanslardan önce ve sonra güneşe maruz kalırsanız, cildinizde lekelenmeler oluşabilir.

Özellikle tüy azaltmaya yönelik lazer uygulamalarının sonbahar ve kış mevsimlerinde yapılmasının bir başka sebebi ise; cilt bronzlaştığında, olması gerekenden daha fazla melanin içerir.

Bu nedenle lazerin tüyleri ten renginden ayırt etmesi zorlaşır. Bunun uygulamayı zora sokmasından dolayı bronz tenli kişilerin lazerle tüy azaltma tedavisi görmemeleri tavsiye edilir.

Yazının Devamını Oku

Hyalüronik asit mucizesi

Değerli okuyucularım, bazı bileşenler vardır ki yaptığınız işte eliniz, ayağınız olur. Bizim için de ‘hyalüronik asit’in böyle bir bileşen olduğunu söyleyebilirim. “Mucize” diye nitelendirdiğim bu bileşen, vücudumuzda farklı organlarda bulunduğu gibi cildimizin yapı taşlarından biridir. Bu haftaki yazımı bu mucize bileşene ayırmak istedim.

Hyalüronik asit, cilt nemlendirme ve dolgunlaştırma (hacim kazandırma) özelliğinden dolayı cilt bakım ürünlerinde ve cilde uygulanan tedavi işlemlerinde yaygın kullanılan bir bileşendir. Enjekte edilebilir dolgu maddelerinde, kırışıklıkların giderilmesinin yanı sıra yüze ve dudaklara hacim kazandırılmasında kullanılır.
Ciltteki hyalüronik asit seviyesi, 40 yaşından sonra keskin bir düşüşe başlar.
Vücudumuzda farklı organlarda; doğal olarak ciltte, bağ dokularında, gözlerde ve eklemlerde hyalüronik asit bulunur. Cilde yapı kazandırmaya, dokuyu onarmaya ve eklemleri yağlamaya yardımcı olur.
Bu bileşen sadece cilt hücrelerini çevreleyen bir madde değildir. Cildi nemli tutmak için hayati önem taşır ve vücuttaki en yüksek hyalüronik asit miktarı deride bulunur. Daha iyi bilinen proteinler kolajen ve elastin, aslında hyalüronik asidin bir parçasıdır.



AZALMASI, CİLDİN

Yazının Devamını Oku