GeriDilek Avşar Ramazan’da formumuzu nasıl koruyabiliriz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramazan’da formumuzu nasıl koruyabiliriz?

Ramazanda en çok sorulan sorulardan biri, “Formumu nasıl koruyabilirim?” Ramazan irademizi, nefsimizi sınayacağımız, içinde çok derin anlamları olan bir ay. Dolayısıyla sahurda çok yemek yiyeceğimiz, iftarda da ihtişamlı sofralarda ezan saatini bekleyeceğimiz “yeme-içmeye” odaklanılan bir dönem değil.

Bugün aslında hepimizin bildiği ancak bilse de riayet etmekte zorlandığı bir takım formda kalma kurallarını ramazan ayını da fırsat bilerek yazımda yer vermek istedim. Çünkü ne yazık ki büyük bir çoğunluğumuz “Aman nasıl olsa oruç tutuyorum. Akşam da istediğimi yerim” düşüncesiyle mükellef sofralarda oruç açıyor. Oysa bütün gün aç kalmış beden için doğru bir tercih değil. Değerli beslenme uzmanları arkadaşlarımızın önerisi; et suyuna bir çorba, ardından dinlenerek yenilecek protein ağırlıklı bir beslenme düzeni ardından sahura kadar bol su tüketmek ve yine sahurda yeni güne başlamak.

Oruç tutarken mutlaka düzenli yürüyüş yapmalıyız. Ağır yenen yemeklerin, akşam geç saatte afiyetle yenen tatlıların diyetini hafif tempolu yürüyüşlerle mutlaka ödemeliyiz. Sizlerin de bildiği gibi geç saatte yenen tatlılar, karbonhidratlı yiyecekler ne yazık ki hanemize yağ olarak ekleniyor. Beslenme ile ilgili altın kurallara uyduktan sonra şimdi de ramazan ayında eksi kiloda ya da formumuzu koruyarak çıkmak için kliniklerimizde sizlere nasıl destek olabileceğimizden de bahsetmek istiyorum.

Ameliyatsız uygulamalar

Önümüz yaz olduğu için özellikle formumuzu korumak ve içinde bulunduğumuz pandemi sürecini düşünürsek alınan kilolarla mücadele ettiğimiz bu dönemde bölgesel yağlanma, bölgesel incelme ve selülit uygulamalarına ramazanda rahatlıkla yaptırabilirsiniz. Danışanlarıma önerdiğim etkin sonuç aldığımız uygulamaları yazın bu bölümünde okuyabilirsiniz.
Genel olarak ameliyatsız vücut estetiği olarak nitelendirdiğimiz bu uygulamalar ağrısız, acısızdır ve anestezi gerektirmez.
Bu yılın trendlerinin en başında gelen ve etkin sonuç aldığımız, danışanlarımızın çok memnun kaldığı; ameliyatsız, radyofrekans ile incelme sağladığımız cihazlı bir uygulamadır.
Medikal estetik teknolojileri geliştikçe acıyı, ağrıyı azaltan cihazlar da artmaya başladı. Dolayısıyla özellikle ramazan ayında açlığın üzerine acı çekmeyi danışanlarımız istemiyor. Gönül rahatlığı ile önerdiğimiz bu uygulamada, karın, bacak, sırt ve kol bölgelerine rahatça uygulanabiliyor. Bu sistemde vakumlu radyofrekansla yağ hücreleri sıvılaştırılıyor ve daha sonra lenf sistemiyle uzaklaştırılıyor.
Hafta 2 kez olmak üzere 8-12 seans arasında uygulanarak istenen bölgede incelme, cilt sıkılaştırma ve toparlanma sağladığımız bu cihazlı uygulamada en önemli altın kural beslenmemize dikkat etmek ve su tüketimini azami de tutmak.
Dolayısıyla iftar ve sahur arasında içeceğiniz su miktarına özellikle dikkat etmeli, 2 litrenin altına inmemeliyiz. Yine sahurda karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyerek vücudumuzun su ve ödem tutmasına izin vermemeliyiz.

Radyofrekans ile yağ hücrelerini uzaklaştırmak

Bir başka ameliyatsız vücut şekillendirme cihazı da yine radyofrekans ile çalışan yağ hücrelerini kontrollü olarak ısıtarak küçültüp dolaşım sistemi aracılığı ile vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan bir uygulamadır. Vücuttan uzaklaştırılan yağ hücreleri ile birlikte hücrelerde oluşan kontrollü tahribatla kolajen üretimi tetiklenir, cilt elastikiyeti artar, vücutla gözle görülür toparlanma olur.
Sistemde yer alan vakum başlığı da cilt altında bağ dokuda oluşan ve portakal kabuğu görünümü sebep olan biz doktorların bağ doku rahatsızlığı olarak nitelendirdiğimiz selülitlerin giderilmesine destek olur. Bu uygulamada ağrısız ve acısızdır. Danışanın ihtiyacına göre haftada 2 kez 10-12 seans olarak uygulanır. Karın, mide sıkılaştırma, iç kol, iç bacak, bel çevresi ve basenlere rahatça uygulanır.

 

X

Burun dolgusu hakkında merak edilenler

Herkesin en az bir kez burnunun şeklini, biçimini değiştirmek aklından geçmiştir.

Sağlık açısından yapılacak operasyonları bir tarafa bırakırsak, daha kalkık, daha küçük ya da daha kısa olması için burun estetiği olmak isteyenlerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de estetik operasyonlar arasında burun ameliyatları birinci sırada yer alıyor. Ancak bugün yazımda burunda minik dokunuşlarla, dolgu ile yapılabilen bir uygulamadan siz değerli okuyucularıma bahsetmek istiyorum.

Yazımın girişinde de bahsettiğim gibi estetik operasyon arasında burna yapılan müdahaleler birinci sırada yer alıyor. Özellikle gençler burun estetiğine ilgi duyuyor. Bu yaşlarda yapılan operasyonlarda da oldukça iyi sonuç alıyoruz diyebilirim.

Sizlerin de bildiği gibi artık mikro cerrahi ile yapılan endoskopik burun ameliyatları, burun estetiği operasyonlarında kesinin küçük olmasının birçok avantajı oluyor. Mikro cerrahi aletleri ile yapılmasından dolayı operasyon sonrasında da kısa sürede iyileşip, sosyal hayata dönmeye olanak sağlıyor. Bugün ise size burun estetiği operasyonuna gerek kalmadan ufak dokunuşlarla gerçekleştirdiğimiz, burnun şeklini değiştirmenin mümkün olduğu burun dolgusu hakkında bilgi vereceğim.

Burun dolgusu; ameliyatsız olarak nitelendirdiğimiz medikal estetik bir uygulama olup, bazı hastalarımızda burun şeklini hyalüronik asit, kristal bazlı dolgular ya da kişinin kendi yağının enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir.

Dolgu ile yapılan ufak dokunuşlar; var olan, hastayı mutsuz eden şekilsel bozuklukları gidermek için yapılır.  

Burun dolgusunu kimler yaptırabilir?

Burun dolgusu ile yüz genelini ve görünümü etkileyebilecek sonuçlar elde edebiliyoruz. Dolayısıyla ameliyata gerek olmayan durumlarda her yaş grubunda kadın ve erkek hastaya dolgu ile burun müdahalesi gerçekleştirmek mümkün. Burada belirtmek istediğim en önemli noktalardan biri, görünümde bütünlük sağlamak için burun dolgusu ile birlikte alt yüze yapılacak müdahaleleri de hastalarıma tavsiye ediyorum.

Tabii buna bir hastanın tanısı sırasında karar vererek, hastanın kendi rızası ile müdahale ediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Toparlanma rehberi

Takvim yaprakları sonbahara girdiğimizi göstermeye başladı. Peki, siz bu yeni mevsim için hazırlıklarınızı yaptınız mı? Cildiniz, bedeniniz sonbahara hazır mı? Bu yazımda hem cildimizin hem de bedenimizin toparlanmasını sağlayacak bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Doğa ile cildimiz ve bedenimiz benzerlik gösterir. Doğa sonbaharda yapraklarını döker ve dağlar, tepeler kahverenginin en güzel tonlarına bürünür.

Cildimiz ve bedenimiz de tıpkı doğa gibi havalar soğudukça, sert rüzgârlar estikçe kurur ve daha çok korumaya, korunmaya ihtiyaç duyar.

Sıcaklıkların hızla düştüğü ve nemin de azaldığı bu dönemde bütün cilt tipleri hassaslaşır ve kızarıklık, kaşıntı, kuruluk gibi belirtiler göstermeye başlar.

Tüm bunların önüne geçmek, medikal estetik teknolojilerinin bize sunduğu ürünler ve uygulamalarla mümkün.

Özellikle kışa henüz girmemişken cildimiz ve bedenimiz için gereken özeni gösterip, bakımla destekleyebilirsek kışı da en az hasarla atlatabiliriz.

Sizler için önerilere geçmeden önce çok önemli iki noktaya değinmek istiyorum.

Sonbaharda havaların serinlemesi ile birlikte su tüketiminde ani bir azalma olduğunu, suyun bedenimiz için bir ihtiyaç olduğunu unuttuğumuzu artık hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sonbahar, lazer için en uygun zaman

Bugün 6 Eylül, uzunca bir süreden sonra çocuklarımız yüz yüze eğitime döndüler. Umarım ki yaklaşık iki yıldır mücadele ettiğimiz virüs bu sefer çocuklarımızın yüz yüze eğitimine ara vermeden kontrol altına alınır. Eğitimin okulda alınması gerektiğine inanan biri olarak bu haftaki yazıma böyle bir dilekle başladım. Bu hafta sizlere okul dönüşünün sonbaharı çağrıştırmasından dolayı tam da zamanı gelen lazer tedavileri ve uygulamalarından bahsetmek istiyorum.

Eylül ayının zihinlerde yarattığı algı; okul için şehre dönüş, geceleri uyurken artık camların kapanmaya başlaması, aslında yaklaşmakta olan sonbaharın habercileridir. Takvim yapraklarında yaşanacak sarı yazlar, pastırma sıcakları olsa da kuzey yarım küre için çok yakında resmi olarak sonbahar başlayacak. Sonbaharı her yazımda neredeyse belirttiğim gibi cildimiz için bir toparlanma, yapılanma dönemi olarak değerlendirebiliriz. Ancak bu yazımda spesifik olarak sonbahar ve kış aylarında rahatça uygulanabilecek lazer tedavileri ve uygulamaları hakkında bilgiler aktaracağım.

◊ Neden sonbaharda başlanmalı?

- Öncelikle belirtmek isterim ki lazerle cilt iyileştirme işlemleri doktor tarafından yapılmalıdır. Merdiven altı işletmelerde, sağlıksız koşullarda asla uygulanmamalıdır. Her ne kadar güzellik amaçlı gibi algılansa da lazer tedavileri dikkatle yapılması gereken tıbbi prosedürlerdir ve güneşin ışınlarının dünyaya dik gelmediği, daha az ısıttığı dönemlerde, yaz bronzluğu geçmiş ciltlere uygulanmalıdır. Günümüzde artık bronz ciltte etki eden cihazlar olsa da mutlaka tedaviyi uygulayacak uzmana, cihazın özelliklerini sormayı unutmayın.

◊ Lazer uygulamasından sonra neden güneşe çıkılmaz?

- Lazer tedavileri, özellikle ciltte eksfoliye yani soyma etkisi yaratan fraksiyonel lazer uygulamalardır. Cilt yenileme amaçlı yapılan bu işlemler cildi güneş hasarına karşı hassaslaştıracaktır. Dolayısıyla bu uygulamalardan sonra güneşe çıkmak ciltte oluşabilecek tahribatı artırabilir.

Yine lazerle istenmeyen tüyler için uygulanan seanslardan önce ve sonra güneşe maruz kalırsanız, cildinizde lekelenmeler oluşabilir.

Özellikle tüy azaltmaya yönelik lazer uygulamalarının sonbahar ve kış mevsimlerinde yapılmasının bir başka sebebi ise; cilt bronzlaştığında, olması gerekenden daha fazla melanin içerir.

Bu nedenle lazerin tüyleri ten renginden ayırt etmesi zorlaşır. Bunun uygulamayı zora sokmasından dolayı bronz tenli kişilerin lazerle tüy azaltma tedavisi görmemeleri tavsiye edilir.

Yazının Devamını Oku

Hyalüronik asit mucizesi

Değerli okuyucularım, bazı bileşenler vardır ki yaptığınız işte eliniz, ayağınız olur. Bizim için de ‘hyalüronik asit’in böyle bir bileşen olduğunu söyleyebilirim. “Mucize” diye nitelendirdiğim bu bileşen, vücudumuzda farklı organlarda bulunduğu gibi cildimizin yapı taşlarından biridir. Bu haftaki yazımı bu mucize bileşene ayırmak istedim.

Hyalüronik asit, cilt nemlendirme ve dolgunlaştırma (hacim kazandırma) özelliğinden dolayı cilt bakım ürünlerinde ve cilde uygulanan tedavi işlemlerinde yaygın kullanılan bir bileşendir. Enjekte edilebilir dolgu maddelerinde, kırışıklıkların giderilmesinin yanı sıra yüze ve dudaklara hacim kazandırılmasında kullanılır.
Ciltteki hyalüronik asit seviyesi, 40 yaşından sonra keskin bir düşüşe başlar.
Vücudumuzda farklı organlarda; doğal olarak ciltte, bağ dokularında, gözlerde ve eklemlerde hyalüronik asit bulunur. Cilde yapı kazandırmaya, dokuyu onarmaya ve eklemleri yağlamaya yardımcı olur.
Bu bileşen sadece cilt hücrelerini çevreleyen bir madde değildir. Cildi nemli tutmak için hayati önem taşır ve vücuttaki en yüksek hyalüronik asit miktarı deride bulunur. Daha iyi bilinen proteinler kolajen ve elastin, aslında hyalüronik asidin bir parçasıdır.



AZALMASI, CİLDİN

Yazının Devamını Oku

Anti-aging nedir?

Bu yazımda hepimizin doğası gereği yaşayacağımız bir süreç ve bu süreci nasıl yönetebileceğimiz ile ilgili genel bilgileri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Yaş alma, yaşlanma karşıtı bakımlar, cerrahi ve cerrahi olmayan müdahaleler ve tüm yönleriyle anti-aging...

Anti-aging, yaşlanma sürecini geciktirmek veya yaşlanma etkilerinin gözle görülür sonuçlarını en aza indirmek için uygulanan tedavi ve bakım protokollerinin genel adıdır.

Aslında bu süreç kişinin hayatı, alışkanlıkları ile yakından ilişkilidir. Cerrahi ve cerrahi olmayan (ameliyatsız) prosedürleri kullanarak yaş almanın izlerini hafifletmeye yardımcı olan birçok uygulama vardır.

Size en uygun anti-aging yani yaşlanma karşıtı tedavi veya iyileştirme protokolünü sizi yakından takip eden doktorunuz belirleyecektir.

Yaş alma belirtileri nelerdir?

· Mimik çizgileri ve kırışıklıklar
· Yağ hacmi kaybı

Yazının Devamını Oku

Erkek estetiği

Bu hafta köşemi erkek takipçilerime ayırdım. Günümüzde artık estetik ve medikal estetik uygulamalardan kadınlar kadar erkekler de faydalanıyor. Dolayısıyla “sadece kadınlar estetik ya da cilt bakımı yaptırır” algısının ortadan kalktığını söyleyebilirim. Erkek danışanlarımızın en çok tercih ettiği uygulamaların hangileri olduğuna yazımda yer verdim. Keyifli okumalar diliyorum.

Erkekler de botoks yaptırır. Daha taze, daha aydınlık bir görünüm, yaş alma ve mimik yapmakla oluşan ince çizgilerden ve kırışıklardan kurtulmak için erkek danışanlarımın en çok tercih ettiği uygulama botoks diyebilirim. Botoks ile iki kaş arasındaki çatma çizgileri, göz kenarlarındaki kaz ayakları gibi ince kırışıklıklar giderilmiş olur.
Botoks uygulamasının etkisi 3. günde başlar, 10 gün içinde tam oturur ve ortalama 4-6 ay devam eder. Erkek danışanlarımda özellikle mimik çizgilerinin derinleşip, oturmaması için botoks uygulamasının yapılmasını öneriyorum.
Çünkü erkeklerin cilt yapıları kadınlara göre daha erken yaşlarını gösteriyor. Yüz bölgesine yapılan botoks uygulamalarında hedef; kişinin ifadesini bozmadan yüze canlılık sağlamaktır.
Kimi erkek hastalarımızda da botoks, dolgu gibi uygulamaları radikal buldukları için yapamıyoruz. İfade değişikliği olmadan daha doğal, daha genç ve sağlıklı bir cilt için birçok vitamin, mineral, amino asit, somon DNA ve peptitleri içeriğinde bulunduran vitamin aşılarını ayda bir kez olmak üzere 6-8 seans olarak erkek danışanlarıma özellikle öneriyorum.
Böylece DNA hasarı, serbest radikallerin cilde verdiği zarar, sigara, alkol gibi alışkanlıkların ciltte yarattığı tahribatı en aza indirebiliyor, yorgun ifadeyi silebiliyoruz.
Bir erkek için de en önemlisi tazelenmiş, genç görünen bir cilt olmalı.


Yazının Devamını Oku

Etkili ameliyatsız uygulamalar

Bugün, birbirinden bağımsız birçok cilt sorununda kullandığımız ve etkin sonuç aldığımız ameliyatsız cilt gençleştirme uygulamalarından en popüler ve en bilinenlerini sizlerle paylaşıyorum.

Kimi cihazlar ya da uygulamalar spesifik bir cilt sorununa odaklanıp iyileştirirken kimi cihazlar da birden fazla cilt sorunun giderilmesinde etkin olarak kullanılır.

Farklı enerji kaynakları ve teknolojileri ile çalışan bu cihazlar biz doktorların, tedavi işlemlerinde elini güçlendirdiği gibi hastalarımızın-danışanlarımızın özellikle yüz, boyun, dekolte bölgelerinde yaş alma ile ortaya çıkan ince kırışıklıkların, sarkmaların; akne, leke, iz gibi cilt sorunlarının tedavilerinde tercih edilir.

Bu cihazlarda genellikle lazer ya da fokus ultrason dalga teknolojilerinden yararlanılır. Kliniğimde danışanlarımın cilt gençleştirme-iyileştirme işlemlerinde sıkça tercih ettiğim Endolift ve HiFU teknolojilerini hangi cilt sorunlarında uyguladığımızı yazımın devamında okuyabilirsiniz.

Bu uygulamaları, cildin durumuna göre tek başına yapabildiğimiz gibi daha etkin sonuç almak için multivitamin, PRP gibi işlemlerle birlikte de uygulayabiliyoruz. Bu uygulamaların bir avantajı da işlem sonrası iyileşme süresi gerekmediğinden kişinin sosyal hayatından uzaklaşmasına gerek kalmıyor.

GIDI VE BOYUNDA ETKİLİ

Sizlere ilk bahsetmek istediğim medikal cihazlı estetik teknolojisi Endolift. Genel olarak ameliyatsız cilt gençleştirme olarak da nitelendirebileceğimiz bu lazer uygulaması, yüz germe ve yağ alma ameliyatlarına alternatif olabilecek, ameliyatsız yüz germe ya da ameliyatsız yüz gençleştirme olarak nitelendirdiğimiz cihazlı bir lazer medikal estetik uygulamadır.

Gıdı, ağız, çene hattı ve ağız çevresi; boyun bölgesinde özellikle yaş alma ile ya da kilo alıp verme ile oluşan sarkmaların toparlanmasında tavsiye ettiğimiz ve etkin sonuç aldığımız bir uygulamadır. Bunun yanı sıra üst göz kapağı düşüklüklerinde ve kaş kaldırma da etkin sonuç alınır.

Yazının Devamını Oku

Estetikte kök hücre uygulamaları

Kök hücre; son yıllarda uygulama sonrasında elde edilen sonuçlardan dolayı, hastanın ihtiyacı doğrultusunda önerdiğimiz ameliyatsız estetik olarak nitelendirebileceğimiz bir uygulamadır. Genelde PRP ile karıştırılan bu uygulama ile ilgili merak edilenleri yazdım.


Kök hücre uygulaması doğal bir işlem olmasının yanı sıra yapıldıktan sonra etkilerinin güzel hissedilmesi nedeniyle gün geçtikçe talep edilen bir işlem oldu. Özellikle pandemi döneminde tek seans olarak uygulanması, bu uygulamanın popülaritesini daha da artırdı.
Estetikte kök hücre uygulamasını; ciltte yaş alma ile oluşan ince çizgi ve kırışıklıkların, çok fazla mimik yapmaktan dolayı oluşan mimik çizgilerinin, cilt rengindeki eşitsizlik ve lekelerin giderilmesi gibi işlemlerde tercih ediyoruz. Özellikle 30’lu yaşlarla birlikte artan kolajen kaybı ile birlikte yüz bölgesinde görülmeye başlanan doku ve elastin kaybı ile meydana gelen cilt sarkmaları ile birlikte yüz ovalinin toparlanmasında önermekteyiz.
Selülitli görünüm için de etkili
Yüz, dekolte bölgeleri dışında özellikle yaş alma ile ellerde yaşanan doku kaybının iyileştirilmesi için el estetiğinde de sıkça uygulanmaktadır.
Kök hücrenin ameliyatsız estetikte bir kullanım alanı da selülitli görünümün iyileştirilmesidir. Bunların yanı sıra incelmiş saç köklerini canlandırmak için de kök hücre tedavisine başvurulur. Bu süreçte mezoterapi yöntemi ile kök hücrelerin sorunlu bölgeye enjekte edilerek uygulama yapılır.
Kişinin kendi yağ hücresi aslında en güzel kök hücre uygulamalarından biri. Bu işlemle özellikle yüz, el ve boyun bölgesindeki boşluklar doldurulur. Bu dolgu ile cilt altındaki kan akışı hızlandırılarak hem lifting etkisi yaratılır hem de cilt altı hacmin artması sağlanır.

Yazının Devamını Oku

Yazın ortasına geldik

Geldi geliyor derken, neredeyse yazın ortasına geldik. Hava sıcaklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği bugünlerde cildimizi ve bedenimizi korumak için yapmamız gerekenleri maddeler halinde sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. Malum bu dönemde özellikle cilt sağlığınızı korumak adına biraz daha özenli davranmak gerekiyor. Aksi takdirde kış boyunca cildinizi ve bedeninizi eski haline döndürebilmek için epey zaman ve çaba harcamak durumunda kalabilirsiniz.

Yazın cildimize neler olur?

Havalar ısındıkça ve ortamdaki nem arttıkça cildinizin yağ bezleri aşırı sebum (doğal yağ) üretmeye başlar. Salgılanan yağ cilt yüzeyine yapışarak, yapışkanlık, yağlanma ve tıkanmış gözeneklere sebebiyet verebilir.  Bu da akneye meyilli ciltlerde akne oluşumunun hızlanmasına sebep olur. 

Bunun yanı sıra cildimiz fazlaca güneş ışınlarına maruz kaldığında güneşin zararlarından korumak için melanin üretimini arttırır. Melanin, fotokoruyucu niteliklere sahiptir. Fazla melanin daha koyu, bronzlaşmış cilt ile sonuçlanır. Bizim bronzluk olarak nitelendirdiğimiz cilt rengi değişikliği aslında cildin kendini koruma reaksiyonudur. Bronzluk bir yana ciltlerde leke oluşumu da melanin salgılanması ile birlikte artar. Kuru ve alerjik ciltlerde ise özellikle güneşlenmeye bağlı ciltte kaşıntı, güneş yanığı ve güneşe karşı hassasiyete bağlı kızarıklıklar oluşabilir.

Cilt temizliğini ihmal etmeyin

Cilt bakımınızın temelini cilt tipinize uygun iyi bir arındırıcı temizleme ürünüyle başlayın. Kuru ciltler için jel bazlı ve yağlı ciltler için ise su bazlı ürünler tercih edin edebilirsiniz. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez temizleme, tonikleme ve nemlendirme rutini oluşturarak cildinizin yazın nefes almasına yardımcı olursunuz. Böylece cildinizin temiz ve taze kalmasını da sağlayabilirsiniz.

Cildinizi nemli tutun

Yazının Devamını Oku

Kurban Bayramımız kutlu olsun

Bu haftaki yazım, Kurban Bayramı’nın hemen öncesine denk geldi. Dolayısıyla ben de biraz “nerede o eski bayramlar” diyerek çocukluğumuzun bayramlarına değinmek istedim. Zira bayramlar bizi birleştiren, bir araya getiren, pozitif havasıyla ruhumuza iyi gelen günlerdir. Bu bayramı tatilde veya şehirde her nerede geçirecek olursanız olun, bayram ruhunu kalbinizin derinliklerinde hissedin ve yaşatın.

Geçen haftaki yazımda uzmanlık alanımın dışına çıkıp güzelliğin bir bütün olduğundan bahsetmiştim. Bu hafta da yazım bayramın hemen öncesine denk geldiğinden, yine biraz konu dışına çıkacağım.
Zira bayramların bizim geleneğimizde çok önemli bir yeri var. Bugün biraz bayram ruhundan, biraz “Ah nerede o eski bayramlar” diyerek andığımız çocukluğumuzun bayramlarından bahsetmek istiyorum.
Evet, bayram denince hepimiz çocukluğumuza gideriz. Aile büyüklerinin ziyaret edildiği, kocaman masalarda bir araya gelinip yemekler yendiği, çocukların el öpüp mendillerin içinde lokum ve harçlık topladığı neşeli, keyifli anlar canlanır zihnimizde. Peki ya şimdi?
Özellikle metropolde yaşam çok zor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşındayız. Trafik, kalabalık, stres; hepsi bizi zorlayan süreçler oluyor. Dolayısıyla hepimiz uzun bayram tatillerini kaçış, dinlenme için fırsat biliyoruz. Çok da haklıyız...
Bir de pandemiden dolayı evlerimizde sosyalleşemeden geçirdiğimizden tatil şart oldu, yıllık izinler bayramla birleştirildi ve upuzun tatiller yaratıldı.

Bayramda ziyaret edemiyorsanız öncesinde gönüllerini alın

Aile büyüklerimiz bizim baş tacımız. Bizi var eden, emekleriyle büyüten, var olma sebeplerimiz. Eğer bayramda gidemeyecekseniz bile öncesinde gönüllerini alın.

Yazının Devamını Oku

Estetikte “mutluluk askısı” dönemi

Bazı dönemlerde popülerleşen uygulamalar olur. Başlık “mutluluk askısı” olsa da size, özellikle ünlülerin yaptırdıkları operasyonları sosyal medyada canlı yayınlamalarından sonra ip askı olarak geçen, toplumda “Fransız askısı” olarak bilinen ameliyatsız yüz germe-gençleştirme uygulamasını anlatacağım.


Her yazımda artık neredeyse hep söylediğim bir şey var; günümüzde medikal estetik teknolojileri neredeyse her gün biz doktorların danışanlarımıza önerebileceği alternatif yüz gençleştirme ve iyileştirme uygulamaları sunuyor. Bu işlemlerden kimi sonuçlar, hasta-danışan memnuniyeti nedeniyle uygulamalar arasında sıyrılarak ön plana çıkıyor.
İp askı yöntemi de ameliyatsız uygulamalar arasında hem bilinirliği hem de sonuçları ile hasta-danışan memnuniyeti çok yüksek olan bir uygulama. Dolayısıyla bu uygulamanın yüzde yarattığı gençleştirici ve toparlayıcı etkisi yanı sıra danışanlarda da yarattığı memnuniyetle “mutluluk askısı” olarak tanımlamak çok yerinde olur. Uygulamanın merak edilen detaylarını birkaç soru ve cevaplarımla yazımın içinde bulabilirsiniz.

İp askı yöntemi nedir?

Aslında isminden de anlaşılacağı üzere iplerle yapılan bir yüz germe uygulamasıdır. Bu uygulamada kullanılan ipler son zamanda farklılaşmaya başladı. İlk başlarda 50 yılı aşkın süredir implant operasyonlarında kullanan metabolizma ile uyumlu dışı polyester kaplı içi silikon ipler tercih edilirken şu anda ciltte kendiliğinden yok olan bio uyumlu ipler de kullanılabiliyor.
İp tercihi tamamen doktorunuzun tercih edeceği ip askı yöntemine göre değişkenlik gösterir. İp askı yöntemi, özellikle yaş alma ile yüz bölgesinde oluşan sarkmalarda önerilmekle birlikte kaşların kaldırılması, köşeleşen yüz hatlarının ovalleştirilmesi; yine yaş alma ile oluşan kırışıkların da açılması için uygulanır.
Bu yöntemin en büyük avantajlarından birinin mimik hareketlerinde engel olmamasıdır. İp askı yöntemi yüz için yapılan ya da bilinen bir ameliyatsız germe uygulaması olarak bilinse de kilo alıp verme ile sarkan iç kol, iç bacak gibi bölgelerde de yapılabilir.

Nasıl yapılır?

Yazının Devamını Oku

Güzellik bir bütündür

Öz, beslendiğinde ve davranışlar yaşam biçimiyle bütünleştiğinde anlamı daha derin olur. Hatta bunun yansımaları cildimizde, bedenimizde gerçekleşir. Bu satırları okurken “Dilek Hoca bu hafta ne yazmış!” diye şaşırabilirsiniz. Bu hafta operasyonlardan, müdahalelerden ve bakımdan uzaklaşıp kendimizi iyi hissettirecek öneriler ve bunların yaş alma sürecine nasıl etki edeceğini kaleme almak istedim.

İnsan konuşmaya başladığında ya devleşir ya da küçülür. Bizi biz yapan, bizimle özdeşleşen tanımlar vardır. Kimi için “iyi insan”, kimi için “dünya tatlısıdır” deriz.

Peki bizi iyi ya da dünya tatlısı yapan nedir? Sözlerimiz, davranışlarımız, dünyaya bakışımız, duruşumuz...

Bu, öyle bir günde gelişmeyen, çocukluk itibarıyla başlayan bir süreçtir.

Hekimlik vasfımdan ziyade bir insan, bir kadın ve anne olarak belirtmek isterim ki; hayat yolculuğunda çocukluktan itibaren sevgi ile aile ortamında büyümek, iyi eğitimler almak aslında bedenimize ve ruhumuza yatırım yapmaktır.

Tüm bunlar da cildimizin ve bedenimizin gelişiminde çok önemli etkenlerdir. Hatta diyebilirim ki, iyi yaş almanın sırrı da buradan geçiyor. 

İYİ YAŞ ALMAK İÇİN

Son yıllarda “yaşının iyisi olmak”, “iyi yaş almak” gibi kavramlar hayatımıza girdi.

Ancak buna sadece estetikle ya da spor yaparak, beslenmemize dikkat ederek sahip olmamız mümkün değil.

Yazının Devamını Oku

Cilt çatlakları

Cilt çatlakları, kadın-erkek fark etmeksizin, kilodan bağımsız olarak karşımıza çıkan oldukça yaygın bir sorundur. İşte çatlak oluşumunda alternatif iyileştirme ve tedavi yöntemleri...


Yaygın olarak kullanılan adıyla cilt çatlakları, derinin dermiste fazla gerilmesi ile oluşur. Gerilen deri, incelir ve gözle görülür bir şekilde çatlar.
Bu çatlaklar, ilk başta koyu bir renkteyken, sonrasında renkleri açılır. Cildin elastikiyetini sağlayan elastin liflerinin kopması ile oluşan cilt çatlaklarının oluşmasındaki en önemli etkenler, hızlı büyüme, kontrolsüz kilo alıp-verme ve kadınlarda ise gebelik döneminde alınan kilolar olarak sayılabilir. Bunun yanı sıra bazı ilaçların kullanımı da ciltte çatlaklara neden olabildiği araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır.
Vücudun tüm bölgelerinde çatlaklar oluşabilse de genellikle göğüs, kalça, bacak, karın, iç kol ve bel çevresinde daha çok oluşur. Kadın ve erkeklerde çatlakların oluştuğu alanlar farklılık gösterir.
Kadınlarda özellikle gebelikle birlikte, karın, göğüs, bel ve bacak bölgesinde, erkeklerde ise kol, bel çevresi (sırt) ve kalçalarda çatlaklar meydana gelir.
Çatlak oluşumu sırasında çoğunlukla ciltte kaşıntı meydana gelse de kimi zaman hiç belirti vermeden çatlaklar ortaya çıkabilir.

Çatlak görünümü

Yazının Devamını Oku

Neden cilt bakımı yaptırmalıyız?

Hâlâ çok fazla “Cilt bakımı yaptırmalı mıyım?” ya da “Neden cilt bakımı yaptırmalıyım?” gibi sorular alıyorum. Kimileri için alışkanlık, kimileri için keyif olarak nitelendirebileceğimiz cilt bakımı aslında cildimiz için bir gereklilik. Bu yazımda “Neden cilt bakımı yaptırmalıyız?” sorusunun cevabını bulacaksınız.

Bu hafta çok sık sorulan, internet aramalarında karşımıza çıkan, bizlere her yerde sıklıkla danışılan “cilt bakımı” konusunu ele almak istedim. Çünkü hâlâ “Benim cildim gayet iyi hocam, 40 yaşına kadar cilt bakımı yaptırmadan geldim, bundan sonra da yaptırmasam olur” gibi yorumlarla karşılaşabiliyoruz.

Cilt bakımı, cildin hava alması, nemlenmesi, tazelenmesi ve en önemlisi yenilenmesi için gerekli. Nasıl ki bedenimiz için detoks uyguluyor, yediklerimize, içtiklerimize dikkat ediyorsak cildimizin de arınması için düzenli olarak bakım rutinleri uygulamalıyız.

Cildinizin sağlıkla ışıldamasını, parlamasını, tazelenmiş ve canlı görünmesini istiyorsanız, bunun bir kremle ya da mucizevi içeriklerle olamayacağını da bilmelisiniz.

İŞTE NEDENLERİ

İyi bir cilt bakımı rutini, cildinizin iyi durumda kalmasına yardımcı olur: Cildimiz 28 günde bir kendini yeniler.

Ancak yenilenirken ölü hücreler ciltte birikir.

Dolayısıyla cildi ölü hücrelerden arındırmak, cildin yenilenmesi için çok önemli bir adım.

Yeni nesil medikal cilt bakımlarında cilt PH’ına uygun solüsyonlarla dışarıdan sıvılar püskürtülerek cilt üzerindeki ölü tabaka atılır.

Yazının Devamını Oku

Maskelere veda zamanı yaklaşıyor

2020 ve 2021’in ilk yarısını öngörülemeyen yıllar olarak adlandırmak yanlış olmaz. Tüm dünya çok ağır bir dönemi birlikte yaşadı. Artık tünelin sonunda ışık göründü. Yeniye dönmek için gün sayarken gelecekteki estetik trend öngörülerimi paylaşmak istedim.

Hayatınızın son 1,5 yılını anlatın desek ya da son dönemin kelimelerini yazmanızı istesek, herkes aşağı yukarı aynı kelimeleri yazardı. Acılar, kayıplar, yeni edinimlerle filmlerde izlediğimizde “yok artık” diyebileceğimiz bir döneme şahitlik ettik. Aşılama ve güçlü toplum bağışıklığıyla daha kontrollü bir hayata “merhaba” diyeceğiz. Maskelere veda edip, özlemini kurduğumuz özgür hayatımıza dönebileceğiz. Bu dönem medikal estetik ve plastik-rekonstrüktif cerrahide “maske ve çevrim içi toplantılar” gibi iki kavram, yapılan müdahaleleri şekillendirdi.
İlk başlarda yaşanan korkuyla bizlere gelen hastaların büyük bir kısmı göz ve göz çevresi, yüz liftingi tercih etti. İkinci dönemde ise buna hareketsizlik ve beslenme alışkanlıkların bozulmasından dolayı vücut toparlama uygulamaları için talep oluşmaya başladı. Ameliyatların yerini de iyileşme süresi olmayan ameliyatsız gençleştirme, yüz ovali toparlama işlemleri aldı. Ve tabii yıldız hep botokstu. Bundan sonrasında da bu dönemde edinilen alışkanlıklar bir süre daha etkisini devam ettireceğini düşünüyorum.

Bu dönem vücudumuzu
ve cildimizi de sarstı

Herkesin evde olduğu, kişisel bakıma yöneldiği, cildine gerçekten iyi baktığı ve doğru beslenip, daha fazla egzersiz yaptığını düşünmek istesek de gerçek şu ki; son 1,5 yıl herkesin doğrudan etkilendiği bir dönem oldu. Umutsuzluk, çaresizlik ve en önemlisi hastalanma kaygısı ruh sağlığının yanı sıra beden sağlığını doğrudan etkiledi.
Kimileri pandemiye rağmen bakımlarını, doktor randevularını ertelemedi. Ancak hastalık kaygısıyla kalabalık ortamlara girmemeyi tercih edenlerin doktor randevularını ertelemeleri, sonrasında uygulanacak işlemleri daha kapsamlı hale getirdi.

Yazının Devamını Oku

Cildi korumak için değerli öneriler

Sihirli bir değneğimiz yok, dolayısıyla sahip olduğumuz her şeyi emek vererek koruyabilir, muhafaza edebiliriz. Bu durum cildimiz ve vücudumuz için de geçerli. Kendimize ne kadar iyi davranırsak, cildimiz ve vücudumuz da buna o kadar karşılık verecektir. Bu haftaki yazımda size “cildimiz kadar değerli” önerilerde bulunmak istiyorum.

Yaptırılan işlemlerden, uygulamalardan ya da operasyonlardan mucize sonuçlar ortaya çıkmasını beklemek, sıkça karşılaştığımız bir durum.

Oysa bir şeyin süreklilik arz etmesi; ona iyi bakmak, ihmal etmemek ve önerileri yerine getirmekle olur.

Atalarımız “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur” sözüyle anlatmak istediğimi bir cümleyle özetlemiş aslında.

Ben bu haftaki yazımda sizlere “cildimiz kadar değerli” önerilerde bulundum.

Biz doktorlar sizin için en iyisini yapsak da eğer ev ödevlerinizi yerine getirmezseniz sonuç iyi olmaz.

Özellikle medikal estetikte yapılan müdahalelerin veya zayıflama, incelme, sıkılaşma gibi uygulamaların etkileri kısa sürebilir.

Yani tüm bu uygulamalardan elde edeceğiniz sonucun etkisini uzatmak sizin elinizde.

Güzellik içte başlar

Yazının Devamını Oku

Güzelleşmek için yaz molası vermek şart değil

Özellikle ilkbaharda kendileri için medikal estetik ya da estetik operasyon düşünenlerde “yaz gelmeden halletmeliyim” telaşını görüyoruz. Bu haftaki yazımda yazın hangi operasyonların ve müdahalelerin yapılabileceğini paylaşmak istedim.

Genel olarak estetik müdahaleler ya da medikal estetik işlemler söz konusu olduğunda nedense yaza yetişmeli gibi bir izlenim oluşuyor. Bunu tetikleyen de hastalarımızın özellikle zayıflama, sıkılaşma ya da toparlanma gibi ameliyatlı ya da ameliyatsız uygulamalarla yaza daha fit girmek için yaptırmak istemelerinden kaynaklanıyor. Oysa yaz döneminde de uygulanabilecek, risk yaratmayan uygulamalar ve ameliyatlar var.
Ancak burada hastanın kendisini operasyon sonrasında koruması, kendisinden istenenleri harfiyen yerine getirmesi önem arz ediyor. Bunun yanı sıra yeni nesil cihazlı uygulamaları da gönül rahatlığı yaptırabilirsiniz. Yani güzelleşmek için yaz molası vermek şart değil.

Cilt bakımı yaptırmaya
devam edebilirsiniz

Eskiden cilt bakımı dendiğinde aklımıza sıkmalı, acılı, yapıldığında cildi tahrip eden klasik cilt bakımları gelirdi. Oysa şimdi yeni nesil cilt bakımı olarak nitelendirdiğimiz uygulamaları eğer güneşe çıkmak gibi bir niyetiniz yoksa yazın da rutininizde yapmaya devam edebilirsiniz. Güneşlenmekten vazgeçemiyorsanız da cildinize yoğun nem verecek maskeleri, bakımları tercih edebilirsiniz. Ayda bir kez yaptıracağınız yaz bakımları ile cildinizi konforlu bir yaz geçirtebilirsiniz.

Botoks ve dolgu zamanı geldiyse sonbaharı beklemek

Yazının Devamını Oku

Güneşlenme rehberi

Havalar ısınmaya, güneş içimizi ısıtmaya başladı. Bugün sizlere “güneşe çıkma rehberi” niteliğinde bir yazı hazırladım. Gönül rahatlığıyla güneşe çıkabilmek için neler yapılmalı, onları kaleme aldım.

Sağlıksız güneşlenmenin en büyük sonuçlarından birinin “lekeler” olduğunu söyleyebilirim. Güneş hasarını en aza indirmek için hâlâ vakit var.

Cilt bariyerini güçlendirmek, cildin nem tutma kapasitesini artırmak için somon DNA ve hyalüronik asit kombinasyonunu deneyebilirsiniz. Bu karışımla cildin güneşten daha az etkilenmesini sağlamanız mümkün.

İçeriğinde çeşitli vitaminler, çapraz bağlı hyalüronik asit, birçok mineral ve peptit bulunduran nem aşılarını da kür halinde uygulatarak cildinizi güneşten koruyabilir, hasarı en aza indirebilirsiniz.

Ayrıca botoksla göz çevresi ve kaş arasındaki ince çizgilerin derinleşmesinin önüne geçebilirsiniz.

Güneşlenirken cildinizin mutlaka temiz ve homojen yapıda olmasına dikkat etmenizi öneririm. Bunun için de her mevsim gönül rahatlığıyla yaptırabileceğiniz yeni nesil cilt bakımlarından faydalanabilirsiniz. Böylece daha sağlıklı bir bronzluk elde edersiniz.

Güneşlenmek için en ideal saatler; güneş ışınlarının dünyaya dik açıyla gelmediği sabah 11.00’e kadar olan saatlerdir. Akşamüstü de 16.00’dan sonrayı tercih etmek gerekir.

Yaz tatiline gitmeye hazırlananlara, ilk gün saatlerce güneş altında kalmak yerine her gün süreyi biraz daha uzatarak kontrollü bir şekilde güneşlenmelerini öneririm.

Yazının Devamını Oku

Estetikte altın oran

Güzel olarak birini beğenmenin temelinde neyin yer aldığını, insanın gözünde kimin daha çekici göründüğünün sebebini hiç sorguladınız mı? Cevabı çok basit; altın oran yani Phi: 1.618 sayısı. Leonardo da Vinci, Mona Lisa tablosunun sırrı da olan altın oran, ünlü sanatçıları da çekici hale getiriyor.

Doğada gördüğümüz hiçbir şey rastgele oluşmamıştır. Bir çiçeğin yapraklarında, bir deniz kabuğunda, bir ayçiçeğinin tohumunda hep aynı matematiği, aynı oranı görüyoruz. Bunu ben değil, bu işin sırrını aramış, araştırmış matematikçiler diyor. Güzelliğin salt bakan gözde olmadığının, güzel, çekici, sevimli görünenin sırrını araştıran matematikçiler; dünya üzerindeki nesnelerin, canlıların ve insanların kendi içinde bir orana sahip olduğunu ve bu orana en yaklaşık olanın her zaman daha çok beğenildiğini ortaya çıkardılar. Bu da sabit bir Phi: 1.618 değeri olarak “altın oran” şeklinde adlandırıldı.

Ünlü kadınların sırrı

Aslında hiçbir şey tesadüf değil. Scarlett Johansson, Kim Kardashian, Charlize Theron, Katy Perry, Salma Hayek, Rita Ora, Adriana Lima, ülkemizde de Demet Özdemir, Hande Erçel, Eda Ece gibi başarılı oyuncular ‘altın oran’a sahip ünlü kadınlar arasında anılan isimler...

Hangi uygulamalarla yakalayabilir?

Herkesin hayranlık duyduğu, “keşke ona benzeseydim” diye olmak istediği bir sanatçı veya ünlü oyuncu vardır. Hatta hayranlık duydukları ünlülere benzemek için bir dizi ameliyat geçiren insanların varlığını haberlerden okuyoruz. Orada ona benzeme isteği yerine kendi altın oranına yakalaması için yapılacak müdahalelerle inanın hastayı daha mutlu etmek mümkün. Çünkü bir başkasına benzeme isteğinin sebebi karşısındakinin fazla beğenilmesinden kaynaklanıyor. Peki ne yapmalıyız? Kendi yüzüne uygun müdahalelerle kendi yapısına, enerjisine uyan bir uygulamalar sunmalıyız ve o işlemler ona özgü olmalı.

Burun en belirleyici organ

Yüz güzelliğinde burun, yüzdeki diğer organlara ve yüzün tamamına oranı ile yüz güzelliğinin en önemli organı diyebiliriz. Burnu endoskopik operasyonlarla küçülterek ya da büyüterek, ufak dokunuşlarla ucunu kaldırıp indirerek yüzdeki orantıyı yakalamaya çalışırız. Ancak yüz orantısını sadece burnu düzelterek istenen sonucu elde etmek mümkün değil.

Yazının Devamını Oku

Yaz terlemelerinin önüne geçmenin yolu var

Başlıkta “yaz terlemesi” olarak geçse de terleme birçok kişi için büyük sorun. Her ne kadar fiziksel bir olay olsa da; terleme yarattığı koku ve kötü görünümle sosyal yaşamda son derece rahatsız edici bir sağlık sorunu.

Terleme sorunuyla gelen danışanlarım genellikle şöyle diyor: “Dilek hocam her şeyi denedim ama terlemenin önüne geçemedim. Kullanmadığım deodorant, denemediğim bitkisel yöntem kalmadı ama çare olmadı. Aşırı terleme için ne yapabilirim?”
Burada önce terlemenin sebeplerine bakmalıyız. Çünkü aşırı terlemeye sebep olabilecek birden fazla neden var.
Hipoglisemi, ateş ve enfeksiyonlar, diyabet, hipotiroidi yani tiroid bezinin normalden fazla çalışması, kalp ve akciğer rahatsızlıkları ya da bazı vitaminlerin eksikliği aşırı terlemeye sebep olabilir.
Ben danışanlarıma önce gerekli tetkikleri yaptırıp yaptırmadıklarını sorar, terlemenin sebebiyle ilgili gerekli araştırmaları teyit etmek isterim. Eğer herhangi bir sorun bulunmadıysa, koltuk altı ve avuç içi ya da ayak tabanı botoksunu öneririm.

OSCAR’DA MODAEVLERİ
BOTOKSU ŞART KOŞUYOR

Aşırı terleme sorununda botoksun nasıl uygulandığına geçmeden önce sizinle kısa bir anekdotu paylaşmak isterim. Bu sorunla gelen hastalarım nedense sadece kendilerinin bu durumdan muzdarip olduklarını düşünüyor. Oysa TV’de, sinemada gördüğümüz oyuncular, göz önünde olan birçok insanda da aynı problemin olduğunu bilmelisiniz.

Yazının Devamını Oku