Alzheimer önlenebilir mi

Alzheimer uzun ömrün en tehlikeli ve en korkulan sonuçlarından biri. Ortalama yaşam süresi uzayıp yaşlılıkta geçirilen süre belirginleştikçe yani 70’li yaşlar geçilip de 80’ler ve 90’lara yaklaşıldıkça alzheimer’a yakalanma sıklığı artıyor. Bu da yaşlanan herkesi az ya da çok korkutuyor. Peki, onu önlemek, en azından biraz daha geciktirmek mümkün mü? Bence mümkün ve işte en önemli tedbirler...

Haberin Devamı

Alzheimer önlenebilir mi

- Daha çok okuyup öğrenin: Beynini yeni bilgilere açık tutanlarda, hafızasına daha fazla bilgi jimnastikleri yaptıranlarda alzheimer’a daha az ve daha geç rastlanıyor.

Yeni bir yabancı dil, satranç, briç dersleri, hoş ve keyifli ezberler, yeni hobiler en mükemmel seçimler.

- Aktif olun: Yetinmeyip hemen her gün mümkün değilse haftada en az 3-4 gün yaşınız ne olursa olsun yürüyün.

Doğrusu 30-45 dakikalık tempolu yürüyüşler ama 20, hatta 10 dakikalık yürümeler bile işe yarayabiliyor.

- İyi ve güzel uyuyun: Beyni ve belleği zorlayan en mühim yanlışların başında “uyku sorunları” geliyor. Alzheimer’dan korunmada da “düzenli, yeterli ve kaliteli bir uyku” çok ama çok mühim.

Haberin Devamı

Alzheimer önlenebilir mi

- Doğru beslenin: Beslenme modelinizde daha fazla omega-3 olsun. Daha çok folik asit kazanın. B12’den zengin besinlere ağırlık verin.

Protein eksikliğine düşmeyin. Kaliteli yağlar (zeytinyağı, tereyağı) tüketin. Özel bir engel yoksa yumurtayı ihmal etmeyin.

Yanlış diyetler yapmayın, özellikle kötü detokslardan, açlık oruçlarından uzak durun.

- D vitamini rezervlerinizi doldurun: Güneşlenmek alzheimer’ı önleyen en etkili doktorlardan biri ve belki de en önemlisi.

- Kan değerlerinizi dikkatle izleyin: Kan şekerinizi normal hudutlar içinde tutmaya çalışın. Kan insülin seviyelerinizi düşürün.

Mümkünse 5’in altına indirin. Alzheimer ile gizli şeker arasında ciddi bir bağlantı var.

Bu nedenle de bazıları alzheimer’ı bir tür “Tip3 şeker hastalığı” gibi görüyor.

 

OKUR SORUSU : En iyi detoks hangisi

Alzheimer önlenebilir mi

Lavmanla detoksunun neden tehlikeli olduğunu daha sonra yazacağım.Bana sorarsanız detoksların en etkilisi “şeker detoksu”, en kirlisi ve tehlikelisi ise “bağırsak yıkatmak” yani “lavman detoksu”dur.

Haberin Devamı

Şeker detoksuna gelince... Bunun için sadece 15 günlük bir çabanız yeterli olacaktır. Üstelik bunun için detoks kamplarına gitmeniz de gerekmez. Yapacağınız şey son derece basit: Şeker ve unlu ürünlerden uzak 15 gün geçirmek. Bırakın tatlılardan vazgeçmeyi, kahveyi, çayı bile “şekersiz” içmek tabii ki bu süreci mutlaka işlenmiş tahıllardan, özellikle beyaz un (hamur işleri, ekmek), nişasta zengini sebzeler ve pirinçten uzak kalmak.

Eğer süreci daha da kalıcı hale getirmek istiyorsanız bu 15 günde daha çok tarçın tüketmeye, limona, sirkeye daha fazla yüklenmeye ve bu arada 15 günlük bir “sebze+protein kürü” uygulamaya çalışın.

Daha kalıcı ve etkili sonuçlar istiyorsanız detoksunuzu biraz daha uzatın. Ne mi olacak?

Haberin Devamı

Hemen kilo vermeye, hafiflemeye, gazdan, şişkinlikten, ödemden daha az şikayet etmeye, daha iyi uyumaya, uykudan daha zinde uyanmaya başlayacaksınız.

 

İYİ BİLGİ: 3 mü, 6 mı, 9 mu?

Alzheimer önlenebilir mi

Omegalar bedenimizde üretilemeyen elzem yağlardır. Sadece omega-3, 6, 9 gibi üç türü de yok. Mesela omega-5 var, nar çekirdeği yağında bol miktarda bulunuyor.

Sağlıklı yaşam için de önemli işlere imza atıyor. Omega-7 var, yabani iğdede bulunuyor, o da son derece etkili bir yaşlanma önleyicisi kabul ediliyor.

“3 mü, 6 mı, 9 mu?” tartışmasına gelince: Omega-3 ceviz, keten tohumu veya semizotu gibi bitkisel besinlerde de var ama hayvansal ürünlerden alındığında çok daha etkili.

Haberin Devamı

Balık şimdilik en güçlü doğal besin kaynağı. Destek olarak alındığındaysa ben birinciliği havyar omegasına, ikinciliği krill omegasına verip balık omegasını üçüncü sıraya koyarım.

Detayları başka bir yazıya bırakıyorum ama şimdilik şu kadarını söyleyebilirim: Havyar ve krill omegalarının “geğirtme, şişkinlik yapma, mideyi tahriş etme, ağızda balık kokusu oluşturma” gibi dezavantajları hemen hemen hiç yok.

Ayrıca bu ikilinin bağırsaktan emilimleri de balık omegasından daha fazla. Hücre duvarını geçip hücre içine girmeleri de (biyolojik yararlanımları da) balık omegasından çok daha iyi.

Omega-6’lar kötü yağların hemen hepsinde tıka basa bulunan yağlar. Mesela ayçiçeği, mısır özü, pamuk yağları neredeyse boğazlarına kadar omega-6 ile dolu. Peki zararlı mı omega-6’lar?

Haberin Devamı

Azı şart (karar), çoğu lazım değil (zarar)!

Omega-9’a gelince: Mükemmel bir yağ diyebilirim onun için. En zengin kaynağı da zeytinyağı.

Bu yazıdan çıkarılacak en önemli ders şu: “Omega ihtiyacı” söz konusu olduğunda omega-3 desteği anlaşılacak, bu bir.

İkincisi, omega-3 destekleri alınırken mümkünse ve bulunabiliyorsa havyar ve krill omegaları tercih edilecek. Mümkünse diyorum çünkü bunlar balık omegasından biraz daha pahalı ürünler.

Üçüncüsüne gelince: Omega-6’lara para vermek yazık, hele hele kapsüle girmiş omega-6’lara para vermekse kusura bakmayın ama hiç lazım değil. Zira evinizdeki ayçiçeği yağı şişesi zaten tıka basa omega-6 dolu.

Son bir bilgi daha: Kapsüle girmiş omega-9’a para vermek de yok, çünkü zeytinyağı zengini bir mutfağımız var.

 

OKUR SORUSU: Hindistancevizi yağı işe yarar mı

Alzheimer önlenebilir mi

Bazıları beyne diğer yağlardan daha iyi geldiğini, hatta alzheimer’ı önleme yeteneği olduğunu ileri sürüyorlar.Hindistancevizi yağı enteresan bir yağ. Üzerinde ciddi tartışmalar yapılan farklı bir besin.

Net ve açık bir kanıt yok. Kabul eden de var etmeyen de. Acele etmeyip beklemek lazım.

Ama bilinen şu: Bu yağın orta zincirli yağ asitlerinden zengin bir yapısı var. Depolanmayıp kolayca enerjiye çevriliyor.

Anne sütüne çok benzer yapıda olduğu bilgisine gelince: Bu da pek çok bilgi gibi “kirli bir bilgi!” Anne sütünü keçi veya eşek sütüne benzetenleri de, daha doğrusu bu muhteşem besini başka hayvanların sütüyle kıyaslayanları da ayıplıyorum.

OKUR SORUSU: Susam tohumu yağı mı, süt mü

Alzheimer önlenebilir mi


Ne alakası var hocam, süt ile susam tohumu yağı kıyaslanır mı demeyin. Okur sorusudur, sizden gelmiştir.

Yanıtlanacak. Afyonlu okurumuz bir yerlerde susam yağının kalsiyum içeriği bakımından zengin olduğunu, 100 gram susam yağında 100 ml sütten üç kat daha fazla kalsiyum bulunduğunu öğrenmiş ve bize bu soruyu yöneltmiş.

Yanıtımız şu: Susam yağı kalsiyum ihtiyacını gidermek için kullanılabilecek iyi bir besin değil.

Çünkü kalorisi çok ama çok fazla.

Ayrıca içinde sütte bol bulunan besleyici pek çok unsur, özellikle proteinlerin zerresi yok.

 

BİR SORU: Akşam yemeğini bırakalım mı


Beslenme enteresan bir alan. Tıpkı siyaset ya da spor gibi herkesin “mutlaka bir fikri olduğu” tehlikeli konulardan biri.

Bu nedenle “kirli bilgi”nin en çok cirit attığı alanlardan biri oldu. Bir “kirli bilgi” de şu...

Bir okurum “alkali diyet” öneren uzmanın bir röportajında “akşam yemeği diye bir şey olmamalı” dediğini duyunca bize yukarıdaki soruyu yöneltmiş, ayrıca aynı uzmanın kitabında “akşamları baklagil yenmemeli” gibi saçma sapan bir tavsiyenin olduğunu da yazmış.

Peki, doğru mu? İkisi de yanlış! Akşam yemeği yenmeli. Yenmeli ama biraz hafif tutulmalı, geç saatlere bırakılmamalı.

Yazarın Tüm Yazıları