Demirel’e, “Bir bilen” deniliyordu. CHP’liler ise Ecevit’e, “Bir bölen” diyorlardı. 12 Eylül’den sonra CHP’ye dönmeyip DSP’yi kurduğu için.
İnsanların bir hafızası olduğu gibi partilerin de bir hafızası var.
CHP’nin yeni ‘bir bölen’i Özgür Özel mi olacak?
Özgür Özel, CHP içinden yetişen, CHP Genel Başkanlığı gibi önemli bir görevi yapan bir lider.
CHP’nin evladı.
CHP’nin evlatları şimdi CHP’yi bölüyorlar.
Özgür Özel, CHP’nin tarihinde şimdiye kadar CHP Genel Başkanı olarak yer almıştı. Ama önümüzdeki hafta CHP’nin bölen adamı olarak yerini alacak.
ÖZGÜR ÖZEL-EKREM İMAMOĞLU İKİLİSİ
Böylece CHP ortadan ikiye bölünecek.
Peki kurulacak olan Yeni Parti ne yapacak? CHP’nin oy oranı ne olacak?
Özgür Özel’in parti kurmasını destekleyenlere göre Yeni Parti ilk seçimde tek başına iktidar olacak. Yüzde 38’den başlayıp yüzde 59’a kadar çıkaran anketler var.
Benim elimdeki anketler ise aynı şeyi söylemiyor. Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin kuracağı partinin CHP’nin oylarının üçte ikisini alacağını gösteriyor. Tabii şimdilik.
Neden şimdilik dedim? Parti kurulduktan sonra bu destek artabilir de azalabilir de...
Yeni Parti’yi yüzde 38’den başlatan anket firmalarının bir kısmı cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nun ilk turda yüzde 55’le yüzde 65 arasında kazanacağına dair anket sonuçları yayınlıyorlardı.
Özgür Özel’in kuracağı partinin ilk seçimde iktidar olacağını savunanların önemli bir bölümü, geçmişte Cem Boyner’in kurduğu YDH’yı, daha sonra Kemal Derviş, İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan’ın YTP’sini de yüzde 58 gösteriyorlardı. Yüzde 1.15 aldılar.
YENİ PARTİ GÖMLEĞİ
Ancak Ekrem İmamoğlu, CHP’nin bagajını sırtlamak istemeyince yeni bir partinin kurulmasına karar verildi. ‘Yeni Parti’nin bir özelliği var. CHP’siz bir parti olacak. Ama CHP tabanından oy alacak.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu eğer CHP’siz bir parti kurarlarsa siyasi hayatlarının en büyük ikinci yanlışını yaparlar. Özgür Özel’in birinci yanlışı CHP’den ayrılmak olur. CHP’yi bölmek olur. Anladığım kadarıyla kendilerini dev aynasında görüyorlar. ‘Yeni Parti’yi kurunca silip süpüreceklerini düşünüyorlar.
GENEL BAŞKAN ÖZGÜR ÖZEL
‘Yeni Parti’nin genel merkez binası olarak Gelecek Partisi’nin boşalttığı Mustafa Kemal Mahallesi’ndeki binayı düşünüyorlarmış. Bir an önce partiyi kurup, tabelayı asmak istiyorlar.
‘Yeni Parti’nin genel başkanı Özgür Özel olacak. Ekrem İmamoğlu bir ara genel başkanlık planı yapıyordu ama anlaşmaya varmışlar.
Ancak partide Özgür Özel’in çekirdek kadrosu olmayacak. Ekrem İmamoğlu, Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır, Burhanettin Bulut ve Umut Akdoğan’ı istemiyormuş. Özgür Özel, yakın arkadaşlarını nasıl satacak merak ediyorum. Özgür Özel de Turan Taşkın Özer’in yeni partide olmasını istememiş.
DOKUNULMAZLIKLARI KALKACAK MI?
Bu arada Meclis, ekim ayında yeni yasama dönemine
Haluk Levent’in pislikleri ortaya çıkınca, Elfida’yı dinleyemiyorum artık.
Birkaç kez dinlemek istedim ama eski tadı vermedi.
Müthiş bir aldatılmışlık duygusu hissettim.
Elfida, amansız bir hastalıkla mücadele eden 4 yaşındaki bir kız çocuğunun hayata tutunması için yazılmış bir şarkıydı. Yoksa Haluk Levent bunu da yardımsever insan imajını oluşturmak için mi yazmış duygusu yerleşti kafama.
Bir türlü bu soruyu kafamdan atamıyorum.
ŞARKILARI KİRLETTİN
Elfida’yı yıktın be Haluk Levent.
Sayende şarkılar kirlendi.
Çünkü darbe dönemlerinde “Genelkurmay’ın ışıkları yanıyordu” haberleriyle yetişmiştim.
Genelkurmay’ın önüne ulaştığımda askeri araçlar, onların biraz ilerisinde polis araçları ve sivil halkın geçişi vardı. Genelkurmay’ın önünde durup, bir süre içeriyi gözlemeye başladım. Bir yandan da içeri girmek için tanıdığım ne kadar general varsa arıyordum ama hiçbirinin telefonuna ulaşılamıyordu.
EMİR KOMUTA YOKTU
Bir kargaşa olduğu fark ettim. Bir darbe girişimi ilk andan itibaren zihnime yerleşmişti. Bir darbe vardı ama kimin darbesiydi. Emir komuta zincirinde mi yoksa bir kalkışma şeklinde miydi? Genelkurmay’ın önündeki kargaşadan emir komuta zincirinde olmadığı sonucunu çıkardım. Ama bir kalkışma olduğu netleşmişti. CNN Türk’e geçtim.
TARİHİ YAYIN
Yayına hazırladıkları sırada Hande Fırat, “Görüntü gelmedi” diyor, karşısındaki kişi, “Görüntüyü aktarıyorlar” diye karşılık veriyordu. Hande Fırat’ın çabaları sürerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın, “Biz söyleyelim, siz yayında aktarın o zaman” dediğini duyunca araya girip “Halk bizim ne düşündüğümüzü merak etmiyor. Cumhurbaşkanı’nı görmek istiyor, onun ağzından duymak istiyorum” dedim.
O sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Selvi doğru söylüyor” dediğini daha sonra öğrendim. Bunun üzerine Hasan Doğan, FaceTime’deki görüntüyü kastederek, “Bu konuşmayı yayına aktarın” dedi. Teknik servise sorduk. Bunun mümkün olmadığını söylediler. O arada telefonun ekranında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gördüm. İçim bir tuhaf oldu. Zamanla yarışıyorduk. “Bu şekliyle yayına alalım” dedim. Hande Fırat’ın, “Yayına giriyoruz” sesiyle yayına girdik. Yayının başında telefonun ekranını dik mi tutalım yoksa yan mı tutalım diye bir tereddüt yaşadık.
ERDOĞAN YAYINDA
Bunu sadece Yahudi zenginlere bırakmamışlar, Siyonist fonlar oluşturmuşlardı. En meşhuru Yahudi Ulusal Fonu’ydu. Dikkat çekmemek için değişik yöntemleri kullanıyorlar, Batı ülkelerinin vatandaşı olan zengin Yahudiler üzerinden arazi satın alıyorlardı. Şamlı, Lübnanlı, Beyrutlu büyük toprak ağalarından da alıyorlar, küçük çiftçilerin topraklarını satın alıyorlar, İngiliz yönetimi ise onları destekliyordu. Osmanlı yönetimi Siyonistlere toprak satışını engellemek için çeşitli tedbirler aldı ama Siyonist fonlar farklı yöntemlerle toprak alımını sürdürdü. Bu oranın yüzde 6-7 civarında olduğu söylenir ama İngiliz manda yönetiminin tahsis ettiği devlet arazileri gündeme getirilmez.
DERA, SUVEYDA VE KUNEYTRA
İsrail, toprak satın alarak yerleşme ve bulunduğu alanı genişletme projesini Suriye’de uyguluyor. Filistin topraklarını işgal etmeden önce toprak satın almışlardı, bu kez aynı yöntemi Suriye’de devreye soktular. Zaten Suriye’nin bir kısmı İsrail işgali altında. Golan Tepeleri’ndeki işgallerini her geçen gün büyütüyorlar. İsrail Savunma Kuvvetleri’ne bağlı güçler, Dera, Suveyda ve Kuneytra başta olmak üzere Suriye’nin güneyindeki birçok bölgede askeri olarak varlığını gösteriyor. Bu kapsamda keşif, gözlem ve devriye faaliyetleri adı altında birçok noktada kontrol noktalarına sahipler.
FİLİSTİN’DEKİ YÖNTEM
İsrail bununla yetinmiyor. Aynen Filistin topraklarında uyguladığı yöntemleri bu kez Suriye’de devreye sokmaya başladı. İşgalle yetinmeyen İsrail, Suriye’nin güneyinde toprak satın alarak kendi varlığını burada kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Sahadan gelen bilgiler, İsrail’in Mayıs 2026’dan beri Suriye’nin güneyinde arazi satın aldığı yönünde. Son aylarda arazi satın almalarını hızlandırmışlar. Özellikle de Suriye sınırından 15 km derinliğine kadar olan araziler için Dera ve Kuneytra’da muhtarlar, bölgenin ileri gelenleri ve gayrimenkul ticareti yapan kişilerle görüşmeler yapıldığı iddia ediliyor.
BATILI ÜLKE VATANDAŞLARI
Ambargolara maruz kaldık, Amerikan destekli darbeleri yaşadık. PKK ile mücadelede beklediğimiz desteği alamadık.
Kimi zaman ilişkilerimiz iyi oldu, kimi zaman kötü.
Geçmişe gidip yaşanan olayları sıralayacak olsam ansiklopedi yazmak gerekir.
Bugün geldiğimiz noktada ise Türk- Amerikan ilişkilerinde yeni bir sayfa açılıyor.
Türk- Amerikan ilişkilerinde yeni bir döneme giriliyor.
Bu yeni dönemin mimarları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump.
Trump
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, S400’lerle ilgili soruya, “Bizi izlemeye devam edin” yanıtını verdi.
Trump’ın ‘CAATSA yaptırımları kaldırılacak’ açıklamasından sonra S400’ler yeniden gündem oldu.
Çünkü S400’ler alınınca CAATSA yaptırımları geldi.
CAATSA yaptırımları kaldırılacaksa S400’ler ne olacak? Ya da ne oldu?
S400’leri kullanacak olan personelin Rusya’da eğitim aldığını biliyoruz. S400’lerin istendiği anda kısa sürede devreye gireceğinden haberdarız ama S400’lerin akıbeti hakkında bilgimiz yok. O nedenle de ‘CAATSA yaptırımları kaldırılıyorsa S400’ler ne olacak’ diye soruluyor.
S400’ler aktif hale getirildi mi? Yoksa kutusunda bekletiliyor mu? Ya da başka bir ülkeye gönderildi mi? S400 konusu tam bir muamma.
SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK
Amerika’yı en iyi bilen Türk gazeteci olan