Yakınlaşma zamanı

Bu yıl da İslam âleminin ikinci büyük bayramına eriştik. Bugün arife, yarın Kurban Bayramı. “Kurban” kelimesinin kökü, “akraba” kelimesinde de bulunan “yakınlaşma”dır.

Haberin Devamı

Peki ama bu “yakınlaşma”, bayram ziyaretlerinde birbirimize kavuşmamız mıdır sadece?

Yakınlaşma zamanı

HANGİ NİYETLE?

Kurbandaki “yakınlaşma”, özünde insanın kötülüğü emreden nefsini kurban ederek Yaradan’a yaklaşmasıdır. Kurbanın bu anlamı, Kuran’daki “Habil ile nefsine yenilen Kabil” kıssasında karşımıza çıkar: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: Hani ikisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, ‘Ant olsun seni öldüreceğim’ deyince, kardeşi: ‘Allah ancak sakınanların sunduğunu kabul eder’ demişti. (Maide, 27)” Bu kıssa, iyi niyet ve şükür amacı taşımayan bir kurbanın manevi kıymetinin olmadığını vurgular. Kuran, ayrıca şöyle der: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. (Hac, 37)” Yani ibadetteki asıl gaye maddenin kendisi değil, samimi ve iyi niyete bağlı olan manadır.

Haberin Devamı

Yakınlaşma zamanı

İNSAN KURBAN ETMEK

1.8 milyar Müslüman için kurban, “Allah rızası için” bir koyunun veya dananın kesilip etinin yakınlara ve “[açıkça] istemeyen veya istemek zorunda kalan fakire (Hac, 36)” ikram edilmesidir. Gelin görün ki söz konusu “kurban” ibadeti aynı zamanda insanlık tarihinin en eski geleneklerinden birine son vermiştir: “İnsan kurban etmek.”

*

İlahi dinler dışındaki pek çok inanışta “insan kurban etmek” sıkça rastlanılan bir gelenekti. Örneğin, Yunan kralı Agamemnon, Truva savaşını kazanmak uğruna kızı İfijenya’yı “savaş tanrıçasına” kurban etmekten çekinmemiştir. Mısır’da veya Viking-Ruslarda bir “sahip” öldüğü zaman, hizmetçileri de törenle kurban edilirdi. Azteklerden Afrika’ya, Mezopotamya’dan Çin’e kadar insan kurban edilmeyen bir arkaik kültüre rastlamak zordur.

ASLA ÖLDÜRME

İşte böyle bir ortamda ilahi hakikati arayan Hz. İbrahim, gördüğü bir rüya üzerine oğlunu kurban etmeye karar verir. Ancak Allah ona hitap ederek oğlunun yerine bir koç kurban etmesini emreder. Böylece inananlar, insan-çocuk kurban etme geleneğine son verirler. Ayrıca Tevrat, pek çok yerde insan kurban etmenin yasak olduğuna vurgu yapar. Masum birinin öldürülmesi Kuran’da da kesin bir şekilde yasaklanmıştır: “Bir insanı öldüren tüm insanları öldürmüş gibidir (Maide, 32).” Yani günümüzde kimilerince “vahşi” addedilen kurban ibadeti, semavi dinlerde insanların kurban edilmesini engelleyen çok önemli bir medeniyet aşamasıdır aslında.

Haberin Devamı

Yakınlaşma zamanı

HAKİKİ BAYRAM

Semavi dinlerle birlikte “insan kurban etme” geleneği son buldu. Ama gelin görün ki günümüzde bile insanların bireysel şiddete, aile içi şiddete, “sevgili-eş (!)” şiddetine kurban gitmediğini söyleyebilir miyiz? Zenginliğin paylaşılması uğruna gencecik insanların savaşlara, teröre kurban verildiği aşikâr değil mi? Hatta kimilerinin hırsları ve çıkarları için mukaddes değerleri kurban etmeye kalkışmadığını söylemek mümkün mü? Sözün özü, “insan” olma hedefinde yolumuz uzun ve meşakkatli. Bu yolculukta en büyük gıdamız ise sevgi, muhabbet, samimiyet ve iyi niyet. Yani kısacası “takva” ile yaptığımız her şey...

*

Gelin bayram vesilesiyle kini, kıskançlığı bir kenara koyup birbirimizle kucaklaşalım; ihtiyaç sahipleriyle yakınlaşalım. Yaşlıların ve yalnızların gönlünü kazanalım. Ve lütfen “insanların birbirini kurban etmemesi” için hayatını veren onca masum mahlukatın kıymetini iyi bilelim, onlara eziyet etmeyelim. Ayrıca bayram tatilinde trafikte terör estirmeyelim. Ancak böyle yaparsak bayram, hakiki manada bir bayram olabilir.

Haberin Devamı

BİR DOKTORLA BİRLİKTE KAÇ KİŞİ ÖLÜR?

Yakınlaşma zamanı

Hasta düştüğümüzde, kazaya uğradığımızda, hekimler bizim şifa ve hayatta kalma umudumuzdur. Ancak teşhis ve tedavi mutlaka olumlu sonuç vermeyebilir. Çünkü her hekim nihayetinde bir insandır ve elindekinden fazlasını yapma gücü yoktur. Yani doktor, “tanrı” değildir. Ama gelin görün ki doğru manevi değerlerin yerleşmediği dimağlar, bir yakınlarının ölümünden doğrudan doktorları sorumlu tutabiliyor. Sanki insanları yaşatma gücü, onların iki dudağı arasındaymış gibi! Sonuç, malum: Sağlık personeline yönelen şiddet ve cinayet! Oysa bir doktor öldüğünde onunla birlikte pek çok kişinin şifa bulma imkânı da ölür. Bir doktor öldüğünde, sevenlerinin yaşam sevinciyle birlikte onca yıllık emeği ve bilgi birikimi de yitirilir. Hayatın pek çok alanında “sağlıklı” manevi değerlere sahip olmak, sandığımızdan da hayati önemde. Hastalıkta ve sağlıkta, her türlü “şiddete hayır!”.

Yazarın Tüm Yazıları