Maçın ilk yarısında Beşiktaş adına tempolu, dinamik, etkili ve hareketli bir oyun izledik. Özellikle ev sahibi olmanın avantajını kullanan siyah beyazlılar, ilk dakikadan itibaren baskıyı kurup tempoyu yükseltti ve Orkun’un golüyle öne geçti.
Bu golü değerlendirirken yalnızca son vuruşa bakmamak gerekiyor. Orkun, orta saha yuvarlağında sırtı dönük aldığı topu zor şartlarda sağ tarafa aktardı. Ardından ceza sahası yayına kadar deplase oldu ve Cerny’den gelen pası usta işi bir vuruşla ağlara gönderdi. Yani Orkun, sadece golü atan oyuncu değil, golün başlangıcından bitişine kadar her aşamasında rol oynayan isimdi. Hem oyun aklı hem de bitiriciliğiyle kalitesini gösterdi.
GOLDEN SONRA NEDEN GERi ÇEKiLDi?
Ne var ki bu golün ardından Beşiktaş’ın neden geri çekildiği anlaşılır gibi değildi. Tempoyu ve baskıyı sürdürmek yerine oyunu rakibine bıraktı. Kocaelispor da bu fırsatı değerlendirerek Beşiktaş’ın üzerine gelmeye başladı.
Bu bölümde Nübel, yüzüyle çıkardığı topta önemli bir müdahalede bulundu. Ancak gözündeki rahatsızlığın etkisi miydi, yoksa başka bir durum mu söz konusuydu, bilinmez; devamında yandan gelen bir topu sağlıklı şekilde uzaklaştıramadı. Yaptığı hata, Beşiktaş’ın kalesinde golü görmesine neden oldu. Beşiktaş, bu golün ardından kazandığı penaltıyı gole çevirerek yeniden öne geçti. Cerny’nin sakatlığı da ilk yarının dikkat çeken gelişmelerinden biriydi.
iTALiANO YORGUNLUĞU FARK ETTi
İkinci yarıda Beşiktaş, Kocaelispor’un üzerine gelmesine bir ölçüde daha fazla izin verdi. Yeşil siyahlılar bu bölümde pozisyonlara girdi ancak fırsatları değerlendiremedi. Maçın sonuna kadar oyunun içinde kalan Kocaelispor karşısında Beşiktaş, ilerleyen dakikalarda farkı artıracak hamleleri yapmakta zorlandı. Siyah beyazlılarda son bölüme doğru yorgunluk belirtileri de gözlendi. Bu durumu fark eden İtaliano, yaptığı oyuncu değişiklikleriyle oyuna müdahale etti.
Sonuçta siyah beyazlı takım, ilk yarıda yakaladığı skor avantajını korumayı başardı ve haftayı üç puanla kapattı.
Maç çok kötü bir zeminde oynandı. Açıkçası ligimize yakışmayan bir zemin. Fenerbahçe, derbi mağlubiyetinin ardından deplasmanda kontrollü başladı. İlk yarıda iki takım da birbirine üstünlük kuramadı. Gaziantep, Sorescu ve Kozlowski üzerinden Fenerbahçe’nin boşluklarını aradı. Bulduğu pozisyonlar, geçen haftaki Göztepe maçının adeta kopyasıydı. Pozisyon zenginliği açısından Gaziantep bir adım öndeydi. Fenerbahçe’nin ise Guendouzi ile kaçırdığı net bir fırsat vardı.
HAKEM, ARDA’NIN KALECiYE VERDiĞi GERi PASI ÇÖZEMEDi
Hakem Mehmet Türkmen’e ilk yarıda çok fazla iş düşmedi. Ama düştüğünde de doğru kararlar veremedi. Bir net sarı kartı atladı, verilmemesi gereken bir sarı kart gösterdi. Ama asıl kritik pozisyon Arda’nın kaleciye pası. Arda topu kalecisine bilerek, isteyerek ve ayağının içiyle kontrollü gönderiyor. Kaleci topu elle kontrol ediyor. Burada karar net: Endirekt serbest vuruş. Hakem bunu çözemedi.
Ve maalesef Mehmet Türkmen söz konusu olduğunda, bu tür temel karar hatalarını artık şaşırtıcı bulmamaya başladık.
Fenerbahçe ikinci yarıya daha istekli, daha iştahlı ve daha baskılı başladı. Ancak bu baskı döneminde yakaladığı fırsatları değerlendiremedi. İlk 15 dakikadan sonra Gaziantep baskıyı kırdı ve oyunu yeniden dengeledi.
Bu bölümde Guendouzi’nin geç kaldığı pozisyon, ardından Kerem’in direğe takılan şutu ve Greenwood’la yakalanan fırsatlar vardı.
İsmail Kartal da oyunun gidişatını değiştirecek hamleleri yaptı. Daha fazla verim alabileceği oyuncuları sahaya sürdü. Fenerbahçe son bölümde risk aldı, rakibinin üzerine gitti. Greenwood’un direkten dönen şutu da vardı. Ama bitiş düdüğü geldiğinde tablo değişmedi. Fenerbahçe’nin kan kaybı devam etti.
3 UZATMA DAKiKASINI NEYE GÖRE VERDiN?
Beşiktaş maça çok baskılı başladı ve bütün hatlarıyla Erzurumspor’un kalesine yüklendi. Kanatları oldukça etkili kullandı, dikine oynadı. Mücadele gücü ve iştahı oldukça yüksekti.
Derbi galibiyetlerinin ardından bu tür maçlar her zaman tehlikelidir. Çünkü motivasyon düşebilir. Ancak dün Beşiktaş buna izin vermedi. Erzurumspor, ilk yarıda yaklaşık 5-6 dakikalık bir bölümde Beşiktaş’a karşılık verebildi. Ancak siyah beyazlılar önce Emirhan Topçu ile duran toptan golü buldu. Ardından Leandro Trossard’ın Arsenal’de attığı golleri hatırlatan çok şık bir gol geldi. Böylelikle Beşiktaş devreyi 2-0 önde kapattı.
ORKUN’UN GEREKSiZ ISRARI
İki takım arasındaki güç farkı çok netti. Erzurumspor’un daha önceki maçlarında da gördük; bu takımın ligde kalabilmesi için devre arasında ciddi takviyelere ihtiyacı var. Beşiktaş adına ilk yarının tek olumsuzluğu Orkun’un gördüğü sarı karttı.
Orkun Kökçü bu gereksiz kartları görmek konusunda biraz fazla ısrarcı.
Hakemlerle kurduğu iletişimi zaman zaman gereğinden fazla uzatıyor. Orkun’un buna dikkat etmesi gerekiyor.
İkinci yarıda da Beşiktaş’ın iştahı ve arzusu devam etti. Bulduğu pozisyonlarda Ertuğrul başarılıydı. Fakat farkın daha da açılmasını engelleyemedi ve kalesinde üç gol gördü.
HERKES TEK YÜREK OLMUŞ
Sezonun ilk derbisinde 4. haftada Fenerbahçe ile Beşiktaş karşı karşıya gelirken ilk devre kısmen de olsa tempolu bir oyun vardı. İlk 25 dakikada iki takım da birbirine üstünlük kuramazken, karşılıklı pozisyonlar üretildi. 26. dakikada Fenerbahçe, Milan Skriniar’ın golüyle öne geçti. Taç atışından gelen topun golle sonuçlanması, Beşiktaş savunmasına, özellikle de Agbadou’ya yazar.
lk yarıda hem hücumda hem de savunmada yaptığı kritik müdahalelerle Milan Skriniar, Fenerbahçe adına ön plana çıkan isim oldu. Orta sahaların çarpışması beklenen derbide ise ilk 45 dakika tam tersine gelişti. Her iki takımın orta sahası da oyunu kontrol etmekte zorlandı; adeta orta sahalar yok gibiydi.
Fenerbahçe’nin golünden sonra Beşiktaş daha fazla boş alan buldu ve rakibine oranla daha fazla pozisyon üretmeye başladı. Bu baskının sonucunda Trossard’ın akıl dolu pasında Rıdvan, çaprazdan yaptığı tek vuruşla skoru eşitledi.
EDERSON FARKI ÖNLEDi
İkinci yarıda, özellikle 55-60. dakikalardan sonra Beşiktaş oyun ve pozisyon üstünlüğünü tamamen eline aldı. Fenerbahçe orta sahasının fiziksel olarak düşmesiyle Beşiktaş’ın fiziksel gücü ön plana çıktı ve siyah-beyazlılar arka arkaya pozisyonlar üretmeye başladı.
Bu bölümde Ederson yaptığı kritik kurtarışlarla Fenerbahçe’yi oyunda tuttu. Ancak Orkun’un “al da at” dercesine Vlahovic’in önüne bıraktığı topta Sırp golcü hata yapmadı ve Beşiktaş’ı öne geçirdi.
kinci 45 dakikada istediğini sahaya yansıtan Beşiktaş, üstünlüğünü skora da taşıyarak üç puanı almasını bildi. Fenerbahçe’nin farkın daha fazla açılmasını engelleyen isim ise yaptığı kritik kurtarışlarla kaleci Ederson oldu.
SKRİNAR DA VLAHOVİÇ DE KIRMIZI KART GÖRMELİYDİ
Mehmet Türkmen daha hakemlikte emeklerken, kendisine FİFA kokartı takıldı ve Ferhat Gündoğdu tarafından adeta “Hadi, koş!” denildi. Oysa daha ayağa kalkıp yürümeyi öğrenememiş birisine koş derseniz, bir süre sonra ayakları birbirine dolanmaya başlar. Türkmen özellikle 12. Kural konusunda çok ama çok zayıf bir hakem görüntüsü veriyor. Gündoğdu, bazı hakemlere; genç, yabancı dil biliyor veya fiziği iyi diye maç yönettirerek, olmayacak duaya amin dedirtmeye çalışıyor.
DAViNSON SANCHEZ’iN ELi DOĞAL KONUMDA
Göztepe'nin 87. dakikada penaltı beklediği pozisyonda Davinson Sanchez’in eli doğal konumda. Dolayısıyla burada penaltı verilmemesi doğru karar. 63. dakikada Galatasaray lehine verilen penaltıda asıl sorulması gereken şu: VAR hakemi Pawel Malec, protokolde yer alan hangi kriterleri göz önüne alarak Mehmet Türkmen’i penaltı kararı için monitöre çağırdı? Bu temas, hakemi inceleme için monitöre çağıracak kadar yeterli miydi? Gönül ister ki; iletişim danışmanı, MHK Başkanı ve Anthony Taylor bu pozisyonu birbirlerinden tamamen bağımsız şekilde yorumlasın. Bakalım birbirlerinden habersiz yapacakları değerlendirmelerin sonunda nasıl bir “ortak akıl” ortaya çıkacak!
5 SANiYE MUAMMASI
İlk 45 dakikada Mehmet Türkmen’in verdiği bazı faul kararları gerçekten hakemliği adına ciddi soru işaretleri oluşturacak nitelikteydi. Öyle düdükler çaldı ki, zaman zaman ortaya çıkan görüntü komik denecek seviyedeydi. Bu arada sezon başından beri dikkatimi çeken başka bir konu daha var: Hakemlerimiz 5 saniyeyi kaç saniyede sayıyor? Bunun da mutlaka incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta bir adım daha ileri gideyim: Kale vuruşlarında olduğu gibi, ceza sahası içerisinden kullanılacak tüm vuruşlar için de 5 saniyelik bir süre sınırı getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü oyunun hızına ve topun oyunda kalma süresine doğrudan etki eden bir faktör bu.
VAR HAKEMi MALEC KENDi ÜLKESiNDE CEZALI!
Bir diğer konu da VAR kadrosundaki hakemlerin eğitimi ve gelişimi amacıyla Türkiye’ye getirilen yabancı hakemler... Bu isimler arasında yer alan Polonyalı Pawel Malec’e belli ki en az iki maçlık bir görev planlaması yapılmış. Ancak Malec, kendi ülkesinde yakın dönemde ciddi VAR hataları nedeniyle görevden uzaklaştırılmış bir isim. O halde sorulması gereken çok net: Hangi somut kriterler üzerinden Pawel Malec, Türk VAR kadrosundaki hakemlerinden daha güvenilir bulundu? Ve daha önemlisi; MHK hangi kriterlere dayanarak bu hakemi eğitim ve gelişim için Türkiye’ye çağırdı?
G.SARAY KENDİSİ GİBİ OYNAYINCA
Alanyaspor-Beşiktaş maçının hakemi Adnan Deniz Kayatepe ve VAR’daki Bülent Birincioğlu maçın kaderine etki etti. Her ikisi de çok çok kötü bir performans sergiledi. Sezona çok iyi başlayan Beşiktaş’a nazar mı değdi, Kayatepe mi çarptı artık bilinmez!
Yıllarca türlü entrikalarla amacına ulaştı, sonunda kendi hakem kadrosunu kurdu. İlk iki hafta itibarıyla görünen o ki; Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun kurduğu bu düzen, hakemliği düzeltmek bir yana, bu kadrodaki bazı hakemleriyle sezona tüy dikecek gibi.
Şimdi gelelim Alanya-Beşiktaş maçının tartışmalı pozisyonlarına...
ŞiDDETLi HAREKET KIRMIZI KART
DAKiKA 8: Topsuz alanda Fidan Aliti’nin Leandro Trossard’a tokat atması... Şiddetli hareket. Karşılığı kırmızı kart olmalıydı
GÖRÜNTÜLERE GÖRE GOL
DAKiKA 19: Beşiktaş’ın iptal edilen golündeki Aliti-Oh pozisyonunda şu ana kadar gösterilen açılar, net bir faul olduğunu ortaya koymuyor. Mevcut görüntülere göre golün verilmesi gerekirdi. Pozisyonda bir temas varsa da, bu daha çok karşılıklı çekme şeklinde görünüyor. Ferhat Gündoğdu’nun dediğine göre hani basit müdahalelere faul düdüğü çalınmayacaktı. Sadece göz boyama işte. Kayatepe o derste yoktu sanırım
CEZA SAHASI DIŞINDA
Gençlerbirliği'nin 37. dakikada attığı ilk golden önce Guendouzi-Ensar mücadelesinde devam kararı doğru; faul yok. Lakin standart açısından, Konyaspor-Rizespor maçında verilen penaltı ile karşılaştırınca, MHK Başkanı’nın “Basit faullere düdük çalınmayacak” söylemi çok da tutarlı kalmıyor. Mesele tek tek kararlar değil, aynı kriterin tüm maçlarda uygulanabilmesi.
49. dakikada Mert Müldür’ün Gençlerbirliği ceza alanında yaptığı kafa vuruşu sırasında Seko Koita’nın kontrolsüz olarak yaptığı müdahale penaltı olmalıydı.
71. dakikada Talisca’nın şutunda kaleye doğru giden topta Goutas’ın eli doğal konumda değildi, dolayısıyla bu çarpmaya penaltı verilmeliydi.
Kasımpaşa-Trabzonspor maçında hatalı penaltı veren Gürcan Hasova’dan sonra dün de Oğuzhan Aksu ile beraber hakemler uçuşa geçti! Bu arada gelişime katkıda bulunacak yabancı VAR hakemi Andrew Donaldson Dallas herhalde VAR odasında ‘DİZİ’ izliyordu.
1-0’DAN SONRA DEFANSI SÜREKLİ İLERİ ÇIKARMAK GEREKLİ MİYDİ?
İsmail Kartal'ın rotasyonlu Fenerbahçesi maça istekli ve baskılı başladı. Bu istek ve baskı, son beş resmi maçında da gole imza atan Talisca ile skora yansıdı. Golde ise rotasyon sonrası ilk 11’de başlayan Oğuz ve Levent’in katkısı büyüktü.
Fenerbahçe golden sonra adeta maç berabereymiş gibi stoperlerini de ileri çıkararak baskısını aynı yoğunlukta sürdürdü. Ancak öndeyken bu denli baskılı oynamak, stoperleri sürekli ileri çıkarmak ve arkada boşluklar bırakarak bu kadar risk almak gerçekten gerekli mi?
25-30. dakikalardan sonra Gençlerbirliği kısmen de olsa oyunda dengeyi kurdu. Fenerbahçe’nin geriden çıkışı sırasında Ake’nin Guendouzi’ye attığı pas ve ardından onun yaptığı bireysel hata sonucunda Gençlerbirliği golü buldu ve ilk yarı berabere tamamlandı.
Geçen sezon öncesi Ferhat Gündoğdu’nun temenni ve açıklamaları özetle, “Hakemlikte yeni bir sistem kuracağız; performansı ölçeceğiz, başarılı olanı yukarı çıkaracağız, hakemi güvence altına alacağız ve sezon sonunda konuşulan şey hakemler değil futbol olacak” şeklindeydi. Eh, olduğu kadarıyla işte. İdare edin. Aynı nakarat! 2026-2027 sezonu öncesi seminerde ise bu kez: “Yeni sezonda oyunun hızını artıran, futbol akışını koruyan ve oyunun marka değerini yükselten bir hakem anlayışı ortaya koyacağız. Oyunun kalitesini düşüren, süreyi boşa harcayan ve futbolun ruhuna zarar veren her davranışla oyun kuralları çerçevesinde kararlılıkla mücadele edeceğiz.” Kısacası yine aynı mesaj: “Hakemlik müessesesi olarak sadece futbolu konuşturacağız” denmiş MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tarafından... Bu arada TFF ‘Fantezi Ligi’ için ilk adımı attı. Gerçeği ortadayken ayrıca bir fanteziye gerçekten gerek var mı? Şahit olmayı bekliyorsanız, yakında başlıyor.
‘EL’LERE MUHTAÇ BIRAKMAYAN ELiT HAKEMLER
Ferhat Gündoğdu’nun yeni icraatlarından biri, Anthony Taylor’ı ‘Elit Hakem Direktörü’ olarak göreve getirmek. Dikkatinizi çekerim: ‘Elit hakem.’ ‘El’lere muhtaç bırakmayan elit hakemlerimiz var da kamuoyu bunun farkında değil mi? Taylor; hakemliğin teknik gelişimi, eğitim programlarının sıfırdan revize edilmesi, yani bugüne kadar yapılanlar demek ki işe yaramamış ve MHK başkanı standardında! Avrupa’da bir hakemlik aurası oluşturulması amacıyla getirildi. Peki Taylor gelir gelmez, daha kramponlarındaki çimlerini temizlemeden ne dedi? “Karar alırken profesyonellik, cesaret ve adalet bizimle olmalı.” Ne yazık ki, ‘bu kavramlar bizimle olmalı’ diyorsa, bazı zatların sizinle olmaması gerekiyor demektir.
KISA SÜREDE TÜRKiYE’Yi VE FUTBOLUMUZU ÇÖZER
Ferhat Gündoğdu, güven kaybına uğrayan Portekizli ekibin ardından, sezon boyunca hakem kararları ve yeni kuralların uygulanmasına yönelik eleştiriler karşısında öne süreceği yeni ‘kalkanını’ bu kez İngiltere’de buldu. Asıl soru ise şu: Bu değişiklik, sahadaki uygulamalarda gerçek bir standart mı sağlayacak, yoksa yalnızca kamuoyundaki güven sorununu yönetmeye yönelik yeni bir vitrin mi olacak? Anthony Taylor kısa sürede Türkiye futbolunu ve hakemlik iklimini çözer. Sistemin dinamiklerine hâkim olur; kim ne yapıyor, kim neyi yönetiyor öğrenir. Sezonun yarısı bile gelmeden Ferhat Gündoğdu gönderilir. Sonrasında direktör Taylor, TFF’nin bir sonraki seçimine kadar hakem ve VAR atamaları da dahil olmak üzere hakemlik sistemine ilişkin her şeyin tek yetkilisi ve tek sorumlusu olur.
iNGiLiZ MANTIĞI TÜRKiYE’YE ENTEGRE OLUR MU?
Türk hakemliğinin eğitimi ve geleceği için önce Hollandalı, ardından sırasıyla İtalyan, İskoç, Kuzey İrlandalı, Portekizli ve nihayetinde İngiliz modeline geçiliyor. Şimdi sıra Anthony Taylor’da. Fakat burada ciddi bir soru var: İngiltere futbol hakemliğinin mental yapısının Türkiye’ye entegre edilmesi ne kadar mümkün? Daha önce buraya gelen yabancı eğitimcilerin önemli bir bölümünde benzer bir süreç yaşandı. Başlangıçta kendi sistemlerini, bakış açılarını ve futbol kültürlerini getirdiler; ancak belli bir süre sonra bu ortamın onları da ‘Türkleştirmesi’ kaçınılmaz hale geldi. Şimdi aynı akıbet Anthony Taylor’ın da başına gelir mi? Premier Lig’i takip ettiğimizde özellikle 12. Kural’ın ciddi faul, şiddetli hareket ve ceza sahası içerisindeki penaltı değerlendirmeleriyle birlikte VAR uygulamalarında belirli bir çizgide olduğunu görüyoruz. Taylor’ın bu paralelde yeni kuralların uygulanmasında ve verilecek kararlarda Türkiye’de ne kadar başarılı olacağını ise zaman gösterecek. Çünkü Türkiye’de mesele sadece kuralı bilmek değil. Mesele, kuralı aynı standartta, aynı cesaretle ve aynı kararlılıkla uygulayabilmek.
HAREKETLi BiR SEZON BiZi BEKLiYOR