GeriUğur MELEKE 2025 Şampiyonlar Ligi finalinde kimler olacak?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

2025 Şampiyonlar Ligi finalinde kimler olacak?

27 sezondur ‘Şampiyonlar Ligi’ formatıyla düzenlenen Kupa 1’in 54 final biletinin 37’sini aynı yedi takım kazandı: Real Madrid (7), Milan, Juventus (6), Barcelona, Bayern (5), Manchester, Liverpool (4)...

Yani final biletlerinin yaklaşık yüzde 70’i aynı 7 takıma gitmiş. Finallerin tekelleşmesiyle ilgili bir başka çarpıcı veri de şu: 2000-2010 aralığında tarihindeki ilk Kupa 1 finalini oynayan tam 5 yeni takım izlemiştik: Valencia, Leverkusen, Monaco, Arsenal ve Chelsea... Oysa 2010-2020 arası tek takım yaşayabildi o heyecanı. O da Tottenham... Üstelik 2000’lerde Devler Ligi finali yapan o beşlinin dördünün de bir daha oralarda olamadığını görüyoruz. Yani kartel güçlenmiş, tekelleşme derinleşmiş.

YENİLERE YER YOK

2000’ler umut vericiydi. 2010’larda galaktik büyükler, dükkânı yenilere kapadı. Peki 2020’ler nasıl olacak? 2021’i-2022’yi aşağı yukarı öngörebiliyoruz, ama mesela 2025 Devler Ligi finalini acaba kimler oynayacak? Bence Leipzig, Ajax ve Lyon gibi üç iyi organizasyonun 2020’lerde ana masada olma ihtimalleri var. Ancak onları bir devam yazısında ele alacağım. Bugünkü yazı, İngiltere ve İspanya’nın devlerinin yakın geleceğine dair bir küçük önizleme...

REAL MADRID VE BARCELONA

La Liga, koronavirüs nedeniyle durduğunda Barcelona lider, Real ikinci sıradaydı. Ancak ligi yakından takip edenler bana hak vereceklerdir; Barcelona’daki Messi ağırlığı bu sezon daha da belirginleşti. Gerek başkanla futbolcular arasındaki derin kriz, gerek Suarez ve Dembele’nin sakatlıkları, gerek Griezmann’ın takım tarafından kabul görmeyişiyle Katalan ekibi, son 15 yılda ilk kez Messi’ye bu denli bağımlı hale geldi.

YÖNETSEL KRİZ VAR

Gelecek yılki seçimde başkanı göndermeye ant içen futbolcular bunu başaramazlarsa kriz daha da derinleşebilir. Şu anda umutlar Neymar’ın Barcelona aşkına bağlanmış durumda ama Setien’in sıradanlaşan orta sahasına da takviye yapması gerekiyor. Uzaylı Messi’nin ben bir 5 yıl daha en üst seviyede oynayacağına inanıyorum, ancak Barcelona’daki bu yönetsel kriz durumu çözülmedikçe, yakın gelecek çok parlak görünmüyor. Puan olarak Barcelona’nın gerisinde görünen Real Madrid’se planlama açısından ezeli rakibinin çok önünde. Evet 4 Devler Ligi madalyası alan takım yaşlandı, ama transferde yapılan doğru hamlelerle efsanevi 11’in alternatifleri de hazırlandı. Zidane’ın dönüşü, Avrupa futbolunun kaderini değiştirebilecek bir hamle. Ben Zidane’ı, 2020’lerde Klopp’u durdurabilecek isim olarak görüyorum. Marcelo ağırlaştı ama Mendy şimdiden taraftarın kalbini kazanmış görünüyor. Üstelik Sevilla’da kiralık olan Reguilon da çok iyi bir alternatif olarak geri dönecek.

TEK EKSİK SANTRFOR

Sağ bekte dünyanın en iyilerinden birine, şu anda Dortmund’da kiralık olan Hakimi’ye sahipler. Zidane bu sezon Modric ve Kroos’u büyük maçlarda bir arada kullanmıyor. Ama artık elinde bence 2020’lere damga vuracak o müthiş adam var: Federico Valverde. Orta saha için iki kiralık alternatifi de Arsenal’deki Ceballos ve Sociedad’daki Oodegaard. Real Madrid’in tek eksiği olan santrfor pozisyonu için iki hedefi var: Biri, 2021’de Dortmund’dan 70 milyonluk çıkış opsiyonu olan Haaland. Diğeri de 2022’de PSG ile kontratı biten Mbappe. Bence Real Madrid, santrfor eksiğini de tamamlarsa 2020’lerin en komple takımı.

2020'LER ARSENAL'IN OLABİLİR

2019’un 4 final biletine ambargo koyan İngilizler, bu sezon şimdiden Avrupa’da 4 takıma düşmüş durumdalar. Bunun sebebi, top 6’nın 4’ünün birden geçiş sürecine girmeleri. Menajer değişikliği yapan dörtlüden Tottenham’ın gelecek sezon tekrar Pochettino’ya döneceğini düşünüyorum. ManU’nun yapılanması doğru, ancak elit seviyeye gelmek için çok daha fazla transfere ihtiyaçları var. Chelsea de doğru yolda. Bir klas santrfor takviyesiyle 2020’lerin ana oyuncularından biri olabilirler. Ama burada esas parantezi Arsenal’a açmak gerek. Arsenal, şu anda Real Madrid’e benzer şekilde harika bir genç jenerasyon yakalamış durumda. Ellerinde belki de Avrupa’nın en iyi 10 santrforundan ikisi Auba ve Lacazette varken, benim 2020’lere damga vuracağına inandığım 18’lik Martinelli’yi de saflarına kattılar. Bir başka 2001’li Bukayo Saka’yı da sol beke devşirerek bence gelecek 10 yıllarını kurtardılar. Henüz yüzde yüz potansiyellerine ulaşmamış Pepe (24), Maitland-Niles (22), Nketiah ve Willock (20) da dahil, Arteta’nın elinde bir fırsat grubu var. Evet, savunma göbeğinde korkunç bir rotasyona sahipler ama oraya da önümüzdeki sezon Saliba geliyor. Eğer sezon sonunda Zidane, tercihini elindeki deneyimlilerden yana kullanır ve Ceballos’u da Arsenal’a bırakırsa, ben 23 yaşındaki İspanyol virtüözün Avrupa futboluna damga vuracak kapasitede olduğuna inanıyorum. Tabii ki Liverpool ve City’nin dominasyonu kısa vadede kırılmayacak. Ancak Arsenal elindeki madeni doğru işleyebilirse, 2020’lerin sürpriz çıkışını gerçekleştirebilirler.

X

Gösterişli futbol bekledik ama Türk tipi faul şöleni izledik

Maalesef bu ülkede oyun akmıyor. Akamıyor. İsyanım Trabzon-Hatay maçına özgü değil. Süper Lig’in bütünü böyle.

Hatayspor ligin topa sahip olmaya ve olumlu futbol oynamaya çalışan takımlarından biri. Dün de maçın önemli bölümünde daha etkili oynadılar, denemekten vazgeçmediler ve Abdullah Avcı’nın aşırı defansif hamleleriyle değişen oyunun neticesi olarak puanla çıktılar Trabzon’dan. Abdullah Avcı takımları tarih boyunca bu tarz topu paylaşan rakiplere karşı faydacı oynamıştır. Buna saygı duyuyorum elbette. Ama 79’da Berat/Nwaakeme, 88’de Kamil/Yusuf değişiklikleriyle vitesini olağanüstü düşürdü takımının. Beşinci vitesten dörde/ üçe düşebilirsiniz, ama birinci vitese gerilediğinizde fatura ödemeniz normal.

SÜPER LiG’iN KADERi BU

Esasında biri zirve yarışı yapan, biri de muhtemel Konferans Ligi bileti kovalayan iki iyi takımın maçından daha gösterişli bir futbol bekliyorsunuz. Ama maalesef bu ülkede oyun akmıyor. Akamıyor. Futbol yerine en az yarısında düdük çalınmaması gereken ‘Türk tipi fauller şöleni’ izliyoruz maalesef. İsyanım sadece bu maça özgü değil. Süper Lig’in
bütününün kaderi bu. Bu lige özgü faul tipleri oluştu artık: 

1- İki kişi arka arkaya koşuyorsa öndeki kendini sebepsizce yere bırakıyor. Banko alıyor faulü. Dün 35’te Yusuf’un Nwakaeme’den, 51’de Serkan’ın Boupendza’dan aldıkları fauller tam da bu tiptelerdi. 

2- İki kişi arka arkaya duruyorlarsa da topa sahip olan poposunu yaslayıp bırakıyor kendini yere.

3- Hava topunda sıçramayan faulü alıyor, çünkü sıçrayandan bir temas geliyor muhakkak. Çok fazla havadan oynanan Süper Lig’in bir başka kanayan yarası bu.

4- Topa vuranın ayağı henüz havadayken, bloklamak isteyenden aldığı istemsiz darbeye de maalesef anlamsız faul düdükleri çalınıyor. 40 yaşını geçmiş hakemlerin büyük bölümünden zaten ben umudu kestim. Ama hiç olmazsa Zorbay Küçük gibi yeni nesil hakemlerin bu numaralara aldanmamaları gerek.

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş 60. dakikada adeta kontak kapattı

Karaman, son yarım saatte ileri 4’lünün yerini sürekli değiştirerek rakip savunmanın dengesini bozdu.

Futbolda özgüven önemli bir faktör. Altyapısından yetiştiği Manchester United’da istenmeyen adam ilan edilen, zaman zaman komedi unsuru haline gelen Lingard kendisine güvenilince West Ham’da kahraman oldu. İngiliz Milli Takımı’na döndü. Ankaragücü’nde de son 11 maçta birçok şey değişti. Elbette birçok “hikmet” var bu değişimde. Ancak en üst sıraya belki de özgüveni yazabilirsiniz. Lingard tarzı geri dönüşlerle dolu Ankara ekibi. Dün Ankaragücü’nün sahaya çıktığı 11’in bu kadar ofansif olmasını da ancak son 2 ayda yükselen özgüvenle açıklayabilirsiniz. Dört forvet (Geraldo, Paintsil, Emre, Badji) önde. İki orta sahanın ikisi de yetenekli (Alper ve İbrahim).

SENARYO DEĞiŞTi

Böyle bir 11’le top sizdeyse rakibinizi zor durumlara düşürürsünüz. Ama top size geçmezse bu 11’in verimli olması güç. Dün ilk bir saat top Beşiktaş’ta kalınca, siyah beyazlılar kaybettikleri topları çabuk geri kazanınca rakiplerine oyun fırsatı vermediler. Ankaragücü’nün maçtaki ilk şutu da 60’ta geldi zaten. Ancak son yarım saatte senaryo değişince Ankaragücü’nün yetenekli 11’i özelliğini gösterdi.

FiZiKSEL GERiLEME VAR

Hikmet Hoca ilerideki dörtlünün yerini sürekli değiştirerek Beşiktaş savunmasının dengesini bozdu. Maça Badji solda başladı, 15’te Geraldo sola geçti. İkinci yarıya solda başlayan Paintsil, Rosier ile ikili mücadelesinden ilk penaltıyı çıkardı. Orkan girdikten sonra Paintsil sağa geçti ve bu kez Gökhan’la olan mücadelesinden çıkardı penaltıyı. Beşiktaş’ta bir fiziksel gerileme söz konusu. Dün 60’ta kontak kapattılar sanki. Atiba, Erzurum maçında 4 top kaybı yapmıştı. Dün de bir top kaybı penaltıya sebep oldu. Sergen Yalçın dün Dorukhan-Necip’i sokarak orta sahasını sertleştirmeye çalıştı ama momentum Ankara ekibine geçti bu tercihlerle. 84’te değil de, daha erken müdahale gerekiyordu belki de oyuna.

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/Wj_qu4lWDUE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe 2-8-0 oynadı

Sarı lacivertliler en doğru dizilişle sahaya çıktı.

Fenerbahçe’nin bu sezonki kadro mühendisliğinin biraz sıkıntılı olduğunu bu sütunda defalarca okudunuz. Sarı lacivertlilerin elinde çok sayıda kaliteli merkez oyuncu varken, özellikle kanat hücumcusu rotasyonu dar. erol bulut görev süresi boyunca 4-2-3-1 (ya da 4-14-1’le) iki kanat oyuncusu kullanmakta ısrar etti.

Genelde orada devşirme Valencia-Pelkas-Thiam, ya da yetersiz Samuel-Sinan gibileri izledik. Oysa basit bir çözümü vardı bu sorunun: Elinizde yedi tane iyi merkez orta saha (Gustavo, Ozan, Mert, Sosa, İrfan, Mesut, Pelkas) varsa bunların maksimumunu sahaya sürecek düzeni bulmalıydınız.

GERÇEKÇi VE YETENEKLi 11

Dün Belözoğlu’nun sahaya sürdüğü 11’in farkı buydu. Defansif orta saha rolünde Sosa, sağda İrfan, solda Pelkas, merkezde Mert-Ozan’la daha gerçekçi, daha yetenekli bir 11 vardı sahada. Hatta Valencia’nın da kariyerinde en iyi günlerini santrfor arkası rolünde geçirdiğini hesaba katar
sak dünkü Fenerbahçe’nin adeta 2-8-0 düzeninde oynadığını söyleyebiliriz rahatlıkla.

İki stoper Serdar-Szalai dışında kalan sekiz kişinin orta saha gibi oynadığı, topa sahip olma ve uzun pas trafikleri yakalama odaklı, santrforsuz-kanatsız bir düzen. Bana sorarsanız da Fenerbahçe için sezonun en doğru düzeniydi bu. Bakınız, en iyi oyundu demiyorum ama dün ilk 70 dakikadaki doğru oyundu bence.

PIR PIR KANAT OYUNCUSU

Yazının Devamını Oku

F.Bahçe ve G.Saray’dan bir farkı var

Beşiktaşlı futbolcular işler kötü gittiğinde bile sakinliklerini korumayı başarıyor.

Zaman zaman şöyle eleştiriler geliyordu okuyuculardan/izleyicilerden: Beşiktaş, Fenerbahçe’den ya da Galatasaray’dan 3 puan-5 puan önde. Oysa siz Beşiktaş’ı rakiplerinin çok çok önündeymiş gibi tarif ediyorsunuz. Burada bir tür algı yanılsaması yok mu?

Dün gerçekten de Erzurum’da bu tezi sorgulatan, acı çekerek kazanan bir Beşiktaş vardı. Özellikle ikinci devrenin ilk yarısında harika bir Erzurumspor izledik. 45’le 65 arasında Beşiktaş’ın tek bir şutu yokken, Erzurumspor’un 4 etkili denemesi vardı o süreçte. Ghezzal’in 66’daki golü, Beşiktaş’ın ikinci devredeki ilk şutuydu sadece. Ancak Beşiktaş’ın bu sezon Fenerbahçe-Galatasaray’dan en önemli farkı bence şu:

ÖZGÜVENLERi YÜKSEK

Maç içinde zaman zaman işleri kötü giderken bile futbolcular sakin. Sanki bir şekilde kaybetmeyeceklerini, maçın bir bölümünde vitesi artırıp kazanmayı becereceklerini biliyorlar. Oysa Fenerbahçe ve Galatasaray’da bu sükûnet yok bu sene. Galatasaray geriye düştüğünde futbolcuların o maçı kazanacaklarına dair net bir inanç göremiyorsunuz yüzlerinde. Fenerbahçe’de zaten işler kötü gittiğinde bariz bir kırılganlık var. Beşiktaş’ın bu sezon ezeli rakiplerinden en önemli farkı sanırım bu. Kırılgan değiller. Özgüvenleri yüksek. Sakinler.

ERSiN YiNE SOLUNDAN YEDi

Ligde hemen hemen herkes 8 günde 3 maç oynadı. Beşiktaş’ta bu sekiz günde 7 oyuncu sürekli 11’deydi. Dün Atiba başta olmak üzere sert bireysel düşüşler gözlendi. Atiba bir saatte 4 kritik top kaybı yaptı. Sert Omolo-Boumal ikilisine karşı oldukça zorlandı. Emrah, Rosier’i zor durumlara düşürdü. Schwechlen ve Butko’yu Beşiktaş beklerinden daha fazla ileride gördük. Kaleci Ersin bir kez daha uzaktan soluna gelen bir şutta hata yaptı: Ozan’dan, Aytaç’tan ve Ümit milli takımda Hırvatlar’dan soluna gelen şutlarla goller yemişti. Dün de bir basit hata yaptı. Ama Beşiktaş bir şekilde kazandı yine. Oyunuyla kazanmadı bu kez. Otomatik pilotta kazandı adeta. Beşiktaş’ın 2021’de yarattığı en temel fark da bu.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/iDgqvxFAspM" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Aptalca ve çocukça iddialar

Hürriyet yazarlarından Uğur Meleke, Beşiktaş-Alanyaspor maçının ardından başlayan tartışmayı değerlendirdi.

Üzülerek söylüyorum ki; ülkeyi açık hava tımarhanesine çevirmenin kıyısındayız! Herkes herkesi bu kadar kolaylıkla nasıl maç satmakla suçluyor, anlam veremiyorum.

Bu futbolcular zengin insanlar. Bu şike iddiasını yapan çoluk çocuk, herkesi mi namussuz, ahlâksız, her tür paraya tamah edecek insanlar olarak görüyorlar?

Ayrıca Süper Lig yayın havuzu bir galibiyete 3,2 milyon TL ödüyor. Lig beşinciliği demek ekstra 6,4 milyon TL ödül demek. Bir de beşincinin Avrupa bileti alma ihtimali var ki o da ekstra minimum 10 milyonluk bir gelir. Alanyaspor niye böyle bir geliri feda etsin ki? Bu iddialar aptalca ve çocukça.

Yazının Devamını Oku

180 dakikada akan oyun golü yok

Emre Belözoğlu, teknik direktörlükte 180 dakikayı doldurdu. İki maçta kazandığı 4 puan, duran toptan atılan 2 gol var. Ve artık Belözoğlu’yla ve oynatmak istediği oyunla ilgili daha fazla veri var elimizde...

1 - Tercih ettiği diziliş 4-1-4-1... Hafta sonunda Denizli önünde merkezde sağ iç Ozan, sol iç Pelkas başlamıştı. Dün Ozan sol iç başladı, Mert bitirdi. Sağ içte de İrfan başladı, Pelkas bitirdi. Pelkas’ın eski etkinliğinin olmamasında bu dizilişin de rolü olduğunu düşünüyorum. Vatandaşı Bakasetas da, Pelkas da tek başlarına santrfor arkası oynamayı seviyorlar. 4-1- 4-1’de verimleri düşüyor

"MERKEZDE SEÇENEK ÇOK"

2 - Fenerbahçe’nin merkezde çok fazla seçeneği var: Gustavo, Ozan, Mert, İrfan, Pelkas, Sosa ve Mesut. Bu yedi adamdan iki ayrı üçlü çıkar, ikisi de şampiyonluğa oynar! Ancak enteresandır, Fenerbahçe’nin göbekte bu kadar çok alternatifi varken merkezden yoğun bir oyunu yok. Goller duran toplardan, etkili pozisyonlar da ağırlıkla kanat varyasyonlarından geliyor. Kendisi de bir merkez orta saha oyuncusu olan Emre Belözoğlu’nun acilen orada ideal grubunu bulması gerek.

"SAMATTA YETERSİZ"

3 - “Tamam da, Fenerbahçe merkezden çok sayıda şut atıyor” şeklinde bir itirazda bulunabilirsiniz. Evet, Denizlispor karşısında ceza alanı dışından tam 11 şut denemişlerdi. Dün de ikinci devrede yine uzaktan şut bombardımanı vardı. Etkili şut silahları var, bu opsiyonun değerlendirilmesi normal. Ancak Fenerbahçe merkezden araya pas denemesi yapamıyor hiç. Bunda tabii ki santrfor Samatta’nın yetersizliği de önemli rol oynuyor.

"FERDİ SAMUEL'DEN İYİ"

Emre Belözoğlu yönetimindeki Fenerbahçe’nin 180 dakikada Denizli-Malatya gibi iki zayıf rakibe karşı iki golde kalması, ikisinin de duran toplar dan gelmesi elbette dikkat çekici. Bu tabloda kanat hücumcusu kısırlığının da rolü var. Önceki maçta Sinan 11’deydi. Bu maçta Samuel ve Ferdi 45’er dakika oynadılar. Eğer Belözoğlu takımını 4-1-4-1 oynatmakta ısrarlıysa, yani iki kanat hücumcusu istihdam etmeye devam edecekse bir sonraki sağ açık tercihi Ferdi olmalı gibi. Çünkü Samuel hem korner dönüşü koşularda savruk. Dün de yedikleri golde sorumsuz bir koşu yaptı. Ferdi o konuda daha iyi. Hem de Ferdi-Pelkas girdikten sonra sağ kanat daha aktifti. İkinci devredeki neredeyse tüm pozisyonların içinde Ferdi var.

Yazının Devamını Oku

Bir satranç müsabakası gibiydi

Beşiktaş dün Alanyaspor’un taktiklerine karşı daha hazırlıklıydı.

Alanyaspor, bir taktik kitapçığı gibi. Alanya’yla oynayacaksanız, daha önceki maçlarını iyi inceleyip doğru strateji geliştirmeniz gerek. Ligde benzer bütçelere sahip diğer 15-16 takımdan farklılar, size kendi oyununuzu oynamayı zorlaştırıyorlar. Hemen hemen hiç orta yapmıyorlar. Kalecileri Marafona’nın ayağı, ligdeki bazı stoperlerden daha iyi! Uzun mesafe frikikleri de Tzavellas’la arka direğe etkili kullanıyorlar. Alanya’ya doğru önlemleri alabilmek için, muhakkak onların oyunu konusunda bilgi sahibi olmanız lazım.

BEŞiKTAŞ HAZIRLIKLIYDI

Çağdaş Atan’ın yıllarca Sergen Yalçın’la çalışmasından olsa gerek, Beşiktaş dün Alanya’nın taktiklerine karşı daha hazırlıklıydı. Akdeniz ekibi ilk 20 dakika sadece Beşiktaş’ın tamamlayamayacağı hücumu bekledi, 19’da o fırsatı yakaladı, Juanfran’ın net fırsatı kaçırmasıyla o perde sona erdi. Sonra Anadolu takımlarına karşı yaptıkları gibi geriden sabırla oyun kurmaya başladılar.

KRiTiK POZiSYON

Tzavellas’ın Marafona’nın yanına kadar girdiği, ceza alanında risk aldıkları enteresan bir kurulum metodu bu. Eğer üzerlerine gitmezseniz onlarca pas yapıyor ve sizi bu şekilde yoruyorlar. Üzerlerine giderseniz de bir ters topla çok iyi çıkıp sizi eksik yakalayabiliyorlar. 41’de Bareiro’nun pozisyonu da böyle bir üretimdi.

DOĞRU BiR TERCiH

Ancak Beşiktaş’ın önde baskı kabiliyeti belki de ligin en iyisi. Atiba ve Josef başta olmak üzere pas arası konusunda ustalar. Dün Alanyaspor’u geriden çıkarken çok fazla pas hatasına zorladılar. Ayrıca ilk 11’de Oğuzhan tercihi de doğru netice verdi; Oğuzhan’ın sağ iç rolü o çizgide bir asimetri yarattı: Rosier, Oğuzhan ve Ghezzal’in yakın oynamaları Moubandje’yi çok zorladı.

Elbette Ghezzal performansı ayrı bir başlığı hak ediyor. Onun varlığıyla yokluğu arasında siyahla beyaz kadar fark oluşuyor artık. Çok fazla şut denemiyordu, artık onu da yapmaya, gol katkısı da vermeye başladı. Cezayirli sağ açık için Beşiktaş’ın Leicester’la acilen görüşmesi lazım sanki.

Yazının Devamını Oku

Artık 4-1-4-1 sözleşmesinden çıkmak gerek!

Fenerbahçe bu sistemde neden ısrar ediyor, anlamak mümkün değil.

Dün Fenerbahçe onlarca orta yaparak, nihayet birinde de golü bularak galip geldi. Ancak oyun anlamında büyük bir gelişim yaşandığını söylemek güç. Aynen Erol Bulut döneminde olduğu gibi ilk devrede son derece hareketsizlerdi, takımın toplam tutkusu ve coşkusu olağanüstü eksikti. Yine ikinci devrenin başında bir kıpırdanma oldu ve yine Caner’in bir kenar ortasıyla çözüldü maç. Fenerbahçe galip geldi. Lâkin şampiyonluk yarışında kalabilmeleri için bundan daha fazlasına ihtiyaçları olduğu açık.

GiZLi ANLAŞMA MI VAR?

Dün Fenerbahçe maça 4-1-4-1 düzeniyle başladı; Ozan-Pelkas ikilisi Gustavo’nun önünde sekiz numara rolündeydiler. Anladığım kadarıyla Süper Lig’de çalışan tüm teknik adamlar her yaz gizli bir villada buluşup takımlarını 4-1-4-1 veya 4-2-3-1 oynatacaklarına dair imza veriyorlar! Gizli bir sözleşme var herhalde aralarında(!) Zira başka türlü açıklayamıyorum bu ısrarı ben. Bu sezon Fenerbahçe’nin kadrosunda bir gariplik söz konusu. Gustavo, Sosa, Mert, Ozan, İrfan, Mesut ve Pelkas’la tam yedi tane ilk 11’de kullanabileceği merkez oyuncusu var Fenerbahçe’nin. Ama kanat rotasyonu son derece sıkıntılı. Devşirme Valencia-Thiam, ya da yetersiz Samuel-Sinan gibilerle idare edilmeye çalışılıyor kanatlar. Acaba Emre Belözoğlu bir formasyon değişikliğine gidemez mi? Kanat hücumcusu gerektirmeyen bir diziliş denenemez mi? Mesela karo orta sahalı bir 4-1-3-2 ile daha fazla merkez oyuncu da istihdam edebilir Emre Hoca.

OLUMSUZ SiNYAL

Dün Fenerbahçe kazandı ama bir olumsuz sinyale daha dikkat etmeliler hafta içinde: Denizlispor maça önde baskıyla başladı ve özellikle bu presi Fenerbahçe’nin soluna yoğunlaştırdılar. Böylece Fenerbahçe’nin oyunu sol stoper Szalai üzerinden kurmasına engel oldular. Serdar’la kurulmasına izin verdiler bilinçli bir şekilde. Oyun Serdar üzerinden kurulunca da, birinci-ikinci bölge geçiş kalitesi oldukça düştü ev sahibi ekibin. Fenerbahçe’nin bundan sonraki rakiplerinin de Attila Szalai üzerine baskıyı yoğunlaştırmaları halinde Emre Belözoğlu’nun oyun kurulumuna ekstra bir çözüm bulması gerekliliği açık.

EMRE BELÖZOĞLU’NUN ÇALIŞTIĞI HOCALAR

Emre Belözoğlu, futbol tarihimizin en kariyerli sporcularından. İngiltere, İspanya, İtalya ve Türkiye’de Simeone’den Cuper’e, Pearson’dan lucescu’ya-Terim’e, Allardyce’tan Souness’a birçok farklı teknik adamla çalıştı. Belki henüz teknik adamlık deneyimi yok ama futbolculuğunda yaptığı gözlemlerden faydalanmasını beklemek doğal. Herhalde ona bu görevin verilmesinin temelinde de bu var.

BiR TAKIMDA BÜTÜN FUTBOLCULARDA GERiLEME VARSA...

Yazının Devamını Oku

Yüzme havuzu ustası Stephane Guivarch

1998’de Dünya Kupası’nı kazanan Fransız Milli Takımı’nı çoğunuz ezberden sayarsınız öyle değil mi?

Barthez, Thuram, Desailly, Deschamps ve Zidane’lı o efsanevi kadro finalde Ronaldo’lu Brezilya’yı sürklase ederek kupaya uzanmıştı. Peki o takımın santrforu nu anımsıyor musunuz? Stephane Guivarch ismi kaçınıza tanıdık geliyor? Oysa Guivarch, o turnu vada Aime Jacquet’nin prensiydi. Turnuvayı 0 gol ve 0 asistle tamamladı ama Jacquet için sorun yoktu. Pivotal özelliklerini övüyordu hep Guivarch’ın.

ABOUBAKAR VE GHEZZAL YOKKEN...

Guivarch bence de sıradan bir santrfordu. Zaten Dünya Kupası sonrası Newcastle ve Rangers denemeleri berbattı. Kısa bir süre sonra futbolu bıraktı ve halen hayatına doğduğu kentte yüzme havuzu satıcısı olarak devam ediyor. Dünkü Beşiktaş’ı izlerken nedense Guivarch geldi aklıma. Çok iyi işleyen o takımda Guivarch’ın gol atamaması sorun yaratmıyordu. Aynen iyi işleyen Beşiktaş’a bir gün Necip’i sağ bek ya da stoper olarak koyduğunuzda sorun yaşatmayacağı gibi. Ancak Aboubakar-Ghezzal’in olmadığı bir günde takımın en iyi işleyen pozisyonlarından sağ beki kurcalamak hatalı bir karardı. İyi işleyen bir takım sağ bek Necip’i taşıyabilir. Ama iyi işleyen, eksiksiz bir günündeyse. Dün öyle bir gün değildi doğrusu.

BİR SAATLİK ŞAŞKINLIK

Dün Sergen Yalçın 57’de Ljajic’i çıkarırken Rosier’i sağ beke, Necip’i orta sahaya kaydırarak alışılmış düzenine döndü. Ama bir saatlik şaşkınlık ve yorgunluktan sonra yarım saat yetmedi maçı çevirmeye. Sergen Yalçın benzer bir hatayı Malatyaspor karşısında da ilk 45’te yapmış, ama 46’daki oyuncu değişikliği maçı çevirmeye yetmişti. Sanırım bu sefer de öyle olacağını düşündü. Ama 35 dakika yetmedi bu kez. Son bir parantezi de Rıdvan için açmak isterim. Ghezzal’in olmadığı bir günde Beşiktaş’ın alternatif hücum rotası olarak oynamasını beklerdim. Dün nedense onu da tercih etmedi Sergen Hoca.

Yazının Devamını Oku

Terim’in yanıtlaması gereken sorular var

Ozornwafor’un stoper performansı Gedson ve Şener’den de mi geride?

G.Saray’ın sadece son 180 dakikasını inceleyerek, sezonun 32’nci haftasında olmamıza rağmen Terim’in henüz birçok sorunun yanıtını bulamadığını görebilirsiniz:

Rize ilk yarısı: G.Saray maça karo orta sahalı 4-1-3-2 ile başladı. Gedson sağ iç, Emre Kılınç sol iç, Emre akbaba santrfor arkası oynadı. Devre 2-2 bitti.

Rize 2. yarısı: G.Saray iki kanat hücumculu klasik 4-4-2’ye döndü. Sağ açıkta Kerem, sol açıkta Onyekuru oynadı. O formasyonun da ömrü 15 dakika oldu. 70’te Mohamed çıktı, 4-2-3-1’e dönüldü. Bu devreyi de G.Saray 2-1 kaybetti.

Hatay ilk yarısı: G.Saray maça 4-1-4-1 ile başladı. Donk’un partneri Gedson’du. Orta üçlünün merkezinde Etebo, sağ içte Feghouli, sol içte Ömer vardı. Devre 2-0 bitti. Hatay ikinci yarısı: Dört oyuncu değişikliğiyle 4-4-2’ye dönüldü. Şener stopere, Linnes sağ beke, Ömer sol beke geçti. Babel sağ açıkta, Halil’se Falcao’nun partneri olarak ileri uçta oynadı. Bu devreyi de 1-0 kaybetti G.Saray...

Elbette sakatlık ve cezaların da etkisi var ama bir büyük takımın Nisan’da ideal formasyonunun olmaması, planının her devre değişmesi ve hemen her devreyi kaybetmesi doğal değil. Dün Boupendza ve Selim gibi iki eksiği olan Ömer Erdoğan’ın net bir planı vardı mesela. Bilmem dikkat ettiniz mi, ilk yarı boyunca baskıya üç oyuncuyla geldiler. Sol açık Kamara, özellikle orta çizgide bekledi. Böylece Muslera’yı Şener-Arda kanadına oynamaya mahkum ettiler. Altı aydır önde baskı yapan her takıma karşı sıkıntı yaşayan G.Saray, dün sadece 3 kişiyle prese gelen Hatay’ın dahi tuzağına düştü kısacası.

11 GARANTiSi Mi VAR?

G.Saray’ın oturmuş bir planı taktiği yok. Ağır ve kısa adımlarla nefes nefese bir futbol oynayan Arda bile şaşırıyordur herhalde kendini 11’de gördüğünde! Gedson’un kontratında acaba ilk 11 garantisi mi var? Ozornwafor’un stoper performansı Gedson ve Şener’den de mi geride? G.Saray’ı uzun zamandır bu kadar çaresiz görmemiştim doğrusu.

<iframe width="900" height="506" src="https://www.youtube.com/embed/7Yc0I8uTRLE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

2020’ler gibi başladık, 80’ler gibi bitirdik

Elimizdeki 3 puanı yanlış değişikliklerle heba ettik.

İlk iki maçımıza göre farklı bir sınav olacağını biliyorduk: Hollanda ve Norveç’e karşı topa ortalama yüzde 40 sahip olmuştuk. İki maçta da iki farkı erken bulmamızın yardımıyla pragmatik oynadık. Akılcıydık. Sakindik. Rakiplerin geriden gelmek için ortaya koydukları ekstra coşkuyu avantaja çevirerek farklı kazandık iki müsabakayı da. Ancak Letonya oyunu farklı olmak zorundaydı. Bu kez rakip topu bize bıraktı, onlar geçiş fırsatlarını kolladı. Dün ilk bir saatte geriden uzun vurmadık, genelde pasla çıkmaya çalıştık. Önde baskı yaptık, bu yüzden de geride daha fazla boşluk verdik. Üstüne üstlük Uldrikis gibi 1,98’lik bir santrforları olması da işi karmaşıklaştırdı. Bizim yarı sahanın ilk metrelerinde dahi frikik kazansalar tehlike yarattılar. Kornerleri şandel attılar, bolca sıkıntı yaşadık duran toplarda.

TELEPATiK iLETiŞiM

Hollanda-Norveç maçlarında daha önce çok alışık olmadığımız birçok şeye şahitlik etmiştik. Belki de yakın tarihimizde ilk kez rakipler panikle-kaos hücumlarıyla geriden gelmeye çalışırken, biz büyük futbol ülkeleri gibi olgun oyunla kazandık maçları. Dün bir yenilik daha eklemeyi denedik hikayemize: Yedi günde üçüncü resmi maçımızdı bu. İlk 11’imizde 8 oyuncu hiç değişmedi. Mecburiyetler dışında da üç maçta sadece bir değişiklik yaptık 11’lerimizde (Caner/Umut). Kadro istikrarı ulusal takımda çok alışık olduğumuz bir şey değil. Bu istikrar telepatik bir iletişim doğurdu, özellikle Hakan-Yusuf-Kenan’ın sürekli yer değiştirmeleri Letonya savunmasının dengesini bozdu.

GÜNEŞ HATA YAPTI

Ancak yedi günde üçüncü müsabakayı oynayan oyuncularımızın yorgunluğu ikinci devrenin ortalarında belirgin hale gelince değişiklikler kaçınılmaz oldu. O noktada Şenol Güneş’in bu elemelerde ilk kez hata yaptığını düşünüyorum: KenanYusuf-Hakan’ın üçünü birden çıkarıp Enes-Burak-Caner’e döndükten sonra önde top tutamadık. Değişiklik gerekiyordu ama bu denli tutucu olmamalıydı hamleler. 2020’ler gibi başladığımız maçı 80’lerdeki kaygılı halimizle bitirdik ne yazık ki. Elimizdeki 3 puanı yanlış değişikliklerle heba ettik maalesef.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/RcdcPtIsEGA" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Bu Milli Takım çeyrek yüzyıllık ezberlerimizi bozuyor

Norveç maçında Türk futbolunda bir devrin sona erdiğini gördük.

Son 4 günde milli takımımızla ulusça gurur duyduk. Güzel bir oyuncu grubumuz var: Güler yüzlü, olumlu, centilmen. Hollanda ve Norveç’i harika skorlarla geçtiler. Ancak tüm bunların dışında heyecan verici bir şey var bu takımda. Çeyrek yüzyıllık ezberlerimizi bozuyorlar adeta. Biz mesela hep topa sahip olan, yeteneklerine güvenen, sahaya terinin son damlasına kadar bırakıp şanssızlıkla kaybeden taraf zannederdik kendimizi. Oysa iki maçtır rakipler bir fazlasını yapmak zorunda kalıyor hep. Bizse akılcı oynayan tarafız. Onlar yüreğini koyuyor sahaya artık. Bizimse bir stratejimiz var. Topa onlar sahip oluyor, yetenek sergiliyor; biz kazanıyoruz! Bu bizim daha önce şahit olmadığımız bir şey. Ezber bozan bir şey.

GERÇEKÇiYDiK

Hollanda karşısında erken öne geçmiştik. İlk yarıda 2-0 yapmıştık. İkinci devrenin başlarında da üçü bulup fişi çekmiştik. Dün de benzer bir senaryo vardı Malaga’da. Yine top onlarda, oyun bizdeydi. Gerçekçiydik. Sakindik. Sinirlenip 10 kişi kalan taraf onlar oldu mesela. Karşımızda çok uzun bir takım vardı, ilk 11’lerinde 1,90’ın üzerinde 4 oyuncu görünce hava topları için endişe etmiştim doğrusu (Gregersen, Ajer, Sörloth ve Haaland)... Ancak bizim çocukların da, sadece stoperlerimizin değil, Okay’ın, Burak’ın, Kenan’ın hava hakimiyetlerini görünce afalladım bir kez daha. Artık Türk futbolunda bir devir sona ermiş. 90’larda olduğu gibi kısa değil takımlarımız. Havada da iyiyiz.

ÇAĞLAR-KAAN HARiKAYDI

Harika bir kaleci jenerasyonumuz var. Stoperlerimiz de öyle. Merih-Ozan yoklardı, Çağlar-Kaan harikalardı bu kez. İlk golde Çağlar’ın öne cesur oyunuydu mesela pozisyonu hazırlayan... Mert-Kaan’ın Sassuolo, Yusuf-Burak’ın Lille deneyimlerinden faydalandık. Ozan Tufan’ın kendisine güvenildiğinde neler yapabileceğini ulusal takımda gördük bir kez daha. Okay Yokuşlu, Hollanda-Norveç maçlarında pas arası rekoru kırmış olabilir. West Brom ligde kalırsa, onunla devam etmek isteyeceklerine eminim. Bu takımı izledikçe 11 Haziran’da Roma’da oynayacağımız İtalya maçı için sabırsızlanıyorum doğrusu.

2022, 2024 VE HATTA 2026’NIN TAKIMI

Milli takımın dünkü 11’inde 24 yaş altı tek oyuncumuz vardı: Mert (21)... 27 yaş üstü de tek oyuncumuz vardı. O da 35’lik Burak... Aynen Hollanda maçında olduğu gibi dün de, ilk 11’imizin 9’u 24-27 yaş aralığındaydı. Yani futbollarının belki de en güzel çağında. Hem toy denilebilecek kadar küçük değiller. Hem de enerjilerinin zirve yaptığı çağları yaşıyorlar. Gerçekten müthiş bir jenerasyon bu. Bu takımın ağırlıklı olarak 24-27 yaş civarında kümelenmesi şu anlama geliyor: Bu ekip, hem Euro 2021 ve Katar 2022’nin takımı. Hem de birer tane

Yazının Devamını Oku

Sportif direktörlüğün ölümü (Fenerbahçe, Emre Belözoğlu)

Bu aşının tutmayacağı aylar öncesinden belliydi.

Onun için üzülerek ‘çok yönlü takımın tek yönlü hocası’ benzetmesi yapmıştım.  Bu tek yönlülükle büyük takım hocalığı yapması imkansızdı. Belözoğlu da değerli bir spor adamı. Ancak getiriliş tarzı bir açıdan beni rahatsız ediyor.

Sportif direktörlük önemli bir müessese. Teknik direktör bu sezonu düşünürken, sportif direktör geleceği planlar. Teknik direktör 25 kişiyle ilgiliyken, sportif direktör yeryüzündeki tüm sporcularla ilgilidir. Türkiye’de bu kurum maalesef ölü doğdu.

Teknik direktörün alternatifi olmaktan öteye gidemedi. Ve maalesef sportif direktörlük kurumu bir darbe daha aldı

Yazının Devamını Oku

Stratejiyle başladık, içgüdüyle bitirdik

Elemelere süper bir başlangıç yaptık. Bu yürekli çocuklarla ne kadar gurur duysak az.

Yaklaşık otuz yıldır futbol izliyorum, ulusal takımımızın şerefli mağlubiyetler dönemine de, Dünya üçüncüsü altın jenerasyonuna da şahitlik ettim. En güzel günleri de, en kötü günleri de gördük ay-yıldızlı formayla. Ancak bana bir gün Türkiye ile Hollanda oynayacak, maçta ilk 1 saat boyunca daha organize olan taraf biz olacağız, Hollanda içgüdüleriyle ve yetenekle, bizse net bir stratejiyle oynayacağız; 46’da 3-0 öne geçeceğiz deseniz, herhalde inanmakta güçlük çekerdim. Ancak dün Olimpiyat
Stadı’nda ilk bölümde yaşananlar özetle buydu doğrusu.

STRATEJi YERiNi KORKULARA BIRAKTI

Hollanda’nın iyi bir futbolcu nesli, yetersiz bir teknik adamı var. Bu jenerasyonla Koeman, Euro 2020’nin favorilerinden olabilirdi. de Boer’inse bu görevde ömrünün uzun olacağını zannetmiyorum. Dün topa sahip oldular; ancak bizim lüzumundan fazla yaslandığımız 60’la 80 arasındaki bölüm dışında oyunu yönlendiremediler. Maçta 3-0’a kadar harika bir kontratak stratejisiyle oynadık. Önce geriden pasla çıkmayı denedik, presle karşılaşınca Uğurcan sağa uzun vurmaya başladı. 1,80’den kısa sol bekleri ve sol stoperleri karşısında Kenan 3, Burak 2 hava topu aldı ilk devrede. Çağlar liderliğinde iyi savunma yaptık, okay muhteşem oynadı, Çalhanoğlu’yla ikinciüçüncü bölge geçişlerini müthiş yaptık. Ancak 46’da 3-0’ı bulunca şenol Hoca’nın stratejisi, yerini korkulara bıraktı maalesef. Önce 64’te sol kanadı iki beke döndürdük, Kenan sağ açığa geçti. O bölümde sol çizgiye kayan Memphis koridora çevirdi sağımızı. Sonra 79’da Kaan’ı oyuna sokarak beşli savunmaya döndük, sahadaki kaygı dozajını artırdık. Eğer 80’de Enes o frikiği kazanmasa ve Burak olağanüstü vurmasa, kalan 10 dakikanın çok zorlu geçeceği hissediliyordu doğrusu. Neyse ki Burak kariyerinin en iyi maçlarından birini oynadı, Çağlar, Ozan kabak, Uğurcan, Umut, Okay, Hakan hepsi çok iyi yaptılar görevlerini. Elemelere süper bir başlangıç yaptık. Bu yürekli çocuklarla ne kadar gurur duysak az.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/0qBZUVGIE4s" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

250 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Sergen Yalçın başladı, Erol Bulut bitirdi

İlk 65-70 dakika vitesi elinde tutan siyah beyazlılar son bölümde kontrolü kaybetti.

Ghezzal son üç sezonda üç ayrı ülkede, Fransa’da, İtalya’da ve İngiltere’de hayal kırıklığı yaşamış. Beşiktaş’ta kendini bulmuş. Aboubakar’ın son iki sezonda ilk 11 başladığı maç sayısı toplamı dokuz. Bu sezon yedi ayda 22 gol katkısı yaptı. Orijinal mevkisi olmayan sol açıkta oynamasına rağmen 18 gol katkısı yapan Larin de, geçen sezon kadroda düşünülmeyip Belçika’ya kiralanmış bir isim.

70 DAKiKA ALFA GiBiYDi!

Ersin daha 20 yaşında. Beşiktaş’ın birinci kalecisi olarak olgunlaşmış. Alanyaspor’dan transferlerini hemen hemen hepimizin eleştirdiği Welinton ve N’Sakala’nın her ikisi de çıkışta. Rosier çıkışta, Vida çıkışta, Souza kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyor. 38’lik Atiba’ya üç yıllık kontrat yapsalar itiraz edemeyecek duruma getirdi herkesi. Sergen Yalçın’ın böyle bir kadroyla şu anda maç eksiğiyle Galatasaray’ın 3, Fenerbahçe’nin 5 puan önünde olması bence takdire değer. Dün de ilk 70 dakikada yine alfa karakterli bir futbol oynadılar. Aboubakar-Altay düellosunda üç kez kazanan Altay olmasaydı farkı ikiye de taşıyabilirlerdi.

DEĞiŞiKLiKLER FENERBAHÇE’NiN DiNAMiZMiNi ARTIRDI

iLK 65-70 dakikada maçın vitesini elinde tutan Sergen Yalçın, son bölümde kontrolü meslektaşına kaybetti bence. Erol Bulut’un kenardan yaptığı her müdahale Fenerbahçe’nin dinamizmini ve hücum repertuvarını artırırken, Beşiktaş teknik yönetimi izledi bu hamleleri. 90 dakikalık normal süre bitene kadar Sergen Hoca’nın sahaya müdahalesi sadece bir taneydi (Mensah).

Sarı lacivertliler özellikle ikinci-üçüncü bölge geçişinde Ozan, Sosa ve Ferdi’nin girişiyle vitesi artırdı ve son bölümde galibiyete de gidebilecek net pozisyonlar yakaladılar.

NEDEN iLK YARILAR ÇÖPE GiDiYOR?

Erol Bulut’a Fenerbahçe’nin son 20 dakikada oynadığı oyun nedeniyle kredinin büyük bölümünü teslim ederken şu soruyu da sormak gerek sanırım:

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş Fenerbahçe derbisinin 5 heyecan verici oyuncusu

Beşiktaş-Fenerbahçe maçına damga vuracak özellikle izlenmesi gereken oyuncular...

Ghezzal attığı paslarda 40 metreyi bize 2 adımmış gibi hissettiriyor. Aboubakar Beşiktaş’ın X faktörü. Rıdvan da hücuma çeşitlilik katıyor. Caner, hem duran toplarda hem akan oyunda etkili ortalar yapıyor. Pelkas ise on numarada bir başka.

Beşiktaş akan oyundan, Fenerbahçe ise duran toplardan ligin en fazla gol katkısı alan takımları. Sergen Yalçın atak sürekliliği, Erol Bulut’sa rakibinin tamamlayamadığı hücumlarda hızlı geçiş fırsatları hayal ediyor.

CANER OYNARSA...

Rosier-Ghezzal, Süper Lig’in en fazla pas bağlantısı yapan kanat ikilisi. Caner oynarsa o kanatta defansif riskle, ofansif zenginlik paket olarak gelecek! Pelkas sol çizgiye hapsolmadığında ligin en güçlü çilingirlerinden. Aboubakar’sa takımının X faktörü.

RIDVAN OLUNCA DAHA BiR BAŞKA OYNUYORLAR

Siz belki Aboubakar’ı gollerinden, asistlerinden, kuvvetinden ve oyun zekasından dolayı seviyorsunuz. Oysa Kamerunlu futbolcu, Kadıköy’deki ilk maçta esas farkı taç atışlarını olgun hücuma çevirerek yaratmıştı.

Siyah beyazlıların genç sol beki Rıdvan Yılmaz da ekstra fark yaratan özelliklere sahip bir başka isim. Onun sahadaki varlığı Beşiktaş’ın hücum varyasyonlarını artırıyor, oyunu sağ çizgi ikilisi bağımlılığından kurtarıyor.

1- RACHiD GHEZZAL: BEŞiKTAŞ’IN BEYNi

Yazının Devamını Oku

Glasgow’dan beri devam eden aksaklıklar

Önde baskı yapan her takım G.Saray’ı hataya zorluyor.

Galatasaray geçtiğimiz cumartesi akşamı, kendilerine 2012 ve 2013 şampiyonluğunu getiren karo orta saha ve çift santrforlu dizilişi kullanmıştı Kayserispor önünde. O deplasmanda farklı bir galibiyet gelince de Fatih Terim (zorunlu Taylan/Etebo değişimi dışında) düzenini bozmadan çıktı Rizespor maçına. Dün bu kararın hem avantajlarını, hem de dezavantajlarını yaşadı sarı kırmızılı ekip.

Kayseri maçında ceza alanı çevresinde iki bitirici santrfor olması, bekler DeAndre Yedlin ve Saracchi’yi daha fazla orta yapmaya itmiş; bu yöntemle de başarıya ulaşmıştı Galatasaray. O maçta 23 ortada 12 isabet sağlanmış, kafayla Falcao üç, Muhamed iki pozisyon yaratmışlardı. Falcao’nun golü de bir Saracchi ortası sonucunda gelmişti. Rize maçında da beklerin bindirmeleri ve orta denemeleri sürdü. Ancak Rizespor havada çok daha iyi bir takım. Dün hava topu mücadelelerinde Talbi ve Samudio 5’er, Selim, Sabo ve Skoda 3’er kez galip gelmişler. Rize 24’e 10’luk bir üstünlük kurmuş havada.

TAYLAN’SIZ OLMUYOR

Pek tabii ki dünyanın her yerinde büyük takımlar hücum planlarını sadece hava topları üzerine kurmazlar, hatta öncelikli olarak yerden oynamayı tercih ederler. Galatasaray dün bunu da denedi, ancak Taylan’sız kadronun birinci-ikinci bölge pas geçişi sıkça aksadı. Marcao ve Luyindama’nın basit bireysel hatalar yapmalarında da Taylan’ın eksikliğinin rolü var bence. Galatasaray’ın oyununda ta Glasgow Rangers maçına kadar geri sarıp tekrar tekrar görebileceğiniz mühim bir defo var: Önde baskı yapan her takım Galatasaray’ı hataya zorluyor. Fatih Terim de aylardır bu konuya bir çözüm üretebilmiş değil.

ATTIĞI GOL SÜPERDi AMA...

Galatasaray’ın dün eksik gözüktüğü bir başka konu da, topu Falcao ve Muhamed’in olduğu bölgeye kenar ortaları dışında getirememekti. Emre Akbaba dün süper bir gol attı. Ancak Kayseri-Rize maçlarında bu güzel gol dışında dikine herhangi bir katkısı var mıydı, anımsamakta güçlük çekiyorum. Oysa her iki maçta da son bölümde o rolü üstlenen Feghouli’nin oyunu net bir biçimde değiştirdiğini gözlemledik.

Son bir parantezi de dün oyuna yaptığı hemen her müdahaleden olumlu sonuç alan Bülent Uygun’a açmak gerek. Özellikle orta sahaların rahat geçildiği son bölümde Michalak ve Fernando’nun katkıları takdire değer.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/rj__tOMDX7M" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Transferler PAOK maçına yetişseydi...

Öncelikle bir Türk sporsever olarak bu hafta içinde Beşiktaş, Başakşehir ve Alanyaspor’un Türkiye Kupası’nda değil Avrupa kupalarında oynamalarını dilerdim elbette.

Avrupa’da yaşadığımız bu korkunç sezonu bir daha tekrar etmeyeceğimizi, önümüzdeki senelerde gruplardan sonrasını göreceğimizi umut ediyorum. Umut etmek istiyorum en azından.

NÖBETLEŞE OYNADILAR

Özellikle şu anda hem Süper Lig’de hem de Türkiye Kupası’nda pol pozisyonda olan Beşiktaş’ın Avrupa’ya çok erken veda ettiğini hatırlayınca hayıflanıyor insan. Gerek PAOK, gerek Rio Ave eşleşmeleri detaylarda kaybedildi. Eğer Beşiktaş o maçlardan en azından birine Souza, Ghezzal, Rosier ve Aboubakar’la çıkabilseydi; farklı olurdu bence senaryo...

Dün, cuma akşamki 11’ine ufak rötuşlar yapıp, omurgasını koruyarak maça başlayan Beşiktaş, ilk yarım saatte otomatik pilottaydı yine. Göz açıp kapayıncaya kadar da skoru 2-0’a taşıdılar zaten. Sonra (ligde alışık olmadığımız şekilde) çok fazla vites küçülttükleri için müsabaka nöbetleşe oynanan bir spora döndü adeta. 2-0’a kadar Beşiktaş nöbetteydi. 30’dan 77’ye kadar nöbet Başakşehir’e geçti, özellikle ikinci yarının başında artırdıkları önde baskıyla siyah beyazlıları defalarca hataya zorladılar. Maçı da hak ederek uzatmaya götürdüler. Ancak 102’de Beşiktaş, tescilli bir organizasyon golüyle aldı final biletini.

ZiNCiRLER ÇÖZÜLMELi

Son bir not olarak da şunu eklemeliyim: Dün Başakşehir’in ikinci devrede oynadığı futbolu görünce, neden bunu daha fazla müsabakada, daha uzun süreler yapmadıklarını merak ediyor insan. Aykut Hoca umarım bu maçı gördükten sonra zincirlerini bir miktar çözer elindeki kaliteli kadronun.

<iframe width="900" height="506" src="https://www.youtube.com/embed/5beNHnBUkyc" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Bu kadronun hakkı bu hoca değil

Büyük takım teknik direktörlüğü önlem alma değil, aldırma işidir.

Bu hafta Süper Lig’in ilk üçünde yer alan üç İstanbullu, kapanan savunmalara karşı benzer sınavlar verdiler: Sergen Yalçın, Başakşehir’i saha içi hareket eden, dönen takımıyla mat etti. Antep’e karşı ilk golde Ghezzal-Larin merkeze gelmiş, Atiba santrfor koşusu yapmıştı. Başakşehir ilk golünde de Ljajic sola geldi, Larin ikinci santrfor rolüne geçti. Fatih Terim, Kayseri’yi beklerinin bolca orta yapması ve çift santrfor kullanımıyla geçti. Yedlin ve Saracchi, Mohamed ve Falcao’yu beş kez etkili ortalarla buluşturdular. Dün akşam sıra, Gençlerbirliği’ni çözmeye çalışan Erol Bulut’taydı.

NOVAK ÇIKINCA iŞ DEĞiŞTi

Bulut maça Mert’in on numarada olduğu bir 4-2-3-1 ile başladı. İlk devrede %73 topa sahip oldular ama 5 şut, 2 kornerde kaldılar. Mert fonksiyonsuz, takım verimsizdi. 46’da Mert’i çıkarıp, Thiam’ı sola, Pelkas’ı merkeze kaydırdı. 12-13 dakika kadar daha etkililerdi. Merkezde özgürleşen Pelkas, 46’da Nazım’a, 48’de Thiam’a harika tek toplar oynadı. Toparlanma sinyalleri veriyordu oyun.

Ancak Bulut, 57’de bir ezber değişiklik daha ekledi tabloya. Novak’ı çıkarıp 3-5-2’ye döndü. Samuel beşlinin sağı, Pelkas soluydu artık. Bu hamle, iki ayrı bedel ödetti Fenerbahçe’ye: Hem 10 dakikadır merkezde harika işler yapan Pelkas kaleye uzaklaştı. Hem de sol savunması kalmayan sarı-lacivertliler Candeias’ın hücumundan ikinci golü yedi.

REAKSiYON DEĞiL AKSiYON

Pelkas, Trabzon maçını on numaraya geçip kazandırmıştı. Antalya maçına (Mesut sakatlandıktan sonra) merkeze geçip tesir etmişti. Konya önünde merkezde harika oynadı. Bunu göremeyip dün Pelkas’ı 45-57 arasındaki 12 dakika dışında yine sola hapsetmek inanılmaz.

Üstelik sadece 12 dakika içinde Pelkas oyuna olumlu tesir etmiş olmasına rağmen.

Erol Bulut, çalıştırdığı takımları fiziksel olarak geliştiriyor olabilir. Savunma becerisini de artırıyor olabilir. Ancak büyük takım teknik direktörlüğü sadece önlem alma değil, önlem aldırma işi. Reaksiyon değil, aksiyon işi. Bulut da maalesef bu departmanda yetersiz. Ve üzülerek söylüyorum ki, Fenerbahçe’nin bu kadrosunun hakkı bu hoca değil.

Yazının Devamını Oku

2013’ü anımsatan bir karo orta saha tercihi

G.Saray, ön liberoda Taylan, sağ iç Gedson, sol iç Kılınç, on numarada Akbaba’lı bir düzenle oynadı.

Galatasaray’ın son 10 yıldaki en başarılı sezonu, birçoklarına göre 201213’tü. Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray o sezon Süper Lig ve Süper Kupa şampiyonu olmuş, Şampiyonlar Ligi’nde de çeyrek finale çıkma başarısı göstermişti. Evet o takımda Drogba-Burak gibi müthiş bir santrfor ikilisi vardı ama o senenin kritik özelliklerinden biri de, klasik kanatsız karo orta saha düzeniydi. Terim o sezonun büyük bir bölümünde ön libero Melo, sağ iç Hamit, sol iç Selçuk, on numara Sneijder’lı bir baklava orta saha düzenini tercih etmişti. Üstelik elinde Amrabat gibi bir klasik kanat hücumcusu da olmasına rağmen.

FALCAO FORM TUTUNCA...

Elbette futbolda maçları formasyonlar kazanmıyor, oyuncular kazanıyor. Sahaya nasıl dizilirseniz dizilin 11 kişisisiniz ve aslolan ne oynadığınız... Ancak bence futbolda şöyle basit de bir gerçek var: En iyi diziliş, oyuncu listenizden en iyi verimi aldığınız diziliş. Galatasaray’ın da bu yıl elinde bol merkez orta sahalı bir oyuncu listesi var.

Son haftalarda Muhamed ve Falcao da form tutunca, dün Fatih Hoca’nın karo orta sahalı 4-4-2’ye dönmesi doğal bir hamleydi bence. Oyuncu tercihleri tartışılabilir, ancak diziliş seçimi makul: Ön liberoda Taylan, sağ iç Gedson, sol iç Kılınç, on numarada Akbaba’lı bir düzenle oynadı Galatasaray dün 68’e kadar... 68’de 4-1-4-1’e döndü Fatih Hoca.

BOLCA ORTA YAPTILAR

Belki biraz yavaş oynadıkları için, belki orta saha oyuncuları hareketsiz kaldığı için dün merkezden üretimleri kısıtlıydı. Ama çift santrfor
tercihi, kenar ortalarıyla anlamlı hale geldi Kayseri’de. Hem Saracchi hem de Yedlin bolca kenar ortası yaptılar. Her ikisinin de iyi ortalarında hem Muhamed hem Falcao sıkça topla buluştular. Dengeyi bozan gol de böyle bir ortayla geldi zaten. Yedlin’in 30’da Falcao’ya, 51’de Muhamed’e iyi servisleri var. Saracchi 44’te Falcao’ya golü attırdı, 59’da Muhamed’e al da at dedi. Dünkü sonucun sırrı başarılı kenar ortaları ve çift santrfor oldu Galatasaray için.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/c13BAAoLH5Q" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku