Uğur Meleke

Bu maçı da soyunma odasında kazandılar

26 Ekim 2020
Erol Bulut’un devre arası yaptığı değişiklikler oyunun seyrini değiştirdi.

Fenerbahçe geçen hafta olduğu gibi Trabzon önünde de soyunma odasına başka bir takım olarak girdi, bambaşka bir takım olarak çıktı. Göztepe maçında soyunma odasında mantalite değişmişti, dün oyuncu değişti, taktik değişti, oyun değişti. Dünkü veriler ışığında Erol Bulut’un sanki 4-2-3-1 ısrarından vazgeçip, oyunu daha fazla merkezden oynamaya çalışması lazım.

SOSA KÖTÜYDÜ

Fenerbahçe dün maça 4-23-1 başladı, ilk devre boyunca yine net bir tıkanıklık vardı sistemde. Topun daha fazla oynandığı merkezde Trabzonlular kalabalık, Fenerbahçeliler eksiktiler adeta.

Zaten ilk 45 dakika sonunda ikili mücadele istatistiğinde Trabzon’un yüzde 57 üstün olması da sürpriz değil.

Erol Bulut kötü oynanan ilk devrenin ardından Sosa’yı çıkardı, Ozan’ı sekiz, Pelkas’ı on numaraya kaydırdı. Bu taktik değişiklikle Fenerbahçe’nin tıkanan yolları açıldı adeta. Bence Erol Bulut’un ligin geri kalanında da bu maçtan elde ettiği verilerden faydalanması gerek:

1- İlk devre ileri uçta Samatta yapayalnızdı. İkinci devre en uçtaki Cisse’nin yanında Pelkas’ı gördük sürekli. Sarı lacivertlilerde on numara oynayan adamın muhakkak ikinci santrfor koşuları yapması gerek.

2- İlk devre 10 numara rolünde oynayan Ozan, biraz geriye, sekiz numaraya geçtikten sonra daha verimliydi. Ozan’ın alametifarikası ikinci-üçüncü bölge arası yaptığı driplingler. Ve bunu on numara rolündeyken yapamıyor.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4TG9YT2pHUiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin oyunu Trabzonspor'un potansiyeli var

25 Ekim 2020
Fenerbahçe bu ligin en derinlikli kadrosuna sahip ve yaratıcı oyun için önünde bir engel yok. Vitor Hugo-IE ikilisinin oyun kurulumundaki aksamalarını iyi değerlendirirlerse hedefe ulaşabilir. Trabzon’da Nwakaeme’nin iyi durumda olduğunda neler yapabileceğini biliyoruz. Fenerbahçe'nin hücumcu beklerine önlem alır ve gerçek potansiyellerini sahaya yansıtırlarsa istediklerini alabilirler.

F.Bahçe, ‘olmuş’ oyunculardan kurulu bir takım. Kadrodakilerin aşağı-yukarı ne vereceğini biliyorsunuz; ritim bulduklarında 15 dakikada fişi çekebiliyorlar. Trabzonspor’sa yüksek potansiyelli oyunculardan kurulu ancak henüz sahaya istikrarlı bir performans yansıtamamış, adeta ‘gelişmekte olan bir ülke’ gibi. O yüzden Newton’ın biraz daha konservatif bir oyun tercih edeceğini, orta sahayı kalabalık tutacağını ve maçın düğümünün de orada çözüleceğini düşünüyorum doğrusu. Zaten eksiklerin de etkisiyle Eddie Newton’ın karşılaşmaya 4-3-3 formasyonu ve sağlam bir merkez seçimiyle çıkacağını tahmin ediyorum.

FENERBAHÇE

ÜSTÜNLÜK: RİTİM BULURSA TUTULAMAZ

Göztepe maçının ikinci yarısındaki görüntü, Erol Bulut döneminin en akışkan oyunuydu. Maçı rakip ceza alanında 33
topla buluşma ve 19 şutla tamamladılar. Ki bu iki veri de sezonun en iyisi. O 45 dakikada ceza alanına giren oyuncu sayısı arttı, şut dene
yen arttı, Bu 45’in anlattığı şu: Fenerbahçe ritim bulursa bu ligin en derinlikli kadrosuna sahip. Ve yaratıcı oyun için önünde bir engel yok.

ZAYIFLIK: MERKEZDEN HÜCUMU UNUTUYORLAR

Fenerbahçe’nin en önemli açmazıysa Göztepe maçının ilk devresinde sahnedeydi. Oyunu sadece kenarlara yıktılar. Hemen hemen tüm

Yazının Devamını Oku

EURO 2020'nin sürpriz yolcuları

23 Ekim 2020
Pandemi nedeniyle bir yıl ertelenen Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi teknik direktör Şenol Güneş’in mevcut kadro dışında kullanabileceği alternatif isimler de mevcut.

Yaklaşık 8 ay sonra Euro 2020’de mücadele edecek A Milli Takımımız’ın oyuncu havuzu acaba bu kadar mı? Son 8 ayda havuzumuza beklenmedik takviyeler gelebilir mi? Son dönemde Türk spor medyasının gündemine gelen Kuzey Kıbrıs kökenli İngiliz Rhian Brewster gerçekten de ay yıldızlı formayı giyebilir mi? Peki Brewster dışında oyuncu havuzumuza katabilecek başka enteresan isimler var mı?

Rhian Brewster(Sheffield United)

Brewster, 20 yaşında umut vâdeden bir genç santrfor. 1 Nisan 2000’de İngiliz bir baba ve Kıbrıs Türkü bir annenin evladı olarak dünyaya gelen Rhian, babasının deyimiyle futbol topunu yatağına götüren bir çocukmuş. Chelsea altyapısında özellikleri fark edilemedi ama Liverpool’un U16 takımındaki başarısıyla Klopp’un dikkatini çekti. Klopp ona A takımda da şans verdi, Palace maçında kulübede oturttu. Championship’te Swansea’de attığı 11 gol, ona Sheffield United’ın kapısını açtı. Bu sezon son derece organize bir Premier Lig ekibi olan Sheffield’da dördüncü santrfor konumunda.

ACELESİ YOK

Brewster şu anda İngiltere U21 milli takımında da Nketiah’ın alternatifi. Henüz Premier Lig’de sadece 26 dakika forma giydi, dolayısıyla İngiltere A Milli Takımı için şansı olup olmadığını kendisi dahil hiç kimse bilmiyor. Bu karar için de çok acele edeceğini sanmıyorum, bu sezon Premier Lig’de neler yapacağını görmesi lazım bence herkesin. Elbette Brewster bizim için de heyecan verici bir hikaye. Ancak bence bu sezon sonuçlanabilecek bir konu değil bu.

Sardar Dursun(Darmstadt)

A Milli Takımımızın Euro 2020 öncesi en sıkıntılı pozisyonlarından birinin santrfor olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Elbette Cenk’in bir an önce yüzde yüzle futbola dönmesi için dua ediyoruz, zira elimizde Burak ve Enes var şu anda klasik 9 numara olarak. Bu noktada Almanya 2. Bundesliga’nın önemli golcüsü Serdar Dursun da sanki değerlendirilmesi gereken bir ihtimal gibi duruyor.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJMWkxXbHhuVSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Çağdaş Atan’ın pahalı oyunu

20 Ekim 2020
Alanya geçen sezon da iyiydi ama bu kez daha farklı.

Alanyaspor enteresan bir takım. Geçen sezon da bu aşamada liderdiler ama bu kez sanki farklı. Çünkü haftaya yüzde 54 topla oynamayla, maç başına 17 şutla, yüzde 87 pas isabetiyle tüm bu istatistiklerde zirve ortağı olarak girdiler. Üstelik Gençlerbirliği’yle birlikte ligin en az hava topu alan takımı da onlar. Israrla yerden ve pozitif oynuyorlar, geride kapanıp çabuk hücumcularımı koşturayım değil dertleri. Hocaları Çağdaş Atan’ın deyimiyle ‘pahalı bir oyun’ bu. Önde basıyorlar, bu da tabii bir geri koşma bedeli doğuruyor. Bence de pahalı, ama takdire değer bir oyun bu kesinlikle.

11’E 11’KEN DAHA KÖTÜYDÜ

Galatasaray için 45 dakikasını eksik oynadıkları bir maçta kaybettikleri 3 puan muhtemelen olağanüstü can acıtıcı olmayacaktır. Ancak terim’in ilk devredeki 11’e 11 oyundan da memnun olmaması lazım. Galatasaray 11’e 11’ken de büyük takım hüviyetinden uzaktı, ikili mücadelelerin çoğunluğunu kaybetti, serseri topları kazanamadı. Kırılgan bir görüntü verdiler ilk devrede de. Elbette ana odağı kalite olan bir takım yaratabilirsiniz, ama bu ligde sahipsiz toplar ya da ikili mücadelelerde zayıf kalırsanız galip gelmeniz zorlaşır. Zira ağırlıklı olarak organizasyon odaklı değil, kaos odaklı bir turnuva bu.

MUSLERA’YI ARIYORLAR

Tabii ki dünü sadece oyun değil, aynı zamanda oyuncu detaylarıyla da ele almak şart. Galatasaray, 2010’lardaki en büyük yıldızını, Muslera’yı şüphesiz ki arıyor. Fatih’in ligde Gaziantepli Maxim’den de, Kasımpaşalı Yusuf’tan da, Alanyasporlu babacar’dan da yediği gollerde az ya da çok hatası var. Dün yediği gole dikkat edin, top direğin dibinden filan değil, 60-70 santim solundan buluştu çizgiyle. Maxim’in golü de üzerine gelmişti aslında.

BAKASETAS BiR BAŞKA

Alanya cephesinde Salih, Davidson, Babacar gibi birçok iyi var ama ekstra parantezi Bakasetas için açmak lazım. Geçen sezon başında iki Yunan Siopis-Bakasetas’ın toplam 1,2 milyona Alanya’ya getirilmesi muazzam bir transfer başarısı. Bakasetas çok leziz bir on numara. Topa dokunuşuyla, oyunu okuyuşuyla, araya oynadığı toplarla tam bir maestro. Bu ligin izlemesi en keyifli adamlarından.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4YUZWRzBKcSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

İki buçuk dönümlük değişim

19 Ekim 2020
Oyun çizgilerden merkeze kayınca F.Bahçe de umut verdi.

F.Bahçe dün ilk 45 dakikayı sahanın ortasında sanki bir büyük çukur varmışçasına yalnızca kenarlardan oynadı. Merkezde adeta 50 metreye 50 metrelik, yani neredeyse iki buçuk dönümlük bir alan kullanılmadı, tüm hücumlar Caner ve Nazım üzerindendi. Pozisyonlar da oradan geldi zaten. Ancak ikinci yarıyla beraber oyun çizgilerden merkeze kayınca hücum varyasyonları arttı, pozisyonlar çeşitlendi, gelecek için daha fazla umut veren bir Fenerbahçe çıktı ortaya.

İKİ PERDELİ MAÇ

İki perdeli bir maç izledik dün Gürsel Aksel Stadı’nda... İlk devrede Fenerbahçe sadece kenarlardan oynadı. Caner zaten hep etkili. Nazım da Caner’e ayak uydurdu ve özellikle hücum katkısıyla büyük takım oyuncusu olduğunu bir kez daha gösterdi. Buraya kadar sıkıntı yok gibi görünüyor aslında. Ancak problem, Fenerbahçe’nin sürekli kenardan hücum etmesinin bir orta zorunluluğu doğurmasında yatıyor. Bu ortalara ceza alanında vurabilecek tek adam Samatta. Zira oralara ikinci santrfor koşusu yapacak bir adam yok. Dev Atınç da Samatta’ya karşı havada bir üstünlük kurunca belki tabela olarak değil ama oyun olarak ilk devrede işler Göztepe’nin istediği gibi gitti bence. Ancak Erol Bulut devre arasında belli ki bir taktik değişikliğe gitti. İkinci yarının başlamasıyla beraber sol açık Pelkas ve sağ açık Valencia daha fazla merkeze girmeye ve orayı kalabalıklaştırmaya başladılar. Zaten bu anlayış değişikliğinin sonucu olarak Pelkas, 45’le 60 arası üç şut fırsatı buldu, golle tanıştı.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4TG9YT2pHUiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

LEMOS OLMAYINCA

Göztepe'nin iki farklı geriye düşüp savunmayı öne çıkarmasıyla da Erol Bulut takımlarının en sevdiği senaryo oluştu zaten. Göztepe ön tarafta daha çok gözüktü ama geniş alanda Fenerbahçe de 3-4 net pozisyon yakaladı bu bölümde. Fenerbahçe, Karagümrük’ten sonra Göztepe’yi de nefes nefese bir son bölümün ardından yendi ama bu galibiyetler, bazı aksaklıkların üstünü örtmemeli:

1- Altay kale atışlarını genelde uzun kullanıyor. Fenerbahçe bu topları alamadığı gibi, dönenleri de toplayamıyor.

2- Lemos varken sağ stoper oynayan Tisserand, dün sol stopere geçti. Fenerbahçe göbeğindeki aksaklıklar sürdü.

Yazının Devamını Oku

Artık sekiz ayımız kaldı

15 Ekim 2020
EURO 2020’ye kadar ana oyunu ezberletmeliyiz.

UEFA, bu Uluslar Ligi’ni hazırlık maçlarının alternatifi olarak planlamamış mıydı? Öyleyse ne oldu da ülkeler, 12 günlük araya ikisi resmi, biri de özel 3 maç sıkıştırma alışkanlığına geçtiler? Yoğun lig temposundan gelen oyuncuları Çarşamba-Pazar-Çarşamba peş peşe oynatmanın maksadı nedir ki? Her şeyden önce UEFA’nın bu iki haftalık araya yalnızca iki müsabaka takvimi koyması, bu günlerin de Perşembe ve Salı olarak belirlenmesi gerek. Bu futbolcuları 12 gün milli maç takvimine sokup üçer gün arayla üç maç oynatmak akıl dışı. Sadece biz değil, onlarca ülke, bu 12 günlük araya 3 maç sıkıştırdı. Bizimkiler de dahil birçok milli futbolcu sakatlandı bu süreçte. Biz en büyük kâbusu savunma göbeğinde yaşadık. Çağlar’dan hiç faydalanamadık. Kaan, Almanya maçında sakatlandı. Ozan Kabak da cezalı duruma düşünce en önemli maçımıza, belki de 2020’nin en kritik milli müsabakasına savunma göbeğinde devşirme ön liberoyla çıktık. Şenol Güneş’in şu soruyu yanıtlamasını da çok isterdim doğrusu: Üç maçlık bir seri için ulusal takıma neden yalnızca 4 stoper davet edildi? Üstelik bunlardan birinin (Çağlar’ın) sağlık probleminin olduğu daha maçlar oynanmadan bilinirken... Eğer Mert Müldür beşinci stoper olarak kadroya davet edildiyse dün neden ilk 11’de o başlamadı? Mert’i oynatmayacaksanız, neden başka ekstra bir stoper davet etmediniz?

SAVUNMA UYUMSUZ

Dün maça Mahmut sol, Merih sağ stoper başlıyor. Sonra 40’ta (sarı kartı da olan) Okay sağ stopere, Merih sola geçiyor. Maçın başından sonuna kadar uyumsuz ve kararsız bir savunma göbeğiyle oynamanın bedelini de 50 dakika boyunca ödüyoruz misliyle... Elbette dünkü müsabakanın hikayesini yalnızca stoperler üzerinden okuyamayız. Her maça kötü başlamayı, ilk devreyi feda etmeyi huy edindik. Bir omurga oturtmamanın, aşırı rotasyonun bedelini kazanma alışkanlığımızı yitirerek ödedik. 333 gündür milli maç kazanamıyoruz. Euro 2020’ye artık 8 aylık bir zaman kaldı ve bu süreçte planlarımızı omurgamızı oturtma, ana oyunumuzu ezberletme üstüne kurmalıyız artık.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJuV0Q0RGtZOSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Süper Lig’in performans/beklenti kralları

13 Ekim 2020
Düşük beklentiye rağmen etkileyici işler yapanlar var.

Sezonun ilk 4 haftası itibariyle performans/beklenti paritesinde zirve yapmaya aday enteresan isimler ortaya çıktı. Son derece etkileyici işler yaparak 4 haftaya damga vurdular.

Süper Lig’e bu sene Loic Remy, Biglia, Khouma Babacar, Nuri Şahin gibi güçlü CV’li oyuncular da geldi. Norveç gol kralı Torgeir Börven ve Polonya’da yılın futbolcusu seçilmiş Felix gibi orta sınıf liglerin yıldızları da. Ancak tüm bunların dışında bir de nispeten düşük beklentiye rağmen, 4 haftada etkileyici işler yapmış olanlar var. Son iki sezondur 500 dakikadan fazla topa vuramamış Paraguaylı Bareiro ya da milli takımdaki yerini kaybedip 250 bin Euro’ya Erzurum’un yolunu tutan Novikovas gibi... 4 haftalık görüntüleri itibariyle performans/beklenti paritesinde zirve yapmaya aday enteresan isimler çıktı Süper Lig’den...

ADAM BAREIRO: iNiŞLi ÇIKIŞLI BiR KARiYERE SAHiP

Alanyaspor’un Monterrey takımından kiraladığı Paraguaylı santrfor Bareiro’nun hikayesi inişli çıkışlı. 20’li yaşlarının başında kendi liginde parlıyor, 2018’de rotayı Meksika devi Monterrey’e çeviriyor.

BiR TANE iYi SEZONU VAR

Orada bir sezon kalıyor, tutunamıyor, sadece 7 maçta sahaya çıkıp bu kez Arjantin’e kiralanıyor. Arjantin Ligi’nde San Lorenzo’da da istediği ortamı bulamıyor, yine 500 küsür dakika gibi kısıtlı bir forma şansından sonra Meksika’ya dönüyor. Aslında o noktada transferi riskli bir oyuncu
gibi. Hiç milli olmamış. Kariyerinde sadece ülkesinde geçirdiği tek bir iyi sezonu var. Onun dışında Meksika ve Arjantin’de kendisine güvenilmemiş, kıtası dışına da hiç çıkmamış 24 yaşında bir genç adamı Avrupa’ya getirmek riskli gibi duruyor.

ÇABUK UYUM SAĞLADI

Yazının Devamını Oku

Rusya’nın Zlatan’ı Türkiye’nin Cengiz’i

12 Ekim 2020
Devre arasındaki oyuncu değişikliği ile dengeler değişti.

Dün sahaya çıkan Rusya 11’inin toplam market değeri yaklaşık 62 milyon Euro iken, bizimki 116 milyondu. Hatta Cengiz Ünder girince 140 milyona çıktık. Rus futbolu öyle harika bir dönemden geçmiyor, dünkü 11’lerindeki tek lejyoner Antalyasporlu Kudryashov’du. Bizimse Juventus’lu Merih’ten Lille’li Burak’a, Leicester’lı Cengiz’den Milan’lı Hakan’a gayet havalı bir takımımız var şu sıralar. Ancak maçın ilk devresinde tanınmaz haldeydik, sahada fark yaratan da tek bir adam vardı: Sankt Petersburg’un Zlatan’ı... Yani 1,96’lık dev adam Artem Dzyuba...

TEK DEVRELiK OYUN

Bu maça çıkarken yüzde 57 ile grubun en fazla topla oynayan, yüzde 85’le en isabetli pas yapan, 25’le de en fazla şut atan takımı bizdik. Bizi biz yapan özelliklerden biri kesinlikle bu, topla iyiyiz. Topu rakibimize bıraktığımızda pragmatik bir futbol oynamakta güçlük çekiyoruz. Zaman zaman uyuyoruz ve rakiplerimiz de dün olduğu gibi değerlendiriyorlar bu fırsatları. İlk devrede uyurgezer halimizi Ruslar iyi değerlendirdiler, Dzyuba’nın da müthiş oyunuyla soyunma odasına haklı bir üstünlükle gittiler. Şu sıralar çokça yaptığımız gibi devre arasında doğru oyuncu değişikliği ve doğru momentumla sahaya döndük. İkinci 45’te Cengiz Ünder önderliğinde sahayı adeta Ruslar’a dar ettik. Cengiz girince Hakan da, Ozan da canlandı ancak maalesef yine beraberliğe yetti tek devrelik oyun.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJuV0Q0RGtZOSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Geride hâlâ üç maçımız var, Rusya ile içeride oynayacağız, matematiksel olarak liderlik şansımız var. Bence kalan bu maçlarda lüzumsuz bir rotasyon içine girmemeliyiz, kadro istikrarı olan bir milli takım izlemek istiyoruz artık. Zaten bu yıl futbolcular, lig-Avrupa temposu içinde haftada iki maç oynamaya daha fazla alışık olacaklar. Milli takımda da pekalâ bir kadro istikrarı yaratabiliriz artık.

ULUSLAR LiGi NEDEN ÖNEMLi?

2022 Dünya Kupası’na gidebilmek için üç yol var: Ya martta başlayacak elemelerde grubunuzu birinci bitirerek direkt bilet alacaksanız. Ya o elemelerde grubunuzu ikinci bitirerek 10 play-off biletinden birini kazanacaksınız. Ya da UEFA Uluslar Ligi’nde grubunuzu lider bitirerek son iki playoff biletine talip olacaksınız. Uluslar Ligi’nde A kategorisi takımlarının hemen hepsinin normal elemeler yoluyla ilk ikiye girecekleri düşünülürse, o son iki play-off bileti için esas savaşanlar bizim gibi B kategorisi ülkeleri... Yani bu Uluslar Ligi önemsiz değil, hatta en çok da B kategorisi takımları için önemli. Umarım kalan 3 maçımıza mümkün olan en iyi kadrolarla çıkıp, o müsabakaları kazanıp liderlik şansımızı sonuna kadar kovalarız.

Yazının Devamını Oku