Uğur Meleke

Emirhan’ı izlemek bir zevk

10 Ocak 2022
Beşiktaş’ın yaptığı hemen her olumlu aksiyonun içinde o vardı.

Dün Beşiktaş’ın çok fazla hamle kabiliyeti olmayan yedek kulübesini görünce aklım 90’lı yıllar geldi. Beşiktaş’ın efsanevi teknik direktörü Gordon Milne bir antrenman ustasıydı. İngiliz teknik adam tüm çalışmalarını hafta içinde incelikle yapar, hafta sonu maçlarda kenarda otururdu. Çok fazla ayağa kalkmazdı. Çok fazla talimat vermez, makine düzeninde işleyen takımını oturarak izlerdi.

Gordon takımını hafta içinde bu kadar iyi hazırladığı için, çok fazla oyuncu değişikliği de yapmazdı. O dönem futbol zaten bugünkü kadar atletik değildi, sporcular ölesiye yorulmuyorlardı, değişiklik bir mecburiyet gibi görünmüyordu. Gordon da bir aciliyet olmadıkça değişiklik yapmayan türdendi.

YEDEK OLMAK ZULÜMDÜ!

Siyah beyazlıların ilk 11’i de çok istikrarlı olduğu için o dönem Beşiktaş’ta yedek oyuncu olmak zulümdü adeta! Halim Okta da o dönemin şanssızlarındandı. Bence çok iyi bir santrfordu, eğer Beşiktaş’ta Ali-Feyyaz gibilerin alternatifi olarak kalmasaydı, Süper Lig kariyerinde belki 100 golü olabilirdi Halim’in. Dün Okta’yı kenarda görünce zihnim beni 90’lı yıllara götürdü, üstelik kulübesi de maça müdahale edebilecek gibi değildi Halim Hoca’nın. Başlayan 11’in çözmesi gereken bir maçtı dünkü.

MAÇI ERKEN KOPARABiLiRDi

Aslında çözebilirlerdi de. 3-52’yi hiç fena oynamadılar. İki duran top golü yediler ama akan oyunda neredeyse pozisyon vermediler. Ön tarafta Batshuayi biraz daha becerikli olsa maçı erken koparmaları işten değildi.

Dün Beşiktaş’ın yaptığı hemen her olumlu aksiyonun içinde olan Emirhan’a ekstra parantez açmak lazım. Genç adam dün iki santrforun arkasında serbest oynadı, zaman zaman Sergen Yalçın izleri taşıyan soğukkanlılıkta işler yaptı. Bir gol attı, bir penaltı kazandırdı, bir topu direkten döndü. Arkadaşları biraz dikkatli olsa asisti de olacaktı genç adamın. Nazar değmesin, Emirhan’ı izlemek gerçekten büyük bir zevk.

Yazının Devamını Oku

Doğru tedavi için doğru teşhis lazım

9 Ocak 2022
Galatasaraylılar tek sorunlarının gol atmak olduğunu sanıyorlar ama...

G.Saray’ın bu sezon ligde yaşadığı sorunları layıkıyla tedavi edememesinde bence doğru teşhis koyamamanın da rolü var. Sarı kırmızılılar ısrarla her şeyin yolunda gittiğine, tek sorunun pozisyonları gole çevirememe olduğuna inanıyorlar. Evet, problemlerden biri bu. Ancak asla tek sorun bu değil. Basit bir örnek vermek gerekirse, dün sahaya çıkan takımlardan Giresun, sezon başından beri yarattığı gol beklentisinin 11 sayı altında kalmış. G.Saray’sa beklentinin 7 altında atmış. Evet iki takımın da yarattığı beklenti kadar atamadıkları ortada. Ama G.Saray’ın tüm sorunu atılamayan o 7 golle açıklanamaz. Bence Galatasaray’ın “gole çevirme”den daha büyük 3 temel problemi var.

10. KEZ iLK GOLÜ YEDiLER

1- Ligde 20. maçta 10. kez ilk golü yediler dün. Maçlara kötü başlıyor ve son yarım saatte panikle hücum ediyorlar. G.Saray’ın sezonunun özeti bu sanki. G.Saray neden hiçbir maça iyi başlayamıyor?

YARATICILIKLARI YETERSiZ

2- Avrupa’da topla ortalama yüzde 44 oynandığı, ana plan geçiş hücumu olduğu için Berkan-Taylan’lı orta saha iş görmüştü. Ancak ligde Berkan, Aytaç (ve dün olmayan Taylan) yaratıcılık anlamında yetersiz kaldılar. Dün Berkan’ın 9’da, 11’de, 28’de ve 42’de öyle basit kayıpları var ki, topu o şekilde yitirirseniz hücum sürekliliği sağlamanız imkansız.

HERKES GERiYE GiDiYOR

3- G.Saray’da neden hemen herkes geriye gidiyor? Morutan, Türkiye’ye geldiğinde özgüveni daha yüksekti. Şu anda bitik. Cicaldau geriliyor, belki hastalığı atlatamamış olabilir. Halil geriliyor. Berkan düşüşte. Dün oynamayanlardan Taylan geçen sezonki seviyesinde değil. Mohamed Mısır’dan, Diagne İngiltere’den geldiklerinde daha iyi durumdalardı. van Aanholt da hiçbir zaman Euro 2020’deki seviyesine ulaşamadı.

Elbette dün G.Saray’ın Kerem, Feghouli, Marcao, Mohamed gibi kritik isimlerin eksik olduğunun farkındayım. Dünkü eksiklerden bir 11 yapsanız, sahaya çıkan 11’den daha iyisini elde edebilirdiniz! Ancak G.Saray’daki mevcut durumu sadece eksiklere bağlamak, sorunlara kulak kapamak olur bence.

Yazının Devamını Oku

Nwakaeme böyle istedi

8 Ocak 2022
Nijeryalı sanatçı futbolu özlemiş. Yine ayağına top her değdiğinde anlam kazandı.

Malatyaspor ligin en şeffaf takımlarından. Sumudica göreve geldikten sonra gerek basın toplantılarında, gerek sosyal medyada her şeyi açıklıkla taraftarıyla paylaştı. O yüzden spor kamuoyu bütünüyle biliyor Yeni Malatyaspor’da olup biteni.

Sumudica göreve geldiği andan itibaren kadrosunun yetersizliğinin altını defalarca çizdi zaten. Sağ bek istiyor, santrfor istiyor, orta sahayı tümüyle değiştirmek istiyor. Dünkü maçta da beşli savunma oynadılar ama istediği transferler yapılırsa hedefinin dörtlü oynamak olduğunu biliyoruz. Merkezi Donsah ve Azubuike ile zenginleştirdiler. Sağ beke Zeffane takviyesi geliyor. Sanırım bu oyuncuları önümüzdeki haftalarda yavaş yavaş izleyeceğiz.

MALATYA’NIN KOLU KANADI KIRIKTI

Bir on numara ve bir de santrfor almak istiyorlar ki Guilherme’yle Dicko gündemde. Ancak dün bunların hiçbiri sahada olamayacağı gibi, takımın en önemli oyuncularının birkaçından da yoksundu Sumudica. Haddadi ve Tetteh Afrika Kupası’ndalar. Takımın yıldızı Adem de rahatsızlanınca özellikle ön tarafta kolu kanadı kırıktı sarı kırmızılıların. Zaman zaman Mounir üzerinden hücuma çıktılar. Birkaç tehlike de yarattılar ama muhtemelen kendileri de çok inanmıyorlardı Trabzon’dan bir şeyler çıkarabileceklerine.

iKiNCi YARI ViTES DÜŞÜRDÜLER

Malatya özellikle ilk devrede çok tutucu oynayınca, Trabzon’un alışık olduğumuz baskın futbolu vardı sahada haliyle. Savunmayı öne çıkardılar, hücum sürekliliği sağladılar, kaybettikleri topları da genelde çok hızlı geri kazandılar. Net pozisyonlar da ürettiler ancak bunların sadece birini, Cornelius’la değerlendirebildiler. İkinci devre Trabzonspor’un da, maçın da vitesi düştü. İki hocanın da kulübeleri çok zengin olmayınca vitesi değiştirebilecek ekstra hamleler de yapamadılar doğrusu.

45 dakikası tempolu, 45 dakikası nispeten durağan oynanan maçın en iyisi Nwakaeme idi. Nijeryalı sanatçı futbolu özlemiş. Yine ayağına top her değdiğinde anlam kazandı, yine meşin yuvarlak onun sihirli kramponlarıyla buluşunca tribünlerin nabzı değişti. Maçın da skorunu onun bir anlık sihri belirledi zaten.

Yazının Devamını Oku

Süper abartılı lig

30 Aralık 2021
Dün Kadıköy’de orta sahaların yürüyerek geçildiği, iki takımın son pas ve şutlarda beceriksizlik yarışı yaptığı, klasik bir üçüncü küme maçı izledik. Ancak maçın enteresan tarafı, takımlardan biri gerçekten üçüncü küme ekibiyken, diğerinin ondan iki lig yukarıda bir Süper Lig temsilcisi olmasıydı!

17 yıldır bu mesleği tutku ve onurla icra etmeye çalışıyorum. Dün gerçekten öyle kötü, öyle organizasyondan uzak bir 90 dakika izledik ki, çok sevdiğim mesleğimi yapmanın zor olduğu nadir günlerden biriydi diyebilirim rahatlıkla.

SAYGIYI HAK EDEN FUTBOL

TFF 2. Lig (yani aslında üçüncü küme) temsilcisi Afyonspor’un ilk 60 dakikadaki pozitif futbolları saygıdeğer. Maçın başında zaten teknik direktör Kavçak da, sporcular da sahaya tur için çıktıklarını, ofansif bir futbol oynayacaklarını ifade ettiler. Bir noktaya kadar oynadılar da...

Ancak son bölümde onların da vakit öldürme çabaları sevimsizdi. Sarı lacivertliler organizasyondan çok uzaklardı, çok sıradanlardı, belki birkaç oyuncuyu ayırabiliriz diğerlerinden: Valencia istekliydi ancak halen sakatlıktan yüzde yüzle çıkabilmiş değil. Pelkas özellikle ilk yarının en coşkulu ismiydi. Burak geçen yılki seri görüntüsünden uzak. Hatta yanılmıyorsam biraz kilo da almış.

Nazım hem yetersiz, hem de her pozisyonda faul almaya çalışması hoş değil. Onun yerine giren Samuel zaten sıradanlığa en fazla isyan eden isimdi. Onun hareketliliğiyle bozuldu denge. Sanırım Fatih Tekke haklı: Ligimizi çok abartıyoruz. Büyüklerin Türkiye Kupası’ndaki halleri, sıradanlığı çarptı yüzümüze.

Yazının Devamını Oku

İlhan Palut’un yolu farklı

28 Aralık 2021
Konyaspor fırsat futbolu oynamıyor büyük takımlar gibi topu istiyor.

Süper Lig’in ilk yarısında Hatay, Adana Demir ya da Alanya’nın da sporseverlerin zihninde iz bıraktıkları dönemler oldu. Ama Konyaspor bambaşka. İlhan Palut’un Anadolu’nun diğer etkileyici performanslarından tümüyle ayrılan başka bir metodu var. Farklı bir yolla zorluyor zirveyi.

BÜYÜK TAKIM ZiHNiYETi

Konyaspor, fırsat futbolu oynamıyor. Topu istiyor. Küçüklerle de, büyüklerle de oynasa top onlarda, fırsat bende olsun zihniyetinde değil. Bu sezon İstanbul’da Galatasaray’ı çok çok zor durumlara düşürmüşler, sadece topu çerçeveden dürtememişlerdi. Lider Trabzon’un belki de en şanslı puanıydı Konya’dan aldığı. Fenerbahçe maçını domine ederek galip bitirdiler. Dün Beşiktaş’a karşı da mantaliteleri aynıydı. Topu istiyorlar. Kendi oyunlarını oynamak istiyorlar. Net bir büyük takım davranışı bu. Dün bekleri Skubic-Guilherme ile denediler. Mpoku ile, Cikalleshi ile denediler. Sezonun yıldızlarından Serdar Gürler sahada yoktu ama son bölümdeki değişikliklerle aldılar iyi niyetlerinin ödülünü. Beşiktaş’ın da Sergen Yalçın göreve başladığı andan itibaren oyunu topa bağımlı. Beşiktaş’ın topsuz başarılı olduğu ben tek bir maç hatırlamıyorum. Beşiktaş, kötü oynayıp, topu paylaşıp, fırsat kollayıp kazanabilecek bir takım değil. Dün top Beşiktaş’tayken Beşiktaş, Konya’dayken Konya buldu pozisyon. Ancak Beşiktaş’ın verimliliğini artıramaması ve üçüncü bölgedeki oyununu gole tahvil edememesinde bence çok spesifik bazı nedenler söz konusu:

ATAK SÜREKLiLiĞi YOK 

1- Batshuayi başta, bazen de Larin topun kıymetini bilmiyorlar. Bazen çok basit top kayıpları yapıyorlar ve Beşiktaş atak sürekliliği sağlayamıyor bu nedenle.

2- Dünün bir başka atak kesicisi de Oğuzhan’dı. Karaveli geldiğinden beri vites artırmıştı ama dün 3-4 tane hücum öldüren kritik top kaybı var.

3- Rosier’nin yokluğunun çok derinden hissedildiği bir gündü dün. Sol ayaklı sağ bek Umut’un o garip maskeyle sağını-solunu rahat görebildiğine bile emin değilim ben. O yüzden Beşiktaş’ın beklerinden sadece biri vardı dün hücumda.

ALAN SAVUNMASI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Bir puandan fazlası

26 Aralık 2021
Artık Trabzonspor’un şampiyonluk yarışındaki tek rakibi kendisi.

Dün Medical Park Stadı’na çıkan iki takımın son 10 haftada oynadıkları 20 maçtaki toplam performansları şöyleydi: 17 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi... Ben Türkiye’de uzun zamandır böyle bir fikstür hatırlamıyorum, Avrupa’da da en son herhalde Liverpool-City rekabetinde karşılaşmışızdır böyle bir şeyle.

6 NUMARADA HAMSİK

Form canavarı iki takımın teknik direktörlerinin ilk 11 tercihlerinin de cesur olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Avcı yine Berat-Siopis’i yedek başlattı. Altı numara rolünde Hamsik oynadı ki bu son dönemde ligde gördüğümüz güzel detaylardan biri. Beşiktaş’ın son maçtaki altı numarası Pjanic’ti. Fenerbahçe’nin Sosa’ydı. Trabzon da orada Hamsik’i regista (derin oyun kurucu) rolünde kullanınca bir Türk sporsever olarak sevindim doğrusu.

Demek ki yeryüzündeki her takım iki stoperin önünde bir de ‘ön stoper’ kullanmak zorunda değil. Pekala orada kaliteli bir oyuncu kullanarak da dirençli bir orta saha kurabilirsiniz.

Kurdular da... Dün Trabzon’un en iyisi yine Hamsik’ti. 7’de Bakasetas’a 30’da Cornelius’a verdiği ‘al da at’’ pasları gol olsa ilk devredeki iyi oyunları tabelaya da yansımış olacaktı. Başakşehir’se daha kontrollü bir ilk devre oynadı. Belözoğlu’nun talebeleri ilk yarıda sadece tek bir şut attılar. O da Visca’nın frikiğiydi. Rakip ceza alanında da yalnızca 3 dokunuşları vardı ilk 45 dakikada.

ViSCA VİTES ARTIRDI

İkinci devreyle birlikte Visca hareketlendi, 10 senedir olduğu gibi Visca hareketlenince takımı da vites artırdı. Boşnak virtüöz 48’de Gulbrandsen’i, 51’de Aleksic’i harika servislerle pozisyona soktu ama gol çıkaramadılar oradan. Başakşehir’in nispeten rüzgârı yakaladığı bu bölümde eğer Emre Hoca, Deniz-Chadli’yi oyuna daha erken soksa, hatta onları sokarken bir bek çıkararak risk alsa oyunun tonunu değiştirme şansı olabilirdi. Ama belli ki Belözoğlu da razıydı beraberliğe.

Bu sonuçla Trabzon 1 puandan fazlasını kazandı. Bence artık şampiyonlukta tek bir rakipleri var, o da kendileri. Trabzon kendi kendine kaybetmezse, kimsenin kazanma şansı yok bu yıl şampiyonluğu

Yazının Devamını Oku

Şampiyonu belirleyebilecek maç

25 Aralık 2021
Süper Lig’i şu anda ‘Trabzonspor ve diğerleri’ diye ikiye ayırırsak, diğerleri liginin en iyisi form grafiği en heyecan vereni, kadrosu en derin ve kaliteli olanı Başakşehir. Bugün bordo mavililer, Başakşehir’i de alt ederse, ikinci yarıya artık ‘tek rakibi kendisi’ olarak girer. Ama Başakşehir kazanırsa, bir rakip tanımı yapılmış olur Trabzonspor’a...

Emre Belözoğlu Başakşehir’inin ana planı belli. Süper Lig’de yüzde 57 buçukla topa sahip oluyorlar, hemen hemen tüm maçları domine ediyorlar. İlk 8 maçta Belözoğlu görevde olmamasına ve bunların altısı kaybedilmesine rağmen toplam şutlarda Trabzonspor’a 251-236 üstünler. Caiçara’nın da dönüşüyle; bekleriyle birlikte hücum eden, ileride kalabalıklaşan, sette seri pas trafikleri yakalamayı amaçlayan bir profil çiziyorlar. Eğer rakiplerine oyunlarını kabul ettirebilirse sizi 15-20 dakika süreyle boğabiliyorlar. Bazen öyle bir atak sürekliliği yakalıyorlar ki, golün o an gelmezse, birkaç dakika içinde geleceğine emin olabiliyorsunuz.

BAŞAKŞEHİR'İN KULÜBESİ MUHTEŞEM

Başakşehir'in bence diğer zirve yarışçılarına karşı en önemli artısı derin kulübesi. Özellikle ofansif derinlikleri muazzam. Son Giresun maçına önde Visca, Berkay, Deniz, Ömer, Okaka başladı. Aleksic ve Gulbrandsen sonradan oyuna girdiler. Ve arkada hâlâ Chadli, Atabey, Ahmed Kutucu ve Zulj var. O yüzden de maçların son bölümüne beraberlikle girerlerse arkadan gelenlerden katkı alma şansları yüksek oluyor.

TRABZONSPOR'UN İKİ FARKLI OYUNU VAR

Trabzonspor şu anda herkesin gıpta ettiği takım. Rekorları birer birer alt üst ediyorlar. En fazla golü onlar attılar, en az yediler. Santrforları Cornelius ve kalecileri Uğurcan çok formda. Abdullah Avcı sezon başından beri iki farklı oyun geliştirdi: Biri, aynen Başakşehir gibi dominant. İlk 9 maçta ağırlıkla bunu oynamışlardı, 17’nci haftada Hatay ilk yarısında da yine bu güzel oyunun bir örneğini koydular sahaya. Ancak 9’uncu haftadan sonra sıkça sergiledikleri bir oyun daha söz konusu: O daha pragmatik. Göztepe maçını, Adana Demirspor maçını, Beşiktaş maçını, Gaziantep ikinci yarısını daha çok bekleyerek oynadılar. Rakiplerinin tamamlayamadığı hücumlarda hızlı çıktılar ve fırsat kolladılar. Bunu da gayet başarıyla uyguladılar aslında.

ÇİFT ÖN LİBERO BAŞLAYABİLİR

Abdullah Avcı’nın Başakşehir’e karşı nasıl bir oyun stratejisi tercih edeceğini bilmek güç: Acaba Altay maçına başladığı gibi Berat-Siopis’li kontrollü bir oyun mu tercih edecek? Yoksa o maçı bitirdiği gibi bir harakiri futbolu mu? Edgar-Hugo’nun ilk kez bir arada sahada olmamaları, Abdullah Avcı’nın iki ön liberoyu sahaya sürme ihtimalini kuvvetlendirebilir. Nasıl bir maç olacağını iki takımın 11’lerini görmeden hayal etmek güç. Ancak kesin olan bir şey var: Bu maçı kazanan, ocak ayını çok daha farklı geçirecek. Çok daha fazla ‘şampiyonluk’ sözcüğü kullanacak takım yemeklerinde.

5-

Yazının Devamını Oku

Futbol ciddiyet istiyor

24 Aralık 2021
Beşiktaş'ta özellikle Larin ve Batshuayi'nin daha gerçekçi oynamaları gerek.

Göztepe, ligin fiziksel seviyesi yüksek takımlarından biri. Bu sezon Trabzonspor’a karşı bariz bir oyun üstünlüğü kurdular, Fenerbahçe önünde son bölümde galibiyeti kaçıran taraftılar. Galatasaray’dan sonra Beşiktaş’a karşı da özellikle ilk yarıda fiziksel olarak ciddi zorluk çıkardılar. Beşli savunmaları hem yerleşim, hem de bire bir sertlikleriyle caydırıcı. Dün ilk devre sonunda faul tablosunda Göztepe 10-Beşiktaş 3 yazıyordu. Siyah beyazlılar ikili mücadelelerde ve serseri top kazanmada oldukça zorlandılar dün.

KALİTE FARKIYLA KAZANDI

Beşiktaş’ın dün oyunun rüzgarını uzun süreyle kendi lehine çevirememesinde bir başka önemli faktör de hücumda yapılan kolay top kayıplarıydı. Özellikle Larin ve Batshuayi’nin daha gerçekçi oynamaları gerek. Dün 38’de Ghezzal’le birlikte baskın hücuma çıkan Larin, boşta birçok arkadaşı varken çalımla çok basit bir top kaybetti mesela. Bir dakika sonra bu kez Batshuayi son derece kolay bir pas hatası yaptı, dönen topta da Göztepe penaltı kazandı zaten. Ne kadar kaliteli olursanız olun futbol ciddiyet ister. Dün Göztepeliler daha ciddilerdi. Ancak kalite farkıyla kazandı Beşiktaş.

3 PUANDA ASLAN PAYI GHEZZAL'İN

Beşiktaş’ın dünkü galibiyetinde aslan payını Ghezzal’e vermek lazım. 30’daki golde Rıdvan muazzam bir driplingle çıktı. Oğuzhan süper bir ekstra pas yaptı. Ama atak başlangıcında Ghezzal’in ısrarını ve Rıdvan’ın koşu yoluna, boş alana attığı pası da unutmamak gerek. Aynı Ghezzal 60’ta da maçın fişini çeken golünü attı. Arıyordu zaten sürekli. Çabasının ödülünü de golle aldı Cezayirli.

Tabii ki Ersin dünün kahramanlardan. Karaveli geldikten sonra başrolü alan Rıdvan da öyle. Montero, Can, Güven gibi gençlerin aldığı dakikalar da önemli.

Yazının Devamını Oku