Uğur Meleke

Son yıllarda harcanan en iyi 1 milyon

28 Ocak 2021
Bu maç doğal tarihinde, Ağustos başında oynansaydı muhtemelen Olimpiyat Stadı’nda hava da, koşullar da daha iyi olacaktı.

Dün hem yoğun kar yağışı, hem de saatte 30 km/sa hıza ulaşan rüzgarın oyun kalitesini çok etkilediğini söylemek lazım. O yüzden öncelikle bu olumsuz koşullarda iyi niyetle mücadele eden futbolculara ve hakem ekibine teşekkür etmek lazım. Sanırım dünkü Süper Kupa maçını iki takımın mevcut kadro koşullarından da bağımsız değerlendirmek doğru olmaz: Trabzonspor, Süper Lig’de 5 maçta 13 puanlık iyi bir seri yakaladığı gibi, Abdülkadir dışında eksiği olmadan, ideal 11’iyle çıkabildi Süper Kupa maçına.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI3Y0wxUWlDbSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

5 KRİTİK EKSİK

Başakşehir’se hem haftalardır kazanamıyor, hem de takımın omurgası sakat. Kanatların ideal dörtlüsü Rafael, Mbombo, Visca ve Chadli’nin yanı sıra takımın beyni İrfan’ın yokluğunda topu daha fazla rakibe bırakan, daha pragmatik bir Başakşehir vardı sahada dün. Dört ideal kanat adamının yokluğunda Okan Hoca, sağ bekte yeni transfer Ömer Ali’ye, sol açıkta da bir diğer yeni Junior Fernandes’e direkt forma vermek zorunda kaldı dün. Ömer Ali zaten bir joker. Alışık olduğu sağ bek pozisyonunda Nwakaeme’yle boğuştu maç boyunca. Fernandes’in de hazır geldiğini, penaltıyı kazandıran şutu attığını not etmek gerek

10+ MİLYON DEĞERİNDE

Trabzonspor’sa 47-57 arasındaki 10 dakikayı saymazsak, müsabakanın geneline hükmeden taraftı dün. Berat, aynen ligdeki Gençlerbirliği maçında olduğu gibi yine her hücumun içinde pas istasyonu olarak vardı. Yine bolca pas arası yaptı ve çok fazla duran oyunda yüksek konsantrasyonuyla ön plana çıktı. Nwakaeme son bir aydaki çıkışını sürdürdü, yeni formasıyla mücadele eden Ömer Ali’yi zorladı. Ama maçın neticesini tayin eden yine bir kader belirleyiciydi: Süper Lig’de attığı her gol takımına puan ya da galibiyet kazandıran Ekuban, Süper Kupa’nın da kulpunu tutup müzeye getiren adamdı dün. 1 milyona alınan Ekuban’ın şu anda 10+ milyon değerinde olduğunu düşünüyorum ben. Ganalı, sanırım son yıllarda Süper Lig’e giriş yapan performans/fiyat paritesi en yüksek adam.

Yazının Devamını Oku

Sol yarımküre telepatisi ve makine düzeni

26 Ocak 2021
Sol stoper Szalai, sol bek Caner, sol açık Thiam ve sola deplase olmayı seven Pelkas’ın uyumu süperdi.

Süper Lig’in sıralı fikstür esası sebebiyle kulüplerin performansları birbirine benzer seyrediyor: Hemen herkes Antep-Başakşehir-F.Bahçe-Kasımpaşa-Alanya dönemecinde yıpranıyor. G.Saray orada tökezledi, Trabzon hoca değiştirdi hatta. Ama bu fikstürü takip eden Erzurum-A.Gücü-Sivas-Kayseri-Rize süreci de büyüklere hep nefes aldırdı. Beşiktaş orada 15 puan yapıp şampiyonluk yarışına katıldı. Galatasaray 13 yaptı, Abdullah Avcı’nın da ilk 5 maçı o fikstür olduğu için talihliydi doğrusu.

İLK 45’TE 322 İSABETLİ PAS

F.Bahçe'de halen bu görece kolay fikstürün içinde. Burası büyükler için oyun oturtup, ligin geri kalanına güçlü girmek için iyi bir fırsat. Erol bulut da arada Sivas hayal kırıklığı olmasına rağmen Ankaragücü ve Kayseri maçlarında olumlu işler yaptı kesinlikle. En azından şunu ispat etti bu iki maçta: Bu takım, gerektiğinde oyunu domine edebilir. Vitesi elinde tutabilir. Koca bir sezonu pragmatik bir ana planla götürmeye kalkmayacak. Dün ilk 45’te 322 isabetli pasla sezon rekorunun kırılması, bu niyetin rakamsal ispatı.

SAMATTA FARKI

Dün Kayseri önündeki rahat oyunu hem bu pozitif niyete, hem de bireysel performanslardaki çıkışa bağlayabiliriz elbette. Sahayı dikey bir çizgiyle ortadan ikiye bölerseniz, takımın sol yarısı telepatik bir uyum içindeydi: Sol stoper Szalai harika bir başlangıç yaptı. Sol bek Caner, sol açık Thiam ve sola deplase olmayı seven Pelkas’ın uyumu hem gollerin, hem de birçok net pozisyonun temelindeki faktördü. Ozan tamamlanamayan hücumların geri kazanılmasında önemli bir katkı yaptı. Samatta da gezici santrfor oyunuyla, yokluğunda Fenerbahçe’nin niye tökezlediğini hatırlattı bir kez daha.

Bulut’un ligin ikinci yarısında halletmesi gereken problem şu: Kalan 20 maçta daha fazla Ankaragücü-Kayseri, daha az Sivas-Gaziantep oyunu oynamalılar. Meselenin özeti bu.

 <iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/NHRUT6sFcf4" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Türkiye Kupası maçının tekrarını mı yayınladılar?

25 Ocak 2021
Bu maçın neredeyse aynısı, sadece 12 gün önce kupada oynanmış; Malatya oyunu yine kilitlemişti.

Süper Lig’de oyun tanımı dört başı mamur bir şekilde yapılabilecek, ne oynadığını net cümlelerle ifade edebileceğiniz birkaç takım var. Bunlardan biri de Malatya. Özellikle büyük takımlara karşı çok zorluk çıkarabilen bir oyun anlayışı ve futbolcu grubuna sahipler. Kompakt duruyorlar, ikili mücadelelerde sertler, topu size bıraksalar da şemalarına sadık oldukları için boşluk bırakmıyorlar. Yerden oynayan rakiplerini kolayca bozup havadan oyuna zorluyorlar ki bu da onların önemli bir sırrı: Zira Süper Lig’de maçı başına 20,1 hava topu kazancıyla en yakın rakiplerinin tam 4 puan önünde liderler.

ADEM iŞiNi iYi YAPIYOR 

Büyük takımlar üçüncü bölgede topu çaresizce dolaştırırken kayıp yaparlarsa, atağı tamamlayamazlarsa, Malatya seri hücum geçişi de yapabilen bir ekip. Bu geçişte anahtar adam Adem Büyük. Bir aydır alışık olduğumuz pozisyonlarının dışında, derinde oyun kurucu olarak görev yapıyor Adem. Çok da iyi yapıyor bu işi. Hatta şunu da rahatlıkla söyleyebilirim: Galatasaray’ın bu yılki üç santrforunun hiçbiri Adem’in yaptığı katkıyı yapamadı takımına. Dün o çıktıktan sonra Malatya’nın çıkışlarda zorlandığını söyleyebiliriz rahatlıkla.

FUTBOLUN 100 YILLIK KURALI

Dün 88 dakika boyunca Galatasaray topa sahip oldu ama oyuna hükmetti mi, işte onu iddia etmek güç. Üstelik bu maçın neredeyse aynısı, sadece 12 gün önce Türkiye Kupası’nda oynanmış; Malatya oyunu yine 90 dakika boyunca kilitlemiş ve maçı uzatmaya götürmüştü. Yani kupadaki o maçı dikkatle izleyen birisi, dün o müsabakanın tekrarının yayınladığını düşünebilir inanın!

Futbolun yüzyıllık bir kuralı: Bu tarz sıkışan maçların bir duran topla ya da uzaktan bir şutla açılması. Dün Galatasaray’ın attığı 10 şutun 8’inin ceza alanı dışından olması da biraz bu yüzden. 88’de Babel’in denemesi belki çok iyi bir şut değildi ama doğru denemeydi. Maçı da o doğru deneme kazandı zaten.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJqV29xTDNQYiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

İki sanatçının ortak sergisi

24 Ocak 2021
Nwakaeme ve Ekuban ortaklığı yetti.

Dün ilk yarım saatte Trabzon’un kapalı savunmaları açma konusundaki sıkıntılarını hissettik ancak 35’te Ekuban’ın olağanüstü pasıyla kırdılar direnci. Sahada bütünsel olarak mükemmel bir futbol yoktu ama iki sanatçı, Ekuban ve Nwakaeme’nin ortaklığı yetti maçın fişini çekmeye. Yeni transfer Berat çok sayıda sahipsiz top kazandı, fakat kazandıklarını öne kullanmada biraz şanssızdı. Ömür’ün yokluğunda onun rolünde oynayan Flavio da yeteneği kısıtlı bir futbolcu. Trabzonspor’un ocak ayı içinde o bölgeye bir takviye yapması şart gibi. G.Birliği’nde ön taraftaki eksikler döndü, lâkin oyun kalitesinde büyük bir gelişme yok. İlhan Abi’yi kaybedişimizin 4’üncü yıldönümünde böyle vasat bir kadro nasıl kuruldu, kasasında 20 milyon Euro olan kulüp bugün nasıl 40-50 milyon TL borçlu hale geldi, bir Gençlerbirliği sevdalısı olarak daha detaylı yazacağım bir gün. Ancak tek bir menajerlik şirketinin şu anda Gençlerbirliği’nde 8, Hacettepe’de 7 futbolcusunun olması hikâyenin trajik bir özeti sanırım.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJRQ01GOUhFcSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Acaba üçüncü golü kim atacak?

22 Ocak 2021
Karagümrük bu sezon Galatasaray’ı 2-1, Başakşehir’i 2-0 mağlup etti. Fenerbahçe’ye kaybetti ama şutlarda 13-8 üstündü. Yense de yenilse de oyuna ortak olan, topu paylaşmak isteyen bir ekip Karagümrük. O yüzden dünkü pragmatik ve rakiplerine fazla saygı duyan oyunları bir miktar hayal kırıklığı.

Ancak Beşiktaş öyle dominant oynuyor, topa hükmetme süresini o kadar uzatabiliyor ki, bu saygıyı da sonuna kadar hak ediyor bence. Dün Beşiktaş belki ilk gol için 44’e kadar bekledi. Ama o dakikaya kadar topla yüzde 75 oynadı, pas istatistiğinde de 330’a 100’ü yakalamıştı. Beşiktaş’la oynarken belki maçı bir süre 0-0 götürebiliyorsunuz ama siyah-beyazlılar bir noktada o golü bulacaklarını hissettiriyorlar size. Dün o duyguyu 2-0’la 3-0 arasında da yaşattılar mesela. İki gol arasında 17 dakika vardı ve o süre boyunca izleyenlerin merak ettiği tek şey galiba şuydu: Acaba üçüncü golü kim atacak? Beşiktaş kâğıt üzerinde deplasmanda... Rakibi, ligin dişli takımlarından. 27 puanla sekizinci ve iki haftadır üstü üste kazanıyor.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI0QmZPZ2VYbSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

GHEZZAL’I ARAMADILAR

Müsabakanın Olimpiyat Stadı’nda olması da maç öncesi bir zorluk gibi hissettiriyor ister istemez. Ancak Sergen Yalçın, Ghezzal’i dinlendirebilecek lükse sahip. Haksız da değil gerçekten. Zira sahada öyle bir koordinasyon var ve herkes ne yaptığının o kadar farkında ki, ekstra bir yetenek olarak ghezzal’i de aramıyorsunuz böyle bir maçta.

Birçok iyi bireysel performans olan dünkü müsabakada üç adama ekstra parantez açabiliriz sanırım: Biri, Karagümrük’ün önde baskısını adeta tek başına kıran müthiş bir pas istasyonu: Souza... Bir diğeri, kendisine güvenildikçe sorumluluk alan ve sorumluluk aldıkça verimi artan Mensah...

Sonuncusu da, gelişimiyle sadece Beşiktaşlılar’ı değil, tüm Türk sporseverleri sevindiren pırlanta gibi bir genç, Rıdvan. Rıdvan’ın bu çizgisini koruması halinde 11 Haziran’da Türkiye formasıyla Roma Olimpiyat Stadı’na çıkması bile sürpriz sayılmaz bence.

Yazının Devamını Oku

İlk golü atınca 'Harlem'e dönüşüyorlar

21 Ocak 2021
Galatasaray’ın bu sezon iki ayrı tipte, iki farklı takımı oluştu adeta: Biri, Babel, arda, Belhanda, Falcao’ların başı çektiği deneyimli, ayağına mahir ama fiziksel savaş sevmeyen grup... Diğeri, Oğulcan’lı, Emre Kılınç’lı, Emre Taşdemir’li nispeten daha az deneyimli ama daha savaşçı grup.

Fatih Terim bu iki ekipten ilkini daha çok tutuyor, kritik maçlara genelde onlarla başlıyor. Dün de tercihi o yöndeydi. 31 yaş ortalamalı dünkü ileri beşli (Feghouli, Belhanda, Emre Akbaba, arda ve Babel), oyununu tutturduğunda, özellikle ilk golü attığında keyif veren bir grup. Kısa seri paslar... Araya toplar... Zeka ürünü kombinasyonlar...

ZORA GELEMiYORLAR

Ancak oyunlarını tutturamadıklarında, ilk golü yediklerinde, ya da beraberlikle 60’lara girdiklerinde artık eğlenceli olmaktan çıkıyor bu ekip. Fiziksel oyun oranı arttığında düşüyorlar hep birlikte. Dün ilk golü attılar, maçın gerisi bir Harlem şovuna döndü adeta. Keyif aldılar, keyif verdiler... Ama bu sezon Galatasaray’ın ilk golü yediği dört maçın dördünü de kaybetmesinin sebebi de aynı. Çünkü pek de zora gelemiyor bu Harlem grubu.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4YUZWRzBKcSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

EKONOMiK KULLANMALI

Terim’in sezonun geri kalanında bu deneyimli-yetenekli grubu bir şekilde ekonomik kullanacak formülü üretmesi gerek. Mesela hafta sonu-hafta içi fikstüründe peş peşe aynı verimi vermesi imkânsız bu grubun. Ya da bıçak sırtı giden bir maçta ilk 60’ı oynadılarsa, göğüs göğse çarpıştılarsa, son yarım saatte aynı seviyeyi korumaları da mümkün değil. Onları bir şekilde ekonomik kullanmak zorundasınız, ikişerli-üçerli gruplara bölerek... Ya da dakikalarını azaltarak... Dün şov yaptılar. Ama her rakip onlara bu şov fırsatını vermiyor.

Yazının Devamını Oku

19 faul ve 16 şut

19 Ocak 2021
Bir Erol Bulut takımı oyuncusuysanız savunma yapmak zorundasınız.

Dün dakikalar 67’yi gösteriyordu. Valencia önde baskıyla kazandığı top ve şık bir şutla golü bulmuş, skoru 3-0’a taşımıştı. Fişi çekmişti yani. O sırada istatistiklere baktım: Fenerbahçe son derece üstün oynadığı maçta o ana kadar tam 16 şut çekmişti. Bu önemli... Ancak o dakikadaki faul istatistiği sizi şaşırtabilir: 67 dakikada Ankaragücü’nün 13 faulüne karşılık, Fenerbahçe’nin tam 19 faulü vardı. Bu faullerin 5’i Pelkas’tan, 4’ü Valencia’dan, 3’ü Thiam’dan, 2’si Samatta’dandı. İşte bu detay, Erol Bulut dönemi anlayışını tarif eder nitelikte: Topa yüzde 65 sahip olabilir, oyunu domine edebilirsiniz. Şutlarda 16-8 üstünlük de sağlayabilirsiniz. Ancak bir Erol Bulut takımı oyuncusuysanız, savunma yapmak zorundasınız. Sahada kalmak için öncelikli şart bu.

MAÇIN ANAHTARI: KARŞI PRES

Dün Kadıköy’de Fenerbahçe bölüm bölüm gerçekten iyi futbol sergiledi: Ozan geçişlerde ağırlığını koydu, Nazım sağdan akılcı bindirmeler yaptı. Pelkas yeni oyun lideri. Thiam’la Samatta arasında telepatik bir uyum var. Sıkça yer değiştirerek savunma dengesini de bozdular. Valencia’yla birlikte bu dörtlü özellikle kaybettikleri toplar sonrası iştahlı bir baskı yaptılar. Maçın da anahtar detayı zaten bu: Fenerbahçe’nin karşı presi. Geri kazandıkları toplarla birçok pozisyon yarattılar. Hatta Valencia’nın golü de böyle geldi. Kazanamadıklarında da genelde faul yaptılar. Bu da Erol Bulut’un savunma/hücum dengesi felsefesinin temel prensiplerinden biri.

PAiNTSiL’E ALAN BIRAKMADILAR

Ankaragücü’yse şu anda ligin zorlu fikstür dönemecinin içinde. Peş peşe Gaziantep, Başakşehir, Fenerbahçe, Kasımpaşa, Alanya’yla oynuyorlar. Zorlanmaları normal. Dün Paintsil’le hızlı hücumlar denediler ama Erol Bulut bu işlere çok kafa yoran bir teknik adam. Fazla alan bırakmadı Paintsil’e. Kornerlerde Altay’ın önünü kalabalıklaştırıp direkt şut denemeleri harikaydı. Bir topları da direkten döndü zaten. Maçın ikinci yarısına önde baskıyla başlayarak bir 10 dakika kadar ev sahibine zorluk da çıkarttılar. Ancak kaliteleri kısıtlı. Ve yapabileceklerinin maksimumu buydu bence.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4TG9YT2pHUiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Rıdvan ve Josef fark yarattılar

18 Ocak 2021
Genç Rıdvan her ofansif aksiyonun içinde vardı, Souza da klasik bir büyük maç oyuncusu gibiydi.

Bu müsabakayı tabii ki iki ayrı perde olarak ele almak lazım. Kırmızı karta kadarki 60 dakika, yani birinci perde, karşılıklı bir kontrol oyunuydu. Sahada hemen her saniye temaslı bir futbol oynandı. Kimsenin kimseye alan bırakmadığı bir çarpışma futbolu vardı Dolmabahçe’de.

Terim’in başlangıç 11’indeki iki tercih kritikti. Birinci tercihi Luyindama belki talihsiz bir gün geçirdi, ama Aboubakar gibi sadece bitiren değil oyun kuran bir adamı caydırmak için yapılmıştı bu seçim. İlk 11’deki ikinci kritik seçim de Etebo’ydu. Etebo girdiği için Galatasaray diziliş değiştirmedi, yine 4-1-4-1 oynadılar ve Nijeryalı’nıın rolü de sol içteydi. Etebo’nun sol iç oynaması da bir önlem tercihiydi aslında. Zira sağ çizgideki Rosier-Ghezzal tehdidine karşı orada Saracchi-Emre Kılınç-Arda çok yumuşak bir karşılama grubu olacaktı. Etebo orayı sertleştirdi gerçekten de. Galatasaray genelde rakip stoperlere baskıya gitmedi, rakibini ikinci bölgede kalabalık bir ekiple karşılamayı tercih etti.

OĞUZHAN, MENSAH’I ARATTI

Sergen Yalçın’ın N’sakala’nın yerine kullandığı Rıdvan’sa, Beşiktaş’ın hücum opsiyonlarını artırdı. Sağ kanadın her zamanki kadar etkin olmadığı böyle bir günde, ana çıkış opsiyonu oldu Rıdvan. Ancak Mensah’ın yerine tercih edilen Oğuzhan bence bir fark yaratamadı. Hatta Mensah’ın ikinci-üçüncü bölge geçişini driplingle yapabilme ekstrasından da bir saat mahrum kalmış oldu Sergen Yalçın. Kırmızı karta kadarki bu 60 dakikada akan oyunda neredeyse net pozisyon yok. 33’te Galatasaray Marcao’yla bir duran top pozisyonu yakaladı, Beşiktaşlı Larin’in 35’teki net fırsatı da bir pas hatası sonucu oluştu zaten.

Tabii ki 60’ta gelen kırmızı kart bir kırılma anı... Beşiktaş’ın o dakikadan sonra oyunu rakip yarı alana yıkıp, daha fazla pozisyon bulması doğal. Terim’in bence kırmızı karttan sonra Arda-Belhanda’yı çıkarması doğru, ama 10’a 11 oynarken Babel yerine daha güvenilir bir adamı sokmayı (mesela Ömer’i) tercih edilebilirdi bence.

GOL KADAR DEĞERLi HAMLE

Bu sert çarpışmada, temas oyununda, nüansların galibi belirleyeceği bir maçta üç Beşiktaşlının fark yarattığını söyleyebiliriz rahatlıkla: Rıdvan hemen her ofansif aksiyonun içinde vardı, hak ettiği asisti de yaptı.

Atiba’nın 33’te Marcao volesini hissedip çizgiye koşması muazzam. Gol kadar değerli. Tabii klasik bir büyük maç oyuncusu olan Josef De Souza’ya da ayrı bir parantez açmak lazım. Josef’in varlığı arkasındaki stoperleri de, önündeki Atiba-Oğuzhan (ya da Mensah’ı da) yükselten bir faktör. Ligin ilk yarısı biterken yapılacak altın 11’lerin garanti ön liberosu Josef olacaktır sanırım.

Yazının Devamını Oku