Uğur Meleke

Bir İskoçya 4. küme maçı kaosu

9 Mayıs 2022
Derbide sürekli itiş-kakış vardı seyretmek istediğimiz bu değildi

Dün dakika 33’tü, ekrana pas istatistiği yansıdı: Beşiktaş 48, Fenerbahçe 68 pas yapmıştı ilk 33 dakikada. Yani ligin iki devi, dakikada toplam 3 buçuk pas ortalamasıyla oynamışlar ilk yarım saati! Stada giden seyirci bilete para veriyor, evinde izleyen Digiturk’e para ödüyor. Bu paranın karşılığı dakikada 3 pas olmamalı.

ANLAYIŞ DEĞİŞMEDİ

Dakikalar ilerledikçe belki pas istatistiği değişti, ama kaos anlayışı değişmedi. Dün iki takımın da maçın herhangi bir anında 5 pas üst üste yaptığını zorlukla hatırlıyorum. Sürekli uzun toplar. Sürekli havada ikili mücadeleler.

TONU İSMAEL BELİRLEDİ

Sürekli itiş-kakış. Eğer seyretmek istediğimiz şey bu olsaydı bir İskoçya dördüncü küme maçı izlerdik. Üzücü gerçekten. Kaosu bir kenara bırakıp sahadaki futbol kırıntılarını yorumlamaya çalışırsak, şöyle bir özet yapabilirim rahatlıkla: Maçın tonunu Valerien İsmael belirledi. Rakip meslektaşını da kendi tonuna uydurdu.

KENAN KARAMAN, FERDİ’YE KARŞI 15 SANTİMLİK BOY AVANTAJINI KULLANDI

Ismael, Beşiktaş’taki ilk 4 maçında 3-4-2-1 formasyonunu kullanmıştı. İki maçtır 3-4-1-2’ye döndü, Ghezzal’i on numaraya çekti. Batshuayi-Larin’i çift santrfor olarak kullanıyor. Hâlâ geriden sürekli uzun vuruyorlar, tamamen çabukluk üzerine kurulu oyunları. Batsman ve Larin iki kanada açılıp uzun metrajlı topları indirmeye çalışıyorlar. Dün o ikilinin dışında sahada uzun opsiyon daha olması, Ismael’in elini güçlendirdi. Ersin-Welinton sürekli sağdaki Kenan’a uzun vurdular. 1,89’luk Kenan, Ferdi’ye karşı 15 santimlik boy avantajını kullanarak birçok top indirdi. Dün Kenan’ın etkinliğinin artıp, Ferdi’nin de daha tedirgin olmasında bu eşleşme sorununun rolü büyüktü. Valerien Ismael’in bu fırsat oyunu büyük maçlara daha uygun. Ancak GiresunKayseri tipi kapanan takımlara karşı hâlâ nasıl bir çözüm üreteceğini bilmiyoruz Fransız hocanın.

LARİN-BATSHUAYİ OFSAYTLARI 

Yazının Devamını Oku

Maradona ile Jordan kapışması gibi bir karşılaşma

8 Mayıs 2022
Derbilerin orta saha savaşı şeklinde geçmesine alışığız ama bu kez öyle olmayacak. İsmael genelde direkt oyunu tercih ediyor. Rakip kaleye gitmek için acelesi var gibi. Orta sahayı transit geçen bir hücum stratejisi. İsmail Kartal ise sabırlı, maçın önemli bir bölümünü orta sahada pas örgüsü kurarak, rakibin zayıf anını arayarak geçiriyor. İki teknik direktörün oyunu öyle farklı ki, iki farklı sporu izliyormuş gibi hissedebiliriz bugün sahada.

Valerien İsmael, genellikle direkt oyunu tercih ediyor. Rakip kaleye gitmek için acelesi var gibi. Orta sahayı transit geçen, birinci-üçüncü bölge bağlantılarıyla kurulan bir hücum stratejisi. İsmail Kartal’sa rakibine göre daha sabırlı. Maçın genelini orta sahada pas örgüsü kurarak, rakibin zayıf anını arayarak geçiriyor. Biz genelde derbilerin orta saha savaşı şeklinde geçmesine alışığız, ancak bu kez öyle olmayacak, bambaşka bir taktik savaşı izleyeceğiz belli ki. İki hocanın oyunu öyle farklı ki, iki farklı sporu izliyormuş gibi hissedebiliriz sahada. Maradona ile Jordan kapışması gibi olacak adeta bu maç.

VALERiEN iSMAEL OYUNCU DEĞiL OYUN ODAKLI BiR TEKNiK ADAM

Valerien İsmael’in yönettiği son 3 takımda, sahaya çıktığı son 150 küsur maçta üçlü savunma tercih ettiğini biliyorduk. Beşiktaş’ta da tercihinin bu olması normal. Evet bugün ideal savunmasından ciddi eksiklikleri var ama o zaten oyuncu odaklı değil, oyun odaklı bir teknik adam. İsmael takımları geriden pasla çıkıyormuş gibi görünüyorlar, ama aslında bunu yapmıyorlar. İki-üç hazırlık pasından sonra top ya sol-sağ stoperle buluşuyor, ya da kaleciye dönülüyor. Genelde (bugün cezalı olan) Montero’nun veya Ersin’in bir uzun topunu izliyoruz sonra.

DiREKT OYUN TRABZON’A iŞLEDi, GiRESUN VE PAŞA iLE LiG GERÇEKLERiYLE TANIŞTI

İsmael, Beşiktaş’ın başında çıktığı 5 maçın ilk 4’ünde 3-4-2-1 formasyonunu tercih etti. Santrforunun arkasında iki merkez tipli oyuncu (mesela Alex ve Ghezzal), çizgilere çok açılmadan oynadılar. Montero, Ersin ya da Welinton’dan gelen uzun topu genelde Batshuayi indirmeye çalıştı.

Eğer o indiremezse, orada merkezde bir kalabalık yaratıp ikinci topu kazanmayı denediler. Bu direkt oyun stratejisi Trabzon ve Alanya maçlarında işledi, zira o iki ekip de topa sahip olmayı deneyen, oynamak isteyen, 8 kişiyle savunmada blok halinde durmayan takımlardı. Göze hoş gelen direkt hücumlar yaptı Beşiktaş bu iki maçta.

Ancak sonra Giresun ve Kasımpaşa maçlarıyla birlikte Valerien İsmael, Süper Lig gerçekleriyle tanıştı. Herkes Alanya gibi savunmayı öne çıkarmıyordu, herkes geriden pasla çıkmaya çalışmıyordu. Senin takımının uzun vurması Süper Lig’de bir fark yaratmıyor, zira 20 takımın yarısından çoğu zaten bu stratejiyi izliyor!

TAKIMA 2 UFAK DOKUNUŞ YAPTI 3-4-2-1’DEN 3-4-1-2’YE DÖNDÜ

Yazının Devamını Oku

Yeni TFF Başkanı'na açık mektup

6 Mayıs 2022
Türk futbolunun yeni patronu, yaklaşık 40 gün sonra seçilecek. Bu seçim, bence çok kritik bir seçim.

Zira dünya futbolu da yapısal bir dönüşümün eşiğinde: Bir taraftan Şampiyonlar Ligi yeniden şekillenip 36 takıma çıkıyor. Bir taraftan Avrupa Süper Ligi ve 24’lü FIFA Kulüpler Dünya Kupası gündemde. VAR hayatımıza girdi, futbolda başka kritik kural değişiklikleri olası. Finansal fair-play yeniden yapılandırılıyor. Bir taraftan da Türk futbolu FIFA’da en fazla uyuşmazlık dosyasına sahip ülke. O yüzden bu seçim, herhangi bir seçim değil. Yeni TFF Başkanı’nın kulüpleri memnun etmekten daha önemli görevleri var bence.

PERŞEMBE AKŞAMI FUTBOLU ÜLKESİ OLDUK

1- UEFA ülkeler sıralamasında 20’nci basamağa düştük. Yani futbolda 30 yıl geriye gittik. Artık Şampiyonlar Ligi müziği hayal. Hatta Avrupa Ligi müziğine dahi hasret kalabiliriz. Artık biz bir perşembe akşamı futbolu ülkesiyiz, Konferans Ligi futbolu ülkesiyiz. Göreve gelecek TFF Başkanı’nın bu durumun farkında olması ve sıralamada hızlıca tırmanabilmemiz için radikal önlemler alması gerek.

LİG 15 GÜN GERİYE KAYDIRILABİLİR

2- 2023 yazından itibaren Avrupa’da Türkiye temsil edecek tüm takımlarımız en az 3 ön eleme oynayacak. Yani 4 temsilcimiz de Temmuz’da maç yapmaya başlayacak. Bu noktaya düşmüş bir futbol ülkesi olarak ligi acaba 15 gün geriye kaydırabilir miyiz? Süper Lig’e temmuz ortası start verip, nisan ortası final yapmayı düşünebilir miyiz?

HOLLANDA MKODELİNİ ÖRNEK ALABİLİRİZ

3- BU sıralamada tekrar yukarıya tırmanabilmek için Konferans Ligi aslında bir fırsat bizim için. Eğer takımlarımız yüzde yüz konsantrasyonla katılır, eksiksiz kadrolarla mücadele ederlerse pekalâ bizim üst seviyelere gelebileceğimiz bir kupa. Bu sene Avrupa’da en fazla puan toplayan ikinci ülkenin Hollanda olduğunu biliyor muydunuz? Hollanda, Konferans Ligi’ndeki 4 takımının başarılı performansıyla 18,8 puan topladı ve yedinci basamağa tırmandı. Biz de Hollanda modelini örnek alabiliriz rahatlıkla. Zira Şampiyonlar Ligi’nde bir galibiyetin değeriyle, Konferans Ligi’nde bir galibiyetin değeri aynı: İki puan...

AVRUPA'DAKİ HER MAÇA AS KADRO

Yazının Devamını Oku

Bir hikayenin sonunda değil ortasındalar

1 Mayıs 2022
Bu benim meslek hayatımdaki 17’nci şampiyonluk yazım. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Bursaspor ve Başakşehir’den sonra Trabzonspor’un da şampiyonluk yazısını kaleme alma sırası geldi.

 İtiraf edeyim, bu 17 yılda beni bir tık daha fazla mutlu eden şey Bursaspor ve Başakşehir’in şampiyonluk yazılarını yazmaktı. Çünkü bu ülkenin daha fazla yarışmacıya, daha farklı fikirlere ve kazananlara ihtiyacı olduğunu düşündüm hep. Trabzonspor’un 70’ler ve 80’lerde İstanbul hegemonyasına kafa tutmasına canlı şahit olamadım maalesef. Ancak o sapasağlam duran İstanbul zincirini Özyazıcı-Sümer’in inovatif fikirleri ve 11 yerli gençle kırmaları Türk futbolunun en güçlü isyan hikâyelerinden biridir. Bir itirazın öyküsüdür 70’ler-80’ler Trabzonspor’u.

TRABZON'U ÖRNEK ALMALILAR

2022 Trabzonspor’unun da şöyle bir önemi var Türk futbolu için: 40 yaş altı futbolseverler ilk kez görüyorlar Türkiye’nin batısı dışından bir bölgeden bir şampiyon çıktığını. Bu ülke maalesef önemli bir dezavantaja sahip: 81 vilayetin 78-79’unda kent takımları değil, İstanbul takımlarının taraftarı daha fazla. Trabzon halkı, ağırlıkla kendi kent takımını tutan müstesna örneklerden biri. Diğer kent takımlarının da 21’inci yüzyıldaki en büyük vazifeleri bence şu: 6-7 yaşlarında takım seçme aşamasındaki çocukları kendi kent temsilcilerini tutmaya ikna etmek. Projesiyle ikna etmek, sembol futbolcularıyla veya antrenörüyle ikna etmek. Ülke futbolunun geleceği için her kent takımının böyle büyük bir sorumluluğu var bence.

HARİKA BİR ÖYKÜ SUNDULAR

Trabzonspor, kentinin çocuklarına kentinin takımını tutmak için harika bir öykü sunmuş oldu bu sene. Bu harika öyküye zekasıyla katkı veren Abdullah Avcı’yı, projesiyle sahip çıkan Trabzonspor yönetimini ve yetenekleriyle zirveye çıkan Trabzonspor futbolcularını ne kadar tebrik etsek az. Klopp önceki gün Liverpool’la sözleşme uzatma gerekçesini “bir hikâyenin sonunda değil, ortasında hissetmesi” olarak açıklamış. Trabzonspor da bence bir hikayesinin sonunda değil şu anda. Ortasında... Daha fazla yazacak hikâyeleri var sanki.

Yazının Devamını Oku

Bir 0-0 ustası olarak Rossi

30 Nisan 2022
Uruguaylı futbolcunun 6 gol, 8 asistinin tamamı maçlar 0-0 iken gelmiş.

Maçın teknik-taktik analizini yapmadan önce çarpıcı bir detayın altını çizmek gerekiyor sanırım: Rossi bir 0-0 ustası. Bu yıl Süper Lig’de 6’sı gol, 8’i asist olmak üzere toplam 14 skor katkısı var. Bu 14 katkının 9’unda 0-0 sürmekte olan maçları 1-0’a taşımış. Üstelik bu katkıların neredeyse hepsi ilk yarım saatte gelmiş... 2’nci dakikada Giresun, 3’üncü dakikada Trabzon, dün 5’te Antep, 6’da Kasımpaşa, geçen hafta 9’da Rize, 16’da yine Kasımpaşa, 17’de Hatay, 26’da Alanya maçlarında 0-0’lık dengeyi onun golü ya da asisti bozmuş. O yüzden Uruguaylı sol açığın yaptığı 14 gol katkısı, göründüğünden çok daha anlamlı. Çok daha etkili.

FENERBAHÇE HER ZAMANKi GiBi SAĞ KANATTA ÇOK ETKiLiYDi

Dün 5’teki Rossi, 62’deki Serdar Dursun golleri dahil son bir aydır Fenerbahçe’de değişmeyen bir şey var: Sağ kanatta kalabalıklaşıyorlar.

O kalabalıkla bir dengesizlik yaratıyorlar ve muhakkak oradan bir şey üretiyorlar. Geçtiğimiz hafta Rize maçında 1 ve 4’üncü gollerle, iki ve üçüncü golleri getiren penaltıların oluşumu sağ kanat organizasyonlarından gelmişti. Bu hafta oyuncular değişti ama alışkanlık değişmedi. İlk golde sağ bek Nazım Sangare asisti yaptı, Diego Rossi sağdan bir koşuyla golü yaptı.

İkinci golde de sağdan İrfan-Mert-Serdar Dursun organizasyonu gördük yine. Fenerbahçe haftalardır sağ kanattan benzer organizasyonlarla benzer goller atmasına rağmen ne Torrent’in, ne Bülent Korkmaz’ın, ne de Erol Bulut’un bu konuya çalıştıklarına dair bir his yaşamadım ben.

iSMAiL KARTAL iLE EROL BULUT ARASINDAKi FARK ORTAYA ÇIKTI

Dünün bir başka enteresan detayı da son iki yılda görev yapan iki eski Fenerbahçe futbolcusu ve hocasının kamuoyunda bıraktığı farklı izleri karşılaştırma fırsatı bulmamızdı. Erol Bulut Fenerbahçe’yi, aynen Pereira gibi bir fırsat futboluna mahkûm etmişti. Oysa İsmail Kartal ve Emre Belözoğlu, bu iki hocanın ardından göreve gelip futbolcuların bileklerindeki zincirleri çözdüler ve rotayı pozitif futbola çevirdiler.

Sanırım Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi konvansiyonel büyüklerin de hak ettiği strateji bu. Önlem alan değil, önlem aldıran... Bekleyen değil, arayan, deneyen, zorlayan futbol.

Yazının Devamını Oku

Jorge Jesus her şeyi yıkıp yeniden yapmamalı

28 Nisan 2022
Fenerbahçe’nin Vitor Pereira gibi bir maceracının gelip her şeyi sil baştan yıkıp yapmaya çalışmasına ihtiyacı yok. 67 yaşındaki teknik adam,Fenerbahçe’nin bu sezonki kazanımlarına saygı duymalı.

1- İsmail Kartal’ın başardıkları büyük saygıyı hak ediyor. Dibe vurmuş oyunculara yeteneklerini hatırlattı, bileklerindeki zincirleri çözdü, aslında kalıcı teknik adamlık görevini de hak etti.

KLASİK KAZANAN

Lâkin Jesus da kolay kolay hayır diyebileceğiniz bir isim değil. Salt kazanmayı değil, eğlendirmeyi de hedefleyen; büyük takımların nasıl idare edileceği konusunda ustalaşmış bir klasik kazanan. Fenerbahçe eğer Jesus’a teknik patronluğu teslim edecekse, Kartal’a da hak ettiği bir pozisyon verebilir mi acaba? Mesela Manchester United’ın yeni sezonda Rangnick’e vereceği danışman rolü, Fenerbahçe’de de İsmail Kartal’a da teklif edilebilir mi?

İSMAİL KARTAL MERİTOKRASİNİN JESUS ARİSTOKRASİNİN SEMBOLÜ

Ben İsmail Kartal’ı meritokrasinin, Jesus’u ise aristokrasinin sembolü olarak görüyorum şu an. Yönetim gücünün, kişilerin yeteneğine yani liyâkata dayandığı idare biçimidir meritokrasi. Doğu Anadolu’nun ücra bir köyünde geçimini çobanlıkla sağlayan bir öğrencinin, yeteneği sayesinde cumhurbaşkanlığı rolüne ulaşabilmesidir. İsmail Kartal’ın yolu aslında biraz buydu: Kendine inanarak, tırnaklarıyla kazıyarak, çok çalışarak ve başararak hak etti birinci adamlık rolünü.

BİR TAKIMDA EN YÜKSEK MAAŞI TEKNİK ADAMA VERMEK GEREK

3- Jesus seçimiyse bir tür aristokrat davranışı. Fenerbahçe, kendi kategorisinde büyük bir kulüp. Her sene şampiyonluk hedefliyor, Avrupa’da gruplardan çıkmak istiyor, bunun için de yerli ve yabancı futbolcularına yüksek maaşlar ödüyor. Eğer Mesut’a 3 buçuk milyon Euro maaş ödüyorsanız, 7 milyona İrfan’ı, 6 milyona Gustavo’yu, 5 buçuk milyona Rossi’yi alıyorsanız, bu kalibrede futbolcuların başına da üst seviye bir teknik adam getirmelisiniz. Jorge Jesus tercihi de bu düşüncenin bir tezahürü.

Yazının Devamını Oku

Gomis’in topla o dört sihirli buluşması

25 Nisan 2022
Torrent, belli ki Fransız oyuncunun Malatya maçındaki oyununu çok beğenmiş.

İzmir’de temposu vasatı aşamayan bir maç izledik dün. Galatasaray’da önceki haftalara göre tek değişiklik Pulgar’ın son iki maçtaki etkili oyunu. 8’deki golün mimarı. 11 ve 21’de iki etkili duran topla iki asist yazabilirdi hanesine. Evet, zaman zaman oyundan kopuyor ama Torrent’in onu neden iki buçuk ay sakladığını ve Galatasaray’ı Taylan-Berkan’a mahkûm ettiğini anlamak güç. Üstelik iki maçtır iyi oynarken çıkarılıyor Pulgar. Malatya maçında Halil de tam vites artırmışken çıkarılmış, yerine giren Gomis 20 dakikada topla sadece dört defa buluşmuştu. Torrent, Gomis’in topla o dört sihirli buluşmasını beğenmiş olacak ki(!) dün de ilk 11’de başlattı. Galatasaray üst üste iki maç kazandı ama Torrent’in işini yüzde yüz konsantrasyonla yaptığını hissetmiyorum ben.

FRiKiK VE KORNER PLANLARI BAŞARILIYDI

Dünkü maçın dikkat çekici diğer birkaç detayı da şöyleydi:

1- Altaylı futbolcuların çabası da yeterli değildi dün. İzmir Marşı ile tüyleri diken diken eden taraftar daha iyisini hak ediyor bence. Bu yönetim, 7 maçta 11 puan toplayan Serkan Özbalta’yı anlamsız bir şekilde göndererek takımın düşüş düğmesine bastı bence.

2- Torrent, duran toplara ekstra vakit ayırdıklarının altını çizmiş, çok iyi bir frikik koçuyla çalıştıklarını söylemişti. Dün 11 ve 15’teki frikikler ve 21’deki korner planları başarılıydı. Özellikle Pulgar topun başına geçtiğinde daha etkililer.

SAHNEDE YiNE ERKAN ENGiN VARDI

3- Bir parantez de maçın VAR’ı Erkan Engin’e açmak istiyorum. Bir süre önce Türk futbolunda devrim(!) girişimi yapan ve sonra da istifa eden tarihin en garip MHK’sının sık görev verdiği bir hakem. 28’inci hafta Rize-Giresun’un VAR’ıydı. 29’uncu hafta Trabzon-Göztepe’nin, 30’da Rize-Trabzon’un, 31’inci hafta Trabzon-Beşiktaş’ın VAR’ı... 32’de Rize’de, 33’te tekrar Trabzon’da. Yani 6 hafta içinde 4 kez Trabzon, 3 kez de Rize maçlarında görev yaptı. Trabzon-Beşiktaş maçında o altıpas yan çizgisine konulan skandal endirekt serbest vuruşun ve barajın mimarı ekipten. Yöneticileri Erkan Engin’in performansından memnun kalmış olmalılar ki dün de İzmir’de görevdeydi.

Yazının Devamını Oku

Kusursuz Fenerbahçe

23 Nisan 2022
İlk 11’de oynayanlar da sonradan girenler de formda ve iştahlıydı.

Dünkü maçı maçı elbette 35’inci saniyede Fabricio’nun gördüğü kırmızı karttan bağımsız ele almak zor. O noktada bir bakıma maç bitti. Hatta belki de sezon bitti Rize için...

27’nci haftada Rize, G.Saray’la karşılaşıyor. Fabricio uzatmalarda peş peşe 2 sarı kart görerek atılıyor. Brezilyalı sağ bekin bu sezon ikinci atılışı o. 28’inci haftayı haliyle cezalı olarak geçiriyor. 29’uncu hafta Kasımpaşa maçına yine ilk 11’de başlıyor, yine atılıyor! 30’uncu hafta cezalı. 31’inci hafta Alanya maçında 46’da oyuna giriyor, 76’da çıkıyor. 32’nci ve 33’üncü haftalarda Konya-Kayseri maçlarında yine ilk 11’de. 34’üncü haftada F.Bahçe önünde ligdeki tam dördüncü kırmızı kartını görüyor Fabricio.

KABAHAT TEKNiK YÖNETiMDE

Yani bir oyuncu, 10 hafta içinde 3 kırmızı kart görüyor. 4 maçı cezalı olarak geçiriyor. Kalan üç müsabakada da oynuyor yine de... Enteresan değil mi sizce de? Dünyanın neresinde hangi futbolcunun böyle bir kredisi olabilir? Gattuso, devrinin en iyi ve en hırçın orta saha oyuncularındandı. Onun bile 2 ayda böyle bir istatistik yakaladığını hatırlamıyorum ben. Böyle bir tabloda Fabricio kadar, onu hiç suçu yokmuşçasına her cezadan dönüşünde oynatan teknik yönetimde de kabahat vardır bence.

SAĞ KANATTAN FiŞi ÇEKTi

Tabii ki bu kırmızı karttan bağımsız olarak F.Bahçe’nin istikrarlı iyi oyununun da hakkını teslim etmek gerek. Sarı lacivertliler aynen G.Saray ve Göztepe maçlarında olduğu gibi sağ kanadı çok etkili kullanarak başladılar. İlk golde Mert’in, ikinci golde İrfan-Crespo’nun, üçüncüde İrfan’ın, dördüncüde İrfan-Nazım’ın hayat verdiği sağ kanat organizasyonları maçın fişini çekti. Dünkü maçın F.Bahçe adına bir başka pozitif detayı da kenardan gelenlerin formu ve iştahıydı. arda zaten bildiğiniz gibi. Nazım 2 gol katkısı yaptı. Valencia gol attı. Tisserand ve Gustavo da özlemişler uzun süre almayı. İsmail Kartal’ın ilk 11’iyle çok fazla oynamadığı halde kulübeden gelenlerden de böyle yüksek verim alabiliyor olması bir başka önemli artı puan hoca için.

Yazının Devamını Oku