Uğur Meleke

Uğur Meleke

umeleke@hurriyet.com.tr

Ersin havalimanında, Fenerbahçe yarışta!

6 Nisan 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Tedesco'nun Fenerbahçe’si için bu sezonu üç ayrı fazda değerlendiriyorum ben. 14 Şubat’taki Trabzon derbisine kadar yükselen bir çizgisi vardı Tedesco’nun. Özellikle karo orta sahayla oynadığı, İsmail-Kante-Guendouzi üçlüsünü bir arada kullanıp Asensio’yu özgürleştirdiği Trabzon galibiyetinden sonra şampiyonluk hesaplarının içine dahil etmişti takımını.

19 Şubat’taki Nottingham maçıyla ikinci faz başladı Tedesco için. Trabzon’da başarılı olmuş modelini anlamsızca bozdu. İsmail’i yanında oturttu, Cherif’i 11’e koyup, Asensio’yu sağa hapsetti. Daha sonra da bir ay boyunca hem formasyon değişiklikleri, hem de sakatlıklarla yalpalayan inişli-çıkışlı bir görüntü çizdi sarı lacivertliler. Kasımpaşa, Antalya ve Karagümrük’e karşı maç içinde üçlü-dörtlü defans değişiklikleri yaptı. Avrupa elden gitti, ligde de 7 puan kaybedildi o süreçte.

Ancak 17 Mart’taki Gaziantep maçıyla üçüncü faz başlamış gibi. Alışılmış 4-2-3-1 formasyonuna geri döndü. Marco Asensio tekrar on numarada. Santrfor krizleri sürüyor, dün Cherif’in iki, Kerem’in bir net pozisyonları vardı kaçan. Ancak 90+11’de zor da olsa kazanarak yarışa geri döndü sarı lacivertliler.

AMERiKA UÇAĞINDA SÜRPRiZ OLUR MU?

Beşiktaş derbinin ilk yarısında oyuna ortaktı, Oh’un kafası, Cerny’nin şutunda Oosterwolde’nin müthiş müdahalesi, Orkun’un şutu vardı etkili. Ancak ikinci yarıda oyunun kontrolünü büyük ölçüde ev sahibine kaptırdılar.

Dün ikinci devrede Fenerbahçe gol beklentisinde 2,30’a 0,24, büyük şanslarda 4-0 üstünlük kurdu. İkinci yarıda Ederson’un kurtarışı yok, Ersin’se dört net pozisyon çıkardı.

Beşiktaş’ın uzatmaların 11’inci dakikasında kaybettiği derbinin en çok üzüleni Ersin oldu şüphesiz. Cherif’in iki, Kerem’in bir karşı karşıya pozisyonunu çıkardı Ersin Destanoğlu. Belki kalesinde devleştiği bu maç takımına puan getiremedi ama onu Dünya Kupası uçağı için aday haline getirmiş olabilir pekala.

Montella kadrosunda radikal değişiklikler yapan bir hoca değil. Ama Ersin sezonu bu seviyede bitirirse Amerika bileti için ciddi aday konumuna geldi bence.

Yazının Devamını Oku

Icardi futbolu bırakamadı ama futbol Icardi'yi bırakmış!

5 Nisan 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Galatasaray'ın ilk iki şampiyonluğunun mimarıydı. Adını Galatasaray efsanelerinin yanına yazdırdı. Ancak acımasız geçen zaman ve uzun süreli sakatlığı sonrası İcardi için çanlar çalıyor maalesef. Elbette İcardi müthiş bir son vuruşçu. Bu sezonun geri kalanında birkaç gol daha atar muhtemelen. Ancak dünkü gibi fizikalitenin yükseldiği, dayanıklılık gerektiren maçlarda acı gerçek çıkıyor ortaya: İcardi futbolu bırakmadı ancak futbol İcardi’yi bırakmış gibi.

Galatasaray camiası bütün hafta boyunca en uçta İcardi’nin mi, Barış’ın mı oynayacağını konuştu ama bence bir ihtimal daha var: Daha önce oynadığı kulüplerde de, milli takımında da Sallai’nin 9 numara tecrübesi var. Bence Sallai de bir opsiyon olmalı Buruk için.

Dün Trabzon’da temposuyla, heyecanıyla, gelgitleriyle eğlenceli bir derbi izledik hep birlikte. Trabzon’un dörtlü ana omurgasının üçü, Batagov-Oulai ve Muci eksiklerdi ancak sahada son derece adanmış bir 11 vardı. Ben müsabaka öncesi Ozan-Folcarelli ikilisinin Torreira-Lemina’ya karşı yumuşak kalabileceğini düşünmüştüm ama yanıldım. Ozan iyi bir performans gösterdi ve Oulai gibi kilit bir oyuncunun eksikliğinden söz etmiyoruz bugün hiçbirimiz.

TRABZONSPOR SAĞ BEK TRANSFER OKULU

Maçın galibi Trabzonspor’da Onuachu, Nwaiwu, Augusto, Ozan gibi birçok iyi vardı ancak özellikle ilk devre performansıyla Pina’yı ayrı bir yere koymak lazım. 23 yaşındaki sağ bek ilk devrede öyle bir futbol oynadı ki bence kendi takımını galibiyete, Galatasaray’ı da çok zor bir deplasmana geldiğine inandıran oydu. Her bindirmesinde Jakobs-Lang ikilisini zor durumlara düşürdü, Onuachu’ya golü attırdı. Nwakaeme’ye net bir fırsat hazırladı ve maçın kırılma anlarını yaratan isim oldu bence.

Trabzon Meunier’yi aniden kaybetti, Malheiro’yu buldu. Malheiro’yu aniden kaybetti, Pina’yı getirdi. Gerçekten Trabzonspor bir 'sağ bek transfer okulu' açsa yeridir herhalde! Bu kadar sorunlu bir pozisyona bu kadar iyi futbolcular bulmaları müthiş.

Yazının Devamını Oku

Bir serinin başlangıcı bu!

1 Nisan 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Dünya Kupası’nı dört kez müzesine götüren global futbol devi İtalya, bu turnuvaya 12 yıl süreyle katılamadı. 2018’de play-off’ta İsveç’e kaybettiler, 2022’de de Makedonya’ya. Peki Makedonya ya da İsveç, İtalya’dan daha mı kalitelilerdi? Hayır. Daha iyi futbolculara mı sahiplerdi? Elbette hayır. Ama daha çok istediler, daha çok koştular, daha çok savaştılar. Çünkü bu tip maçlarda tutku bazen bastırır kaliteyi.

Bu kadar uzağa değil, daha yakın bir örneğe gidelim dilerseniz: Slovakya, bağımsız bir devlet olarak Kosova’yı tanımayan birkaç Avrupalı’dan biri. Play-off yarı finalinde Kosovalılar’ın Slovaklar’ı yenmek için belli ki birden çok sebebi vardı!

Dün size Pascal Boniface’ın 2007’de yaptığı muazzam tespitten bahsetmiştim: Futbolun bir “yumuşak güç” olduğu gerçeğini unutmamak lazım. Bazen topunuz-tüfeğiniz, sanayiniz yetmez devlerle baş etmeye. Ancak bir devi bir futbol maçında yenmek, koca bir ulusu bir bayrak altında toplayabilir.

Dün Kosova, 18 yıllık kısa ülke tarihinin en büyük anını yaşıyordu. Priştine’de kazanıp, Dünya’nın geri kalanına “Kosova isimli bir ülkenin varlığını öğretmek” istiyorlardı çünkü. Hiç kolay bir maç değildi bizim için. Hiç de kolay geçmedi zaten.

TOPU YERE iNDiRiNCE KAZANDIK

Müsabakanın ilk yarısında sert bir fiziksel savaş vardı sahada. Bizim takımımız kısa. Dün sahada 185 cm. üzeri altı oyuncu vardı ve bunların beşi Kosovalı idi. Top yükseldiğinde ya da sahipsiz kaldığında zayıf kaldık bazen. Yapmamız gereken topu yere indirmekti, ayağa oynamaktı ve kalitemizi göstermekti. Neyse ki ikinci devrenin başlangıcıyla beraber bunu yaptık, iki maçtır çok iyi işleyen solumuz yine çalıştı, sahanın iyileri Kenan-Orkun üretimiyle geldi zafer golü.

Tarihimizde bir kez 16’lı, bir kez de 32’li Dünya Kupası’na gitmiştik. Bunlar o günün şartlarında çok büyük başarılardı. Ama 48’li formatla artık daha sık katılım sağlamalıyız, bu bilet umarım bir serinin başlangıcı olur. Dün ilk 11’imizde 20-26 yaş aralığında altı futbolcumuz vardı. Üçer-dörder Dünya Kupası görür umarım her biri.

Yazının Devamını Oku

Bir takım değil, bir ulus sahada olacak!

31 Mart 2026
Bugün oynayacakları Türkiye müsabakası Kosova için bir futbol maçından fazlası.

"Futbol ve Küreselleşme’nin yazarı Pascal Boniface’ın 2007’de yaptığı tespit çok önemli: Dünyada milliyetçiliği tetikleyen belki de en önemli unsur futbol... Karadağlılar, ancak bir futbol maçında Sırplar’ı yenebilecekleri hayalini kurduklarında kendi bayraklarının nasıl bir şey olduğunu fark ettiler. Avrupa’yı sanayide geçemezlerdi, ekonomide gerilerdi. Sanatta da henüz şansları yoktu. Ama futbolda Sırplar’ı yenip, Avrupa Şampiyonası’nın kıyısına kadar gelince sokaklara döküldüler. Yeni bayrakları altında birleştiler güçlü bir biçimde.

O yüzden özellikle genç bir ülke, tarihinde ilk kez bir Dünya Kupası’nın kıyısındaysa, o maç bazen 4-4-2’den-4-3- 3’ten öteye geçip bir ulusu bir bayrak altında toplamada güçlü bir katalizör görevi görebiliyor. Şunun altını keskin çizgilerle çizmek lazım:

Bugün Türkiye ile oynayacakları müsabaka, Kosova için bir futbol maçından fazlası. Kosovalı futbolcular bugün 18 yaşındaki genç cumhuriyetlerinin uluslararası arenadaki ilk zaferini kazanmak için sahaya çıkacaklar. Dünyanın geri kalanının ülkelerinin varlığını fark etmeleri, isimlerini öğrenmeleri için oynayacaklar. Bu maç bence birçok yönüyle Romanya müsabakasından çok farklı.

Bugün ay yıldızlı futbolcular karşılarında sadece bir takım değil, bir ulus bulacak.

Sıfır hata kredisi olan bir gün

Kosova Bugün ay yıldızlı futbolcular karşılarında sadece bir takım değil, bir ulus bulacak.iki yıldır çok doğru bir teknik adamla çalışıyor. Alman Franco Foda, bugünkü modern Avusturya takımının temellerini atan hoca. Cebinde büyük tek maç deneyimi var, EURO 2020’de gruplardan çıkmış, son 16’da şampiyon İtalya’ya uzatmalarda geçilmişti. Kosova ile 2025’in başından beri tek bir yenilgi aldı, iki kez İsveç’i, iki kez İzlanda’yı yendi. Beşli savunmaya döndüklerinden beri de defansif olarak daha tutarlılar, son 6 maçın dördünde kalelerini kapadılar.

Tabii ki Türk Milli Takımı, Kosova’dan daha kaliteli. Ancak bir Dünya Kupası biletine 90 dakika mesafedeyseniz sıfır hata ile oynamalısınız. Romanya’yı yenerken üç temel uyarı vardı sahada bizim için:

1-)

Yazının Devamını Oku

Romanya'yı sağından yıktık!

27 Mart 2026
Uğur Meleke yazdı....

Romanya, FIFA sıralamasının 49’uncusu. Elemelerde San Marino ve Kıbrıs maçları dışında sadece bir Avusturya galibiyetleri var. Bosna’ya iki kez kaybettiler. Takım değeri bizim üçte birimiz seviyesinde. Sağ çizgide Vallecano’lu Ratiu ve PSV’li Man dışında yıldız oyunculardan oluşan bir takımdan da söz edemeyiz.

Elindeki kadronun kısıtlarının farkında olan Lucescu, 4+5 dokuz kişilik blokla savunma yaptı. Pozisyon disiplininden neredeyse hiç kopmadılar. Mert-Barış’lı sağ kanadımız bu kalabalık savunmaya karşı çok fazla üretemedi. Son dönemde birçok yıldız beke zor anlar yaştan Barış Alper, Bancu ile eşleşmesinde zorlandı. Ancak milli takımızın yıldız ışıltılı sol kanadı çok etkiliydi. Juventus’lu Kenan, Ratiu’ya karşı birinci dakikadan itibaren sürekli üstünlük kurdu. 60’ta da direğe takılan şahane bir şutu var. Onun sol çizgi partneri Brighton’lı Ferdi ise maçın yıldızıydı bence. Böyle tek blok kapanan rakiplere karşı bek katkısı çok kritiktir. Sağda Mert belki çok katkı yapamadı ama solda Ferdi ofansif olarak müthişti. Bir golle de süsledi başarılı futbolunu.

Dünkü kritik zaferin özellikle ikinci yarısının bir diğer yıldızı da Arda idi. Rumenler’in sağındaki zafiyeti fark etti. O da kendi inisiyatifiyle sola yaklaştı. Kenan ve Ferdi ile solu üçledi. Ve zafer golünü de bu bağlantıdan bulduk zaten.

BU MAÇTAN ÇIKARILACAK 2 DERS

Beş gün sonra gideceğimiz deplasman için bence bu maçtan çıkarabileceğimiz iki ders var:

1-) Daha fazla şut atmalıyız. Arda’nın Hakan’ın özellikle ilk yarıda daha fazla denemesini beklerdik. Belki Orkun daha fazla dakika alabilir.

2-) En uçta Kerem formülünün işlerliğini tekrar gözden geçirmemiz lazım sanki. Acaba deplasmanda Deniz Gül’ün klasik dokuz numara oyununa, top tutuşuna daha fazla ihtiyacımız olur mu? Dün doğru zamanda golü bulup, daha fazlasına ihtiyaç duymadık ama finalde Deniz kartı da kullanılabilir.

Yazının Devamını Oku

Elbette elenebilirsin ama böyle değil!

19 Mart 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Bu sezonki Liverpool, geçe sezonki görüntüsünün gerisinde. Birçoklarına göre zaten geçen sezonki Liverpool hâlâ Klopp’un takımıydı ve o fiziksel seviye düşünce bu yıl bazı gerçekler ortaya çıktı. Slot’un idmanları Klopp kadar yoğun değil. Ve Liverpool takımı fiziksel olarak gerileyince zaaflar da belirginleşti.

Kaptan Van Dijk da Burnley maçının ardından 60’tan sonraki düşüşlere çare bulmamız lazım diye konuşmuştu. Mevcut Liverpool forvetleri, eskileri kadar çalışkan değil. Özellikle Ekitike, Isak ve yaşlanan Salah, Nunez-Diaz kadar pres yapmıyorlar.

Dün enteresan bir istatistik okudum: Klopp’un son sezonunda Liverpool maçlarında top ortalama 220 kez el değiştiriyormuş. Bu sezon bu sayı 170’in altındaymış. Özellikle rakipleri topa sahip olduğunda kazanmakta güçlük çeken ve çok fazla geri koşmak zorunda kalan bir takıma dönüşmüş Liverpool.

Yani Liverpool’a topu bırakırsanız size geri vermiyorlar. Ama siz oynarsanız da geri kazanmakta güçlük yaşıyorlar. Dün ilk 45 dakika boyunca Galatasaray topu Liverpool’a bıraktı. Bir daha da geri alamadı! Liverpool 1 gol attı, biri penaltıdan olmak üzere 5 kez de Uğurcan’a takıldı. Soyunma odasına 1-0’la gidilmesi Galatasaray’ın şansıydı gerçekten.

OKAN BURUK NELERi FARKLI YAPABiLiRDi?

Peki bu Liverpool analizini, Osimhen-Lang’ın şanssız sakatlıklarını ve Anfield’ın atmosferini de dikkate alarak, Okan Buruk dün sonucu değiştirebilir miydi? Neleri farklı yapabilirdi Galatasaray’ın hocası?

1-) Juventus rövanşında da benzer bir durum vardı. Dün topu tamamen rakibe bırakmak ve sadece 1 golü savunmayı düşünmek gerçekçi bir strateji değildi.

2-)

Yazının Devamını Oku

Tedesco'nun bir ana planı varmış!

18 Mart 2026
Uğur Meleke yazdı...

Dün Kadıköy’deki Fenerbahçe-Gaziantep müsabakası öncesi Tedesco’yu dinlediğimde bir şeylerin değişeceğini hissetmiştim doğrusu. Bein Sports muhabirinin sık formasyon değişiklikleriyle ilgili sorusuna şöyle yanıt verdi İtalyan Hoca:

“Bugün bu sezonki 40’ıncı resmi maçımıza çıkıyoruz. Bunların 32’sinde 4-2-3-1 veya 4-3-3 oynadık. Ana dizilişimiz bu. Ancak son bir ayda sakatlıklar-eksiklikler nedeniyle mecburi formasyon değişiklikleri yapmıştım. Bugün temel planımıza dönüyoruz”

Tedesco’nun son bir aydaki kötü sonuçlarla ilgili gerekçelerine elbette itirazlarım var. Örneğin 14 Şubat’taki Trabzon maçıyla 19 Şubat’taki Forest sınavı arasında bir sakatlık mazereti yoktu. Sezonun en kritik maçında Nottingham’a karşı İsmail’i kenarda oturtup, Cherif’i 11’e koyup, Asensio’yu sağda fonksiyonsuzlaştırarak tur biletini maalesef Pereira’ya hediye etti.

Yine son bir ayda tam 4 maçta, Kasımpaşa, Antalya, Samsun ve Karagümrük önünde ilk yarıların tümünü çöpe attı. Antalya-Kasımpaşa-Karagümrük gibi takımlara karşı maçlara temposuz başlamanın, isteksiz görünmenin tek bahanesi eksiklikler olamaz. Üstelik bu maçların hemen hepsinin bir devresini dörtlü, bir devresini üçlü oynaması da cabası. Maçlara yanlış başlıyorum itirafı gibi bu!

ON NUMARA ASENSiO

Ancak Tedesco’nun dünkü açıklamasının pozitif bir tarafı da var: En azından takımının bir ana planı olduğunu öğrendik. Sürekli formasyon değişikliğinin ritim kaybı yarattığını fark ettiğini anladık. Zaten Antep önünde de klasik 4-2-3-1’i tercih etti. Asensio’yu 10 numarada kullandı. İspanyol oyuncu çok etkili oynadı yine. Nene’nin de kontralarda ve savunma arkası koşularda etkinliğini göstermesiyle rahat kopardı maçı sarı lacivertliler.

Dün üç gol atan Nene ve iki asist yapan Asensio şüphesiz ki maçın yıldızları oldular. Guendouzi kendi bölgesinde oynadığında ne kadar etkili olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kante golle moral buldu. Cherif’in de hem ilk golde rolü var, hem de ilk 10 dakikada iki faul alarak iki etkili frikik kazandırdı.

Yazının Devamını Oku

Başarılı hoca gönderme rekortmeni!

16 Mart 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Süper Lig tarihinde daha önce de bir sezonda 5 farklı teknik adamla çalışan takımlar oldu elbet. Bu bizim ligimizde olağanüstü sayılmayan bir garabet. Ancak şunu söyleyebilirim: Gençlerbirliği Kulübü başarılı hoca gönderme konusunda bir tarih yazıyor! Hüseyin Eroğlu görevdeki son 5 maçında 8 puan toplamıştı. O beş maçlık periyotta takım sadece bir kez yenilmiş ve deplasmanda Beşiktaş’ı mağlup etmişti. Gençlerbirliği’nin başına seçimsiz geçen 58 günlük başkan Mehmet Kaya anlamsız bir şekilde gönderdi Eroğlu’nu.

O yetmedi, ikinci tuhaf teknik adam değişikliğini de mevcut başkan Arda Çakmak yaptı. Kırmızı-karaların başında 10 maça çıkan Metin Diyadin, bunların sadece ikisini yitirmişti. Trabzonspor’u 4-3 mağlup ettikleri müsabaka dahil son derece cesur futbol oynatmış, görevdeki 10 maçında da Gençlerbirliği skor bulmuştu. Diyadin gönderildiğinden beri iki farklı hocayla 4 lig maçına çıktı Gençlerbirliği. Tek bir gol atamadı henüz! Tabii ki dünkü maçta 70 dakika eksik oynadığı için kırmızı-siyahlıların oyununu eleştirmek zor. Ancak son bir ayda direkt rakipleri Eyüp, Kayseri ve Alanya’ya gol atamayarak düşme hattının nefesini ensesinden hissetmeye başladı Ankara ekibi.

SERGEN YALÇIN’IN İZLANDA GOLÜNÜN AYNISI

Beşiktaş içinse derbi sonrası oluşan olumsuz havayı olumluya çevirme anlamında iyi bir sonuç oldu Ankara’da. 18’de bir kişilik avantajı ele geçirmelerine rağmen 40’a kadar oyun üstünlüğü kuramadı siyah-beyazlılar. 40’ıncı dakikada şutlarda 4-2, rakip ceza alanında topla oynamada 10’a 4 üstündü ev sahibi. Ancak 40’tan sonra, özellikle de duran toplarla baskı kurdu Beşiktaş.

Siyah-beyazlılar Başakşehir ve Göztepe’ye çalışılmışlık hissi veren birer korner golü atmıştı. Galatasaray’a karşı 70 ve 71’de yine duran toplardan ürettiği iki iyi fırsatı değerlendirmedi. Ancak dün Orkun çaprazdan bir Sergen Yalçın/İzlanda anı yaşatarak çekti maçın fişini.

26 Mart’taki kritik Türkiye-Romanya maçı öncesi Orkun’un yakaladığı bu form grafiği, Türk futbolu için de sevindirici.

Yazının Devamını Oku