Uğur Meleke

Uğur Meleke

umeleke@hurriyet.com.tr

Sallai bence sekiz numarada da denenebilir!

9 Şubat 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Bundan yaklaşık üç hafta önce, Galatasaray hiçbir anında öne geçemediği ve oldukça zorlandığı Gaziantep maçında sadece 2 değişiklik yapabilmişti: Kazımcan ve Ahmed. Zira Okan Buruk’un kulübesinde skoru değiştirme ihtimali olduğunu düşündüğü başka oyuncusu yoktu.

Hatta takvimi bir ay geriye sararsak, Süper Kupa finalinde Fenerbahçe’ye karşı 2-0 geriye düşen Galatasaray’ın kulübesindeki ofansif oyuncular şunlardan ibaretti: Ahmed, Yusuf ve genç Ada Yüzgeç... Zaten Okan Buruk da bunların içinden sadece Ahmed’i sokmuştu oyuna. Sarı kırmızılılar 2025-26 ilk devresini oldukça sığ bir kadroyla tamamladılar ancak ikinci yarıya sayısal olarak daha geniş bir listeyle giriyorlar.

Dün Galatasaray’ın 21 kişilik kadrosunda 5 yeni transfer (Lang, Asprilla, Nhaga, Boey ve Armando) vardı. Hatta sakatlıktan dönüp kupada ve ligde dakika alan Singo’yu da sayarsak 6 kişi eklendi Buruk’un rotasyonuna. Önündeki yoğun 40 günde üç cephede 10 maç oynayacak Galatasaray. Bunların ikisinin Juventus, birinin Beşiktaş, ikisinin Alanya, birinin Başakşehir, birinin de Göztepe olduğu düşünülürse Buruk’un transfere ihtiyacı olduğu netti zaten.

ÜMiT DAVALA’YI ANIMSATIYOR

Dün bu yenilerden biri, Noa Lang ilk 11’de başladı. Barış ve Osimhen’e birer gol attırdı, iyi bir şutu da direkte patladı. İkinci maçında da oldukça istekli ve hareketliydi Hollandalı kanat oyuncusu.

Yenilerden bir diğeri, Sacha Boey de dün 15 dakika aldı. Onun Galatasaray’a katılımının dolaylı bir iç transfere yol açacağı, Sallai’nin daha farklı pozisyonlarda kullanılabileceği ortada. Tabii ki Sallai’nin on numarada ya da sol-sağ açıkta görev alabildiğini biliyoruz. Ancak ben, Sallai’nin pekalâ sekiz numara oynayabilecek özelliklere de sahip olduğunu düşünüyorum. Buruk’un ihtiyaç halinde onu Torreira’nın yanında da denemesi gerektiği kanaatindeyim.

Yaşı tutanlar hatırlayacaklardır, Sallai’yi izleyince biraz Ümit Davala tadı alıyorum ben. Çok yönlülüğü, dinamizmi ve yüksek sorumluluk duygusuyla Davala’yı hatırlatıyor Macar futbolcu.

Yazının Devamını Oku

'Asensio artı 10'

3 Şubat 2026
Uğur Meleke yazdı...

Kocaeli, ligin Göztepe’yle, Samsun’la ve Alanya’yla beraber en zor deplasmanlarından. Şahane bir tribün atmosferleri var; 19:50’de Tual’in harika şarkısı “Tiryakinim” performansıyla başlayan, müsabaka boyunca takımlarıyla beraber maçı oynayan bir taraftar. Tribünün bu desteğine üst düzey mücadeleleriyle karşılık veren bir sporcu grubu.

Dün de Kocaeli’nde ağırladıkları her rakibe olduğu gibi Fenerbahçe’ye hayatı bayağı zorlaştırdılar. Kocaelispor, maçlarında çok fazla gol olan bir takım değil. Özellikle son 3 aydır daha da seyrekleşti İzmit’te gol enstantaneleri. Kocaeli’nin son 10 lig maçının üçü 1-0, üçü 0-0, biri 1-1, biri 2-0, ikisi de 2-1 bitti. Yeşil siyahlıların Kasım’dan beri 2 gol atabildiği tek takım Antalya. Çok zor gol yiyip, zor atıyorlar. Eğer ilk golü onlar bulurlarsa koruma konusunda mahirler. Ancak dün olduğu gibi ilk golü rakipleri bulursa, o zaman işler değişiyor.

BiR SANiYEDE FiŞi ÇEKTi

Dün Fenerbahçe özellikle 2-0’a kadar reaktif bir performans sergiledi. Nene’nin golüne kadar Kocaeli %58’le topla oynadı. Şutlarda 9-8, kornerlerde 6-3, rakip ceza alanında topla buluşmada 13-10 üstündü. Ancak istatistiklerle anlatılmayacak türden fark yaratan bir adam vardı sahada.

Bundan yaklaşık 20 yıl önce global bir spor markasının meşhur bir sloganı vardı: “Ronaldinho + 10” diye. Zira Ronaldinho öyle büyüktü, öyle farklı bir futbolcuydu ki, Barcelona’yı veya Brezilya Milli Takımı’nı öyle tanımlamak tuhaf durmuyordu.

Şu anda Fenerbahçe’yi de “Asensio + 10” olarak tanımlasak çok da eksik kalmaz bence. Bazen sahada öyle ekstra işler yapıyor ki, diğer 21 futbolcu bir yana, o bir yana diyorsunuz içinizden. Özellikle dünkü gibi sıkışan maçları tek bir aksiyonuyla çözüyor, herkes birbiriyle aynı gözükürken sadece o sürüden ayrışıyor.

Dün akşam özellikle ilk yarıda merkeze sıkışmış, iki kalede de çok fazla aksiyonun olmadığı, kör dövüşünden öteye nadiren geçen bir maçı çözdü tek bir sihirli saniyeyle. Asensio sadece Fenerbahçe’nin değil, ligin de en özel oyuncularından.

Yazının Devamını Oku

İç koridorda Lang, dışta Roland Sallai!

2 Şubat 2026
Uğur Meleke yazdı...

Kayserispor uzun süre transfer yasaklarıyla mücadele etmesine rağmen başarılı sayılabilecek bir kulüptü. Tahtası açıldı, dün ilk 11’inde yedisi yazın, birisi kışın gelmiş tam sekiz yeni transfer vardı. Ancak bu kadar transferle bırakın gelişmeyi, geriye gitmiş bir oyunları var maalesef.

Djalovic’in teknik adamlık kariyeri çok kısa... Rijeka ve Maribor’da toplam 44 maçtan ibaret. Ancak bir süre de Jakirovic’in yardımcılığını yaptığı için sanırım ustasına güvenilerek göreve getirildi. Yeni şeyler deniyor, Opoku’yu sağ bekte kullanmaya çalışıyor, Semih transfer edilene kadar Bennaser’i stoperde değerlendirmişti. Furkan’ı derin oyun kurucu yaptı. Ancak çok temel bir sorunu, gol problemini çözemedi. Son 8 maçta 3 gol atabildiler. Benes’in iki uzaktan golü dışında tek bir sayıları var iki aydır.

Zayıf Kayserispor karşısında Galatasaray maçın hemen hemen tümünü domine etti. Ayağa, örerek, kısa paslarla oynadı. Son 4 senenin pas rekorunu kırdı. İlk devrede tüm takım sadece 9 uzun pas yapmışlardı mesela. Sara yine sahanın yıldızlarındandı. Eyüp karşısında iki golün üretiminde rol oynayan Lemina, dün de üçüncü sayı öncesi topu kazanan adamdı. Osimhen bildiğiniz gibi. Roland Sallai dış koridorda etkili işler yaptı. Ancak şüphesiz ki herkesin gözü ilk 11’de başlayan yeni transfer Noa Lang’de idi.

OYUNU MERKEZE YIĞDILAR

Galatasaray'ın oyunu çok fazla genişletmediği, merkezde kalabalıklaşmayı tercih ettiği bir gündü. Sağ açık Yunus ve sol açık Lang de bu stratejiye uygun bir oyun oynadılar, daha çok iç koridorda konumlandılar.

Ben Lang ve Asprilla transferlerini birbirine benzetiyorum. İkisi de iyi günlerinde maç kazandırabilen, kötü günlerinde ortadan yok olabilen oyuncular. Top ayaklarındayken iyi iş yapabilirler, defansif sorumluluk departmanında eksik kalabilirler. Zaten ikisinin eski hocaları Conte ve Michel’in taleplerini karşılayamayıp kiralanmaları da bu yüzden. Lang, PSV’de çok iyiydi

Lang, PSV’de çok iyiydi. Asprilla’ya Kolombiya’daki hocası Lorenzo güveniyor. Ancak Napoli ve Girona’da aradıkları güven ortamını bulamadılar. Galatasaray’da da sanırım performanslarını o güven seviyesi belirleyecek.

Yazının Devamını Oku

Etrafında fırtınalar koparken sakince ıslık çalan adam: Orkun!

1 Şubat 2026
Uğur Meleke yazdı...

Beşiktaş futbol takımı, tadilat süreci bitmek bilmeyen bir bina gibi. Yıkımı büyük ölçüde tamamladılar ancak yeniden inşa konusunda sorunlar yaşanıyor. Son bir ay içinde takımdan Rafa Silva, Abraham, Paulista, Mert, Demir Ege, Svensson ve Jurasek ayrıldı. Gelen oyuncu sayısı iki. Takımda tek sol bek, üç stoper kalmıştı. Oraya Yasin Özcan eklendi. As kaleci yok, as santrfor yok. Gökhan-Taylan’lı sağ bek rotasyonunun yeterliliği de tartışılır.

Geçen hafta Eyüp önünde Beşiktaş kulübesinde 21 yaş üstü sadece 3 futbolcu vardı. Dün de Konya karşısında en uçta Mustafa başladı. Kulübede de skoru değiştirmek için başvurabilecekleri iki adam vardı yalnızca (Jota ve Rashica).

Tabii ki kadronun bu denli daralması biraz da Sergen Yalçın’ın tercihi. Elde başka Silva yok. Ersin’in Mert’ten, Gökhan’ın Svensson’dan ne kadar iyi olduğu tartışılır. Ancak sebepler ne olursa olsun, varılan nokta bu.

iKi GOLDE DE AYNI iSiM

Beşiktaş'ın yeni oluşan kadrosunun daha genç olduğu da bir gerçek. Dün sahaya çıkan ilk 11’in yedisi 25 yaş altıydı. Transfer edilen iki oyuncu da genç: Yasin Özcan 19, Kristjan Asllani 23 yaşında. Dikkat çekici bir başka detay da, dün 11’de tam sekiz yerli futbolcunun forma giymesi.

Beşiktaş'taki bu köklü değişim şüphesiz ki birçok sancıyı da taşıyor beraberinde. Dün tribünlerden organize bir protesto sesi yükseldi mesela. Beşiktaş maçın ilk yarısını daha iyi oynadı, 1 gol attı, iki topu direkten döndü, 5 kez Bahadır’a takıldı. İkinci devrede tablo biraz daha netameliydi, son 15 dakikayı da bir kişi eksik oynadılar hatta.

Ancak Beşiktaş’ta bu denli fırtınalı dönemler yaşanırken, olan bitenden neredeyse hiç etkilenmeyen, her geçen gün ıslık çalarak oyununu geliştiren bir adam var: Orkun Kökçü... Gurbetçi futbolcu geçtiğimiz hafta Eyüp önünde ilk sayısını yapmıştı, Konya karşısında da iki golün kalbindeydi. Orkun’un yükselen formu şu anda Beşiktaş adına en güzel haber.

Eyüp önünde 60’ta, dün de 75’te oyundan çıkarılmasına rağmen Cerny de Beşiktaş’ın iyileri arasındaydı yine.

Yazının Devamını Oku

Ederson büyük oynadı

30 Ocak 2026
Şampiyonlar Ligi’nin bir sezonda yarattığı toplam ekonomi 3,5 milyar, dağıttığı ödül de 2,5 milyar Euro civarında.

Oysa Super Bowl’un (yani Amerikan futbolu finalinin) düzenlendiği kente tek bir gecede 1 milyar Euro’nun üzerinde bıraktığı tahmin ediliyor. Bu durum Real Madrid gibi, Barcelona gibi, Juventus gibi futbol devlerini oldum olası rahatsız ediyor. Amerikan futbolu Dünya çapında çok büyük ilgi gören bir spor değilken nasıl bu kadar büyük bir ekonomi yaratıyor? Futbola bu denli evrensel bir ilgi varken pasta niçin daha çok büyümüyor? Futbolun devleri, bu sorularla baş edemeyip dönem dönem UEFA’yı sürüden ayrılmakla tehdit ediyorlar. Neredeyse her 10 yılda bir Süper Lig planlarına girişiliyor: 90’ların sonundaki G14 hareketi, Devler Ligi’nin genişlemesi ve ekonomisinin büyümesiyle lağvedilmişti. Ancak 2020’lerde Avrupa Süper Lig hareketi daha büyük bir şeyleri tetikledi.

UEFA, Avrupa kupalarının oturmuş formatlarını çöpe attı. Tuhaf bulduğumu her fırsatta dile getirdiğim 36’lı lig formatını yarattı. Sekizer maç oynanıyor. Müsabaka dağılımı âdil değil. Sonuçlar birer golle, birer averajla belirleniyor. Adalet bence tam anlamıyla tesis edilemiyor.

ZAGREB VE PLZEN GRİLİĞİ

Bu tabloda Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un play-off turuna kalmış olmaları damakta karışık tatlar bıraktı. Özellikle Fenerbahçe ve Samsunspor kendi turnuvalarında ilk 8 yapabilecek güçtelerdi. Nice ve Stuttgart’ı yenen Fenerbahçe’nin Zagreb ve Plzen’deki puan kayıpları ilk sekize girememesine neden oldu. Dün Bükreş’te de özellikle ikinci devrede Zagreb ve Plzen’e benzer bir grilik vardı sahada.

Domenico Tedesco birkaç taze oyuncuyla enerjiyi değiştirsin diye bekliyorsun ama kulübede de Asensio-Oğuz dışında alternatif yok! Brezilyalı kaleci Ederson kritik anlarda kritik kurtarışlar yapmasa Fenerbahçe puansız dönebilirdi Bükreş’ten. F.Bahçe’de Ederson dışında günün düşük enerjisini yükseltmeye çalışan bir başka oyuncu da Nesyri idi. Özellikle ilk bir saat çok istekliydi, birkaç net pozisyona girdi ama iki kritik ofsayta takıldı Faslı forvet.

Yazının Devamını Oku

Juventus-Atletico ve Liverpool-Tottenham fena kura sayılmaz!

29 Ocak 2026
Uğur Meleke yazdı...

15 yaş-60 IQ ortalamalı gürültücü bir grubun sosyal medyada yarattığı kakofoninin kamu görüşü zannedildiği tuhaf bir çağda yaşıyoruz.

Bu güruhun ortak noktalarından biri matematik sevmemeleri. Matematik seveni de sevmemeleri. Bunların içinde lise matematik dersinde “bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak” diyerek öğrenmeyi reddedenlerin sayısı da yüksek.

Bu matematiksevmezlerin bir kısmı maalesef kritik yönetici pozisyonlarına da geldiler, Dünya Kupası’nı “üçer takımlı 16 grup” formatına çevirmeye kalktılar mesela! Neyse ki matematik bilenler bu saçma formata tepki gösterince değiştirmek zorunda kaldılar. Yani üçlü gruplar, üçer müsabaka, neredeyse tüm neticelerin averajla belirleneceği, son maçların olağanüstü spekülatif olacağı bir Dünya Kupası yapacaktı neredeyse bu matematik düşmanları!

Şampiyonlar Ligi’nin yeni formatına da neredeyse bu kadar negatif bakıyorum ben. 36’lı bir lig... Sekizer maç yapılıyor, zaten âdil olma şansı yok böyle bir formatın. Son haftaya tam 8 takım 13 puanla geldi, dördünün daha 13 olma ihtimali vardı! Her şeyin 1 averaja-1 gole kaldığı, elbette heyecanın arttığı ama adalet duygusunun yara aldığı bir tuhaf format yarattılar. Bence Galatasaray’ın bu seneki kadro kalitesi ve fikstürüyle ilk sekize girmesi zaten gerçekçi bir hedef sayılmazdı. İlk 24’e kalması doğal bir sonuç.

HERKES YÜZDE YÜZ OLMALIYDI

Galatasaray'ın City, Paris, Real, Barcelona gibi elit bir deplasmandan iyi bir sonuç alması için herkesin yüzde yüz seviyesinde olması gerek. Dün takımın kilit ismi Torreira’nın ağrıları nedeniyle 11’de başlamaması zaten orta sahayı geçirgenleştirdi. Galatasaray’ın sağ savunması da özellikle ilk yarıda kötüydü. Sol bek Ait-Nouri ve sol açık Doku yürüyerek pozisyonlar yarattılar, iki gol de oradan geldi. Neyse ki bitiş düdüğüyle ilk 24’te bitirdi temsilcimiz.

Bu sonuçla Galatasaray’ın play-off turundaki muhtemel rakipleri Juventus ve Atletico Madrid oldu. O turu geçebilirse de çeyrek finalde Liverpool veya Tottenham ile eşleşecek. Bu 4 takımın ikisiyle lig aşamasında oynamış ve iyi sonuçlar almış olması avantaj kabul edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Tedesco oyununa bir santrafor gerek!

26 Ocak 2026
Uğur Meleke'nin kaleminden...

Kadıköy'de gelgiti ve mücadele düzeyi yüksek, taktiksel olarak da derin bir müsabaka izledik. Domenico Tedesco da, Stanimir Stoilov da kıymetli teknik adamlar. İyi ki ülkemizde çalışıyorlar. Ligimize değer katıyorlar. İkisi de çok çalışkan, ikisi de saha içine odaklı. Tabii ki Tedesco’nun önünde muhtemelen daha uzun ve parlak bir kariyer var. Göreve geldiğinde Fenerbahçe kaosunun altından kalkamayacağını zannetmiştim genç Tedesco’nun. Umarım yıllarca Türkiye’de kalır ve centilmenliğini, çalışkanlığını, zekasını daha uzun seneler izleriz İtalyan Hoca’nın.

Dün Stoilov’la Tedesco’nun satrancına sahne oldu Kadıköy. Tedesco, uzun boylu savunmayı aşmak için kanattan yerden orta stratejisini benimsemişti. 16’da Musaba bir tane yerde çevirdi, olmadı. 17’de bir tane daha çevirdi, gol geldi. Göztepe’nin iki kulesi Heliton-Bokele’nin eksikliğinde zaman zaman yüksek orta da denediler. Son bölümde Duran-Talisca ile ön tarafı ikilediler. Topla rekor düzeyde %82 ile oynadılar. Ancak Tedesco’nun bu iyi niyetli çabasının istikrarlı sonuçlara dönüşebilmesi için Fenerbahçe’nin üst seviye bir dokuz numaraya ihtiyacı var. Talisca’nın esas pozisyonu o değil. Nesyri’nin yeteneği, Duran’ın coşkusu yetersiz.

GÖZTEPE KEŞKE AVRUPA’DA OLSA!

Göztepe'de yaklaşık 1 yıl aradan sonra Heliton-Bokele’nin ikisi birden yoktular dün. Bir diğer stoper Furkan da hastalığı nedeniyle oynayamayınca, 1,78’lik Ogün’ü devşirdi oraya Stoilov. Belki havada her zamanki kadar etkili değillerdi ama yine geçişlerde bir Crystal Palace gibi, bir Bournemouth gibilerdi adeta. Son 9 maçta akan oyunda sadece 2 gol yedi İzmir ekibi. Bu form durumlarıyla keşke bu sene Avrupa’da bizi Göztepe de temsil etseydi dedim içimden. Gelecek sezon katılabilirlerse Konferans Ligi’nde sürpriz işlere imza atabilir bu takım.

Son bir parantezi de dün her kontratağın kalbinde olan Efkan Bekiroğlu’na açmak isterim. Göztepe’nin her hızlı çıkışında zekasıyla, kilit paslarıyla, deneyimiyle o vardı. Demlenmiş bir Efkan izliyoruz bu sezon.

Yazının Devamını Oku

Fişi Mario Lemina çekti!

25 Ocak 2026
Uğur Meleke yazdı...

Galatasaray, 5 Ocak-8 Şubat arası 34 günde 10 maçlık bir sürecin içinde. Bu 10 maçın ikisi Atletico Madrid ve Manchester City, ikisi de Trabzonspor ve Fenerbahçe’ydi. Bu yoğun fikstürde iki Devler Ligi maçı arası İstanbul’da mütevazı lig sonuncusuyla oynamaları tabii ki bir avantaj.

Okan Buruk muhtemelen çarşamba gecesi oynayacakları sert deplasmanı da göz önüne alarak Torreira ve Lemina’yı dün 45’er dakika kullandı. Eren ve Sane’yi de kenara oturttu. Ancak evdeki hesap ilk devrede pek çarşıya uymadı. Galatasaray 30’uncu saniyede golü bulduktan sonra 44 dakika boyunca uyurgezer gibiydi. Lig sonuncusu Karagümrük ilk devrede liderden daha fazla şut attı (5-4). Rakip ceza alanında daha fazla topla buluştu (9-7). Sarı kırmızılıların konsantrasyon eksikliğinden de çok iyi faydalandı: İki frikiği hızlı kullandı, 27’de golü böyle buldu. 32’de de yine hızlı bir frikikle tehlikeli geçti Galatasaray yarı sahasına.

45 dakika acı çeken Galatasaray’ın maçın fişini çekmesi için sonraki 10 dakika yetti. Maça 46’da dahil olan Mario Lemina 51’de başlattığı akınla, 55’te de kazandığı topla iki golün üretiminde rol oynadı. Galatasaray 55’te skoru 3-1 yaparak çekti maçın fişini.

Galatasaray’da ilk 45 dakika hemen hiç kimsenin Olimpiyat Stadı’na gelmemiş gibi gözüktüğü günün en iyisi Gabriel Sara idi. Biri pres, biri ikinci santrfor koşusu sonucu iki gol kaydetti. 33’te İlkay’a, 37’de Abdülkerim’e net fırsatlar yarattı. Son aylarda önlerdeki sıralamasını kaybettiği Galatasaray orta saha rotasyonunu sarstı dünkü performansıyla.

KARAGÜMRÜK BiR DÖNÜŞÜM iÇiNDE

Süper Lig’de son derece mütevazı imkanlarla mücadele eden Karagümrük, Stanojevic yönetiminde Alanya ve Başakşehir’den sonra Galatasaray’a karşı da iyi bir oyun ortaya koydu. Özellikle frikikleri hızlı kullanarak rakiplerini hazırlıksız yakalama stratejileri takdire değer. Fofana’nın yerini iyi bir santrforla doldurabilirlerse gelişen oyunlarıyla sanki lige erken veda etme niyetleri yok gibi. 20 yaşındaki genç Barış Kalaycı’nın da gol vuruşundaki soğukkanlılığı şahaneydi.

Yazının Devamını Oku