19 Şubat - 19 Mart arası sekiz maçlık sert bir periyodun içinde Fenerbahçe... Dolayısıyla Tedesco’nun hafta içi-hafta sonu birkaç değişiklikle kadro genişliğinden faydalanma çabasını anlıyorum. Benim itiraz ettiğim nokta, rotasyon yapılması değil. Sezonun bence en kritik maçı olan Forest önünde fanteziler denenmesi, oraya en ideal dizilişle ve 11’le çıkılmaması. Ve ritim kaybedilmesi.
Kariyerinde toplam sadece 39 maç olan, 150 bin nüfuslu Angers’den birkaç ay önce ilk kez çıkmış 19 yaşındaki Cherif’in Forest önünde bir anda 11’e konulması. İsmail’in kesilmesi. Takımın beyni Asensio’nun sağa hapsedilmesi. Ve Fenerbahçe’nin ciddi şansı olan Forest eşleşmesinin neredeyse kaybedilmesi.
Bu noktada sanırım önemli bir detaya daha değinmek gerek: Ligden düşme tehlikesini iliklerine kadar hisseden, bu hafta Liverpool’a yenilen, önünde sert Brighton ve City maçları olan Nottingham Forest, Fenerbahçe önüne en iyi 11’iyle çıktı. Aynı 11’le de Liverpool maçını oynadı.
iSTiKRAR DAHA ÖNEMLi
Nottingham Forest önünde başlatmadığı İsmail’i Kasımpaşa maçında 11’e koydu Tedesco. Asensio’yu da ideal rolünde, on numarada başlattı. Ancak bu kez de kendi stoperlerine takıldı! Önce Çağlar’ın, sonra Oosterwolde’nin uzun süren çıkıp-çıkmama seremonileri tüm bir ilk yarının kesik kesik oynanmasına neden oldu dün Kadıköy’de. Koca ilk devreyi 0,34 gol beklentisi, 4 şut, 1 kornerle tamamladı ev sahibi takım.
Tedesco ilk devrede işlemeyen düzenini ikinci yarıda değiştirdi, 3-4-1-2’ye döndü. Savunmayı Yiğit-Guendouzi-Mert ile kurdu, bekleri Levent ve Semedo’yu yukarıda konumlandırdı. Nene’yi önce Talisca’nın yanına koydu, 75’ten sonra da sol kanat bek yaptı. 90+5’te Nene’nin asisti, Asensio’nun volesiyle golü buldu ama koruyamadı skoru.
Tabii ki bu tablonun temelinde birçok teknik detay var ama ben manşete ‘ritim duygusu’nu koyarım. Tedesco’nun Trabzon’da oyun, oyuncu ve diziliş (4-3-1-2) seçimi çok başarılıyken, Nottingham önünde ayarlarla aşırı oynaması ritim kaybettirdi Fenerbahçe’ye. Futbolda ‘rotasyon’ da gerekli elbette. Ama ‘istikrar’ daha önemli bir kavram.
Beşiktaş, sadece 180 dakikada sezonun kaderini değiştirdi: Son iki maçı kaybetselerdi şu anda Göztepe 44, Başakşehir 39, Beşiktaş 37 puanda olacak ve muhtemelen küçük çaplı bir kriz yaşanacaktı. Siyah-beyazlılar son iki maçı kazandı, iki direkt rakibini altta tuttu ve ligin geri kalanında ilk üç basamak için umutlandı. Bu süreçte sergilenen performans da göz alıcı, Göztepe karşısında sezonun en iyi 90 dakikasını oynadı Beşiktaş...
Göztepe, Süper Lig’de her takıma ama en çok da büyüklere ters gelen bir oyun oynuyor. Topa sadece %38 ile sahip oluyor, geriden sadece uzun çıkıyor, çok genç ve sert bir takım. Etkileyici bir savunma performansları var, ligin en az gol yiyen takımı etiketiyle çıktılar dünkü maça. Kasım’dan beri 12 maçta akan oyunda sadece 3 gol yemişlerdi (Serginho, Nene ve Muci’den). Dün Beşiktaş’tan tek bir maçta yediler bu kadar golü.
YENi TRANSFERLER DEVREDE
Ligin ilk yarısında Stoilov karşısında çaresiz kalan Sergen Yalçın bence bu kez rakibini çok iyi analiz etmiş, Beşiktaş’ın kaliteli ayakları geriden ısrarla pasla çıkarak kırdılar Göztepe direncini. Zaten ikinci ve üçüncü gol doğrudan bu stratejiyle geldi, bu sayılar dışında da siyah-beyazlıların ısrarla ayağa kısa paslarla çıkışı müthişti.
Beşiktaş’ın devre arası yaptığı 7 transferden beşi iki maçtır ilk 11’de oynuyorlar. Oh, ilk iki müsabakada gol-asist-penaltı katkıları yapmıştı. Dün süper bir sayı yapmakla yetinmedi, üçüncü golde oyun kurulumunda duvar oldu yine. Çok büyük kazanç. Agbadou iki maçtır çok yürekli oynuyor. Dün 34’te skor 1-0’ken Janderson’un şutunda yaptığı cansiperane müdahale maçın kader anlarındandı.
Panama’nın en değerli oyuncusu Murillo’nun önemli bir transfer olduğunu geçen hafta yazmıştım. Başakşehir maçında Cerny o bomboş pası verse zaten golle start verecekti. Dün attı golünü Panamalı. Yine dün hem Göztepe’nin orta sahadaki dinamizm eksikliği, hem de Beşiktaş’ın fazlalığının sebebi aynı kişiydi: Junior Olaitan.
Yeni transferlerin kısa sürede böyle direkt katkı yapmaları müthiş.
Galatasaray bir ayda 8 maçlık yoğun bir fikstürün içinde. Bu sekiz maçın ikisi Juventus, biri Beşiktaş, biri Başakşehir, biri Göztepe, biri Konya, ikisi de Alanya ile. 19 Mart’a kadar sürecek bu sert fikstür içinde Okan Buruk’un bir yerlerde rotasyon yapması doğal. Ancak dün Konya’da acaba 6 oyuncu (hatta Sallai’nin de yerinin değiştiği hesaba katılırsa), 7 pozisyonluk rotasyon biraz aşırı mı oldu?
Okan Buruk, dün genişleyen kadrosunu da gözeterek Juventus 11’ine göre 6 değişiklik yaptı. Savunma dörtlüsünün Abdülkerim dışında üçü değişti. Torreira kulübede başladı, cezalı Lemina yerine döndü. Barış-Lang kenarda otururken Sallai’yi önce sol açık, sonra on numara, en son da sağ bekte izledik. Ancak bu rotasyonlu 11, ilk 45 dakikada göz doldurmaktan çok uzaktı. Rakip ceza alanında sadece 8 kez topla buluşabildiler, kaleyi 4 kez denediler ve hiç isabet bulamadılar. Adil-Uğurcan ikilisi arasında İcardi yok oldu 45 dakika boyunca.
İcardi yok oldu 45 dakika boyunca. İki takımın da 0-0’dan pek rahatsız gözükmediği ilk 45 dakikanın ardından Okan Buruk 3 değişiklikle sarsmak istedi sahadaki takımını. Lemina stoper pozisyonuna geçti, Torreira orta sahaya. En uçta İcardi’nin yerini Barış aldı. Lang da sol tarafı hareketlendirme amacıyla girdi oyuna. 49’da Torreira ve Lang’ın dinamizmi sayesinde topu bir kez filelerle buluşturdular, ofsayta takıldılar. Ancak çok ciddi bir ritim değişikliği de sağlayamadılar sahada.
KRAMER FARK YARATTI
Okan Buruk dün sahaya çıkardığı ilk 11’iyle de, 46’da sahaya dönen ikinci 11’iyle de fark yaratamazken, hamleleriyle maçın ritmini değiştiren taraf İlhan Palut oldu. Palut’un dün ilk 11’de başlatmamasına şaşırdığım dev santrfor Kramer oyuna girdikten sonra önemli fark yarattı, ikinci golle de skoru tayin etti. Palut’un takımı ikinci devrede değişen Galatasaray’ın sol savunmasını hedef aldı. Sol stoper Lemina, sol bek Eren ve sol açık Lang üçlüsü savunamadılar Konya’nın sağdan Andzouana önderliğinde yaptığı akınları
Dün Konya’da teknik direktörler arasında oynanan satrancın galibi 2-0’la İlhan Palut oldu bence.
Elbette utanç verici bir rekor bu. Ancak şunu da unutmamak lazım: Nottingham Forest, 600 milyon Euro’luk kaliteli bir ekip. Ve bu sezon Avrupa Ligi’nde yarışan en değerli takım. OPTA verilerine göre bu sezon Avrupa Ligi’ndeki 36 takım içinde en fazla gol beklentisi yaratan (17,6), kalesinde en düşük beklenti oluşan (5,3), en az şut çektiren (56) ve en çok net pozisyon üreten (28) takım Nottingham Forest.
Dün sekiz numara rolünde oynayan Elliott Anderson’ın sezon sonu 100 milyona hangi büyüğe gideceği tahmini yapılıyor her gün İngiliz gazetelerinde. Kaptan Gibbs-White’ın da 70 milyonluk Tottenham imzası son anda bozulmuştu birkaç ay önce. Böyle bir orta sahaya karşı oynamak çok kolay değil.
ASENSIO TOPLA İLK KEZ 13. DAKİKADA BULUŞTU
Böyle kaliteli bir orta sahayla karşılaşıyorsanız, siz de en doğru oyuncular ve en uygun dizilişle oluşturmalısınız merkezinizi. Hafta sonu derbide kurduğu karo orta saha modeli sebebiyle çok övdüğümüz Domenico Tedesco, maalesef dün sezonun en önemli maçında anlamsız bir deneme yaptı. Hem diziliş, hem de personel değişikliğiyle düşürdü takımının momentumunu. Kariyerinde toplam sadece 39 profesyonel maç olan, son bir aya kadar 150 bin nüfuslu Angers’den dışarı çıkmamış Sidiki Cherif’i koydu en uca. Trabzon maçının yıldızı İsmail’i kenarda oturttu, Asensio’yu sağa hapsetti ve tüm ayarları bozuldu temsilcimizin sahada.
Sağ çizgiye hapsolan Asensio dün ilk kez 13’üncü dakikada topa dokundu. Dakikalar 30’u gösterdiğinde topla sadece 5 kez buluşmuştu ve hepsi kendi sahasındaydı. ‘Kalp İsmail’ yerinden sökülünce, ‘Beyin Asensio’ da durdu dün maalesef. Tedesco 61’deki Talisca/İsmail değişikliğiyle doğru orta saha modeline döndü ancak skor çoktan 0-3 olmuş ve havlu atılmıştı artık. Bir Premier Lig takımına karşı orta sahayı kaybederseniz, maçı kaybedersiniz. Dünkü maçın da en kısa özeti bu maalesef.
Üstelik bu çıkışı çok da büyük paralar harcamadan yaptılar: Bu sezon Serie A takımlarının transfere harcadığı toplam para 1,430 milyar Euro. Toplam gelirleri de 1,300 milyar seviyesinde. Yani 20 Serie A kulübünün bu sezon transferde bilançosu sadece 130 milyon Euro açık vermiş. Kulüp başına 6 milyon Euro gibi komik bir harcama bu.
Juventus, Avrupa’da İtalyan futbolunun lokomotiflerinden. Son 15 sezonun 14’ünde Şampiyonlar Ligi’nde yarıştılar. 12’sinde gruplardan terfi ettiler. 5 kez çeyrek finale çıktılar. İki final oynadılar.
“La Vecchia Signora” yani “yaşlı hanımefendi”, köklü bir geleneğe sahip. Bu geleneğin temelinde köklü bir taktiksel anlayış var. Teknik adamları Spalletti de zaten kıtada “taktiksel disiplin”in simgelerinden. Böyle bir kulübe, böyle bir teknik adama karşı 5 golle kazanmak, kelimenin tam anlamıyla “tarih yazmak” demek.
TARİHE TANIKLIK ETTİK
Dünkü maçın ilk yarısında Galatasaray taktiksel olarak ufak zafiyetler yaşadı. Juventus’un üçlü orta sahası (Locatelli-Koopmeiners-Thuram) özellikle tamamlanamayan atakların dönüşünde etkililerdi. Skoru da böyle buldular.
Ancak maçın ikinci yarısında Galatasaray net bir fiziksel fark koydu ortaya. 9 gündür dinlenen Torreira, Sara, Sallai ve Jakobs, yine o süreçte sadece 25 dakika oynayan Barış, 45 oynayan Davinson çakı gibilerdi ikinci devrede... “Old lady (yaşlı kadın)” yoruldu, Galatasaray dipdiri kaldı ve ezerek kazandı maçı.
Atalanta, Lazio ve İnter önündeki son 3 resmi maçta dayak yemişti adeta Juventus... Okan Buruk’sa Eyüp önünde doğru bir rotasyon yaparak, birçok asını dinlendirip, bazılarını da çok az kullanarak hazırlandı Juventus maçına. Doğru rotasyonun zaferi bu.
Dün Başakşehir Stadı’nda sahaya çıkan iki takım da sezona kötü başlayıp, eski antrenörleriyle play-off turunu geçemeyip Konferans Ligi’nin dışında kalmışlardı. Bu çok acı... Birinin kaybettiği takım Konferans Ligi 25’incisi, diğeri de İsviçre sekizincisi maalesef. Umarım Türk futbolu bir daha böyle şeyler yaşamaz. Hep beş takımla gruplarda oluruz her sene.
Doğrusu eğer Başakşehir ve Beşiktaş şu anki görüntüleriyle Konferans Ligi play-off’u oynayabilselerdi muhtemelen Craiova’yı da, Lausanne’ı da saf dışı ederlerdi. Ancak iki takımın da reorganizasyon seneleriydi bu. Başakşehir sezon başında 12 transfer yaptı. Ardından Çağdaş Atan gitti, Nuri Şahin geldi. İki buçuk aylık namağlup unvanıyla çıkmışlardı dünkü maça. Dün Fayzullaev’in organizasyonlarında Shomurodov Ersin’e takılmasa daha da iyi olabilirdi belki de ev sahibinin hikayesi. Tabii ki yine de Avrupa bileti kovalıyorlar.
BEŞiKTAŞ SEZONA RESET ATTI
Beşiktaş'sa şu haliyle Şubat’ı değil, Ağustos ayını yaşıyor sanki! Dün ilk 11’lerinde beş yeni transfer vardı. Zaten yaz kampına katılan 35 futbolcudan 26’sı takımdan ayrılmış.
Stoper ikilisinin bir arada ilk maçıydı dün. Orta üçlünün bir arada ilk maçı. İleri üçlünün bir arada ilk maçı. Takım neredeyse ismen tanıyor birbirini daha!
Beşiktaş takımının bu kadar çok değiştiği bir ortamda, son dört maçı aynı 11’le oynayan ve daha oturmuş gözüken Başakşehir’i 3-2 yenmeleri çok önemli bir sonuç. Beşiktaş sezona yeniden start veriyor, reset düğmesine basıyor adeta dünkü galibiyetle.
Dün akşam saat 19 sularında derbinin resmi 11’leri elimize ulaştığında doğrusu biraz şaşırmıştım. İsmail-Guendouzi-Kante’yi aynı anda ilk 11’de görünce Fenerbahçe’nin 4-3-3 oynayacağını ve Asensio’nun sağ açık başlayacağını sanmıştık hepimiz. Yanılmışız. Fenerbahçe dün 4-3-1-2 oynadı. Tedesco, Asensio’yu en alışık olduğu yerde, 10 numara rolünde oynattı. Talisca-Kerem’i çift santrfor olarak başlattı. Göreve geldiğinde tereddütle yaklaştığım Domenico Tedesco’ya her geçen gün saygım artıyor. Dün birkaç kat daha arttı hatta. Taktiksel olarak bence mükemmele yakın ele aldı derbiyi. Hatta İstanbul’daki Nottingham Forest maçı için de bence bu diziliş ve oyun planı çok uygun olacaktır. Fenerbahçe için 4-3-1-2 ile çok iyi bir Nottingham provasıydı dünkü derbi aynı zamanda. Beni sadece Nottingham eşleşmesi için değil, daha ötesi için de umutlandırıyor her geçen gün yükselen Tedesco performansı.
Dün Fenerbahçe’de altı numara rolünde Guendouzi başladı. Karo (baklava dilimi) orta sahada Kante sağ iç, İsmail sol iç görevi yaptılar. Asensio da alışık olduğu 10 numara rolündeydi. İspanyol süperstar yine büyük bir maçta büyük oynadı. Bir gol-bir asistle yazdırdı ismini tabelaya. Ancak bence sarı lacivertliler adına maçın yıldızı İsmail Yüksek’ti. Defansif-ofansif çok etkili oynadı İsmail. 16’da ilk golün asistini yaptı. 22’de yay üzerinde frikik kazandı. 25’te bir gol pozisyonuna girdi, 29’da etkili bir ara pası attı. İkinci ve üçüncü gollerin de üretiminde yine kritik roller oynadı. Dün Fenerbahçe’nin tüm aksiyonlarının içinde vardı İsmail. Bu karo orta saha modeli, Fenerbahçe’nin ana planı olabilir gibi geliyor bana.
ONUACHU TETRiSTEKi ÇUBUK GiBi
Daha önce de bu benzetmeyi yapmıştım, Onuachu tetristeki çubuk gibi! Başınız sıkıştığında ona başvuruyorsunuz ve hemen her durumu çözebiliyor. Geçtiğimiz hafta Samsunspor filelerini 4 kez havalandırmıştı, ikisi sayılmıştı. Dün de ilk yarıda üç etkili kafa vurdu, biri gol oldu. Ancak Muci’nin ve Onuachu’nun ekstraları bu kez yetmedi puana.
Salı akşamı Juventus karşısına Torreira, Sallai, Jakobs ve Sara tam 9 gün dinlenmiş biçimde çıkacaklar. Barış son 9 günde sadece 25, Davinson ve Yunus 45, Abdülkerim de 57 dakika futbol oynadılar... Yani belki de sezonun en kritik maçına Galatasaraylı oyuncular yorgunluk mazereti olmaksızın, yüksek bir kondisyonla başlayacaklar. Dünkü Eyüp maçının Galatasaray açısından idman havasında geçmesinin en büyük avantajı bu.
NHAGA’NIN MUTLU GÜNÜ
Atilla Gerin göreve geldiğinden beri Eyüpspor etkileyici bir dönüşüm içinde. Takım birçok generalden arındı, yüksek rütbeli Serdarlar, Haliller, Thiamlar, Yalçınlar, Keremler ayrıldı. Onların yerini 20-25 yaş aralığında aç ve çalışkan askerler aldı. Dünkü Eyüp 11’inin yedisi 25 yaş altı idi. O genç takım son 1 ayda Alanya’yı yendi, Konya ve Beşiktaş’la berabere kaldı, Başakşehir’e kaybederken de gayet iyi futbol oynadı. Ligde kalma yolunda yeniden umutlandılar bu dönüşümle. Ancak dün özellikle ilk yarıda “geriden pasla çıkma” ısrarları ile maçın anahtarını çok erken teslim ettiler lider Galatasaray’a. Geride amatörce peş peşe top kayıpları yaptılar, bu da zaten soyunma odasına iki gol ve bir adam geride girmelerine neden oldu.
Galatasaray içinse adeta resmi bir antrenman havasında geçen maçın birçok kazanımı oldu: İki golde direkt rol oynayan Noa Lang alev almış durumda. Icardi hat-trickle büyük moral buldu. Yunus bir gol attı, bir kırmızı kart göstertti. Osimhen iki asistle yine başrollerden biriydi. Taraftarın ayağına topu her alışında büyük destek verdiği Nhaga muhtemelen hayatının en mutlu gününü yaşadı.
Herhalde Juventus maçı öncesi olabilecek en makul senaryoydu bu G.Saray için.