Deprem sonrası panik havası kısa sürdü

Kahramanmaraş depreminin birinci yıldönümünde, sigorta şirketi yöneticileri ile deprem bölgesini ziyaret ettik.

Haberin Devamı

Adana, Osmaniye, son olarak da Antakya’ya gittik. Yol boyunca da sigortacılardan, 6 Şubat depremi sonrası yaşadıklarını dinledim. Şu bir gerçek ki, 6 Şubat depremi sigortanın önemini ortaya koydu.

Depremde tesisi zarar gören sanayici, sigortadan aldığı hasarla yeniden faaliyete geçebildi. Tesisi zarar görmese de deprem nedeniyle işi aksayan sanayici aldığı kar kaybı tazminatı ile zararını karşıladı. Sigortaya az prim ödemek için tesisinin değerini düşük gösteren, depremde de eksik hasar alan sanayici, hatasını anladı ama iş işten geçti. Evi yıkılan konut sahibi DASK ve sigortadan aldığı tazminatla hayatına devam edebildi. İki üç evi olup da sigortası olmayan vatandaş, devletin yaptığı konutlardan kendine bir tane ev alabildi. Bunların hepsini ve daha fazlasını sigortacılardan dinledim.

Haberin Devamı

Bu yaşanmışlıkları dinleyince, haliyle; Kahramanmaraş depreminden her kesim ders çıkarmıştır, geçmişte yapılan hatalar yeniden tekrarlanmıyordur diye düşünüyorsunuz. Meğer öyle değilmiş. Evet, bir ders çıkarılmış ama hepi topu üç-dört ay sürmüş. Nasıl mı, anlatayım.

SİGORTAYA HÜCUM ETTİLER

Depremin hemen ardından Türkiye genelinde, kelimenin tam anlamıyla sigortaya hücum olmuş. DASK, konut, işyeri, sanayi; artık sigortalanacak ne varsa, vatandaş koştura koştura sigorta yaptırmış. Sigortacılar bunu, panik hali olarak nitelendiriyor. Hatta öyle ki, deprem bölgesinde evi, işyeri zarar görmeyenler, depremin hemen ertesi günü 7 Şubat’ta sigorta yaptırma telaşına kapılmış, bir kısmı da yaptırmayı başarmış. Depremin etkilediği bölgenin dışındaki illerde de benzer bir durum yaşanmış.

Mesela DASK; depremin hemen ertesi günü, yani 7 Şubat’ta, Türkiye genelinde 100 bin konut, zorunlu deprem sigortası yaptırmış. Depremden on gün sonra ise Türkiye’de zorunlu deprem sigortalılık oranı yüzde 56’lara kadar çıkmış. Deprem sonrasındaki birkaç ay içinde 1 milyon yeni deprem sigortası yapılmış ki, bu bir rekor. Benzer durum, konut, işyeri gibi diğer sigortalarda da yaşanmış.

BİR TEK SANAYİCİ DERS ÇIKARDI

Peki, sonra ne olmuş? Çok değil, depremden üç-dört ay sonrasında sigortalanma oranı da düşmeye başlamış. Hatta kimileri yaptırdıkları sigortaları iptal etmek bile istemiş, kimileri bunu becermiş, kimileri de ikna olup devam etmiş ama sigortacılar, ‘poliçe süresi dolunca yenilemezler’ diyorlar. Rakamlar da bunu doğruluyor. Depremden sonra zorunlu deprem sigortalılık oranı Türkiye genelinde yüzde 59’lara kadar çıkarken, bugün bu oran yüzde 58’lerde. Sigortalanma hızı düşmüş, bazıları poliçelerini yenilememiş. Diğerlerine bakıyoruz; başta konut olmak üzere vatandaşın yaptırdığı sigortalarda bugün gelinen noktada yüzde 7’lik bir azalma görülüyor. Hem sigortalılık oranında hem de poliçe sayısında düşüş var. Tek bir kesim var depremden ders çıkarmaya devam eden; o da sanayiciler. Sanayi tesislerinin sigortalanmasında yüzde 30’luk artış yaşanıyor.

Haberin Devamı

YÜK HEPİMİZİN SIRTINDA

Hani birkaç gündür depremi unutmadık, depremden ciddi dersler çıkardık deniyor ya; duygusal açıdan öyle ama rakamlar hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Bırakın depremden ders çıkarmayı, üzerinden daha altı ay geçmeden unutmuşuz. Sigortacılara ‘şaşırmıyor musunuz?’ diye soruyorum; ‘hiç şaşırmıyoruz, her depremden her afetten sonra bunu yaşıyoruz, panikle yaptırıyorlar, aradan zaman geçince ya iptal ettirmenin yolunu arıyorlar ya da yenilemiyorlar’ diyor. Bu nedenle diğer ülkelerde benzeri olaylar yaşandığında sigorta sistemi zararın yüzde 45-50’sini karşılarken, bizde ise yüzde 5’ini ancak karşılıyor. Hal böyle olunca da tüm yük kamunun, yani devletin sırtına biniyor. Aslında devletin de değil hepimizin sırtına biniyor.

Yazarın Tüm Yazıları