Noyan Doğan

Noyan Doğan

noyandogan@hurriyet.com.tr

Zorunlu afet sigortasının COP31’e yetişmesi gerekiyor

17 Ağustos 2026
Türkiye, İklim değişikliği ile mücadelede Birleşmiş Milletler’in (BM) en önemli organizasyonu olan 31. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na (COP31) ilk kez ev sahipliği yapacak.

COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek. Zirvede 200’e yakın ülkenin liderleri iklim krizine karşı taahhütlerini, politikalarını ve çözüm önerilerini Türkiye’de tartışacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla, COP31 Başkanı olarak da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum görevlendirildi. COP31, 100 bine yakın ziyaretçi, devlet başkanları ve üst düzey yetkilileri bir araya getirecek.

Uzunca bir süredir de sanayiden finansa, turizmden üniversitelere, tüm kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına kadar tüm kesimler COP31’e hazırlanıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu önderliğinde hazırlıklar konuşulup, organize olunuyor.

5 YILDIR BİR TÜRLÜ YASALAŞAMADI

COP31’e hazırlananların başında da sigortacılar geliyor ki, iklim değişikliği nedeniyle şiddeti ve maliyeti artan afetler, dünya sigortacılarının gündemindeki en önemli konu. Sigortacılık, küresel iklim ve kalkınma gündeminin merkezinde yer alıyor. Türk sigorta sektörü de iklim risklerine dikkat çekmek, afetlere karşı dayanıklılığı artırmak, koruma açıklarını azaltmak için COP31’in baş aktörleri arasında yer alacak. Bu kapsamda da hazırlıklarını sürdürüyorlar. Amaçları, COP31’de, dünyaya Zorunlu Afet Sigortasını (ZAS) tanıtmak. Bu köşede ara ara ZAS’a değiniyorum. Halen bilmeyenler için kısa özet geçeyim.

DASK kapsamındaki zorunlu deprem sigortası; başta sel, orman yangınları olmak üzere tüm afetleri kapsayacak şekilde genişletilecek. 2021 yılından bu yana Orta Vadeli Programlar ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programlarında, zorunlu afet sigortası uygulamasına geçileceği yer alıyor. Bu konuda gereken altyapı hazırlandı, tüm çalışmalar bitti. Bir tek Meclis’e gelip, yasanın çıkması bekleniyor. Ne gariptir ki, son 5 yılda meydana gelen sellerde, orman yangınlarında, heyelanlarda binlerce konut zarar görmesine karşın afet sigortası bir türlü yasalaşamadı. Sebebini de bilen de yok.

COP31’DE TANITILACAK DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK

Peki, bu konunun COP31 ile ne ilgisi var? Dünyada da farklı şekillerde afet sigortaları uygulanıyor ama bizim hazırladığımız ve yasa olarak çıkması beklenen afet sigortasının en önemli farkı, orman yangınlarını da kapsayacak olması. Bu yönüyle zorunlu afet sigortası, dünyada, orman yangınları sonucu binalarda oluşan hasarı kapsam altına alan tek afet sigortası olacak.

İşte, sigortacılar, 9-20 Kasım’da Antalya düzenlenecek COP31’de; bunu, başta diğer ülkelerin sigortacıları olmak üzere dünyaya tanıtmak, duyurmak istiyorlar. Öyle ki, iklim risklerine karşı nasıl bir modelleme yaptıklarını, sistemin nasıl çalışacağını, düzenlenecek konferanslarda detaylı anlatacaklar; tabi, o tarihe kadar yasa çıkarsa.

Yazının Devamını Oku

Şehit aileleri ile gaziler için yeni düzenleme

13 Ağustos 2026
MECLİS’TE şehit aileleri ve gazilerin haklarını iyileştiremeye yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi kabul edildi. Kanun teklifi ile gazilerin aylıkları artırılırken, terör eylemlerinde malul sayılmayanlara maaş bağlanacak.

Teklifle, vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak aylıklar yükseltilecek, bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödemeler de artırılacak. Ayrıca, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaralanan, malul sayılmayan kamu görevlilerine de 27 bin lira aylık bağlanacak. Peki, yeni düzenlemeden kimler nasıl, yararlanacak, maaşlar ne kadar artacak?

Tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin anne ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutar, asgari ücretin net tutarından az olmayacak. Buna göre ödenecek tutar 28 bin 75 lira olacak ve asgari ücrete göre her yıl yeniden belirlenecek.

MALULLERE AYLIK 70 BİN 187 TL ÖDENECEK 

Bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödeme net asgari ücretin 2.5 katına çıkarak, 70 bin 187 lira olacak. 

Yeni düzenleme ile vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, askeri öğrenciler, sivillerin aylıklarında da artışa gidiliyor. Artış, memur maaşlarındaki ek göstergeye göre belirlenecek. Bu kapsamda dört yıllık yüksek öğretim mezunları sekizinci derecenin birinci kademesindekiler gibi emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak tutar, vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olmayacak. Yüksek öğrenim mezunları dışındakilere ödenecek tutar ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesine göre hesaplanacak. Bu kişiler derece yükseltmeye tabi olacaklar ve dördüncü dereceye yükselenler için 2 bin 100, üçüncü dereceye yükselenler için 2 bin 200, ikinci dereceye yükselenler için 3 bin, birinci dereceye yükselenler için ise 3 bin 600 TL ek gösterge rakamı esas alınacak. 

Vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, askeri öğrenciler, sivillere bağlanacak aylık maaş 55 bin 700 liradan düşük olmayacak ve memur maaş katsayısına göre yılda iki kere yeniden belirlenip artırılacak.

MALUL SAYILMAYANLARA DA MAAŞ BAĞLANACAK 

Terör eylemi nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte malul sayılmayanlarla, derece tespiti yapılanların aylıklarına esas gösterge rakamları yükseltilecek ve bu kişilerin aldıkları maaşlar derecesine göre 30 bin ila 42 bin TL’ye kadar çıkacak. 

Yazının Devamını Oku

Turizmciye çalışan başına aylık 3 bin 500 TL destek

12 Ağustos 2026
Soru: Ayvalık’ta küçük bir pansiyonun sahibiyim. 9 kişi çalıştırıyorum. Nisan ayında açıyoruz, ekim sonunda kapatıyoruz. Sezonda 7 ay çalışıyoruz. Yeni yasaya göre çalışanlar için 3 bin 500 lira destek alabilecekmişiz. Biz de bundan yararlanabilecek miyiz? Sezonluk açık olduğumuz için bize destek verilmeyeceği söyleniyor.

Cevap: Turizm işletmelerine çalışan başına aylık 3 bin 500 TL prim desteği verilmesine yönelik yasa çıktı. Konaklama tesislerindeki uzun vadeli sigorta kollarına tabi tüm çalışanlara günlük 116.67 TL, aylık 3 bin 500 TL prim desteği verilecek. Turizm işletme belgesine sahipseniz siz de bu destekten yararlanacaksınız. Destek süresi 2026 yılı mayıs ile aralık ayları arasındaki dönemi kapsayacak. Konaklama tesisinin faaliyette olduğu aylar veya dönemler için destek verilecek. Sezon dışında kapalı olan tesisler, kapalı oldukları dönemlerde prim teşvikinden yararlanamayacak. İşletmenin açık olduğu aylar için muhtasar ve prim beyannamesi bildirilen çalışanların prim ödeme gün sayısının 116.67 lira ile çarpımı ile bulunacak tutar, SGK’ya ödenecek sigorta priminden mahsup edilecek. SGK’ya prim, idari para cezası, gecikme cezası olanlar ile çalışanların primlerini zamanında ödemeyen işyerleri prim teşvikinden yararlandırılmayacak. Sizin durumunuzda, işletmenizdeki 9 kişi uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışıyorsa ve yabancı işçi çalıştırmıyorsanız, açık olduğunuz mayıs-ekim dönemi için 3 bin 500 liralık destekten yararlanacaksınız.

EMEKLİ MAAŞINIZ KESİLMEDEN YENİ İŞTE ÇALIŞABİLECEKSİNİZ

Soru: Memur statüsünde kasım ayında yaş haddinden emekli olacağım. Çalışmaya devam etmek istiyorum. Emekli maaşım kesilmeden özel sektörde sigortalı çalışabilir miyim? Enver A.

Cevap: Emekli olduktan sonra emekli maaşı alıp ister başkasının yanında isterseniz de kendi adınıza çalışabilirsiniz. Emekli olduktan sonra sigortalı olarak çalışacaksınız. Bunun için de SGK’ya, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) adı verilen bir prim ödeyeceksiniz. Emekli olduktan sonra işçi statüsünde bir işverene bağlı olarak çalışanlardan SGDP kesintisi yapılır. Kamuda çalışanlar ise emekli aylığından kesinti yapılarak yine kamuda çalışabilirler.

İŞVEREN MESAİ ÜCRETİ YERİNE İZNE ZORLAYAMAZ

Soru: Yıllık fazla çalışma saatim mayıs ayı içerisinde doldu ve 21 saati de aştı. Yılın geri kalanında da muhtemelen fazla mesai çalışmam olacak. İşverenim, fazla mesai ücretini ödemiyor, bunun yerine güne gün olarak dinlenme veriyor ancak ben ücretini fazla mesai olarak ödenmesini istiyorum. Bu konu ile ilgili kanuni düzenleme var mıdır? İrfan K.

Cevap: İş Kanunu’na göre çalışma süresi haftalık 45 saat. İşçi statüsünde çalışanlar için bu 45 saatlik çalışma süresinin üzerindeki her bir çalışma, fazla mesaiye girer ve ücretlendirilir. Ücretlendirme de her bir saat fazla çalışma için verilecek ücretin yüzde 50 fazlası olarak uygulanır. Fazla çalışma ücreti hesaplanırken haftalık çalışma süresi esas alınır. Haftalık 45 saatlik çalışma süresi işçi ile işverenin anlaşması halinde bölünebilir. Bu süre 6 güne de bölünebilir, 3 güne de bölünebilir; daha farklı da bölünebilir, 24 saatlik vardiyalı da çalışılabilir. Ancak haftalık çalışma süresi aşılamaz. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında 1 saat 30 dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında 1 saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. Ancak, işveren işçiye fazla çalışma ücreti ödemek yerine serbest zaman kullanmaya zorlayamaz. Sizin durumunuzda fazla çalışma sürelerini ücret olarak alma hakkınız var. Eğer işveren ödeme yapmazsa sizin için iş sözleşmesini fesh etme hakkınız doğar.

DUL VE YETİM AYLIĞINI  BİRLİKTE ALAMAZSINIZ

Yazının Devamını Oku

Trafik güvenliği için büyük tehditler hem de sigortasızlar

10 Ağustos 2026
Okuyucularım bilir, ara ara bu köşede, motosikletlerin, hem kendi hem de başkalarının canını hiçe sayarcasına trafikte yarattığı tehlikelere dikkat çekiyorum. Bir şeye daha dikkat çekiyorum; o da, motosikletlerin sigortasız olduğuna ve bilerek, isteyerek sigorta yaptırmadıklarına. Yazılarım üzerine de özellikle motosiklet camiasından ciddi eleştiriler alıyorum.

Geçenlerde, İçişleri Bakanlığı, motosiklet kazalarına karşı hazırladığı 2026-2027 Motosiklet Denetimleri Eylem Planı’nı yayımladı. Planda, tehlikenin boyutları ortaya konuyor. Özetleyerek, paylaşayım.

2030’DA 3 ARAÇTAN 1’İ MOTOSİKLET OLACAK

2020-2025 döneminde trafikteki motorlu bisiklet sayısı yüzde 263 artarak, toplam motosiklet ve motorlu bisiklet sayısı 7.1 milyonu aşmış. Bu araç grubunun toplam motorlu araçların içerisindeki payı yine aynı dönemde yüzde 14.5’ten yüzde 21.15’e yükselmiş. Trafikte bulunan her 5 araçtan 1’i motosiklet ve motorlu bisikletlerden oluşuyor.

Yapılan projeksiyonlara göre, 2020-2025 arasında yüzde 102.4 artan motosiklet sayısının, 2030 yılına gelindiğinde 14.3 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Bu durum, 2030 yılında trafikteki yaklaşık her 3 araçtan 1’inin motosiklet olacağını ve risk boyutunun iki katına çıkacağını gösteriyor.

2025 yılında meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı motosiklet kazaları bir önceki yıla göre yüzde 18.6 artarak, 144 bin 618 olmuş.

HER 2 KAZADAN 1’İNE MOTOSİKLET KARIŞIYOR

2025 yılı trafik verileri incelendiğinde motosiklet ve motorlu bisikletlerin yoğun olarak kullanıldığı şehir içi alanlarda meydana gelen trafik kazalarında artış eğilimi devam ediyor. Şehir içi kazaların yaklaşık yarısına hatta bazı yıllarda yarısından bile fazlasına motosiklet türü araçlar karışıyor. Şehir içlerinde her 2 kazadan 1’ine motosiklet türü taşıtlar karışıyor.

Yazının Devamını Oku

Orman yangınlarında sigortada merak edilenler

6 Ağustos 2026
SON bir hafta içinde; Muğla, Antalya, Balıkesir, Mersin, Isparta, Çanakkale, Ayvacık, Kaş ve Aydın’daki orman yangınlarında konutlar ve araçlar zarar gördü.

Son yapılan tespitlere göre 65 bağımsız bölüm, orman yangınlarında ağır hasar aldı veya yıkıldı. Hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Bu durum sigortayı da gündeme getirdi. Peki sigorta, orman yangını nedeniyle konut, işyeri ve araçlarda oluşan hasarı karşılar mı? Sigortası olanlar ne yapacak? İşte, tüm merak edilenler...

Önce konutlar için anlatalım. Konutun paket poliçesi varsa ve yangında az, orta, çok hasar görürse sigorta, poliçede yazan tutar üzerinden zararı karşılar. Yangın nedeniyle külün, isin vereceği zararlar da sigorta kapsamındadır.

KONUT POLİÇENİZİ KONTROL EDİN

Merak edilen konulardan biri de hasar ödeme sürecinde sigorta şirketinin muafiyet uygulayıp uygulamayacağı. Konut paket poliçenizde muafiyet varsa; sigorta şirketi ödeyeceği hasardan bu tutarı düşerek, hasarı öder. Örneğin, konut sigortanız yüzde 20 muafiyetliyse ve yangında konutunuz 1.5 milyon TL’lik zarar görmüşse; sigorta şirketi 300 bin lira muafiyet uygulayıp, 1.2 milyon TL öder.

Ormanlık alanlarda ve köy alanı içinde yer alan ahşap konutları, risk yüksek diye sigorta şirketleri sigortalamak istemezler; sigortalayacaklarsa da hem yüksek prim hem yüksek muafiyet uygularlar. Bu durumda sigorta varsa muafiyet tutarı düşülerek hasar ödenir.

Konutunuzun sigortası varsa ve içinde eşya teminatı bulunuyorsa, yangının eşyaya vereceği zarar da sigorta kapsamında yer alır. Örneğin, konut poliçesi yaptırdınız ve poliçenin içine 2 milyon TL’lik eşya teminatı da eklettiniz. Sigorta şirketi yangında zarar gören konutunuzun yeniden inşa bedelini öder, üzerine bir de 2 milyon TL’lik eşya hasarınızı öder. Sadece konutu sigortalatıp, eşya teminatı almadıysanız, sigorta şirketi yangından zarar gören eşyanız için ödeme yapmaz. Genelde konut paket poliçelerinde eşya teminatı bulunur.

AFET SİGORTASINDA GEÇ KALINDI

Yazının Devamını Oku

Emekli maaşından kesintinin detayları netleşti

5 Ağustos 2026
EMEKLİ maaşlarından kesinti yapılmasına imkân tanıyan yasa, 2026’nın başında uygulamaya girdi. Yasaya göre SGK, geçmişte prim borcu olanların emekli maaşlarından yüzde 25’i geçmemek üzere kesinti yaparak, tahsil edebiliyor. Maaşlardan yapılan bu kesinti, emeklilerin kafasını karıştırdı. Nitekim sene başından bu yana okuyuculardan kesintiler konusunda çokça soru ve yorum alıyorum. Kimileri, haksız yere kesinti yapıldığını söylüyor; kimileri ise prim borcu olanların emekli edilmediğini savunup, maaşlardan yapılan kesintiye anlam veremiyor.

SGK, yeni bir genelge yayımlayarak, kimlerin emekli maaşının kesileceğini, hangi borçların kapsama girdiğini ve hangi oranda kesinti olacağını örneklerle detaylı açıkladı. Madde madde sizlerle paylaşayım. Ama önce kısa bir özet geçeyim. Emekli aylığı alanların geçmişte kendilerinin veya hak sahibi olduğu kişilerin başta genel sağlık sigortası prim borcu dahil tüm prim borçları; icra takibi olmaksızın ve kişinin onayı, rızası aranmadan SGK tarafından maaşlarından kesilecek. Aynı şekilde dul ve yetim aylığı alanlardan da kesinti yapılabilecek. Kesinti tutarı yüzde 10 olarak da uygulanabilecek.

SGK MADDE MADDE AÇIKLADI

 Sigortalının geçmişte kendi sigortalılığından kaynaklı prim borçları ile sürekli iş göremezlik, malullük geliri alanların da emekli aylığı bağlandıktan önceki döneme ait genel sağlık sigortası da dahil prim borçları maaşlarından kesilecek.

 Sigortalı iken vefat eden kişilerin geçmiş prim borçları, sigortalının ölümünden dolayı maaş bağlanan eş, çocuk, anne ve babasının maaşlarından kesilecek.

 Ölüm aylığı alanların sağlık sigortası prim borçları ile kendilerinin sigortalılığından dolayı geçmişteki prim borçları maaşlarından kesilecek.

HANGİ BORÇLAR İÇİN KESİNTİ YAPILACAK?

 Genel sağlık sigortası prim borçları, isteğe bağlı sigorta ve topluluk sigortası prim borçları, tarım sigortası prim borçları, Bağ-Kur prim borçları, kamu görevlilerin prim ve kesenek borçları SGK tarafından emekli maaşlarından kesilecek.

 Örneğin, Ocak 2025’te emekli olan ve maaş bağlanan sigortalının, 2023 ve 2024 yıllarında sigortalılığından dolayı SGK’ya genel sağlık sigortası prim borcu olduğu, emekli maaşı bağlandıktan sonra tespit ediliyor. SGK, geçmiş prim borcunu emekli aylığından keserek, tahsil edecek.

Yazının Devamını Oku

Trafik sigortasında yeni dönem 1 Ağustos’ta başladı

3 Ağustos 2026
Trafik sigortasında yeni düzenleme 1 Ağustos’ta uygulamaya girdi, trafikte yeni dönem başladı.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 1 Temmuz’da uygulamaya girmek üzere trafik kazalarında sigortada hasar süreçlerinden eksper uygulamasına, değer kaybı tazminatına kadar köklü değişiklikler yaptı ve bu değişiklikler 1 Nisan’da iki ilde pilot uygulama olarak başlatıldı. SEDDK, 30 Haziran’da aldığı kararla uygulamayı 1 Ağustos tarihine erteledi.

Trafik sigortasında yeni uygulama 1 Ağustos tarihi itibariyle resmen başladı. Peki, neler değişti ve yeni dönemde trafik kazalarında uygulama nasıl olacak? Madde madde anlatayım.

Trafik kazalarında hasar tespitini yapacak eksperler artık merkezi bir sistem üzerinden otomatik olarak atanacak ki buna akıllı eksper ataması deniyor.

Trafik kazasında araçta oluşan maddi hasar, 40 bin TL’nin üzerinde ise hasar tespitini eksperler yapacak. Trafik sigortası kapsamında 40 bin TL’nin üzerinde tüm hasarlarda eksper zorunlu oldu.

DEĞER KAYBI TAZMİNATI DEĞİŞTİ

Trafik sigortasından ödenen değer kaybı tazminatı için hak sahiplerinin herhangi bir başvuru yapmasına gerek kalmadı, araçtaki maddi hasar ile birlikte değer kaybı tazminatı hesaplanarak ödenecek. Şöyle ki; eksper, araçta oluşan maddi hasarı tespit ederken aynı zamanda araçtaki değer kaybını da hesaplayacak, düzenleyeceği rapora değer kaybı tutarını ekleyecek. Aynı raporda hem araçtaki maddi hasar hem de değer kaybı tazminat tutarı yer alacak. Araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilecek.

Trafik kazasında kaskolu araçta oluşan hasarın ağır ya da tam hasar olması halinde hasar tespitini zorunlu olarak eksper yapacak ve eksper trafik sigortasında olduğu gibi merkezi sistem üzerinden atanacak.

Araç onarımında hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse ve hasar gören parça, orijinal parça ile değiştirilemiyorsa; araç sahibinin onayının alınması halinde eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile onarım yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Bölgesel asgari ücret uygulanabilir mi?

30 Temmuz 2026
Bir süredir, bölgesel asgari ücret tartışılıyor. Kimi kesimlere göre, işverenler, bölgesel asgari ücret uygulanması için baskı yapıyor, buna karşılık sendikalar ise şiddetle karşı çıkıyor. İşçi sendikaları, bölgesel asgari ücretin, işverenler tarafından istismar edileceğini, eşitlik ilkesine de aykırı olacağını savunuyor. 

Bölgesel asgari ücret tartışması yeni değil. Her yıl bir şekilde ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor. Şunu belirteyim, bu konuda, hem kamu tarafı hem de kimi üniversiteler geçmiş yıllarda uygulanabilirliğini anlamak için araştırmalar yaptı, ancak rafa kalktı. Araştırmanın amacı da istihdamın artırılıp artırılmayacağına yönelikti. Yani, ortada yeni bir araştırma veya çalışma yok. 

Nedir bölgesel asgari ücret? Özetle; İstanbul gibi geçim masraflarının yüksek olduğu büyük şehirlerde çalışanlara daha yüksek asgari ücret ödenmesi, geçim şartlarının nispeten daha uygun olduğu illerde daha düşük ücret ödenmesi anlamına geliyor. Geçmişte de uygulandı. Hatta sektörel ücret uygulaması da yapıldı. 1951, 1967, 1969, 1973 yıllarında hem bölgesel asgari ücret hem de sanayi sektörüne, tarımda çalışanlara yönelik sektörel ücret uygulamaları yapıldı. Mesela o yıllarda İstanbul’da ödenen asgari ücret ile Hakkari, Muş gibi illerde uygulanan ücret arasında İstanbul’da çalışanlar lehine yüzde 25 fark vardı. Hatta kimi illerde bu fark yüzde 50’lere kadar çıkıyordu. Ancak bu uygulamaların eşitlik ilkesine aykırı olduğu tespit edildi, genel ve tek asgari ücret uygulamasına geçildi.

50 YIL ARADAN SONDA YİNE AYNI TARTIŞMA 

Şimdi aradan 50 yılın üzerinde zaman geçmiş yine bölgesel asgari ücret tartışılıyor. Tartışalım; tartışmakta bir beis yok ama gerçekçi ve verilere dayalı tartışalım. Altını çizeyim, bölgesel asgari ücret uygulansın demiyorum, tartışalım diyorum. Mesela, 2010’lu yıllarda, dönemin Kalkınma Bakanlığı istihdamı ve işgücüne katılımı artırmak için araştırma yaptı; sonuçta istihdama katkısı olmayacağına, geçim durumunu olumsuz etkileyeceğine kanaat getirdi, rafa kaldırdı.

Bölgesel asgari ücret dünyada da uygulanıyor. Genelde eyalet sistemi olan ülkelerde eyaletler ve kentler arasında farklı ücret uygulaması var. Keza Portekiz, Çin, Japonya gibi ülkelerde de uygulanıyor. Ancak saydığım bu ülkelerde hem asgari ücret uygulaması hem de bu ülkelerde sosyal güvenlik sistemi bizdekinden çok farklı. Bizde asgari ücret temel ücret haline gelmiş durumda, sosyal güvenlik sistemimizde sağlıktan emekliliğe kadar tamamlayıcı sistemler olmadan alternatifsiz tek sistem halinde.

SOSYAL GÜVENLİKTE SORUN YARATIR 

Peki, bölgesel asgari ücret uygulamasının ne sakıncaları var? Böyle bir uygulamaya geçilebilmesi bazı parametrelere bağlı. Nedir bunlar? Bir kere Türkiye’yi bölgelere ayırmamız lazım. Kimileri buna bölgesel teşviklere göre bu ayrım yapılabilir diyecektir ama o iş öyle olmuyor. Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı, bölgelere ve illere göre satın alma gücü, bölgedeki kira, ulaşım, gıda gibi teme giderlerin seviyesi gibi birçok kritere göre asgari ücret belirlenmeli ki, bu çok zor. Belki 50-60 yıl önce kolaydı ama şimdi imkansız.

İkincisi, bölgesel asgari ücreti belirlerken, odağa İstanbul’u alıp, yüksek asgari ücret belirleyip, diğer bölge ve illerde de buna göre daha düşük ücret belirlenecekse; bunun bir anlamı olmadığı gibi faydası da olmaz. Daha da önemlisi bölgesel asgari ücret, sosyal güvenlik sisteminde ciddi sorun yaratır. Düşük ücrette düşük prim alınması, SGK’nın gelirlerinin azalması ve emeklilik döneminde düşük ücrete göre düşük emekli maaşı gibi kavram ortaya çıkarır. Daha açık bir anlatımla, bölgesel asgari ücret, ileride bölgesel emekli maaşı yaratır.

Yazının Devamını Oku