Noyan Doğan

Trafik kazasında tedaviyi sigorta ödemiyor

27 Kasım 2020
Trafik kazalarında tüm tedavi masraflarını SGK karşılıyor. Sigorta şirketleri ise trafik sigortası primlerinin yüzde 10’unu SGK’ya aktarıyor. Bu da sigorta şirketleri ile vatandaşlar arasında anlaşmazlığa neden oluyor. Sadece bu yıl sigortacılar, SGK’ya 1.1 milyar lira aktardı.

GEÇENLERDE bir dostum aradı, ‘trafik sigortasındaki sağlık giderleri teminatı var ya ne işe yarar bu teminat, şirketler trafik sigortasında sağlık giderlerini karşılamıyor, şu konuyu bir gündeme getirsen’ dedi. Herkes salgınla uğraşırken böyle bir konuyu gündeme taşımak ne kadar doğru bilmem ama bir taraftan da geçmişe nazaran sayıları azalsa da halen ciddi oranda trafik kazaları yaşanıyor ve bu kazalarda da birileri yaralanıyor, tedavi görüyor.

Konuya başka bir noktadan yaklaşayım. Araştırdım, sadece 2020’nin ocak-eylül döneminde sigorta şirketleri Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK), tedavi giderleri için trafik sigortası primlerinden 1.1 milyar lira aktarmış. Son dört yılda, aktarılan tutar 5 milyar lirayı geçmiş.

KAZA GEÇİREN NE YAPACAK?

Peki, niye, sigorta şirketleri, SGK’ya prim aktarıyor? 2011 yılına kadar trafik kazalarında tedavi giderleri trafik sigortası kapsamında sigortacılar tarafından karşılıyordu. 2011’de yasa ile bu durum değişti, trafik kazalarında tüm tedavi masraflarını SGK karşılamaya başladı. Aynı yasa ile sigorta şirketlerine, topladıkları trafik sigortası primlerinden yüzde 10 payı SGK’ya aktarma zorunluluğu getirildi. Böylece sigorta şirketlerinin trafik kazalarındaki tedavi masraflarını ödeme sorumluluğu ortadan kalktı. Dokuz yıldır kazalarda yaralananların tedavilerini sigorta şirketleri karşılamıyor, onun yerine SGK’ya her yıl prim aktarıyor.

Örnekle anlatayım. Trafik kazası geçirdiniz, özel ya da kamu fark etmez, yakındaki hastanenin aciline gittiniz. Yoğun bakımda zaten tedavi masraflarını SGK karşılıyor. Yoğun bakım sonrasında tedavinizin devamı için iki seçeneğiniz var. Birincisi, tedaviye kamu hastanesinde devam etmek, bu durumda hiçbir masraf ödemiyorsunuz. İkincisi ya SGK ile anlaşmalı özel hastaneye gideceksiniz ki, burada da SGK Sağlık Uygulama Tebliği üzerinden ödeme yaptığından hastanenin fark ücreti alma hakkı var. Ya da bulunduğunuz özel hastanede tedaviye devam edecek, tüm masrafı cebinizden karşılayacaksınız.

SORUMLULUK SİGORTADA DEĞİL

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘tedavimi niye cepten ödüyorum, trafik sigortası ödesin’. Haklısınız da dokuz yıl önce sigorta şirketlerinin bu konuda sorumluluğu ortadan kalktı. Tabi, bu zaman içinde kimi vatandaşlar sağlık giderini alabilmek için sigorta şirketlerine başvurdu, olumlu cevap alamayınca mahkemelerin yolunu tuttu. Kimi mahkeme sigorta şirketini haklı buldu, kimi mahkemeler ‘öyle olsa da sigorta ödeyecek’ kararı aldı. Sigorta şirketleri düne kadar trafik sigortasının tedavi teminatı kapsamında geçici iş göremezlik, bakıcı, protez gibi giderleri karşılarken, bugün bunlar karşılanmıyor. Protez giderleri de SUT üzerinden ödeniyor. Tabi bu durum kimi aracıların işine geliyor. Şöyle ki, aracılar, ‘bize vekalet ver SGK’nın ödediğinin üstüne sigortadan alalım’ diyerek, kazazedelerin kapısına dayanıyor. Oysa 2011 yılında yasa çıkarken; tedavi masrafından bakıcı giderine, iş göremezlik ödemesine kadar sigorta şirketlerinin yaptıkları tüm ödemeler hesaplanarak, SGK’ya yüzde 10 prim aktarımı yapılmasına karar verildi. 

Yazının Devamını Oku

Yeni yasadan yararlanabilirsiniz

26 Kasım 2020
Soru: Kendime ait işletmem var ve 15 yıldır Bağ-Kur’luyum. Önceki yıllara ait prim borçlarımdan dolayı sigortalılığım durduruldu. Yaklaşık 1800 günlük prim borcum bulunuyor. Bundan dolayı emekliliğim gecikiyor. Yapılandırmadan ben de yararlanabilir miyim? Ömer F.

Cevap: Yeni kanun Bağ-Kur borçlarına yönelik yapılandırma imkanı tanıyor. Önce SGK’ya yapılandırmadan yararlanmak için iki ay içinde başvuracaksınız. Durdurulan sigortalılık süresi için ödeyeceğiniz prim tutarını hesaplatacaksınız. Borç tutarı size tebliğ edildikten sonra 3 ay içinde borcunuzun tamamını ödemeniz halinde 1800 gününüz sigortalılık süresinden sayılacak ve bununla birlikte emekliliğinize sayılacak.

ÇALIŞSANIZ BİLE SİGORTALILIĞINIZ DURDURULACAK

Soru: 5 Mart 2017’de ilk Bağ-Kur’lu olarak sigorta girişim var. Bugüne kadar prim ödemesi yapmadım, sadece sigorta kaydım yapıldı. Önceki yapılandırmalardan yararlanmak istedim, yapamadım. Şimdi sigortalılığımın durdurulacağı söyleniyor, doğru mudur? Halen çalışıyorum, bu durumda sigortalılığım nasıl durdurulabilir? Engin K.

Cevap: Yeni çıkan yasaya göre sigortalılığınız durdurulacak. Şöyle ki; yeni yasaya göre bu yılın ekim ayı öncesi prim borcu olanlar ve sizin gibi sigorta kaydı yapılmasına rağmen hiç prim ödememiş olanların sigortalılık süreleri durdurulacak, sigortalı sayılmayacaksınız. 1 Kasım 2020 tarihi itibariyle yeniden sigortalı olarak girişiniz yapılacak. Yani, 4 yılınız sigortalı sayılmayacak. 

YAPILANDIRMA TÜM BORÇLARINIZI KAPSAYACAK

Soru:

Yazının Devamını Oku

10 soruda yeni kısıtlamalarda çalışanların hakları

25 Kasım 2020
Koronavirüs önlemleri kapsamında birçok işletmenin faaliyetleri durdu ya da kısıtlandı. Peki bu işletmelerde çalışanların durumu ne olacak? Kısa çalışma öde-neğine dönülecek mi, dönülürse kimler yararlanacak? 10 soru ve yanıtlarıyla yeni kısıtlamaların işverene ve çalışanlara etkilerini ele aldık.

VAKALARDAKİ artış nedeniyle koronavirüs önlemleri kapsamında yeni kısıtlamalar getirildi ve ağırlıklı hizmet sektöründe faaliyet gösteren başta restoran, kafe, sinema gibi işletmelerin yılsonuna kadar faaliyetleri ya durduruldu ya da kısıtlandı. Bu durumda da bu işyerlerinde çalışanların durumu ne olacak sorusu gündeme geldi. Günlerdir okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri, yeniden kısa çalışma ödeneğine dönüp dönemeyeceğini soruyor, kimileri ücretsiz izin desteği alıp alamayacağını merak ediyor. Mart ayında koronavirüs önlemleri kapsamında; önce kısa çalışma ödeneği devreye sokularak, şartları esnetildi, ardından ücretsiz izne ayrılanlar için de nakdi ücret desteğine geçildi. Mayıs ayında 3.2 milyondan fazla çalışan kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. Haziran ayında normalleşme süreci ile birlikte faaliyete yeniden geçen işyerlerine normalleşme desteği verilmeye başlandı ve ekim ayına gelindiğinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısı 900 binlere kadar geriledi; 1.2 milyondan fazla çalışan da normalleşme desteğinden yararlandı.

Şimdi ise devreye sokulan yeni kısıtlamalar nedeniyle çoğu işyeri ya faaliyetini durdurmak ya da azaltmak zorunda kaldı ki, bunların büyük kısmı normalleşme desteğinden yararlanan işyerleri. Peki, bu durumda çalışanların durumu ne olacak, kısa çalışma ödeneğine yeniden dönülebilecek mi, dönülürse kimler bundan, nasıl yararlanacak? İşte, 10 soruda yeni kısıtlamalarda işverenleri ve çalışanların tüm merak ettikleri.

KISA ÇALIŞMA

1. Kısıtlamalar nedeniyle kapanan, faaliyetini azaltan işyerleri kısa çalışmadan yararlanabilecek mi?

Yeniden İŞKUR’a başvurmaları halinde kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilecekler.

2. Tüm çalışanlar kısa çalışma ödeneği alabilecek mi?

30 Haziran’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş işyerleri, aynı çalışanlar için yine aynı şartlarda kısa çalışma ödeneği almaya devam edebilecek.

3. 30 Haziran’dan sonra işe yeni girenler de ödenek alabilecek mi?

Yazının Devamını Oku

134 bin kişi erken emekli oldu

23 Kasım 2020
Bireysel emeklilik sisteminde olan 134 bin kişi, 56 yaşını doldurup, devlet katkısı dahil tüm birikimlerini alarak emekli oldu. Sadece bu yılın 9 ayında 18 binden fazla kişi emekliliği hak etti. Emekli olanlara ortalama 83 bin lira ödeme yapıldı.

Konu özel emeklilik, yani bireysel emeklilik, olunca yıllardır söylenen klişe laflar vardır; ‘geleceğin için biriktir’, ‘ikinci emeklilik imkânı’, ‘ne kadar erken biriktirmeye başlarsan emekliliğin için iyi’ gibi... Bu klişelere de toplumun büyük kesimi, ‘para mı var biriktirecek’, ’56 yaşına kadar kim bekleyecek’, ‘özel emekli olacağım da kaç para verecekler’ şeklinde yaklaştı. Bu arada sisteme girenler oldu, çıkanlar oldu, çıkanların yerine yenileri girdi, kalıp biriktirenler oldu. Düne kadar toplumun bu yaklaşımına diyecek pek de bir şey yoktu, çünkü elde bir veri yoktu.

Artık iş değişti. Ne değişti; anlatayım ama önce kısa bir hatırlatma yapayım. Bireysel emeklilikten emekli olabilmeniz için 10 yıl süreyle sistemde kalmanız ve 56 yaşını doldurmanız gerekiyor. Emekli olduğunuzda da devletin sizin adınıza yatırdığı katkıların tamamını alabiliyorsunuz. Mukayese etmek doğru değil ama 56 yaşında emeklilik konusuna şöyle de bir bakış açısı getirebiliriz. Bugün yeni işe başlayanlar erkekse 60 yaşında, kadınsa 58 yaşında sosyal güvenlik sisteminden emekli olabilecek ve gelecek yıllarda emeklilik yaşı kademeli artacak, 65’e kadar çıkacak. Aklınızda bulunsun diye mukayese ettim.

DEVLET KATKISI ALDILAR

Gelelim ne değiştiğine. Bireysel emeklilik sisteminden toplam 134 bin 458 kişi emekli oldu. Yani, artık sistem emeklilerini vermeye başladığı için elimizde özel emeklilikle ilgili veriler var. Emekli olan bu kişilere de toplam 305 milyar lira ödedi. Bir başka ifadeyle, emekli olanlar, yatırım araçlarından değerlenmiş birikimlerini ve devlet katkısı hesabındaki tutarın tamamını aldı.

Peki, emekli olan bu kişiler sistemden kaç lira aldılar? Tabi bu; BES’e ödenen katkı payı, sistemde kaç yıl kalındığı ile alakalı. İşin hesap, kitap tarafı biraz karışık ama sizlere ortalama bir rakam vereyim. 134 bin kişinin ortalamasına bakarsak; kişinin kendi birikimi ve devlet katkısı da dahil ortalama rakam 83 bin lira civarında. Sisteme yüksek katkı payı ödeyenlerde ise bu ortalama 160 bin liraların üzerine kadar çıkıyor. Mesela, geçen sene emekli olanlar, 50 ila 100 bin lira arasında emeklilik ödemesi almışlar ki, ortalaması 70 bin liraya geliyor. Daha yüksek alanlar var mı? Yüksek katkı payı ödeyip de yine geçen sene emekli olan 609 kişiye sistemden 400 bin liranın üzerinde emeklilik ödemesi yapılmış.

KIDEMİN ÜZERİNE BES

Anlaşılacağı üzere, BES’e ödenen katkı payı arttıkça ve sistemde kalış süresi uzadıkça emeklilikte alınacak birikim tutarı da yüksek oluyor. Şimdi birileri diyebilir ki, ‘10-15 yıl ödemiş, 56 yaşında emekliliği gelmiş hepi topu 120 bin lira alabilmiş’. Mukayese etmek yine doğru değil ama bugün asgari ücretli bir çalışan, 20 yıl aynı işyerinde çalışıp, emekli olsa, alacağı kıdem tazminatı 59 bin lira olur; aylık alacağı emekli maaşı da bin 500 lira ile 2 bin lira arasında değişir. Eğer bu asgari ücretli çalışanın bir de BES’i olsaydı ve sisteme de aylık 150 lira yatırmış olsaydı, her yıl ödemesini de enflasyon oranında artırsaydı; BES’ten 110 bin liranın üzerinde alır ve kıdem tazminatının üzerine bir de özel emeklilik eklenince 180-190 bin liraya yakın eline toplu para geçerdi. Fena mı olurdu?

75 YAŞINDALAR AMA AYRILMIYORLAR

Yazının Devamını Oku

Madde madde sosyal güvenlik borçlarının yapılandırılması

19 Kasım 2020
Alacakların yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapan Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak, uygulamaya girdi. Kanun, sosyal güvenlik alanında düzenlemeler içeriyor. Bunları iki başlığa ayırabiliriz. Birincisi, sosyal güvenlik borçlarının yeniden yapılandırılması, ikincisi istihdama yeni teşvikler sağlanması. Bu yazımda borçların yeniden yapılandırılmasına değineceğim, istihdama teşvikler konusuna ise gelecek yazımda yer vereceğim.

Kanunla, sosyal güvenlik primlerinden idari para ve gecikme cezalarına kadar çok geniş alanda yapılandırma imkanı tanındı. Bu yapılandırmadan kimler, nasıl yararlanacak; madde madde anlatayım.

BORÇLAR SİLİNMEYECEK

31 Ağustos 2020 tarihine kadar sigorta primleri, genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda doğan rücu alacakları, yersiz ödenen gelir ve aylıklardan doğan alacaklar, Bağ-Kur sigortalılarının önceden dondurulan hizmet sürelerinin yeniden hak edilmesi de dahil Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan tüm borçlar, gecikme zamları ve cezalar yapılandırılabilecek. Belirteyim, geçmiş borçlar silinmiyor, yeniden yapılandırılıyor.

Borçlarını yapılandıracak olanlar bu yılın sonuna kadar yapılandırma için başvuracaklar ve ister borçlarını peşin ödeyecekler isterlerse taksitlendirebilecekler.

Taksitli ödemeyi tercih edenlere taksit seçeneğine göre aylık belirlenen katsayı oranları uygulanacak; peşin ödeyenlere ise herhangi bir katsayı uygulaması yapılmayacak.

Yapılandırmadan yararlananlar 2021’in şubat sonuna kadar ilk taksitlerini ödeyecekler.

Borcunu taksitlendirmek isteyenler 6, 9, 12 ve 18 ay taksit imkanından yararlanacak.

Taksitler ise 2 ayda bir ödenecek ve en fazla 18 ay taksitlendirilebilecek. Borçlar iki ayda bir ödeneceğinden 18 aylık taksitlendirmeyi tercih edenler borçlarını 36 ayda ödemiş olacak.

Yazının Devamını Oku

Çift maaş alabilirsiniz

18 Kasım 2020
Soru: Bağ-Kur’lu baba 1991 yılında, anne 2006 yılında vefat etti. SSK’lı eş, 2020 yılında vefat etti. Bu durumda ablam anne ya da babadan dolayı, hem de eşten dolayı maaş alabilir mi? Kerim T.

Cevap: SSK’lı eşin 1.10.2008 sonrası vefatı, Bağ-Kur’lu anne ve babanın ise 1.10.2008 tarihinden önce vefatı halinde ablanız her iki aylığı birden alabilir.

60 YAŞINI DOLDURMALISINIZ

Soru: 2002 de Bağ-Kur girişim var. Bir kısım prim ödeyip gerisini ödemedim. 2012’de kapanış verdim, prim günlerim silindi. 10 yılık prim günlerimi şimdi alma şansım var mı? Yücel A.

Cevap: Yaşınızı belirtmemişsiniz. Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Bunun için 60 yaşını doldurmanız gerekiyor. Bu yaştan sonra prim iadesi alabilirsiniz.

TEKNOKENT ÇALIŞANI DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ALIR

Soru: Teknokent’te çalışmaktayım. Maaşı net almaktayım. Brüt maaşımızın SGK’da normale göre düşük gözükmesi ileride emekli olduğumuzda daha düşük emekli maaşı almamıza neden olabilir mi? Necmettin A.

Cevap: Teknokentlerde çalışanların ücretlerinden vergi kesintisi yapılmadığından, prime esas kazançları, diğer çalışanlara göre düşük oluyor. Bu da ileride alacağınız emekli aylığını etkileyecek ve diğer çalışanlardan daha düşük emekli aylığı alacaksınız.

ÜCRETSİZ İZİN DESTEĞİ ALANIN PRİMİ ÖDENMEZ

Yazının Devamını Oku

Sağlık sigortasında özel hastane krizi

16 Kasım 2020
Özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası olanlar COVID şüphesiyle özel hastaneye gittiğinde gerekli testler yapılıyor. Sonuç pozitifse ve hastanın durumu ağır değilse evde tedavi için gönderiliyor. İş yatarak tedaviye gelince yatak doluluğundan dolayı hastane ya ‘Yerim yok’ diyor ya da başka hastaneye sevk etmeye çalışıyor.

BU yazıyı yazmadan bir gün önce, bir dostum, ‘haberin var mı, özel sağlık sigortası olanlar, COVID tedavisi için hastane hastane dolaşıyor, hastaneler yerim yok diyerek geri çeviriyor, şu işi bir soruştursana’ diye aradı. Duyunca, önce iddiadır, astı astarı yoktur dedim ama araştırdım, sigortacılarla konuştum, maalesef doğruymuş. Meğer sigorta şirketleri de son 15 gündür bu sorunla uğraşıyorlarmış. Öğrendiklerimi anlatayım.

Salgının başlarında, mart ayında tüm özel hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmişti. Sonradan normale dönüldü. Vakalarda artış başlayınca da ekim ayında; özel hastanelerin topyekün pandemi hastanesi olarak değil de COVID’li hastalara belirli sayıda yatarak ayırarak, ayrı bir birimde bakmaları yönünde karar alındı. Yanılmıyorsam, bu oran da yüzde 25. Yani, bugün özel hastaneler, yataklarının yüzde 25’ini COVID’li hastaların tedavisi için ayırıyor. Düne kadar bir sorun yoktu; ancak özellikle İstanbul başta olmak üzere her yerde vakalar hızla artınca sorun da başladı.

ŞİRKETLERİ ARIYORLAR

Bugün gelinen noktada durum şöyle. Özel sağlık sigortası olan vatandaş COVID şüphesiyle özel hastaneye gittiğinde önce gerekli tetkikler ve testler yapılıyor. Burada da bir sorun yok. Testin sonucu pozitif çıkarsa ve hastanın durumu ağır değilse, evde tedavi için gönderiliyor. Burada da bir sorun yok. Özetle, ayakta tedavide sorun yok. İş, yatışa geldiğinde, işte büyük sorun bu noktada başlıyor. Hastane ya yerim yok deyip, hastayı kabul etmiyor ya da ‘sizi başka hastaneye sevk edelim’ deyip, devlet hastanelerine göndermeye çalışıyor. Çünkü özel hastanelerde yataklar dolu da ondan. Eğer gidilen hastane COVID’li hastalar için, misal 50 yatak ayırmışsa, 51’inci hastayı kabul etmiyor. Özel sağlık sigortalı, o hastaneden çıkıp bir başka hastaneye gittiğinde yine aynı durumla karşılaşıyor.

Sordum soruşturdum; son 15-20 gündür, bu durumda olan özel sigortalılar kapı kapı özel hastaneleri dolaşıyormuş. Aynı cevabı alınca da, ‘bana yardımcı olun diye’ sigorta şirketini arıyormuş. Devreye sigorta şirketi giriyor, hastaneleri tek tek tarıyor, cevap aynı, ‘yerimiz yok’. Bir kısım hastanelerde yerimiz yok demek yerine; bakıyor, hastanın durumu ağır değil, evde tedavi yoluna gidiyor. Anlayacağınız sigorta şirketleri de zor durumda.

HASTANELERDE YATAK YOK

Niye böyle? Haliyle, özel hastaneler, COVID’in dışındaki tedavileri yürütmek istiyorlar da ondan. Çünkü 9-10 günde iyileşen COVID’li hasta da var, tedavisi 45 günden fazla süren de var. O nedenle de COVID için belirli sayıda yatak ayırıyorlar. Hal böyle olunca da ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Özel sağlık sigortalıysanız, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye giderseniz kapılar sonuna kadar açık; ama COVID yüzünden giderseniz şansınıza yer varsa kabul görürsünüz, yoksa başka hastane ararsınız. Şimdi soracaksınız, ‘kardeşim parayı sigorta şirketi ödemiyor mu, hastane sigorta şirketinden para almayacak mı, daha ne istiyorlar?’. Mesele para değil, hastanede yer yok; sorun burada. Hemen belirteyim, bu anlattıklarım sadece özel sağlık sigortalılar için değil, özel hastaneye giden tüm vatandaşlar için geçerli.

Yazının Devamını Oku

Emeklilikte yüksek maaş almak isteyenlere öneriler

12 Kasım 2020
O kuyumculardan çokça soru aldığım konuların başında, emeklilikte nasıl yüksek maaş alınacağı geliyor. Emekliliğine uzun süre olan da, kısa süre olan da ‘emeklilikte yüksek maaş almak için ne yapmalıyım?’ diye soruyor. Emekliliğine birkaç yıl kalanlarda bu merak daha da fazla. Tabi, bir de en çok, ‘emeklilikte ne kadar maaş alırım’ sorusuyla karşılaşıyorum.

Emeklilikte yüksek maaş almanın formülü var mı; var. Ancak emeklilikte ne kadar maaş alınacağının net cevabı yok. Çünkü bu, kişinin memur olarak mı, işçi statüsünde mi, Bağ-Kurlu olarak mı çalıştığına, ilk işe başlama tarihine, yaşına, ödediği prim gününe, çalışırken ödenen maaşa kadar değişkenlik gösteriyor. Elbette maaşın hesaplandığı bir formül var. Bu formül de 2000 yılı öncesi ile 2008 sonrası değişse de emekli maaşı; çalışanın ortalama aylık kazancı, yani prime esas kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunuyor. Enflasyon, yıllık büyüme oranı da emekli maaşını belirlemede etkin rol oynuyor.

NASIL HESAPLANIYOR?

2000 yılı ile 2008 arasındaki çalışma döneminde büyüme hızının tamamı emekli maaşında etkin olurken, 2008’den sonra büyüme hızının yüzde 30’u dikkat alınmaya başlandı. Böyle olunca da 2000 öncesi çalışmalar emekli aylığına yüksek yansırken, 2008 sonrası çalışmalar daha düşük yansıyor. Yani, 2008’den sonra aylık bağlama oranı ciddi düşürüldü, buna paralel emekli maaşları da düştü.

Tabii, emekli maaşı bağlanırken kişinin işçi mi, Bağ-Kurlu mu, memur mu; hangi statüde çalıştığına da bakılıyor. Burada kişinin son 7 yılda hangi statüde çalıştığı önemli. 2008’den sonra ilk kez sigortalı olanlarda durum değişiyor. Bu tarihten sonra sigorta olanlar için son 7 yıl kuralı geçerli değil, tüm çalışma süresine bakılarak emekli olunuyor. Burada da en fazla hangi statüde çalışılıp, prim ödenmişse emeklilik şartları da o statü üzerinden oluyor.

Anlayacağınız emekli maaşı hesaplaması zor ve karmaşık. O nedenle de, ‘maaşım ve yaşım bu, şu kadar yıl çalışıyorum, şu kadar prim günüm var, emekliliğime de şu kadar zaman var, ne kadar maaş alırım?’ sorusunun cevabı pat diye verilemez. Bu hesabı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yapıyor. Maaşı düşük bulursanız da itiraz edip, yeniden hesaplanmasını talep etme hakkınız var.

BUNLARI YAPARSANIZ MAAŞ ARTAR

Gelelim, emeklilikte yüksek maaş almak için çalışırken neler yapılması gerektiğine. Açıkça belirteyim, emekliliğine bir-iki yıl kalmış kişiler için; hele ki, asgari ücret ve biraz üzeri maaş alınıyorsa, emeklilikte yüksek maaş almanın pek de formülü yok. Peki, ne yapılması lazım? Madde madde anlatayım.

Prime esas

Yazının Devamını Oku