Duygular biz geliyoruz!

Anneler olarak, tek bir şey öğrendiysek, o da şu oldu: Çocuğunun duygularını bastırma...

Haberin Devamı

Ayıplama. Durdurma. Baraj kurma. Bırak yaşasın, bırak aksın, akıtsın.

Bağıracaksa da bağırsın.

Öfkesini bir salonun ortasına ya da en kalabalık restoranlara kussun.

Sen orada ol. Sen orada dur. Onunla kal.

O duyguyu itmeden, kısmadan, kızmadan.

Bırak o duygu her yeri boyasın.

Bırak kıpkırmızı olsun duvarlar.

Ya da sapsarı ayçiçekleri açsın birden mutfakta.

O renkler, o fırçada istediği gibi hareket etsin.

Sen de bunun en sadık izleyicisi ol. Hiç yargılamadan, tüm şefkatinle.

Gel gör ki, kör topal, çocuğunda sergilemeye çalıştığın bu duruşu kendi duygularında uygulamak çok zor.

Duygu gelir gelmez susturmaya alışmışız.

Duygulardan korkar olmuşuz.

Heyecanla bağırıp sıçramadığımız gibi, bir sandalyede oturup hüngür hüngür ağlayabilmeyi de beceremiyoruz.

Neşeni kıs, heyecanını bastır, korkunu yen, öfkeni kontrol et, üzüntünü belli etme.

Haberin Devamı

Ne kadar çok duyduk bu cümleleri! Sonunda bütün duygularımızın başına dikildi bir gardiyan.

Duygulardan korkma sebebimiz ne acaba?

Onları dizginsiz, düzensiz, sıra dışı mı buluyoruz?

Bütün gün üzerimizi yalayıp geçen bütün duygularımıza, üç maymunu oynamak çok daha zor değil mi?

Bundan 40 gün önce, çok üzücü, çok ama çok üzücü bir şey oldu.

Birileri yandı, diğerleri dumanında boğuldu.

Ağır duygular.

Yas, kayıp, suçluluk, utanç, korku ve en çok da öfke.

Neden oldu, nasıl olmazdı, bize de olur mu...

Baksak, yüreğimiz dağlanıyor, bakmasak birileri bas bas bağırıyor, yardım istiyor, isyan ediyor.

Duymamak elde değil.

Bakmamak elde değil. Üzülmemek, için için tütmemek elde değil.

Duygularla oturmayı öğrendik.

Ne yapabilirim diye sormayı öğrendik.

Bu yarayı sarmak uzun zaman alacak.

Duygusunu unutmayıp, her gün el vermeye, dokunmaya, o yarayı sarmaya devam etmeliyiz.

Bir yerinden tutacağız. Tutabildiğimiz yerinden.

Yıllar boyu, her sabah, yüzümüzü yıkarken baktığımız aynayla konuşacağız.

O duyguyu hatırlayıp, ‘bugün ne yapabilirim acaba?’ diye soracağız.

Kocaman bir battaniyeyi, bir ucundan tutan ellerimizi bırakmayacağız.

Orada kalarak iyi geleceğiz birbirimize.

Geride bırakmadan.

Daha çok kırkı var bugünlerin.

Duygular biz geliyoruz!

Yazarın Tüm Yazıları