"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Nil Karaibrahimgil

Kendime çağrı

20 Mayıs 2019


Her tuzağına, her çukuruna düşerek hem de. Her oyununa gelerek.
İlk başta sadece oğlumun gözünden okuyacağımı sandığım o kadim bilgiler, başka bir sürü sesle karıştı.
Karışıyor da her gün.
Çamaşır sepetinden kendi çoraplarımı ayıklar gibi, bana has düşünceleri ayıklamayı öğrendim.
Hım, bakayım, evet bu kırmızı çorap benim, bu değil der gibi.
Bazıları bana uyacak, bazılarını giysem büyük ya da dar gelecek, kıyafetlerimle bütünleşmeyecek.

Yazının devamı...

İçimdeki Nil dışıma çıkınca

6 Mayıs 2019

O benim hiçbir yere dayamadan dik tutabildiğim tek halim.
Kahraman halim. Şarkıları yazar.
Rüyalarımda bana tane tane bir şeyler anlatır. Dara düştüğümde ilk o koşar yardımıma. Korkusuzdur o. Hesapsızdır.
Uzun upuzun saçları vardır. Elleri kocamandır, sıkı tutar tuttuğunu.
Onunla buluşmam ortaokul lise. O zamanlar o da ergendi. Çocuktu hatta.
Taşıdığı hayaller kendisinin yüz katıydı. Hatırlıyorum o halini de.
Hayalinin gerçekleşeceğine emin insanların telaşlı bekleyişi içindeydi.

Yazının devamı...

Şehir mi kırsal mı

29 Nisan 2019

İstediklerimle buluşuveriyorum hemen. Gidip kahve içiyoruz. Oturup sohbet ediyoruz.

Kitapçıya yürüyorum mesela.

Ali’nin dükkana yürüyorum.

Zırt pırt kuaföre gidenlerden değilim ama gidecek olsam, oraya da yürürüm.

Sonra, her yer yakın.

En kötü arabayla pıt diye gelebilirim yanınıza şehirdeyseniz.

Vapura biner karşıya geçerim.

‘Oh burası farklı ya, İstanbul gibi değil, burada yaşamalı’ der Avrupa’ma dönerim.

Yazının devamı...

Nil’in Kızları’na bağış günü bugün

22 Nisan 2019


Kafalarına taktıkları gelecekleri gözümü alıyordu.
Canlarını acıtan şeyler vardı, konuştuk biraz.
Benim de canım acımıştı aynı yerlerden, nasıl kabuk bağlayıp geçtiğini anlattım o yaraların.
İnsan karanlıkta da yol almalı dedim. Sanki kendime der gibi.
Hep beraber oturduk yere.
Hayatın başındaydılar. Kuşanıyorlardı. Onları tebrik ediyordum.

Yazının devamı...

Beğeniliyorum öyleyse varım

15 Nisan 2019

Epiktetos bu cümleyi, neredeyse bundan 2 bin sene önce söylemiş.
Milattan sonra 50-130 yılları arasında yaşamış bu adam, nasıl oluyor da sosyal medya ve selfie’lerden bahsediyor?
Acaba diyorum insanlık hep aynı da, araçlar mı değişiyor sadece?
O zamanlar bundan şikayet ediyor, biz de 2 bin yıl sonra aynı şeyden şikayet ediyoruz.
Like’able me, like’able life.
Slogan bu. Beni like’lamış.
Beni kimler like’lamış?

Yazının devamı...

Gelecek denilen o gelmek bilmeyen şey

8 Nisan 2019


Demiş ki, bu insan denilen iki ayaklı düşüngeç, geçmişine basarak geleceğe zıplamaya çalışır sürekli.
Şu anda durup bakmaya, yaşayıp sindirmeye programlı değil ki.
Birkaç yüz bin yıldır kafası böyle çalışmış.
Nedenleri sonuçlara taşıyıp durarak.
Hatıralarını hayallerine bağlamaya çalışarak.
“Şimdi tutmuş, ‘çocuk gibi şimdiyi yaşasak keşke’ diye kitaplar yazıyorsunuz, olacak iş mi” demiş. Belki haklı. Olmayacak duaya amin diyoruz belki.

Yazının devamı...

144. kadın da benim işte

1 Nisan 2019


Kitabın ismi “Daily Rituals: Women at Work” (Çalışan kadınların günlük ritüelleri)
Yazarı Mason Currey, Coco Chanel’den Virginia Woolf’a, Martha Graham’dan Frida Kahlo’ya kadın sanatçıların günlük çalışma ritüellerini araştırmış.
Kendimi yüzyıllardır akan kadın sanatçılar nehrinde yıkanır buldum.
Her damlasını bildiğim, her denileni anladığım, her tuzunu tattığım, oh.
İçime serin sular serpilmedi desem yalan olur. Çoğu zaman neyi nereye yerleştireceğimi bilemeyip, kendime rutinler uydurmak zorunda kalmak bana zor gelmişti.
Bir patron, iş arkadaşları, ortak bir masa aradığım çok oldu.

Yazının devamı...

Tek fenerim, değerlerim

25 Mart 2019


Bu bazen övmek, bazen de yermek için oluyor.
Seni rafın en tepesine koymak ya da buruşturup atmak istiyorlar.
İkisinin de mertebe açısından bir farkı yok gözümde.
Raf ve çöp. Uydurulmuş yükseltiler.
Tek boyutlu bakış açıları.
Hayatta bir şeyler yapıp, omzuna rütbeler asmış herkes çok iyi bilir ki, en sevilen şey cart diye onu koparıp geri alıvermektir.

Yazının devamı...