Güvenliğe kalp bıraktım

Geçenlerde yanlışlıkla birinin “Güvenliğe kart bıraktım” cümlesini, “Güvenliğe kalp bıraktım” diye anladım.

Haberin Devamı

Ve bu çok hoşuma gitti. Demek güvenliği sevmiş diye düşündüm.

Bu düşüncelere bu kadar hızla ve doğal bir şekilde nasıl gelebildiğimi anlamanız için ben olmanız gerekir.

Hayatı fantastik bir kurgu gibi yaşıyorum.

Memnunum.

Değiştiremiyorum da zaten. Güvenliğe kalp bırakmak bana TikTok’ta emoji kalp bırakmaktan daha güzel geliyor ayrıca.

Neden sticker gibi kalpler taşımıyoruz ki?

Dijital dünyada, günde onlarca sağa sola saçtığımız şu kırmızı kalpten, gerçek hayatta da olsa.

Ceplerimizde taşısak.

Biri bizi mutlu ettiğinde, birini mutlu etmek istediğimizde ve sevdiğimiz şeylere dağıtıversek.

O güvenlik mesela, akşam eve geldiğinde çocukları sorsa “Baba/anne bugün kaç kişi kalp bıraktı sana?

Bu bir kutlama olsa.

Kalp bırakılan insan olmak en gururlanacak şey olsa.

Haberin Devamı

Aklıma Yankı Yazgan’ın bir konuşması geldi.

Herkes “Oğlum okulda ezilmiyor değil mi” diye sorar demişti.

Halbuki iyi insan yetiştirmek için asıl sorulması gereken, “Oğlum okulda kimseyi ezmiyor değil mi” olmalı demişti.

Haklıydı.

Neden ezilmeyenlere odaklıyız ki?

Ezmeyene odaklansak sorun kökten çözülür. 

Kalp dağıtsak, herkesin morali yükselir.

Onlar da kalp dağıtanlardan olur.

Nasıl dijital evrende ‘hahaha’ yazanların yüzde 90’ı o sırada gülmüyorsa, kalp emojileri yollayanlar da o sırada o kadar da sevmiyor belki.

Gerçek hayatta dağıtsak, daha az öz kullanırız bu hakkımızı.

Yanağa kondurulan bir öpücük gibi.

Düşünsenize, eve geliyorsunuz ve annenize diyorsunuz ki, “Güvenliğe kalp bıraktım.”

“Güvenliğe kart bıraktım” dünyasından daha iyisi değil mi bu?

Bazen hayatı yanlış anlamaya bayılıyorum.

Doğrusu kart çünkü.

 

Yazarın Tüm Yazıları