Abdulkadir Selvi

CHP nereye gidiyor?

2 Aralık 2020
Salı günleri Meclis’te grup toplantıları yapılıyor. Siyasetin nabzını tutma adına önemli olduğu için liderlerin konuşmalarını dikkatli bir şekilde izliyorum. CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın, “Devletin ordusu Katarlılara satılmış” sözleri kıyameti koparmıştı. Ali Mahir Başarır’la konuşup, üzgün olduğunu belirten sözlerini köşeme taşımıştım.

AKŞENER NİYE SUSTU?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ne diyeceğini merak ediyordum. Milliyetçi bir lider olan Akşener, bu konuya hiç değinmedi. Anlaşılan CHP ile ortaklığın zarar görmemesini tercih etti. 28 Şubat’ta dahi, kendisine hakaret eden generallere yiğitçe cevap vermesine rağmen Türk ordusuna toz kondurmayan Akşener’in bu konuda tepki göstermesini beklerdim. Zaten CHP milletvekilinin o sözleri sarf ettiği sırada İYİ Parti Genel Başkan yardımcısı Bahadır Erdem de canlı yayın konuğuydu. Tek bir itirazda bulunmadı. Ali Mahir Başarır’la aynı şeyleri düşündüğü için mi itiraz etmedi, yoksa millet ittifakı ortağı oldukları için mi sustu orasını bilmiyorum.

KILIÇDAROĞLU’NUN SALDIRI TAKTİĞİ

Kılıçdaroğlu ise “En iyi savunma saldırıdır” taktiğiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırmayı tercih etti.

Öyle ki CHP’yi yakın medya bunu, “Kılıçdaroğlu bombaladı” diye verdi. Doğru. Bir bombalama var da bence kendi topraklarını bombaladı.

“O ordu peygamber ocağıdır. O ordu Mustafa Kemal’in ordusudur” dedi. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun CHP milletvekillerini, “Arkadaşlar, ordumuz gözbebeğimizdir. Onlar hakkında konuşurken dikkatli olun” diye uyarmasını beklerdim. O ne yaptı? Ali Mahir Başarır’ın arkasında kapı gibi durdu. Erdoğan’ı ise yaylım ateşine tuttu. İyi de o sözleri senin milletvekilin söyledi, Erdoğan söylemedi ki... CHP milletvekilinin sözleri CHP’yi bağlar, Erdoğan’ı bağlamaz ki... Dahası CHP milletvekilinin sözleri, CHP’yi yıpratır.

Kılıçdaroğlu her yanlışın arkasında kapı gibi durdukça, CHP’de yol kazaları bitmez.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Reformlar şekilleniyor ama asıl iş uygulamada

1 Aralık 2020
Bakanlar Kurulu’ndan çıkacak koronavirüs önlemlerine odaklandık ancak toplantının çok önemli bir gündem maddesi daha vardı. Ekonomik, hukuk ve demokrasi alanındaki reformlar ele alındı. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, hafta sonu TÜSİAD ve TOBB’la toplantı yaptı. Abdulhamit Gül ayrıca azınlık vakıflarının temsilcileri ile bir araya geldi. Elvan ve Gül, sektör temsilcileri ile yaptıkları toplantılar hakkında Bakanlar Kurulu’na bilgilendirmede bulunmuşlar. TÜSİAD ve TOBB üyelerinin ekonomide yatırım ikliminin oluşması ve güven ortamının sağlanması yönünde somut önerileri olmuştu. Lütfi Elvan, bu öneriler ve kendi çalışmaları hakkında kabine üyelerini bilgilendirmiş. Abdulhamit Gül ise hukuki boyutuna ilişkin öneriler, ihtiyaçlar ve yapılan çalışmalar eksenli değerlendirmede bulunmuş.

REFORMLARIN PERSPEKTİFİ

Adalet Bakanı, perşembe günü TBMM İnsan Hakları Komisyonu toplantısına katılacak. Reform çalışmaları bir süreç içerisinde yürütülüyor. Adalet Bakanlığı’nda 2019-2023 yıllarını kapsayan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin perspektifi doğrultusunda çalışma yapılıyor. Ekonomi ile hukukun üstünlüğü birbirinden ayrılmaz ve birbirinin vazgeçilmezi olarak düşünülüyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesine ilişkin çalışmalar o doğrultuda yürütülüyor.

ADALET BAKANLIĞI ÇALIŞIYOR

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Mülkiyet hakkı, maddi-manevi hakların korunmasıyla ilgili aleyhe olan hükümlerin eskiye götürülmemesi gibi birtakım düzenlemeler olacak” demişti.

Adalet Bakanlığı’nda reformlarla ilgili titiz bir çalışma yürütülüyor. Mutfakta bir değil, birkaç hazırlık birlikte yapılıyor. Ancak sektör temsilcileri ile yapılan toplantılardan çıkan sonuçlara göre bu düzenlemeler yeniden şekillendiriliyor. Öncelikler değişebiliyor. Çalışmalar ne aşamada diye araştırdım. Henüz olgunlaşma sürecine geçilmemiş. Sektör temsilcileri ile toplantılar tamamlandıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kapsamlı bir sunum yapılacak. Ardından da olgunlaştırılacak paketler Meclis’e sunulacak.

Burada göz ardı edilmemesi gereken bir nokta var: Bir bakan, “Cemil Çiçek’in dediği gibi iş reform yapmakta değil, uygulamada” demişti. Buna rağmen yeni yasal düzenlemeler gelecek ancak daha çok uygulama üzerinde duruluyor. Anayasa Mahkemesi bireysel hak ihlaline ilişkin bir karar aldığında yerel mahkemenin buna uymaması söz konusu olmayacak. O yönde düzenlemeler yapılıyor.

İSTANBUL VE ANKARA’YA KİM ATANACAK?

Önemli bir nokta daha.

Yazının Devamını Oku

Reform sürecinde eksik halka

30 Kasım 2020
Reform sürecini ete kemiğe büründürecek adımlar atılmaya başlandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ilk olarak TÜSİAD’la bir araya geldi. Reformun ruhunu yansıtması açısından ilk görüşmenin TÜSİAD’la yapılması önemli bir mesajdı. TÜSİAD’la görüşme için bir katılımcı, “Beyin fırtınası şeklinde geçti. Verimli bir toplantı oldu” dedi. Ardından TOBB’la bir araya gelindi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun önerisiyle sektör temsilcileri de toplantıya videokonferans yöntemiyle bağlanıp, sorunlarını ve önerilerini paylaştı.

Toplantıda Lütfi Elvan, yatırımlarda izin süreleri kısaltıp işlemlerde sadeleştirilmeye gidileceğini anlatmış. “Girişimcilerimizin, müteşebbislerimizin önünü açacağız. Bundan emin olun” demiş. Abdulhamit Gül ise reformların bir süreklilik içinde devam edeceği sözünü vermiş.

Türkiye’nin reform sürecine girmesi çok kıymetli. Bu süreci desteklemeliyiz. Ekonomi, güven üzerine yürür. O nedenle yatırım ortamının hazırlanması, yabancı sermayenin teşviki ve mal varlıklarının hukuki güvencesi, zincirin halkaları olarak karşımızda duruyor. Ancak reform iklimi sadece iş dünyası ile sınırlanmamalı. Hukukun üstünlüğü ve insan hakları boyutu da eklenmeli. O nedenle hukukçular, gazeteciler ve aydınlarla bir araya gelerek bu zincire bir halka daha eklenmeli.

ERKEN SEÇİM İŞİ NEREDEN ÇIKTI?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in ortak “erken seçim” çağrısı geçen haftaya damgasını vurdu. Tartışma programlarında, erken seçim için tarih verenler bile çıktı.

Sonunda Meral Akşener çıktı, “Erken seçim istedik ama muhalefet olarak bizim erken seçim kararı almaya sayımız yetmiyor” dedi.

Sayıları yetmiyorsa iki muhalefet lideri o zaman neden erken seçim çağrısı yaptılar? Bu ince bir stratejiye mi dayanıyor? Öncelikle şunu söyleyeyim: Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti’yi ziyaretinde erken seçim konuşulmamış. Kılıçdaroğlu, millet ittifakının ayakta olduğunu, İYİ parti ile bir ve beraber olduklarını göstermek için bu ziyareti gerçekleştirmiş.

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Seda gelinin hesabı soruldu

27 Kasım 2020
Oturduğumuz siteye gelin geldi. Komşular balkonlara çıktık, yeni gelin ve damada ömür boyu mutluluklar diledik. Mutluluktan uçacak bir halleri vardı. “Birbirlerine de ne kadar yakışmışlar” dedik. Sessiz, sakin bir hayatları oldu.

Oturduğumuz Gölbaşı TOKİ Konutları Polis Akademisi ve Özel Harekât’ın tam karşısındaydı. Zaten komşularımız arasında Özel Harekâtçılar çoğunluktaydı. PKK ile mücadelede şehit düşen Özel Harekâtçıların cenazelerini kaldırdık. Çocuklarımın sınıf arkadaşlarından babası şehit düşenler oldu. Ne zaman büyük bir bayrak asıldıysa bir evin penceresine, anladık ki yine şehidimiz var.

15 Temmuz gecesi FETÖ’cü hainlerin hedef aldığı yerlerden biri de Polis Özel Harekât’tı. Sınır ötesi operasyonlarda PKK’ya karşı kullanılan sığınak delici bombalarla Özel Harekât’ı vurdular. Çok ağır bir bombardıman yaşandı. Eşim hâlâ, “İkinci bombardımanı unutamıyorum” diyor. Bizim siteden 8 şehidimiz vardı. Komşumuz Mustafa Tecimen, zor zamanda meslektaşlarının yardımına koştuğu sırada şehit oldu.

15 Temmuz’dan sonraydı. Önce bir söylenti olarak dolaşmaya başladı. Sonra çığlıklar yükseldi. Gelinin eşi şehit olmuştu. Muhsin Kiremitçi, babası tarafından ancak üç gün sonra teşhis edilebilmişti. O evden kopan çığlık sesini hâlâ unutamıyorum. Evden önce ağlama sesleri ve çığlıklar yükseldi, sonra zamanla yerini okunan Kuran-ı Kerim’lere, dualara, tekbirlere bıraktı.

Aradan birkaç gün geçmemişti ki, 8-9 ay önce gelin arabasının durduğu binanın önüne bu kez bir kamyon yanaştı. Sonra içeriden eşyalar taşınmaya başladı. En son perdeler söküldükten sonra evin ışığı söndürüldü. Onun ışığı zaten 15 Temmuz gecesi sönmüştü. Son olarak evden gelin çıktı. Hamileydi. Güçlükle adım atıyordu. Belli ki son günleriydi. Seda Gelin son kez döndü evine baktı. Bir süre gözyaşları içinde evini izledikten sonra aracın üstüne kapandı, başladı ağlamaya. Sonra boynu bükük bir şekilde bindi bir araca, uzaklaştı gitti. Birkaç ay önce mutluluğa tanık olduğumuz gelini gözyaşları içinde yolcu etmiştik. Konya’daki baba evine dönmüştü.

Sonra haberlerden takip ettik. Hamileydi. Gökçe ismini verdiği bir kızı olmuş.

15 Temmuz gecesi darbecilere karşı mücadele sadece sokaklarda sürmüyordu. Ekranlarda da mücadele ediyorduk. Darbecilerin kullandığı uçaklar Ankara’yı bombalarken çocuklarımızı evde bırakmış, biz de ekranlarda, “Kaybedeceksiniz. Başaramayacaksınız. Yargılanacaksınız. Hesabını vereceksiniz” diye meydan okuyorduk. Dün o gece verdiğimiz sözlerden biri gerçek oldu.

Dün, Akıncı Üssü davasında Polis Özel Harekât’ı bombalayan FETÖ’cü pilotlar da hak ettikleri cezalara çarptırıldı. O sizin için bir haber değeri taşıyordu belki ama bizim için çiçeği burnundaki gelin Seda’nın, babasını görmeden doğan Gökçe bebeğin, çocuğunu göremeden şehit olan Muhsin Kiremitçi’nin hesabının sorulmasıydı.

15 Temmuz’a kontrollü darbe diyenlerin, 15 Temmuz’a inanmamakta direnenlerin, hâlâ FETÖ alçağını savunmaya çalışanların

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ı öfkelendiren neydi?

26 Kasım 2020
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Neden öfkeli konuşuyorsun” diye sorulduğunda, “Öfke bir hitabet sanatıdır” demişti. Dün AK Parti grubunda konuşurken öfke vardı, tavır vardı, duruş vardı, güçlü liderlik vardı.

Bülent Arınç’ın konuşması, İhsan Arslan’ın değerlendirmeleri üzerine son dönemlerin en “öfkeli” konuşmalarından birini yaptı. Mesajların çoğu AK Parti’nin içineydi ama hem içeriye, hem dışarıya önemli mesajlar verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grubunda yaptığı konuşmayı kompartıman kompartıman değerlendirmek gerekiyor. Ama kompartımanları bir araya getirdiğinizde bir ray üzerinde ve belli bir menzile doğru giden bir treni görüyorsunuz.

REFORMLAR İÇİN TAKVİM VERDİ

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının önemli bir bölümünü reformlar oluşturdu. Erdoğan geçen hafta “reform süreci”nden söz ettiğinde milletvekilleri heyecanlanmışlardı. Milletvekillerinin alkışlarından aradan geçen 1 hafta zarfında reform beklentisinin azalmadığını, arttığını gördük.

Erdoğan, dün bu konuda bir takvim verdi. “Bütçe görüşmelerinin ardından bu doğrultuda kapsamlı reformları birer birer hayata geçireceğiz. Yatırım ikliminin ayrılmaz bir parçası olan hukuk reformlarını da hızlandırıyoruz” dedi.

EKONOMİDE GÜVEN İKLİMİNİN SAĞLANMASI

Daha önceki reform süreçleri, askeri vesayetin geriletilmesi, insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması, Kürt sorunundaki yasakların ortadan kaldırılması, demokratik siyasetin alanını daraltan kurumların ve kısıtlamaların ortadan kaldırılması gibi hedefler taşıyordu. Özellikle askeri vesayetin geriletilmesi ve Kürt sorununa sivil çözüm reformların iki önemli koçbaşını oluşturuyordu.

Ama bu kez farklı. Bu kez ekonomi, hukuk ve demokrasi başta olmak üzere üçlü sacayağı üzerine oturuyor.

Yazının Devamını Oku

Arınç’la Erdoğan’ın istifa konuşması

25 Kasım 2020
Bülent Arınç’ın bir zamanlama sorunu var.

Yanlış zamanda yanlış mesaj veriyor.

FETÖ’nün Erdoğan’ı tasfiye süreci başlattığı dönemde, “Üstüme cübbeyi tekrar geçirmeyi arzu ediyorum” diye çıkış yaptı.

12 Eylül’de darbe karşıtı davaların avukatı ve 28 Şubat’ta yürekli bir mücadele vermiş biri olarak 15 Temmuz gecesi gümbür gümbür konuşması gerekiyordu. Sustu. “Silahlı terör örgütünün Fetullahçı olduğunu o gece öğrendim, bana ahmak diyebilirsiniz” itirafında bulundu.

Damadı FETÖ’den tutuklanmışken o çıktı, “KHK bir faciadır. Evime temizlik yapmaya gelen Daire Başkanlığı’ndan ihraç edilmiş bir kadın gördükçe, eşi polis ihraç edilmiş bir başka kadını gördükçe ben yerin dibine geçiyorum” diye konuştu.

CUMHUR İTTİFAKINI SARSIYORDU

Son çıkışı ise neredeyse cumhur ittifakını çatırdatıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok kızdığı söyleniyor. Zaten bu açıklamasına yansımıştı. “Fitne” dedi, “Geçmişte birlikte çalıştığımız kişilerin şahsi ifadeleri Cumhurbaşkanlığı’yla ilişkilendiremez” dedi, “Yasin Börü’nün katilleri hiçbir zaman Tayyip Erdoğan tarafından savunulamaz” dedi, “Kavalalarla birlikte olamayız” dedi. Daha ne desin?

Bülent Arınç, FETÖ’yle mücadele sürecinin başından itibaren yaptığı açıklamalarla zaman zaman Erdoğan’la karşı karşıya geldi.

Bu onun özgül ağırlığını zayıflattı.

Yazının Devamını Oku

Yeni sürecin kodları

24 Kasım 2020
Pamuklara sarılıp korunması ve doğru inşa edilmesi gereken bir sürece giriyoruz.

Reform sürecinin, bir yol kazasına kurban verilmemesi için azami derecede özen gösterilmesi gerekiyor. Çünkü yaşadıklarımız bize gösterdi ki reformlar olmadan işler yürümüyor. Türkiye’nin tek çıkış yolu reformlardan geçiyor. Şu da bir gerçek ki Erdoğan’dan başka bu değişimi yapabilecek bir lider görünmüyor.

SÜRECİN DİNAMİKLERİ

Yeni sürecin dinamiklerinin doğru anlaşılması gerekiyor. İki sûtün üzerine yükseleceği anlaşılıyor.

1- Hukukun üstünlüğünü tahkim edecek düzenlemeler.

2- Sermaye ve mülkiyet hakkını güvenceye alacak, yerli ve yabancı yatırımcıyı teşvik edecek yasal değişiklikler.

Bu konuda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün başkanlığında bir çalışma yürütülüyor. Çalışmalar olgunlaştırıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacak. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün iş dünyası ile bir araya gelmesi için hazırlıklar son aşamaya geldi. Lütfi Elvan, sosyal medya hesabından iş dünyasıyla görüşme öncesinde Adalet Bakanı Gül’le bir araya gelip ön hazırlık yaptıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, iş dünyasının temsilcilerine iki bakanın kendileriyle toplantı yapacağını belirterek, “Hukukun üstünlüğü konusunda hazırlık yapın” dediği söyleniyor. Toplantıya TOBB, TÜSİAD, DEİK, MÜSİAD, YASED, TİM gibi kuruluşların davet edilmesi bekleniyor.

BAHÇELİ’YE ÖZEN

Öncelikle iki noktanın çok iyi anlaşılması gerekiyor: Yeni bir reform sürecine giriliyor ama bu geçmişte yaşanan çözüm sürecinin benzeri değil. İkincisi ise Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın çıkışı ne anlama geliyor?

23 Kasım 2020
Yeni reform ve ekonomik restorasyon sürecinin parametrelerini çözmeye çalışıyorum. Öyle gizli saklı bir süreç yönetilmiyor. Kapalı kapılar ardında birtakım pazarlıklar yürütülmüyor. Şeffaf bir süreç yönetimi söz konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmaları yeni sürecin yol haritasını veriyor. Yani kimsenin şifreleri vermesine ihtiyaç yoktur.

Erdoğan, yeni reform sürecinin işaretlerini verdiği AK Parti grup toplantısından bu yana hep aynı soruyla karşılaşıyorum: Yeni bir çözüm süreci mi başlıyor? Hayır, yeni bir çözüm süreci başlamıyor. Yeni bir reform sürecine giriliyor ama bu geçmişte yaşanan sürecin bir benzeri değil. Yeni süreci Selahattin Demirtaş, Kürt sorunu ya da Osman Kavala üzerinden okumak yanlış olur. Çünkü bu süreç farklı.

Benim gördüğüm kadarıyla yeni sürecin iki ayağı var: Hukuk reformu ve ekonomik restorasyon.

Bu sürecin en hassas noktası ise cumhur ittifakı ortağı MHP. Erdoğan yeni süreci MHP’nin desteğiyle ve cumhur ittifakı olarak birlikte yürütmeyi hedefliyor. Dün partisinin il kongrelerine videokonferans yöntemiyle bağlanarak yaptığı konuşmada, ‘cumhur ittifakı’na güçlü referans verdi. Bir anlamda ‘cumhur ittifakı’ açısından güven tazeledi. Burada MHP’ye ayrı bir başlık açmak istiyorum.

MHP’SİZ OLMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni reform sürecini başlatmasından sonra bütün dikkatimi MHP’ye çevirdim. Çünkü bu işin en kritik halkası MHP’ydi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin MHP grubunda yaptığı konuşma yeni reform sürecine verilmiş güçlü bir destekti. Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin aradığı ve ihtiyaç duyduğu tarihi bir yönetim reformu olarak devrededir. Gereken ve planlanan diğer reformların birbirine eklemlenerek ifa ve icrası Türkiye’nin hızına hız katacaktır. Biz gelecekten umutluyuz. Yarının bugünden daha iyi olacağına inanıyoruz” dedi.

Ben bir fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Bu konuda kimse yanlış hesap yapmasın. Erdoğan yeni reform sürecini MHP ile birlikte yönetmek istiyor. Peki MHP reform sürecine engel mi? ANAP ve DSP’yle koalisyon ortağı olduğu dönemde Türkiye’nin en önemli reformları MHP’nin desteğiyle gerçekleşti. Bahçeli’nin, Kürt sorununun çözüm yöntemine ilişkin kırmızı çizgileri var. Çözüm sürecinde yaşanan deneyimlerden sonra Erdoğan’ın da benzer kırmızı çizgilere sahip olduğu biliniyor. Bu kırmızı çizgilere özen gösterildiği sürece, MHP bu sürece çok olumlu katkı yapabilir. MHP’nin varlığı hem yeni reform sürecinin siyasi desteğini güçlendirir, hem de sürecin bazı sapmalara uğramasına karşı sigorta görevi görebilir.

BAHÇELİ RAHATSIZ OLURSA

MHP Lideri

Yazının Devamını Oku