Yokuşa sürülen yorgun at

“Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir” dememişler boşuna.

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’ın beş yıl aradan sonra ilk kez 21 Ocak’ta Brüksel’e yaptığı ziyaret gösterdi ki, Avrupa Birliği (AB) Başbakan’ın içeride nelerle uğraştığıyla değil, yaptığı reformlarla ilgileniyor sadece.
Başbakan da bunu biliyor olacak ki, önce AB kuvvetler ayrılığı konusundaki endişelerini dile getirince HSYK yasasını dondurdu. Sonra da “2014 Türkiye’nin AB üyeliği ve demokratikleşme reformları açısından bir milat olacak” sözünü verdiği gibi işe koyuldu.

*

AKP 1. dönemi olan 2002-2007 arasında askeri vesayetle savaştı. Bu yol için en elverişli müttefik ise Batıydı. Parti AB çıpasına sarılıp bu dönemde 8 Uyum Paketi’ni ve 2 Anayasa Paketini Meclis’ten geçirdi. Ektiğini de biçti ve siyasi kriterleri karşıladığı gerekçesiyle Ekim 2005’te katılım müzakerelerinin açılmasıyla ödüllendirildi. İçerideki mücadelesinde de büyük oranda galip geldi.
Ancak Parti 2. döneminde vesayeti hala tam kökünden kazıyamamıştı; 2008’de hakkında kapatma davası açılmasından kurtulamadı. Ve vesayetle mücadelesini Gülen Hareketi’yle ittifak yaparak bitirme yoluna gitti. Dolayısıyla AB çıpasına gerek kalmamıştı. Tabii Sarkozy-Merkel ikilisi de AB iştahını yeterince kaçırıyordu.
İçinde bulunduğumuz 3. döneminde ise AKP ilk dönemiyle benzer koşullar içerisinde. Hem müttefiksiz, hem de kendi deyişiyle “paralel” bir vesayetle mücadele halinde. Bu yüzden de yeniden “AB şok tedavisi” tedavülde.

*

Haberin Devamı

Ne var ki bu 3. dönemde AB’yle ilişkiler önce Gezi Parkı olayları sırasında polisin kullandığı aşırı şiddet yüzünden gerildi. Şimdi de AB’nin hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ile ilgili endişeleri gündemde.
Yine de ilişkiler tekrar ivme kazanıyor. Önce Başbakan’ın Brüksel ziyareti müzakerelerin durdurulma riskini ortadan kaldırdı. Hemen akabinde, “22 yıl aradan sonra Türkiye’ye gelen ilk Fransız Cumhurbaşkanı” ünvanını kazanan Hollande’ın ziyareti ve Cumhurbaşkanı Gül’ün geçen hafta Roma’da AB’ye verdiği “önümüzdeki engelleri kaldırın” mesajı bunu iyice garantiledi.

*

Asıl hamle ise bu hafta Anayasa Komisyonu’nda görüşülecek olan 5. demokratikleşme paketi. Özel Yetkili Mahkemelerin ve Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması, Jandarma Genel Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması, telefon dinlemelerinin, soruşturmaların ve fezleke düzenlenmesinin AB kriterlerine uygun olarak yeniden düzenlenmesi bu paketten çıkacak bazı reformlar.
Ne var ki, bu yılın gerçekten bir milat olabilmesi ve demokratikleşme dalgasının kalıcı olabilmesi için, bu paket uzun ve sürekli evrilen bir sürecin sadece bir kesiti olmalı. Ve bu kesit internet yasasında yapılmak istenen değişiklik gibi ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı uygulamalara geçit vermemeli. Türkiye’nin demokrasi ve dolayısıyla AB yolculuğunun tek teminatı bu.

*

Haberin Devamı

Bu yol elbet çift yönlü. Herşeyden önce AB fasıllarının dondurulmasına neden olan Kıbrıs sorunu hala Demokles’in kılıcı gibi Türkiye’nin üzerinde sallanıyor. Bu da yetmezmiş gibi, bir de Hollande Türkiye’nin AB üyeliğini referanduma sunacaklarını tekrarladı Ankara’da. Türkiye’nin üyeliğine karşı olan Fransızların oranının şu anda yüzde 83 olduğunu düşünecek olursak, Hollande’ın yaptığı tam anlamıyla yorgun atı yokuşa sürmek.
Peki yokuşun eğimi azalır mı? At yorgunluğunu atar mı? Göreceğiz...

Yazarın Tüm Yazıları