Fulya Soybaş

Anne-baba olmak isteyene 'ehliyet' şart koşulabilir mi

16 Mayıs 2022
Antalya’da bir anne 2 yaşındaki kızını, Trabzon’da da eşinin üzerine kuma getirmesini kabul etmediği için bir baba 3 kızını öldürdü. İstanbul’da bir baba ağlıyor diye bebeğinin vücudunda sigara söndürürken, Aydın’da bir anne 2 yaşındaki çocuğuna sigara içirdi. İnsanın bu haberleri okudukça içi daralıyor, öyle değil mi? Araba sürmek için ehliyet, iş bulmak için diploma soruluyor, anne-baba olmak içinse hiçbir şeye ihtiyacınız yok! Çocuk ve genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri bu duruma dikkat çekmek için çok tartışılacak bir öneri ortaya attı: ‘Ebeveyn olmak isteyenler ‘ehliyet’ alsın.’

ÇOCUKLAR DEĞİL EBEVEYNLERİ HASTA

Çocuk ve Genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri,Önerim bazı kesimlerden çok tepki çekti ama linç yemeyi göze alarak bunu dillendirmek zorundaydım’ diyor. Kendini neden böyle bir zorundalık içinde gördüğünü ise şu sözlerle açıklıyor: “Adli vakalara giriyorum, nelerle karşılaştığımızı görsen, inan kanın donar. Örnek vereyim, bir anne; çocuğa kötü muamelesi ispatlanmış, ceza almış, şükür ki olması gerektiği gibi olmuş ve çocuk devlet korumasına alınmış. Buraya kadar her şey normal. Peki, ya sonra? Kadın tüm olaylardan sonra ikinci çocuğu yapıyor, kimse de ne yapıyorsun demiyor? Hop, en başa dönüyoruz, ikinci çocuğa da kötü muamele. Yani aklın bu durumu alıyor mu? Olacak iş mi?”

ETİK Mİ

“Bazı kişiler, ‘Etik değil. İnsanların çocuk sahibi olup olmayacağına karışamazsın’ diyor. Anlıyorum ama insanların da anne-baba olmadan önce bir eğitim alması, nasıl bir sorumluluk yüklendiklerini bilmeleri gerekmez mi? Bunu deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki; bana tedavi için gelen çocuk ve gençlerin yüzde 80’i hasta değil, hasta olan ebeveynleri. Yani çocuğu tedavi etmeniz onu aynı ortama geri gönderdiğiniz sürece işe yaramıyor. Tedavi etmeniz gereken çocuk değil, anne ve babalar.”

İKİ KİŞİNİN İNSAFINA TERK EDİLEMEZ

“Babanın kişilik bozuklukları, annenin depresyonu, bağlanma problemleri derken günün sonunda olan çocuğa oluyor. Günah değil mi bu çocuklara? Ki çocuğa cinsel istismardan bahsetmiyorum bile... Ruh sağlığı bozukluklarınızı tedavi etmeden, çocuk yapıyorsunuz sonra bilinçsizliğinizin cezasını ömür boyu çocuklar çekiyor. Hiçbir çocuk iki kişinin, anne babasının insafına terk edilmemeli. Çocuğunu en temel insani hakkından, yemek yedirmekten mesela, mahrum bırakan ebeveynler var.”

ANNE-BABALIK KUTSAL DEĞİLDİR

Yazının Devamını Oku

Eskisi yenisinin üç katı: Modanın canını okudular

12 Mayıs 2022
Dünyaca ünlü Balenciaga markası, Paris Sneaker modelinin yüzyıllardır giyilmiş bir görünüme sahip olan eski, püskü, kirli versiyonunu çevrimiçi satışa sundu. Yalnızca 100 çift üretilen ayakkabıya sahip olmak isteyenlerin gözden çıkaracağı rakam 1450 Euro (23 bin 500 lira). Oysa aynı sitede gıcırı 495 Euro’ya (8 bin lira) satılıyor. Moda devinin bu eski, parçalanmış ayakkabıyı piyasaya sürerek dikkat çekmek istediği nokta ne, yoksa aklımızla ‘alay’ mı ediyorlar? Bu ayakkabıyı alıp giyen olur mu? Modaya yön veren isimler ile konuştum.

‘ABSÜRT’ KOLEKSİYON ZİNCİRİ

HER ne kadar marka bu kampanyayı ‘ömür boyu giyilebilir’ olduğuna gönderme yapma niyetiyle hazırlamış olsa da moda dünyasının gelmiş geçmiş en öncü markalarından biri olması sebebiyle kurucusu Cristobal Balenciaga, kampanyayı görse ne derdi diye düşünmeden edemiyor insan. Gerçi Balenciaga, her sezon birbirinden absürt kampanyaları ile adından fazlaca söz ettiren de bir marka. İşte birkaç hatırlatma:

Dünyaca ünlü moda markası dijital kampanya görselleriyle sosyal medyada alay konusu oldu.

Nurgül Yeşilçay ve Buse Çelik, benzer konseptte kıyafetler giyip tiye aldı.

Independent, araba paspasına benzeyen ve 2050 Euro’ya satılan (yaklaşık 35 bin lira) etek için “Marka, üzerine bir paspas giymek isteyen müşterilerini düşünmüş neyse ki...” yorumu yaptı.

Yazının Devamını Oku

Dahi mi yoksa safi kötü mü

10 Mayıs 2022
Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, 44 milyar dolara satın aldığı Twitter’da gündemden düşmüyor. 3 aydır devam eden Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna ordusuna sağladığı iletişim desteğiyle savaşın seyrini değiştiren Musk, kendi hesabından “Gizemli koşullar altında ölürsem sizi tanımak güzeldi” yazarak bir suikasta kurban gidebileceği imasında bulundu. Bu paylaşım sosyal medyayı ayağa kaldırdı. Musk neden böyle bir tweet attı? Ve asıl soru; Putin’i düelloya, ünlü aktör Johnny Deep’i kafes dövüşüne davet eden Musk gerçekte kim? Dünyayı ele geçirmeye çalışan, şeytani zekâlı bir süper zengin mi? İlgi budalası ve şımarık sosyal medya trolü mü?

RUSYA’NIN TEHDİDİNE İMALI PAYLAŞIM

Rusya’nın uzay dairesi Roscosmos’un başkanı Dmitri Rogosin, Ukrayna’ya uydu üzerinden internet sağladığı için Elon Musk’ı tehdit etti. Rogosin, Telegram’dan yaptığı bir paylaşımda, Musk’ın “Ukrayna’daki faşist güçlere askeri iletişim aracı sağladığını” iddia etti. Rogosin mesajının devamında, “Elon, bunun için bir yetişkin gibi sorumlu tutulacaksın. Ne kadar aptalı oynarsan oyna” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Musk, Twitter hesabından “Eğer gizemli koşullar altında ölürsem sizi tanımak güzeldi” diye yazdı.

İLAH OLMAK GİBİ BİR DERDİ VAR

Bilişim hukukçusu, CryptoFemale kurucusu Sima Baktaş bir yatırımcı ve hukukçu olarak Elon Musk’ın arka arkaya attığı tweet’leri endişe verici bulduğunu belirterek, geçmişte Musk’a attığı tweet’ler nedeniyle yatırımcıları yanıltmaktan, SEC (ABD Sermaye Piyasası Kurulu) tarafından dava açıldığını hatırlatıyor. Bektaş,Twitter’da 90 milyon takipçisi var. Öyle ki bu takipçiler bir mesajı ile ilgisiz şirketlerin hisse değerlerini uçurabiliyor. Daha 3 gün önce profil fotoğrafını değiştirmesiyle ApeCoin isimli kripto parada büyük dalgalanma yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Bitcoin, Dogecoin ve Shiba Inu gibi kripto paraların fiyatlarında da attığı tweet’ler nedeniyle büyük değişiklikler olmuştu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu yapılan suçtur. Bir manipülatör olarak cezalandırılmalı” diyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ

Elon Musk’ın Twitter’ı alması ile yeniden büyük bir popülerliğe kavuştuğunu ve sürekli ‘gündemde’ kalmayı başardığını anlatan Bektaş, bunun şirketler kadar devletlere de büyük zarar verdiğini ifade ederek şöyle devam ediyor: “Twitter’ın her şeyin özgürce konuşulabildiği bir yer olacağını vaat eden Elon Musk, kendisiyle ilgili eleştirilere sert tepkiler veriyor. İfade özgürlüğü diyor ama bazı kişileri engelliyor. Üstelik bu sosyal platformu, kendi kişisel vizyonunu dayatmak için kullanma olasılığı da yüksek. Attığı tweet’lerin bazıları şiddet, nefret, hakaret, ırkçı ve yanlış bilgilendirmeler içeriyor. ‘Evin yaramaz çocuğu’ gibi davranıp ‘cool’ olmaya çalışıyor ama tam bir ilgi manyağı. Twitter’ı özellikle de ifade özgürlüğü açısından daha kötü bir noktaya götürme olasılığı yüksek.”

DRAMA EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Sahte hesaplar mülteci nefretini körüklüyor

9 Mayıs 2022
Geçen bayram haftasında, Türkiye’de yaşayan sığınmacıların bayramlaşmak ya da eğlenmek için sokağa çıkması yani ‘görünür’ olması ile sosyal medyada sığınmacı krizi yeniden patlak verdi. Elinde silahla poz verip Türkiye’de yaşayanlara ‘tehditler’ savuran ya da Eminönü’nde Afganistan bayrağı açıp ‘Burası artık Afganistanönü’ gibi paylaşımlar yapılan Suriye, Afganistan, Pakistan bayraklı sahte hesaplar da galeyan yarattı. Sahte hesaplar üzerinden yürütülen bu propaganda ‘ırkçılık’ ve ‘vatan hainliği’ tartışmasını da alevlendirdi. Peki, kim bu sahte hesaplar? Ne yapmak istiyorlar?

SOSYAL MEDYA ARTIK ‘OPERASYON’ ALANI

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi, terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, mülteci sorununun iç siyasi çekişmeler, sosyolojik hassasiyetler ile alakalı olduğu kadar dış güçler ile de alakalı olduğunu söyleyerek, durumu şöyle anlatıyor: “Türkiye önemli ve büyük bir meydan okuma yaptı. Önce meskûn mahal çatışmaları ve ardından darbe girişimi ve sonrasında da cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir mücadeleye girişilmesi ki bu mücadele sınır ötesine de taştı. Sonrasında ise Türkiye, ‘Ben, jeopolitik bir aktörüm’ dedi. Gelin görün ki Türkiye’nin jeopolitik bir aktör olmasına izin verilmiyor ve dahası Türkiye’nin rahatsız ettikleri bugün Türkiye’yi rahatsız etmeye çalışıyor. Bunu yapmanın yolu ise her zaman güç kullanmaktan geçmez. İstihbarati, siyaseten ya da sosyolojik-psikolojik operasyonlar olabilir. Nasıl mı? Hassasiyetlerinizi, siyaseten yapılan bazı hataları ya da yapılmayanları kullanarak. Sığınmacı meselesi de bunlardan biri."

5.KOL 

“Sığınmacı meselesinin antropolojik, sosyolojik, ekonomik ve kültürel hassasiyetleri var ve bazı güçler elbette böyle önemli bir meseleyi kendi çıkarlarının tasarımı için kullanacaklardır. Bu güç odakları sığınmacı meselesini kaşıyarak, istikrasızlık yaratma niyetindeler. Kaldı ki meselenin büyük bir kaşımaya da ihtiyacı yok çünkü toplumun bilinç seviyesi sığınmacılar konusunda çok düşük, böyle bir kaşımaya tepki vereceği de çok belli çünkü kodlarımızda var. Bu güçlerin operasyon için kullanacağı alanlardan ilki her tür bilgi kolay ve hızlıca yayıldığı için elbette sosyal medya olacaktır. ‘Bot’ dediğimiz sahte hesaplar bu iş için var. Bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan bazı kişiler de ‘vatanseverlik’ gibi bazı hassasiyetleri üzerinden bu profesyonellere hizmet etmekte. Sosyal medya bugün 5. kol haline gelmiştir.”

SORUN YERİNDE ÇÖZÜLÜR

Yazının Devamını Oku

Genç kalmanın sırrı beyinde

5 Mayıs 2022
Günümüz insanı, hele de büyükşehirlerde yaşayan ve temposu sebebi ile bedenen ve ruhen yorgun olanlar ‘gizli’ bir formülün ya da ‘ölümsüzlük’ iksirinin peşinde.

Ama kötü haber. Ne öyle bir formül ne de iksir var. Sağlıklı, mutlu olmak da genç kalmak, uzun yaşamak da elimizde. Yapılacak ev ödevlerimiz var yani. ‘Nedir o ev ödevleri? Söyle de yapalım’ diyenler için Prof. Dr. Derya Uludüz ile buluştuk. Diyor ki: ‘Aradığınız formül beyninizde.’ İşte 8 maddelik ev ödeviniz...

ORMANIN KRALI: BEYİN

‘Gençliğin sırrı beyinde’ Nörolog, Prof. Dr. Derya Uludüz’ün ilk kitabı. Salgınla dirençli bir bağışıklığın önemini iyice idrak eden biri olarak bir solukta okudum kitabı. Bir başucu kitabı. Zira sağlıklı olma yolunda arzu ettiğimiz ne varsa; genç kalmak, enerjik ve mutlu bir birey olmak, kırışmamak, genç ve güzel bir cilde sahip olmak, ruh sağlığımızı korumak gibi, hepsinin ortak paydası iyi bir beyin sağlığına sahip olmakta gizliymiş. Prof. Dr. Uludüz diyor ki: “Beyninize iyi bakın ki vücudunuz genç ve sağlıklı olsun. Beyin öyle bir organ ki adeta ‘ormanın kralı’. Kendisini yönetmeyi bırakın tüm diğer organları da yönetiyor. Dolayısıyla beyninizi iyileştirdiğinizde bedeninizin de iyileştiğini göreceksiniz.

‘GİZLİ’ FORMÜL

Prof. Dr. Derya Uludüz ile Hürriyet Bizimle için buluştuk. Bugünlerde herkesin ona gençlik için ‘gizli’ formül sorduğunu söylüyor ve “Aslında herkes formülü biliyor ama gerçek hayatta ya uygulamaya üşeniyor ya da zamanı yok! Teknoloji hayatımıza kolaylık kadar tembellik de getirdi. İşe gitmek için bile evden çıkmıyoruz artık. Fabrikasyon besleniyoruz. Elimizde akıllı telefonlar ya 7-24 çalışıyor ya da sosyalleşiyoruz. Sonuç? Unutkanlık, uyku problemleri, baş ağrıları, kanser ve diğer hastalıklar. Formül mü istiyorsunuz? Buyurun” diyerek kitabı işaret ediyor.


Yazının Devamını Oku

Önce yazdı şimdi oynuyor: Yönetmene teslim olmak gerekiyor

4 Mayıs 2022
Kanal D’nin geçen hafta total grupta reytingleri yine altüst eden yeni dizisi ‘Üç Kız Kardeş’, 90’lar ruhunu özleyenlere ilaç gibi geldi.

İclal Aydın’ın satış rekorları kıran aynı adlı romanından uyarlanan ‘Üç Kız Kardeş’te, Aydın’ı Nesrin rolünde izliyoruz. Hep kendine özgü bir yazar ve oyuncu oldu İclal Aydın ama bana göre sıkı da bir hikâye anlatıcısı. ‘Hürriyet Bizimle’ için buluştuk. Diziden, gözlerden uzak yaşamından, verdiği kilolardan konuştuk, İzmir depreminde kaybettiği yeğenlerini andık.

KIRGIN VE KÜSKÜNDÜM

3 yıl önce İstanbul’un insanı bedenen ve ruhen yoran yoğun temposundan kurtulup İzmir’e sonra Urla’ya taşındınız. Şimdi Ayvalık’tasınız. Tüm bu süreçte bir de pandemi yaşadık. Nasıl geçti?

Aslında pandemiye hazırlıklı yakalandım diyebilirim. Zaten İstanbul’dan uzaklaşmış, Urla’ya yerleşmiş, kendi içimde bir hayat kurmuştum. Daha küçük, daha basit, daha sade bir köy hayatı. Tam bu düzeni kurmuştuk ki dünyayı sarsan pandemi geldi başımıza. Dolayısıyla büyükşehirdekilerin yaşadığı kadar ‘derin’ hissetmedik biz o süreçleri.

İsabet olmuş ama yine de ‘Suyun başı’ derler İstanbul için. Neden uzaklaşmak istediniz?

Annemin rahatsızlığı ile alakalı sıkıntılı süreçlerden geçiyorduk ailece. Bir de benim inandığım değer yargılarının hızla eriyor olmasından, kendime yer bulamamaktan kırgın ve küskündüm. İçime kapanmıştım. Yaptığım işler anlamında da medyada, televizyonda bana yer kalmadığına düşünüp ‘Köşeme çekileyim’ dedim kendime ama sıkıntılı o süreçler sonrasında güzel bir şeye eviriliyorsa hem ‘Oh, şükür’ diyorsun hem elinde bir kazanç oluyor. Benim bu zor dönemlerim de bana 2 roman verdi.

Yazının Devamını Oku

Ucuz ve eğlenceli tatilin püf noktaları

3 Mayıs 2022
Dünyanın pek çok ülkesine eşi Seda ile iz bırakan, ‘Çok Gezenti’ Burak Akkul yeniden yollarda. Pandemi sebebi ile 2 yıldır ekranlardan uzak olan Akkul, Ürdün, Petra bölümü ile yeniden ekranlara dönerken Hürriyet kitaptan çıkan yeni seyahat kitabı ‘Bizim Ora’ ile de okuyucusunu Türkiye’de bir yolculuğa çıkarıyor. Bay ‘Çok Gezenti’ ile Hürriyet Bizimle için harika bir söyleşi yaptık. Salgındı, kur farkıydı derken yurtdışı tatilini ekonomik ve eğlenceli bir hale nasıl dönüştüreceğimizi ve yurtiçi rotalarını konuştuk.

GEZİN, BİLİN AMA EN ÇOK BİZİM ÜLKEYİ SEVİN

‘Şehirler ve İnsanlar’, ‘Boş Dünya’ ve şimdi ‘Bizim Ora’ ile üçlemesini tamamladı seyyah, yazar Burak Akkul. 1972 Kırklareli doğumlu. 1991’de Rauf Olcay, Erdil ve Varol Yaşaroğlu, Murat Dişli ile MR VEB’i kurdular. 7 yıl aktüel-mizah programı Plastip Şov’u yazıp yönetti. Zaman içinde eşi Seda ile ‘Çok Gezenti’ programını geliştirdiler; şimdi teve2’de bu programı hem planlıyor hem de sunuyorlar.

HÂLÂ TEDİRGİNİM

Akkul, 2020 Mart ayında yani henüz ortada bırakın aşıyı virüse dair pek fazla bilgi yokken COVID-19’a yakalanan ilk 10 isimden biriydi. Günlerce yoğun bakımda kaldı. O zorlu günleri hatırlatınca, “Benim için artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Çok ağır süreçler yaşadık. Kimilerimiz en yakınlarını kaybetti. Her birimiz insan olarak değiştik, dönüştük. Üzerimde hâlâ yaşadıklarımın tedirginliği var” diyor.

‘BİZİM ORA’LAR

‘Bugün bayram, güzel şeylerden konuşmak lazım’ deyip konuyu yeni kitaba getiriyorum. Diyor ki: “Bugüne kadar hep yurtdışına yaptığı seyahatleri gözler önüne seren bir gezginin yurtiçi seyahat anıları benimkisi. Gezin, bilin ve yine en çok bizim ülkeyi sevin! Ama bunu bir fanatik olarak değil dünyayı da bilerek yapın. Bilinçli bir vatandaş olarak yapın. Türkiye’de kendi içinde ayrı ayrı birçok ülke var gibi. 7 bölge. 7 iklim. 7 kültür. 7 mutfak. Bu dokuya ulaşmak insanı çok zenginleştiriyor.

Yazının Devamını Oku

Dünya liderlerine ne oluyor

19 Nisan 2022
ABD Başkanı Biden ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron... Dünyanın önde gelen liderleri arasındalar ancak her ikisi de son günlerde siyasetlerinden çok gafları, tutumları, verdikleri pozlar ile gündemde. Biden’ın Kuzey Carolina’da bir üniversiteyi ziyareti sırasında ‘hava’ ile tokalaşması, Meksika sınırında imzaladığı belgeyi kime vereceğini unutarak, boş gözlerle etrafa bakması 78 yaşındaki liderin hasta olduğu iddialarını gündeme taşırken, Macron’un ise önce Ukrayna Başbakanı Zelenski’ye benzeyen sonrasında da ‘bağrı açık’ pozlar vermesi, ‘Güçlenen sağdan oy almak için ne yapacağını şaşırdı’ yorumlarına sebep oldu. Her iki lideri de mercek altına aldık.

DEMANSİYEL BİR SÜRECİN BAŞLANGICINDA

Amerikan Başkanı iddia edildiği gibi hasta mı değil mi? Washington Post gazetesi Biden’a ‘alternatif’ 10 isim başlıklı bir makale yayınladı. Alzheimera yakalandığı iddiaları da var. BEYİNDER Kurucu Başkanı, nörolog Prof. Dr. Derya Uludüz’ü aradım. Videolarını beraber izledik, şöyle diyor: “Elbette uzaktan kesin bir yorum yapmak çok zor ancak izlediğimiz bu tablo beyin ile alakalı dejeneratif (yaşlılığa bağlı) bir süreçte olduğunu gösteriyor. Bu süreçteki hastaların halüsinasyon görmesi, karşısında biri olduğunu sanması ya da istemsiz olarak hareketler yapması olasıdır. ‘Kesin alzheimer’ demek yanlış olur ancak alzheimer da demansın (unutkanlık) bir parçasıdır. Demansiyel bir sürecin başlangıcında olma ihtimali yüksek. Hatta Biden’ın hareketleri ‘frontotemporal demans’a -ilerleyici sinir hücresi kaybına bağlı bozukluk- da hayli benzemekte.”

YAŞI HİÇBİR ZAMAN SAKLANMADI

Global stratejist Hakan Akbaş, ABD’de bir başkanın görevini yerine getirip getiremediği ile alakalı kongre ve temsilciler meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin de içinde olduğu süreçlerin işletildiğine dikkat çekerek, “2024’teki seçime demokratların Biden’ı yeniden aday gösterip göstermeyeceğine bu bahsedilen fotoğraflar değil işletilen süreçler ve alınacak tıbbi raporlar ışığında karar verilecektir” diyor. Biden’ın gafları ya da garip diyebileceğimiz tutumlarına ilişkin ise şu yorumu yapıyor: “Birçok liderin uyuklarken, sendelemiş ya da düşmüş halde birçok fotoğrafı-videosu var, ki Biden zaten yaşlı bir adaydı. Yaşı hiçbir zaman saklanmadı. Kaldı ki partisi açısından da yaşının avantajını kullandı ve birleştirici olduğu için aday gösterildi. Dolayısıyla ABD seçmeni için yaşa bağlı sorunların büyük bir anlamı yok. ABD basınında, marjinal yayınlar hariç ana akım medyada bu durum haber olmadı.”

ABD’Yİ MÜESSES NİZAM YÖNETİYOR

Nişantaşı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, ABD’nin, başkan kim olursa olsun, güvenlik ve dış politikalarının temel çizgisinin pek değişmediğini belirterek, “ABD Başkanı olmanın kendi içinde özel koşulları vardır ve Biden da o koşullarla örtüşmekte. Biden yönetiminin Obama yönetiminin devamı olduğunu düşünüyorum ki kendisi zaten Obama döneminde başkan yardımcısıydı. Şöyle bir bakınca politikalarında pek bir fark yok aslında. O da İran nükleer anlaşmasını bir an önce toparlama derdinde. 90’larda ABD hegemon bir güçtü ama şimdi değil, müttefikler önemli. ABD, Ukrayna krizini iyi kullandı. NATO’yu Ukrayna üzerinden birleştirdi, bu büyük başarı ama bunu Biden kendisi mi yaptı? Hayır. Dolayısıyla ABD’yi müesses nizamı yönetiyor demek yanlış olmaz” diyor. ABD Başkanı’nın bize tuhaf gelen hareketlerinin Amerikalılar tarafından, yaşı olması sebebiyle, pek tuhaf karşılanmadığını da belirten Prof. Dr. Güney, “Yaşı var, ayağı tökezliyor, gaf yapıyor ama günün sonunda bu bir ‘ekip’ işi. Buna bakmak lazım. Şu an Rusya’yı daraltmak, Avrupa’yı bir masada toparlamak, içeride de benzin fiyatlarını düşürmek ve enflasyona çare bulmak ABD yönetimi ve seçmen için daha önemli gündem maddeleri” hatırlatması da yapıyor.

Yazının Devamını Oku