Fulya Soybaş

Unutkanlık yüksek zeka belirtisi olabilir

27 Şubat 2024
Başlığı okuduğunuzda gülümsediğinize yemin edebilirim ama ispatlayamam!

Çünkü Türkiye’de 7’den 70’e neredeyse hepimizin yüksek zekaya, karşı konulmaz bir ilgisi var. Hele de ebeveynler arasında, çocuklarının ‘dahi’ olduğunu düşünmeyen yok gibi.

Neyse… Konumuz salt ‘zekâ’ değil, zekâ ile unutkanlık arasındaki bağlantı. 2023’te yayınlanan ve neden bilmem ama dün sosyal medyada yeniden gündeme gelen, son araştırmaya göre günümüzde yaygın bir sorun haline gelen unutkanlığın yüksek zekâ belirtisi olabileceği görüldü. İyi de tartışma programlarında toplumsal olarak balık hafızalı olduğumuz, özellikle de deprem- sel gibi felaketleri çabuk unuttuğumuzdan yakınan çok. Ne yani hepimiz mi “dâhiyiz?” Yoksa araştırmanın bize anlatmak istediği başka bir şey mi var? Sordum.

BEYİN YENİ BİLGİLERE ESKİYİ UNUTARAK YER AÇIYOR

“Son sorudan başlayalım” diyor, Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, “Her unutkanlık yaşayan yüksek zekalı diye bir durum elbette söz konusu değil. Senin bahsettiğin şey toplumsal hafıza. Her toplumun hafızası da kendi tarihsel tecrübelerine göre şekillenmektedir. Ancak ortak hafızamız bugünlerde hızlı çalışma hayatı, kitle iletişim araçları, tüketim çılgınlığı, siyaset ve daha pek çok unsurla birlikte daha çok ‘unutmaya’ odaklanmış durumda” yorumunu yapıyor.

İŞTE O ARAŞTIRMA

Gelelim araştırmaya...

Yazının Devamını Oku

Yanıltıcı etikete rafta yer yok

25 Şubat 2024
İki hafta önce yazmıştım, Tarım Bakanlığı içinde ‘eser’ miktarda nar olan nar ekşisi görünümlü sosların ardından limon suyu- imiş gibi etiketlenen limon aromalı sosların satışına yasak getirmişti.

Bakanlığın etiket düzenlemesi genişliyor. Bundan böyle -mış gibi yapan ürünlere rafta yer yok! Mesela muz aromalı süte muzlu süt, çilek aromalı gofrete çilekli gofret yazılamayacak, margarinlerin üzerine ‘tereyağı keyfi’, içinde süt olmayan, buzlu ürünlere ‘dondurma lezzeti’ denilemeyecek.

Amaç tarım ürünlerinin üretim ve tüketimini arttırmak, tüketicilerin yanlış yönlendirilmesini önlemek. Vallahi kocaman bir alkış! 

MARKET REYONLARI İÇİNDE MEYVE OLMAYAN SÜT, YOĞURT VE KEFİRLE DOLU

Markete gittiniz. Her reyonda en az 20 dakika oyalanır mı yoksa alacağınızı alıp çıkar mısınız? Ben daha çok ikincisiyim, hele de büyükşehirlerde hep bir acelemiz olduğu düşünüldüğünde... Alışveriş ne kadar çabuk biterse o kadar iyi. Ancak bu, aynı zamanda aldığınız ürünü incelemediğiniz, etiketine bakmadığınız anlamına da gelir. Yani etiketine bakıyorum ama ne yalan söyleyeyim fiyat etiketine! ‘İçindekiler’ kısmına bakmak aklıma gelmiyor. Sonra da eve bal sandığım ‘aromalı’ macun, oğluma boyu uzasın diye süt sanarak aldığım ‘aromalı’ süt, ‘tereyağı’ görünümlü margarin ile dönüyorum. Üşenmeyin açın bakın bakalım dolaplarınızı! Sonumuz aynı, değil mi? İşte buna ‘etiket’ aldatmacası, bu ürünlere de -mış gibi ürünler deniyor.

VATANDAŞ ÜRÜNÜN İÇİNDE NE OLDUĞUNU NEREDEN BİLECEK?

“Farkındalığı yüksek bir gazeteci ve bir anne olarak sizin bile ‘düşünmeden’ sepete attığınız bu ürünlerin içinde ne olduğu ya da olmadığını vatandaş nereden bilecek?” diye soruyor Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Gıda Denetim Uzmanı ve Gıda Mühendisi Nurten Sırma ve ekliyor: “Bilemez.” Şöyle devam ediyor:

SAĞLIĞIMIZA DA CEBİMİZE DE YAZIK

Yazının Devamını Oku

Bu çağda mutlu bir evlilik mümkün mü… Evlenme ve boşanma sayılarında düşüş var

23 Şubat 2024
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 evlilik istatistiklerini açıkladı. 2022’ye kıyasla 2023’te evlenme ve boşanma rakamlarında ufak da olsa bir düşüş var. Ortalama ilk evlenme yaşı ise her iki cinsiyette de son 22 yılın zirvesine oturdu ve erkeklerde 28,3 kadınlarda 25,7’ye yükseldi. Boşanmaların üçte birinin ise ilk 5 yıl içinde gerçekleştiği tespit edildi. Gelin hem rakamlara hem de bu rakamlar bize ne anlatıyor ona bakalım.

10 ÇİFTEN EN AZ 3’Ü İLK 5 YILDA BOŞANIYOR

TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistiklerine göre:

-Evlenen çiftlerin sayısı 2022’de 575 bin 891 iken, 2023’te 565 bin 435,

-Boşanan çiftlerin sayısı 2022’de 182 bin 437 iken, 2023’te 171 bin 881 oldu.

- Her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşı arttı. 2023’te erkekler 28,3- kadınlar ise 25,7 yaşında ilk kez evlendi. Bu veri, 22 yılın zirvesi olarak kaydedildi.

- 2023’te boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5, yüzde 21,7’si ise 6-10 yılı içinde gerçekleşti.

- Çocukların velayetinin yüzde 74,9’u anneye, yüzde 25,1’i de babaya verildi.

- Evlenme hızının en yüksek olduğu il

Yazının Devamını Oku

‘En iyiler listesi’ne girince yine tartışma alevlendi... Simit ve lavaş aslında kime ait

22 Şubat 2024
Hamur işi ve türleri dünyanın neresine giderseniz gidin sofraların vazgeçilmezidir. CNN Travel da bazı kültürlerde “ekmek” olarak nitelendirilen “Dünyanın en iyi 50 hamur işi” lezzetini seçti. Listede Türkiye’den simit, Ermenistan’dan lavaş var. Yunanistan’da yaşayan ve haberi gören gazeteci arkadaşım aradı ve dedi ki: “Hayırdır! Baklavadan sonra simidimize de mi göz diktiniz!” Onu kapadım bu kez de Adana’dan ciğerci Mehmet abimiz aradı: “E bizim lavaşa Ermenistan lezzedi demişler, bir şey yaz da demesinler.” Osmanlı’nın hayli geniş bir coğrafyada yüzyıllarca hüküm sürmesi ve akabinde yaşanan savaşlar, göçler, değişen sınırlar “Bu yemek kime ait” tartışmalarını da beraberinde getiriyor sıklıkla. Bu tartışmalara şimdi simit ve lavaş da eklendi. Simit Yunanistan, lavaş da Ermenistan’ın mı yoksa ikisi de Türklerin mi?

SİMİDİN KÖKENİ ANTİK YUNAN’A DAYANIYOR

Georgio Dimitriadis, Yunan asıllı gazeteci arkadaşım. CNN Travel’in “Dünyanın en iyi 50 hamur işi” başlıklı makalesini görünce beni aradı, diyor ki: “Tartışmayı noktalayayım. Simit bizimdir! (Gülüyor.) Şaka bir yana ortak bir coğrafyanın kültürü olduğunu düşünüyorum. Biz Koulouri diyoruz ama Simiti olarak da biliniyor. Özellikle Selanik’te meşhur. Tıpkı İstanbul gibi her köşe başında bir stant var ve sabahları her yaştan insanı, trafikte ya da deniz kenarında bir elinde frappe diğer elinde Koulouri ile görebilirsin. Bu, klasik bir görüntüdür ve bizim kültürün de büyük bir parçasıdır.”

Georgio Dimitriadis

SAHİP ÇIKMAK ÖNEMLİ

Peki nereden çıktı bu sizin mi bizim mi tartışması? Cevabı şu: “Bazı Yunan tarihçilere göre simidin kökeni Antik Yunan’da kölelere servis edilen, bir tür yuvarlak ekmek olarak da bilinen ‘kollyra’ya uzanıyor. Bizans İmparatorluğu döneminde ise sokak satıcıları tarafından işçi, tüccar, göçmen, yabancı askerlere satılmaya başlanıyor. 16. yüzyıl ortalarında Konstantinopolis’te (İstanbul) simit yapan ve satan 70’in üzerinde fırın olduğu da belgelenmiş. Tabii burada bence önemli olan bulmak kadar bu kültürün yaşatılması- nı da sağlamak. Bu değerlere sahip çıkmak önemli.

SİMİT TÜRKİYE’NİN LEZZETİDİR AMA DİKKAT TADI KAÇMASIN

Ankara

Yazının Devamını Oku

Biyografi filmlerinin sonu neden mahkemede bitiyor

20 Şubat 2024
Sesiyle, sözüyle bazen de büyük başarıları ile milyonları kendilerine hayran bırakan ve ölümünden sonra da hafızalardan silinmeyen sanatçılar, sporcular var.

Ve şüphesiz onların hayatlarını merak ediyoruz. Diyelim ki Türk sinemasında bu sanatçı ya da sporcuların hayat hikâyesini beyaz perdeye taşıma telaşı var. Gelin görün ki 2017’da Ayla, 2018’de Müslüm, 2019’da Cep Herkül’ü Naim (bu filmler de sonradan davalık oldu) ile devam eden ‘biyografik’ film furyasının sonu çoğunlukla mahkemede bitiyor. Bergen, Prestij Meselesi, Garip Bülbül Neşet Ertaş, İki gözüm Ahmet, Çiçero... En son usta sanatçı Cem Karaca’nın hayat hikâyesini konu alan “Cem Karaca’nın Gözyaşları” filmi eşi İlkim Karaca’nın başvurusu ile gösterimden kaldırıldı. Ahmet Kaya’nın hayatını anlatan “Ahmet’in Türküsü” filmi içinse merhum şarkıcının eşi Gülten Kaya Hayaloğlu “desteklemiyoruz” açıklaması yaptı. Peki neden? Aileler ile yapımcılar neyi paylaşamıyorlar? Ve bu durumun salona etkisi ne?

NEYİN TELİF NEYİN KİŞİLİK HAKKI İHLALİ OLDUĞU BİLİNMİYOR

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği Genel Sekreteri ve Hukuk Danışmanı Avukat Burhan Gün, ünlü birinin hayatını beyaz perdeye taşımanın telife konu olmadığı ve izin alma zorunluluğu bulunmadığını söylüyor. Nasıl yani? O zaman isteyen, istediği gibi istediği kişi hakkında film yapabilir mi?


Burhan Gün

KİŞİ AİLESİNE AİT BİR ESER DEĞİLDİR

Yanıtı şu: “

Yazının Devamını Oku

Kredi kartlarına düzenleme tüketiciyi nasıl etkiler

19 Şubat 2024
Kredi kartı borçları rekor kırıyor!

Bireysel kredi kartı borçları geçen yıla oranla yüzde 157 arttı, 1 trilyon 200 milyar liraya yükseldi. Ekonomi yönetimi yükselişin enflasyon ile mücadelede sıkıntı yarattığı görüşünde.

Merkez Bankası kredi kartlarına yönelik faiz, taksit ve kart limitlerinin sınırlanabileceği sinyali verdi. Peki, tek başına bu hamle enflasyonu baskılamaya yeter mi? Yoksa kredi kartına getirilecek kısıtlama özellikle dar gelirli tüketiciyi olumsuz etkileyerek krizi derinleştirir mi? Ekonomistlere sordum.

DÜZENLEME YERİNDE OLUR ANCAK İNCE AYAR ŞART

Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan: “Borçlanmanın böylesine hızla arttığı bir ortamda kredi kartlarına düzenleme yapılması hem enflasyon ile mücadele hem de hane halklarının gereksiz borçlanmaya teşvik edilmemesi açısından gerekli ve yerinde olur. Ancak madalyonun arkası da var. Son dönemde yaşanılan enflasyon sürecinde satın alma gücünü ciddi şekilde kaybeden bir grup var. Bu grup ‘mecburen’, gelir dağılımın bozulmasından kaynaklı olarak, kredi kartı borçlanmasına gitti, hayatını kredi kartları ile idame ettirir hale geldi. Dolayısıyla bunu göz ardı edip, enflasyon ile mücadelenin yükünü onların üzerine bırakmak doğru olmaz. Merkez Bankası haklı ama zaruri kredi kartı borçlanması yapan hane halkı da... Bu sebeple buraya ince bir ayar şart!

DAR GELİRLİ GÖZETİLMELİ

Peki, nasıl yapılacak o ince ayar? Prof. Dr. Yazgan

Yazının Devamını Oku

Ahlaki çöküşün nedeni Tiktok mu

18 Şubat 2024
Bir yanda sosyal medya fenomenlerine yapılan operasyonlar ve art arda açılan kara para soruşturmaları öte yanda Laz Kızı, Donsuz Kelly, yatak odalarından canlı yayın açan çift, kız arkadaşının yüzünü gösterme bahanesi ile para toplayan adam, pelüş ayı isteyen dayı... Özellikle TikTok, canlı yayınlar ve bu yayınlardan elde edilen gelirler sebebiyle tartışmalı platformların başında. “Yasaklanacak mı” tartışmaları devam ederken, Dubai’de gençlerin ruh sağlığı odaklı bir konferans düzenlendi. Oradaydım. Genel kanı şu: “Toplumsal sorunlar dijital platformlara indirgenemez zira kullanıcıları bizatihi toplumun içinden insanlar. Yani toplum nasılsa aynası da sosyal medya.”

9 AYDA 16 MİLYON İÇERİK TEMİZLENDİ

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman, “Başta TikTok olmak üzere dijital mecralar sokağın önemli konularından birisi. Ulusal güvenlik meselesi haline gelmiş durumda” demişti. Öyle mi gerçekten? TikTok çocukların ve gençlerin özellikle de ‘müstehcen’ ve terör içerikli yayınlardan korunması için bir şey yapıyor mu? Bu sorunun cevabını, TikTok’un Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türkiye (MENAT) Bölgesini de kapsayan geniş bir katılım ile düzenlediği “Sosyal medyada gençlerin ruh salığını korumanın yolları” konferansında aradım. İşte öne çıkan başlıklar:



DANS PLATFORMU İDİ ‘HER ŞEY’ OLDU

Yazının Devamını Oku

Yeniden yargılanması gündemde: Bunun nesi iyi hal

16 Şubat 2024
Ne yalan söyleyeyim videonun tamamını izleyemedim ama ne yaşandığını biliyorum.

O videoda 6 dakika boyunca süren işkence var, tekmeleyerek bir canlıyı öldürmek var. Neden bahsettiğimi sanırım anladınız!

Kedi Eros 1 Ocak’ta canice katledildi ve katili, İbrahim Keloğlan da iyi hâl indirimi ile serbest kaldı. Karar, hukuk sistemine güvenimizi bir kez daha sarsarken, infial yarattı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti, sosyal medyada “İbrahim Keloğlan tutuklansın” kampanyası başlatıldı.

Ancak hâlâ bir gelişme yok! Peki, bundan sonra ne olacak? Ve dahası Hayvan Hakları Kanunu’na rağmen nasıl olur da bu suça ‘iyi hal’ indirimi uygulanır?

Olayın hukuki yönünü Avukat Deniz Kalafatoğlu, bir insanın el kadar kediyi, işkence ile öldürecek kadar gözünün dönmesi halini de psikolog, sosyolog Dr. Serap Duygulu ile konuştum.

KANUN VAR AMA UYGULAYAN YOK

Yazının Devamını Oku