Fulya Soybaş

Z kuşağı YouTube'a inanıyor

17 Mayıs 2022
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, AK Partili kurmaylara Z kuşağı ile ilgili bir sunum yaptı. O sunumda en çok dikkatimi çeken; Z kuşağının YouTube ve Twitter’a olan inancı oldu. Araştırmaya göre Z kuşağı haberi yüzde 32.2’i ile YouTube, yüzde 30.1 ile Twitter’dan alıyor ve doğruluğuna da hayli inanıyor. İnternetin içine doğan bir kuşağın buna yatkınlığını anlıyorum ama bu platformlardaki bilgi kirliliği de endişe verici. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde gördük, dezenformasyon ayyuka çıkmış, bazı video ve fotoğraflar ya bir savaş oyunu ya da bir tatbikattan alınmıştı. Z kuşağının YouTube, Twitter inancı ve kirli bilgiden korunmanın yollarını uzmanları ile konuştum.

DAHA HIZLI VE PRATİK

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Erdoğan’a göre Z kuşağı zamanı ve kullandığı aracı kontrol etmek, kendi denetimi altına almak istemekte. Bu nedenle de yazılı basılan geleneksel haber kaynaklarından, belli bir yayın akışına göre yayım yapan radyo ve televizyonlarından uzak duruyorlar. Neden? Prof. Dr. Erdoğan şöyle anlatıyor: “Akıllı telefonları/tabletleri aracılığıyla internet haberciliğini takip etmek onlara daha hızlı ve pratik geliyor. Üstelik gençler haberi sadece alan, ‘edilgen’ bir pozisyon içinde olmak istemiyor. Haberin altına yorum yazarak, ona yön vererek etken bir rol de oynuyorlar. İnternet araçları onlara bu imkânı tanıyor.”

HEPSİ TÜRDEŞ DEĞİL

Sosyal medya kanalları üzerinden takip edilen haber kaynaklarının önemli bir kısmının geleneksel medya organlarının internet bağlantıları olduğunu da unutmayalım. Ayrıca Youtube ve diğer sosyal medya platformlarındaki haber mecralarını türdeş olarak da görmemek lazım. Bunların içinde eski ana akım medyanın içinden çıkan kişiler tarafından kurulan haber kanalları ve platformları ya da Türkçe yayın yapan yabancı haber kanalları da var. Bu saydıklarım editoryal süzgeçten geçirerek haber yayını yapmakta. Bu kanalların dinamik, daha hızlı ve görece olarak daha bağımsız haber yapmaları, ana akım medyada yer bulamayan çeşitli temaları işlemeleri gençleri cezbediyor.

MANİPÜLASYONA DİKKAT

İnternet ya da sosyal medya kanallarında yapılan habercilik bazen dezenformasyona da yol açabiliyor. Bu noktada haberin hangi mecrada yayınladığından çok hangi ilkelere göre hazırlandığının daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan, “Gazetecilik etik kurallarını dikkate almayan kişilerin hazırladığı haberler bilgi kirliliğinin en önemli nedeni. Bu tip yayınlar yapanlar profesyonel olmadığı ive bir mesleki yapı içinden bulunmadıkları için kimseye karşı da sorumlu değiller. İstedikleri gibi manipülasyon yapabiliyorlar. İster geleneksel medyada ister internet üzerinden olsun gazetecilik etik ilkelerine uygun yayın yapan kişi/kurumları takip etmek, doğru ve sağlıklı bilgiye ulaşmak için önemli” yorumunda bulunuyor.

ALGORİTMASI TÜRK YAPISINA ÇOK UYGUN

Yazının Devamını Oku

Anne-baba olmak isteyene 'ehliyet' şart koşulabilir mi

16 Mayıs 2022
Antalya’da bir anne 2 yaşındaki kızını, Trabzon’da da eşinin üzerine kuma getirmesini kabul etmediği için bir baba 3 kızını öldürdü. İstanbul’da bir baba ağlıyor diye bebeğinin vücudunda sigara söndürürken, Aydın’da bir anne 2 yaşındaki çocuğuna sigara içirdi. İnsanın bu haberleri okudukça içi daralıyor, öyle değil mi? Araba sürmek için ehliyet, iş bulmak için diploma soruluyor, anne-baba olmak içinse hiçbir şeye ihtiyacınız yok! Çocuk ve genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri bu duruma dikkat çekmek için çok tartışılacak bir öneri ortaya attı: ‘Ebeveyn olmak isteyenler ‘ehliyet’ alsın.’

ÇOCUKLAR DEĞİL EBEVEYNLERİ HASTA

Çocuk ve Genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri,Önerim bazı kesimlerden çok tepki çekti ama linç yemeyi göze alarak bunu dillendirmek zorundaydım’ diyor. Kendini neden böyle bir zorundalık içinde gördüğünü ise şu sözlerle açıklıyor: “Adli vakalara giriyorum, nelerle karşılaştığımızı görsen, inan kanın donar. Örnek vereyim, bir anne; çocuğa kötü muamelesi ispatlanmış, ceza almış, şükür ki olması gerektiği gibi olmuş ve çocuk devlet korumasına alınmış. Buraya kadar her şey normal. Peki, ya sonra? Kadın tüm olaylardan sonra ikinci çocuğu yapıyor, kimse de ne yapıyorsun demiyor? Hop, en başa dönüyoruz, ikinci çocuğa da kötü muamele. Yani aklın bu durumu alıyor mu? Olacak iş mi?”

ETİK Mİ

“Bazı kişiler, ‘Etik değil. İnsanların çocuk sahibi olup olmayacağına karışamazsın’ diyor. Anlıyorum ama insanların da anne-baba olmadan önce bir eğitim alması, nasıl bir sorumluluk yüklendiklerini bilmeleri gerekmez mi? Bunu deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki; bana tedavi için gelen çocuk ve gençlerin yüzde 80’i hasta değil, hasta olan ebeveynleri. Yani çocuğu tedavi etmeniz onu aynı ortama geri gönderdiğiniz sürece işe yaramıyor. Tedavi etmeniz gereken çocuk değil, anne ve babalar.”

İKİ KİŞİNİN İNSAFINA TERK EDİLEMEZ

“Babanın kişilik bozuklukları, annenin depresyonu, bağlanma problemleri derken günün sonunda olan çocuğa oluyor. Günah değil mi bu çocuklara? Ki çocuğa cinsel istismardan bahsetmiyorum bile... Ruh sağlığı bozukluklarınızı tedavi etmeden, çocuk yapıyorsunuz sonra bilinçsizliğinizin cezasını ömür boyu çocuklar çekiyor. Hiçbir çocuk iki kişinin, anne babasının insafına terk edilmemeli. Çocuğunu en temel insani hakkından, yemek yedirmekten mesela, mahrum bırakan ebeveynler var.”

ANNE-BABALIK KUTSAL DEĞİLDİR

Yazının Devamını Oku

Eskisi yenisinin üç katı: Modanın canını okudular

12 Mayıs 2022
Dünyaca ünlü Balenciaga markası, Paris Sneaker modelinin yüzyıllardır giyilmiş bir görünüme sahip olan eski, püskü, kirli versiyonunu çevrimiçi satışa sundu. Yalnızca 100 çift üretilen ayakkabıya sahip olmak isteyenlerin gözden çıkaracağı rakam 1450 Euro (23 bin 500 lira). Oysa aynı sitede gıcırı 495 Euro’ya (8 bin lira) satılıyor. Moda devinin bu eski, parçalanmış ayakkabıyı piyasaya sürerek dikkat çekmek istediği nokta ne, yoksa aklımızla ‘alay’ mı ediyorlar? Bu ayakkabıyı alıp giyen olur mu? Modaya yön veren isimler ile konuştum.

‘ABSÜRT’ KOLEKSİYON ZİNCİRİ

HER ne kadar marka bu kampanyayı ‘ömür boyu giyilebilir’ olduğuna gönderme yapma niyetiyle hazırlamış olsa da moda dünyasının gelmiş geçmiş en öncü markalarından biri olması sebebiyle kurucusu Cristobal Balenciaga, kampanyayı görse ne derdi diye düşünmeden edemiyor insan. Gerçi Balenciaga, her sezon birbirinden absürt kampanyaları ile adından fazlaca söz ettiren de bir marka. İşte birkaç hatırlatma:

Dünyaca ünlü moda markası dijital kampanya görselleriyle sosyal medyada alay konusu oldu.

Nurgül Yeşilçay ve Buse Çelik, benzer konseptte kıyafetler giyip tiye aldı.

Independent, araba paspasına benzeyen ve 2050 Euro’ya satılan (yaklaşık 35 bin lira) etek için “Marka, üzerine bir paspas giymek isteyen müşterilerini düşünmüş neyse ki...” yorumu yaptı.

Yazının Devamını Oku

Dahi mi yoksa safi kötü mü

10 Mayıs 2022
Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, 44 milyar dolara satın aldığı Twitter’da gündemden düşmüyor. 3 aydır devam eden Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna ordusuna sağladığı iletişim desteğiyle savaşın seyrini değiştiren Musk, kendi hesabından “Gizemli koşullar altında ölürsem sizi tanımak güzeldi” yazarak bir suikasta kurban gidebileceği imasında bulundu. Bu paylaşım sosyal medyayı ayağa kaldırdı. Musk neden böyle bir tweet attı? Ve asıl soru; Putin’i düelloya, ünlü aktör Johnny Deep’i kafes dövüşüne davet eden Musk gerçekte kim? Dünyayı ele geçirmeye çalışan, şeytani zekâlı bir süper zengin mi? İlgi budalası ve şımarık sosyal medya trolü mü?

RUSYA’NIN TEHDİDİNE İMALI PAYLAŞIM

Rusya’nın uzay dairesi Roscosmos’un başkanı Dmitri Rogosin, Ukrayna’ya uydu üzerinden internet sağladığı için Elon Musk’ı tehdit etti. Rogosin, Telegram’dan yaptığı bir paylaşımda, Musk’ın “Ukrayna’daki faşist güçlere askeri iletişim aracı sağladığını” iddia etti. Rogosin mesajının devamında, “Elon, bunun için bir yetişkin gibi sorumlu tutulacaksın. Ne kadar aptalı oynarsan oyna” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Musk, Twitter hesabından “Eğer gizemli koşullar altında ölürsem sizi tanımak güzeldi” diye yazdı.

İLAH OLMAK GİBİ BİR DERDİ VAR

Bilişim hukukçusu, CryptoFemale kurucusu Sima Baktaş bir yatırımcı ve hukukçu olarak Elon Musk’ın arka arkaya attığı tweet’leri endişe verici bulduğunu belirterek, geçmişte Musk’a attığı tweet’ler nedeniyle yatırımcıları yanıltmaktan, SEC (ABD Sermaye Piyasası Kurulu) tarafından dava açıldığını hatırlatıyor. Bektaş,Twitter’da 90 milyon takipçisi var. Öyle ki bu takipçiler bir mesajı ile ilgisiz şirketlerin hisse değerlerini uçurabiliyor. Daha 3 gün önce profil fotoğrafını değiştirmesiyle ApeCoin isimli kripto parada büyük dalgalanma yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Bitcoin, Dogecoin ve Shiba Inu gibi kripto paraların fiyatlarında da attığı tweet’ler nedeniyle büyük değişiklikler olmuştu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu yapılan suçtur. Bir manipülatör olarak cezalandırılmalı” diyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ

Elon Musk’ın Twitter’ı alması ile yeniden büyük bir popülerliğe kavuştuğunu ve sürekli ‘gündemde’ kalmayı başardığını anlatan Bektaş, bunun şirketler kadar devletlere de büyük zarar verdiğini ifade ederek şöyle devam ediyor: “Twitter’ın her şeyin özgürce konuşulabildiği bir yer olacağını vaat eden Elon Musk, kendisiyle ilgili eleştirilere sert tepkiler veriyor. İfade özgürlüğü diyor ama bazı kişileri engelliyor. Üstelik bu sosyal platformu, kendi kişisel vizyonunu dayatmak için kullanma olasılığı da yüksek. Attığı tweet’lerin bazıları şiddet, nefret, hakaret, ırkçı ve yanlış bilgilendirmeler içeriyor. ‘Evin yaramaz çocuğu’ gibi davranıp ‘cool’ olmaya çalışıyor ama tam bir ilgi manyağı. Twitter’ı özellikle de ifade özgürlüğü açısından daha kötü bir noktaya götürme olasılığı yüksek.”

DRAMA EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Sahte hesaplar mülteci nefretini körüklüyor

9 Mayıs 2022
Geçen bayram haftasında, Türkiye’de yaşayan sığınmacıların bayramlaşmak ya da eğlenmek için sokağa çıkması yani ‘görünür’ olması ile sosyal medyada sığınmacı krizi yeniden patlak verdi. Elinde silahla poz verip Türkiye’de yaşayanlara ‘tehditler’ savuran ya da Eminönü’nde Afganistan bayrağı açıp ‘Burası artık Afganistanönü’ gibi paylaşımlar yapılan Suriye, Afganistan, Pakistan bayraklı sahte hesaplar da galeyan yarattı. Sahte hesaplar üzerinden yürütülen bu propaganda ‘ırkçılık’ ve ‘vatan hainliği’ tartışmasını da alevlendirdi. Peki, kim bu sahte hesaplar? Ne yapmak istiyorlar?

SOSYAL MEDYA ARTIK ‘OPERASYON’ ALANI

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi, terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, mülteci sorununun iç siyasi çekişmeler, sosyolojik hassasiyetler ile alakalı olduğu kadar dış güçler ile de alakalı olduğunu söyleyerek, durumu şöyle anlatıyor: “Türkiye önemli ve büyük bir meydan okuma yaptı. Önce meskûn mahal çatışmaları ve ardından darbe girişimi ve sonrasında da cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir mücadeleye girişilmesi ki bu mücadele sınır ötesine de taştı. Sonrasında ise Türkiye, ‘Ben, jeopolitik bir aktörüm’ dedi. Gelin görün ki Türkiye’nin jeopolitik bir aktör olmasına izin verilmiyor ve dahası Türkiye’nin rahatsız ettikleri bugün Türkiye’yi rahatsız etmeye çalışıyor. Bunu yapmanın yolu ise her zaman güç kullanmaktan geçmez. İstihbarati, siyaseten ya da sosyolojik-psikolojik operasyonlar olabilir. Nasıl mı? Hassasiyetlerinizi, siyaseten yapılan bazı hataları ya da yapılmayanları kullanarak. Sığınmacı meselesi de bunlardan biri."

5.KOL 

“Sığınmacı meselesinin antropolojik, sosyolojik, ekonomik ve kültürel hassasiyetleri var ve bazı güçler elbette böyle önemli bir meseleyi kendi çıkarlarının tasarımı için kullanacaklardır. Bu güç odakları sığınmacı meselesini kaşıyarak, istikrasızlık yaratma niyetindeler. Kaldı ki meselenin büyük bir kaşımaya da ihtiyacı yok çünkü toplumun bilinç seviyesi sığınmacılar konusunda çok düşük, böyle bir kaşımaya tepki vereceği de çok belli çünkü kodlarımızda var. Bu güçlerin operasyon için kullanacağı alanlardan ilki her tür bilgi kolay ve hızlıca yayıldığı için elbette sosyal medya olacaktır. ‘Bot’ dediğimiz sahte hesaplar bu iş için var. Bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan bazı kişiler de ‘vatanseverlik’ gibi bazı hassasiyetleri üzerinden bu profesyonellere hizmet etmekte. Sosyal medya bugün 5. kol haline gelmiştir.”

SORUN YERİNDE ÇÖZÜLÜR

Yazının Devamını Oku

Genç kalmanın sırrı beyinde

5 Mayıs 2022
Günümüz insanı, hele de büyükşehirlerde yaşayan ve temposu sebebi ile bedenen ve ruhen yorgun olanlar ‘gizli’ bir formülün ya da ‘ölümsüzlük’ iksirinin peşinde.

Ama kötü haber. Ne öyle bir formül ne de iksir var. Sağlıklı, mutlu olmak da genç kalmak, uzun yaşamak da elimizde. Yapılacak ev ödevlerimiz var yani. ‘Nedir o ev ödevleri? Söyle de yapalım’ diyenler için Prof. Dr. Derya Uludüz ile buluştuk. Diyor ki: ‘Aradığınız formül beyninizde.’ İşte 8 maddelik ev ödeviniz...

ORMANIN KRALI: BEYİN

‘Gençliğin sırrı beyinde’ Nörolog, Prof. Dr. Derya Uludüz’ün ilk kitabı. Salgınla dirençli bir bağışıklığın önemini iyice idrak eden biri olarak bir solukta okudum kitabı. Bir başucu kitabı. Zira sağlıklı olma yolunda arzu ettiğimiz ne varsa; genç kalmak, enerjik ve mutlu bir birey olmak, kırışmamak, genç ve güzel bir cilde sahip olmak, ruh sağlığımızı korumak gibi, hepsinin ortak paydası iyi bir beyin sağlığına sahip olmakta gizliymiş. Prof. Dr. Uludüz diyor ki: “Beyninize iyi bakın ki vücudunuz genç ve sağlıklı olsun. Beyin öyle bir organ ki adeta ‘ormanın kralı’. Kendisini yönetmeyi bırakın tüm diğer organları da yönetiyor. Dolayısıyla beyninizi iyileştirdiğinizde bedeninizin de iyileştiğini göreceksiniz.

‘GİZLİ’ FORMÜL

Prof. Dr. Derya Uludüz ile Hürriyet Bizimle için buluştuk. Bugünlerde herkesin ona gençlik için ‘gizli’ formül sorduğunu söylüyor ve “Aslında herkes formülü biliyor ama gerçek hayatta ya uygulamaya üşeniyor ya da zamanı yok! Teknoloji hayatımıza kolaylık kadar tembellik de getirdi. İşe gitmek için bile evden çıkmıyoruz artık. Fabrikasyon besleniyoruz. Elimizde akıllı telefonlar ya 7-24 çalışıyor ya da sosyalleşiyoruz. Sonuç? Unutkanlık, uyku problemleri, baş ağrıları, kanser ve diğer hastalıklar. Formül mü istiyorsunuz? Buyurun” diyerek kitabı işaret ediyor.


Yazının Devamını Oku

Önce yazdı şimdi oynuyor: Yönetmene teslim olmak gerekiyor

4 Mayıs 2022
Kanal D’nin geçen hafta total grupta reytingleri yine altüst eden yeni dizisi ‘Üç Kız Kardeş’, 90’lar ruhunu özleyenlere ilaç gibi geldi.

İclal Aydın’ın satış rekorları kıran aynı adlı romanından uyarlanan ‘Üç Kız Kardeş’te, Aydın’ı Nesrin rolünde izliyoruz. Hep kendine özgü bir yazar ve oyuncu oldu İclal Aydın ama bana göre sıkı da bir hikâye anlatıcısı. ‘Hürriyet Bizimle’ için buluştuk. Diziden, gözlerden uzak yaşamından, verdiği kilolardan konuştuk, İzmir depreminde kaybettiği yeğenlerini andık.

KIRGIN VE KÜSKÜNDÜM

3 yıl önce İstanbul’un insanı bedenen ve ruhen yoran yoğun temposundan kurtulup İzmir’e sonra Urla’ya taşındınız. Şimdi Ayvalık’tasınız. Tüm bu süreçte bir de pandemi yaşadık. Nasıl geçti?

Aslında pandemiye hazırlıklı yakalandım diyebilirim. Zaten İstanbul’dan uzaklaşmış, Urla’ya yerleşmiş, kendi içimde bir hayat kurmuştum. Daha küçük, daha basit, daha sade bir köy hayatı. Tam bu düzeni kurmuştuk ki dünyayı sarsan pandemi geldi başımıza. Dolayısıyla büyükşehirdekilerin yaşadığı kadar ‘derin’ hissetmedik biz o süreçleri.

İsabet olmuş ama yine de ‘Suyun başı’ derler İstanbul için. Neden uzaklaşmak istediniz?

Annemin rahatsızlığı ile alakalı sıkıntılı süreçlerden geçiyorduk ailece. Bir de benim inandığım değer yargılarının hızla eriyor olmasından, kendime yer bulamamaktan kırgın ve küskündüm. İçime kapanmıştım. Yaptığım işler anlamında da medyada, televizyonda bana yer kalmadığına düşünüp ‘Köşeme çekileyim’ dedim kendime ama sıkıntılı o süreçler sonrasında güzel bir şeye eviriliyorsa hem ‘Oh, şükür’ diyorsun hem elinde bir kazanç oluyor. Benim bu zor dönemlerim de bana 2 roman verdi.

Yazının Devamını Oku

Ucuz ve eğlenceli tatilin püf noktaları

3 Mayıs 2022
Dünyanın pek çok ülkesine eşi Seda ile iz bırakan, ‘Çok Gezenti’ Burak Akkul yeniden yollarda. Pandemi sebebi ile 2 yıldır ekranlardan uzak olan Akkul, Ürdün, Petra bölümü ile yeniden ekranlara dönerken Hürriyet kitaptan çıkan yeni seyahat kitabı ‘Bizim Ora’ ile de okuyucusunu Türkiye’de bir yolculuğa çıkarıyor. Bay ‘Çok Gezenti’ ile Hürriyet Bizimle için harika bir söyleşi yaptık. Salgındı, kur farkıydı derken yurtdışı tatilini ekonomik ve eğlenceli bir hale nasıl dönüştüreceğimizi ve yurtiçi rotalarını konuştuk.

GEZİN, BİLİN AMA EN ÇOK BİZİM ÜLKEYİ SEVİN

‘Şehirler ve İnsanlar’, ‘Boş Dünya’ ve şimdi ‘Bizim Ora’ ile üçlemesini tamamladı seyyah, yazar Burak Akkul. 1972 Kırklareli doğumlu. 1991’de Rauf Olcay, Erdil ve Varol Yaşaroğlu, Murat Dişli ile MR VEB’i kurdular. 7 yıl aktüel-mizah programı Plastip Şov’u yazıp yönetti. Zaman içinde eşi Seda ile ‘Çok Gezenti’ programını geliştirdiler; şimdi teve2’de bu programı hem planlıyor hem de sunuyorlar.

HÂLÂ TEDİRGİNİM

Akkul, 2020 Mart ayında yani henüz ortada bırakın aşıyı virüse dair pek fazla bilgi yokken COVID-19’a yakalanan ilk 10 isimden biriydi. Günlerce yoğun bakımda kaldı. O zorlu günleri hatırlatınca, “Benim için artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Çok ağır süreçler yaşadık. Kimilerimiz en yakınlarını kaybetti. Her birimiz insan olarak değiştik, dönüştük. Üzerimde hâlâ yaşadıklarımın tedirginliği var” diyor.

‘BİZİM ORA’LAR

‘Bugün bayram, güzel şeylerden konuşmak lazım’ deyip konuyu yeni kitaba getiriyorum. Diyor ki: “Bugüne kadar hep yurtdışına yaptığı seyahatleri gözler önüne seren bir gezginin yurtiçi seyahat anıları benimkisi. Gezin, bilin ve yine en çok bizim ülkeyi sevin! Ama bunu bir fanatik olarak değil dünyayı da bilerek yapın. Bilinçli bir vatandaş olarak yapın. Türkiye’de kendi içinde ayrı ayrı birçok ülke var gibi. 7 bölge. 7 iklim. 7 kültür. 7 mutfak. Bu dokuya ulaşmak insanı çok zenginleştiriyor.

Yazının Devamını Oku