Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlik

Şef Mehmet Gürs ve yemek yazarı Cemre Torun’un Londra’da düzenlediği Cradle of Food (Yemeğin Beşiği) organizasyonu, Türk ve Ortadoğu mutfağının üst düzey şeflerini beraber pişirmek, konuşmak ve depremin yaralarını hep beraber sarmak için bir araya getirdi.

Haberin Devamı

Kahramanmaraş depremlerinin olduğu 6 Şubat gecesi sallanan ve yıkılan sadece binalar değildi... O gün Anadolu’da yemekle ilgilenen herkesin ilham kaynakları, beslendiği topraklar ve hatıraları da kül oldu. Öncelik canlarımızdı fakat yaşanan facianın büyüklüğü ortaya çıktıkça, ilhamını bu topraklardan alan herkesin kafasındaki soru aynıydı: ‘Nasıl iyileşeceğiz, nasıl toparlayacağız?’

12 Haziran’da, Londra’da şef Mehmet Gürs ve yemek yazarı Cemre Torun’un düzenlediği Cradle of Food (Yemeğin Beşiği) organizasyonu işte bu soruyla başladı. Dünyanın birçok yerinden Türk ve Ortadoğu mutfağının üst düzey şefleri beraber pişirmek, konuşmak ve yaralarını sarmak için üç gün boyunca birlikteydi. 

Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlikCradle of Food’u yemek yazarı Cemre Torun ve şef Mehmet Gürs (sağda) düzenledi.Cradle of Food’u yemek yazarı Cemre Torun ve şef Mehmet Gürs (sağda) düzenledi.

Haberin Devamı

Şef Maksut Aşkar açtı programı. Şehrine öyle içten, öyle nahif, öyle gerçek bir ağıt yaktı ki gözyaşlarımız pınarlarımızda kaldı. Deprem boyunca bir selfie’si yok Maksut’un; çorba kazanının önünde bir pozu yok, bugün bu kadar kişiye yemek yaptı videosu yok, ödülü yok mesela. Ama dostlarının yakından bildiği çok güzel bir yüreği var. Maksut neredeyse 1 ay boyunca bölgedeydi. Konuşmasında acının ve hüznün büyüklüğünü hepimiz hissettik. Umut verici olansa sunumunda nasıl ve neden iyileşmemiz gerektiğinin de ipuçlarını anlatmasıydı. 

Sonra Carolyn Steel çıktı sahneye. Onu 2011 yılında yazdığı ‘Aç Şehir’ (Hungry City) kitabından tanıyordum. Geçen sene çıkan ikinci kitabı ‘Sitopia’yı henüz okuma fırsatı bulamamıştım. Antik Yunancada sitos (yemek) ve topos (yer, alan) kelimelerinin birleşiminden oluşan Sitopia’yı yemek bölgesi diye çevirebiliriz. Carolyn konuşmasında doğduğu şehir Londra’nın, daha bundan 100 yıl önce, etrafındaki faunadan beslenen bir şehirken şimdi kontrol edilemez bir tüketim metropolü haline gelmesini ve bunun çözümsüzlüğünü anlatıyordu. Buradan Antakya dahil pek çok şehrimiz için çıkarılacak o kadar çok ders var ki...

Haberin Devamı

Sonra sevgili Tangör Tan kardeşim geldi sahneye. Tangör, Türkiye’nin sahaya en hâkim yemek antropologlarının başında geliyor. Yıllarca Mehmet Gürs’le çalışıp Mikla’nın dünya çapında bir restoran olmasına çok önemli katkı sağlayan A takımının üyelerinden biri... Tangör olanca yalınlığıyla bize Anadolu’daki ürün kahramanlarının, Vildan Teyze’nin, Ahmet Amca’nın, ‘Veysi’ kuzusunun hikâyelerini anlattı.

Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlik

Arkasından, benim kitabıma da çok katkı sağlayan Gaziantep mutfağının bilgi deposu Filiz Hösükoğlu, öğle yemeği öncesi Gaziantep ve bölge mutfağı üzerine son konuşmayı yaptı.

Öğle yemeği ve bu yemeğin hazırlığı önümüzdeki yazının konusu çünkü birkaç paragrafa sığdırılamayacak kadar iyilik, özveri ve lezzet içeriyor. Şimdilik konferansın ikinci bölümüne dönelim.

Haberin Devamı

Karnımız fazlasıyla tok ama ruhumuz hâlâ bilgiye ve paylaşmaya aç bir şekilde ikinci bölüme geçtik. Kathryn Morgan, özellikle Zincirli Höyük-Nurdağı bölgesinde çok önemli arkeolojik kazılar yapan bir arkeolog. Kendisi o kazılarda bulunan şarap ve su kaplarını, oradaki köylülerin misafirperverliğini, desteklerini ve deprem sonrası yaşadıklarını anlattığında hepimiz duygulandık. Daha sonra Gözdem Gürbüzatik, İsa Bal ve Sarah Abbott bölgedeki Türk şarapçılığı, yöresel Türk üzümleri ve bu kültürü korumanın önemi üzerine; gastronomi turizmiyle ilgili herkesin önemli dersler çıkarabileceği bir panel gerçekleştirdi.

Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlikEtkinlikte kaytaz böreğinden kiraz yaprağı sarmasına, patlıcan dolmasından babagannuşa yerel lezzetlerimizi hep birlikte pişirdik.

Haberin Devamı

Bir sonraki konuşmacı Modena’daki Casa Maria Luigia’nın şefi Jessica Rosval’dı. Jessica’nın bu organizasyonda bulunma sebebi çok başarılı olan restoranı değil, göçmen kadınların topluma ve sektöre kazandırılması adına şef Massimo Bottura’yla kurdukları derneğin hikâyesini anlatmaktı.

Kamal Mouzawak, benim 2010’da Sidney Uluslararası Yemek Festivali sırasında tanıştığım, Lübnan’da sadece lezzetleriyle değil; toplumsal yardımlarıyla da öne çıkan Tawlet restoranın kurucusu. Kamal’ın Lübnan üzerinden anlattığı hikâye bizim geleceğimizi ve kültürümüzü korumak adına da çok önemli ipuçları içeriyor.

Ansel Mullins ise ‘İstanbul Arka Sokak Lezzetleri’ kitabıyla Türkiye’de zamanının en önemli gastronomi atlasını oluşturmuş, tam bir hemşeri. Kitabındaki o nahif ve akıcı anlatımını sahneye de taşıyarak bizi hem duygulandırdı hem de güldürdü.

Haberin Devamı

Mohammed Orfali ya da kendi deyişiyle Urfalı Mehmet, Halep doğumlu ve Ortadoğu’nun en iyi restoranı seçilen; Dubai’deki Orfali Bros’un şefi... Muhammed’in Ortadoğu’nun en önemli lezzet başkenti olan Halep’in lezzetlerini dünya sahnesine nasıl taşıdığını dinlerken Antakyamızın da bir gün bu seviyelere ulaşmasının düşünü kurdum. Yemek yazarı Anissa Helou ve Mehmet Gürs, mutfağın sınırlarını ülkenin mi, yoksa bölgenin mi çizmesi gerektiğini tartıştılar. İkisi de konusuna çok hâkim olan bu dostlarımızı dinlemek hem çok düşündürücü hem de çok keyifliydi.

Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlik

Sahneye son olarak Ana Sortun çıktı. İtiraf etmeliyim, ben Ana’nın ya kökenden ya da eş durumundan Türkiye’yle çok yakın bir bağının olduğunu düşünüyordum. Çünkü uluslararası çapta bizim mutfağımızı en iyi yorumlayan, en değer veren şeflerden biri. Meğerse Ana, Norveç’in bir kasabasında büyüyen, meraklı bir şefmiş. Kendisi Türk mutfağına olan ilgisinin tamamen şans eseri oluştuğunu söylüyor ama ben Ana’nın yemeklerini çok iyi bildiğim için bunun onun için bir kader bizim için ise büyük bir kısmet olduğunu düşünüyorum.

Bu etkinliğin mutfağını önümüzdeki hafta yazımda anlatacağım. Ama şimdi bir kez daha Sevgili Mehmet Gürs ve Cemre Torun’un yaptıkları mucizevi işin ülkemiz gastronomisi açısından ne kadar önemli ve özel olduğuna dikkat çekerek kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Gastronomimiz adına mucizevi bir etkinlik

Yazarın Tüm Yazıları