Miçotakis’in ABD Kongresi’nde 37 kez alkışlandığı konuşmasını izlediğimde...

Atina Temsilcimiz Yorgo Kırbaki hesaplamış. Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, geçen hafta salı günü ABD Kongresi’nde Senato ve Temsilciler Meclisi’nin ortak oturumuna hitabı sırasında tam 37 kez alkışlanmış. Buna salona girişi, kürsüye çıkışı ve konuşmanın finali de dahil.

Haberin Devamı

Geçen hafta başka konulara odaklandığımdan Miçotakis’in Washington ziyaretine ve Kongre’deki konuşmasına eğilmeye zaman bulamamıştım. Dün YouTube’daki videosundan konuşmayı baştan sona izledim. Yaklaşık 45 dakikayı bulan konuşması sırasında araya giren kuvvetli alkışlar nedeniyle Miçotakis’in sıkça sözlerini kesmesi gerekiyor.

Zaten kendisi konuşurken kürsünün arkasında oturuma ortaklaşa başkanlık eden, Senato Başkanı unvanıyla ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin yüz ifadelerinden de Yunanistan’ın Harvard mezunu başbakanına duyulan hayranlığı izleyebilmek mümkün.

Genel bir coşku atmosferi hâkim oturuma. Çarpıcı bir durum, Kongre üyelerinin zaman zaman ayağa kalkarak kendisini alkışlamaları. Alkışlar o noktaya varıyor ki, Miçotakis bir yerde espriyle karışık “Yunan parlamentosunda bile bu kadar alkış almıyorum” diye ifade ediyor memnuniyetini. Salondan birden kahkahalar yükseliyor.

Haberin Devamı

ABD VE İLE YUNANİSTAN ARASINDAKİ ORTAK DEĞERLER TEMASI

Peki hangi mesajları veriyor Miçotakis Kongre konuşmasında? Kullandığı kavramlar, sıkça atıf yaptığı tarihi semboller üzerinden analiz edilirse, ABD ile Yunanistan arasında kurduğu paralellikler ana tema olarak karşımıza çıkıyor.

Hitabına başkent Washington D.C.’de önemli bazı binalar ve anıtlarda eski Yunan mimarisinin etkisinden söz ederek başlaması da bu düşünceyi yansıtıyor.

Önce Yunanistan’ın demokrasinin beşiği olmasından yola çıkarak ABD demokrasisinin Yunan uygarlığının değerleri üzerinde yükseldiğini anlatıyor. Ardından, Yunanistan’ın da iki yüz yıl önce (Osmanlı’dan) bağımsızlığını kazanırken, bu mücadeleyi verenlerin ABD’nin kuruluşundan esinlendiklerini anlatıyor.

Özetle, ABD ve Yunanistan’ın tarihlerinin, kültürlerinin, değerlerinin iç içeliği, karşılıklı etkileşimi her seferinde kuvvetli bir vurguyla tekrarlanıyor bu konuşmada.

OSMANLI’YA DİRENİŞTEN UKRAYNA SAVAŞINA

Konuşmasının en elektrikli bölümlerinden biri konjonktürün de etkisiyle Ukrayna savaşına değindiği sırada yaşanıyor. Burada da Ukrayna ile Yunanistan’ın tarihleri arasındaki benzerlikleri ön plana getiriyor Miçotakis.

Haberin Devamı

Örneğin, Ukrayna savaşında Rus ordusunun kuşattığı Mariupol’ün, 1778’de “Büyük Katerina” tarafından Osmanlı idaresinden kaçan Kırımlı Rumlar için kurulan bir şehir olduğunu anlatıyor. Bugün de Mariupol’de insanların özgürlükleri için savaştıklarını anlatıyor. Yine tarihten bir paralellik kuruyor.

Konuşmanın bu yerinde Yunanistan’ın bundan iki yüzyıl önce (Osmanlı’dan) bağımsızlığını kazanmasında müttefiklerin desteğinin önemini vurguluyor, “Müttefikleri olmasaydı Yunanlılar bütün kahramanlıklarına rağmen, bağımsızlıklarını kazanamazlardı. Bu nedenle bugün taraf olmanın önemini teslim ediyoruz. Putin’in saldırganlığı karşısında çok açık bir şekilde tarafımızı seçtik. Ukrayna’nın yanında duruyoruz” diyor.

Haberin Devamı

Bu ifadesiyle birlikte bütün Kongre üyeleri ayağa kalkarak alkışlıyor Miçotakis’i.

TÜRKİYE’YE F-16’LARA İZİN VERMEYİN

Daha sonra “Emperyal özlemlerin ve (tarihi) revizyonizmin dilinin kazanmaması gerektiğini” belirtiyor Yunanistan Başbakanı ve sözü Doğu Akdeniz’e getiriyor.

Konuşmasının sonraki bölümünü doğrudan “Kıbrıs’ın işgali ve bölünmesi” konusuna ayırıyor. Ve yeniden alkışlar yükseliyor salondan. Ardından, “Dün Başkan Biden’a da söylediğim gibi, Kıbrıs’ta hiç kimse iki devletli bir çözümü kabul etmeyecektir” diyor. Kongre üyeleri yeniden ayağa kalkarak alkışlıyorlar Miçotakis’i.

Bunu izleyen bölümde konuyu “diğer bütün bölgesel anlaşmazlıklara” getiriyor ve ismini geçirmeden doğrudan Türkiye’yi adres gösteren bir dizi mesaj veriyor Kongre’ye.

Haberin Devamı

Miçotakis, bu bölümde sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguluyor. Yine alkışlar... “Egemenliğimizi ve sınırlarımızla ilgili haklarımızı hedef alan saldırganlık eylemlerini kabul etmeyeceğiz. Yunan adalarının üzerinden yapılan uçuşlar ivedilikle durdurulmalıdır” diye devam ediyor. Yine alkışlar...

Derken “Ukrayna’nın Rus saldırganlığını mağlup etmesine odaklandığımız bir sırada NATO’nun en son ihtiyaç duyacağı şey NATO’nun güneydoğu kanadında yeni bir istikrarsızlık kaynağıdır” diyor.

Ve Kongre üyelerine şöyle sesleniyor:

Doğu Akdeniz’le ilgili askeri satışlar konusunda kararlarınızı verirken bu durumu dikkate almanızı rica ediyorum.”

Haberin Devamı

Yani altyazısıyla okursak, Miçotakis, “Kongre’de Türkiye’nin F-16 talebine izin vermemenizi bekliyoruz” mesajını duyuruyor.

Miçotakis, ardından Yunan parlamentosunun ABD ile yeni savunma işbirliği anlaşmasını bir hafta önce onayladığını hatırlatıyor, ABD ile ilişkilerde “Stratejik Ortaklık” vurgusu yapıyor.

Ve en sonunda “Yaşasın ABD ve Yunanistan arasındaki dostluk” diye bitiriyor konuşmasını ve Yunanca “Efharisto” (teşekkür ederim) diyerek noktayı koyuyor.

JOE BIDENOPOULOS MU YOKSA JOE BIDENAKİS Mİ?

Yunanistan Başbakanı’na gösterilen sıcak karşılama, ABD Kongresi’nde örneklerine pek rastlanan türde değil.

Ziyaretin Beyaz Saray kısmına bakıldığında, oradaki tablo da çok farklı değil aslında. Bu bölümde en çok iz bırakan hadise, ABD Başkanı Biden’ın Miçotakis’i Oval Ofis’te karşıladığı sırada soyadının Yunanca bir versiyonunu üreterek şaka yollu kendisini “Joe Bidenopoulos” diye tanıtması.

Miçotakis ise gülerek bu soyadına itiraz ediyor, kendi soyadından yola çıkarak bir öneride bulunuyor: “Joe Bidenakis...”

Ardından “Miçotakis, Bidenakis... Bu galiba daha iyi” diye ekliyor. Bu karşılıklı şakalaşmayı gülüşmeler izliyor.

Oval Ofis’teki görüşme dışında Beyaz Saray’da ayrıca Miçotakis için konuşmaların yapıldığı bir tören de düzenleniyor. Bu törende açılış konuşmasını ve duayı yapmak üzere kürsüye önce Bakırköy doğumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Amerika Ortodoks Kiliseleri Başpiskoposu Elpidophoros Lambriniadis davet ediliyor.

Başpiskopos, “Demokrasinin, Yunanistan’ın dünyaya bir armağanı olduğu” vurgusuyla biten konuşmasını Yunanca “Zito i Ameriki, Zito i Ellada” (Yaşasın Amerika, Yaşasın Yunanistan) diye bitiriyor.

ABD TÜRKİYE’DEN UZAKLAŞTIKÇA YUNANİSTAN İLE YAKINLAŞIYOR

Özetle, her anı ortak sembollerle, sıcak mesajlarla kaplanmış bir ziyaret şeklinde geçiyor Miçotakis’in Washington D.C. çıkartması geçen hafta.

Bu ziyaretin, herkese gösterdiği temel bir gerçeklik var. Türkiye’nin ABD ile ilişkileri, başka faktörlerin yanı sıra Rusya’dan S-400 alımı ve ABD’nin de buna tepki olarak Ankara’yı F-35 programından çıkartması sonucu sürekli zemin kaybediyor. Buna karşılık Yunanistan cephesine baktığımızda, Türkiye ile ters orantılı bir şekilde ABD ile ilişkiler tarihinin en yakın dönemlerinden birinden geçiyor.

Türkiye ABD’den uzaklaştığı ölçüde Yunanistan bu ülkeye yakınlaşıyor. Atina, son üsler anlaşmasında görüldüğü gibi, ABD’ye askeri alandaki talepleri karşısında deyim yerindeyse bir açık çek veriyor. Girit adasındaki deniz ve hava üssüne ek olarak üç yeni üs daha tahsis ediyor. Dedeağaç’ın ABD’nin Balkanlar ve Orta Avrupa cephesine dönük en önemli lojistik üssü haline gelmesi de yine altı çizilmesi gereken bir gelişme.

Miçotakis, Washington ziyaretine kritik bir dosyayla gitti. Başkan Biden’a ilk partisi 2028 yılında teslim edilmek üzere beşinci nesil F-35 savaş uçağı filosu satın alma talebini iletti.

Yunanistan Başbakanı ABD Kongresi’ne F-35 programından çıkartılmış olan Türkiye’ye F-16’ların da satışının engellenmesi çağrısında bulunurken, kendisi F-35 uçakları alma peşindeydi.

Aktardığımız bu tablo, ABD-Yunanistan ilişkilerindeki yakınlaşmanın yanı sıra, ABD Kongresi’nde önümüzdeki dönemde Türkiye’yi nasıl bir atmosferin beklediğini göstermesi bakımından da fikir verici olmalıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta başında “Artık benim için Miçotakis diye birisi yok” çıkışını yapıp, artık kendisiyle görüşmeyeceğini söylemesinin gerisindeMiçotakis’in Washington gezisinde Türkiye’ye karşı yaptığı kuvvetli hamleye duyduğu tepki yatıyor.

Yazarın Tüm Yazıları