GeriSavaş ÖZBEY 6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

Bayılıyorum İrem Derici gibi ünlülere. Menajerinin sözünden çıkmayan, etliye sütlüye karışmayanlardan değil. Kendisiyle ve hayatla derdi var. Bu dertleri de, onları izah etme biçimleri de onu komik, zeki, farklı ve aslında “hepimiz” yapıyor. Keşke herkesin kafasını böyle dağıtabileceği bir tanıdığı olsa telefon rehberinde. Ara bak, neler diyor...

Reklamcı babanız Hulusi Derici’ye en benzettiğiniz yönünüz: Argo mu, PR vizyonu mu?

- Ben minyatür bir Hulusi Derici’yim. PR vizyonu da, argo da, hazır cevap olmam da onun DNA’sından. Ama bunların hiçbiri umurumda değil.

Ben Hulusi’nin asıl merhametini almışım, o yeter.

Bir sürü dizi ve filmde rol aldınız ama hep kendinizi canlandırdınız: İrem Derici’yi oynamak kolay mı, zor mu?

- İrem Derici 34 senedir gerçek hayatında da inanılmaz gerçek olduğu için zor olmuyor. Hatta şu an kendimden 3. tekil şahıs olarak bahsettiğim için kendime sinir oldum (Gülüyor). Senaristler de benim jargonumu çok iyi bildikleri için her şey çok yerinde ve tadında geçti bugüne kadar.

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

Okuduğunuz okullardan Mimar Sinan Piyano mu daha şamatalıydı, Bilgi Sosyoloji mi?

- Bilgi Sosyoloji daha şamataydı çünkü ayıla bayıla girdiğim bir bölüm olmadı. Babamın yönlendirmesiyle ite kaka bitirdim. Ama MSÜ Devlet Konservatuvarı’nı aşkla bitirdim. O sene yüzlerce kişi arasından sadece beş kişi mezun olduk ve aralarında en yüksek puanı ben aldım. Bana Durkheim’le değil, Mozart’la gelin kardeşim.

Ses yarışmasıyla tanındınız, sonra siz de jüri oldunuz... Yarışmak mı,   seçmek mi?

- Vicdan azabı çekme manyağı değilseniz jüriliği tercih etmezsiniz. Çok büyük sorumluluk. Ne kadar eğlence programı olsa da yarışmacılar oraya çok büyük hayallerle geliyor. Hakkaniyetli davranabilmek gerçekten zor. Ama ben jüriliği de yarışmacılığı da A kalite yaptığıma eminim.

Hangisi daha büyük tıbbi pişmanlık: Klip partnerinizden korona kapmak mı, anoreksiya mı?

- Klip partnerimden korona kaptığımı uydurdular. Dizi setinde kaptım ben koronayı. Ha, klip partnerimden kapmış olsaydım da değerdi. Brezilyalı beton arkadaşımızı gördüğünüzü umuyorum (Gülüyor). Anoreksiyaya da pişmanlık desem kaç yazar? Kanser olana “Pişman mısın?” diye sormak gibi bu senin sorduğun.

Doğru... Peki koronanın nesi daha kötü: Koku alamamak mı, tat alamamak mı?

- Koku alamamak. Gün içinde nasıl kokuyorum diye kendimi 72 kere kontrol eden biriyim. Üç saatlik dans provasında gidip 50 kere parfüm sıkıyorum.

Korona olduğum dönemde koku duyumu geri kazanana kadar evden çıkmadım. Amber gibi koktuğumdan emin olmadan yaşamam imkânsız.

E sevdiğin adamın kokusunu içine çekemediğini düşünsene... Bu bir dramdır yahu!

Dram dediniz de... Hayatınız bir film olsa kim çekerdi: Freud mu, Canan Karatay mı?

- “İD neredeyse ego orada olacaktır” diyen Freud’dan başkası olamaz. Bilmeyenler için hatırlatayım İD, insanın içgüdüleridir. En temel istekler yani... Açlık, cinsellik, öfke... Ne tesadüftür ki adımın baş harfleri de İD.

Sen bu cevabın sonuna gülen bir şeytan emojisi koy en iyisi (Gülüyor)...

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

Hatun elmayı yedi mal gibi uyudu

Mantık mı, içgüdü mü?

- İçgüdü, hem de hayvanisinden.

Bugün aldığınız kararlarda anneniz mi, babanız mı daha etkilidir?

- İkisi de değildir. “Yapma” derlerse de inadına yaparım.

Bir şeyi... Geceden planlamak mı, sabaha bırakmak mı?

- Geceden. Zaten deli dumrul yaşıyorum, en azından bir gün önceden ne yapacağım belli olsun.

Hangisi daha çok çekti: Pamuk Prenses mi, Külkedisi mi?

- Külkedisi ayol! Pamuk Prenses ne yaptı ki? Hatun elmayı yedi, hikâye boyu mal gibi uyudu. Sonra prensin busesiyle uyandı.

Külkedisi öyle mi, anası ağladı kızın...

Hangisi daha şanslı: Zengin ama çirkin doğan mı, güzel ama fakir doğan mı?

- Çirkin ve zengin doğmak. 6-7 sene önceki fotoğraflarımdaki kıza bir bardak su veresim gelmiyor. Ama şu an dönüştüğüm kadını sigortalatmak istiyorum. Karşı cinsten olup kendime depar atasım geliyor. “Zorla güzellik olmaz” diyenler! Buralarda mısınız?

Zaman makinesini icat ettiniz. Geçmişe mi gitmek isterdiniz, geleceğe mi?

- Bu soruyu normal bir dönemde sormuş olsaydın geçmişe gitmek isterdim. 1920’lere. Ama şu an sadece zaman makinesine binip “Koronanın kökünün kuruduğu yere sür kardeşim” demek istiyorum. Kendimi kesmeme ramak kaldı.

Hangisini tercih edersiniz: Tek başınıza ağlamak mı, birinin omuzunda ağlamak mı?

- Her zaman tek başıma. Oturup millete dert anlatmam. Herkesin kova kova derdi var zaten...

İlkinde 812 bin ikincisinde 7 milyon takipçiniz var. Twitter mı, Instagram mı?

- Instagram. Twitter’da ruhum çekiliyor. Herbokologların memleketi.

Hatır için çiğ tavuk... Yenir mi, yenmez mi?

- Hatır için çiğ badem bile yemem be Savaş.

  İmkân olsa hangisini tercih edersiniz: Bütün sporları yapabilmek mi, bütün enstrümanları çalabilmek mi?

- Tüm müzik aletlerini çalabilmek tabii ki. Sporla aram yok. Takım sporları için fazla bencil, rekabet için fazla hırslıyım. Dans hariç, spor benden uzak.

KÜÇÜK KEYİFLER...

Aşk Bodrum’daysa şehvet Çeşme’de yaşanıyor

İstanbul’un: Asya yakası mı, Avrupa yakası mı?

- Avrupa. Net. Çünkü ben bir kaos bağımlısıyım. Rahat k.çıma batıyor.

Peki kokuları mı, sesleri mi?

- Kanali-zasyon kokusuna bile âşığım İstanbul’un, o ayrı. Ama sesleri... Ezan okunurken  vapur sesi duymak... Overlokçu anonsunu bile inanılmaz seviyorum. Sen dünyanın en güzel şehrisin be İstanbul!

Manzara Avrupa’dan mı daha güzel, Asya’dan mı?

- Manzara insanı değilimdir çok ya. Gittiğimiz restoranlarda hep arkamı dönerim manzaraya. N’oluyor dağa taşa bakınca yani, oturup bana yılları mı özet geçiyor?

Deniz-kum-güneş mi, orman-ağaç-temiz hava mı?

- Deniz ya... İmkân olsa hep denizin üzerinde yaşasam...

Çeşme mi Bodrum mu?

- Çeşme! Bodrum benim için çok sakin. Bülent Serttaş bizi yıllarca “Aşk Bodrum’da yaşanıyor” diye kandırdı. Bülent Abi sana bir haberim var: Şehvet de Çeşme’de ikamet ediyor (Gülüyor)

Biraz yoldan çıkmak istediniz... Mantı mı, iskender mi?

- Mantı. Bol tereyağlı, soslu, sarımsaklı. En az iki porsiyon.

Birinden vazgeçmek zorunda kalsanız: Kırmızı et mi, deniz mahsulleri mi?

- Kırmızı eti bir kalemde silerim. Hiç aram yok.

Ama midye, karides, kalamar, balık... Kendimden vazgeçerim de bunlardan vazgeçemem.

Mangal partisinde köfteleri beğenmediniz. Tabakta bırakmak mı, çaktırmadan köpeğe vermek mi?

- “Bu ne ayol, at eti gibi, bana yemek sepetinden bir şey söyle” derim. Kendi beğenmediğim şeyi neden köpeğe yedireyim? Saygısızlık!

Evinize yatılı misafir geldi, horlamasından uyunmuyor. Uyandırır mısınız, uykusuz mu kalırsınız?

- Evime yatılı misafir almam. Haydi diyelim aldım, horlarsa uyandırırım. “İçine ettin uykumun kalk” diye.

Uçakta/otobüste habire omuzunuzda uyuyan bir teyze var... İnce ince ittirir misiniz, hostese mi şikayet edersiniz?

- Yanıma tanımadığım birini oturtmam Savaş (Gülüyor)...

  Asla hatırlamadığınız biri size çok samimi davranıyor... Yekten hatırlamadığınızı mı söylersiniz, dolambaçlı sorularla kim olduğunu mu anlamaya çalışırsınız?

- Dan diye söylerim hatırlamadığımı. “Neydi ayol senin adın?” dedim daha dün birine.

Günde zilyon tane insanla tanışıyorum, android değilim valla kusura bakmasın kimse.

“6-7 sene önceki fotoğraflarımdaki kıza bir bardak su veresim gelmiyor. Ama şu an dönüştüğüm kadını sigortalatmak istiyorum. Karşı cinsten olup kendime depar atasım geliyor. “Zorla güzellik olmaz” diyenler! Buralarda mısınız?”

ÖZEL MESELELER...

Aşkın karşıtı kayıtsızlık hissizlik

◊ Koç kadını olmanın nesi daha zor: Sürekli beğenilmek istemek mi, dikkafalılık mı?

- Koç kadını olmanın hiçbir kolay yanı yok. Dediğim dediklik... İlgi manyaklığı, tahammülsüzlük, ayarsız enerji... Dikkat edin, Koç kadınlarının sarsılmaz dostlukları vardır ama özel hayatlarında dikiş tutturmaları deveye hendek atlatmak gibidir.

Ben yalnızlığımla barıştım. Ben vahşi bir atım, kabul. Ama bu saatten sonra beni evcilleştirmeye çalışacak kimseye de eyvallahım yok. Becerebilen benim kadar hızlı koşsun bakalım dört nala.

Yılın hani dönemi daha romantik:

İlkbahar-yaz mı, sonbahar-kış mı?

- Yaz sıcağında romantizm zor. Ben baharları severim.

Aşkın karşıtı nefret mi, kayıtsızlık mı?

- Kayıtsızlık. Hissizlik. Zamanında canından dahi vazgeçebileceğini düşündüğün birinin rengini ruhsarını hatırlamamak, onu merak etmemek... Ama nefret, aşktan bile güçlüdür maalesef. O yüzden aşkın amcaoğludur.

Beyaz yalan ne zaman hoş görülebilir? Sevdiğiniz zaman mı, sevildiğiniz zaman mı?

- Beyaz yalanları her halükarda hoş görebilirim.

Hangisi daha kötü senaryo: Her aşkınızın kötü bitmesi mi, kimselere âşık olamamak mı?

- Kimseye âşık olamamak! Ki bu senaryoyu yaşıyorum. Mübarek “Arka Sokaklar” gibi, bitmiyor da...

Yoksa zaten bütün aşklar kötü bitecek. “Su 100 derecede kaynar” kadar genel bir gerçek.

20 yaşınıza dönmek mi, Sait Halim Paşa Yalısı mı?

- Sait Halim Paşa Yalısı’nı alıp içine 20’likleri toplasak olmaz mı? Nasıl ama?

POPÜLER ŞEYLER...

Kadir uleeeeen!

Hangisine daha çok gülersiniz: Cem Yılmaz mı Ata Demirer mi?

- Bu konuda ayrım yapmam imkânsız. İkisinin de mizahı o kadar farklı ve ikisine de o kadar hayranım ki... Ama hangisiyle daha yakın dost olmak istersin deseler Ata derim. Neredeyse hep denizde, doğada, 10 numara keyif çatıyor adam (Gülüyor)...

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

  Nâzım Hikmet mi, Orhan Veli mi?

- Cemal Süreya abicim. Cemal Süreya!

Yeşilçam’dan: Tarık Akan mı, Kadir İnanır mı?

- Kadir uleeeeen!

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

  Hangisiyle ev arkadaşı olmak isterdiniz: Yıldız Tilbe mi, Aysel Gürel mi?

- Seçmek zorundayım diye Aysel Gürel. Yoksa ev arkadaşı benim için korkunç bir kabus. Genel olarak kimseyi sevmediğim ve tahammül edemediğim için biriyle yaşamam imkânsız. İlişkilerimin uzun ömürlü olmama sebeplerinden biri de bu. Horlamayın abi!

 

 

X

Yanlış zaman, yanlış insan

Pandemide işsiz kalan müzisyenlere dikkat çekmek için başlatılan “Hepimiz İçin Ses Ver Türkiye” akımına Yıldız Tilbe de katıldı, şarkı söyleyip topu Tarkan’a attı. Tarkan önce sessiz kaldı, sonra daveti reddederek Tilbe’yi milyonların önüne attı. Yıllar önce Tarkan’a verdiği şarkıdaki gibi: Yanlış zaman, yanlış insan...

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:
Sanatçı duyarlılığı gösteriyor. Sektördeki sorunların, intiharların duyulması için elini taşın altına koydu. Tarkan’dan da benzer bir duyarlılık bekledi.

◊ TARKAN HAKLI ÇÜNKÜ:
“Amacını anlamadım” diyor. Biz şarkı söyleyip kendi aramızda top çevirince ne olacak yani demeye getiriyor. Kuru tantananın kime, ne faydası var?

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:

Yazının Devamını Oku

Oynayan kaşlar, gülüp üzülebilen bir surat

Burcu Biricik’i bu kadar “biricik” kılan ne? Bence güzel görüneceğim diye diğer oyuncular gibi estetik yaptırmaması. Rolünün gereğini, bakışlarını mimiklerini suratına yansıtabilmesi. Tıpkı özlediğimiz Yeşilçam oyuncularındaki gibi.

Kanal D’nin efsaneleşen dizisi “Camdaki Kız”da “Nalan” karakteri...

Aslında bir fanusun içinde yaşıyor, hayatı bilmiyor, annesinin kendisine gösterdiği hayatı camdan izliyor.

Diziyi ve karakteri bu kadar fenomen yapansa bence başrol oyuncusu Burcu Biricik.

Dijitalde yayınlanan dizisi “Fatma” da onun sayesinde bu kadar ses getirdi.

Burcu Biricik zaten güzel.

Ekranda gördüğünüzde zaplamak falan mümkün değil, takılıp kalıyorsunuz.

Ama onun ötesinde oyunculuğuyla da döktürüyor.

Yazının Devamını Oku

Arnavutköy’de enkaz neden daha büyük?

Gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.

Hürriyet Cumartesi’deki köşemde bir süredir “pandemide semt turları” yapıyorum.
Hem o semtin kent hayatının dününe, bugününe biraz bakıyoruz hem de karantinada aldığı hasarı tespit etmeye çalışıyoruz fotoğrafçı arkadaşlarımla.
Beni en şaşırtan semtlerden biri Arnavutköy olmuştu.
Çünkü bugüne kadar gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.
Arnavutköy ne birine ne öbürüne uyuyordu.
Yerleşik sakinleri olmasına rağmen çok dükkân kapanmıştı, hasar çok fazlaydı.
Arnavutköylü bir okurum gözlemini yazmış.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin “fışkiye” fantezisi

Ülkenin en takip edilen çifti Hande Erçel ile Kerem Bürsin’in Maldivler’de çimleri sulayan fıskiyelerin altında ıslanma pozları rekorlar kırdı.

Hande Erçel’in “Sevincimiz fıskiyeleri patlatıyor... Mükemmel” notuyla paylaştığı fotoğrafa 2.7 milyon beğeni yağmış.

Kerem Bürsin’e 100 bin yorum yapılmış.

100 bin kişi işi gücü bırakmış, bu kareye tıkır tıkır bir şeyler yazmış.  

Meğer bünyede bir “ıslanma” fantezisi varmış da akacak mecra ararmış.

Yaklaşık şöyle bir şey:

“Çimlerde ikisi de mayolu ve yalınayaktı...

Islak çimenlerin üzerinde koşuyorlardı...

Kerem havada ayaklarını birbirine vuruyordu...”

Yazının Devamını Oku

Meryem Uzerli’nin taht oyunları

DNA dizilimine göre Meryem Uzerli yüzde 6-8 oranında Rusmuş.

Halbuki babası Türk, annesi Alman’dı. Yeterince karışık değil mi?
Aslında dizilimi geçen sene yaptırmış ama biz şimdi öğrendik.
Açıklamayı yaptığı yer Rusya’nın başkenti. Moskova Film Festivali’nde gösterilen “Kovan” için orada.
“Muhteşem Yüzyıl”daki “Hürrem” rolüyle bu ülkede zaten sempatisi yüksekti. Güzel bir hamleyle tribünlere iyice oynadı.
Bakalım bu zekice PR adımları Rus pazarını kendisine açacak mı?

AÇIKLAMA KARNESİ

◊ Yerindelik: 10

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlüğü... Eski normali geri getirmek elimizde

Sadece aşı olmak yetmiyor. Etrafımızda aşılanmamış birileri kalmışsa onlarla da ilgilenmek gerekiyor. Arayıp sorsak... Özellikle de yaşlılarımızı.

Sayılar delirdi, tam kapanmanın eşiğine geldik ama iyiye giden şeyler de var.

Aşının işe yaradığının ortaya çıkması umutları güçlendiriyor.

Mesela bu konuda en cevval ülke İsrail’de ilk kez korona ölüm vakasız gün yaşandı. 

Bizde de fire büyük olmasına rağmen aşılama gittikçe daha alt yaşlara doğru ilerliyor.

Aşı tedarik etmenin kolaylaşacağı konusunda Rus aşısının Türkiye’de de üretileceği haberi düştü ekranlara. Hepsi içe su serpen gelişmeler.

Yalnız şu fire mevzuu fena.

Sadece aşı olmak yetmiyor.

Etrafımızda aşılanmamış birileri kalmışsa onlarla da ilgilenmek gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Doğuma saatler kala röportaj: Erkek olacağını öğrenince bu fikre alışmam gerekti ama şimdi Tamamım!

Hamile olduğunu bilmiyordum. Röportaj için aradım, doğuma 12 saat kalmasına rağmen “olur” dedi. Müzisyen Aylin Aslım, “Dreamer” gibi ABD listelerinde 1 numaraya oturan şarkılar, albümler, konserlerden sonra Kaş’a yerleşti. Evlenip hayatının yeni bir dönemine geçti. Hamilelik için “kaza kurşunu” diyor. Şimdi oğul sahibi bir lohusa, ikisi de gayet sağlıklı. Allah analı-babalı büyütsün...

Geçen yıl yaşamını yitiren müzik yazarı Çağlan Tekil ile yakın arkadaş olan Aylin Aslım, 23 Nisan’da dünyaya gelen oğluna Orman Umut Çağlan adını verdi.

◊ Öğrenciliğinizin hangi dönemi daha şamatalıydı: BAAL mi, BOUN mu?
- Açıkçası ben kendimi daha Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ndeyken müzik ve edebiyat çalışmalarıyla buldum. Boğaziçi Üniversitesi yılları çift vardiya çalışmak, geçim derdi ve ilk albüm sürünmeleri ile geçtiği için, sanırım BAAL daha eğlenceliydi.
◊ 90’larda tam olarak ne yaşadık biz: Pop rönesansı mı, tüp patlaması mı?
- Şimdi bakınca kesinlikle popun rönesansı derim. Hatta 80’ler sonu ile. Sebebi, hâlâ yerleri dolmayan ve bence dolamayacak olan Onno Tunç, Melih Kibar, Çiğdem Talu, Aysel Gürel gibi dehâlar.
◊ Kaş’a yerleştiniz: Kaçış mı, varış mı?
- Kaş bence ne olursa olsun bir yerlerden, bir şeylerden kaçış. Varış olabilir mi? 5 senenin sonunda hâlâ emin değilim bundan. Anlayana kadar da acelem yok.

Yazının Devamını Oku

Böyle kaçamak mı olur

Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatilinin kaçamak falan olmadığı kesin. Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Üç olasılık var: Ya reklam anlaşması, ya beleş tatil ya da Kerem o kadar damat oldu ki ailece tatillere gidiliyor.

Aralarında ilişkiyi hep muallakta bırakıyorlar. Ama bir yandan da sürekli kuşkuları artıracak mizansenler yapıyorlar.
Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatili de bu yüzden ilgi görüyor.
Oradan paylaştıkları her karede aynı temcit pilavının altı tekrar yakılıyor. Soru şu: Acaba Türkiye’nin en ünlü ikilisi tatil kaçamağı mı yapıyor?
Aralarında gerçekten bir ilişki var mı yoksa bizi mi trollüyorlar, bilmiyorum.
Ama çıktıkları bu son Maldivler seferinin kaçamak falan olmadığı kesin.
Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Ablalı/yeğenli kaçamak mı olur?
Üç olasılık var...

Yazının Devamını Oku

Hasarın boyutu şaşırtıcı

200 metrelik mesafede kapanmış 20 mekân... Arnavutköy’ün pandemide bu kadar hasar almış olması şaşırtıcı. Çünkü içinde aynı zamanda kendi ahalisi yaşayan Moda, Cihangir gibi yerler nispeten kendini koruyabildi.


Onca garson, şef, barmen kim bilir nerelere dağılmış durumda. Bir daha nasıl toparlanıp ayağa kalkar, orası muamma.

Cihangir’in kedileri varsa Arnavutköy’ün de köpekleri var. Arnavutköy vapur iskelesinin baktığı Ömer Yılmaz Güven Parkı’nda sokak köpeklerine tavuk döner veren hayvanseverle karşılaşıyoruz. Küçük meydandaki Fıstık Kebap açık. Dönerleri köpeklere vermeden önce orada ısıttırıyorlar.

İnsanı mutlu eden bu şefkatten sonra ilk şok: Semtin en popüler mekânlarından Any kapalı. Sadece Any mi? Çaprazındaki Alexandra kokteyl bar, karşısında Haleti Ruhiye, onun yanındaki Jain, komşusu Xunta Kafe, Angelo Grande, yine karşı sırada Yalı Balıkçısı ve Zıpkın, Hakan, Barboon, Mira balıkçıları, karşısında Angelo, aynı sokaktaki F’roses çiçek-kafe, Levendiz meyhanesi, az ilerideki Arnavutköy Balıkçısı, Level Kulüp, nutellalı profiterol yapan Linz Cakery, Krepen krepçisi: Kapalı, kapalı, kapalı.

Yazının Devamını Oku

Kendi düşen ağlamaz

Kripto para borsası Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in bütün yatırımları söğüşleyip...


2 milyar dolarla yurtdışına kaçtığı iddiası hanelere ateş gibi düştü.
Kimi bütün birikimini, kimi çoluk çocuğunun rızkını, kimi de eşinin dostunun parasını yatırdı bu işe.
Sebep: Kazanma hırsı. Tıpkı Tosuncuk’ta, çok daha eskiden Banker Kastelli’de olduğu gibi.
“1 koyup 10 alayım, tek seferde köşeyi döneyim” düşüncesi.
Mağdur olanlar için üzülmemek elde değil tabii. Ama kahrımdan da ölemeyeceğim.
Çünkü bu bir çeşit kumar. Kumarda kazanmak kadar kaybetmek de var.

Yazının Devamını Oku

Maldivler’e bir-iki...

Öykü Karayel’in “Bir Başkadır”daki meşhur 24 numaralı otobüsü Maldiv’den geçer mi bilmiyoruz ama böyle bir hat olsa akbil basacaklara gelin: Serenay Sarıkaya, Aleyna Tilki, Ceren Hindistan ve şimdi de Kerem Bürsin ile Hande Erçel...

Hindistan’ı bildiniz. Hemen altında Sri Lanka var, hani gözyaşı şeklinde olan. Oradan da 750 kilometre güneybatıya uçarsanız, alın size Maldivler.

1200 adadan oluşuyor.

Öyle bakir ki 100 tanesinde hiç insan yaşamıyor.

Cennet parçası...

Tek mesele... Küresel ısınmadan buzullar erimeye devam ederse, 100 sene içinde hepsinin sular altında kalacak olması...

Hiç gitmedim.

Bir gün imkân olursa çok merak ediyorum.

Ama sağ olsun ünlülerimizin paylaşımları sayesinde gidip görmüş, o bembeyaz kumlarda yürümüş, masmavi plajlarda yüzmüş kadar oluyoruz.

Yazının Devamını Oku

Film gibi dava

10 sene önce yazılan “Kalbime Gömerim O Zaman” şarkısı üzerinden “Gerçek Gökçe Kırgız kim?” polemiği yürüyor. Taraflardan biri hem şarkısının hem de isminin çalındığını iddia ediyor.

Bir arkadaşımın işaret etmesiyle bir davaya odaklandım.

Geçen hafta duruşması yapıldı. O kadar ilginç ki...

Bir taraf öbürünü şarkısını ve sonra da ismini çalmakla suçluyor.

The Beatles’tan John Lennon’un trajik şekilde öldürülmesi gibi: Asıl John Lennon benim!

Bu davada da Gökçe Kırgız adında bir kadın var. Daha doğrusu iki tane Gökçe Kırgız var.

İlki orijinali. Yani doğma-büyüme Gökçe Kırgız.

Şu anda 32 yaşında.

2006’da, daha lise öğrencisiyken “Kalbime Gömerim O Zaman” adlı bir şarkı yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Erkek milleti evde çok kalmamalı

Ünlü model Ebru Şancı futbolcu eşi Alpaslan Öztürk için “Benim eserim” dedi. Ofsayt kuralını bir türlü anlamadığını söylüyor ya... İşte tam da bu Ebru.

Ebru Şancı, özel hayatıyla ilgili dobra dobra konuştuğu çok ilginç bir röportaj verdi Behlül Aydın’a.
Her satırından mutlu bir birlikteliğin ayrıntıları ve samimiyet akıyor.
Futbolcu eşi Alpaslan Öztürk’ün milli takıma seçilince yaptığı zıplamalı sevinç gösterisinin videosunu anlatıyor mesela:
“Kızdığı zaman çok kızar. Sevindiğinde de çocuk gibidir. Çok duygusal bir insan. Yengeç burcu. Her şeyi en uçta yaşıyor. İzleyince gözlerim doldu. O kadar iyi biliyorum ki nasıl emek verdiğini... Hiçbir zaman ‘Onu aldılar, beni almadılar’ demedi. Hep ‘Allah bana ne zaman nasip ederse o zaman olacak’ dedi. Nasip bugüneymiş...”
İnsan onlarla birlikte seviniyor.
Karı-koca birlikte atlattıkları zor günlerden bahsediyor Şancı:
“Alpaslan, 6 ay top oynayamadı. Televizyondan arkadaşlarının maçını izleyip çocuklarının gazını çıkarıyordu. 1 sene boyunca 1 lira bile kazanmadı. Arkasında durmam gerekiyordu. En ümidi kestiği zaman bile ‘Sen yaparsın, sende yetenek var’ dedim...”

Yazının Devamını Oku

Bu kaçıncı salgın?

Yeryüzündeki en kadim meydanlardan biri... 35 yüzyıl önceden kalma Dikilitaş’tan Halide Edip’e kadar koca bir geçmiş... İster kısıtlamalarda vakit geçirmeye gidin, ister pandemi sonrası için şimdiden nokta atışı adreslerinizi belirleyin... Şu sıra biraz buruk tabii. Ama duymaya hevesli kulaklara her adımda başka bir şey fısıldıyor.

Sultanahmet’in en şenlikli sokağı İncili Çavuş. Atmeydanı’nda Ayasofya’ya sırtınızı verin, sağ çaprazınızda Yerebatan Sarnıcı kalıyor. Sarnıcın hemen yanından girilen sokak. Yol boyunca tepenizden rengârenk avizeler sarkıyor; sağlı sollu kafeler, barlar... Normalde bu mevsimde gürültücü İspanyol gençleri çoktan doldurmuş olurdu buraları. Şimdi şamatacı İspanyollar yerine korona kol geziyor sokaklarda. Üstelik ramazanın birinci günü.

Garsonlar, şefler, müdürler, ellerinde telefon, Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı ramazan tedbirlerini takip ediyor. Ohh... Neyse ki şimdilik tam kapanma yok. En azından paket servise devam edebilecekler.

Ne salgınlar, ne vebalar, ne koleralar gördü bu meydan. Bunu da atlatır elbette.

Kendi bölümündeki avizeleri limon kasalarını boyayarak yapan Fuego Kafe’de soluklanmaya karar veriyoruz.

“Americano biraz uzun sürer. Kahve makinesinin ısınması lazım. Malum, müşteri az, bu makine de çok elektrik yakıyor. Kapatıp tasarruf yapıyorum” diyor işletmeci Heybet Bey. 10 senedir bu sokakta. Şimdiye kadar hiç böyle bir dönem yaşamadığını anlatıyor: “Kısıtlamalar gelir, sonra gevşer. Bizim asıl korkumuz uçuşların iptali. Rus turist çekilirse asıl o zaman biteriz” diyor.

ÖNERECEĞİM AMA UTANIYORUM...

Hakikaten de yürüdükçe fark ediyorsunuz: Eğer koca sokakta 10 masa doluysa bunun 8’i Rus. Yalnız fiyatlar uçmuş, her şey çok pahalı. Pizzalar 46-54, iskender 65 lira. Sadece Fuego’da değil, bütün Sultanahmet’te durum böyle. Herhalde dövizin delirmesiyle ilgili.

Yazının Devamını Oku

Hiç acımadı ki

Medya çalışanı olduğum için aşı hakkı çıktı. İlk dozumu yaptırdım. Aşı hakkınız gelince neler yaşandığını 14 adımda özetledim.

PANDEMİ GÜNLÜĞÜ

◊ Önce e-devlet’te kendinize bir e-nabız hesabı oluşturuyorsunuz. Uygulamayı telefonunuza da indiriyorsunuz.

◊ Uygulama size evde aşı olma hakkınızın olup olmadığını, aşıyı hastanede mi aile hekiminde mi tercih edeceğinizi soruyor.

◊ Bunları ve randevu tarihini/saatini ayarlıyorsunuz ve BioNTech mi Sinovac mı, hangi aşıyı tercih ettiğinizi belirtiyorsunuz.

◊ Ben BioNTech seçtim ama nedenini sormayın. Hiçbir tıbbi gerekçem yok. Çok yoruldum anlamadığım bu konuda izahat vermekten.

◊ Benim hastanem Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ydi.

Geç kalmıştım ama sorun çıkarmadan yardımcı oldular.

◊ Bir form doldurup imzalıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku