"Savaş Özbey" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Savaş Özbey" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Savaş Özbey

Angola neresidir, nasıl gidilir daha mühimi nasıl dönülür?

24 Mayıs 2019

◊ Bir de Türkiye’ye uzak diyenler var. Angola nerede biliyor musunuz? İstanbul’dan çık güneye inmeye başla. Ne var? Marmara Denizi, Bursa, Denizli, Antalya... Sonra Akdeniz. Devam et: Kıbrıs, Mısır, Sudan, Etiyopya.
◊ Orada bir dur. Altı saatlik uçuşun üstüne Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da dört saat beklemeli aktarma... Çünkü dünyanın en çok noktasına uçan THY’nin bile Angola’ya direkt uçuşu yok.
◊ Bir dört saat de Etiyopya’dan Angola’nın başkenti Luanda’ya uçtun mu? Çekilecek cefan varmış, bitmedi: Geçmişte Doğu Bloku tandansı yaşamış her ülke gibi burada da evrak işlerini lüzumsuz ciddiye alıyorlar, havaalanında da iki-üç saati gözden çıkaracaksın.
◊ Ha bu, ülkenin turizme açılıyor hali. Tek uçaktan bahsediyoruz. Yarın öbür gün maazallah ikincisi falan inerse, o gece asla çıkamazsın, havaalanındasın bilesin. İsteyen çadır, isteyen uyku tulumu getirsin.

Portekizce çok kolaymış

◊ Ülke değerli taş ve petrol zengini. Ama hayrından çok, bu tür zenginliklere sahip başka ülkelerin talihsizliklerini görmüş daha çok. Kazanan çok iyi yaşıyor ama geniş halk kitleleri, tek göz evlerden oluşan mahallelerde hayatta kalma savaşı veriyor.
◊ Görkemli binaların olduğu, Batılı bir tarzı hayatın hüküm sürdüğü yeni mahalleler kurmuşlar ama tezatın bini bir para: Marketlerde çakmak bulmak büyük eziyet mesela.

Yazının devamı...

Son 15 dakika

21 Mayıs 2019

Evdesiniz. 15 dakika sonra eşiniz de, siz de belki küçük oğlunuz da ölecek.
Öldüren büyük oğlunuz.
Şerbetlerinize siyanür katmış.
Belki kötü çocuk olduğundan değil. Hasta, sadece çok hasta. Şizofren.
“Size siyanür içirdim, 15 dakikanız kaldı” demiş.
Kendinize mi daha çok üzülürsünüz? Eşinize mi?
Yok canım, asıl küçük oğlanı kurtarmak lazım.

Yazının devamı...

Eurovision’da finale kalan Serhat Hacıpaşalıoğlu kimdir?

17 Mayıs 2019

Hacıpaşalıoğlu’yla iki sene önce röportaj yapmıştık. “It’s Raining Man, hallelujah” şarkısının sahibi Martha Wash’la ortak proje yapıyordu. Röportajda onun bölümü ABD’li efsanenin yanında ezilmişti. Madem Eurovision’da San Marino adına yine finale kaldı, hadi o bilgileri ve fazlasını hatırlayalım...

◊ RİZİKO: Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kaliteli yarışma programlarından birini sundu. Sonra kendisi de Passaparola’ya katıldı, soruları bir bir bildi.
◊ DİŞ HEKİMİ: Trabzonlu. Alman Liseli. Diş hekimi. Dans konusunda ödülleri var. Organizasyon ve menajerlik yapıyor. Liselerarası müzik yarışması KASDAV’ın yapımcısı.
◊ SİGARA KARŞITI: Bir devlet lisesine kütüphane yaptırmış. Sigara içmiyor, yakınında içirmiyor. 2016’da “Je m’Adore” şarkısıyla San Marino’yu temsil etti.
◊ LİSTE BAŞI: Martha Wash şarkıyı düet olarak birlikte yorumlamak için İstanbul’a geldi. “Pistlerin Kraliçesi” Wash, onun için “Avrupalılar şarkıyı anlamadı galiba” dedi. Düet liste başlarına çıktı.
◊ ALTINCI YIL: Hacıpaşalıoğlu bu yıl yeniden San Marino’yu temsil ediyor ve finale kaldı. Türkiye yarışmayı altı yıldır boykot ediyor.
◊ TÜRKÇE SÖZLER: Ama şarkısının sonunda Türkçe konuşan, basın toplantısına Türk bayrağıyla çıkan bir yarışmacımız var.

Yazının devamı...

İnsanoğlu rakım tanımıyor

14 Mayıs 2019

Teleferik Holding Türkiye’de teleferik işinin yüzde 80’ini elinde tutan bir şirket. Teleferik inşa ettikleri gibi, yapıp kendileri de işletiyorlar.
Bursa, Alanya, Uzungöl, Ankara, Ardahan gibi 60’ın üzerinde yerde onların kurduğu teleferikler çalışıyor.
Sadece Bursa ve Alanya’da yılda 2 milyon kişi taşıyorlarmış.
Mono cable
yani tek halatta dünyanın en uzun teleferik hattı Bursa’daki Uludağ teleferiğiymiş.
Teleferik saniyede 6 metre hızla gidiyor, 9 kilometrelik parkur yaklaşık yarım saat sürüyormuş.
Geçen yıl teleferikleri özel etkinlikler için de kiralamaya başlamışlar.

Yazının devamı...

Genç yüzücünün başına gelen

10 Mayıs 2019

“Ortodokslar’ın 6 Ocak’ta Tafota Bayramı var, denizden haç çıkarma yarışı yapıyorlar. Sen de katılıp gazeteye izlenim yazmak ister misin” diye sordular.
Hemen kabul ettim.
Sonuçta güzel haber, benim için de ilginç bir deneyim...
Ama bunu kabul ettiğimde havalar sıcak. Kış henüz bastırmamış.
Aradan zaman geçti, 6 Ocak 2015 yaklaşmaya başladı.
İstanbul kar boran. Hava durumu “Sibirya soğukları geliyor” dedikçe içim çekiliyor.
Bir kere kabul etmişim, artık dönüş de yok. Kendi başına iş açtın, bittin oğlum sen!

Yazının devamı...

Instagram’dan “like” kalkarsa

7 Mayıs 2019

◊ Olmaz öyle şey. Oturduğunuz yerden masa başı kararlar alıyorsunuz. Dünyanın geri kalanını bilemem ama kendi ülkem adına konuşabilirim: Türkiye’de koca bir halk, “like” yatıyor, “beğeni” kalkıyor. Halkın like’ıyla oynamayınız.
◊ Toplumun dayanışma ruhunu zedelemiş olursunuz. Sizin oralarda olmayabilir ama bu toplum zaman içinde “like’a like” gibi eşsiz dayanışma örnekleri geliştirdi. “İmece”den beri bulduğumuz en faydalı şey. “Like like”a markaj bile var bu ülkede: Tek tek telefon açıp, “Paylaşımımı beğenmemişsin, hayrola hasta falan mısın?” diyen biliyorum.
◊ Aile kurumunu tehlikeye atmış olursunuz. Burada insanlar kocasından almadığı iltifatın, karısından görmediği hürmetin acısını o “like”larla çıkarıyor. Biz magazini bile “like”larla takip eden bir milletiz. Hangi ünlünün sevgilisiyle arası limoni, ayrıldılar mı, barıştılar mı bunları hep like’lardan anlıyoruz.
◊ Takipçi ya da beğeni satarak geçinen, evine bakan, çocuk okutan onca insan n’olacak? Ne yani, şimdi hepsi bitcoin işine mi dönsün?
◊ Uyan ahali, zürriyetimizle oynuyorlar! Biz efendi efendi gidip konuşabilen bir halk değiliz ki: Gecenin üçünde girer, üç fotoğrafını arka arkaya like’larsın. Ne demek bu? Bak profilini geziyorum, hatta ilk paylaşımlarına kadar indim demek.
Cevap tek “like” ise, “Teşekkür ederim” demek.
İki “like” ise: “Benim de sende gönlüm var...”

Yazının devamı...

Etiler’de Atiler

4 Mayıs 2019

İsmini sahibinden alıyor: Atilla Bey ve eşi. Sanki evlerine gitmişsiniz gibi rahat, tatlış... Uçaksavar Sitesi’nin içinde, yemyeşil bir tepenin üstünde. Ahşap, dağevi gibi bir görüntüsü var; etrafındaki parka masalar, koltuklar atılmış. Önümüzdeki sıcak yaz günleri için püfür püfür bir alternatif.

‘Sosyetik Çay Bahçesi’ diye başlık atıp, Bebeköy’deki Backyard’ı ben mahvetmiştim. Şimdi burayı da yazıyorum ama korka korka: Ya millet birden hücum edip güzelliğini/özelliğini bozarsa?

Ama eninde sonunda nasılsa keşfedilecek, tek güvcencemiz sahiplerinin titizliği. Atilla Bey uzun yıllar büyük otellerin yeme-içme işlerini yürütmüş, nasıl titiz, eli nasıl lezzetli anlatamam. Altı saatte ağır ağır pişirdiği bir kaburga getirdi önümüze, parmaklarımızı yiyorduk. Beş etobur bitiremedik, kalan yarısını paket yaptırdık. Yanında bir büyük rakı. İki kadeh cin. Herkese birer kol ahtapot. Kocaman kâselerde üç çeşit meze. Patates cipsi ve patates gratine. İki çikolata sufle. Rahat 10-15 çay. Kişi başı 120 lira. Üstelik Etiler’in göbeğinde. Yetmedi; Atilla Bey’den ‘sevdim sizi’ indirimi.

Ben gitmedim ama 65 liralık kahvaltısı da dillere destan: Adı, ‘Bitirebilene Aşk Olsun’. Menemen, pişi, sucuk, reçeller; çeşidin, porsiyonun haddi hesabı yokmuş. Rezervasyonumu da buradan yapmış olayım; bu pazar mutlaka gidile.  (0533) 689 54 34 

Şehrin diğer yenileri

‘Yeni’den ziyade, ‘yeniden’

Yazının devamı...

Bizi Tuğba’nın desteğine muhtaç etme Yarabbi!

3 Mayıs 2019

Askerde komutanlar, biz kısa dönemleri iğnelemek için şöyle derlerdi: “Çocuklar bir gün savaş çıkar ve sizi de orduya çağırırlarsa mutlaka gelin. Bilin ki vatan çok zor durumda...”
Mahrem videosu ortalığa dökülen Kerimcan Durmaz vakasında istediğiniz gibi düşünebilirsiniz.
Ama bir de destek verip kendi içinde bölünenler var ki evlere şenlik.
Şimdiii... İkisi de destek veriyor ama kalibre farkına bak!
İlki Didem Soydan.
Kerimcan’la bir fotoğrafını paylaştı; “Neden?” diye sorulunca da altına şöyle bir cevap döşendi:
“Ben Kerimcan’ın o paylaşımı isteyerek yayınlamadığına eminim. Gerçekliğine inandığım durumlarla ilgili kimseye eyvallahım yoktur. Rahatsız olanlar ışık hızıyla hesabımdan gidebilirler.”

Yazının devamı...