Ayı kanı içmekmiş, cilde sünnet derisi enjekte ettirmekmiş, hepsi dama atıldı.
Estetik mevzularına en uzak insan bile Didem Ceran’a kayıtsız kalamıyor, gün be gün paylaştığı gelişmeler şok üstüne şok yaratıyor.
En son, alnının ortasından saç çıktı:
“Çok ilginç bir deneyimle karşı karşıyayım. Kaşımda saç çıktı. Herhalde yanlışlıkla yüzü nakledilen kişinin alnı kaşıma denk geldi. Gerçekten bu nasıl mümkün, biri bana açıklasın...”
Kızım bize ne soruyorsun, ne bilelim orada nasıl saç çıktı?
Çıkan kimin saçı?
Orada 15 saatlik ameliyatı yapan doktorlara sorsana!
“Okula rehber öğretmenimiz Şeyda Hoca ile görüşmek için gittim. Aradım, fakat bulamadım. Şeyda Hoca ile görüştükten sonra intihar edecektim. Bulamayınca strese girdim. Sesler duymaya başladım. Rastgele bir sınıfa girip ilk kimi gördüysem ona saldırdım. Kendimde değildim. Sadece koridorda koştuğumu hatırlıyorum. Daha önce Fatma Nur öğretmenin dersime girdiğini hatırlıyorum. Aramızda bir husumet yoktu. Yanımda her zaman bıçak taşırdım. O güne özel bir şey değildi. Beni azmettiren herhangi bir kimse yoktur...”
Azmettirme yok, kasıt yok, husumet yok...
Bıçak bilhassa bu olay için alınmamış, her zaman yanında...
O sırada kendinde değil, sesler duyuyor ve hiçbir şey hatırlamıyor...
Katil gencin ruh sağlığının bozuk olduğu söyleniyor.
Valla değme avukat bir savunma yazsa ancak bu kadar olur.
Cezayı hafifletecek ne varsa sıralanmış ifadede.
Güvenli, müreffeh, zengin, huzurlu olarak tanınan Dubai’den kaçmaya çalışıyor insanlar.
Aralarında Türk vatandaşları da var.
Birinci grup: Ivana Sert, Şevket Çoruh, İlker Ayrık gibi, iş ya da seyahat için geçici olarak Dubai’deyken savaşa yakalananlar. Demet Akalın kılı kılına yırtmış.
İkinci grupsa Pınar Kerimoğlu, Beste Açar, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar gibi Dubai’ye yerleşmeyi seçmiş olanlar.
Alınan haberlere göre hepsi iyi, umarım bir an önce sağ salim ülkelerine ve sevdiklerine kavuşurlar.
İkinci gruptakiler bu olaydan sonra hâlâ Dubai’de yaşamaya devam ederler mi, yoksa bu kararlarını gözden mi geçirirler, göreceğiz.
Mesela Pınar Kerimoğlu, Dubai’ye “daha güvenli” olduğu için gitmişti.
Hafsa beş gün boyunca hafiyelik yapmış, yakalayınca da koymuş postayı.
Geldik mi yine o meşhur soruya:
Eşler, sevgililer birbirinin telefonunu karıştırabilir mi?
Kâğıt üstünde hayır.
Ama söz konusu aşk olunca o kırmızı çizgi muğlaklaşıyor işte.
Hele bir de kişi, şüphesinde haklıysa...
Hafifletici sebep gibi!
İstanbul-Ataşehir’de taksimetre açan taksici, 430 kilometre sonra Ankara-Yenimahalle’de taksimetrenin 18 bin 250 lira yazdığını gösterip ücreti az buldu:
“Diğer masrafların yanında yakıt deposunun yarısını da yaktım. Maliyeti sadece gidiş değil, gidiş-dönüş hesaplamak lazım...”
İki şehir arasındaki taksimetre ücretini az bulup şoföre hak veren de var, çok bulup kızan da.
Tanıdık bir şoför arkadaşımıza, Cenk Yücel’e e sorduk, “Taksici arkadaşımız otoyol ücretlerini katmamış, onları katsa daha da artar” dedi.
Tabii bunu en iyi Nurseli İdiz bilir.
Bir dönem kafayı bulup bulup uzak şehirlerden İstanbul’a taksiyle geliyordu. Bir keresinde Erzincan’dan binip şoföre “Nişantaşı” demişti.
Erzincanlı taksiciyi, “İç Anadolu biraz yoğun abla. Karadeniz’den dolaşayım mı” deseydi. Ben gelsem yol boyu taksimetreyi kontrol etmekten şaşı olurdum herhalde.
Gülmek sana yakışıyor
Tabii bu durum, diğer kızı için de emsal teşkil ediyor.
Fakat 6 milyonun bugün artık sadece adı var. Bu parayla İstanbul’da orta halli bir ev alabiliyorsunuz ancak.
Peki Metin Akpınar mal varlığını gizlemiş olabilir mi?
Duygu Nebioğlu’na göre evet...
“Felaket Tellalı” lakaplı müzisyen-magazinci Onur Akay’a konuştu:
“Dosya henüz kesinleşmiş değil. İstinaf süreci ve olası temyiz aşamaları, hem tazminat miktarını hem de mal varlığına ilişkin iddiaları yeniden gündeme taşıyabilir. Çünkü Metin Akpınar mal varlığını gizledi.”
Ne akla hizmetse, üstüne kendi mayolu-kaslı halinin fotoğrafını koyduruyor.
Altında da şöyle yazıyor: Ye beni aşkım...
Yahu kendine âşık!
Kızın doğum günü. Kızın pastası. Niye senin fotoğrafın?
Ayrıca niye öyle cıbıldak?
Bakalım kız istiyor mu?
Pastayı kesince masadakiler demeyecek mi, “Bana kolu düştü, sana neresi geldi” diye.
Metin Akpınar’ın ismini önce, yeniden çekileceği söylenen “Akasya Durağı”nda, “Nuri Baba” karakteri için duyduk.
Bu rolü daha önce rahmetli partneri Zeki Alasya canlandırmıştı.
Bir gün sonra Akpınar’ın bu kez kızı Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildiğini öğrendik.
O kısım biraz karışık aslında: Duygu Hanım’la en son baba-kız mutlu pozlar veriyorlardı aynı sofranın etrafında. Sonra bu 6 milyon nereden çıktı acaba?
6 milyon büyük meblağ değil.
O parayla bugün İstanbul’da belki bir daire alabilirsiniz.
Ama mesele 6 milyon değil tabii.