Yaklaşık 20 firmadan reklam toplayan damat Ramazan Bekrek, bu sayede harcamaların dörtte birinin bedavaya geldiğini söylüyor.
Gelin Pınar Abas ise başta mesafeli yaklaştığı bu fikre sonra destek vermiş.
Damatlığa reklam veren firmaların temsilcileri de katılmış düğüne.
Sponsorlardan Burak Özenir, “Daha önce böyle bir teklif gelmemişti, hemen kabul ettim” diyor.
Belli ki damat Ramazan Bey, biraz eşini dostunu sokmuş devreye.
Bir kere başlayınca da devamı gelmiş espri olarak: Semtin çiçekçisi, pilatesçisi hep ceketin üstünde.
Damadın hafif cüsseli olması avantaj tabii. Zayıf bir damat olsa sığdıramazdı o kadar reklam.
Budur! İçli köfteyi ara sıcak falan değil, ana yemek olarak bile yerim. İşte benim profesörüm:
“Çok sağlıklıdır. Bulduğunuzda bol bol yiyin. Yağ, et, ceviz, bulgur, her şey vardır içinde. Daha ne olsun? Yalnız kızartılmış olanı değil, haşlanmış olanı yiyin...”
Hoca haşlanmış diyor, dili sürçmüş. Asıl kızartması güzel.
Üstüne limon da sıkıyorum hocam, kolesterol falan kalmıyor.
Kimyon’un günahı ne?
Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’a benzetilen Kalben, “Keşke bana benzese. Dünya daha güzel bir yer olurdu” dedi.
Bu yıl Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ve eşi Lauren Sanchez’in onursal başkanlığında düzenlenen geceyi “milyarderler balosuna” döndüğü gerekçesiyle bazı ünlüler protesto etmişti. Buna karşın renkli görüntüler önceki yılları aratmadı.
Heidi Klum geceye hareket eden bir heykel şeklinde katıldı.
Kylie Jenner üstü beline kadar soyunmuş gibi görünen bir kıyafet giydi.
Cardi B’nin dışkıyı andıran giysisine kimse bir anlam veremedi.
Super Bowl’da Trump’ı küplere bindiren 32 yaşındaki Bad Bunny ise ileri yaşta bir “amca” kılığına büründü.
Bana kalırsa gecenin en ilginç kıyafetini model ve aynı zamanda başarılı bir kayakçı olan
“Bu Aşk Fazla Sana”, “Okyanus”, “Yalnız” gibi şarkılarını sevenlerin o kadar uzun zamandır beklediği bir buluşma ki karaborsacılara resmen gün doğdu, biletlerin satışa çıktığı anda tükeneceğinden eminim.
1990’larda, ilk ünlü olmaya başladıklarında rock müzik sevenler ikiye bölünmüş haldeydi:
Özlem Tekinciler ve Şebnem Ferahçılar. İkisi de çok iyi müzisyen olduğu için haklı, tatlı, şefkatli bir bölünmeydi bu aslında.
Sonra ikisi de sırra kadem bastı. Hatta Özlem Tekin, hepten köy hayatına falan karıştı.
Şebnem Ferahçılar, çok daha kısa bir aradan sonra kraliçelerine kavuşuyor sonunda.
Şişkooo patates...
Senarist
Amerikalı şarkıcı Taylor Swift’in, yapay zekâya karşı korumak için ses ve görüntüsünü tescil ettirmesinin ardından bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu konu tartışılmaya başladı.
Geçen hafta Milliyet’te Mesut Yılmaz imzalı çok güzel bir haber vardı. Deniz Seki, Işın Karaca, Buray gibi şarkıcılara ve Ferhat Göçer gibi STK temsilcilerine sormuşlar: Yapay zekâ nereye kadar?
Işın Karaca çok sade ve net ifade etmiş:
“Müzikal haklarımızı alamazken bir de yapay zekâyla savaşmak çok korkutucu...”
Çok doğru:
Şimdi siz, senelerinizi vermişsiniz, bir kariyer, sevenlerinizin gözünde bir imaj oluşturmuşsunuz.
Adam geçiyor ekranın başına: “Işın Karaca’nın sesini al, Ajda’nın görüntüsünün üstüne döşe, Sezen gibi de biraz buğulu söylet” diyor ve ortaya bir ürün çıkıyor.
Cem Yılmaz bıyık bıraktı, Can Yaman sakalı-bıyığı kesti, Edis saçının rengini açtı, Justin Timberlake’e benzedi.
Oğlak burcu olarak değişikliklere, hele de ani olanlara çok karşıyım.
Ama Can Yaman’ınkini beğendim. Sakalı kesince kel göründü: Meğer üst dudağı yokmuş.
Adamın tek bir falsosu varsa onu da yakalamış olduk böylece.
Diyeceksiniz ki: “Onun sakalı-bıyığı iki günde uzar. İki gün sonra sen ne yapacaksın?”
Bilmem, şimdilik o iki günün tadını çıkaracağım.
Sarp Apak yalnız değildir
O da bir şey mi?
Bülent Ersoy yeni şarkısı “Fragman”ın klibini yapay zekâyla oluşturmuş.
Hani çoğu kez tekerlekli sandalyeyle gezen Bülent Ersoy, klipte 18’lik kız gibi seyirtiyor.
Danslar cabası, gözler de mavi.
Türkiye’nin en alaturka figürlerinin yapay zekâ konusunda bu kadar cevval olması kaç puan?
Bu alandaki yeniliklere popçulardan bile daha açıklar.
Bu arada ABD’den küçük bir hatırlatma: Ünlü şarkıcı
Bazen ultra zenginlerin de işi zor. Pahalısına gitse haber: “Bir kreme şu kadar harcadı...”
Ucuzuna girse yine haber...
Hacı Sabancı niye gidemesin ki orta halli bir yere? Parası var diye en pahalısını mı almak zorunda?
Ayrıca kime, ne hesap verecek: Belki vakti dardı, ilk gördüğü yerde işini görüp çıktı.
Belki de aradığı, her yerde bulunabilecek, sıradan bir ürün...
Kaldı ki yabancı tezgâha da gitmemiş, yine aile dükkânından alışveriş etmiş: