Şale Kutsal Yılmaz

Peptitli Cilt Bakım Kremleri Faydalı mı?

27 Ekim 2020
Cilt bakım ürünleri, her gün yeni markalar, yeni içeriklerle bize genç ve sağlıklı bir cilt vaat eder. Bazıları gereğinden fazla abartılırken, diğerleri gerçekten faydalıdır.

Peptitler son yıllarda cilt bakım ürünlerinde sıkça karşılaştığımız içerikler, bunlarla ilgili söylenenler ne kadar doğru? Cilt bakım rutinimizde peptitler olmalı mı?

Peptitler, amino asitlerden oluşur ve cilde topikal uygulandığında kolayca emilir. Bu özellik, cilt bakımında kolaylık sağlar, çünkü cilt güçlü bir bariyerdir ve pek çok içerik yeterli olarak ciltten emilemez.

Peptitler, kollajen, elastin gibi proteinlerin yapı taşları görevi gören kısa amino asit zincirleridir. Ciltte kolajen ve elastin üretimini uyararak etki eder. Kolajen artışı daha dolgun, nemli cilt görünümü sağlar, ince çizgi ve kırışıklıları azaltır. Elastin artışı daha sıkı ve gergin cilt yapısı kazandırır. Kısaca söylemek gerekirse, bu proteinler cildinizin temelleridir. Sağlıklı, güçlü ve genç cilt yapısı için önemlidir.

Peptitler, cilt bariyerini güçlendirir. Güçlü cilt bariyeri ultraviyole, bakteri, toksin ve çevresel kirliliğe karşı cildin dayanıklılığını arttırır.

Antiinflamatuvar, antioksidan ve antimikrobiyal etkileriyle cildi onarır ve yatıştırır. Renk tonunu düzenler. Daha ışıltılı, pürüzsüz bir cilt görünümü sağlar.

Ayrıca peptitli cilt bakım ürünleri hassasiyet yaratmadan, yaşlanma karşıtı etki oluşturabildiği için her mevsimde kullanımı kolaydır.

Sonuç olarak, peptitler son derece etkili bileşenlerdir.  Bu grup ürünler cilt yaşlanmasının bütün sorunlarını çözemez, ancak özellikle 35 yaş üzerinde, her cilt tipinde antiaging etkileri nedeniyle güzel bir seçenek olacaktır. Bu tarz içerikler antioksidan, nemlendirici ve diğer onarıcı içeriklerle bir araya getirilirse daha güzel sonuçlar verir.

INSTAGRAM

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı Cilt İçin Kolajen

8 Ekim 2020
Kolajen vücudumuzda yoğun olarak bulunan çok değerli bir proteindir.

Yalnız cilt değil, kemik, kas, eklem ve damar sağlığı için vazgeçilmezdir.

Ciltteki kolajenin azalması sarkma, kırışıklık ve kuruluk oluşturur.

Kolajen üretimi 20’li yaşlardan sonra azalmaya başlar böylece cilt dolgunluğunu kaybederek sarkar. Daha ince ve kırılgan hale gelir.

Kolajen düzeyi, yaşlanma, stres, kötü beslenme ve güneş ışınları gibi faktörlerle daha hızlı azalır. Bu tarz önlemlere dikkat etmek kolajeni korumak açısından faydalıdır. 

Yeterli kolajen düzeyi, cildin pürüzsüz, esnek ve yumuşak olmasını sağlar.  Ayrıca diğer hücreleri destekler ve nem verir.  

Peki bu kadar önemli olan kolajeni nasıl koruruz ve arttırırız?

Kolajen içeren cilt bakım ürünleri, kolaylıkla bulabileceğiniz ürünlerdir.  Özellikle olgun ve kuru ciltler için çok iyi bir nem desteği sağlar. Kolajen büyük moleküllü olduğu için, ciltten emilemez. Ancak cilt yüzeyinde örtü oluşturarak nem sağlar. Böylece kullanıldığı sürece cilde parlaklık ve ışıltı verir.

Kolajeni korumak için neler yapmalıyız?

Yazının Devamını Oku

Cildiniz Sonbahara Hazır mı?

9 Eylül 2020
Sonbaharı karşılarken, yazın izlerini saçımızda ve cildimizde hissediyoruz.

Yaz sonrasında cildimizde kuruluk, tıkanmış gözenekler ve lekeler fark edebiliriz. Saçlarımız daha kuru ve mat olabilir.

Ama moral bozmaya gerek yok. Biraz destekle her şey yoluna girer. 

Cildiniz derin temizliğe ihtiyaç duyar.

Açık hava ve güneş altında geçirilen zamanlarda terle birleşen kir ve makyaj artıkları gözenekleri tıkayarak komedon, hatta sivilce oluşumlarına neden olabilir.

Cilt derin temizliğe ihtiyaç duyar. Profesyonel bakımlar, cildin derin temizlenmesi ve yüzeydeki eskiyen hücrelerin atılması için iyi bir fırsattır. Buna ulaşamadığınız ortamlarda evde yapılacak kil maskeleri hem cildinizdeki toksinlerin atılması ve hem de gözeneklerin temizlenmesi için faydalıdır.

Artan nem ihtiyacı   

Deniz ve havuz sonrası klor, tuzlu su ve UV ışınları cildi kurutur. Bol bol nemlendirici kullanmak, nem maskeleri yapmak cilde destek olur. Ancak cilde uygulanan maske ve kremler bazen yetersiz gelebilir, bu durumda gençlik aşısı (nem aşısı), gibi hem daha etkili hem de uzun süreli fayda sağlayabilecek yöntemler tercih edilebilir.

Bu tedavide minik iğnelerle hyalüronik asit uygulanır. Ciltte nemlenme, canlanma ve sıkılaşma sağlanır.

Yazının Devamını Oku

Yaz Aylarında Cilt Bakımı

25 Ağustos 2020
Şahane yaz mevsiminin tadını çıkarırken cildinizi ihmal etmeyin.

Değişen mevsim şartları cildimizin ihtiyaçlarını, doğal olarak bakım rutinini de değiştirir. Yaz ayları belli konulara özen göstermezsek, cildin en çok yıprandığı mevsim olabilir.

Yazın güneş ışınları ve deniz cildi kurutur ve lekelere neden olabilir.

Peki bu güzel havaların tadını çıkarırken cildimize nasıl destek olalım?

Güneş koruma her zamanki gibi olmazsa olmazımız

Her mevsim olduğu gibi en önemli dostumuz, cildimize uygun güneş koruyucumuz. Doğru seçilmiş, yumuşak yapıda bir güneş koruyucuyu 2-3 saat aralıklara yenileyerek kullanmak, güneş ışınlarının zararlarını azaltır.

Su bazlı, yumuşak yapıda bir nemlendirici yeterli nem desteği sağlarken, gözenekleri tıkamaz ve size kullanım kolaylığı sağlar. Ayrıca kullandığınız ürünlerin antioksidan içermesi yine güneşin cilde verdiği hasarı azaltma anlamında çok faydalıdır.

Sıcağın etkisiyle sıvı kaybı yaşarken bol su tüketmek, karpuz, kavun gibi su içeriği yüksek gıdaları tercih etmek bize destek olur. Ayrıca beslenmemize bol sebze ve meyveyi dahil etmek, artan antioksidan ihtiyacı karşılamak açısından faydalıdır.

Deniz tatillerinde cilt daha fazla özen ister. Denizden sonra mutlaka ılık duş alarak deniz suyunun ve güneş koruyucuların ciltten uzaklaştırılması gerekir. Uzun ve sıcak duşlar, sert temizleyiciler cildi daha çok kurutur. Bu nedenle tercih edilmemelidir.

Yazının Devamını Oku

COVİD-19 Sonrası Moda Dünyası Nasıl Değişecek?

5 Haziran 2020
Çok hızlı bir şekilde değişim yaşadığımız şu günlerde hayatımızın her alanında olduğu gibi moda sektöründe de değişim kaçınılmaz olacak. Peki Covid-19 bu konuda hayatımızda ne gibi değişimler yaratacak? Bu konuyu hiç düşündünüz mü?

Son yıllarda moda dünyasında çok fazla tüketim ve bunu karşılayabilmek için de çok fazla üretimin olduğu bir dönem yaşadık. Her şeyin hızlı tüketilmesi tasarımcıları, ihtiyacı karşılayabilmek için çok sayıda koleksiyon ve model hazırlamaya itti.

Covid-19 öncesi yeni aldığınız kıyafetimizi 1-2 kez giydikten sonra, sıkılıp vitrinlerde yeni modeller arıyorduk.

Peki evde kaldığımız bu süreçte neler oldu? Bir grup hiç alışveriş yapmadı, diğer grup online alışverişlerle ihtiyaçlarını karşıladı.

Bu süreç bize tüketim alışkanlıklarımızın ihtiyacımızın ne kadar ötesinde olduğunu gösterdi. Ayrıca bu hızlı üretim ve tüketim süreciyle doğaya verdiğimiz zararın farkına vardık.

Peki bundan sonra modayı neler bekliyor?

Ekonomilerdeki küçülmeye paralel olarak, harcamalarda kısıtlamalar olacak. Daha az koleksiyon tasarlanacak ve daha az model üretilecek.

Büyük bütçeli moda haftaları ve defileler digital platformlara taşınacak, böylece hem daha ekonomik hem de virüs açısından daha güvenli olacak.

Aldığımız ürünlerin, daha uzun kullanabileceğimiz, kaliteli ve stilimizi yansıtan zamansız parçalardan olmasına özen göstereceğiz. Daha çok kombin yapabileceğimiz. Daha çok kullanabileceğimiz parçaları almayı tercih edeceğiz. Kısacası az ve öz alacağız.

Yazının Devamını Oku

Selülit İçin Evde Neler Yapılabiliriz?

28 Mayıs 2020
Selülit kadınlarda %80-%90 oranında görülen oldukça yaygın bir sorun. Tabii konu böyle popüler olunca, birçok çözüm yöntemiyle de karşılaşıyorsunuz.

Selülit başta karın, kalça ve bacaklar olmak üzere, vücudumuzun bazı bölgelerinde yağ birikimi sonucunda başlayan sürecin, zamanla dokuları etkilemesiyle "portakal kabuğu" görünümü alması durumu. 

Erkeklerde nadir görülen bu sorun, kadınları daha çok etkiliyor. Her yıl selüliti çözebilmek için yeni ürünler ve yeni cihazlar üretiliyor. Ne yazık ki bazılarında etkili sonuçlar alınamayabiliyor.

Selülit oluşumu, genetik faktörler, beslenme hataları, fiziksel aktivite azlığı, metabolizmanın yavaş olması, hormon değişimleri, kilo fazlalığı ve cilt yapısının yatkınlığı gibi pek çok sebeple ilişkilendirilebilir.

Ayrıca dolaşım sorunları, postür bozuklukları, gebelik ve bazı ilaçlar yine selüliti arttırabilecek diğer sebeplerdir. Obeziteden farklıdır. Obezitede yalnızca yağ dokuda artış vardır. Selülitte ise yağ doku artışı ve dolaşım bozuklukları eşlik eder. Bu nedenle yalnızca kilo vermek problemi çözmeye yetmez. Dolaşımı, kas yapısını ve hatta cilt kalitesini güçlendirmek selüliti azaltır.

Selülit, ilk bakışta yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünse de ileri durumlarda farklı sorunlar eklenebilir.  Dokulardaki yağ birikimi, zamanla dolaşım ve beslenme bozukluklarına, su tutulmasına ve deformasyonlara neden olabilir. Varis, çabuk yorulma, ciltte sarkma ve çatlamalar oluşabilir.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsten Nasıl Korunuruz?

7 Nisan 2020
Hepinizin bildiği gibi, son günlerde gündemimizi koronavirüs oluşturuyor.  

Tüm dünyayı ilgilendiren bu sorunla ilgili endişe yaşamaktansa, alınacak temel önlemlerle hastalıktan korunmak mümkün. Herkesin üzerine düşeni yaparak, uzmanların önerilerine uyması durumunda hastalık kısa sürede kontrol altına alınabilir.

Bize düşen görev çok önemli, kendimizi ve çevremizi korumak. Bilinçli olmak.

65 yaş üstü kişiler, diyabet, kalp ve solunum yolu sorunu olanlar için çok daha özen gösterilmesi gereken bir süreç yaşanıyor.

Virüsün hayatta kalma süresini, bulunduğu yüzey ve hava şartları belirliyor. Bu süre birkaç saatle, birkaç gün arasında değişebiliyor. Bazı yüzeylerde uzun süre canlı kalabilmesi bulaşıcılığı açısından önemli bir sorun.

Bu nedenle korunma konusunda temizlik önlemleri çok faydalı.

Peki nedir bu önlemler?

- Mümkün olduğunca, evde kalıp, dışarı çıkmamalıyız. Mecburen dışarda olmamız gerekiyorsa maske kullanmalıyız.

- Sosyal mesafenin, 1,5-2m olarak ayarlanmasına özen göstermeliyiz.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsten Korunmada Ellerin Temizliği Nasıl Olmalı?

18 Mart 2020
Son zamanlarda tüm dünya ciddi bir sağlık sorunuyla karşı karşıya. Gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci kabullenip en doğru şekilde kendimizi ve çevremizi korursak, daha olumlu sonuçlar alabiliriz.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek, kalabalık ortamlarda bulunmamak ve ellerin temizliğine dikkat etmek bu önlemlerden bazıları. Stresi yönetebilmek, panik yaratmayarak sakin kalabilmek uzun dönemde hem bedensel hem de ruhsal sağlığımız için olumlu olacaktır.

Koronavirüs enfeksiyonlarının yayılmasıyla birlikte korunmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı.

Bugün, gelinen noktada hastalığı durdurmanın en kısa yolu kendimizi ve çevremizi koruyarak, yayılmayı engellemek.

Ellerimize bulaşan koronavirüs, ağız ve göze temasıyla  enfeksiyona neden olabiliyor.  Bu nedenle ellerin temizliği son derece önemli.

Ellerin temizliğinde kullanılan sabun ve el dezenfektanları tahriş, kuruma, çatlama, egzema oluşumlarına neden olabilir. Deri bütünlüğünün bozulması, cilt sorunlarına ek olarak, enfeksiyon için de yeterli korumanın yapılamamasına neden olabilir. Bu nedenle elimizdeki bu ürünleri en iyi etki için bilinçli kullanmamamız gerekir.

Virüsle temas edilebilecek ortamlarda elleri yeterince temizlemek. Ev ortamı gibi virüsün bulunmadığı ortamlarda gereksiz yere sürekli eli yıkamaktan kaçınmak ve bol bol nemlendirmek uzun dönemde cilt sağlığını ve enfeksiyondan korunmayı sağlayacaktır.

El temizliği için seçilen sabun renksiz, kokusuz ve kimyasal içeriği az , mümkün olduğunca doğal özellikte olmalıdır.

Virüsün etkilenmesi için eller en az 20 saniye boyunca köpürtülerek, tüm yüzeylere temas edecek  şekilde sabunlanmalı daha sonra durulanmalı ve kurutulmalıdır.

Yazının Devamını Oku