Prof. Dr. Güliz Onat - Tüm Köşe Yazıları - Sayfa 3

Prof. Dr. Güliz Onat

Emzirme ve doğum kontrol yöntemleri

10 Temmuz 2020
Sizinle pek çok kişinin kafasına takılan soruları ve yanıtları paylaşmak istiyorum.

Emzirmek, hamilelikten korur mu?
Pek çok anne, yeni bebek sahibi olduktan sonra, diğer hamileliği için bir müddet ara vermeyi istiyor. Bu ara sağlık açısından da önemli ve gerekli. Kadın bedenindeki depoların yeniden dolması ve bir sonraki bebek için hazır hale gelmesi gerekli. İki hamilelik arasındaki süre, uzmanlara göre en az 18 ay ya da en az iki yıl olmalı.

Hormon hapı almadan, emzirme döneminde nasıl korunulur?

Peki, hem ara vermek gerekirken hem de emzirdiği için herhangi bir hormonal yöntem kullanmak istemeyen anneler ne yapacak? Çözümü yine bilge kadın bedeni sunuyor. Tam emzirme koşulları sağlandığı takdirde, bir sonraki hamilelikten emzirerek korunmuş oluyorsunuz sevgili anneler. Buna Laktasyonel Amenero Metodu (LAM) denir.
Nasıl mı?
Bebeğin meme başına yaptığı “emme” hareketi; yumurtlamayı sağlayan hormonları azaltır.  Böylelikle gebelikten korunursunuz. Emzirirken, mutlu olursunuz. Mutluluk hormonu “endorfin” artar. Bu artış; Yumurtlamayı sağlayan hormonları (GnRH) ve dopamini azaltır. Süt yapan hormon “prolaktini” arttırır. Prolaktin arttıkça, yumurtlama baskılanır. Prolaktin gece salınan bir hormon olduğu için, eğer gece emzirmiyorsanız, yumurtlamanız geri dönebilir.
Dikkat: Eğer, doğumdan sonra 6 ay içinde olmanıza rağmen regliniz geri dönmüş ise bu yöntemle korunamazsınız.

Yazının Devamını Oku

Silikon emzirmeye engel mi?

30 Haziran 2020
Geçen gün, hepimizin çok sevdiği, benim de kendisini desteklediğim bir anne, arkadaşının daha önce geçirdiği silikon ameliyatı nedeniyle emziremediğinden bahsetti. Önce bi şaşırdım. Destek almış mı diye sordum. "Destek almadı çünkü meme operasyonu geçirmiş, nasıl emzirecek ki?" dedi. İşte bir emzirme efsanesi daha!

O kadar imkansıza inanılmış ki... Olasılıklar dahi göz ardı edilmiş. Emzirme desteğine bile başvurmaya gerek duyulmamış. Silikon var, nasıl olacak ki! Halbuki kadın bedeni o kadar bilge ki... Bir emzirme desteği ile neler olurdu kim bilir...

Meme büyütme ve küçültme ameliyatları
Eğer geçirmiş olduğunuz herhangi bir meme ameliyatınız varsa (meme büyütme veya küçültme, biyopsi gibi), bunun emzirmeye etkisini bilmenin tek yolu deneyip görmektir. Ancak şanslı olduğumuz bir konu var ki kadın bedeni muazzam bir bilgelikle, her yeni duruma uyumlanabilir. Yani 9 ay boyunca yeni bir bebek geleceğini bilen beden, buna hazırlanmak için operasyon sinirleri zedelese bile, yeni sinir dallanmaları oluşturabilir.

Alt dış kadran kesisi sorun oluşturabilir

Ayna karşısında, dikiş izlerinizin nerden geçtiğine bir bakın. Genelde eski cerrahi tekniklerde, areolanın (kahverengi kısım) alt kadranından geçen bir dikişin (periareolar insizyon) varsa ve meme ucu/areolada hissizlik yaşıyorsanız, soğukta parmakla hafifçe ovuşturduğunuzda meme ucunuz sertleşmiyorsa, emzirirken boşta olan memenizden süt damlamıyorsa (her zaman olması şart değil) buradan geçen sinirler kesilmiş, süt kanalları zedelenmiş olabilir. Buradaki sinir hasarına bağlı, sütünüzü dışarı akıtan oksitosin refleksiniz zarar görmüş olabilir. Bu durumda bebeğiniz aç kalabilir. Ancak pompa ile sağıp verme seçeneğiniz her zaman var.

İyi haber günümüzde koruyucu cerrahi kesiler, meme ucunun uzağından yapılıyor. Böylelikle sinirlere zarar verilmiyor. Bir ameliyattan sonraki 2 yıl içinde bölgedeki hisselerin geri döneceğini biliyoruz. Eğer areola etrafında dikiş izi görüyorsanız, hastane tipi bir pompa kiralayıp doğumdan yaklaşık 3 gün sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Önce emzirip ardından 4-5 dakika pompalamanız yeterli. Ancak bebeğiniz çok aç olmasın. Biraz besleyip ardından emzirip sonra pompa yapabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Down sendromlu bebekler ve emzirme ipuçları

16 Haziran 2020
Down Sendromu, sıklıkla Trozomi 21 olarak bilinen bir kromozomal anomalidir. Trozomi 21 dışında translokasyon ve mozaik tip olmak üzere diğer 2 tipi daha vardır. Tedaviyi gerektiren bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Emzirmeye engel bir durum değildir. Yakın zamanda desteklediğim Down sendromlu bir bebek 2,5 ayında etkin emmeyi başarmıştı.

Kas gevşekliği

Bu tür bebeklerin doğdukları ilk haftalarda kasları gevşek olabilir. Emzirirken, anneler sıklıkla gevşek kas tonüsüne sahip bu bebekleri memeye yerleştirmede zorlanabilirler. Bu nedenle bebeğin anneye yakın olması ve gövde sabitliğine yardımcı olması için bir yastıkla desteklenerek emzirilmesi kolaylık sağlayabilir. Bebeğin topuklarının bir havlu yardımıyla desteklenmesi ya da annenin karnı ve bacakları ile temas etmesi kendini güvende hissetmesine ve daha etkin emmesine yardımcı olabilir.

Down sendromlu bebeklerde emzirme pozisyonları

Bir diğer emzirmeyi kolaylaştırıcı yöntem "arkaya yaslanarak emzirme" pozisyonudur. Bebekler, emmeye programlı doğarlar. Arkaya yaslanarak emzirme pozisyonunda, bebeklerde bu program kendiliğinden aktifleşir ve emme, arama, yutma refleksleri uyarılır. Böylelikle dudak, çene ve dil kaslarının gevşek olmasına rağmen, memeyi kavratmak kolaylaşabilir.

Kundaklayarak emzirme

Gevşek kaslar için bir diğer önerim de bebeğinizi yarım kundaklayarak emzirmenizdir. Kundaklarken elini açıkta bırakarak, sizinle ten teması yapmasına izin vererek ve kafasını açıkta bırakarak kundaklamak, memede kafasını en rahat ettiği şekilde yerleştirmesine olanak tanır. Bir diğer önemli konu, annenin sakin ve rahat olmasıdır. Anne ancak sakin ve rahat olduğunda, süt akışı sağlanabilir.

Dik pozisyonlar

Down sendromlu bebeklerin bazılarında, yumuşak damak yarıklıkları görülebilir. Böyle bir durumda, bebeğin içtiği süt, genzine kaçabilir, burnundan gelebilir. Bunu önlemek için bebeklerin kafası, kalçasından daha yüksekte olacak şekilde besleme pozisyonu önerilir. Arkaya yaslanarak emzirme pozisyonu bu tür pozisyonlardan biridir. Ayrıca kafası yükseltilmiş futbol topu emzirme pozisyonu da önerilebilir.

Yazının Devamını Oku

Emzirme döneminde lazer epilasyon yapılır mı, saç boyanır mı?

2 Haziran 2020
Emziren annelerin lazer epilasyon konusunda bazı endişeler taşıdığını biliyorum. Lazer epilasyonda, lazer ışığı kullanılarak, ciltteki kıl kökleri seçici olarak ısıtılıp yok edilir. Bunun süte ya da bebeğe zararlı bir yan etkisi bugüne dek bildirilmedi.

Lazer ışını, süt dokusuna ulaşmadığı için süt miktarını etkilenmez. Ancak bu konuda yeterli sayıda çalışma da yapılmadı. Yani ‘kesin zararlıdır’ ya da ‘kesin zararsızdır’ diyemiyoruz. Lazer epilasyondan çok daha zararlı olabilecek bir şey var ki, lokal anestezi için kullanılan krem ya da enjekte edilen ilaçlar… Herhangi bir alerji durumu gelişebilir. Lazer epilasyon yaptıracaksanız, asıl bu konuya dikkat etmenizi öneririm. Herhangi bir anestetik ilaç kullanırken doktorunuza danışmadan uygulatmayınız.

Laktasyon dönemindeki hormonal durumdan dolayı, kıl kökleri beslenme eğilimindedir ve ciltte renk değişikliklerine sebebiyet verebilir. Yani emzirdiğiniz sürece aslında kıl kökleri de varlığını sürdürür. Emzirme döneminde lazer epilasyon bir bakıma boşa kürek çekmek gibidir. Zaman ve para kaybı anlamı taşıyabilir. Siz aldırırsınız, o yeniden çıkar. Etkisi beklenenden az olabilir. Belki emzirme döneminiz bitene dek, lazer epilasyonu ertelemeyi düşünebilirsiniz.

Bu dönemde saç boyamak zararlı mı?
Saç boyaları her ne kadar üzerinde organik, zararlı kimyasal içermez ifadeleri taşısalar da oldukça fazla kimyasal içerir. Özellikle emziren annelerde saç boyasının etkileri üzerine çalışmalar yetersiz olsa da, ben şahsi olarak hamilelerin ve emziren annelerin saç boyası yaptırmalarını önermiyorum. En azından ek gıdaya geçene dek, boya ihtiyaçlarını ertelemelerini öneriyorum. Yapılan bazı çalışmalarda saç boyası kullanımı ile meme kanseri, çocukluk çağı germ hücre tümörü ve lösemi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Bazı kaynaklarda detaylı olarak saç boyalarının olumsuz etkileri gösterilmiştir. Saç boyama konusunda detaylı araştırma yapıp çalışma sonuçlarına mutlaka bakmalısınız.

Yazının Devamını Oku

Korona günlerinde doğum yapacak anneler ne zaman hastaneye gitmeli?

25 Nisan 2020
Korona günlerinde, hastaneye gitmek oldukça sıkıntılı bir süreç haline geldi. Çoğu hamile gebelik kontrolleri için bile giderken endişe içinde. Peki, kasılmalar başlarsa hastaneye gidilmeli mi?

Bazı kasılmalar yalancı, bazıları ise gerçek doğum dalgalarıdır. Bunu ayırt etmeyi öğrenmeniz, korona günlerinde sizi gereksiz hastane ziyaretinden korur. Ancak kasılmalar hastaneye gitmek için tek neden değildir. Endişe verici belirtiler olduğunda ambulans çağırabilir ya da hastaneye gidebilirsiniz. Kasılmaları erken dönemde mümkün olduğunca evde karşılamak, tüm doğuma hazırlık sınıflarında tavsiye edilen ortak bir bilgidir. Böylelikle hem evinizin rahatlığında güvende hisseder, hem hastaneye erken gitmeye bağlı gereksiz müdahalelerden korunur, hem de korona günlerinde virüsten de mümkün mertebe korunmuş olursunuz.

Peki, kasılmalar başlarsa, bunun gerçek bir doğum dalgası mı yoksa yalancı kasılmalar mı olduğunu nasıl ayırt edebilirsiniz?
Gebeliğin son dönemlerinde rahmin doğum provalarına ihtiyacı vardır. Bu provalara “Braxton Hick” kasılmaları ya da “yalancı doğum ağrıları” denir. Bu tip bir kasılmayı ayırt edebilirseniz, gereksiz yere hastaneye gitmemiş olursunuz. Eğer bunu ayırt etmekte zorlanırsanız, doktorunuza ya da bir ebeye başvurabilirsiniz. Tam da bu gibi nedenlerden dolayı hamilelik döneminde bir doğuma hazırlık eğitimine uzaktan eğitimle katılmak yararlı olacaktır. Bir ebenin ya da bir doğum uzmanının güvenli alanında, ulaşım kolaylığından faydalanırsınız. 

Yalancı doğum dalgaları ve gerçekleri arasındaki farklar
Yalancı dalgalar yürümekle geçer, düzensiz aralıklarla gelir ve bir saatten uzun sürmez. Gerçek dalgalarda ağrı hissi yürümekle geçmez, giderek artar, iki dalga arasındaki dinlenme periyodu zamanla kısalır, dalgalar daha sık aralıklarla ve şiddetlenerek, düzenli aralıklarla gelir. Yalancı kasılmalarda ağrı genelde karında iken, gerçek bir doğum dalgası belden başlayıp karına yayılır. İlk zamanlar 15 dakikada bir, ardından 10 dakikada bir ve giderek kısalarak 5 dakikada bir gelmeye başlar. Suyunuz gelebilir, hafif kanlı bir akıntı olan, halk arasında “nişan” adı verilen rahim ağzındaki tıkacın atıldığını hissedebilirsiniz. Hastaneye suyunuz gelince ya da dalgaların arası 10 dakikadan daha az olunca gitmeniz gerekir. 

Değişen dünyada tele sağlık hizmetleri yaygınlaşırken, doğumların da yeri değişebilir
Korona günlerinde hastanelere gitmemek için pek çok özel hastanenin uzaktan görüntülü görüşmeler yaparak, tele sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdığına şahit oluyoruz. Günümüz şartlarında planlı ev doğumları da sıklıkla gündeme geldi. Doğuma sertifikalı bir ebe ya da bir hekimin eşlik ettiği ve evde doğumun tıbbi açıdan sakıncalı olmadığı durumlarda, acil anlarda hastaneye transferin tüm ayrıntılarıyla planlandığı bir ev doğumu, sizi evinizin konforunda güvende hissettirir, ağrı kesici, anestezi, suni sancı, dikişli doğum gibi gereksiz müdahalelerden korur. Virüs bulaşma riskini evinizde doğum yaparak azaltmış olabilirsiniz. Michel Odent'in Çiftçi ve Doğum Uzmanı kitabında, hastane doğumlarının, doğumun kendi doğallığında akmasına engel oluşu, oldukça yalın bir dille anlatılmıştır, kitabı okumanızı tavsiye ederim. Aşkla beslendiğimiz güzel günlere kavuşmak dileğiyle...

Yazının Devamını Oku

Cinsel mutluluk bedeni tanımaktan geçiyor

12 Mart 2020
Doktora tezimde tüp bebek adayı çiftlerde cinsel yaşamı araştırırken, su yüzüne çıkan önemli bir konudan bahsedeceğim.

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE CİNSEL YAŞAM

Doktora tezimde tüp bebek adayı çiftlerde cinsel yaşamı araştırırken, su yüzüne çıkan önemli bir konudan bahsedeceğim. Tüp bebek tedavisi alan çiftlerde, uygulanan tedavinin belli aşamalarında mesela yumurtlamadan hemen önce, yumurta henüz çatlamamışken, cinsel birleşme beklenir. Yaptığım araştırmada ve hatta benzer pek çok çalışmada, cinsel yaşamı belirli günlere, saatlere bağlamak, sanki bunu bir görevmişçesine hazza değil de, "üremeye" odaklanarak yapmak, aslında pek çok çiftin hiç memnun olmadığı bir durum.

ERKEKLERDE PERFORMANS ANKSİYETESİ

Öyle ki, bu durum erkeklerde "performans anksiyetesi" olarak tabir edilen durumun da yaşanma sebepleri arasında. Erkekler, kendilerinden beklenen döllenme olayını üzerlerinde bir çeşit baskı gibi hissedip, yük edinip, stres geliştirdiklerinde ereksiyonla ilgili çeşitli zorluklar yaşayabiliyor. Kadınlar da keza aynı. Belirli gün ve saatlerde olması gereken cinsel eylem, cinselliğin doğasındaki cazibe, gizem, haz gibi duyguları maalesef ikinci plana atabiliyor. Araştırmalarda çiftlerin cinsel eylemi bir programa tabi tutularak yaşamalarının cinsel doyumu azalttığı ortaya konuldu.

CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLENMEK TEDAVİYE DESTEK SAĞLIYOR

Bu gibi ve hatta vajinismus, cinsel istek azlığı, orgazm olamama, cinsel doyum azlığı gibi pek çok üreme sağlığı sorunlarının üstesinden gelmenin yolu, beden farkındalığını arttırmaktan geçiyor. İçinde yaşadığımız beden ile teması yeniden hatırlamak, bu kopuşların telafisini yapmak, adet döngüsü okur-yazarlığı ve bununla uyum içinde yaşamda akabilmek cinsel hayata da mutluluk getiriyor. Tüp bebek tedavisine de yararlı etkileri olabiliyor.

BİR DİĞER ÖNEMLİ KONU İSE CİNSEL İLETİŞİM

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaf ve şefkatli iletişimi, farkında olmadan kişinin üzerinde taşıdığı olumsuz cinsel öğretilerin, doğru bildiği yanlışların bir uzman desteği ile düzeltilmesi gerekir. Çiftlerin ortak akıl ve kalple ortaya koydukları cinsel eylem deneyiminin özgürleşmesi ve keyifle yaşanılası hale getirilmesi için her çiftte olduğu gibi tüp bebek adaylarında da en temel adımlardan biridir. Aşkla besle, Güliz...

Doktora tezimde tüp bebek adayı çiftlerde cinsel yaşamı araştırırken, su yüzüne çıkan önemli bir konudan bahsedeceğim. Tüp bebek tedavisi alan çiftlerde, uygulanan tedavinin belli aşamalarında mesela yumurtlamadan hemen önce, yumurta henüz çatlamamışken, cinsel birleşme beklenir. Yaptığım araştırmada ve hatta benzer pek çok çalışmada, cinsel yaşamı belirli günlere, saatlere bağlamak, sanki bunu bir görevmişçesine hazza değil de, "üremeye" odaklanarak yapmak, aslında pek çok çiftin hiç memnun olmadığı bir durum.

Öyle ki, bu durum erkeklerde "performans anksiyetesi" olarak tabir edilen durumun da yaşanma sebepleri arasında. Erkekler, kendilerinden beklenen döllenme olayını üzerlerinde bir çeşit baskı gibi hissedip, yük edinip, stres geliştirdiklerinde ereksiyonla ilgili çeşitli zorluklar yaşayabiliyor. Kadınlar da keza aynı. Belirli gün ve saatlerde olması gereken cinsel eylem, cinselliğin doğasındaki cazibe, gizem, haz gibi duyguları maalesef ikinci plana atabiliyor. Araştırmalarda çiftlerin cinsel eylemi bir programa tabi tutularak yaşamalarının cinsel doyumu azalttığı ortaya konuldu.

Bu gibi ve hatta vajinismus, cinsel istek azlığı, orgazm olamama, cinsel doyum azlığı gibi pek çok üreme sağlığı sorunlarının üstesinden gelmenin yolu, beden farkındalığını arttırmaktan geçiyor. İçinde yaşadığımız beden ile teması yeniden hatırlamak, bu kopuşların telafisini yapmak, adet döngüsü okur-yazarlığı ve bununla uyum içinde yaşamda akabilmek cinsel hayata da mutluluk getiriyor. Tüp bebek tedavisine de yararlı etkileri olabiliyor.

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaf ve şefkatli iletişimi, farkında olmadan kişinin üzerinde taşıdığı olumsuz cinsel öğretilerin, doğru bildiği yanlışların bir uzman desteği ile düzeltilmesi gerekir. Çiftlerin ortak akıl ve kalple ortaya koydukları cinsel eylem deneyiminin özgürleşmesi ve keyifle yaşanılası hale getirilmesi için her çiftte olduğu gibi tüp bebek adaylarında da en temel adımlardan biridir. Aşkla besle, Güliz...

Yazının Devamını Oku

Azalan östrojenimle barışmak

2 Mart 2020
Görünür ve duyulur olmayı derinlerde bir yerde yıllardır bekleyen, özümdeki bilge dişiyi keşif yolculuğudur bu. Seninleyim. Benimlesin. Hoş geldin! Bu çağrıyı duyan tüm kadınlara açıktır.

Bu çağrı, derinden onu duyan ile buluşmak için yapıldı.

Kadın ataların rehberliğinde, kuşaklar boyunca taşınan dişi bohçadan armağanlarımı almak, kadınlık döngülerimle barışmak, fazlalıkları boşaltmak için kendimle karşılaşmadır bu. Yalnızca orada olması istenilenin duyabildiği bir davettir bu.

Kadın yaşam döngülerinin 4 kapısının onurlandırıldığı (ilk adet-menarş, bereket ve doğurganlık dönemi ve mihenk taşı menopoz), beden şefkat pratiklerinin yapıldığı, rahim bilgeliğinin armağanlarını kendime sunma anıdır. Doğurmuşun doğurmamışa el verdiği, gencin bilgesine canlılığını, bilgenin gence alan tuttuğu, kadınlarla kucaklaşmanın şifasıdır bu...

Her bir kadınlık hallerimle hemhal olduğum, yaşam döngü kapılarından kendimi kucaklayarak geçtiğim, kendime her şey olma hakkını verdiğim iznimdir bu.

İçimdeki bilge dişinin uyanışına şahitlik ettiğim, gücümü fark ettiğim, kadın yaşam döngümde öldüğüm ve yeniden doğduğum geçiş törenimdir bu.

Kendimle dansımdır bu…

Ruhumun geçişini izlemek için açtığım alandır, ayırdığım zamandır. Öz’üme “Seni görüyorum” demektir.

Genç kızlığımı bir ziyarettir bu.

Yazının Devamını Oku

Cerrahi menopoz şikayetlerinin hafifletilmesi

18 Şubat 2020
Rahim bir operasyonla ile alınırken çoğu zaman kanserden koruyucu olması bakımından yumurtalıklar da beraberinde alınıyor. Buna "cerrahi menopoz" adı veriliyor.

Bu konu tartışmalı da olsa kadın bedeninde çok ani bir şekilde yaşanan bu hormonal değişiklik ve bedenin uyum sürecinden geçmeye zaman bulamadan östrojenin azalarak düşmesi yerine, aniden düşmesi uykusuzluk, sıcak basmaları gibi şikayetlerin şiddetli derecede yaşanma sebebi...

Östrojen yağ metabolizmasında önemli roller üstleniyor. Menopozla birlikte bu östrojen eksikliği, yağların depolanmasına, bu da kilo alımına sebebiyet veriyor. Beden yeni bir işleyişe geçtiği bu dönemde; eski yemek alışkanlıklarını devam ettirmek yerine sağlıklı olanlarla değiştirmek gerekebilir.

Uluslararası Obezite Dergisi'nde yayınlanan (2008) bir araştırmaya göre, geceleri beş saatten az uyuyanlarda, karın yağlanmasının artığı gösterildi. Sonraki araştırmalarda ise zayıf uykunun stres hormonu kortizol düzeylerini artırabildiğini ve bu da bel çevresinde yağ depolanma eğilimini artırdığı belirtildi. Yani uykuyu düzenlemek, dolaylı olarak kiloyu korumaya da yardımcı.

Sıcak basmaları gün içinde herhangi bir zamanda olabildiği gibi gece uykudayken de olabilir ve bu son derece can sıkıcı bir durumdur. Eğer bu sıcak basmaları yüzünden yaşam kalitesi etkilenir düzeye gelirse; egzersiz ve meditasyonu yaşam biçiminiz haline dönüştürebilirsiniz.

Önden düğmeli ya da çıtçıtlı, çabucak açılabilecek ve terlemeyi önleyici pamuk ya da bambu gibi doğal malzeme yapılmış giysiler fark yaratır. 

Eşinizle uyuyorsanız, iki adet tek kişilik battaniye/yorgan kullanın. Böylelikle sıcak bastığında, eşinize düşen yorgan payını da açmak yerine, sadece kendinizinkini açarsınız ve eşinizin uykusu daha az bölünür.

Fazla kilolar maalesef sıcak basmaları kötüleştirir. Beslenme önerileri ve bu döneme özgü egzersizi içeren, her ay düzenli buluşmaların olduğu kolaylaştırıcılığını yaptığım kadın çemberlerine katılmanızı öneririm.

Pek çok çalışmada egzersizin uyku ve sıcak basmasına iyi geldiği kanıtlandı. Ancak her egzersizin değil. Yoğun içerikli egzersizler durumu daha da kötüleştirebilir. Bir uzmanla bu döneme özgü egzersizleri yapmak, uyku sorunlarını da azaltabilir.

Yazının Devamını Oku