"Prof. Dr. Güliz Onat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Prof. Dr. Güliz Onat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Prof. Dr. Güliz Onat

Prof. Dr. Güliz Onat

Sezaryen sonrası emzirme

30 Temmuz 2020

Sakın yaşayamadıklarınız için suçluluk ve pişmanlık enerjisine girmeyin. Bu enerjiler, emzirmede en istemediğimiz şey. Unutmayın her şeyin bir telafisi var. Yakın zamanda doğum anında istediklerini yapamayan bir anneye destek oldum. Onunla yapmak istediklerini "yeniden sahneleme" yoluyla bir bir yaptık. Doğum anını yeniden yaşantıladık. Her şey istediği gibi oldu. Bebeğin kordonunu eşi kesti. Bebeği doğar doğmaz kucağına verdik. Bebeği memeye emekledi ve ilk emzirme aşkla, güvenle gerçekleşti. Geçmişte istediklerini yaşayamadığı için “Başaramadım kızım” diye ağlayan anne gitti, yerine “Birlikte başardık kızım” diye eşine ve kızına sarılan bir anne geldi.

Pişmanlık ve suçluluk duygusuna asla kapılmayın. Bu duygular geldiğinde varlıklarını kabul edin, fark edin ve dönüştürmeye gayret edin. Bu duygular, emzirmede size ve bebeğinize hizmet etmeyen duygular. Doğum anını, yeniden yaşayarak/sahneleyerek, telafisini yapabilirsiniz. Buna doğumda bağlanmanın telafisi deniliyor. Eşinizle birlikte deneyimleyebilirsiniz.

Literatür bilgisi: Doğum şekli ne olursa olsun, DSÖ ve UNICEF doğumdan sonraki ilk bir saat içinde emzirmeyi teşvik etmektedir (1,2,3,4).

Önce, hafıza boşluklarını doldurun
Sezaryende özellikle annelerde hafıza boşlukları yaşanır. Bebeğiyle ilk buluşma anına yönelik (gözlerini açtı mı, ağladı mı, ilk ne yaptı gibi) yaşantıları olmadığı için bu anıları eksik kalır. Eşinizin ameliyathaneye alınmasını isteyerek, ilk buluşma anlarına ait eşinizin ağzından dökülen kelimelerle hafıza boşluklarınızı varsa, doldurabilirsiniz. Eğer, buna izin verilmezse ya da eşiniz bunu istemezse, sağlık personelinden hafıza boşluklarını tamamlamasını isteyebilirsiniz. Doktorunuza ya da orada bulunan hemşireye, “Bebeğim doğduğunda ilk ne yaptı, nasıl çıktı, nasıl görünüyordu” şeklinde sorular yöneltmeyi deneyin. Eğer bir doğum fotoğrafçınız varsa, aynı soruları ona da yöneltebilir hatta bebeğinizin ilk fotoğrafları üzerine sohbet ederek, doğumunun ruhsal olarak tamamlanmasında, önemli bir yer tutan “Hafıza boşluklarını” doldurabilirsiniz. Pek çok destek olduğum annede, emzirme sorunlarını bu yöntemle şifalandırabildik.

Özellikle ten temasını önemseyin. Doğar doğmaz olmak zorunda değil. Odanıza geldiğinizde de yapabilirsiniz. Bebeğinizle olan bu ilk ten teması, sizin için doğumun duygusal olarak tamamlandığı anlamı da taşır (5,6,7).

Annelerin doğumdan kısa bir süre sonra bebeğinin hayatta ve canlı olduğuna emin olma ihtiyacı vardır. Bebeğini çıplak görmesi bu ihtiyacı giderecektir. Böylece kendi gözleri ile bebeğinin tüm organlarını, cinsiyetini kontrol edebilir (5,6,7).

Yazının devamı...

Emzirme döneminde sigara ve kafein kullanımı

18 Temmuz 2020

Sigara: Nikotin maalesef anne sütünde kandan 3 kat daha fazla bulunur. Bebeklerde ani yatak içi ölüm sendromu, büyüme geriliği riski artar. Süt üretiminde azalma görülebilir. Bebeklerin sigara içilen ortamlardan da uzak tutulması gerekir. Eğer siz ya da eşiniz sigara içiyorsa bebeğinizle uyku ve yatak paylaşımı yapmaktan kaçının. Sigara içmeden önce bebeğinizi emzirin. İçtikten sonra mümkünse duş alın ya da kıyafetlerinizi değiştirdikten, elinizi, yüzünüzü yıkadıktan sonra bebeğinizi kucaklayın.

Kafein: Kafeinin, bebeğinizin bedeninden atılması, bir yetişkine göre daha uzun süreyi alır. Bebeklerin bedeninde uzun süreli kaldığı için, düzenli kafein alma alışkanlığı olanlarda, yenisi içildikçe bebeğin bedeninde birikebilir. Bebekte uykusuzluk, huysuzluk gibi durumlara yola açabilir. Uzun süreli kafein alımı, anne sütündeki demiri azaltabilir. Günlük kullanımın 300 mg (3 bardak kahveye eşdeğer) ile sınırlı kalınması önerilir. Eğer uyku problemi yaşayan bir bebeğiniz varsa, günlük tükettiğiniz çikolata, kola, çay ve kahve miktarlarını gözden geçirmenizi öneririm.

Diğer kimyasallar: İçeriğinde DDT, Dioxcin, DDE, BPA, PCB, DEET bulunan tüm içeriklerden kaçınmalısınız.

Yazının devamı...

Emzirme ve doğum kontrol yöntemleri

10 Temmuz 2020

Emzirmek, hamilelikten korur mu?
Pek çok anne, yeni bebek sahibi olduktan sonra, diğer hamileliği için bir müddet ara vermeyi istiyor. Bu ara sağlık açısından da önemli ve gerekli. Kadın bedenindeki depoların yeniden dolması ve bir sonraki bebek için hazır hale gelmesi gerekli. İki hamilelik arasındaki süre, uzmanlara göre en az 18 ay ya da en az iki yıl olmalı.

Hormon hapı almadan, emzirme döneminde nasıl korunulur?

Peki, hem ara vermek gerekirken hem de emzirdiği için herhangi bir hormonal yöntem kullanmak istemeyen anneler ne yapacak? Çözümü yine bilge kadın bedeni sunuyor. Tam emzirme koşulları sağlandığı takdirde, bir sonraki hamilelikten emzirerek korunmuş oluyorsunuz sevgili anneler. Buna Laktasyonel Amenero Metodu (LAM) denir.
Nasıl mı?
Bebeğin meme başına yaptığı “emme” hareketi; yumurtlamayı sağlayan hormonları azaltır.  Böylelikle gebelikten korunursunuz. Emzirirken, mutlu olursunuz. Mutluluk hormonu “endorfin” artar. Bu artış; Yumurtlamayı sağlayan hormonları (GnRH) ve dopamini azaltır. Süt yapan hormon “prolaktini” arttırır. Prolaktin arttıkça, yumurtlama baskılanır. Prolaktin gece salınan bir hormon olduğu için, eğer gece emzirmiyorsanız, yumurtlamanız geri dönebilir.
Dikkat: Eğer, doğumdan sonra 6 ay içinde olmanıza rağmen regliniz geri dönmüş ise bu yöntemle korunamazsınız.

Yazının devamı...

Silikon emzirmeye engel mi?

30 Haziran 2020

O kadar imkansıza inanılmış ki... Olasılıklar dahi göz ardı edilmiş. Emzirme desteğine bile başvurmaya gerek duyulmamış. Silikon var, nasıl olacak ki! Halbuki kadın bedeni o kadar bilge ki... Bir emzirme desteği ile neler olurdu kim bilir...

Meme büyütme ve küçültme ameliyatları
Eğer geçirmiş olduğunuz herhangi bir meme ameliyatınız varsa (meme büyütme veya küçültme, biyopsi gibi), bunun emzirmeye etkisini bilmenin tek yolu deneyip görmektir. Ancak şanslı olduğumuz bir konu var ki kadın bedeni muazzam bir bilgelikle, her yeni duruma uyumlanabilir. Yani 9 ay boyunca yeni bir bebek geleceğini bilen beden, buna hazırlanmak için operasyon sinirleri zedelese bile, yeni sinir dallanmaları oluşturabilir.

Alt dış kadran kesisi sorun oluşturabilir

Ayna karşısında, dikiş izlerinizin nerden geçtiğine bir bakın. Genelde eski cerrahi tekniklerde, areolanın (kahverengi kısım) alt kadranından geçen bir dikişin (periareolar insizyon) varsa ve meme ucu/areolada hissizlik yaşıyorsanız, soğukta parmakla hafifçe ovuşturduğunuzda meme ucunuz sertleşmiyorsa, emzirirken boşta olan memenizden süt damlamıyorsa (her zaman olması şart değil) buradan geçen sinirler kesilmiş, süt kanalları zedelenmiş olabilir. Buradaki sinir hasarına bağlı, sütünüzü dışarı akıtan oksitosin refleksiniz zarar görmüş olabilir. Bu durumda bebeğiniz aç kalabilir. Ancak pompa ile sağıp verme seçeneğiniz her zaman var.

İyi haber günümüzde koruyucu cerrahi kesiler, meme ucunun uzağından yapılıyor. Böylelikle sinirlere zarar verilmiyor. Bir ameliyattan sonraki 2 yıl içinde bölgedeki hisselerin geri döneceğini biliyoruz. Eğer areola etrafında dikiş izi görüyorsanız, hastane tipi bir pompa kiralayıp doğumdan yaklaşık 3 gün sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Önce emzirip ardından 4-5 dakika pompalamanız yeterli. Ancak bebeğiniz çok aç olmasın. Biraz besleyip ardından emzirip sonra pompa yapabilirsiniz.

Yazının devamı...

Down sendromlu bebekler ve emzirme ipuçları

16 Haziran 2020

Kas gevşekliği

Bu tür bebeklerin doğdukları ilk haftalarda kasları gevşek olabilir. Emzirirken, anneler sıklıkla gevşek kas tonüsüne sahip bu bebekleri memeye yerleştirmede zorlanabilirler. Bu nedenle bebeğin anneye yakın olması ve gövde sabitliğine yardımcı olması için bir yastıkla desteklenerek emzirilmesi kolaylık sağlayabilir. Bebeğin topuklarının bir havlu yardımıyla desteklenmesi ya da annenin karnı ve bacakları ile temas etmesi kendini güvende hissetmesine ve daha etkin emmesine yardımcı olabilir.

Down sendromlu bebeklerde emzirme pozisyonları

Bir diğer emzirmeyi kolaylaştırıcı yöntem "arkaya yaslanarak emzirme" pozisyonudur. Bebekler, emmeye programlı doğarlar. Arkaya yaslanarak emzirme pozisyonunda, bebeklerde bu program kendiliğinden aktifleşir ve emme, arama, yutma refleksleri uyarılır. Böylelikle dudak, çene ve dil kaslarının gevşek olmasına rağmen, memeyi kavratmak kolaylaşabilir.

Kundaklayarak emzirme

Gevşek kaslar için bir diğer önerim de bebeğinizi yarım kundaklayarak emzirmenizdir. Kundaklarken elini açıkta bırakarak, sizinle ten teması yapmasına izin vererek ve kafasını açıkta bırakarak kundaklamak, memede kafasını en rahat ettiği şekilde yerleştirmesine olanak tanır. Bir diğer önemli konu, annenin sakin ve rahat olmasıdır. Anne ancak sakin ve rahat olduğunda, süt akışı sağlanabilir.

Dik pozisyonlar

Down sendromlu bebeklerin bazılarında, yumuşak damak yarıklıkları görülebilir. Böyle bir durumda, bebeğin içtiği süt, genzine kaçabilir, burnundan gelebilir. Bunu önlemek için bebeklerin kafası, kalçasından daha yüksekte olacak şekilde besleme pozisyonu önerilir. Arkaya yaslanarak emzirme pozisyonu bu tür pozisyonlardan biridir. Ayrıca kafası yükseltilmiş futbol topu emzirme pozisyonu da önerilebilir.

Yazının devamı...

Emzirme döneminde lazer epilasyon yapılır mı, saç boyanır mı?

2 Haziran 2020

Lazer ışını, süt dokusuna ulaşmadığı için süt miktarını etkilenmez. Ancak bu konuda yeterli sayıda çalışma da yapılmadı. Yani ‘kesin zararlıdır’ ya da ‘kesin zararsızdır’ diyemiyoruz. Lazer epilasyondan çok daha zararlı olabilecek bir şey var ki, lokal anestezi için kullanılan krem ya da enjekte edilen ilaçlar… Herhangi bir alerji durumu gelişebilir. Lazer epilasyon yaptıracaksanız, asıl bu konuya dikkat etmenizi öneririm. Herhangi bir anestetik ilaç kullanırken doktorunuza danışmadan uygulatmayınız.

Laktasyon dönemindeki hormonal durumdan dolayı, kıl kökleri beslenme eğilimindedir ve ciltte renk değişikliklerine sebebiyet verebilir. Yani emzirdiğiniz sürece aslında kıl kökleri de varlığını sürdürür. Emzirme döneminde lazer epilasyon bir bakıma boşa kürek çekmek gibidir. Zaman ve para kaybı anlamı taşıyabilir. Siz aldırırsınız, o yeniden çıkar. Etkisi beklenenden az olabilir. Belki emzirme döneminiz bitene dek, lazer epilasyonu ertelemeyi düşünebilirsiniz.

Bu dönemde saç boyamak zararlı mı?
Saç boyaları her ne kadar üzerinde organik, zararlı kimyasal içermez ifadeleri taşısalar da oldukça fazla kimyasal içerir. Özellikle emziren annelerde saç boyasının etkileri üzerine çalışmalar yetersiz olsa da, ben şahsi olarak hamilelerin ve emziren annelerin saç boyası yaptırmalarını önermiyorum. En azından ek gıdaya geçene dek, boya ihtiyaçlarını ertelemelerini öneriyorum. Yapılan bazı çalışmalarda saç boyası kullanımı ile meme kanseri, çocukluk çağı germ hücre tümörü ve lösemi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Bazı kaynaklarda detaylı olarak saç boyalarının olumsuz etkileri gösterilmiştir. Saç boyama konusunda detaylı araştırma yapıp çalışma sonuçlarına mutlaka bakmalısınız.

Yazının devamı...

Korona günlerinde doğum yapacak anneler ne zaman hastaneye gitmeli?

25 Nisan 2020

Bazı kasılmalar yalancı, bazıları ise gerçek doğum dalgalarıdır. Bunu ayırt etmeyi öğrenmeniz, korona günlerinde sizi gereksiz hastane ziyaretinden korur. Ancak kasılmalar hastaneye gitmek için tek neden değildir. Endişe verici belirtiler olduğunda ambulans çağırabilir ya da hastaneye gidebilirsiniz. Kasılmaları erken dönemde mümkün olduğunca evde karşılamak, tüm doğuma hazırlık sınıflarında tavsiye edilen ortak bir bilgidir. Böylelikle hem evinizin rahatlığında güvende hisseder, hem hastaneye erken gitmeye bağlı gereksiz müdahalelerden korunur, hem de korona günlerinde virüsten de mümkün mertebe korunmuş olursunuz.

Peki, kasılmalar başlarsa, bunun gerçek bir doğum dalgası mı yoksa yalancı kasılmalar mı olduğunu nasıl ayırt edebilirsiniz?
Gebeliğin son dönemlerinde rahmin doğum provalarına ihtiyacı vardır. Bu provalara “Braxton Hick” kasılmaları ya da “yalancı doğum ağrıları” denir. Bu tip bir kasılmayı ayırt edebilirseniz, gereksiz yere hastaneye gitmemiş olursunuz. Eğer bunu ayırt etmekte zorlanırsanız, doktorunuza ya da bir ebeye başvurabilirsiniz. Tam da bu gibi nedenlerden dolayı hamilelik döneminde bir doğuma hazırlık eğitimine uzaktan eğitimle katılmak yararlı olacaktır. Bir ebenin ya da bir doğum uzmanının güvenli alanında, ulaşım kolaylığından faydalanırsınız. 

Yalancı doğum dalgaları ve gerçekleri arasındaki farklar
Yalancı dalgalar yürümekle geçer, düzensiz aralıklarla gelir ve bir saatten uzun sürmez. Gerçek dalgalarda ağrı hissi yürümekle geçmez, giderek artar, iki dalga arasındaki dinlenme periyodu zamanla kısalır, dalgalar daha sık aralıklarla ve şiddetlenerek, düzenli aralıklarla gelir. Yalancı kasılmalarda ağrı genelde karında iken, gerçek bir doğum dalgası belden başlayıp karına yayılır. İlk zamanlar 15 dakikada bir, ardından 10 dakikada bir ve giderek kısalarak 5 dakikada bir gelmeye başlar. Suyunuz gelebilir, hafif kanlı bir akıntı olan, halk arasında “nişan” adı verilen rahim ağzındaki tıkacın atıldığını hissedebilirsiniz. Hastaneye suyunuz gelince ya da dalgaların arası 10 dakikadan daha az olunca gitmeniz gerekir. 

Değişen dünyada tele sağlık hizmetleri yaygınlaşırken, doğumların da yeri değişebilir
Korona günlerinde hastanelere gitmemek için pek çok özel hastanenin uzaktan görüntülü görüşmeler yaparak, tele sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdığına şahit oluyoruz. Günümüz şartlarında planlı ev doğumları da sıklıkla gündeme geldi. Doğuma sertifikalı bir ebe ya da bir hekimin eşlik ettiği ve evde doğumun tıbbi açıdan sakıncalı olmadığı durumlarda, acil anlarda hastaneye transferin tüm ayrıntılarıyla planlandığı bir ev doğumu, sizi evinizin konforunda güvende hissettirir, ağrı kesici, anestezi, suni sancı, dikişli doğum gibi gereksiz müdahalelerden korur. Virüs bulaşma riskini evinizde doğum yaparak azaltmış olabilirsiniz. Michel Odent'in Çiftçi ve Doğum Uzmanı kitabında, hastane doğumlarının, doğumun kendi doğallığında akmasına engel oluşu, oldukça yalın bir dille anlatılmıştır, kitabı okumanızı tavsiye ederim. Aşkla beslendiğimiz güzel günlere kavuşmak dileğiyle...

Yazının devamı...

Cinsel mutluluk bedeni tanımaktan geçiyor

12 Mart 2020

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE CİNSEL YAŞAM

Doktora tezimde tüp bebek adayı çiftlerde cinsel yaşamı araştırırken, su yüzüne çıkan önemli bir konudan bahsedeceğim. Tüp bebek tedavisi alan çiftlerde, uygulanan tedavinin belli aşamalarında mesela yumurtlamadan hemen önce, yumurta henüz çatlamamışken, cinsel birleşme beklenir. Yaptığım araştırmada ve hatta benzer pek çok çalışmada, cinsel yaşamı belirli günlere, saatlere bağlamak, sanki bunu bir görevmişçesine hazza değil de, "üremeye" odaklanarak yapmak, aslında pek çok çiftin hiç memnun olmadığı bir durum.

ERKEKLERDE PERFORMANS ANKSİYETESİ

Öyle ki, bu durum erkeklerde "performans anksiyetesi" olarak tabir edilen durumun da yaşanma sebepleri arasında. Erkekler, kendilerinden beklenen döllenme olayını üzerlerinde bir çeşit baskı gibi hissedip, yük edinip, stres geliştirdiklerinde ereksiyonla ilgili çeşitli zorluklar yaşayabiliyor. Kadınlar da keza aynı. Belirli gün ve saatlerde olması gereken cinsel eylem, cinselliğin doğasındaki cazibe, gizem, haz gibi duyguları maalesef ikinci plana atabiliyor. Araştırmalarda çiftlerin cinsel eylemi bir programa tabi tutularak yaşamalarının cinsel doyumu azalttığı ortaya konuldu.

CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLENMEK TEDAVİYE DESTEK SAĞLIYOR

Bu gibi ve hatta vajinismus, cinsel istek azlığı, orgazm olamama, cinsel doyum azlığı gibi pek çok üreme sağlığı sorunlarının üstesinden gelmenin yolu, beden farkındalığını arttırmaktan geçiyor. İçinde yaşadığımız beden ile teması yeniden hatırlamak, bu kopuşların telafisini yapmak, adet döngüsü okur-yazarlığı ve bununla uyum içinde yaşamda akabilmek cinsel hayata da mutluluk getiriyor. Tüp bebek tedavisine de yararlı etkileri olabiliyor.

BİR DİĞER ÖNEMLİ KONU İSE CİNSEL İLETİŞİM

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaf ve şefkatli iletişimi, farkında olmadan kişinin üzerinde taşıdığı olumsuz cinsel öğretilerin, doğru bildiği yanlışların bir uzman desteği ile düzeltilmesi gerekir. Çiftlerin ortak akıl ve kalple ortaya koydukları cinsel eylem deneyiminin özgürleşmesi ve keyifle yaşanılası hale getirilmesi için her çiftte olduğu gibi tüp bebek adaylarında da en temel adımlardan biridir. Aşkla besle, Güliz...

Doktora tezimde tüp bebek adayı çiftlerde cinsel yaşamı araştırırken, su yüzüne çıkan önemli bir konudan bahsedeceğim. Tüp bebek tedavisi alan çiftlerde, uygulanan tedavinin belli aşamalarında mesela yumurtlamadan hemen önce, yumurta henüz çatlamamışken, cinsel birleşme beklenir. Yaptığım araştırmada ve hatta benzer pek çok çalışmada, cinsel yaşamı belirli günlere, saatlere bağlamak, sanki bunu bir görevmişçesine hazza değil de, "üremeye" odaklanarak yapmak, aslında pek çok çiftin hiç memnun olmadığı bir durum.

Öyle ki, bu durum erkeklerde "performans anksiyetesi" olarak tabir edilen durumun da yaşanma sebepleri arasında. Erkekler, kendilerinden beklenen döllenme olayını üzerlerinde bir çeşit baskı gibi hissedip, yük edinip, stres geliştirdiklerinde ereksiyonla ilgili çeşitli zorluklar yaşayabiliyor. Kadınlar da keza aynı. Belirli gün ve saatlerde olması gereken cinsel eylem, cinselliğin doğasındaki cazibe, gizem, haz gibi duyguları maalesef ikinci plana atabiliyor. Araştırmalarda çiftlerin cinsel eylemi bir programa tabi tutularak yaşamalarının cinsel doyumu azalttığı ortaya konuldu.

Bu gibi ve hatta vajinismus, cinsel istek azlığı, orgazm olamama, cinsel doyum azlığı gibi pek çok üreme sağlığı sorunlarının üstesinden gelmenin yolu, beden farkındalığını arttırmaktan geçiyor. İçinde yaşadığımız beden ile teması yeniden hatırlamak, bu kopuşların telafisini yapmak, adet döngüsü okur-yazarlığı ve bununla uyum içinde yaşamda akabilmek cinsel hayata da mutluluk getiriyor. Tüp bebek tedavisine de yararlı etkileri olabiliyor.

Eşlerin birbirlerine karşı şeffaf ve şefkatli iletişimi, farkında olmadan kişinin üzerinde taşıdığı olumsuz cinsel öğretilerin, doğru bildiği yanlışların bir uzman desteği ile düzeltilmesi gerekir. Çiftlerin ortak akıl ve kalple ortaya koydukları cinsel eylem deneyiminin özgürleşmesi ve keyifle yaşanılası hale getirilmesi için her çiftte olduğu gibi tüp bebek adaylarında da en temel adımlardan biridir. Aşkla besle, Güliz...

Yazının devamı...
Prof. Dr. Güliz Onat Kimdir?

Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Doçentiyim. Kadın sağlığının bir “bütün” olduğuna inanıyorum. Bütüncü bu bakış açımdan yola çıkarak bir kadının doğurganlığını bütünleyen şeylerin başında cinsel sağlık ve egzersizin de önemli olduğunu düşünüp, bu konularda kendimi geliştirmeyi seçtim. Yüksek lisans ve doktora tezimde cinsellik çalıştığım için, deneyim ve gözlemlerimi de işin içine katarak yol almak kolay oldu. Doktora tezimde tüp bebek adayları ile çalıştığımdan, bu alanda deneyim kazandım. Hamileliği kolaylaştırıcı faktörleri onlara anlatmak üzere özel seanslar yapıyorum. International Board of Lactation Consultant Examiner (Uluslararası Emzirme Danışmanları Adayları Kurulu), süt verme dönemi ve emzirme bakımında, uygulayıcıları sertifikalandırmada, dünya çapında en güvenilir kuruluştur. Süt verme dönemi ve emzirme bakımında en iyi standartları oluşturur ve bu standartları karşılayanlara dünya çapında geçerli sertifika verir. Bu sertifikayı alabilmek için adaylar, belli saatlik danışmanlık yapmanın yanı sıra zorlu bir sınavdan geçirilir. Bu sertifika sahipleri "Uluslararası Kurul Sertifikalı Emzirme Danışmanı" (IBCLC) ünvanı alır. Ülkemizdeki hemşireler arasında bu sertifikaya sahip ilk ve şu an için tek hemşireyim. Bir vakıf üniversitesinde ebelik bölümünde ebe öğrenci yetiştirmenin yanı sıra, emzirme konusunda güçlük yaşayan anneleri evlerinde ziyaret ederek, emzirme danışmanlığı başta olmak üzere hamile, doğum ve cinsel danışmanlık yapmakta, hamile pilatesi dersleri vermekteyim. Aldığım Eğitimler: Comprehensive Lactation Education (2013); Sağlık Bakanlığı’ndan "emzirme danışmanlığı (2008)" ve "yenidoğan yeniden canlandırma (2007)", İstanbul Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi "Doğum öncesi eğitim için eğitici eğitimi (2004)", Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği’nden Cinsellik ve Cinsel Tedaviler 1. Modül eğitimi ve cinsel sağlık danışmanlığı sertifikalarının sahibiyim. Pilates Eğitimim Doğal doğumun bir parçası da bilgilenme kadar kasları doğuma hazırlamak. Doğum ve emzirme danışmanı, yıllarını doğumhanede geçirmiş bir uzman hemşire olarak, tüm bu bilgilerimi birleştirerek, anneleri doğal doğuma yönlendirmek istedim. Bunun bir yolu olarak hamile pilatesini seçtim. Uluslararası Pilates Federasyonu ve Türkiye Cimnastik Federasyonu başta olmak üzere pek çok kurumdan eğitimlerimi tamamladım. Son üç senedir annelerin beden, ruh ve zihinlerini pilates yoluyla doğal doğuma hazırlıyorum. "Kadına karşı şiddete hayır" aktivistlerindenim. Bölüm başkanlığını yaptığım ebe öğrencilerim için yeni vizyonlar geliştirerek, "doğumun doğallığına saygı" çerçevesi içinde mesleklerini en iyi nasıl yapabileceklerine temellenmiş bir öğretim programı oluşturdum. Yaşam boyu öğrenme ilkesine inanarak, kendimi geliştirmeye, kadınlara/annelere yardım etmeye ve hayallerimin peşinden gitmeye devam etmekteyim.