Yıkılmadık ayaktayız

Önce enkaz sonra balçık. Ardından binlerce can kaybı, on binleri geçen hafif, orta ve ağır yaralı kardeşimiz. Deprem ve sel felaketlerinin sonuçları hepimiz için çok acı.

Haberin Devamı

İçimiz yanıyor, kalbimiz kanıyor. Ama yine de ve her şeye rağmen yıkılmamak ve ayakta kalmak zorundayız. Ve yine her şeye rağmen o bildik deyim, “Yıkılmadık, ayaktayız!” cümlesi bugünlerde hepimiz için dayanak olmalı. Olmalı çünkü o basit cümlede düşündüğümüzden çok daha önemli bir anlam ve çıkış yolu var. O çıkış yolunu ruh sağlığı uzmanları “TRAVMA SONRASI BÜYÜME KAVRAMI” olarak tanımlıyorlar. Peki, nasıl bir şeydir bu kavram? Neyi ifade ediyor?

KISA BİLGİ

ACILAR BAZEN GÜÇLENDİRİYOR

Travma sonrası büyüme teorisi ruh sağlığı uzmanlık alanının çok değil, son 20-30 yıldır gündeme getirdiği ve tartıştığı önemli bir konu. “Zorlayıcı, yaralayıcı, baş edilmesi güç yaşam koşulları altında verilen yıpratıcı ve zorlu mücadelelerin ardından elde edilen psikolojik güç kazanımları” bu kavramın özeti. Kavram “travma sonrasında yaşanan bir çeşit ruhsal ve duygusal güçlenme hali”nin ifadesi. İsterseniz gelin bundan sonrasını tecrübeli bir ruh sağlığı uzmanına Prof. Dr. Kemal Sayar’a bırakalım, Kemal Hoca ne diyor, neler anlatıyor ona odaklanalım...

Haberin Devamı

Yıkılmadık ayaktayız

İYİ HABER

DERMAN BAZEN DERDİN İÇİNDEDİR

Dr. Sayar’a göre zorlayıcı, acılı ve ağır bazı süreçlerden geçen bireyler süreç sonrasında psikolojik bazı problemler yaşamaya başlıyor ve bunlar aslında beklenen ve doğal sayılan tepkiler. Bir başka deyişle anormal bir duruma verilen normal ruhsal tepkisel yanıtlar. Bu tepkilerin zamanla uzun süreli ruhsal sorunlara dönüşmesi de pekâlâ mümkün. “Depresyon, kaygı bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu” bu gibi sağlıksız ruhsal sonuçların ilk akla gelen örnekleri. Ne iyi ki geçirilen o ağır travmatik stres sonrasında herkes aynı ruhsal problemleri yaşamıyor. Mesela insanların yüzde 75’i yaşamlarında travmatik bir olaya maruz kaldıklarını söylerken sadece yüzde 8’inde travma sonrası stres bozukluğu görülüyor. Peki, ya sonrası? Travma sonrası büyüme!

Haberin Devamı

ÖNEMLİ

TRAVMA BİZİ NASIL BÜYÜTÜYOR

BAZI kişilerde geçirilen ağır travmatik stresler süreç ve sonrası eğer iyi yönetilirse “travma sonrası büyüme” sayesinde bir dizi kişisel dönüşümün de anahtarı olabiliyor. Mesela geçirilen travma o insanda “kişisel güç hissiyatı”nı arttırabiliyor ve o kişi kendisini hayatın dizginlerini artık eline almış birisi olarak da görebiliyor. “Sosyal ilişkilerde başkalarına karşı daha şefkatli olma, başkalarından gelen yardımı kabul etmede daha istekli davranma, aile ve arkadaşlarla daha fazla zaman geçirmeye karar verme, sevdiklerine onları ne kadar sevdiğini ve onlara ne kadar çok değer verdiğini daha sık ve gönülden söyleme eğilimine girme, zarar veren ilişkilerden uzaklaşma davranışları geliştirme” gibi olumlu eğilimler/değişimler aslında travma sonrası büyümenin de işaretleri. Bu kişilerden bazıları “yaşamlarına ilişkin yeni ihtimaller”i de fark etmeye başlıyor. Örneğin, “ulaşılamayacak eski amaçlarından vazgeçiyor, yeni ve gerekli şeylere ulaşmaya çalışıyorlar. Hatta bazıları yeni bir ilgi, yeni bir kariyer planını bile devreye sokabiliyor.” Yine aynı kişilerde “hayatın değerini anlama, küçük ve günlük şeylerin değerini daha iyi kavrama, hayatın kendisine ikinci kez bağışlandığının farkına varma, manevi hayatta büyük değişim ve gelişim yolculuklarına çıkma” gibi farklılıklar ve farkındalıklar ortaya çıkabiliyor.

Haberin Devamı

Yıkılmadık ayaktayız

ÖZETİ ŞUDUR

ÖLDÜRMEYEN YUMRUK GÜÇLENDİRİR

 Başlıktaki cümle hepimizin sık tekrarladığı geleneksel direnme kalıplarından biri olsa da Dr. Sayar’a göre, “son yıllarda ruh sağlığı alanında ‘bizi öldürmeyen yumruğun güçlendireceği’ minvalinde” çok sayıda çalışma yapılıyor, sonuçları yayımlanıyor. Anlaşılan o ki bizde de önümüzdeki günlerde ruh sağlığı uzmanları bu kavramları daha sık ve çok tartışacaklar. Üstelik hepimizin bu tartışmalara ve çıkarılacak sonuçlara çok ama çok ihtiyacımız var. Önümüzde bizi bekleyen çok uzun ve meşakkatli bir sürecin olduğu kesindir. Bu süreçlerde de birlikte ve beraber olmak, omuz omuza, yan yana ve kol kola yürümek mecburiyetindeyiz. İsterseniz gelin, tam da bu aşamada bir başka ruh sağlığı uzmanını, yaşamını Amerika’da sürdüren Prof. Dr. Toksöz B. Karasu’ya bırakalım...

Haberin Devamı

KESİP SAKLAYIN...

HİÇBİRİMİZ YALNIZ DEĞİLİZ

HAYAT yalnızca ve sıradan bir yolculuk değil, bir “hac”dır. Ve biz belki de manevi bir yolda yolculuk eden insanlar olmaktan ziyade; insani yolda yolculuğa çıkmış manevi varlıklarız... İnsanlık, varış vakti ve yeri belli olmayan bir yolculuktur. Ve bu yolculukta hiçbirimiz yalnız değiliz.

(Huzurlu Yaşama Sanatı kitabından...)

Yazarın Tüm Yazıları